2002 başlarından beri Guatanamo Körfezi'nde tutulan Shaker Abdurraheem Aamer, Ingiltere'de yaşayan Suudi Arabistan vatandaşıdır. A.B.D, Afganistan'da Suudi Hayir Cemiyeti – terörist örgütlere para gönderdiğinden şüphe edilen Al-Haramain Kurumu-na yaptığı çalışmaları dolayısıyla onun El Kaide ile ılışkılı olduğunu iddia etmektedir. Guantanamo tutuklularının arasında lider olan Aamer, açlık grevlerine son verilmesine yardimci oldu. Ordudan imtiyaz sağlayarak mahkumlar için şikayet komitesinin oluşması ve onlara Cenevre hükümlerinin gerektirdiği gibi davranılmasını sağladı. Eylül 2005'te, bu şikayet komitesinin oluşmasından günler sonra, ordu bu komiteyi dağıtarak Aamer'i şuan bulunduğu hücre hapsine gönderdi.

Onlar Barış İçin Savaştı
Huzur, diyorlar.
İç huzur mu?
Dünya huzuru mu?
Hangi huzur?
Onları konuşuyor, tartışıyor, savaşıyor görüyorum --
Ne çeşit bir huzur arayışındalar?
Neden öldürüyorlar? Ne planlıyorlar?
Bu adil bir konuşma mı? Neden tartışmaktalar?
Öldürmek bu kadar basit mi? Planları bu mu?
Evet, tabi ki!
Onlar konuşur, tartışır, öldürür--
Onlar huzur/barış için savaşmakta.

Abdulaziz
Soyadını vermeme taraftarı olan Abdulaziz, A.B.D kuvvetleri Afganistan'a saldırdığında vatandaşı oldugu Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinden yeni mezun olmuştu. Bölgeye kardeşini bulmak ve onu güvenli bir şekilde evine getirmek için gitti. Onu bulduktan kısa bir süre sonra, her ikisi de Kuzey Ittıfak kuvvetleri tarafından tutuklandı. Afgan hapsinde işkence gördükten sonra, 2002nin başlarında A.B.D ordusuna verildi ve sonuç olarak kardeşiyle birlikte Guantanamo'ya gönderildi.
Her ikisi de düşman savaşçılar olarak sınıflandırıldı. Kardeşi bir süre sonra salıverildi fakat Abdulaziz hala tutuklu bulunmakta.

Ey Hapis Karanlığı
Ey hapis karanlığı, çadırını kur.
Biz karanlığa aşığız.
Çünkü gecenin kara saatlerinden sonra,
İzzet'in ışığı doğacaktır.
Dünyanın bütün görkemiyle solmasına izin ver--
Yeter ki Allah rızasını kazanalım.
Bir çocuk problemle karşılaştıgında umutsuzluğa kapılabilir,
Fakat hep biliriz ki Allah'ın bir bildigi vardır.
Kayış sıkılaşıp kırılamaz görülse bile
Paramparça olacaktır.
Ey kriz, şiddetlen!
Sabah olmak üzere.

Şikayet etmeyeceğim
Kimseye yakınmayacağım ve kimseden lütuf beklemeyeceğim
Allah'tan başka, Allah yardımcım olsun.
Ey Rabbim, kalbim musibetlerle rahatsız.
Senden başka kimseye yakınmayacağım, denizler kuruluktan yakınsa bile.
Benim ruhum cennetlerde özgürken, vücudum zincirlerin hakimiyeti altında.
Bana sıkıntılı zamanlarda sabır, ferahta minnet bahşeden Allah'a hamdolsun.
Göğsüme (cennet) bahçeleri ve orkide yerleştiren Allah'a hamdolsun, her zaman benimle olacaklar.
Bana inanç bahşeden ve beni Müslüman yapan Allah'a hamdolsun.
Elhamdü lillahi Rabbil Alemin.

Abdullah Thani Faris Al Anazi
Abdullah Thani Faris Al Anazi iki bacağını da Amerikan bombalamaları sırasında hayır işleriyle uğraştığı Afghanistan'da kaybetti. İlk bacağı alındıktan sonra hasta yatağında tutuklanıp Amerikan kuvvetlerine teslim edildi. Amerikan nezaretindeyken ikinci bacağı da alındı. 2002'den beri yeterli bir tıbbi yardım göremediği Guantanamo'da tutulmaktadır. Bazen, bant ile tutturulmuş protez bacaklarla yürütülmeye çalışılmaktadır.

Babama
Uzaklardaki hapishanelerde iki yıl geçti,
İki yıldır gözlerim gün yüzü görmüyor.
İki yıldır kalbim mesajlar göndermekte
Ailemin yaşadığı evlere,
Lavanta pamuklarının filizlendiği
Hayvan sürülerinin güdülüp iyice besledinkleri yerlerde.
Ey Flaij, evimize ziyarete gelenlere
nasıl yaşamış olduğumu anlat.
Izdıraplı ruhumun sesini duyduğunda
Düşüncelerinizin kasırga gibi dolandığını biliyorum.
Bumair'e tatlı huzur ve selamlar;
Onu alnından öp, çünkü o benim babam.
Kader bizleri yeni doğmuş bebekle ebeveyni ayrıldığı gibi kopardı.
Ey baba, burası adaletsizliğin hakim olduğu bir hapis.
Günahları dağları ağlatır.
Hiç bir suç işlemedim ve hiç bir suçtan sorumlu değilim.
Eğri pençelerim var,
Amma şişmanlamış koyun misali satıldım.
Doğrudan gayri bir yoldaşım yok.
İtiraf etmemi istiyorlar, ama ben günahsızım;
Bütün amellerim muhterem ve özür gerektirmez.
Beni doğru yoldan saptırmaya çalıştılar,
Bu kafesi güzel bir hayata değişmemi istediler.
Allah'tan, onlar nefsimi zincire bağlasalar,
Bütün Araplar ruhlarını satsa, ruhumu satmam.
Bu satırları, çocuklarının büyüdüğü gün için yazmaktayım.
Ey yaradılanı ilahi takdir ile yöneten
Tek olan ve hükmeden,
Huzur ve iyi haberler getiren,
Ibadet ettiğimiz Allah'ım,
Kalbi zulüm ile çarpan bu canavara dinginlik ver,
Ve bu tutsağı zincirli hapisten kurtar.

[CENTER]Ustad Badruzzaman Badr
Ustad Badruzzaman Badr Ingilizce'de yüksek lisans yapmış olan üretken bir Pakistanlı roman yazarıdır. Kardeşi Şeyh Abdurraheem Muslim Dost ile 1980lerin büyük bir kısmını direnişçi savaşçıları Sovyet işgaline karşı destekleyen dergiler basmış ve Paştun milliyetçiliği için yazılar yazmıştır. Kasım 2001'de Pakistanlı İstihbarat görevlileri tarafından tutuklanıp A.B.D ordusuna teslim edildi. 2004'te Amerika'ya tehdit oluşturmadığına karar verildikten sonra Peshawar'a döndü. Kardeşiyle birlikte yakın bir süre önce hapisteki zamanlarıyla ilgili bir anı yazısı olan Guantanamo'nun Kırık Prangaları'nı yayınladı.

Kafesteki Aslanlar
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
Delta Kampı, Guantanamo, Küba'da yazılan bir şiir
Bizler zamanın kahramanlarıyız.
Bizler gururlu gençleriz.
Bizler korkutucu aslanlarız.
Bizler şimdi hikayelerde yaşamaktayız.
Bizler efsanelerde yaşamaktayız.
Bizler insanların kalplerinde yaşamaktayız.
Bizler işgalcilerin önünde siperiz.
Cesaretimiz dağlar kadar.
Günümüzün Firavunu bizden rahatsız.
Beyaz Saray'ın amiri,
Diğer günahkar amirler gibi,
Sabrımızı görememekte.
Gözyaşlarımızın girdabı
Ona doğru hızla ilerlemekte.
Bu taşkına karşı koymaya kimsenin gücü yetmez.
Bu en çok buradaki kafeslerde,
Gece yarısında yıldızlar
Iyi haberler getirdiğinde olur -
Mutlak galibiyet alacağız,
Ve dünya bizi bekleyecek,
Bedir'in Karavanı.

[/CENTER]
