Kuranıkerim’in Maide suresi der ki:
“Ey inananlar! İçki, kumar (...) şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz...”
Ne var ki Kuranıkerim’in Muhammet suresinde de şöyle yazıyor:
“Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen Cennet şöyledir:
Orada temiz su ırmakları..
Tadı bozulmayan süt ırmakları..
İçenlere zevk veren şarap ırmakları... vardır.”
Demek ki şarap bu dünyada yasak..
Ama Cennet’te iç içebildiğin kadar...
Eski deyişle bu “girizgâh”tan sonra gelelim Türkiye’nin bugünkü hâl-i pür melâline...
Bugünkü Başbakan RTE İstanbul’a başkan olunca belediyenin lokallerinde içkiyi -bu arada şarabı- yasaklamıştı...
İstanbulluya diyordu ki:
- Ancak Cennet’e giderseniz içebilirsiniz...
Ankara’da, Keçiören’de, birkaç gün önce içki satan büfeci Metin Şahin’i belediye zabıtası çivili sopalarla dövdü...
Olay televizyon ekranlarında sergilendi...
Mevlana’nın Konya’sında da içki yasak...
Başkentin Keçiören ilçesinde 1 milyon nüfus yaşıyor...
İçkili restoranlar kapatılıyor...
Ve tüm Türkiye’de baskı gittikçe yayılıyor...
Olayın bir yüzü bu...
Ya öteki yüzü?..
Dünkü gazetelerden iki haber özeti:
Mey İçki Sanayi ve Ticaret Şirketi’nin markası olan Kayra’nın direktörü Bülent Özfırat, şarap pazarında önemli gelişmeler yaşandığını söylemiş...
80 YTL’lik değeriyle Türkiye’nin en değerli markası “Kayra İmperyal”miş...
Sonra?..
Amerika’da yapılan “Dünyanın en güçlü kadınları” listesine 75’inci sıradan giren Güler Sabancı, amcasıyla birlikte ortak şarap üretiyormuş...
İki Türkiye oluştu...
Bu iki Türkiye arasındaki uçurum gittikçe derinleşiyor...
Kimileri diyor ki:
- Bu dünyada şarap içmek haramdır, biz şarabı Cennet’te içeceğiz...
Ve gün geçtikçe “Cennet’te şarap” özlemi ağır basıyor...
Bunların belediye zabıtası, içki satan dükkân sahibini güpegündüz hem de başkentte çivili sopalarla dövmekten çekinmiyor...
GERÇEK GÜNDEM