süleyman recep
Aug 19 2008, 08:39 PM
329 — İbn-İ Teymiyye enbiya ve sâlihlerin ölmüş olanlarıyle Allah'a c.c. yaklaşmayı tecviz etmez. Çünkü Allah'a c.c. yaklaşmak, onlara uymak ve onların yollarında yürümekle mümkündür, onlardan medet ummak ve dua taleb etmekle değildir. Zira bu Allah'a şirk koşma sonucunu doğurur. İbn-i Teymiyye bu hususu şöyle takrir ediyor:
«Kabirlerinde hayat sahibi de olsalar ve onların yaşayanlar için dua etmeleri mukadder olsa da bizim, vefatlarından sonra nebiler ve sahillerden hiçbir şey istememiz olmaz. Haberlerde bu tip şeyler yer alsa bile kimsenin onlardan, böyle bir istekte bulunması doğru olmaz. Selef, bunu yapmamıştır. Çünkü bu şirke ve Allah'tan c.c. başkasına ibadete yol açar. Hayatta iken onların birisinden istekte bulunmak böyle değildir. Zira bu şirke götürmez.» (162)
Peygamber de olsalar ölülerden istekte bulunmak şirk korkusundan dolayı memnu olunca kabirlere, kabirlerin sakinlerine veya kabirlere bağlananlara adakta bulunmak, putlara yapılan adaklar gibi haram ve batıl adaklardır. Kandillere yağ veya başka bir şey adamak arasında fark yoktur... Böyle bir adağı, meselâ yağ adağını, mescitlerin aydınlatmasına, şeyhin yakınlarından dahi olsalar fakir müslümanlara sarfetmek müstah-sendir, güzeldir...
İbn-i Teymiyye, «Kim kabirlere yapılan adaklarda bir menfaat, bir ecir olduğuna inanırsa o sapık bir câhildir» demektedir. Sonra, bunun masiyet olan bir adak olduğuna hükmediyor: «Kimi bunların [bu adakların) Allah'a c.c. açılan ihtiyaç kapısı olduğuna, zararı defedeceğine, rızık (kapısını) açacağına, ömrü muhafaza edeceğine İnanırsa öldürülmesi vacip olan kâfir bir müşriktir.» (163)
Bunlardan anlıyoruz ki İbn-i Teymiyye ölülerin dirilere herhangi bir tesirinin olduğuna inanmamaktadır. Onlara (ölülere) dua tevcihi kesinlikle doğru değildir. Onlara seslenmek veya medet ummak sapıklıktır. Onların menfaat Bağlıyacaklarına, ihtiyaç kapılarını açacaklarına inanmak öldürülmeyi meşru kılacak bir şirktir. Çünkü bu onun nazarında riddet (dinden dönme) sayılmaktadır. Bunu sapıklık saymakla kalsa, sanıyoruz ki bu bir ifrat ve aşırılık olmayacaktı. Ancak bunun küfür olduğu hükmüne varması, sanırım keskin mücadeleciliğinin sevkettiği bir aşırılıktır.
ibn-i teymiyye akaid...
ibn_kutame
Sep 3 2008, 10:02 PM
esselamu aleyküm verahmetullahi ve beakatüh
kardeş yani bu konuyu yazdın da anlatmak istediginide anladık sen neye katılıyorsun mezarlardan dua edinirmi demek istiyorsun sonuç nedir?
sabah_rüzgarı
Sep 3 2008, 10:19 PM
bizler peygamber efendizmden ancak şefaat talep ederiz bunnda allahın izniyle olacağınn farkınadıyz
"Allahı'n izni olmadıkça kim şefaat edebilr"
onn dışında sevgili peygamberizn hürmetine bazı istek ve dualrımızı yine herşeyin sahibi mevladan isteriz
başka kimseden değil ibadet ve kulluk ancak onadır
ibni teymiyenn bütün görüşlerine saygılıym kendiside değer verdiğim alimlerden
yalnz bunlar görüşlerinn tamamını kabul ettiğim manasına gelmez
ibni teymiye şirk korkusuyla yine peygamberimzn kabrini ziyaretide yasaklar
büyük alimlerin ravzayı ziayret ettiklerini blirterek
içinzden hac yada ümre ziyareti esnasında ravzayı ziayret etmicekeleri öğrenmek isterim doğrusu ??
ilkemir
Sep 3 2008, 10:51 PM
Peki şehitlerden ?
musalli
Sep 3 2008, 11:09 PM
ibn-i teymiyye bu konuda doğru hüküm vermiştir...
süleyman recep
Sep 4 2008, 12:49 AM
ALINTI(ibn_kutame @ Sep 3 2008, 11:02 PM)

esselamu aleyküm verahmetullahi ve beakatüh
kardeş yani bu konuyu yazdın da anlatmak istediginide anladık sen neye katılıyorsun mezarlardan dua edinirmi demek istiyorsun sonuç nedir?
ve aleyküm selam kardeş, bizim neye katılıp, katılmadığımızdan önce, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bulmamız gerekir , önemli olan budur..
sonuç ise yukarıda, ibn-i teymiyye'nin anlatmak istediği hadisedir. katılıp katılmamak ise, insanların elindedir..fi emanillah...
süleyman recep
Sep 4 2008, 12:58 AM
ALINTI(musalli @ Sep 4 2008, 12:09 AM)

ibn-i teymiyye bu konuda doğru hüküm vermiştir...
katılımınızdan dolayı teşekkür ederim.. ancak, ibn-i teymiyyenin doğru hüküm verdiğini neye göre karar vereceğiz. bunu da belirtirseniz daha iyi olacak sanırım...
süleyman recep
Sep 4 2008, 03:31 AM
ALINTI(sabah_rüzgarı @ Sep 3 2008, 11:19 PM)

bizler peygamber efendizmden ancak şefaat talep ederiz bunnda allahın izniyle olacağınn farkınadıyz
"Allahı'n izni olmadıkça kim şefaat edebilr"
onn dışında sevgili peygamberizn hürmetine bazı istek ve dualrımızı yine herşeyin sahibi mevladan isteriz
başka kimseden değil ibadet ve kulluk ancak onadır
ibni teymiyenn bütün görüşlerine saygılıym kendiside değer verdiğim alimlerden
yalnz bunlar görüşlerinn tamamını kabul ettiğim manasına gelmez
ibni teymiye şirk korkusuyla yine peygamberimzn kabrini ziyaretide yasaklar
büyük alimlerin ravzayı ziayret ettiklerini blirterek
içinzden hac yada ümre ziyareti esnasında ravzayı ziayret etmicekeleri öğrenmek isterim doğrusu ??
ibni teymiyenn bütün görüşlerine saygılıym kendiside değer verdiğim alimlerden
yalnz bunlar görüşlerinn tamamını kabul ettiğim manasına gelmez...
bu görüşünüzde çok haklısınız...
şefaat meselesini diğer konuda, alıntı yaparak yazmıştık..o konuyu buraya taşıma gereği duymuyorum çünkü detayları ile orada vardır..ibn-i teymiyyenin, nebi s.a.v.'in kabrini ziyaret etmeyi yasak ettiğini hangi eserindeki cümleleri ile yasaklamış olduğunu, bizlere aktarırsanız sevinirim..selametle..
sabah_rüzgarı
Sep 4 2008, 04:12 PM
ibniteymiye ile alaklalı bi araştrmamda mezhepler tarihi muhammed ebu zehra nın kitabında okudum
süleyman recep
Sep 4 2008, 11:05 PM
" İstiğna " kalbiyle Allah'ın dışında hiç kimseden bir şey dilememe halidir.
" İstîfâf " ise diliyle hiç kimseden bir şey istememe hali.
Bu nedenledir ki, Ahmed b. Hanbel'e "tevekkül" nedir? diye sorulduğunda şu cevabı vermişti:
Yaratıklara, kalben umut bağlamamaktır. Bu görüşünde delilin nedir? dendiğinde:
İmam, Hz. Halil'in (İbrahim peygamber) ateşe atıldığı sırada, Cebrail'in "Bir şeye ihtiyacın var mı?" sorusuna verdiği şu cevabı, delil olarak göstermiştir.
"Bana ihtiyacımın olup olmadığını soruyorsan, hayır!"
(Bu hikâye, Beğavî'nin tefsirinde (c. IV, s. 301) genişçe anlattığı hikâyenin bir parçasıdır. Anlatıldığına göre, Nemrut tarafından ateşe atılırken Cebrail geliyor ve:
"Ey İbrahim! Bir ihtiyacın var mı? diye Hz. Halil'in halini soruyor. Hz. Halil yukarıda verilen cevabı veriyor. Diyor ki:
"Bu sorudan kendini kastediyorsan, sana ihtiyacım yoktur."
Bunun üzerine Cebrail:
"Öyleyse Rabb'inden iste", önerisinde bulunuyor. O da:
"Dilediğim şeyde o bana yeter zira benim durumumu biliyor." şeklinde karşılık veriyor. İbn Urrak bu son cümleyi:
"Tenzihuş-Şeriat-il-Merfu'a" adlı eserinde zikretmiş: C. 1, s. 250. Ve İbn Teymiye bu haberin uydurma olduğunu söylediğini yazmış; El Allânî ise:
"Ed-Daîfâ" adlı eserinde bu habere yer vermiş (s. 21) ve haberin aslının olmadığını söylemiş.)
Bu ve benzeri haberler kulun, kendisine yararlı olanın elde edilmesini, zararlı olanın giderilmesini isteme hususunda kalbini yalnızca Allah'a yöneltmesi gerektiğini belirten bilgilerdir. Bu nedenle sıkıntıya düşen Hz. Yunus ve O'nun durumunda olanlar:
" لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنتَ Lâ ilahe illâ ente -Senden başka ibadete layık ilâh yoktur-" demiştir.
Nitekim benzeri bir haber İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir. İbn Abbas Allah Resûlü'nün sıkıntı zamanlarında şöyle dediğini naklediyor:
"Azîm ve Halim olan Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur.
Yüce Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur.
Kerim Arşın Rabbi, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi olan Allah'tan başka ibadete layık ilâh yoktur."
(Buhârî, Kitab-üd-Da'avat, C. VII, s. 154; K. Tevhid, c. VIII, s. 177-178; Müslim, Kitab-üz-Zikir, c. III, s. 2093, H. No 2730, Ahmed, el-Müsned, c. 1, s. 228, 254, 280, 284, 339, 356; Beyhâkî, Şu'ab-ül-İman, H. No 614)
Bu kelimelerde tevhidin gerçekleştirilmesi, kulun Rabbinin ulûhiyetini kabullenmesi, bütün umudunu, eşi olmayan tek varlığa bağlaması vardır.
Duanın içerdiği kelimeler haber kelimeleri olmalarına karşın talep (dilek) anlamı içerirler.
İnsanlar, her ne kadar dilleriyle "Lâ ilâhe İllallah -Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur-" deseler de, kulun bu kelimeyi ihlaslı bir kalple söylemesi ona ayrı bir hakikat kazandırır. Zira tevhidin hakikate geçirilmesi, Allah'a itaate daha bir mükemmeliyet katar.
Şanı yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Hevâsını ilâh edineni gördün mü? Onun üzerine sen mi vekil olacaksın?"
" Yoksa sen onların çoğunun dinlediklerini, aklını kullandıklarını mı sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir; hatta onlar yolca daha sapıktır." (Furkân, 25/43-44)
Kim, hevâsını ilâhlaştırırsa o onu ilâh bellemiştir.
Artık hevâsı onun mabudu olmuştur. İşte güzel buldukları şeyleri Allah'tan başka ortaklar belleyerek ilâh edinip, Allah'ı sever gibi onları seven müşriklerin durumu budur. O'nun için Hz. Halil (a.s.):
"Ben batıp gidenleri sevmem" demiştir. (En'âm, 6/76).
Aslında Hz. İbrahim'in kavmi kâinatın asıl mimarını inkâr etmiyorlardı, fakat onlardan herbiri kendince güzel bulduğu, güneş, ay ve yıldızlar gibi yararlı sandığı varlıklara kulluk ediyorlardı.
Oysa Hz. Halil batan nesnenin, kendisine kulluk edenin gözünden kaybolduğunu, artık kendisine tapanı görmediğini, söylediğini duymadığını, durumunu bilmediğini, nedenli ya da nedensiz ne bir yarar, ne de bir zarar verebildiğini açıklamıştı. Öyle ise batana ibadet etmenin gerekçesi neydi?!..
DUA VE TEVHİD...İBN-İ TEYMİYYE...
süleyman recep
Sep 4 2008, 11:43 PM
ALINTI(sabah_rüzgarı @ Sep 4 2008, 05:12 PM)

ibniteymiye ile alaklalı bi araştrmamda mezhepler tarihi muhammed ebu zehra nın kitabında okudum
düzeltiyorum, sonunda buldum
süleyman recep
Sep 5 2008, 12:19 AM
evet, söylediğiniz hadiseyi buldum... bakın olayın mahiyet'ini beraber inceleyelim..
İbni Teymiyye'nin felâkete uğramasını bekliyenler birkaç kısma ayrılıyorlardı. Sufî ve râfizîlerden bâzıları görüşlerine düşman olmuşlar, fakîhlerden bir kısmı da fıkhî görüşlerini sapıklık ve din dışı sayıyorlardı. Bütün bunlar söz birliği edip îbni Teymiyye'ye bir tuzak hazırlamaya karar verdiler. Bu maksatla onun hem halkı, hem de seçkin kimseleri öfkelendirecek bir görüşünü tesbite çalıştılar. Nihayet 17 sene önce vermiş olduğu bir fetvayı bulup ortaya attılar. Bu fetvasında O, sâlih kimselerin kabirlerini ziyareti mene-diyordu. Hattâ, Peygamber (S.A.)'in kabri bulunan Ravza-i Mutahhara'nın ziyaretini de hoş görmüyordu. îşte o fetvadan buraya bâzı pasa)lar alıyoruz:
«Saîd b. Mansur'un Sünen'inde rivayet edildiğine göre Abdullah b. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebî Tâlib, sık sık Peygamber (S.A.) 'in kabrini ziyaret eden birini görmüş ve ona Peygamber (S.A.) in şu hadîsini haber vermiştir: «Benim kabrimi bayram (yeri) yapmayınız. Bana sadece salâvat okuyunuz. Sizin salâvatınız, nerede olursanız olunuz bana ulaşır.[34] Seninle Endülüs'teki bir insan arasında hiçbir fark yoktur. Buharı ve Müslim'in Sahîh'lerinde Hz. Âişe'den rivayet edildiğine göre Peygamber (S.A.), ölüm döşeğinde iken şöyle buyurmuştur; «Yahudi ve Hıristiyanlara, Peygamberlerinin kabirlerini mescid yaptıkları için Allah lanet etmiştir.» Eğer böyle olmasaydı Peygamber (S.A.), kabrinin açığa yapılmasını isterdi. Fakat, kabrinin mescid haline getirilmesinden hoşlanmamıştır. Sahâbiler de onu Hz. Âişe'nin hücresine defnetmişlerdir. Halbuki onlar, cenazelerini çöle defnediyorlardı. Hiç kimse, Peygamber (S.A.)'in kabrinin başında namaz kılıp orayı' mescid haline getiremez. Peygamber (S.A.)'in kabri put yapılamaz. Velid b. Abdilmelik zamanına kadar Peygamber Efendimizin kabrinin bulunduğu hücre rnescidden ayrı îdi. Sahâbî ve tabiîlerden hiçbir kimse oraya ne namaz kılmak, ne kabre el sürmek ve ne de dua etmek için giriyorlardı. Aksine, bunların hepsini mescidde yapıyorlardı. Selef-i sâlih, Peygamber (S.A)'e salât-u selâm etmek istedikleri zaman kıbleye dönüyorlardı, kabre dönmüyorlardı. Peygamber (S.A.)'e salat-u selâm okumak için ayakta durma konusuna gelince; Ebu Hanîfe, yine kıbleye dönülmesi gerektiğini, kabre dönülmemesini söylemiştir. Öteki İmamların ekserisi dua okunurken kabre dönüleceğini söylemiştir.»
Bu fetva, çok önceleri verilmiş ve hiçbir fitneye sebep olmamıştı. Hiçbir kimse bu fetvayı İbni Teymiyye aleyhine bir vâsıta olarak kullanmaya teşebbüs etmemişti. Çünkü İbni Teymiyye'nin o zamanlar Sultan' nazarında itibarı yüksekti. (mezhepler tarihi, Muhammed Ebu Zehra)
cahide
Sep 9 2008, 08:56 PM
selamün aleyküm
Aklıma gelen bazı sorular var
1__ İbni Teyemmi bir alim eyvallah.. mühakkakki alimeler arasındada muhhtelif konular olacaktır ki kuran tevsirlerindede bazı farklılıklar göze çarpıyor zaten .. asıl kalb ne durumda niyet ne durumda olmalı bu önemli mi acaba yani kalbimizin ne dediği önemlimi bu alimlerin açıklamaları karşısında. çünkü amel fiili niyet kalbidir.
2__Birde " BEN YERE GÖĞE SIĞMAM BİR MÜMİN KULUMUN KALBİNE SIĞARIM DERKEN " İMANNURU HERKESTE VAR. AMA O KALB KÖŞKÜ NASIL OLMALIKI, MÜMİNİN KALBİ ALLAH İLE KUŞATILSIN. YADA MÜMİN İLE MÜSLÜMAN BİR MİDİR.? HERKESEMİ ACABA HİTAB EDİLMİŞTİR. BU AÇIKLAMA YADA BİR DERECEYE ERENLERİN KALBİNEMİ SESLENİYOR ALLAH CC. KALBİ HAK CC İLE KUŞATILMIŞ BİRİ ÖLMEYE MAHKUM MUDUR. DÜNYA HAYATI BİTTİYİNDE KALB HAK NAZARINDAN UZAK MI LUR.??
3__ Ölüler ile diriler vardır. misal Yunus diyor HAKKA YAKİN OLAN BİR HAL İLE. " ÖLEN HAYVAN İMİŞ AŞIKLAR ÖLMEZ. nice mübarekler vardır ki kabirlerinin intikalinde birazdan uyanacak gibi bakarlar onların ne eti çürür nede kemikleri görünür onlar şehidlerdir.l şehidler HAK CC yolunda cihad edenler, ilim öğretenler, vs devam eden halleri ve mücadeleri ile bu makam verilmiştir. misal Efendimizede S.A.S makamu mahmud verilmiştir ki ismi şerifinde mahmudu der. misal Fatimatüzzehra RANH annemiz de bile şefaat hakkı verilmiştir. bu hak ile BAZI MÜSTESNA KULLARA HAK CC TARAFINDAN BİR YETKİ VERİLE BİLİRMİ. KABİRLERİNDE KENDİLERİNE FATİHA OKUYAN YADA YASİN OKUYAN KİMSELERE " YARABBİ BU KULUN BANA İKRAMDA BULUNDU VE DUA ETTİ SENDE ONA İKRAMDA BULUN "DİYEBİLİRMİ böyle birşey olabilirmi. olmaz ise neye dayanarak olmaz diyebiliriz.
4__ACABA HER KULU BİR KEFEYE KOYMAK DORUMUDUR. İLMİ DERECE VE HAKKA YAKINLIKLARI BAKIMINDAN VERİLEN İLİM VE İRFAN ACABA EHEMMİYETLİ OLABİLİRMİ.?
5__ ALLAHIN CC KULUNA ALLAHIN CC YARDIMI NASIL GELİR. BİR KULUN DİĞER KULA DUASININ EHEMMİYETİ NERDE BAŞLAR VE BİTİŞİ VARMIDIR.
6__ KABİRDEKİ MÜBAREKLER, S.A.S BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK MÜBAREK KABİRLERİNE GELENLERE RABBİNE YÖNELİŞ İLE YARDIM VE DESTEKTE BULUNA BİLİRLERMİ. EVLİYALIK VASFI HAY SIFATININ TECELLİSİ VE ŞEHİTLİK MERTEBESİYLE. SONUÇTA ALLAH CC YÖNELMİŞ KUL, ALLAHIN YARDIMINI NASIL ALIR VESİLESİZ VE ARACISIS. DUAYA İCABET MÜMKÜNMÜDÜR.YOKSA SEBEBLER HALKEDİLİRMİ.?EDİLİRSE NASIL OLUR.??
ALLAH ESMASINDA EVLİYAYA YANİ MUTTAKİ KULLARA NASIL VE NE DERECEDE VERİR. BU İLMİ DERECE SONUCUNDA ESMASI VERİLEN EVLİYALAR DÜNYASINI DEĞİŞTİĞİ ZAMAN BU ESMA ONDAN ALINIRMI YOKSA YETKİSİ YİNE ÜZERİNDE KALIRMI.. KALIRSA BUNUN İNSANLIĞA, DUAYA VESİLE OLMA GİBİ BİR DURUMU OLABİLİRMİ.????????????????
SORULAR İÇ İÇE VE BELKİ KARIŞIK BULUNA BİLİR. BELKİ BAZI SORULAR SÜZREKLİ BELİRLİ BİR MEVZUYA VURGULUDA OLABİLİR FAKAT DİNKARDEŞLERİMDEN BİR CEVAB BEKLİYORUM İNŞAALLAH.
SELAMETLE.
pürmelal
Sep 9 2008, 09:04 PM
ALINTI(cahide @ Sep 9 2008, 09:56 PM)

selamün aleyküm
Aklıma gelen bazı sorular var
2__Birde " BEN YERE GÖĞE SIĞMAM BİR MÜMİN KULUMUN KALBİNE SIĞARIM DERKEN " İMANNURU HERKESTE VAR. AMA O KALB KÖŞKÜ NASIL OLMALIKI, MÜMİNİN KALBİ ALLAH İLE KUŞATILSIN. YADA MÜMİN İLE MÜSLÜMAN BİR MİDİR.? HERKESEMİ ACABA HİTAB EDİLMİŞTİR. BU AÇIKLAMA YADA BİR DERECEYE ERENLERİN KALBİNEMİ SESLENİYOR ALLAH CC. KALBİ HAK CC İLE KUŞATILMIŞ BİRİ ÖLMEYE MAHKUM MUDUR. DÜNYA HAYATI BİTTİYİNDE KALB HAK NAZARINDAN UZAK MI LUR.??
.
'' Ben yerlere ve göklere sığmadım. Fakat mü’min kulumun kalbine sığdım.''Bu söz Gazali’nin << İhyau Ulumiddin >> adlı kitabında geçmektedir.
Hafız el-Iraki bu hadis hakkında:
<< Bu uydurma bir hadistir. Aslı yoktur>>, demiştir.
İbn Teymiyye bu hadis hakkında şöyle demiştir:
<< Bu israiliyatta geçmekte olup bilinen bir senedi yoktur. Uydurmadır
pürmelal
Sep 9 2008, 09:15 PM
ALINTI(cahide @ Sep 9 2008, 09:56 PM)

selamün aleyküm
Aklıma gelen bazı sorular var
6__ KABİRDEKİ MÜBAREKLER, S.A.S BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK MÜBAREK KABİRLERİNE GELENLERE RABBİNE YÖNELİŞ İLE YARDIM VE DESTEKTE BULUNA BİLİRLERMİ. EVLİYALIK VASFI HAY SIFATININ TECELLİSİ VE ŞEHİTLİK MERTEBESİYLE. SONUÇTA ALLAH CC YÖNELMİŞ KUL, ALLAHIN YARDIMINI NASIL ALIR VESİLESİZ VE ARACISIS. DUAYA İCABET MÜMKÜNMÜDÜR.YOKSA SEBEBLER HALKEDİLİRMİ.?EDİLİRSE NASIL OLUR.??
SELAMETLE.
"Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir?" (Ahkaf: 5)
Allah-u teala nebisine şöyle söylemesini emretti:
"Ve de ki: "Ben size ne zarar verebilirim; ne de iyilik edebilirim." Ve yine de ki: "Eğer ben Allah'a karşı gelirsem, O'nun azabından beni hiç kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka sığınacak birini de asla bulamam." (Cin: 21-22)
"İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zamanda O'ndan dile" demiştir. (Tirmizi, Ahmed)
Uzakta iken veya ölümlerinden sonra kabirleri başında peygamberlere ve salih kullara dua edip yakaranlar, aynen yıldızlara yakaran ve meleklerle peygamberleri rabler edinenler gibi, Allah'tan başkasına dua eden müşriklerdendir. (İbn Teymiyye-Tevessül s.224)
TEVHİDci
Sep 9 2008, 09:20 PM
ALINTI(pürmelal @ Sep 9 2008, 10:04 PM)

'' Ben yerlere ve göklere sığmadım. Fakat mü’min kulumun kalbine sığdım.''
İbn Teymiyye bu hadis hakkında şöyle demiştir:
<< Bu israiliyatta geçmekte olup bilinen bir senedi yoktur. Uydurmadır
Şeyhülislam İbn Teymiyye'ye, Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet edilen:
"Allah azze ve celle şöyle buyurdu: Göklerim ve yerim beni almadı. Ancak mümin kulumun kalbine sığdım," hadisi hakkında soruldu.
Şeyhülislam buna şu şekilde cevap verdi:
"Hamd Allah içindir.
Bu söz İsrailî bilgiler arasında zikredilmektedir. Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den herhangi bir isnad ile rivayet edilmemiştir. Anlamı; "Kulumun kalbi muhabbetimi ve marifetimi kuşattı," demektir.
"Kalp Rabbin evidir," şeklinde rivayet edilen hadis de önceki hadis gibi İsrailiyyattandır. Zira kalp, Allah Teala'ya imanın, marifetin ve muhabbetin evidir. (İbn-i Teymiyye Külliyatı c:9)
süleyman recep
Sep 10 2008, 02:19 AM
bu sayfada,şunu belirtmek istiyorum.. yukarıda yazıları ile katılan arkadaşlara, çok teşekkürlerimi bildiririm.. hepiniz'in katkıları çoğumuzun faydalanmasına neden olacaktır İNŞAALLAH..
saygılarımla...
süleyman recep
Sep 10 2008, 04:06 AM
ALINTI(cahide @ Sep 9 2008, 08:56 PM)

selamün aleyküm
Aklıma gelen bazı sorular var
1__ İbni Teyemmi bir alim eyvallah.. mühakkakki alimeler arasındada muhhtelif konular olacaktır ki kuran tevsirlerindede bazı farklılıklar göze çarpıyor zaten .. asıl kalb ne durumda niyet ne durumda olmalı bu önemli mi acaba yani kalbimizin ne dediği önemlimi bu alimlerin açıklamaları karşısında. çünkü amel fiili niyet kalbidir.
evet.. ibn-i teymiyye bir alim olduğu gibi, aynı zamanda da bir insandır...tıpkı diğerleri gibi , hata da edebilir yanlış da söyleyebilir.. anlatmak istenilen de budur...kalp'e gelince, işte meselenin özü buradan geçer. eğer insan, dil ile söylediğini kalbi ile tasdik etmez ise sonucu malum..
2__Birde " BEN YERE GÖĞE SIĞMAM BİR MÜMİN KULUMUN KALBİNE SIĞARIM DERKEN " İMANNURU HERKESTE VAR. AMA O KALB KÖŞKÜ NASIL OLMALIKI, MÜMİNİN KALBİ ALLAH İLE KUŞATILSIN. YADA MÜMİN İLE MÜSLÜMAN BİR MİDİR.? HERKESEMİ ACABA HİTAB EDİLMİŞTİR. BU AÇIKLAMA YADA BİR DERECEYE ERENLERİN KALBİNEMİ SESLENİYOR ALLAH CC. KALBİ HAK CC İLE KUŞATILMIŞ BİRİ ÖLMEYE MAHKUM MUDUR. DÜNYA HAYATI BİTTİYİNDE KALB HAK NAZARINDAN UZAK MI LUR.??
Kalbin tezkiye olması, vücudun gelişmesi gibidir.
Dilde "tezkiye"; gelişme, iyileşmede ve ilerleme demektir. Bir şey iyiliğe doğru geliştiği zaman, "tezkiye oldu" denir.
Vücut gelişme ve büyümesi için nasıl ki iyileştirecek besinlerle beslenmesi gerekiyorsa, tam iyi ve salih oluncaya kadar kalbin de beslenmeye ve gelişmeye ihtiyacı vardır. Bu arada zarar verecek şeyleri de ona yasaklamak gerekir. Çünkü vücut, ancak yarar verecek şeyler verilerek ve zararlı şeylerden alıkonarak gelişir.
Kalp de böyledir. Ancak yarar verecek şeyler vermekle ve zarar verecek şeylerden alıkoymakla gelişip iyileşir. Ekin de böyledir. (Nitekim, tarım da bu şekilde verimli hale gelir.)
İman ve Tevhit, Allah'ın dışında kalpte olan her türlü ilahlığı silmeyi (bütün sahte ilahların reddini) ve (kalbe yalnız gerçek İlah olan) Allah'ın ilahlığını yerleştirmeyi gerektirir. "La İlahe İllallah" Şehadet kelimesinin hakikati de budur. Kalpleri tezkiye eden şeylerin aslı budur. (kendisiyle kalbin arınıp temizlendiği, iyileşip geliştiği şeyin aslıdır.)
3__ Ölüler ile diriler vardır. misal Yunus diyor HAKKA YAKİN OLAN BİR HAL İLE. " ÖLEN HAYVAN İMİŞ AŞIKLAR ÖLMEZ. nice mübarekler vardır ki kabirlerinin intikalinde birazdan uyanacak gibi bakarlar onların ne eti çürür nede kemikleri görünür onlar şehidlerdir.l şehidler HAK CC yolunda cihad edenler, ilim öğretenler, vs devam eden halleri ve mücadeleri ile bu makam verilmiştir. misal Efendimizede S.A.S makamu mahmud verilmiştir ki ismi şerifinde mahmudu der. misal Fatimatüzzehra RANH annemiz de bile şefaat hakkı verilmiştir. bu hak ile BAZI MÜSTESNA KULLARA HAK CC TARAFINDAN BİR YETKİ VERİLE BİLİRMİ. KABİRLERİNDE KENDİLERİNE FATİHA OKUYAN YADA YASİN OKUYAN KİMSELERE " YARABBİ BU KULUN BANA İKRAMDA BULUNDU VE DUA ETTİ SENDE ONA İKRAMDA BULUN "DİYEBİLİRMİ böyle birşey olabilirmi. olmaz ise neye dayanarak olmaz diyebiliriz.
bakınız, burada size verilecek en güzel cevap şu olur..size daha öncede belirtmiştim meal, tefsir, ve hadisleri,okursanız ( objektif olarak) sonuca kendiniz daha çabuk ve yarayışlı olarak varırsınız..
4__ACABA HER KULU BİR KEFEYE KOYMAK DORUMUDUR. İLMİ DERECE VE HAKKA YAKINLIKLARI BAKIMINDAN VERİLEN İLİM VE İRFAN ACABA EHEMMİYETLİ OLABİLİRMİ.?
kimse, kimseyi bir kefeye koyamaz..hiç bilenle bilmeyen bir olurmu diye misal getiren, HAKK c.c. kullarıyız biz...ilim sahibinin sorumlulukları vardır ve sorumludur, ancak yakınlık mevzuuna gelince işte onu ancak ALLAH c.c. bilir...
5__ ALLAHIN CC KULUNA ALLAHIN CC YARDIMI NASIL GELİR. BİR KULUN DİĞER KULA DUASININ EHEMMİYETİ NERDE BAŞLAR VE BİTİŞİ VARMIDIR.
ol demesi yeterlidir...ölen veya yaşayan şahıslardan değil.( kast'in ne olduğunu anladınız umarım.)
yine, beN size şah damarınızdan yakınım.diye emr eden ALLAH AZZE VE CELLE AYNI ZAMANDA, BANA DUA EDİN DUANIZA İCABET EDEYİM DER... BU, ŞU VEYA BU KİŞİ BANA DUA ETSİN ANLAMINA GELMEZ, GELSE İDİ SÖYLERDİ...
Abdullah b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Erkam’a: “Rasûlullah (s.a.v)’den duyduğun bir şeyleri söyle” denildiğinde şöyle dedi. Size Rasûlullah (s.a.v)’in söylediğinden başka bir şey söylemiyorum. O bize şöyle dua etmemizi emrederdi: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın bunaklığından, kabir azabından Sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takva bilinci -Sana karşı sorumluluk bilinci- ver, nefsimi günahlardan temizle. Sen temizleyenlerin en hayırlısısın sen o nefsin dostu ve mevlasısın. Allah’ım! Doymayan aç gözlü nefisten, korkmayan kalbten, faydasız ilimden ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.” (Buhârî, Deavat: 38; Müslim, Zikir Dua: 18)
6__ KABİRDEKİ MÜBAREKLER, S.A.S BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK MÜBAREK KABİRLERİNE GELENLERE RABBİNE YÖNELİŞ İLE YARDIM VE DESTEKTE BULUNA BİLİRLERMİ. EVLİYALIK VASFI HAY SIFATININ TECELLİSİ VE ŞEHİTLİK MERTEBESİYLE. SONUÇTA ALLAH CC YÖNELMİŞ KUL, ALLAHIN YARDIMINI NASIL ALIR VESİLESİZ VE ARACISIS. DUAYA İCABET MÜMKÜNMÜDÜR.YOKSA SEBEBLER HALKEDİLİRMİ.?EDİLİRSE NASIL OLUR.??
486. (1570) (6473)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kabir ziyaretine ruhsat tanıdı."[659]
ـ487 ـ6474 ـ1571 -حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ ا‘َعْلَي. ثَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَنْبَأَنَا بْنُ جُرَيْحٍ عَنْ أَيُّوبَ ابْنِ هَانِئٍ عَنْ مَسْرُوقُ بْنِ ا‘َجْدَعِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ؛ أَنَّ رَسُولَ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: »كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ، فَزُورُوهَا. فَإِنَّهَا تُزَهِّدُ فِي الدُّنْيَا، وَتُذَكِّرُ اŒخِرَةَ«.فِي الزوائد: فِي إسناده حسن. وأيوب بن هانئ، قَالَ اِبْنِ معين: ضعيف. و قَالَ اِبْنِ حاتم: صالح. وذكره اِبْنِ حبان فِي الثقات.
487. (1571) (6474)- İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben size kabir ziyaretini yasaklamıştım, şimdi onları ziyaret edin. Çünkü bu, dünya bağını kırar, ahireti hatırlatır."[660]
(...) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayse-me, Zübeyd-i Yâmî [36]'den, o da Muhârib b. Disâr'dan, o da İbni Büreyde'den, zannederim o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeMem/den naklen haber verdi. (Buradaki şekk Ebû Hay-seme'dendir.) H.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kabi-satü'bnü Ukbe, Süfyân'dan, o da Âlkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeHemJ'den naklen rivayet etti. H.
Bize İbni Ebî Ömer ile Muhammed b. Râff ve Abd b. Humeyd dahî toptan Abdürrazzâk'dan, o da Ma'mer'den, o da Atâ-i Horasanı* den naklen rivayet ettiler. Ata1: «Bana Abdullah b. Büreyde, babasından o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sei/emj'den naklen rivayet etti.- demiş. Bu râvilerin hepsi yukarki Ebû Sinan hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.
Bu hadis, hem nâsih hem mensûh hadîslerden biridir.
Erkekler hakkında kabir ziyaretinin yeniden meşru olduğu hakkında sarihtir. Kadınların ziyareti ihtilaflıdır.
Hâzimi : «Bütün ulemâya göre bu hadîsdeki izin erkeklere mahsûstur.» demiş; îbni Abdilberr ise vaktiyle kabir ziyareti umûmî olarak yasak edildiği gibi, bu hadîsle de umûmi olarak herkese mubah kılındığını söylemiştir. Bu bâbda bir çok hadisler rivayet olunmuştur. Büreyde, İbni Mes'ûd, Enes EbûHüreyre, Âişe, Hayyân-ı Ensârî, Ebû Zerr, A1i b, Ebî TâIib. îbni Abbâs, Müce inin i' b. Câriye ve Ömer (Radiyallahü anküm) hazerâtmın rivayetleri bunlar meyânındadır.
Büreyde hadisi sadedinde bulunduğumuz rivayettir.
İbni Mes'ûd hadisini îbni Mâce tahrîc etmiştir. Bu hadisde: «Ben, sizi kabirleri ziyaretten menetmiştim, artık siz kabirleri ziyaret edin...» buyurulmaktadır.
Enes hadîsini: îbni Ebi Şeybe tahrîc etmiştir. Bu Bu hadîste: Resûlüllah (Sallallakü Aleyhi ve Seîlem) vaktiyle kabir ziyaretini yasak etmişti, sonra:
«Onları ziyaret edin ama kötü söz söylemeyin; buyurdular.» denilmektedir.
Ebû Hüreyre hadîsini Ebû Dâvûd tahrîc etmiştir. Bu hadis, babımızın birinci ve ikinci rivayetleri mânâsındadır. Âişe (Radiyallahü anh) hadîsini İbni Mâce tahrîc etmiştir. Mezkûr hadîsde: «Kabir ziyaretine ruhsat verildi.» denilmiştir.
bu Konu ile ilgili olarak şu âyeti örnek verelim:
" Bana sıkıntı dokundu; Sen merhamet edenlerin en merhamet edenisin." (Enbiyâ, 21/83)
Görüldüğü gibi âyette Hz. Eyyûb -selâm üzerine- kendi durumunu, Rabbinin durumunu, ona dokunan sıkıntıyı kaldırması için rahmetini dilemeyi içeren bir anlatımla tasvir etmektedir. Duanın sözleri haber kalıbında sözlerdir, ancak aynı zamanda dilekte bulunma anlamını da içeriyorlar.
Bu anlatım biçimi dilek ve duada bulunmada izlenecek en güzel yoldur.
Biribirleriyle tartışıp biri diğerine: «Bizimle Allah arasında bir aracının bulunması kaçınılmazdır; onsuz Allah'a ulaşamayız» diyen iki adamın durumu Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiye'ye - Allah ruhunu şad etsin - soruldu
Cevap:
Hamd, âlemlerin Rabbı Allah'adır Şayet bu sözüyle, Allah'ın emrinin bize ulaştırılması için bir aracının bulunması kaçınılmazdır, demek istiyorsa doğrudur Çünkü insanlar, Allah'ın sevip razı olduğu şeyleri; neleri emredip nelerden sakındırdığını, kereminden dostlarına neleri hazırladığını ve azaptan düşmanlarına neleri vadettiğini, yine Allah'ın hak ettiği güzel isimleri, akılların idrâk etmekten âciz kaldığı yüce sıfatlan ve benzeri şeyleri ancak kullarına gönderdiği peygamberleri aracılığıyla bilirler.....
ALLAH ESMASINDA EVLİYAYA YANİ MUTTAKİ KULLARA NASIL VE NE DERECEDE VERİR. BU İLMİ DERECE SONUCUNDA ESMASI VERİLEN EVLİYALAR DÜNYASINI DEĞİŞTİĞİ ZAMAN BU ESMA ONDAN ALINIRMI YOKSA YETKİSİ YİNE ÜZERİNDE KALIRMI.. KALIRSA BUNUN İNSANLIĞA, DUAYA VESİLE OLMA GİBİ BİR DURUMU OLABİLİRMİ.???????????????? [/size]
SİZ BU DURUMUN DELİL'İNİ GÖSTERİN:
SORULAR İÇ İÇE VE BELKİ KARIŞIK BULUNA BİLİR. BELKİ BAZI SORULAR SÜZREKLİ BELİRLİ BİR MEVZUYA VURGULUDA OLABİLİR FAKAT DİNKARDEŞLERİMDEN BİR CEVAB BEKLİYORUM İNŞAALLAH.
SELAMETLE.
talebe27
Sep 10 2008, 08:40 PM
Allah’ın kudretinden şüphe edilmezİlaca şifa özelliğini veren, dirinin yardım etmesine kuvvet veren
Allahü teâlâ, vefat eden bir Peygambere veya evliyaya yardım etme kuvvetini vermekten aciz midir?Aslında,
Allah’ın kudreti olmadan, dirinin yardım edeceğine inanmak şirktir. Dirinin yardım edeceğine inanıp da,
Allah’ın kudreti ile ölünün, yardım edeceğine inanmamak da, Allah’ı aciz kabul etmek olacağı için küfür olur. Halbuki Allahü teâlâ her şeye kadirdir. Ölüden diri, diriden ölü yaratır. (A.İmran 27)
Diriye, ölüye ve her şeye yardım ancak Allah’tan olur. Kur’an-ı kerimde mealen, (Yardım ancak ve yalnız Allah’tandır) buyuruldu. (A.İmran 126)
Kabirdeki Peygamber veya Veli, ancak
Allahü teâlânın izni ile yardım etmektedir. Allah’ın bu kudretinden şüphe eden müşrik olur.
İrşad-üt-talibinde, (Vefat eden evliyanın, feyz vermesi kesilmez, hatta artar) buyuruluyor. Bunun için mesela sıkıntısı olan bir kimse, bir evliyanın kabrine giderek, (Ey mübarek zat, Allahü teâlâya dua et, şu sıkıntıdan kurtulayım) gibi sözler söylemesinin caiz olduğu, (Et-tevessül-ü bin-Nebi...) kitabında yazılıdır.
Şehitler gibi Enbiya ve Evliya da Allah yolunda olup diridir. Bir âyet-i kerime meali:
(
Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Bilakis onlar diridir, ama siz bunun şuurunda değilsiniz.) [Bekara 154]
Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
Ruhun ölmediğini âyet-i kerime ve hadis-i şerifler bildiriyor. Ruh şuur sahibidir, ziyaret edenleri tanır. Evliyanın ruhu, diri iken de, öldükten sonra da, yüksek mertebededir,
öldükten sonra da kerameti görülür. Keramet sahibi olan ruhlardır. Ruh ise, insanın ölmesi ile ölmez. Kerameti yaratan Allah’tır. Her şey Onun kudreti ile olur. Her insan, Onun kudreti karşısında, diri veya ölü iken de hiçtir. Allahü teâlânın, bir evliyası vasıtası ile, bir kuluna ihsanda bulunması şaşılacak bir şey değildir. Diri iken de, ölü iken de bir şey yaratamaz. Ancak Allahü teâlânın yaratmasına vasıta olur. (Mişkat)Hadika’da, (
Ölülerden bir şey isterken bu işleri sebeplerin değil, Allahü teâlânın yaptığına inanmalı) buyuruluyor. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı.) [Deylemi]Vehhabilerin allame dedikleri, müctehid bildikleri ibnül-Kayyımı Cevziyye bile Kitab-ür-ruh kitabında diyor ki:
(Dirilerin ruhları ile ölülerin ruhlarının buluştuklarını bildirenlerden biri de şudur: Diri, ölüyü, rüyada görerek, ondan bir şeyler soruyor. Meyyit dirinin bilmediklerini ona haber veriyor. Verdiği, olmuş veya olacak haberler doğru çıkıyor. Çok defa, diri iken gömmüş olduğu ve kimseye bildirmediği malın yerini haber veriyor. Alacağı olduğunu ve şahitlerini bildirmesi de çok görülmüştür. Kimsenin bilmediği, kendinin gizli yaptığı bir işi haber vermesi ve bildirdiği gibi çıkması çok görülmüştür. Çok şaşılacak bir şey de, şu zamanda öleceksin dediği kimsenin, o zamanda öldüğü görülmüştür. Bir dirinin gizlice yaptığı bir işin, bir ölü tarafından başka bir diriye bildirilmesi de çok görülmüştür.)
İmam-ı Süyuti hazretleri, Şerh-us-sudur kitabında, Muhammed bin Sirin’den bildiriyor ki:
Meyyitin bildirdiği şeyler, hep doğrudur. Çünkü meyyit, hiç yalan ve yanlışlık olmayan bir âlemdedir. O âlemde olanlar, hep doğru söyler. Gördüklerimiz ve anladıklarımız, bu sözümüzü kuvvetlendirmektedir. İbnül-Kayyım ve başkaları da böyle söylediler. Ruh, latif olduğu için, duygu organları ile anlaşılmayan şeyleri anlamaktadır.
http://www.mehmetalidemirbas.com/detay.asp?Aid=4324
TEVHİDci
Sep 10 2008, 08:50 PM
ALINTI(talebe27 @ Sep 10 2008, 09:40 PM)

Vehhabilerin allame dedikleri, müctehid bildikleri ibnül-Kayyımı Cevziyye bile Kitab-ür-ruh kitabında diyor ki:
(Dirilerin ruhları ile ölülerin ruhlarının buluştuklarını bildirenlerden biri de şudur: Diri, ölüyü, rüyada görerek, ondan bir şeyler soruyor. Meyyit dirinin bilmediklerini ona haber veriyor. Verdiği, olmuş veya olacak haberler doğru çıkıyor. Çok defa, diri iken gömmüş olduğu ve kimseye bildirmediği malın yerini haber veriyor. Alacağı olduğunu ve şahitlerini bildirmesi de çok görülmüştür. Kimsenin bilmediği, kendinin gizli yaptığı bir işi haber vermesi ve bildirdiği gibi çıkması çok görülmüştür. Çok şaşılacak bir şey de, şu zamanda öleceksin dediği kimsenin, o zamanda öldüğü görülmüştür. Bir dirinin gizlice yaptığı bir işin, bir ölü tarafından başka bir diriye bildirilmesi de çok görülmüştür.)
sen bu yukarda alıntıladığın yazıyı ibn-i kayyımın kitabında okudunmu ?
kısaca evet veya hayır diye cevaplarsan sevinirim.
talebe27
Sep 10 2008, 08:55 PM
Hayır
Zaten gerek te yok
Hadis gayet açık
derinsular
Sep 10 2008, 08:56 PM
ALINTI(talebe27 @ Sep 11 2008, 06:40 AM)

Vehhabilerin allame dedikleri, müctehid bildikleri ibnül-Kayyımı Cevziyye bile Kitab-ür-ruh kitabında diyor ki:
(Dirilerin ruhları ile ölülerin ruhlarının buluştuklarını bildirenlerden biri de şudur: Diri, ölüyü, rüyada görerek, ondan bir şeyler soruyor. Meyyit dirinin bilmediklerini ona haber veriyor. Verdiği, olmuş veya olacak haberler doğru çıkıyor. Çok defa, diri iken gömmüş olduğu ve kimseye bildirmediği malın yerini haber veriyor. Alacağı olduğunu ve şahitlerini bildirmesi de çok görülmüştür. Kimsenin bilmediği, kendinin gizli yaptığı bir işi haber vermesi ve bildirdiği gibi çıkması çok görülmüştür. Çok şaşılacak bir şey de, şu zamanda öleceksin dediği kimsenin, o zamanda öldüğü görülmüştür. Bir dirinin gizlice yaptığı bir işin, bir ölü tarafından başka bir diriye bildirilmesi de çok görülmüştür.)
abi bunlara bu kaynakta fayda vermez.
bunların ne oldugu ve kimin yolunu takip ettikleri belli degil.aslında belli.
dedikya bunlar vahhabileride solladı.
bir arkadaş,
Beden ölür işi biter felsefesi ateizmin takendisidir. Eger kim Hz. Peygamber (s.a.v) Öldü ve bize bir faydasi dokunmaz diyorsa bir ateistten farkı yoktur. demiş.
.
TEVHİDci
Sep 10 2008, 08:59 PM
ALINTI(talebe27 @ Sep 10 2008, 09:55 PM)

Hayır
Zaten gerek te yok
Hadis gayet açık
ben hadisi sormadım.ibn-i kayyımı kitabında geçtiğini iddaa ettiğin yazıyı doğruda demiyorum yalanda.benim anlatmaya çalıştığım şey okumadan varlığına niye hemen inanıyorsun.madem ibn-i kayyımın sözleri senin için delil olabiliyor ben buraya onun kitaplarından alıntılar yapsam (başka konularda) dikkate alıp okuyacakmısın.
anlatmak istediğim bir başka şey ise:alıntılarla iş yürümez.yani okumadan yargılamayın hiçbiryere varamazsınız.ben şimdiye kadar sitelerden okuduklarımı (tasavvuf alimleri hakkında) buraya aktarsam burası karışır.misal ibn arabi, celalleddin rumi, imam rabbani vb. uzun lafın kısası bırakın kişilere saldırmayıda acıh insanlara TEVHİD'i anlatın.
hidayete uyanlara selam olsun.
TEVHİDci
Sep 10 2008, 09:01 PM
ALINTI(derinsular @ Sep 10 2008, 09:56 PM)

beni tanıyormusun ?
derinsular
Sep 10 2008, 09:13 PM
ALINTI(Cihad eL-Muvahhid @ Sep 11 2008, 07:01 AM)

beni tanıyormusun ?
seni tanısam ne olur tanımasam ne olur.
Tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik alim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. 29. mektub, telvihât-ı tis'a'dan 3.telvih
talebe27
Sep 10 2008, 09:15 PM

Yahu kardeşim Ben o kişiyi delil olarak sunmadım ki
Hadis varken ve gayet açıkken neden başkasını delil sunayım
Ben Mehmet Ali Demirbaş Hoca nın yazdıklarını delil olarak sundum
Alıntılarla iş yürümezse nasıl yapacağız o zaman?
Alimleri bir kenara koyup kendi hükmümüzü mü vereceğiz?
TEVHİDci
Sep 10 2008, 09:16 PM
ALINTI(derinsular @ Sep 10 2008, 10:13 PM)

seni tanısam ne olur tanımasam ne olur.
Tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik alim zat da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir.
29. mektub, telvihât-ı tis'a'dan 3.telvih
Bismillahirrahmanirrahim.
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde tartış.Hiç şüphesiz Rabbin, yolundan sapanları herkesten iyi bildiği gibi, doğru yolda olanları da herkesten iyi bilir." (Nahl 125)
derinsular
Sep 10 2008, 09:48 PM
ALINTI(Cihad eL-Muvahhid @ Sep 11 2008, 06:59 AM)

hidayete uyanlara selam olsun.[/color][/b][/size][/font]
sen böyle söylersen ,bu ne manaya geliyor.
yani tasavvuf ehlini müslüman ve hidayet üzerinde görmemek anlamına geliyor.
nefsinize biraz dokundugumuz zaman o yazdıgın ayeti kerimeyide onutursunuz saldırıya geçersiniz.
gerçek müslüman olan ehli sünnet vel cemaate selam olsun.
.
TEVHİDci
Sep 10 2008, 09:55 PM
ALINTI(derinsular @ Sep 10 2008, 10:48 PM)

sen böyle söylersen ,bu ne manaya geliyor.
yani tasavvuf ehlini müslüman ve hidayet üzerinde görmemek anlamına geliyor.
nefsinize biraz dokundugumuz zaman o yazdıgın ayeti kerimeyide onutursunuz saldırıya geçersiniz.
gerçek müslüman olan ehli sünnet vel cemaate selam olsun.
.
derdini bi de hele bana tartışmakmı istiyorsun yoksa ?
derinsular
Sep 10 2008, 10:08 PM
ALINTI(Cihad eL-Muvahhid @ Sep 11 2008, 07:55 AM)

derdini bi de hele bana tartışmakmı istiyorsun yoksa ?
Derdimi sana desem ne olucak demesem ne olucak.
Seyyid osman bedreddin erzurumi (k.s) şöyle buyurdu,
Her derdin adamını gördük amma ALLAH (cc) derdi olanına rastlamadık..
TEVHİDci
Sep 10 2008, 10:14 PM
ALINTI(derinsular @ Sep 10 2008, 11:08 PM)

Derdimi sana desem ne olucak demesem ne olucak.
Seyyid osman bedreddin erzurumi (k.s) şöyle buyurdu,
Her derdin adamını gördük amma ALLAH (cc) derdi olanına rastlamadık.
.
kaç yaşındasın sen bakim ? bebe.
İmam Şamil
Sep 10 2008, 10:44 PM
Şimdi size 'Leyla Mecnun'un nesi oluyor?' mesabesinde bir soru:
Herkes ne kanıya vardı?
Yani ölüden bir şeyler beklemek adıan ne diyebiliriz...
Vasat yol hangisidir?
Selametle...
derinsular
Sep 10 2008, 10:46 PM
ALINTI(Cihad eL-Muvahhid @ Sep 11 2008, 07:16 AM)

Bismillahirrahmanirrahim.
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde tartış.Hiç şüphesiz Rabbin, yolundan sapanları herkesten iyi bildiği gibi, doğru yolda olanları da herkesten iyi bilir." (Nahl 125)
bu ayetikerimeyi az önce yazan sen degilmiydin.
kaç yaşındasın sen bakim ? bebe. yazın bu ayeti kerimeye uyuyormu.
sizlere karşı tavrımı şimdi anladınızmı.
akıl yaşta degil baştadır.iman kafirde degil müslümandadır.
kiminiz çocuk der..kiminiz bebe der...
18 ze gircem ! ne olmuş , bir mahsurumu var..dogruları söylemek için bu yaş yetmiyormu..
İmam Şamil
Sep 10 2008, 10:59 PM
18 ze gircem ! ne olmuş , bir mahsurumu var..dogruları söylemek için bu yaş yetmiyormu.
Maşallah...
Selametle...
TEVHİDci
Sep 10 2008, 11:08 PM
ALINTI(derinsular @ Sep 10 2008, 11:46 PM)

bu ayetikerimeyi az önce yazan sen degilmiydin.
kaç yaşındasın sen bakim ? bebe. yazın bu ayeti kerimeye uyuyormu.
sizlere karşı tavrımı şimdi anladınızmı.
akıl yaşta degil baştadır.iman kafirde degil müslümandadır.
kiminiz çocuk der..kiminiz bebe der...
18 ze gircem ! ne olmuş , bir mahsurumu var..dogruları söylemek için bu yaş yetmiyormu.
.
bebe nedir biliyormusun sen ?
hani temiz yüzlü süt gibi berrak ama bir o kadar hiçbirşeyden anlamayan yeni doğmuş insandır.ben sana hakaret etmedim dikkat et.
derinsular
Sep 10 2008, 11:16 PM
ALINTI(Cihad eL-Muvahhid @ Sep 11 2008, 09:08 AM)

bebe nedir biliyormusun sen ?
hani temiz yüzlü süt gibi berrak ama bir o kadar hiçbirşeyden anlamayan yeni doğmuş insandır.ben sana hakaret etmedim dikkat et. Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdımı hatta boğarım...
Boğamazsın ki!
Hiç olmazsa yanımdan kovarım!
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam
Doğduğumdan beridir aşıkım istiklale
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale.
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boyunum
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim.
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım
Çiğnerim, çiğnerim, hakkı tutar kaldırırım...
M.AKİF ERSOY... .
İmam Şamil
Sep 10 2008, 11:44 PM
Derinsular kardeş...
Bugün beni bamtelimden avladın!
Çok hoşuma gitti mesajların...
Selametle...
nasreddinhoca
Sep 10 2008, 11:57 PM
"Sürdüler Türk'e 'tasavvuf' diye olgun şırayı;
Muttasıl şimdi 'hakîkat' kusuyor Sıdkı Dayı!"
(Safahat, Altıncı Kitap, Âsım, sh.343, iz yayıncılık...)
Sarhoşları gören sufi sanmasın...Bunların sarhoşluğu cehaletten...
TEVHİDci
Sep 11 2008, 01:03 AM
"La havle vela kuvvete illa billah (güç ve kuvvet ancak Allah'tandır)"
derinsular
Sep 11 2008, 05:11 AM
ALINTI(nasreddinhoca @ Sep 11 2008, 09:57 AM)

"Sürdüler Türk'e 'tasavvuf' diye olgun şırayı;
Muttasıl şimdi 'hakîkat' kusuyor Sıdkı Dayı!"
(Safahat, Altıncı Kitap, Âsım, sh.343, iz yayıncılık...)
Sarhoşları gören sufi sanmasın...Bunların sarhoşluğu cehaletten...
Akif’in makalelerinden anlayabildiğimiz kadarıyla o, tasavvufa da oldukça sıcak bakmaktadır. Hattâ, tasavvufu tenkit edenlerle uzun münakaşalara girmiş olduğu görülmektedir. Buna paralel olarak Mevlana, İbn Arabi vb meşhur mutasavvıflardan da “hayranlık”la bahsetmektedir. Ancak esefle belirtmek gerekir ki, bazı araştırmacılar “Asım” şiirindeki: “Türklere tasavvuf diye sürdüler olgun şırayı” cümlesine bakarak Akif’in tasavvuf karşıtı olduğunu belirtmektedirler. Halbuki söz konusu cümle, bu şiirdeki dört zattan biri olan “Köse İmam”a aittir.
Bu araştırmada, tamamen, Hikmet Neşriyat’ça (1. Baskı, İstanbul/1992) yayınlanan “Açıklamalı ve Lügatçeli Mehmet Akif Külliyatı”ndan faydalanılmıştır. Söz konusu külliyatı İsmail Hakkı Şengülerce yayına hazırlamış ve on cilt olarak tamamlanmıştır. .
nasreddinhoca
Sep 11 2008, 08:30 AM
Mehmet Akif'in tasavvuf karşıtı olduğunu kim söyledi, dünya alem Akif'in cehalete, hurafeye, bidata karşı olduğunu bilir...
Ya taassub! Ya taassub! O kadar masharaca.
Bir yol almış ki… Bakarsın başı misvaklı hoca
Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid’at,
Şer’i tagyir ile terzil ise –haşa- sünnet;
Artık Allah’tan utanmaz, hele Peygamber’den
Hiç sıkılmaz görünen böyle beyinsizlerden
Çekecek memleketin hali ne olmaz, düşünün!
(M.Akif Ersoy)
İmam Şamil
Sep 11 2008, 01:12 PM
Hocam sen hep derdin bize; alıntı ile fikir gemisi yürümez...
Eğer kısa bir alıntı ise bu sadece alıntılı bir iftiradır diye...
Ama Mehmet Akif'den tutup öyle bir yer alıntı etmişsin ki; niyetin tam aksi...
Derinsular da olmasa farklı düşüneceğiz yani!
Selametle...
süleyman recep
Sep 11 2008, 01:14 PM
ALINTI(nasreddinhoca @ Sep 11 2008, 08:30 AM)

Mehmet Akif'in tasavvuf karşıtı olduğunu kim söyledi, dünya alem Akif'in cehalete, hurafeye, bidata karşı olduğunu bilir...
Ya taassub! Ya taassub! O kadar masharaca.
Bir yol almış ki… Bakarsın başı misvaklı hoca
Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid’at,
Şer’i tagyir ile terzil ise –haşa- sünnet;
Artık Allah’tan utanmaz, hele Peygamber’den
Hiç sıkılmaz görünen böyle beyinsizlerden
Çekecek memleketin hali ne olmaz, düşünün!
(M.Akif Ersoy)
Bu havâlide cehâlet ne kadar çoksa, nifak,
Daha salgın, daha dehşetli... Umûmen ahlâk,
- «Pek bozuk» az gelecek - nâmütenâhi düşkün!
Ya ta'assubları? Hiç sorma, nasıl maskaraca?
O, uzun hırkasının yenleri yerlerde, hoca,
Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid'at;
Şer'i tağyir ile, terzil ise - hâşâ - sünnet!
Sayısız medrese var gerçi Buhârâ'da bugün...
Okunandan ne haber? On para etmez fenler.
M. Akif Ersoy
süleyman recep
Sep 11 2008, 01:27 PM
NASREDDİN HOCA:
SİZDEN ŞU HADİSEYİ RİCA EDECEĞİM. BURADA ÖNEMLİ KONULAR İŞLEMEKTEYİZ, BUNA MUKABİL, DEĞERLİ ALİMLERİMİZ'İN GÖRÜŞLERİNİ, (KUR'AN VE SÜNNET ÇERÇEVESİNDE) AKTARMAKTAYIZ. NE'VARKİ BAZI CAHİLLERİN, ALİMLERİMİZE HAKARET EDEREK VE DAHADA FAZLASI TEKFİR EDEREK, HAKARETLER SAÇIP SAVURMAKTA... DOLAYISIYLA KONU MERKEZİNDEN UZAKLAŞIP GEREKSİZLERLE, TARTIŞMA VE NEREDEYSE KAVGA HALİNE GELMEKTE.. BU KONULARI KONTROL ALTINA ALIP, BU TÜR YANLIŞ YAPAN İNSANLARI UYARIP VE KENDİSİNE BU TÜR YAKLAŞIMLAR İÇİN FIRSAT VERMEZSENİZ, AKTARIMLARIN, DAHA VERİMLİ OLACAĞININ KANAATİNDEYİM.... Fİ EMANİLLAH...
telpako
Sep 11 2008, 03:58 PM
ALINTI(süleyman recep @ Sep 11 2008, 02:27 PM)

NASREDDİN HOCA:
SİZDEN ŞU HADİSEYİ RİCA EDECEĞİM. BURADA ÖNEMLİ KONULAR İŞLEMEKTEYİZ, BUNA MUKABİL, DEĞERLİ ALİMLERİMİZ'İN GÖRÜŞLERİNİ, (KUR'AN VE SÜNNET ÇERÇEVESİNDE) AKTARMAKTAYIZ. NE'VARKİ BAZI CAHİLLERİN, ALİMLERİMİZE HAKARET EDEREK VE DAHADA FAZLASI TEKFİR EDEREK, HAKARETLER SAÇIP SAVURMAKTA... DOLAYISIYLA KONU MERKEZİNDEN UZAKLAŞIP GEREKSİZLERLE, TARTIŞMA VE NEREDEYSE KAVGA HALİNE GELMEKTE.. BU KONULARI KONTROL ALTINA ALIP, BU TÜR YANLIŞ YAPAN İNSANLARI UYARIP VE KENDİSİNE BU TÜR YAKLAŞIMLAR İÇİN FIRSAT VERMEZSENİZ, AKTARIMLARIN, DAHA VERİMLİ OLACAĞININ KANAATİNDEYİM.... Fİ EMANİLLAH...
süleyman kardeşimiz , tartışmalar olursa bizler daha çok şey öğreniriz sen tatlı canını sıkma insan kavga ede ede gerçekleri öğrenir kanaatlerine aldırma sen bildiklerini yaz yeter . Bir şeyler kontrol altına alınırsa o zaman herşey konuşulamaz ve bilgi bakımından cok fakir bir duruma düşeriz.
nasreddinhoca
Sep 11 2008, 04:08 PM
Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem Buhârî'nin Ebu Hureyre'den rivayet ettiği şu hadiste bu iki sınıftan bahsederek şöyle buyurur:
"Yüce Allah şöyle der: Kim benim bir velime düşmanlık yaparsa, bana savaş açmış olur. Kulum, kendisine farz kıldıklarımla bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder ve ben de kendisini severim. Onu seversem işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle işitir, benimle görür, benimle tutar ve benimle yürür. (Yani görmesi, işitmesi, tutması ve yürümesinde hep benimledir, benim rızamı düşünür.) Benden isterse veririm, bana sığınırsa korurum. Ölmek istemeyen mümin kulumun canını almakta tereddüt ettiğim kadar başka bir şeyde tereddüt etmedim. Ölmek istemez, ben de onu incitmek istemem, ama ölüm kaçınılmazdır." (Buhârî (6502) Ahmed; (6/256) buna yakın lafızlar ile Aişe'den)
İmam Şamil
Sep 11 2008, 04:15 PM
ALINTI
Ölmek istemeyen mümin kulumun canını almakta tereddüt ettiğim kadar başka bir şeyde tereddüt etmedim.
Hocam bu ifadenin hikmet yönü nedir?
Konu dışı ama; eğer ifadeye gramer kalıbını baz alarak bakacak olursak...
Allah'a çift ayaklı Zeusvari bir ilah durumu olur ki haşa düşüncesi bile küfre girebilir...
Acaba bunun açıklaması nedir hocam?
Selametle...
nasreddinhoca
Sep 11 2008, 04:24 PM
ALINTI
Hocam bu ifadenin hikmet yönü nedir?Konu dışı ama; eğer ifadeye gramer kalıbını baz alarak bakacak olursak...Allah'a çift ayaklı Zeusvari bir ilah durumu olur ki haşa düşüncesi bile küfre girebilir...
Acaba bunun açıklaması nedir hocam?Selametle...
Müteşabihat...
TEVHİDci
Sep 11 2008, 04:34 PM
ALINTI(İmam Şamil @ Sep 11 2008, 05:15 PM)

Hocam bu ifadenin hikmet yönü nedir?
Konu dışı ama; eğer ifadeye gramer kalıbını baz alarak bakacak olursak...
Allah'a çift ayaklı Zeusvari bir ilah durumu olur ki haşa düşüncesi bile küfre girebilir...Acaba bunun açıklaması nedir hocam?
Selametle...
ALLAH'ın her fiilinden sıfat türetilmez.
İmam Şamil
Sep 11 2008, 07:21 PM
İşte sorun da bu Tevhid kardeş...
'Tereddüt etmek' Allah için bir fiil midir?
Sıfatı es geçiyorum...
Aklıma bile gelmemişti.

Selametle...
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz Gerekmektedir
Buraya Tıklayın.