Araplarda Dini Durum
Araplarda değişik dini inançlar mevcuttu.
Bunlar:
1 - Putperestlik:
Arapların çoğu İbrahim ve İsmail Aleyhimusselam’ın dinine bağlı idiler.
Bunlar önceleri tevhid ehli idiler.
Daha sonra zamanla dinlerini unuttular fakat yine de dinlerinde İsmail Aleyhisselam’ın tevhid akidesine ait bazı ibadet ve inançlar kalmıştı.
Huzaa’nın reisi olan Amr b. Luhay’ın gelmesine kadar bu böyle sürdü. Bu kişi çok ibadetkâr, cömert ve dindar bir kişi idi. İnsanlar onu büyük alim ve veli zannederek ona itaat ederler, onun emirlerine uydular.
O Şam’a yaptığı bir yolculukta orada putlara tapan bir kavime rastladı ve onların yaptığını hak zannettiği için bunlar hoşuna gitti. Çünkü Şam Allah’ın gönderdiği kitaplar ve rasuller diyarı idi. Bu yüzden Luhay, putperestlerin yaptığı putları hak zannetti ve onlardan Hubel adında bir put alıp Mekke’ye getirdi ve Kabe’nin içine koydu.
Sonra da Mekke ahalisini bu puta ibadet etmeye çağırdı. Mekke ahalisi onun getirdiği şeyin dine ters olmadığını bilakis iyi bir bid'at olduğunu zannederek cehaletlerinden dolayı ona uydular.
Sonra Hicaz ahalisi birer birer Mekkeliler’e uymaya başladı. Onların eski putlarından bazıları şunlardı:
Kızıldeniz’in sahilinde, Kadid yakınlarındaki Müşlik’te bulunan Menat, Taif’te bulunan Lat ve Nahle vadisinde bulunan Uzza.
Bu üç put arapların en büyük putları idi. Bunlardan sonra bu diyarda şirk çoğaldı ve şirkle birlikte putlarda çoğaldı.
Başka bir rivayete göre;
Amr b. Luhay’ın cinlerden bir arkadaşı vardı. Bu cin Amr’a Nuh Aleyhisselam’ın kavminin putları olan Ved, Suva,Yegus, Yeuk ve Nasr’ın gömülü olduğu yerleri gösterdi.
Amr’da onları bulup bunları hac zamanında hacca gelen kabilelere dağıttı. Bunun üzerine her kabile hatta her ev putllarla doldu. Mescid-i Haram’ın çevresi dahi putlarla dolduruldu. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke’yi fethettiğinde Kabe’de 360 put buldu ve bunları yıkıp yaktı.
Bu putlara karşı yapılan değişik ibadet şekilleri vardı. Bunların çoğu Amr b. Luhay’ın icad ettiği ibadetlerdir.
Bunlardan bazıları:
a - Bu putlara giderek onlara ibadet edip onları yüceltirlerdi. Bir şey isteyeceklerinde gidip bu putlardan isterlerdi. Şiddet ve sıkıntı anında bu putların isimlerini zikrederlerdi. Bir ihtiyaçları olduğunda ihtiyaçlarını onlardan isterlerdi. Ayrıca onlar bu putların Allah katında kendileri için şefaatçi olacağına inanıyorlardı. Bu putların Allah katında üstün yetkiye sahip olduklarını ve onların istedikleri şeyleri gerçekleştirmeye kadir olduklarına inanıyorlardı.
b - Onlar bu putlar için haccederler, onların çevresinde tavafta bulunurlar, onlara karşı zelillik gösterip onlara secde ederlerdi.
c - Onlar bir takım vesilelerle putlarına yaklaşmaya çalışırlardı. Putları için ve putlarının adıyla kurban keserlerdi.
Bu iki kesim hususunda Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar size haram kılındı. (Maide: 3)
"Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Çünkü onu yemek fısktır. Gerçekten şeytanlar dostlarına sizinle mücadele etmeleri için telkin ederler. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz." (En’am: 121)
d - Bu putlara yaklaşmak için yiyecek ve içeceklerinden bir bölümünü onlara tahsis ederlerdi. Yine bunun gibi ürünlerinden ve hayvanlarından bir kısmını da putlara ayırırlardı. Bunlardan bir kısmını ise Allah’a ayırırlardı.
Bazı zamanlar kendi uydurdukları sebeplerden dolayı Allah’a has kıldıkları şeyleri putlara geçirirlerdi. Fakat hiçbir zaman putlara has kıldıkları şeyleri Allah’a geçirmezlerdi.
Bu hususla ilgili Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Allah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a pay ayırıp zanlarınca:" Bu Allah’a, bu da ortak koştuklarımıza(putlarımıza) dediler. Ortak koştukları için ayrılan Allah’a geçmiyor, fakat Allah için ayrılan ortak koştuklarına geçiyor! Ne kötü hüküm veriyorlar!" (En’am: 136)
e - Bu araplar kendi nefislerinden haram ve helaller uydururlardı. Örneğin; onlar bahire, saibe, vasile ve ham’ı haram kılmışlardı.
Bahira: Kulağına çentik atılan hayvan demektir. Araplar, deve veya koyun beş defa doğurduğu zaman onun kulağına bir çentik atarlar ve artık bunun putlara ait olduğunu söylerlerdi. Bundan sonra bu hayvanlara ne biner ve ne de onun etinden veya sütünden istifade ederlerdi.
Saibe: Onlardan birisi hastalandığında şifa bulur veya bir yolculuktan evine dönerse putlara bir deve bağışlar ve bu deveye "saibe" derlerdi. Artık bu deve serbest bırakılır ve hiç kimse bu deveden istifade edemezdi.
Vasile: Hiç doğurmamış bir deve arka arkaya iki dişi deve doğurursa artık onu ilahlarına bırakırlardı.
Ham: Erkek deveden on tane döl alındığında "artık onun sırtı ısındı" derlerdi ve bundan sonra onu putlarına bırakırlar ve ondan istifade etmezlerdi. Araplar putları için yaptıkları bu gibi hareketlerle Allah’a yaklaşacaklarına ve Allah katında o putların kendilerine şefaatçi olacaklarına inanırlardı. Allah-u Teâlâ bu hususta şöyle buyurmaktadır:
"Allah bahira, saibe, vasile, ham diye bir şey kılmamıştır. Fakat kafirler yalan yere Allah’a ifitira etmektedirler ve onların çoğununda kafaları çalışmaz." (Maide: 103)
Allah-u Teâlâ onların yaptıklarının batıl olduğunu ve bu şekilde kendisine ulaşılamayacağını belirterek şöyle buyurdu:
"Dikkat edin, halis din Allah’ındır. Allah’ı bırakıp ondan başka dostlar edinenler; "Onlara , bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez." (Zümer: 3)
"Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine zarar ve fayda vermeyecek şeylere ibadet ediyorlar ve "Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki; "Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah ortak koştukları şeylerden uzaktır." (Yunus: 18)
2 - Meleklere, Cinlere, Güneşe ve Yıldızlara İbadet Etme:
Bazı Araplar meleklere ibadet ederler ve onlara Allah’ın kızları derlerdi. Bazıları ise cinlere ibadet ederler ve onlarla Allah-u Teâlâ arasında bir akrabalık ve sıhriyet (evlilikten dolayı doğan akrabalık) olduğuna inanırlardı.
Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyuruyor:
"Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş! Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz? Hiç düşünmüyor musunuz? Doğru sözlüler iseniz, kitabınızı getirin! Allah ile cinler arasında bir hısımlık uydurdular. And olsun cinler, kendilerinin de hesap yerine götürüleceklerini bilirler." (Saffat: 153-158)
Bazı müşrikler ise güneşe ve aya ibadet ederlerdi.
Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyuruyor:
"Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer yalnız Allah’a kulluk etmek istiyorsanız bunları yaratana secde edin." (Fussilet: 37)
3 - Dirilmeyi İnkar Etme:
Araplardan bir kısmı dirilmeyi inkar ediyordu.
Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmaktadır:
"(Müşrikler şöyle der) Siz öldüğünüz , toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor? Bu size vaad edilen çok uzaktır. Dünya hayatından başka gerçek hayat yoktur. Ölürüz, yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz." (Mü’minun: 35-37)
4 - Zamana Tapma -Dehrilik-:
Bunlar Allah-u Teâlâ’yı inkar ederler ve bizi öldüren Allah değil zamandır derlerdi.
Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyuruyor:
"Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz, yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder. Bu konuda onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zannediyorlar." (Casiye: 24)
5 - Rasullere Gelen Risaleti Reddetme:
Bu inanç sahipleri Allah-u Teâlâ'nın rasul olarak bir beşer (insan) göndermeyeceğine inanırlardı.
Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyuruyor:
"İçlerinden bir adama "İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kafirler "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler." (Yunus: 2 )
6 - Fal Oklarına inananlar:
Onların üç tane fal okları vardı.
- Birincisinde; "Rabbim bunu emretti"
- İkincisinde; "Rabbim bunu yasakladı"
- Üçüncüsünde ise, "Boş" yazılıydı.
Onlardan birisi yolculuk, savaş, ticaret, evlenme veya bunun gibi herhangi bir meseleye kalkışacağı zaman bu fal oklarına başvururdu. Eğer "Rabbim bunu emretti" oku çıkarsa o işi yapar, "Rabbim bunu yasakladı" oku çıkarsa o işten vazgeçer, "Boş" oku çıkarsa o zaman ok çekme işlemine tekrar başlardı.
Allah-u Teâlâ bu konu hakkında şöyle buyuruyor:
"Fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısk (yoldan çıkmak) tır." (Maide: 3)
7 - Haniflik:
Arap yarımadasında İbrahim ve İsmail Aleyhimusselam'ın dinine tabi olan, tevhide inanan, öldükten sonra dirilmeye, kıyamet gününe ve son zamanlarda bir rasulün geleceğine inanan Hanefiyyun isminde bir fırka vardı.
Bunlar putlara ibadet etmezler ve putlara kesilen hayvanların etlerinden yemezlerdi. Bu inançta olanlardan bazıları:
1 - Kusay b. Said el-İyadi:
Bu kişi cahiliyede Allah’ın birliğine ve tevhide ve ahiret gününe çağıran bir kişiydi.
2 - Zeyd b. Amr b. Nufeyl:
Ömer b. Hattab Radıyallahu Anhu’nun amcasının oğlu ve cennetle müjdelenen Said b. Zeyd’in babası idi.
3 - Varaka b. Nevfel:
Hatice Radıyallahu Anha’nın amcasının oğluydu. Sahih hristiyanlık dini üzerindeydi. Müslüman olarak öldüğüne dair rivayetler vardır.
4 - Ümeyye b. Ebi Salt:
Hak dini istemiş ve hristiyan olmuştu. Kitaplarda bir rasul gönderileceğini okumuştu ve kendisinin rasul olacağını umuyordu. Devamlı ibadet ediyor ve bu şekilde nübüvveti elde edeceğine inanıyordu. Muhammed’in rasul olması üzerine ona haset etti ve şöyle dedi:
"Haniflik haktır. Fakat Muhammed’in risaleti konusunda şüphelerim vardır."
Ona niçin Muhammed’e tabi olmadığı sorulduğunda o:
"Ben Sakif’in kadınlarından utanıyorum. Çünkü onlara gelecek rasulün ben olacağımı söylemiştim. Şimdi ben bundan sonra Beni Abdulmenaf’ın çocuğuna mı tabi olayım." dedi.
Bu kişi Bedir savaşından sonra kafir olarak ölmüştür.
5 - Ubeydullah b. Cahş:
Hak dini arıyordu. Birçok tereddütten sonra müslüman oldu ve Habeşiştan’a göç etti. Fakat orada irtidat edip hristiyanlık üzerinde iken öldü. (Siyeri İbn-i Hişam)