İmam Şamil
Aug 27 2008, 09:20 AM
Necip Fazıl'da iki tahlil...
İBN-İ TEYMİYYE
Şimdi bütün bu yolu kaybedişlerin, çamura saplanışların, her şeyi beş hasseden ibaret kuru akıl çerçevesine döküşlerin; ona da nasıl inandıkları ayrı bir mesele teşkil etmek üzere "Nas-Kur'ân hükmü" dışında hiç bir şey kabul etmeyişlerin ve Kur'ân'ı kuru akla göründüğü gibi ele alışların baş temsilcisi İbn-i Teymiyye'ye sıra geliyor.
Sekizinci Hicrî Asrın bu kuru kafası, kendisinden birkaç asır ilerideki Vehhabîliğe, ondan 1 asır sonra da Mısırlı Muhammed Abduh ve Efganlı Cemaleddin'e (Cemaleddin-i Efganî) uzaktan ve yakından ana zemini kurmuş ve İslâmı yıkılmak üzüre bir bina farzedip onu dışından payandalamak isteyen daha sonraki (reform)culara doğrudan doğruya veya dolayısiyle dayanak olmuştur.
Bir âlim, evet... Fakat... Kuru, hedefini şaşkın, sır âleminin vecde düşürücü müşahedesini kaybetmiş ve derinliğine hikmet ufuklarını karanlığa boğmuş bir ilim, hiçbir şey bilmemekten daha kötüdür. îbn-i Teymiyye bu ikinci sınıfın baş örneğidir; ve mesleği, kısaca, şeriati dış çehresiyle ele almak, onu uzunluğuna ve genişliğine ele alırken derinliğinden mahrum ederek hacimden uzaklaştırmak ve satıh haline getirmek ve bu yolda İslama bir nevi maddecilik ve kuru akılcılık getirmeye kalkışmış olmaktır. Yâni İbn-i Teymiyye, şeriati doğrulayıcı akla, onun gördüğünden-ötesini kabul etmemekle, farkında olmaksızın bir nevi selâhiyet ve hâkimiyet tanımış oluyor ki, akla böyle bir selâhiyet ve hakimiyet tanımak, hem aklı, hem imanı anlamamak ve dalâletin en dipsizine düşmek oluyor. Eğer insan "ben Kur'an-ı aklımla tefsir ederim" dese de tefsiri Beyzavî Tefsirinin aynı olsa yine küfürdedir. Aynı akılla Allah'ı inkâr edenler, ters tarafından İbn-i Teymiyye ile aynı daire içinde mahpusturlar. Bu bahis gayet girift ve uzundur ve İbn-i Teymiyye mektebinin bazı ihtilâtları, hattâ son zamanlarda yurdumuzda talebe kaydetmeye kadar giden sirayetleri ve kolayca yerleşme avantajı bakımından ne kadar üzerinde durulsa yeridir. Akla bahşedilen öyle bir kolaylık ve ucuzluk ki, yarım akıllara İlâhî esrara karşı bir nevi horozlanma sevdasını veriyor, İlâhî esrarı çözülmüş şifre kâğıtları halinde sepete attırdığının farkında olmuyor; ve işte bu haliyle günümüzde İslâm Enstitülerine kadar sızmış ve bazı gruplar arasında modalaşmış bulunuyor.
Tasavvufu inkâr etmek, Resuller Resulünün ruhâniyet ve bâtınını tanımamaya varır ki, hem de sözde şeriatten yana görünmenin maskesi altında topyekûn ve en hain şekilde küfre ulaşır. Bu gibilerin (diyalektik) tekerlemeleri ise, (Sokrates)in buluşiyle, flüt çalana inanıp da flüte inanmamak derecesinde hayalî bir abes ve hamakat teşkil eder. Anlaşılmaza inanıyor da onun tecellilerindeki sırrîlik ve gizliliğe inanmıyor!!!
Koca İmam-ı Gazalî... Aklı akılla tükettikten sonra şöyle der:
"- Aklın hudut noktasına vardım ve gördüm ki, onunla erişmek boş hayâl... Peygamberin ruh feyzine yapışmaktan ibaret her şey... Öyle yaptım ve kurtuldum. Peygamberlik tavrı aklın ötesidir."
Bunlarsa aklı tüketip ötesine geçenler değil, en iptidaî aklın tükettikleri...
Not: Allah Rasulu ( s.av) efendimiz Mealen "Bir Kişiye kafir hükmüne varmanın iki ucu sivri bir değnek olduğunu ve Karşı tarafta yok ise söyleyen kişiye geri dönüp ona hüküm olacağını buyurmaktadır...Sizi Allah'tan kormaya devaet ediyorum ve yazmış olduğunuz bu yüz kızartıcı yazının Tekfir bölümünü siliyorum... HATTAB84
Kocakarıların hayâl aynasındaki mevhum çizgilerle, Allah'ın esrar perdesindeki sonsuzluk nakışları ve tasavvufun sahtesiyle gerçeği arasında ayırd edici meleke, işte İbn-i Teymiyyede mevcut olmayan selim akıl ve mümîn kalbleri ışıldatıcı ilâhî nurdur. Nur yoksunu, o...
Kaynak: Türkiye'nin Manzarası
hattab84
Aug 27 2008, 10:47 AM
OKURSANIZ NE KADAR GEREKSİZ BİR YAZI AKTARDIĞINIZI VE ÜSTADINDA NE KADAR BÜYÜK HATA YAPTIĞINI GÖRECEKSİNİZ AMA BUNU İLK ÖNCE ÖNYARGISIZ VE OKUYARAK YAPABİLİRSİNİZ.....
Şâfiî mezhebinden İmam Salih b. Ömer el-Buhıtkînî (868/1463-1464) bu kitaptaki takrizinde şöyle der: "Ben İbn Teymiyye'nin bu zamana kadar okuduğum kitaplarında onun küfrünü, zındıklığını gerektirecek bir sözüne rastlamadım. Onun kitaplarında kişiyi ilim ve dinde yükseltecek bid'atçılar ve sapıklarla mücadele gibi meziyetlere rastladım.
Hanefi mezhebinin imamlarında Abdurrahman b. Ali (835/1431-32)'nin şu sözü vardır: "İbn Teymiyye'den onun küfrünü, fıskını ve dinde çirkinliğini gerektirecek bir şey nakledilmemiştir."
Bedruddin el-Aynî (855) de şöyle demiştir: "Kim onun kâfir olduğunu söylerse o kâfir olur. Kim onu zındıklığa itham ederse o zındıktır. Bu sözler ona nasıl nisbet edilebilir? Onun kitapları her tarafta yayılmıştır ve onun kitaplarında sapıklık ve tefrikaya işaret eden hiç bir şey yoktur."
İbnu Teymiyye müdafaası
İbnu Teymiyye'nin sapık olduğu iddiasında bulunan bir kişiye cevaben yazdığımız yazı
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: "Âlimler peygamberlerin varisleridir."
Âlimlerin fetvalarına itiraz edilebilir ama kendilerine "sapık" denilmesi insanı çok büyük bir vebale hatta sapıklığa sürükleyebilir.
İbnu Teymiyye hakkında iddia edilenler ve hapse atılış sebebi olarak zikredilenler ona iftiradır.
Türkiye'de ne yazık ki halkımız İbnu Teymiyye'yi iftiracıların mesajlarını taşıyanların kalemlerinden ve ağızlarından tanıdı.
Hindistan'ın son dönem âlimlerinden Ebu'l-Hasen Ali en-Nedvi'nin yazdığı "Ahmed ibnu Teymiyye" adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Ayrıca size ümmetin önderi durumundaki bazı büyük ilim adamlarının İbnu Teymiyye hakkında söylediklerini aktarıyorum:
İbnu Abdilhadi, İbnu Teymiyye hakkında şöyle der: "Rabbani bir imam, ümmetin müftüsü, ilim denizi, hafızların seyyidi, asrının eşsiz bir âlimi. Şeyhu'l-İslâm, Kur'an'ın tercümanı, zahidlerin önderi, abidler içinde sessiz, bid'atçıların düşmanı ve müçtehid imamların sonuncusu."
Hafız Zemlekani: "Beşyüz seneden beri hıfzı ondan daha kuvvetli olan görülmemiştir."
Hafız el-Mizzi: "İbnu Teymiyye'den daha iyi Kur'an'ı ve sünneti bilen ve en güzel şekilde onların yolundan giden görmedim."
Hafız Berzali: "O kendisine toz kondurulmaması gereken içtihad seviyesine ulaşmış ve müçtehidliğin şartlarını kendisinde toplamış bir imamdır."
İbn Hacer el-Askalânî: "O bir beşerdir hata da eder isabet de. İsabet ettiği konular daha fazladır, onlardan istifade etmek gerekir. Bu isabet ettiklerinden dolayı Allah'ın merhametine kavuşacağı ümit edilir. Hata ettiği yerlerde taklit edilmez, ancak mazurdur. Çünkü onun dönemindeki âlimler onun içtihad şartlarına sahip olduğunu kabul etmişlerdir." (İbnu Hacer el-Askalani hadis ilminin en büyük âlimlerindendir. Sahih-i Buhari için yazılan şerhlerin en etkilisi ve en yaygını olan Fethu'l-Bari onun eseridir. Rical ilminde bütün hadisçilerin başvuru kaynağı olan Tezhibu't-Tezhib de onun önemli eserlerinden biridir. Rical ilmindeki derin ilmi sebebiyle onun verdiği bilgiler kişiler hakkında delil sayılır. Dolayısıyla İbnu Teymiyye hakkındaki şehadeti hadisler açısından delildir.)
İmam Zehebi: "İbnu Teymiyye sahabe ve tabiinin mezhep ve görüşlerini çok iyi bilirdi. Bir meseleyi anlattığında o konuda dört mezhebin görüşlerini de bildirirdi. Ancak belirli bazı konularda onlara muhalefet etmiş ve bu konularda da kitap ve sünnetten delil getirmiştir."
Yine Zehebi'nin bir başka sözü: "Onun cesareti darb-ı mesel olmuştur. O bu cesaretiyle büyük kahramanlara benzerdi."
(İmam Zehebi de Askalani gibi hadis ilminin en büyük âlimlerindendir. Zehebi'nin bu sözlerin dışında da İbnu Teymiyye'yi öven birçok sözü bulunmaktadır.)
Hafız Bezzar: "İbnu Teymiyye'nin güzel hanıma, tatlı bir cariyeye, iyi eve, bir hamiye, bostan ve bahçelere rağbet ettiği duyulmamış; para pul için gayret etmemiş, bineklere hayvanlara, nimetlere ve güzel elbiselere meyletmemiş; makam elde etmek için boğuşmamış; mubah olan birtakım kazançlar elde etmek için de aşırı bir gayret göstermemiştir. Biz onu dünya lezzetleri ve nimetlerinden bahsederken, dünyalık sözlerle meşgul olurken ve maişeti için insanlardan bir şeyler isterken hiç görmedik. Bilakis bütün himmetini âhiret için ve Allah'a yaklaştıracak şeyler için sarf ederdi."
İmam Salih bin Ömer el-Buhitkini: "Ben İbnu Teymiyye'nin bu zamana kadar okuduğum kitaplarında onun küfrünü, zındıklığını gerektirecek bir sözüne rastlamadım. Onun kitaplarında kişiyi ilim ve dinde yükseltecek bid'atçılar ve sapıklarla mücadele gibi meziyetlere rastladım."
Hanefi mezhebinin meşhur âlimlerinden Bedruddin el-Ayni: "Kim onun kâfir olduğunu söylerse o kâfir olur. Kim onu zındıklıkla itham ederse o zındıktır. Bu sözler ona nasıl nisbet edilebilir? Onun kitapları her tarafta yayılmıştır ve onun kitaplarında sapıklık ve tefrikaya işaret eden hiç bir şey yoktur."
Yine Hanefi âlimlerinden Abdurrahman bin Ali: "İbnu Teymiyye'den onun küfrünü, fıskını ve dinde çirkinliğini gerektirecek bir şey nakledilmemiştir."
İbnu Teymiyye'nin hapse atılmasının sebebi o zamanki zulüm sistemine teslim olmayarak hakkı haykırmaya devam etmesidir. Zâlimler kendilerini haklı göstermek için de hakkında iftiralara başvurmuşlardır. Ayrıca o Dehrîler, Kaderîler, Cehmiler, Mutezililer, Vahdet-i Vücud felsefesini savunanlar, bidatçiler ve hurafeciler karşısında mücadele etmiş, bunlar aleyhine kitaplar yazmıştır. Bu yüzden onun aleyhine çalışanlar söz konusu iftiralarını halk arasında yaygınlaştırmada bu grupların mensuplarından yararlanmışlardır.
Hapse atılırken şu sözleri sarf etmişti: "Düşmanlarım bana ne yapabilirler? Ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir." Onun bu sözleri bugün slogan haline getirilmiştir. Ama kimse bu sözlerin ona ait olduğunu bilmez. Ne kadar ilginçtir ki günümüz insanları, iftiracıların dilinden çıkan asılsız iddialardan yola çıkarak ona kin beslerken slogan haline getirip tekrar ettikleri güzel sözlerin ona ait olduğunu bile bilmezler.
İbnu Nasıruddin iftiracılara cevap amacıyla onun hakkında er-Reddu'l-Vafir isminde bir kitap yazmış ve 87 büyük ilim adamının hakkında söylediği övgüleri bu kitapta bir araya getirmiştir. Bu eserde görüşleri zikredilen âlimler İbnu Teymiyye'nin Şeyhu'l-İslâm yani büyük bir müçtehit imam olduğunu dile getirirler.
İbnu Teymiyye'yi kötülemede kullanılan sözler ağızdan ağza nakledilen sözlerdir. Eğer o sözler gerçekten onun iddiaları olsaydı kitaplarında da yer alırdı. Neden bir tek kişi söz konusu iddiaları kitaplarından çıkarıp gösteremiyor? Kitaplarında rastlananlar Vahdet-i Vücud felsefesi başta olmak üzere kaynağı İslâm'da olmayan birtakım felsefi görüşler ve hurafeler hakkındaki tenkitleridir. Vahdet-i Vücud felsefesini tasavvufun özü sayıp da savunmak esasında tasavvufa da zarar vermiştir. Bilindiği üzere bu felsefeye tanınmış tasavvuf önderlerinden İmam Rabbani başta olmak üzere birçok mutasavvıf da karşı çıkmıştır.
İbnu Teymiyye kendisi büyük âlim olduğu gibi aynı zamanda büyük ilim önderleri yetiştirmiştir. Bunların başında gelen de büyük tefsir âlimi İbnu Kesir'dir. İbnu Kesir'in tefsiri ondan sonra yetişmiş müfessirlerin temel başvuru kaynağıdır. İbnu Kesir hocasından her zaman övgüyle söz etmiştir.
Yine İbnu Teymiyye'nin yetiştirdiği âlimlerden biri de ünlü fıkıhçı İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye'dir. İbnu'l-Kayyım el-Cevziye'nin eserlerinde yer alan fetvalar fıkıhçılar tarafından başlı başına delil kabul edilir. İbnu'l-Kayyım'den sonra yazılmış fıkıh kitaplarını şöyle bir inceleyin, Zâdu'l-Me'ad adlı eseri kaynak göstermeyen bir tek kitaba rastlamazsınız. Bütün fıkıhçılara dayanak teşkil eden ve ufuklarını açan Zadu'l-Me'ad, İbnu Teymiyye'nin en parlak öğrencisi olarak tanınan ve onun yolunu sürdüren İbnu'l-Kayyim el-Cevziye'nin eseridir. Fakat ne kadar ilginçtir ki İbnu Teymiyye hakkındaki kin ve tenkitlerin kaynağı ilme değil cehalete dayandığından, onu yerin dibine geçirenler çoğu zaman İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye ile İbnu'l-Cevzi'yi birbirine karıştırırlar. Sadece bu bile ona sataşanların onun hakkında ne kadar az şey bildiklerini göstermeye yeter.
Hakkında yüzlerce büyük ilim adamının hüsn-i şehadeti olan, Ahmed ibnu Hanbel (rh. a.)'den sonra cenazesinde en büyük kalabalık toplandığı bildirilen, vefatı sebebiyle muhtelif yerlerde kendisi için gıyabi cenaze namazları kılınan yani dönemindeki Müslümanların büyük çoğunluğunun kendisi için hüsn-i şehadet ittifakında bulunduğu bir ilim önderi hatta bir ilim kapısı için "sapık" nitelemesi kullanılabilir mi? Bu, insanı büyük bir vebale sürükler. Size Yüce Allah'ın huzuruna böyle bir veballe çıkmamanızı tavsiye ediyorum.
Sonuç olarak size İbnu Teymiyye'yi iftiracıların dilinden değil güvenilir kaynaklardan, yukarıda isimlerini zikrettiğim âlimlerin dilinden öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Bunu yaparsanız "sapık" nitelemesinin ne kadar büyük bir itham olduğunun farkına varacaksınız.
Mevdudi'ye gelince: Tefsir ve yorumlarında hataları olabilir ama o da bir hareket önderi, ihlaslı bir mü'mindir. Dolayısıyla "sapık" nitelemesi onun hakkında da büyük bir haksızlıktır.
Aynı kişinin bizim bu yazımıza cevap amacıyla yazdığı mesajda Avrupa'daki Araplar arasında birtakım yanlış görüşlerin dolaştığını ve bu görüşlerini de İbnu Teymiyye'ye dayandırdıklarını söylemesi üzerine yazdığımız cevap:
Ben Avrupa'da ikamet etmediysem de muhtelif Avrupa ülkelerinde muhtelif zamanlarda bulundum. Ayrıca Arapça bildiğimden ve o çevreden de tanıdıklarım olduğundan Arap kökenli Müslüman kesimdeki yaygın kanaatleri de tanıma imkânım oldu. Genel anlamda Avrupa toplumlarındaki İslâmi camiada hâkim anlayışı az çok biliyorum.
Sizin kastettiğiniz şahısları da az çok tanıyorum ve bir dönem Macaristan'da bilfiil aralarında bulunarak bir hafta süreyle kendilerini kitaplardan değil kendilerinden tanıma imkânı buldum. Nasıl Türkiye'de reddedenler İbnu Teymiyye'yi iftiracıların ağzından tanımışlarsa anladığım kadarıyla onlar da sadece kendilerine yol gösterenlerin ağızlarından tanımışlar. Yani her iki tarafta da bir ifrat var. Size vasatı bulmanızı tavsiye ederim.
Kur'an'ı kabul ve red konusunda ben de sizden farklı düşünmüyorum, İbnu Teymiyye de farklı düşünmüyordu. Yani Kur'an'ın bir kısmını red ile tümünü red arasında inanç - küfür çizgisi açısından bir farklılık yoktur. Zaten bu konu benim senin veya bir başkasının düşüncesine kalmış bir şey değil bir akaid prensibidir. Ama anlama, yorumlama, tefsir konusundaki ihtilaflar toptan kabul veya toptan reddi haklı kılmaz.
İbnu Teymiyye, Kur'an'ın en ufak bir âyetini reddetmek bir yana Kur'an'ı anlama konusunda fazla akılcılık yapanlara karşı çıkarak bir bakıma "bazı kavramları anlamakta zorluk çekiyorsanız kendi aklınızı hakem kılıp da te'viller yapmayın, kavramı kendi haline bırakın" demek istiyordu. İşte "Allah'ın eli" vs. gibi kavramlar etrafındaki ihtilafların özünde de bu yaklaşım var. Ama bu kesinlikle bir "tecsim" değildir, çünkü İbnu Teymiyye, mücessimeye (Allah'ı yaratıklara benzeterek ona el, ayak gibi organlar nispet edenlere) karşı da hararetle mücadele etmiştir.
Hakkında "sapık" ifadesi kullanılmasının anonim olduğu düşüncesi yanlıştır. Çünkü müçtehit olduğu yüzlerce ehl-i fetva ilim adamı tarafından teslim edilmiş, fetvaları kendisinden sonraki fıkıhçılara dayanak teşkil etmiş bir âlim hakkında "sapık" denilmesinin anonim hale gelmesi, sapıklığın anonimleşmesi anlamına gelir ki böyle bir şeyden Allah'a sığınırız.
İbnu Teymiyye bir beşerdir, isabet ettiği yerler de vardır, yanıldığı yerler de. Fıkıhta onun fetvalarına başvurmak zorunda değilsiniz. Görüşlerinden kabul ettikleriniz de olabilir, reddettikleriniz de. Ama onun bir görüşünü reddetmekle, "O burada Kur'an'ı inkâr etmiştir" gibi bir iddiada bulunmak farklıdır. Tefsir hatasıyla inkâr tamamen farklıdır. Onun bazı görüşlerine iştirak etmeseniz bile adaletten ayrılmayın. Yüce Allah şöyle buyurur:
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah sizin işlediklerinizden haberdardır." (Maide, 5/8)
İbnu Teymiyye'nin hayatı ve mücadelesi hakkında bir arkadaşımızın hazırlamış olduğu yazı:
İmam İbnu Teymiyye
İsmi, Soyu ve Yetişmesi
Tam adı, Ahmed Takiyyuddin Ebu'l-Abbas ibnu Şihabuddin Abdulhâlim ibni Teymiyye'dir.
Hicri 661 yılı Rebi'u'l-Evvel ayının onunda Harran'da doğdu. Ailesi ilim ve dindarlıkla meşhur, ders, fetva ve telifle meşgul olan, Hanbeli mezhebine mensup, tanınmış bir aileydi. Bu aile zeka, hafıza ve akli muhakeme hususunda eşsiz bir meziyete sahipti. İbnu Teymiyye'de ise bu özellikler daha da ileri seviyedeydi. Devrin âlimleri ve hocaları ondaki hatırlama gücüne ve hafıza kuvvetine hayran kalmışlardı. Bu hususiyetleriyle Dımeşk (Şam) ve çevre şehirlerde şöhret kazanmıştı. Halep şehrinden bir âlim İbnu Teymiyye'nin bu özelliklerini işitmiş ve onu görmek için Dımeşk'e (Şam'a) gelmişti. Bu zat, o zaman daha çocuk yaşta olan İbnu Teymiyye'ye on üç tane hadisi okuyarak, bir tahtanın üzerine yazdırdı. Halepli âlim İbnu Teymiyye'den yazdığı bu hadisleri tekrar okumasına fırsat vermeden, ezberden söylemesini istedi. O da elindeki tahtayı bu zata verdi ve hadisleri dinlediğinden daha güzel bir şekilde ezbere okudu. Bunun üzerine Halepli âlim: "Eğer bu çocuk yaşarsa onun çok büyük şöhreti olacak. Böyle zeki bir insan görülmemiştir" dedi.
Ahmed ibnu Teymiyye yedi yaşına kadar Harran'da kaldı. Moğolların Harran'ı işgal etmesinden sonra ailesiyle birlikte Dımeşk (Şam)'e hicret etti. Yolda birçok zorluk ve tehlikeyle karşılaştılar. Bu olaylar onun Moğollardan şiddetli bir şekilde nefret etmesine neden oldu. Büyüdükten sonra Moğollara karşı mücahitlerin başına geçti.
Dımeşk'e hicretlerinden sonra daha oraya tam yerleşmeden babası, ilimde şöhret bulmuş biri olması nedeniyle oradaki büyük âlimler tarafından Emevi Camii'ne müderris olarak atandı.
İşte bu ilim çevresinde yetişen İbnu Teymiyye daha küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Sonra o dönemde bilinen bütün ilimleri okudu. Arap diline çok önem vererek dilbilgisi ilminde otorite sahibi oldu. Sibeveyh'in Arap dilinde çok önemli bir yeri olan kitabını inceledi ve kritiğini yaptı. Bu çalışmaları ona Arap dili konusunda, ilmi hayatı boyunca kullanacağı bir bilgi ve kabiliyet kazandırdı.
Fıkhi hükümlerle tanışıp ezberleyebildiği kadarını ezberledi. Böylece değişik ilim dallarında kendini yetiştirerek toplumda ilmi bir otorite haline gelmeyi başardı.
Ahmed ibnu Teymiyye Ahmed ibnu Hanbel'in Müsned'i, Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebi Davud, Sünen-i Nesai, Sünen-i İbni Mace ve Süneni Darekutni'yi hocalarının yanında okuyarak dinletti. Bunlardan bazılarını defalarca dinletti. Hafız Zemlekani (Vefatı H. 727) onun hadis ilmindeki yerini şöyle anlatır: "Beş yüz seneden beri hıfzı ondan kuvvetli olanı görülmemiştir." Hafız el-Mizzi de onun hakkında: "Kur'an ve sünneti İbnu Teymiyye'den daha iyi bilen ve ondan daha güzel şekilde onların yolundan giden birini görmedim" demiştir.
İbnu Teymiyye kendi döneminde bilinen bütün ilimlerle meşgul olmuş yukarıda sayılan ilimlerin dışında fıkıh usulü, tasavvuf, sulûk, hat, hesap ve benzeri ilimlerle de ciddi şekilde ilgilenmiştir.
İlme Hizmeti ve İlimdeki Çizgisi
O zaman âlimlerin Endülüs ve Bağdat'tan hicret ederek Dımeşk'e gelmeleri sebebiyle Dımeşk ilmin merkezi olmuştu.
Hadis ilmini okutan Nevevi, İbnu Dakik, el-Idi Zemlekani'nin ders verdiği medreselerin yanında daha birçok özel medrese ortaya çıkmıştı.
O zamanda Ebu'l Hasen el-Eş'ari'nin görüşleri ortaya çıkıp yayılmaya başladı. Onlara Hanbeliler dışında kimse karşı çıkmadı.
İbnu Teymiyye, Eş'arilerin medresesinden mezun olanlardan biriydi. Sonra sahabilerin görüşlerine özellikle de Ömer ibnu'l-Hattab, Ali ibnu Ebî Talib, İbnu Abbas gibi sahabilerin görüşlerine önem verdi. Said ibnu Museyyeb ve Kasım ibnu Muhammed gibi tabiinden öne çıkmış kişilerin fetvalarına dikkat ederdi. Allame ez-Zemlekani onun hakkında şöyle demiştir: "Ona bir ilimden sorulduğu zaman, onu gören ve dinleyen kişi onun cevapları karşısında bu ilimden başka bir ilim bilmediğine ve bu ilimde onun denginin olmadığına kanaat getirirdi."
Moğollara Karşı Cihadı
Moğollar 702'de Şam'ın surlarını kuşatınca insanlar korktu. İbnu Teymiyye onları sakinleştirip yemin ederek: "Siz onlara galip geleceksiniz" dedi. Bazı devlet adamları ona: "İnşallah de" diye ihtarda bulundular. O da: "Ben bunu yorumlayarak değil, tahkik ederek söylüyorum" dedi. Sonra halka dönerek: "Eğer beni karşı tarafta görürseniz, başımın üstünde Kur'an dahi olsa beni öldürün" dedi. Sonra ilk safa girerek cihadı ilan etti. Ramazan ayıydı. Askerlere oruçlarını bozabileceklerine dair fetva verdi. Sonra kendisi askere moral vermek için onlar arasında dolaşarak bir şeyler yedi. Moğollar yenilinceye kadar durum böyle devam etti. İşte mümin âlimin durumu budur. İnsanların içinden çekilip, olaylara tepeden bakarak evinde oturmaz. Bilakis, peygamberi ve sahabeyi örnek edinen bir mümin bütün hassasiyetiyle olayın içinde yerini alır. Etrafında olup bitenlerden haberdar olur. Malını, çocuğunu, evini hatta gerektiğinde canını ortaya koyarak meydanlarda mücadele eder. Kılıç, kalem ve dilin kendisinde toplandığı biri olur. İşte İmam İbnu Teymiyye bu özellikleri taşıyan bir âlimdi.
Toplum Gerçeklerine Yaklaşımı
İbnu Teymiyye yaşadığı dönemdeki toplumun gerçeklerini iyi tespit etmiş, toplumun hastalıklarını anlamış, ilmini ve bedenini insanlar içinden hayırlı bir ümmete kavuşmak için sarf etmiştir. Şehirlerdeki valilere ve sultanlara nasihat etmiş, yaptıkları kötülükleri kınamış bundan dolayı da birçok defa hapse atılmıştır. Hapiste kaldığı müddetçe haline razı olarak ve hayrı yalnızca Allah'tan isteyerek sabırla mukabele etmiş ve şöyle demiştir: "Düşmanlarım bana ne yapabilirler, ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehadet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir."
Dört Mezhep Fıkhını Öğrenmesi
İlk derslerini hadis ilminde değerli âlimlerden biri olan babasından aldı. 21 yaşında babasını kaybedince birçok büyük âlimden daha ders almıştır. Talebesi İbnu Abdilhadi onun iki yüzden fazla hocadan ders aldığını söylemiştir.
Günlük münazaraları, ilmi toplantıları ve yapılan çalışmaları terk etmez, hepsine katılırdı. Kendinden uzak, dönemin meşhur âlimlerinin yanına gidip ders alırdı. Hatta aynı görüş ve fikirde olmayanlardan dahi ders görürdü. Bıkmadan usanmadan kitapların üzerine kapanıp çalışırdı. Selefi salihinin kitaplarını okur, gerektiğinde bir ayetin açıklaması için bir çok tefsire baş vururdu. Kendi hakkında şöyle der: "Bazen bir ayetin açıklaması için yüz tefsire bakardım. Sonra Allah'a anlama kabiliyeti vermesi için şöyle dua ederdim: "Ey İbrahim'e öğreten Rabb'im, bana da öğret. Ey İbrahim'e öğreten Rabb'im, beni dinimde bilgi sahibi kıl." Ve camilere gidip yüzümü toprağa sürerek Allah'tan bana doğruyu ilham etmesini dilerdim."
Mecmuatu'l-Fetava'da belirttiği üzere selefin tefsirinden yaptığı rivayetler otuz cildi aşıyordu. Bunlardan bazıları yazılmış, bazıları ise yazılmamıştır.
Hanbeli fıkhında İbnu Kudame'nin (H.630) el-Muğni adlı kitabını, Hanefi fıkhında Tahavi, Husayri ve Serahsi'nin kitaplarını, Şafii fıkhında el-Um, el-Muhezzeb, el-Mecmû, Muhtasaru'l-Muzeni adlı kitapları ve İmam Gazali'nin yazdığı el-Veciz'i, Maliki fıkhında ise İbnu Ruşd'un el-Kebir ve el-Hafid'ini okumuştur. Ayrıca Zahiriye mezhebinin ünlü âlimi İbnu Hazm'ın el-Mahalli ve el-Ahkâm fi Usuli'l-Ahkâm adlı kitaplarını okumuş ve bunlardan etkilenmiştir.
el-Kevakibu'd-Durriyye kitabının yazarı onun hakkında şöyle der: "Sahabe ve tabiinin görüşlerini çok iyi bilirdi. Hemen hemen konuştuğu her konuda dört mezhebin görüşlerini söylerdi. Bazı konularda dört mezhebe muhalif olmuştur. Muhalefet ettiği konularda Kur'an ve sünnetten delil getirip yazmıştır."
Akli İlimlere de Önem Vermesi
İbnu Teymiyye nakli ilimleri olduğu gibi, felsefe, mantık ve kelam ilmini de tahsil etmişti. Felsefe ve kelam ilmiyle ilgili eserler yazmasına rağmen bu ilimlerle uğraşıp az çok bunlardan etkilenen diğer âlimler gibi felsefeden etkilenmemiştir. Onun bu ilimleri öğrenmekten maksadı İslam'ın güzelliklerini, İslam davetini anlatmak, dinin emir ve yasaklarına uymayan insanları uyarmaktı. Bundan dolayı onun yazdığı eserlerin çoğunluğu bidat ehline ve dinden uzaklaşanlara reddiye şeklindedir. Dehriyye, Kaderiyye, Cehmiyye, Mu'tezile, Vahdeti Vücutçuluk ve çeşitli felsefi ekollerin etkisinde kalanlara reddiyeler yazmıştır.
"Mesih'in Dinini Değiştirenlere Doğru Cevap" adlı eserinden anlaşıldığı üzere hıristiyanların kitaplarını da okumuştu. Çok değerli bir âlim olan Muhammed Ebu Zehra onun hakkında şöyle der: "Denilebilir ki İbnu Teymiyye bütün İslâmi ilimlerin kitaplarını, devrinde bilinen felsefe kitaplarını ve kendisine ulaşan geçmiş dinlerin kitaplarını okumuştur."
Öğrencileri
Onun zamanında onun öğrencisi kadar çok öğrencisi ve müridi olan bir başka hoca yoktu. Özellikle Şam, Mısır, İskenderiye ve Kahire arasında gidip gelirken, kendini tamamen ilme verip hitabette bulunması ve münazaralara katılması gün geçtikçe öğrenci sayısını artırıyordu. Haftanın birkaç gününde Emevi Camisi başta olmak üzere birçok camide halka açık, ilmi tartışmalarla geçen özel dersleri olurdu. Bu derslere çok sayıda insan katılırdı. Bu dersleri kırk altı yıl boyunca bıkmadan sürdürmüştür.
Yetiştirdiği öğrencilerin en tanınmış olanları şunlardır:
İmam İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye: Kendisiyle devamlı beraber olan, ilmini alıp onu savunan, Zadu'l- Mead ve İ'lamu'l-Muvakkiin gibi kitaplarında hocasının ilimlerini devamlı aktaran büyük bir âlimdir. Fakat o hocasından daha sakin, ibadet ve zahitliğe yönelmiş biriydi.
İbnu Kesir: et-Tefsiru'l-Azim ve el-Bidaye ve'n-Nihaye adlı eserlerin yazarıdır.
İlimdeki Metodu
Genel olarak İbnu Teymiyye'nin metodu şöyle özetlenebilir:
*Akla hiçbir zaman güvenmezdi. Bu nedenle akılcıların inançlarına özellikle hocaları olan Aristo'ya karşıydı.
*Fikrinde mutaassıp olmayıp Kur'an, sünnet ve sahabilerden gelen rivayetlere bağlı kalırdı.
*Tefsirde Kur'an'ı önce Kur'an'la, sonra sünnetle, sonra sahabe ve tabiinin sözleriyle tefsir ederdi.
*Akidede en başta Kur'an-ı Kerim'i esas alır, onun koyduğu ilkelere dayanırdı.
*Tevil ve müteşabihte âlimlere cevap verirdi. Aynı şekilde ona da cevap veriliyordu. Aralarında uzunca ilmi tartışmalar olurdu.
*Fıkıhta ise Hanbeli mezhebini diğer mezheplere tercih edip onun metoduna bağlı kalırdı. Bununla beraber bazen muhalefet ettiği de olurdu.
Eserleri
Tefsir konusunda yazdıkları bir araya getirilse otuz cilde varır. Tefsirdeki metodu hakkında da bir kitabı vardır.
Akaid konusunda bir çok eser yazmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır;
1- İman Kitabı
2- İstikamet Kitabı
3- İktidau's-Sırati'l-Müstakim
4- Furkan Kitabı
5- Risaleleri: Hemeviyye, Tedmiriyye, el-Vasıtiyye, el-Bağdadiyye, el-Keylaniyye, el-Ezheriyye, Kaza ve Kader ve bunların dışında bir çok risale.
Fıkıhla ilgili eserlerinin başlıcaları:
1- Kıyas Risalesi
2- Nikahu'l-Muhallil
3- Kitabu'l-Ukud
4- el-Hasbe Risalesi
Bunların yanı sıra bir çok değişik fetva ve içtihatları vardır. Onun bazı fetvaları el-Fetava'l-Kubra adlı eserde toplanmıştır.
Vefatı
İmam İbnu Teymiyye Hicri 728'e denk gelen Miladi 1328'de Şam'da Kale hapishanesinde vefat etti. Şam halkı ve âlimleri toplu halde daha önce hiç görülmemiş bir kalabalıkla cenazesinde bulundular. Uzak yakın İslam beldelerinde, Yemen'den Çin'e kadar pek çok yerde onun gıyabında cenaze namazı kılınmıştır. Allah rahmet etsin.
Kaynaklar:
Farakhlit
Aug 27 2008, 11:27 AM
ALINTI
İbni Türk Gönderildi Bugün, 10:20 AM
Bunlarsa aklı tüketip ötesine geçenler değil, en iptidaî aklın tükettikleri...
Not: Allah Rasulu ( s.av) efendimiz Mealen "Bir Kişiye kafir hükmüne varmanın iki ucu sivri bir değnek olduğunu ve Karşı tarafta yok ise söyleyen kişiye geri dönüp ona hüküm olacağını buyurmaktadır...Sizi Allah'tan kormaya devaet ediyorum ve yazmış olduğunuz bu yüz kızartıcı yazının Tekfir bölümünü siliyorum... HATTAB84
Kocakarıların hayâl aynasındaki mevhum çizgilerle, Allah'ın esrar perdesindeki sonsuzluk nakışları ve tasavvufun sahtesiyle gerçeği arasında ayırd edici meleke, işte İbn-i Teymiyyede mevcut olmayan selim akıl ve mümîn kalbleri ışıldatıcı ilâhî nurdur. Nur yoksunu, o...
Kaynak: Türkiye'nin Manzarası
Bu Mesaj hattab84 tarafından değiştirildi: Bugün, 11:04 AM
İbni teymiye kafirmidir değilmidir tartışmasına girmeden değinmek istiyorum
bir üyenin yazdığı yazının bir kısmı ibni teymiye ye kafir dendiği için (kendisi de değil alıntı yapılmış) sansürleniyor
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
bana göre bu moderatörlük anlayışı yanlıştır forum mantığına terstir
bindiğiniz dalı kesiyorsunuz haberiniz olsun.
İmam Şamil
Aug 27 2008, 11:31 AM
Tabiki Hattab kardeş...
Zaten bu yazıyı içinde,gerçekten ders çıkaracağımız tesbitlerin olması hasebiyle buraya koydum.
Yalnız yazımın arasına siz yazı eklemişsiniz...
Bu çok yanlış!
Kendi yazınızda yazacaksanız yazın ama benim yazımın arasına niye koyuyorsunuz?
Meseleye gelince...
Evet İbni Teymiyye büyük bir alim...
Onun hakkında sizin naklettikleriniz gibi iyi söyleyenler de olacak,kötü söyleyenler de olacak...
Bizse İslami duruşa sahip herkesi sahiplenmeli ve destek çıkmalıyız...
Lakin Üstad'ın yazısında günün İbni Teymiyyeleştirilmiş bir şahsa müptela ne kadar insan varsa hemen hemen hepsinin 'kendinden başka herkesi' tekfir etme aşkı büyük bir tefrika ve bozgunculuktur!
Yanıbaşında katledilen Ümmmet-i Muhammed'in(s.a.v) durumuna bakmadan; müslümanları cem edici,toplayıcı,güç,amel ve fikir birliğine vesile olucu her hadiseye, üstelik duru ve saf bir niyetle bid'atlerden içtinab etmişken herşeye rağmen cephe almak...
Örnekler uzar gider...
Ama düşen Necip Fazıl'ın bu tenkitinden pay çıkarmak!
Ayrıca buraya etraflıca br yazı yazmıştım ama internet hata verdi...
Ve yazı silindi...
Bu yazı ikinci defa yazmanın üşenikliğinin kurbanı oldu.
Kusura kalmayın.
Selametle...
Farakhlit kardeşimizin dediğine gelince...
O şekilde davrananlar tağut geliyyoooor çığırtkanlıklarıyla etrafı kaldıracaklarına,kalplerine nakşettikleri İbni Teymiyye taputundan bir kurtulsalar daha iyi olacak gibi...
İbni Teymiyye'yi Allah'tan ve Peygamber'den önde tutmak!!!
İşte belki de hatta belki değil okursanız göreceksiniz Üstad bunu eleştiriyor...
İbni Teymiyye'nin şahsında kendimize bakabilme niyaziyle...
Selametle...
İmam Şamil
Aug 27 2008, 11:50 AM
Aşağıdaki bölüm Üstadın "Doğru Yolun Sapık Kolları" adlı eserinin ikinci faslından, ortaçağ/yeniçağdaki sapık kolların işlendiği bölümden, alınmıştır.
"..."
İkinci devre, temas ettiğimiz gibi, hezeyan aklından sonra akıl hezeyanı çığrıdır ve İbn-i Teymiyye isimli kişiden başlar.
«Hezeyan aklı» tabirinde ağırlık hezeyanda, «akıl hezeyanı»nda ise akılda... Birinde asıl, akıl taslayan hezeyan, öbüründe de hezeyana varan akıl... A-B çizgisi veya B-A hattı... Aynı şey... Fakat küçük bir (nüans-incelik)farkiyle ikincisi çok mühim ve nazik... Zira bu devrenin kapı açanı, günümüze kadar gelen ve günümüzde yeniden uyandırılmak istenen, İslam'a materyalist bakışın son derece tahripçi ve ilerideki ihtilatlariyle gayet tehditçi ilk örneğidir.
Hicri 5. ve 6. Asırlarda Hasan Sabbah'a kadar gelen ve sonra bir müddet durdurulan hezeyan aklı,7. Asrın sonunda ve 8. Asrın başında İbn-i Teymiyye eliyle ve dış idrak perdesinde mantıki hissini verici bir şeytaniyet dehasiyle, arada devletini kurmuş ve günümüzün iman iddiasındaki sefil idraklerine kadar nüfuz etmiş olarak sürüp geldi.
Ne gariptir ki, bazı muteber İslam ansiklopedilerinde, kıymet hükmü eserlerinde ve çağımızın birtakım karabaş beyaz sarıklılarında ve fetva hokkabazlarında İbn-i Teymiyye, akıl ermez bir itibar merkezi ve ihtiram hedefidir. 7.Asırdan beridir de, büyük bir velinin «dini içinden yıkan kafir» diye andığı bu itikat akrebini ateşle halkalayıcı bir davranış yapılamamış daha doğrusu, onun ilerideki ihtilatlarına karşı bir panzehir tertiplenememiş, bu mevzu küçümsenmiştir.
Büyük bir alim olduğu, hele Hadis ilminde parmakla sayılacak İnsanlar içinde bulunduğu bir hakikattir. Fakat İmam-ı Gazali gibi bir hikmet dehasına saldıran ve onu hadis ilminde cahillikle suçlayan bu adam «kitap yüklü merkep» ölçüsünü yüzde yüz canlandırıcı haliyle cehaletin ta kendisidir.
«Makul ve menkul (akıl ve nakil yoliyle gelen) ilimler arasında uygunluk» isimli 6 ciltlik eseri etrafında yüzlerce eser sahibi... Kimi felsefeye, kimi bid'atlere, kimi Hıristiyanlık hayal ve masallarına, kelam ilmine, Rafizilere, Şiilere ve Kaderiyyecilere çatan bu eserlerin yalnız başlıklarını okuyanlar, içinde bomba saklı bir çukulata kutusu gibi onu, en tatlı manada bir Sünnet Ehli mütefekkiri sanabilirler... Fakat kutuyu açıhnca bomba patlar ve «Kitab-ül-İman» isimli eserin sahibi bu sapığın, akli metoda hezeyan kusturan ve maverai idraki katleden «suret-i hak» peçeli bir imansız olduğu meydana çıkar.
Davası, şu maddelerin çerçevesi içinde hulasa edilebilir: «Kur'an ayniyle, noktası noktasına zahirine göre anlaşılmalı ve ele alınmalıdır. Allah, Kur'anında Arş üstünde istiva ettiğini, zatiyle mekan ifade ettiğini mi bildiriyor, aynen böyledir ve onu şekil ve mekandan tenzih edici hiçbir mecazi idrake sebep yoktur. Allah (benim elim her elin üstündedir!) buyururken bu ifade mecazi değil, aynen vakidir. Bahis mevzuu el de bildiğimiz insan elidir.»
Ve işin en korkunç tarafı şu hükümde:
«Allah, ayniyle insan şekil ve suretindedir.»
Nitekim bir gün Şam'da zehrini ürettiği demlerde minberden bir iki basamak iner ve şöyle der:
- «İşte Allah, benim bu minberden indiğim gibi yere iner! »
Serapa küfür belirten bu görüşten sonra talak (boşanma) ve zekat bahsinde şeriate tam zıt nice iddialar... Din ölçülerinin üçüncü temeli «icma-ümmetin toplu hükmü» usulüne aykırılık ve bu aykırılığın caiz olduğu hükmü... Hazret-i Ömer ve Ali'ye hücumlar ve onların güya yanıldıkları noktaları sayıya vurmalar... İmam-ı Gazali ve Muhiddin Arabi'yi küfürle itham etmeye kadar gitmeler.
Ve en hassas tehlike noktası ve nasipsizlik ifadesi olarak, tasavvufu, batın temelini, topyekun evliyayı, ruhu, ruhaniyeti inkar etmesi ve onlara yönelmeyi küfür sayması, türbe ve mezarları ziyarete şirk göziyle bakması, hatta Allah Resulünün Kabe'den üstün bilinen mukaddes Ravzasına kadar ruhaniyet yollarını tıkamaya kalkması...
Bu adam, apaçıktır ki, dış dünyayı dışların dışından beş hasseden başka hiçbir anlayış ve seziş melekesine sahip değildir ve İlahi idrakten yana kör ve topaldır.
İbn-i Teymiyye, aklı çıkmaz sokaklara sürücü ve güya mantık zırhı içinde yürütücü ve topyekün insan ve kainatı kaybettirici nazariyelerinin, kendisinden 4 asır sonra da batı materyalizmasına akraba bir mahiyet kazanmasına ve arınmasını bekleyen İslamı temelinden çürütme istidadının doğmasına vesile olmasaydı ele alınmaya değmezdi. Fakat belirttiğimiz hususiyetleri bakımından, İslamı arınma davasının en büyük düşmanları arasında yer alıyor ve kozasında ölen bir böcek gibi eserlerinin ölü muhafazası içinde bırakılmaya gelmez bir mahiyet arzediyor.
Bugünkü Vehhabiliğin, başıboş içtihad davranışlarının, her türlü reformcuların, her türlü ruh ve mana zedeleyicilerinin, doğrudan doğruya, yahut dolayısiyle babası İbn-i Teymiyyedir ve onu «İslam materyalisti» diye yaftalamak yerinde bir teşhistir. Zira o'nun sistemi Allah ve Resulüne inanmanın değil, inanmamanın ve ancak böyle olursa tersinden mantıkı bir tertibe girmesi kaabil bir görüş belirtmektedir ve güneşi kabul edip ışığını kabul etmemek gibi bir akıl hezeyanı içine düştüğü tezat kuyusunu sadece herşeyi inkar etmek suretiyle kapatabilir ve tezadsız bir küfür olarak kalır. Oysa, en büyük tezad içinde küfür... Allaha, yani gaibe inanan, böylece gaibler ve sırlar alemine bel bağlayan bir anlayış nasıl olur da ruhu, ruhaniyeti reddeder, Kur'andan başlayarak herşeyi beş hasse planına bağlar ve Yaratıcıya insanı vasıflar verir?...
Bütün bu verdiğimiz bilgiler gerçeğe öylesine uygundur ki. Batı kaynaklı ve Cumhuriyet mamülü bir eser olmasına rağmen sanki Sünnet Ehli diliyle konuşuyormuşçasına, Maarif Vekaletinin yayınladığı «İslam Ansiklopedisi»nde bile kayıtlıdır.
İbn-i Teymiyye devri Osmanlı Devletinin kuruluş zamanlarına tesadüf eder. Merkezini kurduğu yer, Mısır... Mısır Sultanının huzurunda bazı din adamlarıyla tartışmalara girişir ve neticede Kahire kalesinde hapse atılır. Bir müddet sonra kurtulur. Mısır'dan çıkar ve aynı yolda devam ettiği için Şam zindanına atılır.
İslam alimleri İbn-i Teymiyye mevzuunda değişik fikirlere yer vermiş ve bir kısmı onu rafizilik ve küfürle suçlandırırken bir kısmı da ilmine hayran ve iddialarına taraftarımsı veya sükuti bir tavır takınmışlardır. İbn-i Batuta ve İbn-i Hacer gibi büyükler o'nun sapıklığına inananlar arasındadır. Buna mukabil, birkaç asır sonra gelecek ve en tehlikeli yolu açacak olan Mısırlı Şeyh M. Abduh tarafından kurulan «Mısır Islahat Fırkası» onun eserlerine kucak açmış ve yerinde görüleceği gibi, İslamı asliyetinden inhiraf ettirmekten başka manaya çekilemez reformculuk cereyanının ilk destekçisi saymıştır.
Kur'an ve Hadisin zahirine göre itikat ve amel etmek ve bu iki emir kutbunun hakikatine erme yolunda ne «İcma», ne de «Kıyas» gibi hiçbir vasıta tanımamak, maverai her anlayış ve görüşü dibinden kazımak ve böylece başta Kur'an ve Hadis bulunmak üzere topyekün kainatı elden çıkarmak ve ebedi helake yol açmak metodundaki bu adam, birkaç cilt içinde serptiği zehirli tohumların, nihayet bir devlet ve maddecilik dünyasına uygun bir zihniyet ağacı haline gelmesinden başlıca sorumludur.
«Arınma Çağında İslam»ın da, içten başlıca bozguncusu olarak tam bir teşrih ve tahlile tabi tutulması gereken habaset merkezi...
hattab84
Aug 27 2008, 12:26 PM
ALINTI(Farakhlit @ Aug 27 2008, 12:27 PM)

[/size]
İbni teymiye kafirmidir değilmidir tartışmasına girmeden değinmek istiyorum
bir üyenin yazdığı yazının bir kısmı ibni teymiye ye kafir dendiği için (kendisi de değil alıntı yapılmış) sansürleniyor
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
bana göre bu moderatörlük anlayışı yanlıştır forum mantığına terstir
bindiğiniz dalı kesiyorsunuz haberiniz olsun.
Sevgili kardeşim sansür meselesini biraz abartmışsınız. Yazıyı kaldırmamızın nedeni İslam aleminin cumhuruna göre muteber olarak kabul edilen bir zata tekfir yakıştırmasını engellememiz o zata karşı bir vazifemiz olduğunu ve yukarıda zikredilen hadisi şeriften de aldığımız hassasiyetten mütevellidtir. Bahsetmiş olduğunuz dinin büyük kutsallarına hakaret söz konusu ise bunların engellenmesi daha büyük bi vazifedir.Hattab olarak gözümüzün gördüğü zamanımızın yettiği kadarıyla elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.Sizinde tespitleriniz olursa lütfen konuları bize bildiriniz...MEsele Şahsi değil Yada Şeyhul İslam İbni Teymiyeye Munhasır değildir...
hattab84
Aug 27 2008, 12:52 PM
ALINTI(İbni Türk @ Aug 27 2008, 12:31 PM)

Yanıbaşında katledilen Ümmmet-i Muhammed'in(s.a.v) durumuna bakmadan; müslümanları cem edici,toplayıcı,güç,amel ve fikir birliğine vesile olucu her hadiseye, üstelik duru ve saf bir niyetle bid'atlerden içtinab etmişken herşeye rağmen cephe almak...
evet bu sölediğinize katılmamak mümkün değildir kardeşim. Ümmetin vahdete ihtiyacı varken Asrımızın uhuvvet gibi büyük bir sorunu varken islam ümmetininin itibar ettikleri zatlara dil uzatarak tefrikaya neden olmaktan uzak durmak kutuplaşmayı engellemek lazım...Bizim Bu zatları irdelerken tek ölçümüz Allaha ve Rasulune muhalif bir görüşlerini görürsek olabilir.Onunda Dellillerinin ne olacağı malumdur ...
Zaten asıl olan Önüzümdeki Kuranı Kerim ve SAhih Sünnetler ve onun ışığı altında bize yol gösteren Alimlerimize tabi olmak .. Bidat ve Hurafelerden uzak durmak...İslami hayat şekli olarak bizlere sunulan yutturulmaya çalışılan şirk amellerine kaymamak.. Nebevi MEtodu iyi anlayıp hani sizlerinde dediği gibi islami duruşu sergilemektir...
Allah Rasulunun yaptıkları ve önder sahabelerin O Rasulu nasıl takip ettiklerini bilir ve anlarsak işte o zaman yolumuz doğru yoldur...Unutmayınız ki 73 islam adı altında olan fırkadan sadece bir tanesi haktır..Gayemiz işte o fırkaya dahil olabilmek olmalıdır...Bunun en güzel yolu ise Kuran ve Sünnet ve Diğer Ahkami islamiyeye tabi olmaktır... Kaynaklarımızı şaşırdığımız zaman bilinizki kıblemiz kaymıştır...
Salat Ve Selam Rasulun Zatına A'line ve Tüm Ashabına olsun...
sabah_rüzgarı
Aug 27 2008, 01:08 PM
ibni teymiye aleyhine ve lehine çok konuşulan ziyadesiyle tenkit alan alimlerimzden biridir
bu onn iyi tanınmaması ve anlaşılmamsından kaynaklandığı gibi çizgisnnde diğer alimlere göre farklı olmasındandır
fakat ben ibni teymiyeye bekarken peygamberimzn bi sahabeye söylediği gibi"Evet, eğer isabet edersen senin için iki sevap, hata edersen bir sevap vardır dedi" söylemiyle yaklaşıyorm
blki bizler içtihadların bazılarını kabul etyebilrz fakat peygamberimz içtihadlarında yanlışlık yapabilecekleri ta o zamndan tekfir le itham etmemiş artı sevap verileceğini bildirmiştir
peygamberimzn kabrinin ziyaretini yasaklarken ile büyük alimlerin ziyaret ettiğini gizlememiş bildirmiştr
bu samimiyette olna bi alimi tekfirle itham etmeyi kabul edemm
hattab84
Aug 27 2008, 01:35 PM
ALINTI(sabah_rüzgarı @ Aug 27 2008, 02:08 PM)

fakat ben ibni teymiyeye bekarken peygamberimzn bi sahabeye söylediği gibi"Evet, eğer isabet edersen senin için iki sevap, hata edersen bir sevap vardır dedi" söylemiyle yaklaşıyorm
blki bizler içtihadların bazılarını kabul etyebilrz fakat peygamberimz içtihadlarında yanlışlık yapabilecekleri ta o zamndan tekfir le itham etmemiş artı sevap verileceğini bildirmiştir
Zaten anlatmak istediğimizde bu kardeş.tekfir ciddi bir meseledir ve elimizde silah gibi kullanırsak helak oluruz...Peygamber efendimizin Sahabelerin bir çok hatasını görüp onları uyardığı düzelttiği vakıadır ancak tekfiri kullandığı birebir değildir...Allahu Alem...
Mekkenin Fethine karar verince Mekkeye haber gönderten hazırlanın Peygamber ordusuyla gelio diye Mekkelileri uyarmaya kalkan ve Sonra Cebrailin Peygamberimize haber vermesiyle ortaya çıkan olayın müsebbibi olan sahabeye de peygamberimiz Hz Ömerin sert davranmasına bile izin vermiyor...Hz Aişenin MEdinede iken Bir mevzu üzerine Allah Kalplerimizdeki ( düşündüklerimizi) de mi bilir Teaccubi sorusuna dahi efendimiz s.a.v efet kalplerdekinide die cvb verio... Senin İmanın da eksiklik varmış vs die imanının yenilenmesini veya tazelemesini istemio.. örneklerimiz çoğala bilir...
Rabbim hisse alabilmeyi bizlere nasip etsin
nasreddinhoca
Aug 27 2008, 01:35 PM
Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in malesef ön yargılı bu metinleri, bir anlamda hem cehaletini ortaya koymakta, hem de malum şeyhi'nin nasıl da etkisinde kaldığını göstermektedir. Cehaletinin sadece İbn Teymiyye hakkında olması yine de üstad'a müsbet yaklaşmamıza neden olmuştur. Örneğin Üstad demektedir ki "İbn Teymiyye tasavvufu inkar etmektedir." Oysa, İbn Teymiyye hakkında birazcık araştırma yapanlar, onun tasavvufu inkar etmediğini, Abdulkadir Geylani'nin futuhul gayb'îna şerh yazdığını, ilk sufilerden övgü ile bahs etiğini, eserlerinde ilk sufilerin sözlerine yer verdiğini rahatlıkla göreceklerdir. Peki, Necip Fazıl bunları görmedi mi? İyi niyetle söylüyorum, görmedi, eğer görmüş olsa idi bu kadar pervasız konuşamazdı. Biz, Şeyhul İslam İbn Teymiyye'ye şükran duyuyoruz; onun örnek yaşamı, mücadelesi, ilmi, cihadı, zikri bizleri kendisine imrendirmiştir...
sabah_rüzgarı
Aug 27 2008, 10:23 PM
ALINTI(hattab84 @ Aug 27 2008, 02:35 PM)

Zaten anlatmak istediğimizde bu kardeş.tekfir ciddi bir meseledir ve elimizde silah gibi kullanırsak helak oluruz...Peygamber efendimizin Sahabelerin bir çok hatasını görüp onları uyardığı düzelttiği vakıadır ancak tekfiri kullandığı birebir değildir...Allahu Alem...
Mekkenin Fethine karar verince Mekkeye haber gönderten hazırlanın Peygamber ordusuyla gelio diye Mekkelileri uyarmaya kalkan ve Sonra Cebrailin Peygamberimize haber vermesiyle ortaya çıkan olayın müsebbibi olan sahabeye de peygamberimiz Hz Ömerin sert davranmasına bile izin vermiyor...Hz Aişenin MEdinede iken Bir mevzu üzerine Allah Kalplerimizdeki ( düşündüklerimizi) de mi bilir Teaccubi sorusuna dahi efendimiz s.a.v efet kalplerdekinide die cvb verio... Senin İmanın da eksiklik varmış vs die imanının yenilenmesini veya tazelemesini istemio.. örneklerimiz çoğala bilir...
Rabbim hisse alabilmeyi bizlere nasip etsin
yazımda sizin yazınızı tenkit eder bi durum yok
nerdeyse söylediklerimiz aynı kapıya çıkıyor
sanırm yazdıklarımı iyi tahlil edemedinz
al_muallim
Aug 28 2008, 12:38 AM
ALINTI(Farakhlit @ Aug 27 2008, 12:27 PM)

[/size]
İbni teymiye kafirmidir değilmidir tartışmasına girmeden değinmek istiyorum
bir üyenin yazdığı yazının bir kısmı ibni teymiye ye kafir dendiği için (kendisi de değil alıntı yapılmış) sansürleniyor
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
bana göre bu moderatörlük anlayışı yanlıştır forum mantığına terstir
bindiğiniz dalı kesiyorsunuz haberiniz olsun.
katılıyorum,, çok doğru bi tespit, ,
FATiH SULTAN
Aug 28 2008, 12:43 AM
ALINTI(Farakhlit @ Aug 27 2008, 12:27 PM)

[/size]
İbni teymiye kafirmidir değilmidir tartışmasına girmeden değinmek istiyorum
bir üyenin yazdığı yazının bir kısmı ibni teymiye ye kafir dendiği için (kendisi de değil alıntı yapılmış) sansürleniyor
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
bana göre bu moderatörlük anlayışı yanlıştır forum mantığına terstir
bindiğiniz dalı kesiyorsunuz haberiniz olsun.
10 NUMARA OLMUŞ
FATiH SULTAN
Aug 28 2008, 12:49 AM
ALINTI(Farakhlit @ Aug 27 2008, 12:27 PM)

[/size]
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
.
ÖZELLİKLE BU KISMI İÇİN BİRŞEYLER SÖYLEMEK GEREKİYOR. EFENDİMİZ HAKKINDA VE ASHAB HAKKINDA YAZILINCA NERDELER!!!!!!!!!!!!!!
TEVHİDci
Aug 28 2008, 12:50 AM
ALINTI(Farakhlit @ Aug 27 2008, 12:27 PM)

İbni teymiye kafirmidir değilmidir tartışmasına girmeden değinmek istiyorum
bir üyenin yazdığı yazının bir kısmı ibni teymiye ye kafir dendiği için (kendisi de değil alıntı yapılmış) sansürleniyor
halbuki bu forumda Canabı Hakka Peygamber (sav) a Hz.Cibrile olmadık hakaretler yapılıyor hiç bir sansürlemeye tabii tutulmuyor konu ibni teymiye olunca işler değişiyor
bana göre bu moderatörlük anlayışı yanlıştır forum mantığına terstir
bindiğiniz dalı kesiyorsunuz haberiniz olsun.
"Farakhlit" seninle bu konuda hemfikiriz. ALLAH rasulune onca sözler söylendi ateistler banlandı ama bazıları yine yorumlarına devam etti takii haddini iyice aşanaca.aynı kişi Cibril (a.s) hakkında etmediği laf kalmadı yine banlanmadı yine takii haddini iyice aşana kadar. tamam teymiyye ye iftira atılmış olabilir ama bunu yine teymiyyenin kitaplarından çürüterek yapılabilir yazılar silinerek değil. ama yine şunuda belirtiyim savunmaya hacet yok herkez bildiğini okuyacak buda forumdaki üyelerin yapısı.
hidayete uyanlara selam olsun.