Muhyiddin Arabi'nin küfür ve şirk sözleri (S.181-183)
"
Varlıkta ancak Allah vardır", veya "Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının
rengidir."diyen İbn Arabî, bu sözleriyle inancını ifade ederken Kur'an ayetlerini de
hiç bir kural tanımaz tavırla yorumlamaktan çekinmez. O, Alî İmran suresinin 191.
ayeti olan "Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin" gibi bir ayeti
bile şöyle yorumlar:
"Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o
bâtıldır. Belki onları senin isimlerin ve sıfatların ile ortaya koymuştur. Senden gayrı
olanları tenzih ederiz.'
İbn Arabî Vahdet-i Vücud inancını ma'nzum ve nesir türü yazılarında ayrıntılı bir
şekilde anlatıp, bu inancı sistemli bir inanç haline getirmeye çalışır. Konuya örnek
olması açısından bir şiirinde şöyle der:
Ey varlığı yaratan nefsinde!
Sen bütün yaratıklarını cemediyorsun,
Yaratıyorsun, oluşu sona erenleri sende
Dar da sensin, geniş de.
İbn Arabi'nin öğretisinin ikinci özelliği dinlerin birliği inancı ile ilgilidir. Ona göre
farklı dinlerin oluşu sadece isimlerin ve şekillerin farklılığındandır. Bundan, bütün
dinlerin temelinin vahiy olduğu ancak sonradan ayrılıp değiştikleri gibi islâm'ın bir
esası anlaşılmamılıdır. Çünkü O'nun dinlerin birliği ile kasdettiği Vahdet-i Vücud
inancı ile ilgilidir: O'na göre
Tanrı ve Kainat bir olduğuna göre(!) Firavun bile
Allah'a ibadet etmiştir. Bu nedenle de o bile kamil bir mü'mindir. Zira taptığı şey
de varlığın bir parçası (Bir'in bir unsuru) değil midir?! Bu nedenle puta tapan bir
kişi bile aslında (haşa)Allah'a ibadet etmektedir. Zira o putta Bir'in bir
parçasıdır.O bu düşüncelerini manzum ifadelerle de dile getirir:
Her biçimi kuşatır kalbim: Ceylanlar için otlak ve Hıristiyan rahipler için bir
manastırdır o, Ve, putlara tapınak, hacıların kâbesi, Tevrat'ın levhaları ve Kur'an'ın
sayfalarıdır aynı zamanda,
Ben aşk dinine uyarım hangi yolu tutarsa Aşk'ın develeri, işte budur benim dinim ve
inancım
.
Vahiyden Kültüre - Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 - Muhyiddin
Arabi'nin küfür ve şirk sözleri (S.181-183)