Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ölmeden Evvel Ölmek
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ DUALAR ]·.
fani olanı istemem
Peygamberimiz S.A.S Medinedeki Ilk Cuma Hutbesinde Mutu En Kable Mutu Diyor YANİ
"ölmeden Evvel ölün" ki Allah size 1 e 700 versin diyor sevgili Peygamberimiz S.A.S acaba ne demek istiyor?

Ey Yüce Allahim Ben Sana Ulaşmayi Diliyorum
ölmeden Evvel ölmeyi,ruhumu Ve Nefsimi,fizik Vucudumu,irademi,ölmeden Evvel Sana Teslim Etmeyi Nasib Et Ya Rabbi,rahim Esmani üzerimize Tecelli Ed,bizleride Zatina Ulaştir.bizleride ölmeden Evvel Sana Ermiş Salih Kullarinin Arasina Al Yarabbi

Amin

4- 89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
(Ey ruh!) Rabbine geri dön (erek ulaş). Allah'tan razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanarak.

Tüm bunlar, Allah'tan üfürülen bizdeki Allah'ın emaneti olan ruha, Allah'ın emirleri, Allah'ın farzlarıdır.

5 - 51/ZARİYAT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn
Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın). Muhakkak ki ben, sizin için (ondan), apaçık bir uyarıcıyım.

Bunun gerçekleştirilmesini Allahû Tealâ bizden hayattayken istiyor. Çünkü yüce Rabbimizin vazifeli kıldığı hidayetçiler vardır. Alahû Tealâ'nın bütün resûlleri, hidayetle geliyorlar. Özellikle de hidayete erdiren, Allah'ın resûlü Mehdi(A.S), Allah tarafından hidayetle gönderilmiştir.

9/TEVBE-33: Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn(muşrikûne).
Müşrikler kerih görseler bile; resûlünü, dîn üzerine, dînin bütününü (bütün özelliklerini) izhar etmesi (ortaya çıkarması) için hidayetle, hak dîn ile gönderen, O'dur.

Hidayet, insan ruhunun dünya hayatında Allah'a ulaşmasıdır. Sıratı Mustakîm de insan ruhunu Allah'a ulaştıran yolun adıdır.

Hidayetin tarifi Bakara 120, En'am 71'de açıklanıyor:

2/BAKARA-120: ... Kul inne hudâllâhi huvel hudâ ...
... De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.” ...

6/EN'AM-71: ... kul inne hudallâhi huvel hudâ, ve umirnâ li nuslime li rabbil âlemîn(âlemîne).
... De ki: “Muhakkak ki; Allah'a ulaşmak, o, hidayettir ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

MUTU EN KABLE TEMUTU
ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ !

Rabbimiz bütün insanları ercide üç tane cesetle yaratmış;

1- Fizik vücud (Hicr 26)
2- Nefs (Şems 7)
3- Ruh (Secde 9)


Öyleyse insan; fizik vücuduyla, nefsiyle ve ruhuyla bir üçlüdür.Nefs ve ruh kesinlikle ölmez. Bu ikisi için ölüm asla sözkonusu değildir, ölüm sadece fizik vücuda has bir olgudur. Fizik vücud topraktan yaratılmıştır. Fizik vücudumuz ölmek suretiyle ait olduğu toprağa geri döner, mekanı topraktır.
Fizik vücudumuz nasıl ölür? Secde sûresinin 11'inci âyet-i kerimesinde Allah'u Tealâ buyuruyor ki;

Sizin için vazifeli kılınan ölüm melekleri gelecekler ve sizi müteveffa kılacaklar, öldürecekler. Sonra Allah'a döndürüleceksiniz.

İnsanın fizik vücudu 70 trilyon hücreden oluşuyor. Bu 70 trilyon hücrenin her birisinde elektriği üreten mitekondriler var. Hayatta kalabilmek ancak bu mitekondrilerin ürettiği elektrik enerjisine bağlıdır. Hayatla olduğumuz sürece bu elektrik enerjisi hep mitekondriler tarafından üretiliyor.

Ölüm emrini vücutta yerine getiren Azrail AS ve ona bağlı melekler bu elektriği üreten mitekondrilerde kontağı kapatıyor; artık vücudun hayatiyeti için elzem olan elektrik üretilmiyor. Elektrik üretimi vazifeli melekler tarafından durdurulunca birkaç dakika sonra beyinden başlayan bir ölüm yavaş yavaş bütün vücuda yayılır. Fizik vücud ölür ama nefs o ölümü tadar.

"Küllü nefsin zâikatülmevt, ve neblûküm hifserri velhayri fitne, ve ileynâ türce 'ün." Enbiya 35

İnsan vücudunda elektrik enerjisi üretilmeyince bütün hareketler durur. Bu anlamda kalp atıştan durur. Kalp atışları durduğu zaman artık vücutta kirlenen kan temizlenmek üzere akciğerlere ulaşamaz. Temizlenen kan beyine de ulaşıp oraya oksijen taşıyamaz. Deyinden başlayan bir ölüm, vücudun bütün sistemine yayılır. Bunun sonucu olarak da elektrik üretiminin neticesinde mevcut olan elektro-manyetik alanlar yok olur. Fizik vücutta elektromanyetik alanlar mıknatıs gibi N ve S kutbuna sahiptir. N kutbuyla ruhu, S kutbuyla nefsi kendine çekmektedir. Elektrik üretimi mitekondriler vasıtasıyla devam ettiği sürece elektromanyetik alan vardır, çekim gücü de vardır. Ama ne zaman ölüm olayı tahakkuk eder, elektrik enerjisi üretilmez, üretilen elektrik enerjisine

bağlı olarak elektromanyetik alan da, bunun neticesinde oluşan çekim gücü de ortadan kalkar. Fizik vücud. öldükten sonra nefsi ve ruhu kendisine çekebilecek elektromanyetik alana artık sahip değildir. Bu özelliğini kaybeder. Bu anda nefs de, ruh da vücudumuzdan ayrılır ve tekrar o cesedin içersine girmeleri sözkonusu değildir.

Allah, fizik vücutları ölüm anında öldürür. Ve onlar ki, uykularındadır, ölmemişlerdir, o zaman, üzerine ölüm hükmedilecek olanı (kişinin fizik vücudunu uyku halinde) tutar ve diğerini (nefsi) belirlenmiş ecele (zamana) kadar (rüyada dilediği yere) gönderir. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden kavim için elbette âyetler (ibretler) vardır. Zümer42

Vücudumuzun üzerinde başımızdan yukarıda, sağ tarafta ruhumuz: sol tarafta nefsimiz arkadan öne doğru uzanan bir uzantı içersinde; yani kollar önde. baş önde, ayaklar geride olmak üzere yere dikey değil: yere paralel olarak ölünün üzerinde şekillenir, dönül gözü açık olmayanlar bu şekillenmeyi görmezler.

Bu şekillenmenin tamamlanmasıyla birlikte o kişinin ruhu Azrail AS tarafından emanete alınır ve Azrail AS'la beraber insan ruhu Allah'a doğru Sırat-ı müstakiym üzerinde bir yolculuk yapmak durumundadırlar. Bütün gök katlarım aşacak olan anahtar Azrail AS'da mevcuttur. Bütün insan ruhtan, o kişi öldükten sonra gök katlarını Azrail AS'la beraber aşarlar. Allah, "hepiniz Bana döndürüleceksiniz!" demekle ölümden sonra, bütün ruhların mutlaka Allah'ın Zatına ulaştığını ifade ediyor. Ölümle beraber insan ruhu Azrail AS ile birlikte 7 katlık Sırat-ı müstakiym yolculuğu yaparak Sitret-ül münteha'da, en sondaki ışık saçan ağacı aşarak yoklukla Allah'ın Zatına ulaşırlar. Hz.Muhammed SAV efendimiz; ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ! diyerek, 7 katlık yolculuğu, yaşarken Azrail AS yerine vazifeli olan mürşidin ruhu ile aşın ve Allah'a dünya hayatını yaşarken ulaşın! emrini vermektedir. İşte, Sitret-ül münteha'yı aşarak Allah'ın Zatına ulaşabilen varlık, bütün kainat üzerinde sadece insan ruhudur, insan ruhundan başka Allah'ın hiçbir mahlûku, melekler de dahil. Allah'ın Zatına ulaşması ve Allah'ın Zatının o mahlûkuna sığınak olması (meab) mümkün değildir. Allah'ın bir insana ihsan eylediği cennet müjdesi, o kişinin ruhunun o kişi ölmeden evvel Allah'a ulaşmasıyla mümkündür. Eğer böyle yapmışsa kişi, Allah'a verdiği üç yemini de yerine gelirmiş olur. Ruhu Allah'a ulaşmıştır, nefsi 7 kademede tezkiye olmuştur, temizlenmiştir, arınmıştır. Fizik vücudu ise şeytana kul olmaktan kurtulup. Allah'a kul olmuştur. Allah'ın emirlerini yerine getirdiği için,
fani olanı istemem
İslam teslim demek

Şeytan ve adamları islamı 5 e indirerek 114 sureyi 6666 ayeti yok sayıyorlar. Bu zihniyete sormak lazım.

Sen islamın 5 şartıyla neyini teslim ettin?
NuRŞeN
"Topraktandır cümle beden
Nefsi öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan "

Aşık Veysel

Benliği bırakıp kendini unutup nesfsini öldüren ölmeden evvel ölmüştür.
Teşekkürler
<#thank#>
fani olanı istemem
ERMİŞ EVLİYA OLMAYI DİLEMEK ESASDIR, KUR’ÂN’DAKİ FARZLARDANDIR. BİR İNSAN ALLAH DOSTU OLMAK İÇİN YOLA ÇIKMIYORSA SONU HÜSRANDIR.

13/RAD-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale…
Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar…

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). Sonra yardım olunmazsınız.

42/ŞURA-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi)…
Rabbinize icabet edin (Allah’a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce…

31/LOKMAN-15: …vettebi’ sebîle men enâbe ileyy (ileyye) …
…Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol…

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

51/ZARİYAT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın). Muhakkak ki ben, sizin için (ondan), apaçık bir uyarıcıyım.

41/FUSSİLET-54: E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît(muhîtun).
Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştıracaklarından) şüphe içindeler, öyle değil mi? O (Allah), herşeyi ihata etmiştir (ilmiyle kuşatmıştır), öyle değil mi?

ZİKİR FARZ MIDIR?

73/MUZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol).

29/ANKEBUT-45: Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salatı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salat (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

43/ZUHRUF-36: Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

MÜRŞİD FARZ MIDIR?

18/KEHF-17: Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydın) görürdün ki; güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına ulaşır. Battığı zaman ise onları sol taraftan terkederdi. Onlar mağaranın geniş bir yerindeydiler. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi Kendine ulaştırırsa o hidayete erer. Ve kim dalâlette ise onun için velî mürşid bulunmaz.

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

HİDAYET DOĞRU YOL MU DEMEKTİR?

3/AL-İ İMRAN-73: … innel hudâ hudallâhi
… Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah’ın (Kendisine) ulaştırmasıdır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah’a ulaşmasıdır.)…

2/BAKARA-120: … inne hudâllâhi huvel hudâ …
… Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir…

SIRATI MUSTAKÎM DOĞRU YOL MU DEMEKTİR? NEREYE ULAŞTIRIR?

4/NİSA-175: Fe emmellezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
Allah’a âmenû olanları ve O’na sarılanları (sarılmayı dileyenleri) Allah, Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm’e (Allah’a ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.

10/YUNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zatına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

Allah sadece Sıratı Mustakîm’e tâbî olunmasını ama mutlaka tâbî olunmasını emrediyor. Öyleyse Sıratı Mustakîm’e ulaşmak herkesin üzerine farzdır.

1- Sıratı Mustakîm ve hidayet aynı şey değildir ki ikisi de "doğru yol" olsun.
2- Sıratı Mustakîm; Allah'a doğru istikamet üzere olan, Allah’a ulaştıran yoldur.
3- Hidayet ise herşeyden evvel yol değildir. Hidayet, Allah'a ulaşmaktır. Hidayet, insan ruhunun Allah'a ulaşmasıdır. Üstelik de ölmeden evvel Allah'a ulaşmasıdır. Yani hidayet yol değildir, hidayet bir vetiredir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “Ölmeden evvel ölünüz.” emri emanetlerden birisi olan ruhu, ölmeden evvel Allah’a ulaştırma emridir. Bu dileğin sahibi olmaz isek ibadetlerdeki zevklerden mahrum kalıyoruz. Kehf Suresinin 105. âyet-i kerimesine göre yaptığımız ameller boşa gidiyor.

Fenâfillâh olmayı yalanlayanlar, Yunus Suresinin 7. ve 8. âyet-i kerimesine göre cehenneme gidiyor. Cehenneme giden bir insanın, orada günahlarının cezası kadar yanıp oradan çıkması, 29 âyete göre mümkün değildir. Bu âyetlerde Allah, ebadâ ve hâlidûn kelimelerini kullanmıştır. Yani ebedî, devamlı kalacaklardır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “En hayırlınız Kur'ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.” Bu zamanın en hayırlısı Mehdi Resûl’dür çünkü tüm dünyaya Kur'ân-ı Kerim hakikatlerini anlatıyor.


Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.