Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Guantanamo "zindanın Yusuf'larından" <<mektup Var>>
Islami Forum - Popüler Forum > EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE > .·[ ŞİİR PENCERESİ ]·.
dahuk


Shaker Abdurraheem Aamer



2002 başlarından beri Guatanamo Körfezi'nde tutulan Shaker Abdurraheem Aamer, Ingiltere'de yaşayan Suudi Arabistan vatandaşıdır. A.B.D, Afganistan'da Suudi Hayir Cemiyeti – terörist örgütlere para gönderdiğinden şüphe edilen Al-Haramain Kurumu-na yaptığı çalışmaları dolayısıyla onun El Kaide ile ılışkılı olduğunu iddia etmektedir. Guantanamo tutuklularının arasında lider olan Aamer, açlık grevlerine son verilmesine yardimci oldu. Ordudan imtiyaz sağlayarak mahkumlar için şikayet komitesinin oluşması ve onlara Cenevre hükümlerinin gerektirdiği gibi davranılmasını sağladı. Eylül 2005'te, bu şikayet komitesinin oluşmasından günler sonra, ordu bu komiteyi dağıtarak Aamer'i şuan bulunduğu hücre hapsine gönderdi.

Onlar Barış İçin Savaştı

Huzur, diyorlar.
İç huzur mu?
Dünya huzuru mu?
Hangi huzur?

Onları konuşuyor, tartışıyor, savaşıyor görüyorum --
Ne çeşit bir huzur arayışındalar?
Neden öldürüyorlar? Ne planlıyorlar?

Bu adil bir konuşma mı? Neden tartışmaktalar?
Öldürmek bu kadar basit mi? Planları bu mu?

Evet, tabi ki!
Onlar konuşur, tartışır, öldürür--
Onlar huzur/barış için savaşmakta.



Abdulaziz


Soyadını vermeme taraftarı olan Abdulaziz, A.B.D kuvvetleri Afganistan'a saldırdığında vatandaşı oldugu Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinden yeni mezun olmuştu. Bölgeye kardeşini bulmak ve onu güvenli bir şekilde evine getirmek için gitti. Onu bulduktan kısa bir süre sonra, her ikisi de Kuzey Ittıfak kuvvetleri tarafından tutuklandı. Afgan hapsinde işkence gördükten sonra, 2002nin başlarında A.B.D ordusuna verildi ve sonuç olarak kardeşiyle birlikte Guantanamo'ya gönderildi.
Her ikisi de düşman savaşçılar olarak sınıflandırıldı. Kardeşi bir süre sonra salıverildi fakat Abdulaziz hala tutuklu bulunmakta.



Ey Hapis Karanlığı

Ey hapis karanlığı, çadırını kur.
Biz karanlığa aşığız.

Çünkü gecenin kara saatlerinden sonra,
İzzet'in ışığı doğacaktır.

Dünyanın bütün görkemiyle solmasına izin ver--
Yeter ki Allah rızasını kazanalım.

Bir çocuk problemle karşılaştıgında umutsuzluğa kapılabilir,
Fakat hep biliriz ki Allah'ın bir bildigi vardır.
Kayış sıkılaşıp kırılamaz görülse bile
Paramparça olacaktır.

Ey kriz, şiddetlen!
Sabah olmak üzere.

Şikayet etmeyeceğim

Kimseye yakınmayacağım ve kimseden lütuf beklemeyeceğim
Allah'tan başka, Allah yardımcım olsun.

Ey Rabbim, kalbim musibetlerle rahatsız.

Senden başka kimseye yakınmayacağım, denizler kuruluktan yakınsa bile.

Benim ruhum cennetlerde özgürken, vücudum zincirlerin hakimiyeti altında.

Bana sıkıntılı zamanlarda sabır, ferahta minnet bahşeden Allah'a hamdolsun.

Göğsüme (cennet) bahçeleri ve orkide yerleştiren Allah'a hamdolsun, her zaman benimle olacaklar.

Bana inanç bahşeden ve beni Müslüman yapan Allah'a hamdolsun.

Elhamdü lillahi Rabbil Alemin.


Abdullah Thani Faris Al Anazi


Abdullah Thani Faris Al Anazi iki bacağını da Amerikan bombalamaları sırasında hayır işleriyle uğraştığı Afghanistan'da kaybetti. İlk bacağı alındıktan sonra hasta yatağında tutuklanıp Amerikan kuvvetlerine teslim edildi. Amerikan nezaretindeyken ikinci bacağı da alındı. 2002'den beri yeterli bir tıbbi yardım göremediği Guantanamo'da tutulmaktadır. Bazen, bant ile tutturulmuş protez bacaklarla yürütülmeye çalışılmaktadır.


Babama

Uzaklardaki hapishanelerde iki yıl geçti,
İki yıldır gözlerim gün yüzü görmüyor.
İki yıldır kalbim mesajlar göndermekte
Ailemin yaşadığı evlere,
Lavanta pamuklarının filizlendiği
Hayvan sürülerinin güdülüp iyice besledinkleri yerlerde.

Ey Flaij, evimize ziyarete gelenlere
nasıl yaşamış olduğumu anlat.
Izdıraplı ruhumun sesini duyduğunda
Düşüncelerinizin kasırga gibi dolandığını biliyorum.
Bumair'e tatlı huzur ve selamlar;
Onu alnından öp, çünkü o benim babam.
Kader bizleri yeni doğmuş bebekle ebeveyni ayrıldığı gibi kopardı.

Ey baba, burası adaletsizliğin hakim olduğu bir hapis.
Günahları dağları ağlatır.
Hiç bir suç işlemedim ve hiç bir suçtan sorumlu değilim.
Eğri pençelerim var,
Amma şişmanlamış koyun misali satıldım.

Doğrudan gayri bir yoldaşım yok.
İtiraf etmemi istiyorlar, ama ben günahsızım;
Bütün amellerim muhterem ve özür gerektirmez.
Beni doğru yoldan saptırmaya çalıştılar,
Bu kafesi güzel bir hayata değişmemi istediler.
Allah'tan, onlar nefsimi zincire bağlasalar,
Bütün Araplar ruhlarını satsa, ruhumu satmam.

Bu satırları, çocuklarının büyüdüğü gün için yazmaktayım.

Ey yaradılanı ilahi takdir ile yöneten
Tek olan ve hükmeden,
Huzur ve iyi haberler getiren,
Ibadet ettiğimiz Allah'ım,
Kalbi zulüm ile çarpan bu canavara dinginlik ver,
Ve bu tutsağı zincirli hapisten kurtar.


[CENTER]Ustad Badruzzaman Badr


Ustad Badruzzaman Badr Ingilizce'de yüksek lisans yapmış olan üretken bir Pakistanlı roman yazarıdır. Kardeşi Şeyh Abdurraheem Muslim Dost ile 1980lerin büyük bir kısmını direnişçi savaşçıları Sovyet işgaline karşı destekleyen dergiler basmış ve Paştun milliyetçiliği için yazılar yazmıştır. Kasım 2001'de Pakistanlı İstihbarat görevlileri tarafından tutuklanıp A.B.D ordusuna teslim edildi. 2004'te Amerika'ya tehdit oluşturmadığına karar verildikten sonra Peshawar'a döndü. Kardeşiyle birlikte yakın bir süre önce hapisteki zamanlarıyla ilgili bir anı yazısı olan Guantanamo'nun Kırık Prangaları'nı yayınladı.


Kafesteki Aslanlar

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
Delta Kampı, Guantanamo, Küba'da yazılan bir şiir

Bizler zamanın kahramanlarıyız.
Bizler gururlu gençleriz.
Bizler korkutucu aslanlarız.

Bizler şimdi hikayelerde yaşamaktayız.
Bizler efsanelerde yaşamaktayız.
Bizler insanların kalplerinde yaşamaktayız.

Bizler işgalcilerin önünde siperiz.
Cesaretimiz dağlar kadar.
Günümüzün Firavunu bizden rahatsız.

Beyaz Saray'ın amiri,
Diğer günahkar amirler gibi,
Sabrımızı görememekte.

Gözyaşlarımızın girdabı
Ona doğru hızla ilerlemekte.
Bu taşkına karşı koymaya kimsenin gücü yetmez.

Bu en çok buradaki kafeslerde,
Gece yarısında yıldızlar
Iyi haberler getirdiğinde olur -

Mutlak galibiyet alacağız,
Ve dünya bizi bekleyecek,
Bedir'in Karavanı.





[/CENTER]
dahuk
Moazzam Begg


Moazzam Begg Pakistan'da tutuklanıp üç yıl boyunca Guantanamo'da tutsak edilmiş bir İngiliz vatandaşidir. Oradayken, 7 yaşındaki kızından oldukça ağır sansürlü bir mektup aldı; tek okunaklı satırı, “Seni seviyorum, baba.” idi. Salınmasından sonra, kızı sansürlenmiş yerlerin onun için kopyalamış olduğu bir şiir olduğunu söyledi: “Bir, iki, üç, dört, beş,/ Bir keresinde canlı bir balık yakaladım./ Altı, yedi, sekiz, dokuz, on,/Ve sonra onun serbest bıraktım.” 2005'te salıverildiğinde hiçbir suçtan yargılanmamıştı. Uluslararası Genel Af'a anlattığına göre Guantanamo'daki en büyük problem “zindanda olmaktan dolayı masum olduğunu kanıtlayabilme konusundaki imkansızlıklar, ve aileyle sağlıklı bir haberleşmenin sağlanmaması” şeklinde anlattı. Begg, kısa bir süre önce Düşman Muharibi: Guantanamo, Bagram ve Kandahar'daki Tutsaklıgım adlı anı dizisini yayınladı.



Eve Özlem

Bu yolculuk başıboş başlar,
Amaçsız bir tutsaklıkla biter;
Ve şimdi bir hücrede uyanık yatmakta,
Sahte keyif ve gülümsemeler:

Özgürlük harcandı, süre bitti -
Gözyaşları üzüntümün bardağına yerleşti;
Evim hücre, hücre demir,
Bu yüzden görünen gerçeğin tamami sahte.

Hayaller sarsılmış, umutlar sönmüş,
Yine de yeni durumla bir ümit var!
Buradaki hiciv ise – hapis ve herşey:
Bu denli küçük olup, böyle büyük/güçlü durması.

Gözyaşı dolu yıllar ve zahmetli günler
Fakat korku ve zorbalar yağması;
mutlaka geçecek,
Fakat bu saçmalıga yalnız dayanmalı.

Şimdi “sabır bir erdemdir” öğretildi
Ve erdem demirle işlendi;
Bu yüzden şiir bu esnada hazırlandı
(Kim bilir belki takdirle karşılandı).

Hala önümde kağıt elde kalem,
Ne olduğunu yazıyorum, zamanını bilmeden -
Rüyalar başlayıp kabuslar bittiğinde-
Eve sevdiklerime döneceğim


Jumah Al Dossari


Otuz üç yaşındaki Bahreyn vatandaşı olan Jumah Al Dossari genç kız babasıdır. Guantanamo'da beş yılı aşkın bir süredir tutulmakta. Dossari, herhangi bir suç yada dava olmadan tutulmasının yanısıra, çeşitli fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldı. Bunlardan bazıları, milli istihbarat askeri Erik Saar'ın Telin İçinde adlı eserinde, Guantanamo hapishanesiyle ilgili detaylı olarak anlatılmıştır. 2003'ten bu yana hücre hapsinde tutulmaktadır ve A.B.D ordusuna göre hapisteyken on iki kez intihara teşebbüs etmiştir. Bir seferinde avukatı tarafından boynundan asılmış ve kolundan aşağıya kanıyor bir şekilde bulunmuş.


Ölüm Şiiri

Kanımı alın.
Ölüm kaftanımı ve vücudumun parçalarını alın.
Mezarımdaki yalnız cesedimin fotoğraflarını çekin.

Dünyaya gönderin,
Hakimlere ve vicdan sahibi insanlara gönderin,
Onları prensip sahibi ve sağduyulu insanlara gönderin.

Bu masum candan dolayı
Bırakın bütün dünyanın önünde,
Suçun verdiği ağırlığın altında ezilsinler
Bu tükenmiş ve günahsız candan dolayı
Bırkan çocuklarının ve tarihin önünde bu suçun ağırlığının altında kalsınlar.
Bu candır ki “barışın koruyucları”nın ellerinden mustarip olan.


Şeyh Abdurraheem Muslim Dost


Pakistanlı şair ve deneme yazarı olan Şeyh Abdurraheem Muslim Dost yaklaşık üç yılını Guantanamo'da kardeşi Ustad Badruzzaman Badr ile birlikte geçirdi. Dost, 2001'de tutuklanmadan önce sayılan bir din alimi, şair ve gazeteci – 20 civarında kitabın yazarıydı. Guantanamo'dayken binlerce satır Puştuca şiir yazdı, bunların coğuna A.B.D ordusu tarafından 2005'te salıverilmesinden sonra el kondu.Ekim 2006'da, Dost ve kardeşi Guantanamo'daki hapis anılarını yayınladıktan kısa bir süre sonra, Dost tekrar Pakistan İstihbaratı tarafından tutuklandı. O zamandan beri kendisinden haber alınamamıştır.


Onlar Yardım Edemezler

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
Delta Kampı, Guantanamo, Küba'da yazılan bir şiir

Hayırsever olanların
Başkaları için fedakarlık yapmamaları elde değil.

Doğru olarak kalmak istediklerinde
Tehlikeyle yüzleşmemeleri elde değil.

Adaletsizlik, yalan ve kötülükle karşılaştıklarında,
Hainlerin ve kötülükleriyle ün salmış kişilerin gücünün altına girmemeleri elde değil.

Bir insanı kendisini veya başkasını öldürmesine
Ne sebep olabilir düşünün.

Zulüm, zulüm sahiplerine karşı herhangi bir tepki
gerektirmez mi?

Hapis zamanı, bir insanın buluş ve yaratmaya sürüklenmesi normal.

Kötülük eden cezalandırılacaktır.
Telafi etmekten kurtulamaz ve eninde sonunda af dilemelidir.

Şair Dost ile *****ca bir şekilde münakaşaya düşenler için
Teslim olmamak yada aksi halde kaçmamak elde değil.


İki Kupa Şiiri

I.
Bu ne biçim bir bahar ki
Çiçekler yok
Ve hava tuhaf kokularla dolu?

II.
Kelepçe cesur gençlere yakışır,
Bilezikler ise yaşı geçmişler ve genç güzel bayanlar içindir.

İki Fragman

1.
Bayram geldi fakat babam yok.
O Küba'lı değil.

Bayram ekmeğini gözüm yaşlı yiyorum.
Hiçbirşeyim yok.

Niçin babamın sevgisinden mahrumum?
Neden bu kadar zulüm görmekteyim?


2.
Nasıl ki kalp vücudun karanlığında atmakta,
Ben de, bu kafese rağmen, canla atmaya devam etmekteyim.

Cesareti ve gururu olmayanlar kendilerini özgür sanmakta,
Fakat onlar köledir.

Ben aklın kanatlarıyla uçmaktayım,
ve böylece, bu kafeste bile daha özgürüm

dahuk
Mohammed El Gharani


Suudi Arabistan'da büyüyen, 14 yaşındaki Çad asıllı Mohammed El Gharani, Pakistan'a İngilizce ve Bilişim Teknolojisi öğrenmek amacıyla yeni gelmişti ki, Pakistan polisi tarafından tutuklandı – ve neredeyse yarı çıplak bir vaziyette, ayakları yere zor değecek bir şekilde kollarından asılarak hareket ettiğinde dövüldü. A.B.D gözetimine verileceğini öğrendiğinde, Gharani bu işkencelerin biteceğini sanarak mutluluktan uçuyordu. Fakat A.B.D nezaretinde de giysileri çıkartıldı ve dövüldü. Ocak 2002'de şuanda bulunduğu Guantanamo Körfezi'ne transfer edilen ilk “düşman savaşçılar”dan biri oldu. Ghardani dahil, 29 kadar ergenliğini tamamlayamamış genç, uluslararası hukuğa aykırı olarak Guantanamo'da tutulmaktadır.


Hayatımdaki İlk Şiir

Arapça konuşmayanların topraklarında dikkatlice yürü,
Sana yeminlere bağlı yemin etmiş olsalar da.

Onların amacı cüzi miktardaki paraya kulluk etmek,
Ve bu uğurda her sözden dönerler.

Onların topraklarına eğitim görmek için geldim
Ve onlardan kötülük gördüm.

Cami çevrelenip, silahlar çekildi,
Sanki savaş alanındaymış gibi.

Bize “Sessizce dışarıya cıkıp
Tek bir söz etmeyin” dediler.

Bizi bir ulaşım kamyonunuyla kaldırıp,
Adaletsizliğin pırangalarına vurdular.

On altı saat boyunca yürüdük;
Bütün bu süre zarfında zincirliydik.

Hepimiz ihtiyacımızı karşılamak istedik,
Fakat onlar bize hayır demekte direttiler.

Asker botuyla vurarak;
Hepimizin eşya değerinde olduğunu söyledi.

Hapishanenin karanlığında bizleri dağıtıp;
Soğuğun sertliğinde oturtulduk.

Kırmızı yüzlü kafirler paralarını harcamaya geldiklerinde,
Hayatımda daha önce hiç böylesine bir felaket uğramadım.

Savaş uçağında bizi kaldırıp,
Yarım saat sonra bizleri indirdiler.

Onlardan öyle çok hakaret gördük ki;
Allah'ın kitabı bile korunmuyordu.

Kötülükleriyle birlikte onlar da *****caydı.
Eziyet, ve sonra vurma ve embesillik.

Çünkü onlar alkollü içeceklerinin fazlalığından
Makul bir beyinden yoksun insanlar.

“Haçlı” ihtiyacımız olduğunda geldi,
Kartı hac ile kaldırmamız koşuluyla.

“Eğer ki şeref ve koruma istiyorsan,
o halde haccı koruma için kaldır.”

Hepimiz haccı attık,
Fedakarlıkla ruhlarımızı rehinden koruma amacıyla.

Sonra bizleri Küba'ya taşıdılar,
Çünkü orası acılar adasıydı.

İnadına öyle çok ********lik yaptılar.
Onların savaşı İslamiyet ve adalete karşı.


Sami Al Haj


Sami Al Haj, Sudan asıllı olup al-Jazeera televizyonu için Afganistan'daki karmaşayı inceleyen bir gazeteciydi. 2001'de tutuklandığında pasaportu ve basın kartına el kondu. Haziran 2002'de Guantanamo Körfezine götürülmeden, 2002'de A.B.D güçlerine teslim edildiğinde, hem Bagram hava üssünde hem de Kandahar'da işkenceye tabi oldu. A.B.D ordusu onun Çeçen isyancılarına maddi yardımda bulunduğunu ve El Kaide ve aşırı dincileri desteklediğini iddia etmektesine karşın bunu destekleyecek herhangi bir kanıt sunmamışlardır. Haj hala Guantanamo'da bulunmaktadır.


Prangalar İçinde Aşağılanma

Ağaçlardaki kumruların ötüşünü duyduğumda,
Yüzümü sıcak gözyaşları kapladı.

Saka kuşu öttüğünde, düşüncelerimle
Oğluma bir mesaj tasarladım.

Muhammed, kederdeyim.
Umutsuzluğumda, Allah'tan başka kimsem yok.

Zalimler benimle oyun oynuyor,
Dünyada serbestçe hareket ediyor.

Onlar, kendi devletimin insanları hakkında ajanlık yapmamı istiyorlar,
Bunun iyi bir amel olduğunu iddia ederek.

Onlar bana para ve toprak vaad ediyorlar,
Ve dilediğim yere gitme özgürlüğü.

Onların vaadleri dikkatimi
Gökyüzündeki şimşek gibi cezbetmekte.

Fakat onların hediyesi şeytani bir yılan,
Ağzında zehir gibi riya taşımakta.

Onların özgürlük anıtı
Ve düşünce özgürlükleri var, güzel.

Fakat onlara anlattım ki
Mimariye adalet değildir.

Amerika, öksüzlerin sırtında yürümektesin
ve onlara her gün terör saçmaktasın.

Bush, dikkat et.
Dünya haddini bilmeyen bir yalancıyı tanır.

Gözyaşlarımı ve mağduriyetimi Allah'a bildiririm.
Evimi özledim ve baskı altındayım.

Muhammed, beni unutma.
Allah korkusu olan babanın davasını destekle.

Prangalar içinde aşağılandım.
Bu durumda nasıl mısra yazayım: Artık nasıl yazabilirim?

Prangalardan ve gecelerden ve izdiraplardan ve gözyaşlarından sonra
Nasıl şiir yazabilirim?

Ruhum ızdırapla karışmış dalgalı bir deniz,
Öfkeyle dolu.

Ben bir esirim, fakat suç beni tutsak edenlerin.
Endişe ile ezilmekteyim.

Rabbim, beni oğlum Muhammed'le bir araya getir.
Rabbim, doğru olanlara başarı bahşet.


Emad Abdullah Hassan


Emad Abdullah Hassan 28 yaşında olup Yemen'in Aden şehrindendir. Üniversitede okuğu sırada tutuklanan bu üretken şair, A.B.D ordusu tarafından, herhangi bir suçta yer aldığı iddia edilmediği halde Guantanamo'da bulunmakta.


Gerçek

Harflerini defne ağacına kazı,
Seçilen şehrin bulunduğu yere kadar.

Kaderin merak içinde olduğu yer burası.
Ey Gece, bu gördüğüm ışıklar gerçek mi?

***

Ben Muhammed'in gençliğini gözlemledim,
Onlar ne kadar iyi, doğru gençler!

Yıllar boyu hadiselerle hırpalandılar,
Fakat bu yalnızca onların Rabbine karşı olan düşkünlüğünü arttırdı.

Yıllar boyu hadiselerle eridiler,
Fakat bu yalnızca tozun içindeki altını saflaştırdı.

Burada, zihinler daha hızlı olgunlaşır.
Burada bir gün, evdeki iki aydır.

***

Ey Tarih, yansıt. Ben şimdi
Esrarın içindeki esrarı açıklayacağım.

Şarkım lanet zulme ışık tutacak,
Ve sistemi çökertecek.

Zalimler, tam donatılmış ve sayısı cok olanlar,
Işığın karşısında aldırmaz.

Onlar karanlıkta, Şeytan'ın liderliğinde ilerlemekte
Küstahlık ve kibir içinde.

Onlar barış dolu topraklarını
Münafıklar evine döndürdü.

Onlar dinlerini
Ucuz mala değişti.

***

Ve sen, ayağa kalk ve olanları sorgula.
Yanlışa ve zulme karşı gelecek misin?

Hayır, sen asla sade bir konuşmaya razı olmazsın.
Sen kılıcın tek hakem olduğuna inanırsın.

***

Kardeşle, prangaların ağırlığına dayanın,
Onların karmaşık hallerinden ötürü kafanız karışmasın.

Hayaller bu gürültünün her yerinde,
İpler duvarlara sıkıca bağlı,

Ve her akşam, gelin yerine,
sana dert ve sıkıntı vermekte.

Senin Geceden başka
Acı kaderi şikayet edecek bir yoldaşın yok.

Senin Geceden başka
Üzüntünü paylaşacak bir dostun yok.


***


Kardeşimin özlemi bütün dünyayı sardı,
Fikirleri gezegeni kapladı.

O uykudan kaçıyor: Başka uyanık kimse var mı?
Hayır. Gözleri uyarı olmaksızın yırtılmakta.

Göz kapaklarının altından bir ses tıkırdamakta,
Göğsünde fırtınalar kopmakta.


***


Dikkat et, gezegenin yüzü karanlıkta,
Sanki ışıklar perdeyle kapanmış.

“Sabırlı ol ve sebat et!” Bunlar Allah'ın sözleri.
Sabrın meyvesi akan bir nehirdir.

Allah'ın aşkına sabret ve sebat et.
Allah'ın Hak üzere olan sözünü bekle.


***

Bulut Doğu'dan ayrıldığında,
Dünya'nın yüzü gülümser.

Onu bastıran üzüntü kalkar,
Düşünceleri Herşeye Kadir olan'a döner.

Cennet'e elini kaldırır ve ağlar,
“Ey Rabbim, sen komşuların en iyisisin.”

Ve Karanlık tehdit ettiğinde bağırır,
“Uzak dur! Yanımda uyuma.”

***

Ben Gece'nin refakatçisiyim.

Ben kendi toprağında hakereti reddedenim,
Sükunet bulmayanım.

Ben sırtında yükü taşıyanım,
Yerleşmeyi reddedenim.

Ey Gece, ben aydınlık bir ışığım
Karartamayacağın.

Ey Gece, şarkım Hayatın tadını geri getirecek:
Kuşlar yine ağaçlarda ötecek,

Üzüntünün kuyusu boşalacak,
Mutluluğun baharı taşacak,

Ve İslamiyet Dünya'nın her köşesinde var olacak.
Allahu Ekber, Allahu Ekber. Allah bizim tanrımız.

Onların anlamadığı
Bizim tek ihtiyaç duyduğumuzun, tesellimizin Allah olduğudur

dahuk
Osama Abu Kabir


Osama Abu Kabir Ürdünlü bir su tankı sürücüsüdür ve Büyük Amman Belediyesinde çalıştı. Jama'at al-Tablighi adlı İslami misyoner organizasyonuna katıldıktan sonra Afganistan'a gitti ve burada anti-Taliban kuvvetlerı tarafından tutuklanıp A.B.D ordusuna teslim edildi. Hapishanede tutulmaya devam edilmesinin sebeplerinden biri tutuklama esnasında, bomba patlatmada kullanmak için el Kaide mensuplarından kullanılan Casio marka dijital saat taşıyor olmasıdır. Kabir hala Guantanamo'dadır.



Adnan Farhan Abdul Latif


Adnan Farhan Abdul Latif yirmi yedi yaşında muhafazakar bir aileden gelme bir Yemenli. 1994'te olan ciddi kafa hasarlarıyla sonuçlanan bir kazanın kurbanı olan Latif, 90ların geri kalan birkaç yılını Gürcistan, Afganistan ve Pakistan'da masrafını karşılayabileceği bir tıbbi müdahele arayarak geçirdi. Amerika'ya yapılan 11 Eylül saldırılarından sonra Pakistan'lı kuvvetler tarafından tutuklanarak 5000$ karşılığında Amerika'ya teslim edildi. Son olarak Guantanamo'ya uçuruldu ve burada sağlığını daha da çok bozacak olan maddelere açık olan bir kulübede tutuldu. Latif zaman zaman diğer mahkumkarın açlık grevlerine katıldı.



Açlık Grevi Şiiri

Onlar suçlarını arttıran caniler.
Onlar barışı sevdiklerini iddia eden caniler.
Onlar açlık grevi yapanlara işkence eden caniler.

Onlar işkence sanatkarı,
Onlar acı ve bitkinliğin sanatkarı,
Onlar hakaret ve rezaletin sanatkarı.

Onlar imansız – hainler ve korkaklar -
Onlar şeytani hareketleriyle şeytana bile üstünlük salayanlar.

Onların kanuna saygısı yok,
Onların insanlara saygısı yok,
Onların yaşlılara acıması yok,
Onların bebek dişli çocuğa acıması yok.

Onlar bizleri suçsuz yere yıllarca hapiste tutuyor,
Müslüman olduğumuz için.

Bizi işkenceden kurtaracak olan dünya nerede?
Bizi ateş ve elemden kurtaracak olan dünya nerede?
Açlık grevini yapanları kurtaracak olan dünya nerede?

Fakat bizler, adalet ve doğrunun yanında olmaktan memnunuz
Herşeye kadir Allah'a kulluk etmekten

Bizim bu adadaki sloganımız, “selam”.


[CENTER]Othman Abdulraheem Mohammed


Yirmi altı yaşındaki Yemen'li Othman Abdulraheem Mohammed, 2001 sonlarında Pakistan güvenlik güçleri tarafından Afganistan sınırında tutuklanmadan önce, Afganistan'da hukuk okuyup Kuran dersleri vermekteydi. Muhammed, Amerikan güçleri tarafından Kandahar'da tutuklu olduğu sırada, bir Kuran'ın insan dışkısının bulunduğu bir fıçıya atıldığına şahit oldu. Guantanamo'da, ezanın tamamen durdurulması dahil dinine karşı birçok hakarete daha şahit oldu. Hapishane çapındaki açlık grevlerine katıldı ve hem Cenevre hükümleri hem de beslenmeyi istemeyen mahkumlar için var olan Dünya Tıp Kurumu hükümlerine aykırı düşecek bir şekilde zorla yemek yedirildi.


Üzgünüm Kardeşim

Üzgünüm kardeşim,
Prangalar ellerimi bağladı
Ve yattığım yeri demirler çevrelemekte.

Üzgünüm kardeşim,
Yaşlılara, dullara ve çocuklara yardım edemediğim için.

Bir insanın ölümünü yenilginin işareti olarak görme.
Tek utanç, ideallerine ihanet etmek
Ve inançlarına sahip çıkamamak.









[/CENTER]
Doğru mu?

Otların yağmur sonrası yeniden çıktığı doğru mu?
Baharda çiçeklerin açacağı doğru mu?
Kuşların yeniden göç edeceği doğru mu?
Somon balığının kendi akıntısına geri yüzeceği doğru mu?

Doğru. Bu doğru. Bunların hepsi mucize.
Peki ya bizim bir gün Guantanamo'dan gideceğimiz doğru mu?
Bizlerin bir gün evlerimize döneceği doğru mu?
Rüyalarımda deniz yolculuğu yapıyorum, evimi görüyorum.