“Aziz İslam Ailesi”nin Ağabeyi Atasoy Müftüoğlu

Ağabey, senin de çok iyi bildiğin gibi daha dün,
adına 28 şubat dedikleri güne kadar kendisini siyasi önder, düşünür,
bilgin, üstat ve aydın gören nice kahramanlar(!) o günden sonra nasıl dönekleştiler, suspus oldular,
girecek delik aramaya başladılar; rejime günah çıkarma yarışına girdiler.


Ben buna, tıpkı Talut'un ordusunun ırmakla sınanması gibi 28 şubat ırmağı diyorum.
Bu kıymetli(!) şahsiyetlerin çok azı hariç,
28 şubat ırmağından geçerlerken tıpkı Talut'un ordusundakiler gibi imtihanı kaybettiler:
"Tâlut askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah sizi bir nehirle imtihan edecek.
Kim ondan bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir,
kim de ondan doyasıya içerse benden değildir" dedi.
Çok azı hariç ondan doyasıya içtiler. O ve inanlar nehri geçince:
" Bu gün Câlût'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı" dediler.
Allah'a kavuşacaklarına inanlar ise:
" Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir" dediler. (2/249);
Onlar, Câlût ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman:
" Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl,
kâfir kavme karşı bize yardım et" dediler. (2/250);
Allah'ın yardımıyla onları yenilgiye uğrattılar.
Davud, Câlût'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet verdi. O'na dilediğinden öğretti.
Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı yeryüzü bozguna uğrardı.
Ancak Allah bütün âlemlere karşı sınırsız lûtuf sahibidir." (2/251)
Evet,
maalesef 28 şubat ırmağından kana kana içenler nehrin karşısına geçecek gücü yitirdiklerinden rejime sığınmak zorunda kaldılar.
Sen ve senin gibi çok az kimsenin bu nehirden içmeden geçmiş olması sana "aziz İslam ailesinin " ağabeyi deme hakkını bana vermektedir. Ağabey, "iyi ki varsın".

Erhak Aktaş-İktibas