ALINTI(OĞUZLU @ Apr 28 2006, 12:04 PM)

Ne kavgası be kardeş!.....
Türkiye Cumhuriyeti kurulalı 80 küsur yıl oldu. Evvelsi ise Osmanlılar ve Selçuklular ile beraber tastamam 935 yıllık bir devlet...Ve Allah(C.C) izin verirse kıyamete kadar sürecektir inşallah bu devletin varlığı.
Ama bir şeyi unutuyorsun...Benim kadar tecrübeli değilsin, tarih hakkında bilgin galiba sınırlı.
Bir devletin varlığını sürdürebilmesi için en önemli hususlardan biri belki de birincisi DİL BİRLİĞİ'dir.
Farklı diller eğer resmiyet kazanıp, herkes istediği dille konuşup yazışırsa devletin bütünlüğü ve birliği temelinden çatlamaz da ne olur? Ben lâz'ım diye hiçbir zaman lâzca resmi dil olsun demem. Ama hemşerilerimle konuşurum gerektiğinde. Mizahi anlamda da yazarım.
Dış güçlerin tek bir amacı vardır. Jeopolitik yönden çok önemli bir konumda olan devletimizi ele geçirmek, yok etmek. Bunun için her türlü yola başvururlar. Öncelikli hedefleri ise dil birliğini parçalamaya yönelik faaliyetlerdir. Düşünsenize biraz; Casus Lawrence ne yaptı da Osmanlı Devleti 2-3 yılda 4 milyon kilometrekareye yakın toprak kaybetti. Bu nasıl oldu biliyormusun?
Arapça konuşulan ve yazılan bölgelerde propaganda yapıp halkları Osmanlı Devletine karşı kışkırtıp arkadan vurdurarak.
Artık ders alın ve bu gibi düşüncelerden vazgeçin...
Eğer ille Kürtçe serbest kalsın diyorsanız gidin doğruca Irak'taki Kürdistan'a... Ve devletimizi de halkımızı da rahat bırakın.
Anlaşıldı mı kuzum...
OĞZULU. Yaşınızdan dolayı size hürmetim vardır. O yüzden sözlerimi fazlaca ağır kullanmayacağım.
İlk olarak sizin bence çok büyük bir hatanız var. Oda ben herşeyi biliyorum edası içinde olmanızdır. Tabi kendinizce haklı sebepleiniz muhakkak olmalı. İkini olarak karşınızdakini kesinlikle muhattabınız olarak görmek istemiyorsunuz. Siz herşeyi biliyorsunuz ya. O yüzden karşınızdakinin bilgisinin yada düşüncelerinin sizi mat edeceği kaygısında değilsiniz. Bunu öyle kafamdan söylemiyorum. Uzun zamandır yazdıklarınızı, tartışmalarınızı okudum.
"Ne kavgası be kardeş!..." demişsin. Bizim yaptığımız ne peki? Yok bunun adı kavga değil de başka birşey diyorsan bilemem. Her tartışma da bir kavga niteliği taşır.
Türk tarihini Allah'a şükür iyi bilirim. İnşallah sizinde dediğiniz gibi kıyamete kadar KAVGALAR OLMADAN sürer.
Bir devletin varlığını sürdürebilmesi için en önemli şey dil değildir. Bunda tamamen yanılıyorsun. Eğer o kadar tarihi iyi bildiğini iddia ediyorsan bunu bilmen gerekirdi. İstersen şimdiki tarihten örnek vereyim. İspanya'yı bir araştır istersen. Orada kaç farklı ırk yaşıyor? Kaç yüz farklı dil konuşuluyor? Elbetteki dil önemlidir. Ama sizin sandığınız kadar önemli değildir.
Eğer herkes bildiği dil ile yazışırsa vs demişsiniz. Resmiyet kazanması, herkesin kendi dili ile istediği resmi yazışmaları yapabileceği anlamına geldiğini bilmiyordum vede bilmeyeceğim. Çünkü böyle bir şey yok. Düz mantık tamamiyle bu.
Jeopolitik önem. Bu devletin ele geçirilmesi için en önemli şey dili parçalamak değildir. İslam'ı parçalamaktır. Kültürü parçalamaktır. Sizinde bu tuzağa düştüğünüz Aşırı Milliyetçilik propagandalarıdır maalesef.
Bak tarihi o kadar iyi biliyorsun ya. Birşey anlatacağım.
Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya'nın Camii ye çevirme işlemlerini bitirdikten sonra vakfetmiştir. Tabi o dönemkde devlet cebinden bir kuruş çıkartamadn sosyal devlet anlayışıyla herşeyi vakıflar ile halletmiştir. 1 milyondan fazla vakıf vardır o zamanlar. Ayasofya nın restoresi, vakfı vs bittikten sonra Fatih: Her kim ki vakfı farklı yollara hizmet için kullanırsa Allahı, peygamberlerin, meleklerin ve tüm canlıların laneti onun üzerine olsun. Osmanlı tarihini iyi analiz edebildiyseniz hiçbir yerde beddua kullanılmamıştır vakıftan başka. Şimdi günümüz Türkiye'mizde vakıfların kimlere hizmet ettiğini açıklamama gerek var mıdır bilemiyorum. Biz Allahın, peygamberleri, meleklerin ve tüm canlıların lanetine uğramışız bir kere. Siz, henüz daha yok efendim dilde birlikten bilmem neyden bahsediyorsun. Yok böyle birşey. Düzelemememizin en büyük sebebi yukarıda anlattığım olaydır. Eğer vakfı ları eski işlevselliğine kavuşturabilirsek bu lanetten kurtulabiliriz.
Araplara değinmişsiniz. Allah ıslah etsin Arap'ları. Onların bir bölümü her zaman böyledir. Onların bazılarının içinde bulunan fitne ve fesatı dil ile bağlaştırmanızı hayretler içinde okudum.
Gelelim en önemli kısma. Irak'a gidin demişsiniz. Sizi tutan mı var efendim? Sizde çıkın gidin orta asya'ya. Gidin çine de oradaki muzlim Türk kardeşlemizie yardıma. Tarihi bilginiz nede olsa süper. Gidin de oradaki Türkleri birleştirin tarihi bilgilerinizle ve bir cesur yürek te siz olun. Hiçbir zaman böyle bir cümle kurmaya hakkınız yok. Yeri gelince kürtlere ayrımcı diyorsunuz. Sizin yaptığınız ne peki? Ayrımcılığın daniskası. Hiçbir zaman ılımcıl olmak için kürtlere bir adım yanaştınız mı? Bi yanaşmayı akıl edebilseydiniz bakalım kürtler size kaç adım yanaşacak tı.
Deletimizide halkımızıda rahat bırakın ha? Efendim o devleti siz mi kurdunuz? Cephelerde sizin mi kanınız döküldü, göğsüzünden siz mi kurşun yerdiniz OĞUZLU? Kuvay-ı Milliye yi siz mi kurdunuz da böyle bir cümle kullanıyorsunuz? Biz buradayız. Hiçbir yere gitmeye de niyetimiz yok. Hiçbir zamanda gitmeyeceğiz. Sizin gibilerin yanlış düşüncelerini yıkana kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Kardeşlik ortamını elbetteki bir gün oluşturacağız. O zaman yüzyıllardır olduğu gibi tekrardan kardeşçe yaşayacağız.
Sayın tarih bilgini OĞUZLU. Türklerin Anadolu ya nasıl yerleştiğini bilmiyor musunuz yoksa??? Anlatayım kısacık isterseniz.
Efendim o dönemin Büyük kumandanlarından Atilla Han, o dönemin bizans topraklarına keşif için bir grup askerini göndermiştir. O dönemde mezopotamya da bulunan kürtler: 1.Bizans ı sevmediği için 2. Türklerin müslüman olduğu için Türklere yardımda bulunmuştur. Keşif için gelenlere hertürlü desteği vermişlerdir.
Savaş sırasında (Malazgirt) Desteklerini devam ettirmişlerdir. Sonuçta fethedilmiştir bu topraklar. Yanlış mı yapmışlar Kürt'ler? Elbetteki hayır. Bugün olsa yine aynısını yapardık. Çünkü Türkler de Müslüman. Çünkü Türkler iyi insanlardır. Çünkü, biz sizi herşeye rağmen sizi çok seviyoruz. Çünkü biz mezopotamya kültürünü almışız. Çünkü bizim içimizde artniyet yoktur! Çünkü biz İslam'a hizmet etmek isteriz.
Muhtemelen yukarıda anlattığımın hikaye olduğunu söyleyeceksiniz. Güzel bir hikaye değil mi? Hikaye: yaşanmış yada yaşanma olasılığı olan KISA yazılardır. Biz Roman yazdık be

İsterseniz 90 yıl evvelini de anlatayım mı bu cahilliğim ile? Evet evet anlatayım.
Bildiğiniz üzere dillere destan Kurtuluş Savaşı yılları o dönemler.
Savaş henüz başlamamış. Düşman orduları heryeri sardığını biliyoruz. 600 yıllık Osmanlı'nın başkenti de kuşatılmış durumda. Neyse efendim lafı fazla uzatmadan asıl mevzuya geçeceğim. Gerçi gerisini şıp diye anlamıştır OĞUZLU ama anlamayanlar için yazıyorum.
Türk tarafından bir heyet: Biz, yüzyıllardır beraber yaşamış kardeş halklarız. Şu an ülke ateş altında ve özgürlüğümüz tehlikededir. TÜRK, KÜRT birlikte hareket edersek kurtulabiliriz. Sonra Bir ANADOLU CUMHURİYETİ çatısı altında kardeşçe yaşamaya hazırız.
Neyse efendim biz tabiki kabul ettik yardımı. Hem istenmese bile kendimiz Kuvay-ı Milliye yi hazrılamışız bile.
Savaş oldu bitti. Kurtuluş Savaşı Destanı yazıldı.
Türk tarafından bir heyet: Tek dil, tek ülke, tek halk ve tek bayrak! Ya yahu kardeş bu yanlıştır diyenin cezası elbette hapis, ceza, işkence, sürgün ve ölümdür.
Dediklerimin uydurma olduğunu düşünenler! 1921 Anayasasında niye Türk ver Kürt devleti ibaresi yer almaktadır? Zaten yukarıdsa anlattığım 1921 anayasasından sonra söylenmiştir.
Cahil cahil konuşuyorum işte. Bakmayın bana.
KARDEŞ HALK BU HALE Mİ DÜŞÜRÜLMELİYDİ BE? YETER ARTIK. NİCE GÜZELLİKLERİ ÖLÜMLERE VERDİK. GEL BE EY KARDEŞLİK, EY İNSANCA YAŞAM.
"Artık ders alın ve bu gibi düşüncelerden vazgeçin..." Sanırım bu sözü kendinize söylediniz. Şahsen ben yüzsüz olduğum için hiç alınmadım. Maalesef anlaşılamadı kuzum.