Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: - İnsanlar, Itibarı Olan Bir Kimse Geldiğinde Ayağa Kalkmayı âdet Haline Getirmişlerdir; Bu Caiz Midir?
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
süleyman recep
Âlemlerin Rabbine hamd ederim.

İmdi, Asr-ı Saadette ve Hulefâ-i Râşidîn devrinde, selefin, Hz. Peygamber'i gördüklerinde ayağa kalkma âdetleri yoktu.

Hattâ Enes b. Mâlik der ki:

- İnsanların, Hz. Peygamber'den daha çok sevdikleri bir kimse yoktu; buna rağmen O'nu gördüklerinde ayağa kalkmazlardı.Çünkü, Hz. Peygamber'in bunu hoş görmediğini bilirlerdi. Fakat, uzaktan gelen birine, o kimseyi karşılamak üzere ayağa kalkarlardı.

Nitekim, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) İkrime için ayağa kalkmış ve Sa'd b. Muâz gelirken, Ensâr'a:

"Büyüğünüze kalkınız" (Buhârî, Edeb 144, İsti'zan 26; Ebû Dâvud, Edeb 144: İbn Hanbel VI/142) buyurmuştu.

Sa'd b. Muâz oraya, Beni Kureyza Yahudileri hakkında hüküm vermek üzere gelmişti.

İnsanlara gereken, Selefin, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında yürüdükleri yolu izlemeleridir. Çünkü onlar en hayırlı nesildir. Sözün en hayırlısı da Allah'ın sözü ve yolun en hayırlısı da Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yoludur. Hiç kimse, yaratıkların en hayırlısının ve en hayırlı neslin yolunu bırakıp, başka yollara gitmemelidir.

Kendisine ayağa kalkılan ulu ve itibarlı kişi, maiyyetindeki kimselerin böyle yapmalarını tasvip etmemeli ki, kendisini gördüklerinde onlar, (sefer dönüşü) mutad karşılama hariç, ayağa kalkmasınlar!

Sefer dönüşü ve buna benzer durumlarda, geleni karşılamak için ayağa kalkmak ise güzeldir.

İkram için gelene ayağa kalkmanın âdet olduğu bir yerde, ayağa kalkmadığı takdirde, gelen kişi bunu kendisine hakaret ve hukukuna riayetsizlik şeklinde anlayacaksa ve Sünnetteki uygulamayı da bilmiyorsa, en uygunu ayağa kalkmaktır; çünkü bu, kişiler arasını ıslâha, buğz ve kini ortadan kaldırmaya daha elverişlidir. Ahâlinin bu konuda Sünnete uygun hareketini bilen kimseye ise geldiğinde kalkmak, onu incitmek olmaz. Bu kalkma, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in:

"Kim, insanların, kendisi için ayakta divan durmalarından sevinç duyarsa, cehennemdeki yerini hazırlasın" (Tirmizi, Edeb 13) hadîsinde geçen kalkma değildir.

Çünkü, hadîste yasaklanan şey, kendisi otururken insanların ayakta durmalarıdır; yoksa o geldiği için ayağa kalkmaları değil. Bunun içindir ki, âlimler, "O gelince ayağa kalktım" demekle, "Onun için ayakta durdum" demek arasında fark görmüşlerdir ki, gelen veya ayağa kalkan, her ikisi de ayakta olma hususunda eşittirler. Halbuki, oturan için ayağa kalkmak (ve ayakta durmak) böyle değildir.

Müslim'in Sahîh'inde sabittir ki, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hastalıkları sırasında, cemaate oturarak namaz kıldırıyorlardı; fakat cemaat ayaktaydı. Bunun üzerine, onlara oturmalarını emretti ve şöyle buyurdu :

"Acemlerin, birbirlerini büyülttükleri gibi, siz de beni büyültmeyin" (Ebû Dâvud, Edeb 152; İbn Hanbel V/253, 256)

Bundan dolayıdır ki, müslümanları, oturmakta olan büyüklerine ta'zim gösteren Acemlere benzememeleri için, namazda kendisi otururken onların ayakta durmalarını nehyetmiştir.

Hülâsa, selefin âdet ve ahlâkına uymak ve buna imkânlar oranında çaba göstermek gerekir.

Bu doğru davranışın, Sünnete uygun âdet olduğunu bilmeyen kimselere karşı, doğruyu bırakıp, hürmet konusunda insanların âdet haline getirdikleri şekilde muamele etmek, iki mahzurdan ehven olanını (racih mefsedeti) yapmaktır. Yani böylece, daha ehvenini tercih etmek suretiyle, iki fesaddan daha büyük olanı defedilmiş olur. İki iyilikten en büyüğünü, daha küçük olanı terketmek suretiyle yapmak gibi.( SAYGI VE TAPINMA İBN-İ TEYMİYYE)
süleyman recep
Selamlaşma sırasında eğilmek nehyedilmiştir.

Nitekim Tirmizî şöyle rivayet eder:

"Kardeşiyle karşılaştığı zaman eğilen kimseyi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e sorduklarında, buyurdular ki:

"Hayır, kalkmasın!" (Tirmizi, İsti'zan 31; İbn Mâce, Edeb 15; İbn Hanbel lll / 198)

Çünkü rükû ve sücüd, Allah'tan başkasına yapılmaz. Rükû ve secde, selâm maksadıyla, bizim şeriatımız dışındaki şeriatlarda yapılırdı.

Nitekim Yûsuf sûresinde :

"Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendir. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan O'dur." (12 Yûsuf 100)

Bizim şeriatımızda ise, Allah'tan başkası için secde caiz değildir. Hattâ, yukarıda geçtiği üzere, Acemlerin birbirlerine yaptıkları gibi ayağa kalkmak nehyedilmişken, artık rükû ve sücûd nasıl olur da yasak olmaz?

Yarım rükûlar (eğilmeler) da bu yasağa dahildir. (SAYGI VE TAPINMA İBN-İ TEYMİYYE)
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.