İnsanoğlu, çocukluktan beri sevgi ve korku üzerine yapılan telkinlerle pek çok "olmazsa olmaz" putlarının cenderesi altına girer.
Kendi varlığını birinin ya da bir şeyin var oluşuna bağlamak; onsuz hayatı anlamsız ve çekilmez olarak görmek.. Yokluğuna tahammül edememek. Onu, o şeyi kendisi için hayatın şartı, 'olmazsa olmazı' olarak görmek ilah edinmenin bir başka boyutu.
Birçok kimse için; iş, eş, para, mal, mevki, meslek, meşrep, şeyh, başkan, lider, grup, doktrin, ideolojik tercih vs. yaşamın "olmazsa olmazlarını" oluşturur. Bu ve benzeri şeyler, kişi için; iyilik, mutluluk ve kurtuluş şartı ve hayatın vazgeçilmezleri olarak görülüyorsa sanıldığından da önemli bir psikolojik problemle karşı karşıyayız demektir.
Fert için bağlılık hissedilen kadın, sevgili, eş; sahip olunan iş, makam, mevki, rütbe, mal, servet., kaybedildiğinde yokluğu hayatın sona ermesiyle, ölümle eş görülüyorsa.. Ve belki dayanamayıp intihar bile göze almıyorsa..! Mesleğini, meşrebini, grubunu, cemaatini, partisini., bir şarkıcıyı, sanatçıyı; şeyhini, başkanını, liderini vazgeçilmez, kurtarıcı ve iyiliklerin kendi başına kaynağı olarak görüyor ve onu, herkesin muhtaç olduğu, her şeyin üstünde kimse ve nesne olarak düşünüyor, görüyor ve onsuz iyiliklerin asla söz konusu olmayacağını zihnine yerleştiriyorsa, burada bir ilahlaştırma söz konusudur.
Doktrin ve ideolojileri ve bu ideolojileri temsil eden kişileri, kendisi için tartışılmaz, erişilmez, eleştirilmez, değişmez ve vazgeçilemez olarak algılamakta da yine ilah edinme anlamında bir problemli bağlılık vardır. Asla vazgeçilmez olan, hayatın onsuz devamının göze alınamayacağı; hayatta kalmanın ve iyiliklerin ancak onlarla kaim olacağı düşüncesi, her şahıs için, kendine has zihinsel putlar olur. Bunlar, hayatı yönlendiren ve kişinin düşünce ve duygu dünyasına nüfuz etmeyi zorlaştıran önemli faktörlerdir. Tek İlah'a ulaşmada aşılması en zor olan engeller de bunlar olsa gerektir.
Bir kadına bir ömür boyu köle olup sömürülenler, beyaz atlı prensin hayali ile yanıp kavrularak ömür tüketenler!..
Hayatını bir kurtarıcıya vakfeden, onun için canlı bomba olmayı bile göze alan, bir lider için gözünü kırpmadan ateşe atılanlar., bir laik doktrin uğruna kendini yiyip bitirenler.!
Ömrünü işine, şirketine adayan ve günün birinde işler ters gitti diye hayatına son verenler!. Her şeyi yaratan ve her şeye kaadir olan Kudreti, bir vakit bile aklına getirmeyip, ruhlarını putlaştırdıklarına köle edenler!
Başkanlığını, liderliğini, mevkiini hayatı pahasına elde tutmaya çalışanlar.. Koltuğunu elinden alacaklar diye paranoid hezeyanlara kapılarak, herkesi kendisine düşman olmakla, hainlikle ve bölücülükle suçlayanlar.!
Engellemeler ve kayıplar karşısında büyük sıkıntılara giren; anksiyeteden, depresyona ve intiharlara sürüklenen, makam ve rütbesini kaybetmeye bir de karısını kaybetme eklenince kafasına kurşun sıkanlar.. "Onsuz"luğu asla düşünemeyen ya da yok olmakla eş sayan "olmazsa olmazlarının köleleri.. Şirk psikolojisinin girdabında şuursuzca bocalamanın zavallılığını iliklerine kadar yaşayanlar.!
Tek "vazgeçilmez" olanın, bir Allah olduğu şuuruna varamayışın, kurtuluşu ve mutluluğu Allah'tan başkasında arayıp, kurtarıcılara köle oluşun cezası., ruhların esaretinin ifadesi..
Kurtarıcısından kurtarılmaya muhtaç hale düşmenin zavallılığı.! İlahlar edinmenin en trajik yönü de bu olsa gerek
dr hamdi kalyoncu