Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Karma Mezhep
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ SORU-CEVAP ]·.
Ehl-i Beyt
Kardeşlerim çok düşündüm. Kafamı çok kurcaladı bu mezhep konusu. Şii ve Ehli-Sünnette de uygulanması gerken yerler var bana göre. Oyüzden kendim bir karma yaptım Aşşağıda listeleiyorum. Olumlu olumsuz eleştirilerinizi lütfen belirtin.


İmamet: Şii'lerin dini bir gereklilik olarak gördükleri imamiyyeti Ehli-Sünnet kardeşlerimizin anlayışıyla bakıyorum

Mehdi inancı: Mehdinin daha sonra geleceğine daha doğmamış olduğuna yani Ehli-Sünnet kardeşlerimizin bakış açısını destekliyorum.



Namada ellerin konumu : Peygamber efendimizin zamanında ellerin bağlanması veya salıerilmesi hakkında çelişik hadisler ve Hz.Ömer zamanında bağlanmaya başlandığından aynı zamanda kendim bu şekilde daha rahat namaz kılabildiğimden. Burada Şii ler gibiyim.


Secde ve rüku ya giderken tekbir alınması(elleri kaldırarak) : bunu Ehli-sünnet alimlerinin yazdıklarından sünnet olduğunu duydum bu konudada Şii ler gibiyim.


Ezandaki aliyyen veliyullah : Ezanın orjinaline ters düştüğü için bunu reddediyorum. Yani Ehli_Sünnet gibi düşünüyorum.


Muaviyenin "Hz" olması : Uzun uzadıya yazamyacağım kardeşlerim ama ben o sahabeye hakaret etmemkle beraber Hz dedemek istemiyorum. buarada şiiiler gibi düşünüyorum

Namazın 3 vakit kılınması: İnsanın normal şartlarda 5 vakit namazını vakktinde kılması gerekir ama özel durumlarda cem edebilir bu konuda hem şii hemde ehli sünnet gibi düşünüyorum.


imamların masumluğu : 12 imamın masumluğu konusunda herhangi hadis ve ayet olmadığı aynı zamnada sadece peygamberlerin masum olduğu düşüncesiyle bu konuda Ehli- Sünnet gibi düşünüyorum

3 Halifeyi kabul etmemek: 3 HALİFEYİ KABUL ETMEMEK Bİ DAT olacağından dinimin şartlarını eksiksiz yerine getirmek isteğimden doalyı bu konuda Ehli-sünnet gibi düşünüyorum ve kabul ediyorum

Hz.Fatımanın Hz.Ebubekirden razı olmaması : Bu konudada çok şey yazılıp çiziliyor fakat "Peygamberler öldüklerinde geriye miras bırakmazlar bıraktıkları sadakadır" hadisi birşeyleri açıklıyor bu konuda Ehli-Sünnet gibi düşünüyorum


Kasetten Ezan ile namaz : Yakınımdaki caferi camisinde okunan Ezan kasetten olduğu ve kasetten okunan ezanla namaz kılınamayacağını savunan Ehli-Sünnet ile aynı görüşteyim.

Secdenin mühre yapılması : Secdenin yiyecek ve giyecek maddelerinin (dünya ehlinin önem verdiği cisimler) üzerine olmaması gerektiğini ama sadece küçük bir toprak parçasına alın konarak bu işin gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum bu konudada ehli_sünnet gibi düşünüyorum . Fakat namazımı halı üzerinde değil hasır'ın üzerinde yapmak kılıyorum. Bu knudada şii lerin görüşünü paylaşıyorum

Hadislerin güvenilirliği : Hadis konusu ciddi bir konu uydurmacılığın çok olduğu ir konu fakat ben iki tarafında "siyasi olan konular hariç(yani mezhepçilikle ilgili) hadislerini kabul ediyorum.

Ebu Hureyrenin güvenilirliği: Resullullah (s.a.a.) yanında sadece 2 sene kalmasına rağmen 5300 tane hadis rivayet etmesi Resullulahın yanından neredeyse hayatı boyunca hiç ayrılmamış H.z Ali den 500 hadis rivyet edilmesi ve bunlarında 50 sinin sahih olması çelişkisi doalyısıyla Ebu hureyreyi güvenilir bulmuyorum . Bu konudada Şiiler gibi düşünüyorum.




Kardeşlerim düşüncelerim bunlar Allah rızası için Eleştirilerinizi sakınmayın. Ben mezhepçi olamya çalışan biri dğeil aksine doğru yolu bulmaya çalışan biriyim


İki tarafında Hadis kitaplarını okudum. İki tarafında camisinde namaz kıldım. İki tarafında namazını biliyorum. Tassavuf hakkında SÜleyman ateşi gazali ibn arabi ve mesneviyi okudum. daha okuduğum bayağı bir kitap var. Fakat durum budur .


Allaha Emanet olun.
kardağ
gerçekten benim içimdekileri bir çırpıda yazmışsın,keşke herkes senin gibi pozitif baksa olaylara,eminim sana karşı çıkacaklardır ve hemen kafir munafık damgası vuracaklardır,çünkü sitede bikaçtane kendini bilmez var. meshep olayı zaten benim çok kafama takılan bir olaydı umarım konu hakkında gerçekten bilgisi olan arkadaşlar bizi aydınlatır. ama şu bi gerçekki peygamberimizden yakşalık 150 sene sonra meshepler çıkıyor burada durup iyi düşünmek lazım
Farakhlit
"...dahil olduğum ittihad-ı Muhammedînin (a.s.m.) tarifi budur ki:

Şarktan garba, cenuptan şimale uzanan bir silsile-i nuranî ile merbut bir dairedir.
Dahil olanlar da bu zamanda üç yüz milyondan ziyadedir (bu gün 1.5milyar).
Bu ittihadın cihetülvahdeti ve irtibatı, tevhid-i İlâhîdir. Peyman ve yemini, imandır. Müntesipleri, kàlû belâdan dahil olan umum mü'minlerdir.
Defter-i esmâları da Levh-i Mahfuzdur. Bu ittihadın nâşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiyedir. Günlük gazeteleri de, i'lâ-i kelimetullahı hedef-i maksat eden umum dinî gazetelerdir.
Kulüp ve encümenleri, câmi ve mescidler ve dinî medreseler ve zikirhanelerdir. Merkezi de Haremeyn-i Şerifeyndir.
Böyle cemiyetin reisi, Fahr-i Âlemdir. Ve mesleği, herkes kendi nefsiyle mücahede, yani ahlâk-ı Ahmediye (a.s.m.) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ve başkalara da muhabbet ve-eğer zarar etmezse-nasihat etmektir.
Bu ittihadın nizamnâmesi sünnet-i Nebeviye ve kanunnamesi evamir ve nevâhî-i şer'iyedir. Ve kılıçları da berâhin-i katıadır.
Zira, medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharrî-i hakikat, muhabbet iledir. Husumet ise, vahşet ve taassuba karşı idi.
Hedef ve maksatları da, ilâ-yı kelimetullahtır. Şeriat da, yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir; onu da ulü'l-emirlerimiz düşünsünler."(1908.Bediüzzaman)
---
"Beşerde bir inkılâp İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, şer' etti ittihad, vâhid oldu peygamber.
Seviye bir olmadı; mezhep taaddüt etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhepler." (lemaat)
---
Yani tabakai beşer içinde farklar sosyo ekonomik kültürel ve coğrafi farklar mezheplerin ortaya çıkmasına neden oldu ama zamanla insanlar arasındaki farklar azaldı ve iletişimin yaygınlaşmasıyla ve küreselleşmeyle coğrafi farklar da azaldı bu da demekki mezheplerin ittihad etme zamanı yakındır ki bu alanda hem şii hem vehhabi alimlerin çalışmaları olduğunu duydum hayırlısı
İlle Cihad
ALINTI
İmamet: Şii'lerin dini bir gereklilik olarak gördükleri imamiyyeti Ehli-Sünnet kardeşlerimizin anlayışıyla bakıyorum


İmamet, Yani İmam, Halife, Rehber' in gerekliliği konusunda Şiileri gibi düşünmekteyim.

İmamet zorunludur....

ALINTI
Mehdi inancı: Mehdinin daha sonra geleceğine daha doğmamış olduğuna yani Ehli-Sünnet kardeşlerimizin bakış açısını destekliyorum.


eğer mehdi gelecekse ki öyle inanıyoruz, bence doğmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. İslam İnkılabı buna sadece bir örnektir.

ALINTI
Namada ellerin konumu : Peygamber efendimizin zamanında ellerin bağlanması veya salıerilmesi hakkında çelişik hadisler ve Hz.Ömer zamanında bağlanmaya başlandığından aynı zamanda kendim bu şekilde daha rahat namaz kılabildiğimden. Burada Şii ler gibiyim.



ikiside sahih sünnettir, ikiside tercih edilebilir.


ALINTI
imamların masumluğu : 12 imamın masumluğu konusunda herhangi hadis ve ayet olmadığı aynı zamnada sadece peygamberlerin masum olduğu düşüncesiyle bu konuda Ehli- Sünnet gibi düşünüyorum


hem fikirim.

ALINTI
3 Halifeyi kabul etmemek: 3 HALİFEYİ KABUL ETMEMEK Bİ DAT olacağından dinimin şartlarını eksiksiz yerine getirmek isteğimden doalyı bu konuda Ehli-sünnet gibi düşünüyorum ve kabul ediyorum


bu konuda sadece kendi görüşümü belirteyim zira şiilerdende ehli sünnettende farklı görüşleri olanlar mevcutur. bir kısmı sever bir kısmı sevmez, iki taraf içinde söz konusudur. elbette sevgi konusunda ehli sünnetin görüşünü kabul ederiz. bir halifeyi diğerinden ayırmayız.

ben halifelik konusunda ki görüşümü yazmak isterim,
Hz. Peygamberden sonra halifelik hakkının ilk olarak Hz. Ali efendimizin hakkı olduğunu, fakat diğerlerininde en az Hz. Ali kadar bu göreve layık olduklarını düşünüyorum. (Allah hapsinden razı olsun)


ALINTI
Hz.Fatımanın Hz.Ebubekirden razı olmaması : Bu konudada çok şey yazılıp çiziliyor fakat "Peygamberler öldüklerinde geriye miras bırakmazlar bıraktıkları sadakadır" hadisi birşeyleri açıklıyor bu konuda Ehli-Sünnet gibi düşünüyorum


Miras konusunda Hz. Ebubekire hak veriyorum, Ehli sünneti benimsiyorum.

Fakat Hz. fatımanında, Hz. Ebu Bekirle 6 ay dargın kalıp vefatına yakın bir zamanda barıştığınında bilinmesini isterim.


ALINTI
Ezandaki aliyyen veliyullah : Ezanın orjinaline ters düştüğü için bunu reddediyorum. Yani Ehli_Sünnet gibi düşünüyorum.


bu konuda, iki tarafada hak vermekteyim. çünkü bu kelimenin bizzat Hz. Ali yada, Torunlarından biri tarafından eklendiğini biliyoruz. sebebide Haricilerin ve muaviyenin Hz. Aliye küfür edip kafir ilan etmeleri, diğer yandan da Hz. Aliyi aşırı sevip Peygamber hatta ve hatta ilah konumuna koyanlara cevap verilmek üzere, tabiri caiz ise ozamanın en etkili duyurma yöntemi olan ezana böyle bir ek yapılmıştır. yani Ali ne kafirdir nede ilah, o sadece Allahın velisidir anlamında bir sözdür.

kullanmayanda haklıdır, kullananda, bir beis olduğunu sanmıyorum.

ALINTI
Muaviyenin "Hz" olması : Uzun uzadıya yazamyacağım kardeşlerim ama ben o sahabeye hakaret etmemkle beraber Hz dedemek istemiyorum. buarada şiiiler gibi düşünüyorum


hem fikirim....



ALINTI
Namazın 3 vakit kılınması: İnsanın normal şartlarda 5 vakit namazını vakktinde kılması gerekir ama özel durumlarda cem edebilir bu konuda hem şii hemde ehli sünnet gibi düşünüyorum.



iki tarafında delilleri vardır, iki tarafta haklıdır. fakat ben hac zamanı dışında cem edilmemesini savunuyorum.


ALINTI
Secdenin mühre yapılması : Secdenin yiyecek ve giyecek maddelerinin (dünya ehlinin önem verdiği cisimler) üzerine olmaması gerektiğini ama sadece küçük bir toprak parçasına alın konarak bu işin gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum bu konudada ehli_sünnet gibi düşünüyorum . Fakat namazımı halı üzerinde değil hasır'ın üzerinde yapmak kılıyorum. Bu knudada şii lerin görüşünü paylaşıyorum


toprağın üzerine secde etmek ile seccadenin üzerine secde etmek arasında hiç bir fark yoktur. iki tarafın içtihadıda makbuldür.


ALINTI
Hadislerin güvenilirliği : Hadis konusu ciddi bir konu uydurmacılığın çok olduğu ir konu fakat ben iki tarafında "siyasi olan konular hariç(yani mezhepçilikle ilgili) hadislerini kabul ediyorum.



senedi sağlam olupta sahih olan tüm hadisler kabuldür. iki tarafında sahih hadisleri hemen hemen aynıdır. o yüzden hadis konusunda pek büyük bi ayrım yoktur.


ALINTI
Ebu Hureyrenin güvenilirliği: Resullullah (s.a.a.) yanında sadece 2 sene kalmasına rağmen 5300 tane hadis rivayet etmesi Resullulahın yanından neredeyse hayatı boyunca hiç ayrılmamış H.z Ali den 500 hadis rivyet edilmesi ve bunlarında 50 sinin sahih olması çelişkisi doalyısıyla Ebu hureyreyi güvenilir bulmuyorum . Bu konudada Şiiler gibi düşünüyorum.



tamamıyle şiilerle aynı fikirdeyim...


tamamıyle şahsi düşüncemdir. elbette hatasıda bana aittir.

Not: fetva değildir smile.gif
kardağ
KEŞKE İSLAM ÜZERİNDEKİ BÜTÜN AYRIŞMALAR KALKSA..BEN KENDİ ADIMA ALEVİSİ SÜNNİSİ NEP MÜSLÜMANDIR DİYORUM HERKESİN YAPTIĞI İBADETE SAYGI DUYUYORUM.. MEVLEVİ KİTABININ BAŞINDA Bİ ÇOBAN İLE HZ. MUSANIN HİKAYESİ VARDIR OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM,O HİKAYEDEN SONRA BEN DİN KONUSUNA DAHA POZİTİF BAKMAYA BAŞLADIM,HRİSTİYAN OLSUN YAHUDİ OLSUN GERÇEKTEN GÖNÜLDEN İBADETİNİ YAPIYORSA ALLAHA GERÇEKTEN İNANIYOR VE SEVİYORSA O İNSANLARIM BİLE BİGÜN MERHAMETE UĞRAYACAĞINA İNANIYORUM.. BU DÜNYAYA GELMEMİZİN EN TEMEL SEBEBİ NEDİR HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ, BENCE SEVGİ DİR,İNSANLAR DİNİ DİLİ IRKI NE OLURSA OLSUN BİRBİRİNİ SEVMEKLE DENENMEKTEDİR
İlle Cihad
Kafirleri sevmeyin diyor Allah c.c.

siz neye dayanarak dini ne olursa olsun sevmeliyiz diyebiliyorsunuz?
kardağ
İNSANIN DOĞASINDA VARDIR SEVGİ, ALLAH KALBİNE YERLEŞTİRMİŞTİR BUNU İNSANIN AMA MALESEF GÖZÜ KÖR KALBİ KÖR BEYNİ KÜFLENMİŞ İNSANLAR BUNU BİLEMEZ VE YAŞAYAMAZ
İlle Cihad
Kafir sevgiside dahilmidir buna?
kardağ
ARKADAŞIM GİT KAFİR NEDİR İNSAN NEDİR MÜMÜN NEDİR ÖĞREN ÖYLE GEL,ŞEYTANI SEN SEVERMİSİN ? SEVEBİLİRMİSİN? KENDİNİZE GÖREV YÜKLENMEYİN ANLAMADAN YORUM YAZMAYIN
Ehl-i Beyt
ALINTI
İmamet, Yani İmam, Halife, Rehber' in gerekliliği konusunda Şiileri gibi düşünmekteyim.

İmamet zorunludur....



ille cihad kardeşim böyle söylemişsiniz. Diğer konularda uyuştuğumuzu görüyorum benimde bu konuda kafam biraz karışık. bu konuda açıklama yaparmısın?

Bende Hz.Ali efendimizin halifelik hakkı olduğunu bununla beaber diğer üç halifeyide kabul ettiğimi ve ondan aşşağı olmadığını düşünmekteyim
İlle Cihad
ALINTI(kardağ @ Aug 19 2008, 01:16 PM) *

ARKADAŞIM GİT KAFİR NEDİR İNSAN NEDİR MÜMÜN NEDİR ÖĞREN ÖYLE GEL,ŞEYTANI SEN SEVERMİSİN ? SEVEBİLİRMİSİN? KENDİNİZE GÖREV YÜKLENMEYİN ANLAMADAN YORUM YAZMAYIN



Ne o, yoksa ayetteki kafirleri sevmeyin emrinin ŞEYTANI SEVMEYİN anlamınamı geldiğini ima ediyorsun smile.gif

Ebu Cehili severmisin?
İlle Cihad
ALINTI(Ehl-i Beyt @ Aug 19 2008, 02:45 PM) *

ille cihad kardeşim böyle söylemişsiniz. Diğer konularda uyuştuğumuzu görüyorum benimde bu konuda kafam biraz karışık. bu konuda açıklama yaparmısın?

Bende Hz.Ali efendimizin halifelik hakkı olduğunu bununla beaber diğer üç halifeyide kabul ettiğimi ve ondan aşşağı olmadığını düşünmekteyim



İnşallah cevap yazacağım kardeşim, uygun bi zamanda ekleyeceğim.
İlle Cihad
ALINTI(Ehl-i Beyt @ Aug 19 2008, 02:45 PM) *

ille cihad kardeşim böyle söylemişsiniz. Diğer konularda uyuştuğumuzu görüyorum benimde bu konuda kafam biraz karışık. bu konuda açıklama yaparmısın?

Bende Hz.Ali efendimizin halifelik hakkı olduğunu bununla beaber diğer üç halifeyide kabul ettiğimi ve ondan aşşağı olmadığını düşünmekteyim



bir toplumda, bir lider, bir komutan bir reis değilde, onlarca yüzlerce baş olursa, o toplum asla ve asla birleşemez ve birlik olamaz.

bir sınıf düşünün hocası yok, durumunun ne olacağını biliyorsunuz değilmi?

aynen bunun gibi, eğer İslam toplumunda herkesin biat ettiği bir lider olmazsa (ki asırlardır olmadığı için bu haldeyiz) asrı saadet ihtişamını asla yakalayamayız, dünyaya hakim olma hayali hayal olarak kalır.

günümüz islam dümyasındaki ezikliğin ve perişanlığın ana nedeni budur. bölük pörçük bir ümmetten başkasıda beklenemez zaten. biri çıkar siz şöylesiniz, biri çıkar asıl siz böylesiniz diyerek savaşıp dururlar.
halbuki bir Lider, Bir imam bir halife, bir rehber olsa idi yada var olana itibar edilse idi, durumumuz şimdi çok farklı idi.

işte bu yüzden İrandaki İmam biatine canı gönülden katılıyorum. ama doğru ama yanlış, sonuçta bir birlik var ve tam bir teslimiyet söz konusu, tüm islam alemide böyle yapsa, bir düşünün bakıyım bize kimin gücü yeter!!
Ömer Muhtar
ALINTI(Ehl-i Beyt @ Aug 19 2008, 03:30 AM) *

Ebu Hureyrenin güvenilirliği: Resullullah (s.a.a.) yanında sadece 2 sene kalmasına rağmen 5300 tane hadis rivayet etmesi Resullulahın yanından neredeyse hayatı boyunca hiç ayrılmamış H.z Ali den 500 hadis rivyet edilmesi ve bunlarında 50 sinin sahih olması çelişkisi doalyısıyla Ebu hureyreyi güvenilir bulmuyorum . Bu konudada Şiiler gibi düşünüyorum.



ALLAH'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun kardeş

biz ehli sünnetteniz, ehli sünnette bizdendir. şia kaynakları bizi ilgilendirmez!! şimdi ebu hureyre ilgili olan kısmına gelirsek: ebu hureyre evlenmediği için efendimizin sohbetinde en fazla bulunan sahabelerden biridir.ebu hureyre bu hadisleri 2 yılda değilde 10 yılda rivayet etseydi kabul edermiydiniz??


VESSELAM


Ömer Muhtar
KARDEŞ BİRAZ UZUN AMA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM:

Hz. Peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan Ebû Hureyre, Rasûlullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan Ehl-i Suffe'nin en ileri gelen simasi idi. Hz. Peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmis, onun sünnetine uygun olarak yasamis ve manevî yüce mertebelere erismistir (ibn Kesir, a.g.e., VIII, 108, 110).

iffet sahibiydi, eli açik ve cömertti. Hz. Osman'in sehid edilmesinden sonraki fitne olaylarinda kösesine çekildi. Halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde Rasûlullah (s.a.s.)'in su hadisini rivâyet ediyordu: "Fitneler çikacak. O zamanda, oturanlar ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen kosandan daha hayirlidir. Kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir. Kim bir siginak veya korunak bulursa onunla korunsun" (Buhâri, Menâkib, 25; Müslim, Fiten, I0).

Hossohbet, temiz ve ince duygulu, saf gönüllü idi (Zehebî, Tezkire, 1, 33). Emirlik ve valilik ona kibir vermedi. Üstelik alçak gönüllülügünü arttirdi. Medine valisi Mervan'a vekâlet ettigi siralarda, üzerine semeri baglanmis bir esekle, hurma lifinden örülmüs bir baslik basinda oldugu halde çarsiya çikar ve, "Savulun emir geliyor!" dermis (ibn Sa'd, et-Tabakatü'l-Kübrâ, Beyrut 1380/1960, IV, 336).

imam sâfii gibi büyük âlimlerin bildirdigine göre Ebû Hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafizasi en saglam olanidir (ibn Hacer, el-isâbe fî Temyîzi's-Sahâbe, Misir 1328, IV, 205). Hz. Peygamber ile nisbeten kisa sayilabilecek bir süre birlikte olmasina ragmen, onun hadislerini bu kadar büyük bir sayida elde edebilmesinin sirri ve sebebleri söyle açiklanabilir:

a) Birinci sebep: Hz. Peygamber ile sik sik görüsmesi ve ona hiç çekinmeden her çesit sorular sormasidir (ibn Hacer, a.g.e., IV, 206). Nitekim Buhâri ve Müslim'in naklettiklerine göre Ebû Hureyre söyle demistir: "Siz, Ebû Hureyre'nin çok hadis rivâyet ettigini söyleyip duruyorsunuz. Ben fakir bir kimseydim. Karin tokluguna Hz. Peygamber'e hizmet ediyordum. Muhâcirler çarsida, pazarda alisverisle, Ensâr da kendi mallari, mülkleriyle ugrasirken, ben Hz. Peygamber'in meclislerinin birinde bulunmustum; buyurdu ki: 'içinizden kim cübbesini yere serer de ben sözümü bitirdikten sonra toplarsa benden duydugunu bir daha unutmaz. 'Bunun üzerine ben üzerimdeki hirkayi yere serdim, Hz. Peygamber de sözünü bitirince, onu topladim. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o andan sonra ondan duydugum hiçbir sözü unutmadim" (Müslim, Fadâilü's-Sahâbe, 159; Buhâri, ilim, 42).

2) Ikinci sebep: ilme olan tutkunlugu ve Hz. Peygamber'in ona bildigini unutmamasi için dua buyurmasidir. El-Hâkim en-Nisâbûrî, Müstedrek'te (111, 508) su haberi vermektedir: "Bir adam Zeyd b. Sâbit'e gelerek ona bir mesele sordu. O da Ebû Hureyre'ye gitmesini söyledi ve söyle devam etti; çünkü bir gün ben, Ebû Hureyre ve bir baska sahâbî Mescid'de oturuyorduk, dua ve zikirle mesgul idik. O sirada Hz. Peygamber geldi, yanimiza oturdu; biz de dua ve zikri biraktik. Buyurdu ki: 'Her biriniz Allah'tan bir dilekte bulunsun. ' Ben ve arkadasim, Ebû Hureyre'den önce dua ettik, Hz. Peygamber de bizim duamiza âmin dedi. Sira Ebû Hureyre'ye geldi ve söyle dua etti: 'Allah'im, senden iki arkadasimin istediklerini ve de unutulmayan bir ilim dilerim.' Hz. Peygamber bu duaya da âmin dedi. Biz de, 'Ey Allah'in Rasûlü, biz de Allah'tan unutulmayan bir ilim isteriz' dedik. Hz. Peygamber, 'Devsli genç sizden önce davrandi' buyurdu.

Buhâri, ilim bahsinde, hadise olan tutku bâbinda (nr. 33) Ebû Hureyre'nin söyle dedigini nakletmistir: "Ey Allah'in Rasûlü, kiyâmet gününde senin sefâatine nâil olacak en mutlu kisi kimdir?" diye sordum. Rasûlullah buyurdu ki: "Ey Ebû Hureyre, senin hadise olan asiri tutkunlugunu bildigim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacagini tahmin etmistim. Kiyâmet gününde benim sefâatime nâil olacak en mutlu kisi Lâilâhe illallah diyen kimsedir."

c) Üçüncü sebep: Ebû Hureyre'nin büyük sahâbîlerle görüsmesi, onlardan birçok hadis almasi ve bu sayede ilminin artip ufkunun genislemesidir (ibn Hacer el-Askalâni, el-isâbe, IV, 204).

d) Dördüncü sebep: Hz. Peygamber'in vefâtindan sonra uzun süre yasamis olmasidir. Nitekim Hz. Peygamber'den sonra kirkyedi yil yasamis, hadisleri halk arasinda yaymakla mesgul olmustur (Muhammed Ebû Zehv, el-Hadis, ve'l-Muhaddisûn, Kahire 1958, 134).

Bütün bunlarin neticesinde Ebû Hureyre, Sahâbe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis almada ve rivâyet etme hususunda digerlerinden daha üstün bir duruma gelmistir. Onun rivâyet ettigi hadisler, diger sâhâbilerde veya birçogunda daginik halde bulunuyordu. Bu yüzden onlar Ebû Hureyre'ye basvuruyor, hadis rivâyetinde ona dayaniyorlardi. ibn Ömer, onun cenaze namazinda, ona Allah'tan rahmet dileyerek, "Hz. Peygamber'in hadisini müslümanlar adina muhâfaza ediyordu" demistir (ibn Sa'd, Tabakât, IV, 340). Buhâri, 'Ebû Hureyre'den 800 kadar sahâbe ve tâbiîn âlimleri hadis rivâyet etmislerdir' diyor (ibn Hacer, a.g.e., IV, 205).

Kendisinden besbinüçyüzyetmis dört hadis gelmis, bunlardan üçyüzyirmibes tanesini Buhâri ve Müslim müstereken, doksanüç tanesini yalniz Buhâri, yüzseksendokuz hadisini de yalniz Müslim Sahîh'lerine almislardir (Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 134).

Ebu Hureyre, asirlar boyunca tetkik ve tenkid konusu olmustur. Gerek Dogu dünyasinda gerek Bati dünyasinda Ebû Hureyre hakkinda ileri geri konusulmustur. Bunun sebebi, keyif ve arzulara karsi gelen dine yönelik hile ve tuzaklari sonuçsuz birakan bir kisim hadislerinden kurtulmak istenmesidir. Bu hücumlar ya yalan ve zayif rivâyetlere, ya da bazi sahîh hadislere dayanir. Fakat bu tür sahîh hadisleri de dogru-dürüst anlayamazlar, bu yüzden de kendi arzulari dogrultusunda yanlis yorumlara basvururlar

(Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 153; el-Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e., III, 5 1 3). Bu hadislerden bir kismini ve cevaplarini özet olarak verelim:

Ebû Hureyre'nin hadis konusundaki güvenilirligine gölge düsürecek süphe kaynaklarindan biri, onun Rasûlullah (s.a.s.)'den: "Bir kimse Ramazan ayinda cünüp olarak sabahlarsa, o gün oruç tutmasin " hadisini nakletmesi ve halka bu yolda fetvâ vermesidir. Onun böyle rivâyet ettigini Âise ve Ümmü Seleme haber alinca, onun bu rivâyetini kabul etmemisler, söyle demislerdir: "Hz. Peygamber ailesiyle birlikte olmasi neticesinde cünüp olarak sabahlar, sonra da boy abdesti alip orucunu tutardi." Bunun üzerine Ebû Hureyre onlarin dediklerini kabul etmis ve demistir ki: "Bu hadisi bana Fadl b. Abbâs ile Üsâme b. Zeyd Hz. Peygamber'den nakletmislerdi. Mü'minlerin anneleri ise bu gibi konulari erkeklerden daha iyi bilirler" (Buhâri; Savm, 23; ibn Hacer, Fethu'l-Bâri, Misir 1300, IV, 123-124; Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 155).

Buna su cevap verilmistir: Ebû Hureyre sözkonusu hadisi Rasûlullâh (s.a.s.)'den kendisi isitmemistir. Hadisi Fadl ve Üsâme vasitasiyle rivâyet etmistir. Bu iki sahâbî ise dogru ve güvenilir kisilerdir. Âise ile Ümmü Seleme'nin hadisi, onun yaninda agirlik kazaninca, onlarin rivâyetine dönmüs, hakka uyarak önceki fetvâsindan vazgeçmistir (ibn Hacer, a.g.e., IV, 126; M. Eba Zehv, a.g.e, 155). Fadl ve Üsâme'nin naklettigi hadise gelince, âlimler bu konuda sunlari söylediler: Birincisi, bu hadis kendisinden daha kuvvetli hadisle çelismektedir; dolayisiyle onunla degil kuvvetli olanla amel edilir. ikincisi, bu iki sahâbînin hadisi orucun farz kilindigi dönemin baslarina aittir. O sirada oruçlunun uyuduktan sonra yemesi, içmesi, cinsel münasebette bulunmasi haramdi. Daha sonra Allah'tan yeri agarincaya kadar bütün bunlari mübah kildi. Onun için kari-koca iliskisi sabaha kadar devam ederdi. Fecrin dogusundan sonra da yikanmasi gerekmekteydi. Bu da gösteriyor ki Âise ile Ümmü Seleme'nin naklettigi hadisin hükmünü neshetmistir. Ne Fadl ile Üsamenin ne de Ebû Hureyre'nin bu son hükmü bildiren hadisten haberleri vardi. Bu yüzden Ebû Hureyre hâlâ önceki hadise göre fetvâ vermeye devam ediyordu. Kendisine bu haber ulasinca da bu fetvâsindan dönmüstür (ibn Hacer, a.g.e., IV, 127-128). ibn Hacer söyle der: "Ebû Hureyre'nin hakki teslim edip ona dönmesi onun faziletini gösterir" (a.g.e. ve yer; Kastallâni, irsâdü's-Sâri, Misir 1326. IV, 443; M. Ebû Zehv, a.g.e., 155).

Bir baska itiraz da sudur: Ebû Hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapardi (Hz. Peygamber'den duymadigi bir hadisi kendisine rivâyet eden sahsin ismini vermeyerek, Hz. Peygamber'den rivâyet ederdi). Meselâ, yukarida geçen "cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur" hadisinde durum böyledir. Tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardesidir (ibn Kesir, el-Bidâye, VIII, 109).

Bu itiraza söyle cevap verilir: Ebû Hureyre'nin islâm'a girisinin hicretin 7. yilina kadar geciktigi dikkate alinirsa, Hz. Peygamber'in pekçok hadisini ondan duymadigi ortaya çikar. Bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, Hz. Peygamber'den duymus olan sahâbîlerden almasini gerektiriyordu. Onun bu hali, ya dünyevi mesguliyetlerinden dolayi, ya da yaslarinin küçük olmasi, yahut da sonradan müslüman olmalari gibi sebeplerle Hz. Peygamber'in meclislerinde bulunmayan diger sahâbîlerin durumuyla aynidir. Humeyd'den gelen su haber de bunu teyid eder: "Biz Enes b. Mâlik'in yaninda idik. Bize söyle dedi: Vallahi size Hz. Peygamber'den naklettigimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymus degiliz. Fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazdik" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Misir 1313, IV, 283; M. Ebû Zehv, a.g.e., 157).

Hadisi duyan ve digerlerine nakleden sahâbînin isminin zikredilmemesini tedlis saymak uygun degildir. Zira ehli sünnet âlimlerinin ittifakiyla sahâbenin hepsi âdildir. Âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâfi, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyisi sebebiyledir. ibnu's-Salâh bu hususta söyle der: "ibn Abbâs ve benzeri yasça küçük sahâbîlerin Hz. Peygamber'den isitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsûl ve müsned hükmündedir. Çünkü onlar bu hadisleri sahâbîlerden almislardir. Bir sahâbînin kim oldugunun bilinmemesi, hadisin sihhatine zarar vermez. Çünkü sahâbîlerin tamami âdildir" (ibnu's-Salâh, Mukaddime, Misir 1326, 22). Bütün bunlardan anlasiliyor ki Ebû Hureyre'den hiçbir yalan çikmis degildir. Zira bu tür mürsel hadislerde Ebû Hureyre, "Rasûlullah'in söyle dedigini isittim, ya da söyle yaptigini gördüm" demiyor; aksine, "Rasûlullah söyle buyurdu veya söyle yapmistir" gibi ifadeler kullaniyordu. Burada onun tedlis yaptigi da söylenemez. Çünkü adini zikretmedigi sahâbeden biridir ve sahâbînin âdil olduguna dair icmâ vardir (M. Ebû Zehv, a.g.e., s.158).

Bir baska itiraz: Hz. Ömer, Ebû Hureyre'yi hadis rivâyetinden alikoymus ve ona, "Ya Hz. Peygamber'den hadis rivâyetini birakirsin, ya da seni Devs topraklarina sürerim" demistir (ibn Kesir, el-Bidâye, VIII, 106; M. Ebû Zehv, a.g.e., 159). Ömer'in bu tutumu Ebû Hureyre'nin yalan söyledigini göstermektedir.

Buna söyle cevap verilmistir: Ebû Hureyre, Hz. Peygamber'den naklettigi hadisleri halka ögretmeyi, ilmi gizlemenin günahindân kurtulmak için, kendisine bir görev sayiyordu (Buhâri, ilim, 43). Bu anlayis onu çok hadis rivâyet etmeye sevketti. Bir tek mecliste bile Hz. Peygamber'in birçok hadisini naklederdi. Fakat Hz. Ömer, halkin herseyden önce Kur'ân ile mesgul olmasini, amelle ilgili olanlarin disinda kalan hadisleri az rivâyet etmelerini, halki yersiz bir tevekküle götürecek ruhsat hadisleriyle, halkin anlayamayacagi müskil hadisleri halka rivâyet etmeyi uygun görmüyordu. Bu arada, çok hadis rivâyet edenlerin, rivâyet sirasinda hata yapabileceklerinden ve benzeri seylerden de endise ediyordu. Bütün bu sebeplerle, Hz. Ömer sahâbîleri çokça hadis rivâyet etmekten alikoymus, Ebû Hureyre'ye de agir konusmus ve onu Devs'e sürmekle tehdid etmistir. Çünkü Sahâbe içerisinde en çok hadis rivâyet eden oydu. ibn Kesir bunu naklettikten sonra söyle der: "Bildirildigine göre Hz. Ömer (r.a.) daha sonra Ebû Hureyre'nin hadis nakletmesine izin vermistir (ibn Kesir, a.g.e., VIII, 106; M. Ebu Zehv, a.g.e., 159).

Bir baska menfî tenkid: Ebû Hureyre'nin diger sahâbîlerden daha çok hadis rivâyet etmesini saglayan sey, Hz. Peygamber söylesin veya söylemesin, helâl ve haramla ilgili olmayan, fakat güzel ahlâka tesvik, cennet ve cehennem haberleri gibi bütün güzel sözleri ona isnad etmeyi kendine câiz görmesidir. Onun bu konudaki dayanagi su hadislerdir: "Benden size hakka uygun bir söz ulastiginda, ben onu ister söylemis olayim isterse olmayayim, onu aliniz' "Benim söylemedigim fakat benden size ulastirilan güzel bir sözü, ben söylemisimdir" (M. Ebû Zehv, a.g.e., 160).

Buna verilen cevap sudur: Geç müslüman olmasina ragmen Ebû Hureyre'nin çok hadis rivâyet etmesi, onlarin ileri sürdükleri sebeplere baglanamaz. Bunun asil sebebi, dünyadan el-etek çekip Hz. Peygamber'in toplantilarina katilmasi, savasta ve savas disinda onun yanindan ayrilmamasi, hadisleri unutmamasi için Hz. Peygamber'in duasini almasi, Hz. Peygamber'in vefâtindan sonra elli yil kadar daha yasamasi ve duymadigi hadisleri diger sahâbîlerden alarak insanlara rivâyet etmesidir (A.g.e. ve yer). Helâl ve haram disindaki konularda Hz. Peygamber'e yalan isnad etmesini kendisi için câiz görmesi iddiasi da geçersizdir. Çünkü o, "Kim bilerek bana yalan isnad ederse cehennemdeki yerine hazirlansin" hâdisinin râvîlerinden biridir. Birçok toplantilarinda hadis rivâyet etmek istediginde bu hadisi zikrettigi sâbittir. Sahâbiler, onun hadis rivâyetindeki üstünlügünü kabul ettiler ve ondan hadis naklettiler. Hz. Ömer, Osman, Talha, ibn Abbâs, Âise, Abdullah b. Ömer ve digerleri (r.anhum) bunlardandir (Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e., III, 513; ibn Kesir, a.g.e., VIII, 108). Bu da onlarin, Ebû Hureyre'nin güvenilirligi ve dogrulugu hususunda ittifak ettiklerini gösterir. Diger taraftan, Ebû Hureyre'nin rivâyet ettigi hadislerin çogunun, baska sahâbîler tarafindan da nakledildigi görülür (M. Ebû Zehv, a.g.e., 160, 161).

Ebû Hureyre'nin dayandigini ileri sürdükleri hadislere gelince, bu hadisleri Ebû Hureyre rivâyet etmemistir. Aksine bunlar onun adina uydurulmus sözlerdir. Bu hususta ibn Hazm söyle demistir: "Allah'tan korkmaz bazi insanlar birtakim hadisler rivâyet ettiler. Bunlarin bazisi islâm'in temel prensiplerini geçersiz kilmakta, bazilari da Hz. Peygamber'e yalan isnat etmeyi mübah saymaktadir. " ibn Hazm bu iki hadisi de, râvîlerinin çok zayif olmasindan ötürü geçersiz saymaktadir (ibn Hazm, el-ihkâm fî Usûli'l-Ahkâm, Misir 1345, II, 76, 78, 80; M. Ebû Zehv, a.g.e., 161, 162).

Macar asilli ünlü müstesrik yahudi Ignaz Goldziher de Ebû Hureyre'nin hadis uydurdugunu ve bunda hayli ileri gittigini ileri sürmüstür. Böyle bir tenkid tümüyle bâtildir, geçersizdir ve hiçbir hakli tarafi yoktur. Buhâri'nin söyledigi gibi Ebû Hureyre'den sekizyüz âlim hadis rivâyet etmistir. O, sahâbe ve muhaddisler nazarinda son derece güvenilir yüce bir sahsiyettir. ibn Ömer söyle demistir: "Ebu Hureyre benden daha hayirli ve naklettigini daha iyi bilendir." Cennet'le müjdelenenlerden biri olan Talha b. Ubeydullah da: "süphe yok ki Ebû Hureyre Hz. Peygamber'den bizim isitmedigimiz hadisleri isitmistir" demistir (el-Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e, III, 511, 512). Mervan'in sekreteri Ebû Zualza'a da Ebû Hureyre'nin hadis rivâyetinde ne derece güçlü oldugunu gösteren su haberi nakleder: "Mervan, Ebû Hureyre'yi Saray'da hadis rivâyet etmek için dâvet etmisti. Mervan beni divanin arkasina oturtmustu ve ben de Ebû Hureyre'nin naklettiklerini gizlice yaziyordum. Ertesi yil yine onu dâvet etti ve ondan hadis rivâyet etmesini istedi. Bana da bir yil önceki yazdiklarimdan takip etmemi tenbih etti. Neticede, onun bir tek kelime bile degisiklik yapmadan rivâyet ettigini gördüm (ibn Kesir, a.g.e., III, 106; M. Ebû Zehv, a.g.e., 162-164).

Ebû Hureyre 78 yil yasadiktan sonra Hicrî 57/676 yilinda Medine'de vefât etmistir.


VESSELAM
ilkemir
[quote]İmamet: Şii'lerin dini bir gereklilik olarak gördükleri imamiyyeti Ehli-Sünnet kardeşlerimizin anlayışıyla bakıyorum[/quote]

İmamlık gerekliliktir dini değil siyasi bir gerekliliktir ,

[quote]Mehdi inancı: Mehdinin daha sonra geleceğine daha doğmamış olduğuna yani Ehli-Sünnet kardeşlerimizin bakış açısını destekliyorum.[/quote]

Ehli sünnette mehdi vardır diyemezsiniz sonradan ilave edilmiştir , ki ben asla böyle bir şeye inanmam Kur'an da mehdi yoktur işaret eder falan derler işaret ettiklerini iddia ettikleri ayetleri okuyun çoğu peygamber efendimizden bahseder ...

[quote]Namada ellerin konumu : Peygamber efendimizin zamanında ellerin bağlanması veya salıerilmesi hakkında çelişik hadisler ve Hz.Ömer zamanında bağlanmaya başlandığından aynı zamanda kendim bu şekilde daha rahat namaz kılabildiğimden. Burada Şii ler gibiyim.[/quote]

Hadisler 200 senesonra toplanmaya başlanmıştır Vehabbiler hadislerinhepsini toptan rededer , ayrıca Vehabbiler kendilerini sunnilikten saymaz iken aynı zamandamekke de medinede imamlık ederler ...

[quote]Secde ve rüku ya giderken tekbir alınması(elleri kaldırarak) : bunu Ehli-sünnet alimlerinin yazdıklarından sünnet olduğunu duydum bu konudada Şii ler gibiyim[/quote]

Tekbir namazı bölmez ,,
.
[quote]Ezandaki aliyyen veliyullah : Ezanın orjinaline ters düştüğü için bunu reddediyorum. Yani Ehli_Sünnet gibi düşünüyorum.[/quote]

Vehabbilerde nebi gelmez resul gelir yani abdulvehhab resullullah ,,,,

[quote]Muaviyenin "Hz" olması : Uzun uzadıya yazamyacağım kardeşlerim ama ben o sahabeye hakaret etmemkle beraber Hz dedemek istemiyorum. buarada şiiiler gibi düşünüyorum[/quote]

Sahabe insandır nefsi vardır , ve oğullarımız bizim kendi nefismizdendir ,

[quote]Namazın 3 vakit kılınması: İnsanın normal şartlarda 5 vakit namazını vakktinde kılması gerekir ama özel durumlarda cem edebilir bu konuda hem şii hemde ehli sünnet gibi düşünüyorum.[/quote]

Kural edinilmezse katılıyorum .

[/quote]imamların masumluğu : 12 imamın masumluğu konusunda herhangi hadis ve ayet olmadığı aynı zamnada sadece peygamberlerin masum olduğu düşüncesiyle bu konuda Ehli- Sünnet gibi düşünüyorum[quote]

Sadece peygamberler masum ise Muaviye hususunda aynısını düşünmekteyiz... Muaviye masum değildir .

[/quote]3 Halifeyi kabul etmemek: 3 HALİFEYİ KABUL ETMEMEK Bİ DAT olacağından dinimin şartlarını eksiksiz yerine getirmek isteğimden doalyı bu konuda Ehli-sünnet gibi düşünüyorum ve kabul ediyorum[quote]

Halifeyi kabul etmemek bi dat falan değildir , hilafet dini mecburiyetten değil siyasi mecburiyettendir bunun bi dat olduğunu iddia edersek ya muaviye ya yezid ya hasan hüseyin ya da ali bi dat etmiş olur onlar edebilir sen edemezsin diye bir şey yoktur . Halifeyi red bi dat derseniz emeviler abbasiler selcuklular osmanlılar güme giderler .... Hepsi de kılıç ile almıştır hilafeti ... Halife yalnız Allah'a hesap veririm diyemez direk halkına hesap verir , 4 halife dönem i bunun örnekleri ile doludur ...

[/quote]Hz.Fatımanın Hz.Ebubekirden razı olmaması : Bu konudada çok şey yazılıp çiziliyor fakat "Peygamberler öldüklerinde geriye miras bırakmazlar bıraktıkları sadakadır" hadisi birşeyleri açıklıyor bu konuda Ehli-Sünnet gibi düşünüyorum[quote]

İkisi arasınd ayaşananlar ancak ikişsi arasında yaşananalara benzer olana örnek olabilir teferuattı din itartışma haline getirmek olmaz .

[/quote]Kasetten Ezan ile namaz : Yakınımdaki caferi camisinde okunan Ezan kasetten olduğu ve kasetten okunan ezanla namaz kılınamayacağını savunan Ehli-Sünnet ile aynı görüşteyim.[quote]

Ezan çağrıdır , din değil gelenek olarak devam etmektedir namaz vakti bir yerde çan ile bildirilirse ne yapacaksınız ? Özne nesne karmaşası var bence bu görüşşünüzde , yine teferuatt ..

[/quote]Secdenin mühre yapılması : Secdenin yiyecek ve giyecek maddelerinin (dünya ehlinin önem verdiği cisimler) üzerine olmaması gerektiğini ama sadece küçük bir toprak parçasına alın konarak bu işin gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum bu konudada ehli_sünnet gibi düşünüyorum . Fakat namazımı halı üzerinde değil hasır'ın üzerinde yapmak kılıyorum. Bu knudada şii lerin görüşünü paylaşıyorum[quote]

Kimi peygamberler sınandıklarını anladıkları anda secde etmişlerdir toprak mı hasır mı diye incelemede bulunmadan , teferuat ...

[/quote]Hadislerin güvenilirliği : Hadis konusu ciddi bir konu uydurmacılığın çok olduğu ir konu fakat ben iki tarafında "siyasi olan konular hariç(yani mezhepçilikle ilgili) hadislerini kabul ediyorum.[quote]

Bence en güzel iVehabbilerin yaptığı gibi yapıp hepsini redetmektir . Hadisde en büyük tehlike 200 sene sonra toplanmış olması hatta başlangıçda yazanların sopalanması , ve toplanan hadislerin tarihlerinin düşülememesi dir . Allah resulu kendisine bildirilen dışındakini bilemeyeceği iöçin bildirilmeden evvel söyledikleriinin de hadis olarak kabul edilmesi tehlikesi vardır ki çelişkili hadisler için geliştirilen yöntemin kaynağı aslınd abu hadislerin tarihsizliği olabilir .

E[/quote]bu Hureyrenin güvenilirliği: Resullullah (s.a.a.) yanında sadece 2 sene kalmasına rağmen 5300 tane hadis rivayet etmesi Resullulahın yanından neredeyse hayatı boyunca hiç ayrılmamış H.z Ali den 500 hadis rivyet edilmesi ve bunlarında 50 sinin sahih olması çelişkisi doalyısıyla Ebu hureyreyi güvenilir bulmuyorum . Bu konudada Şiiler gibi düşünüyorum.[quote]

İnsan ne kadar çok sorarsa o kadar çok cevap alır sayısaleleştirelere katılmamaktayım ama dediğim gibi hadislerzaten tüm olarak 200 yıl sonra yazılıyor Alah resulu şüphesiz bildirilen doğruu üzerine konuşmuştur ama 200 senede araya gireceklerin girmesi her zamansöz onusudr Allah(c.c.)'ın hadis kitaplarının bozulmazlığı gibi bir iddiası yoktur. Bozulmadı demek kur'an 'ın korunmuşluğunun yanına korunmuşluk koymaktır ...

[/quote]Kardeşlerim düşüncelerim bunlar Allah rızası için Eleştirilerinizi sakınmayın. Ben mezhepçi olamya çalışan biri dğeil aksine doğru yolu bulmaya çalışan biriyim
İki tarafında Hadis kitaplarını okudum. İki tarafında camisinde namaz kıldım. İki tarafında namazını biliyorum. Tassavuf hakkında SÜleyman ateşi gazali ibn arabi ve mesneviyi okudum. daha okuduğum bayağı bir kitap var. Fakat durum budur .
Allaha Emanet olun.
[/quote]

Selam ile ,, eksiğiniz vehabbiler , ki çok önmemli bir ekisk özellikle sunnilik açısından büyük eleştriler getirmektedir vehabbilik hiç bir sunni mekke2d eşeytanın hüküm sürdüğün söyleyemez ama ümmetim 70 fırkaya ayrılacak sadece birisi doğru yolu bulacak diyenler vardır , gazaliyi okuduysanız kesinlikle ibni sina ve imam rabbaniyi de okumanızı tavsiye ederim tasavvufda vahdeti vücud ile vahdeti şuhud'un ayrılığını incelemenzi tavsiye ederim .

Herşeyin en doğrusunu Allah bilir

Hüküm Allah'ındır ..
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.