Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: ölünün Yakılması
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ SORU-CEVAP ]·.
Wolf
annem ölüsünün yakılmasını , mezarına da küllerinin kavanoz içinde koyulmasını istiyor bu caiz midir?
zümrüt
Selam,

evela annen müslüman degilse bunu yapabilir, ama müslüman üsüllerine göre nein
olmaz. Biz evela ahirete inaniyoruz ve kabir azabinada...
Eger burda yandim ötede yanmam hesabina bunu istiyorsa yaniliyor de ona.
Birde hindu degil heralde...
Yani hiristianlar bile pek nadir ölülerini yakarlar...
Birde nerede yasadigina baglidir bu.
Bence hic vicandi birsey degildir....
Islamda yeri yok.

Bir yazi var gönderiyorum:

Türkiye’de cenaze neden yakılamaz
Türkiye’de cenaze yakılabilir mi ya da cenazeleri yakacak krematoryumlar kurulabilir mi? Hukukçular yasada “krematoryum kurulamaz” şeklinde bir ibare bulunmadığını söylerken, din adamları İslam’da cenaze yakmanın caiz olmadığını belirtti.



Afşin Yurdakul
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:17 TSİ 13 Mayıs 2008 Salı


İSTANBUL - Türkiye’de bir krematoryum yok. Ünlü opera sanatçısı Leyla Gencer’in vasiyeti üzerin naaşının krematoryumda yakılarak küllerinin Boğaz sularına bırakılacak olması, İslam dininde caiz olmayan kremasyona Türkiye’de izin verilip verilmediği sorusunu gündeme getirdi. NTVMSNBC’ye konuşan uzmanlar, Türkiye’de kremasyon prosedürünü anlattı. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak, “Laiklik, din ve vicdan özgürlüğü ilkelerine göre kremasyona devlet izin vermeli” derken, Alman Protestan Kilisesi rahibi Holger Nollman, Türkiye’de naaşının yakılmasını isteyen gayrimüslim vatandaşlarının cenazelerinin Avrupa ülkelerine gönderildiğini söyledi. Gayrimüslim cenaze işleriyle uğraşan Kirkov Çapan ise Türkiye’de kremasyon için ne iznin ne de teçhizatın bulunduğunu ifade etti.


Cesedi yakmak caiz değildir. Cesedi yanarak kül olan veya cesedi mumyalanan kimsede kabir azabı çekebilir.


Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir. İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir: Dinin nedir?" diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).

Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır. Bir ayet-i kerimede; "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (el-Mümin, 40/46) buyurulur. Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır. Peygamber efendimiz; "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder" (İbrahim, 14/17) ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır (Buhârî, Tefsîr, sure: 14).

Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir.

Bunlardan bir kaçı şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur" (Tirmizî, kıyamet, 26).

Başka bir hadiste de şöyle buyurur: "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Resuludur. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir. Bunun üzerine melekler; Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: " Yat ve uyu " derler. O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et" derler. Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum. Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder" (Tirmizi Cenâiz 70).

Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur: "Allah yolunda öldürenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar" (Âlu İmrân, 3/169), "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilâkis onlar dirildirler. Fakat siz farkında değilsiniz." (el-Bakara, 2/154).

Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi, yahut da her ikisine mi yapılacağı konusu bilginler arasında tartışmalıdır. Bu azabın hem rûha, hem de bedene yapılacağı görüşü tercihe şayandır. ancak azabın niteliği hakkında fazla bilgi yoktur. Rûhun gerçeği üzerinde de görüş ayrılıkları vardır. Bir görüşe göre ruh lâtif (ince, şeffaf, nüfuz kabiliyeti olan) bir cisimdir. Yaş ağaca suyun nüfûzu gibi bedene nüfûz etmiştir. Allah, rûh cesette kaldığı sürece hayatı devam ettirmeyi âdet kılmıştır. Ruh cesetten çıkınca ölüm hayatı ortadan kaldırır. Başka bir görüşe göre de, ruh ceset için güneşin ışıkları gibidir. Mutasavvıflar bu görüşü benimsemişlerdir. Ehl-i Sünnete mensup bir topluluk, gülsuyunun güle sirâyet ettiği gibi, rûhun da bedene sirâyet eden bir cevher olduğunu söylemişlerdir (Aliyyu'l-Kâri, Fıkh-ı Ekber Şerhi, terc. Y. Vehbi Yavuz, İstanbul 1979, s. 259). Ayette şöyle buyurulur: "De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir" (İsrâ, 17/85).

Ebû Hanife'ye göre, peygamberler, çocuklar ve şehitler kabir sorusu ile karşılaşmazlar. Ancak Ebû Hanîfe kâfirlerin çocuklarına kabirde soru sorulması, Cennete girmeleri ve onlarla ilgili benzeri bazı soruları cevapsız bırakmıştır (Alliyü'l-Kâri, a.g.e, s. 252-253).

Selam ve dua ile...
sükût-u vaveyla
bir şeyi merak ediyorum ...

yanarak ölenler ne oluyor ...

ya da vücudu parçalanarak ölenler...

kabir azabını nasıl çekicekler ...

ruhun çıktığı cededi yaksan ne olur yakmasan ne olur...

yani bir şey değişir mi...

saygılar...
_LeyaL_
ALINTI(HüZüN yıLı @ Aug 16 2008, 10:43 PM) *

bir şeyi merak ediyorum ...

yanarak ölenler ne oluyor ...

ya da vücudu parçalanarak ölenler...

kabir azabını nasıl çekicekler ...

ruhun çıktığı cededi yaksan ne olur yakmasan ne olur...

yani bir şey değişir mi...

saygılar...


her ne şekilde olursa olsun yanarakta olsa parçalanarakta azabı çekicek olan ruh olacağına göre
kül olması bişey değiştirmez... yani yine çekicekmi çekicek
yak külleri savur ahiret inancı olmayanların kaçış yolu sandıkları bişey heralde ..
bizim dinimizin ölüye saygısı olduğundan
böyle bi uygulama düşünülemez...
ayrıca kabirler bizim için ibret tablolarıdır
sık sık kabir ziyaretinde bulunuruz ...bazen şöyle bi silkeleniriz...
ama ölülerin yakıldığı inanışlarda zaten ötesini düşünmedikleri için ölüden geriye bişey kalmasınada değer vermezler...
kemalarca


Kabir azabı bence doğru değildir.
Aziz Kur'an da kabir azabı diye birşey de yoktur.
Kabir Azabı bazı din adamları tarafından hadislere dayanarak var olduğu
iddia edilmiştir.Hadisler rivayet olduğundan Kur'andan tahkik edilmesi
gerekir. Kur'anda olmayan hadisler şüpheli ve tartışmalıdır.

Ben sadece dededlerimden ve çevremde adet olduğu için mezara
gömülmeye birşey demem.

Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim.
TEVHİDci
konu kabir azabına kaymış ilerisinde ise hadis inkarına gider sanırım gidişat öyle gösteriyor.

selam hidayete uyanlara olsun.
zümrüt
ALINTI(kemalarca @ Aug 16 2008, 11:21 PM) *

Kabir azabı bence doğru değildir.
Aziz Kur'an da kabir azabı diye birşey de yoktur.
Kabir Azabı bazı din adamları tarafından hadislere dayanarak var olduğu
iddia edilmiştir.Hadisler rivayet olduğundan Kur'andan tahkik edilmesi
gerekir. Kur'anda olmayan hadisler şüpheli ve tartışmalıdır.

Ben sadece dededlerimden ve çevremde adet olduğu için mezara
gömülmeye birşey demem.

Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim.



Tabiki senen cevabin aynen böyle olmaliydi, baska birsey beklemezdik ki senden
"Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim"

Inan ki sen demek istedigin her konuda anlamiyorum yada sen anlatamiyorsun
kardesim, kabir azabi olmasaydi, güzel peygamberimiz bunlari demezdi, ben
önce allahin ayetlerine inanirim sonrada resülün sözüne.....
Sen git yaktir kendini kolay gelsin belki iki defa yanarsin ondan haberin yok
bilmedigin icin cok emin olma kabir azabinin olmadigindan.
Herkez özgür sen inanmassan inanma, belki tadinca gec olacak ama neye....
-BeRcEsTe-
acaba bu ölü yakma geleneği tam olarak nereden,kimlerden geliyor ... confused1.gif
öldükten sonra yanmak
dirileceğine inanmayanların tercihi olsa gerek yada dirilmek istemeyenlerin tercihi....
kemalarca
ALINTI(zümrüt @ Aug 17 2008, 12:29 AM) *

Tabiki senen cevabin aynen böyle olmaliydi, baska birsey beklemezdik ki senden
"Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim"

Inan ki sen demek istedigin her konuda anlamiyorum yada sen anlatamiyorsun
kardesim, kabir azabi olmasaydi, güzel peygamberimiz bunlari demezdi, ben
önce allahin ayetlerine inanirim sonrada resülün sözüne.....
Sen git yaktir kendini kolay gelsin belki iki defa yanarsin ondan haberin yok
bilmedigin icin cok emin olma kabir azabinin olmadigindan.
Herkez özgür sen inanmassan inanma, belki tadinca gec olacak ama neye....


Ben kabir azabına inanmıyorsam, bunun hesabını bırakın TÜCE RABBİM versin.

İnsanları düşündükleri ile KİŞİLERİN yargılaması,Yaratanın işine karışmak, kişi ile
yaratanı arasına girmek olmaz mı? Bunu bir düşünelim,ve burada herkes sadece kendi fikirlerini
söylesin ve karşısındaki fikirleri reddettiğini ifade etsin. Fikir tartışmalarını bırakıp:


sükût-u vaveyla
http://www.islamiforum.com/Kabir-Azabindan...mak-t32766.html

kabir azabı var mı yok mu ...

merak edenler için ...

ayette kabir azabı geçer mi...

yeni ve doğru bilgiler için tıklayın ...

şok şok şok ... smile.gif

---


kemalarca
ALINTI(kemalarca @ Aug 17 2008, 01:16 PM) *

Ben kabir azabına inanmıyorsam, bunun hesabını bırakın TÜCE RABBİM versin.

İnsanları düşündükleri ile KİŞİLERİN yargılaması,Yaratanın işine karışmak, kişi ile
yaratanı arasına girmek olmaz mı? Bunu bir düşünelim,ve burada herkes sadece kendi fikirlerini
söylesin ve karşısındaki fikirleri reddettiğini ifade etsin. Fikir tartışmalarını bırakıp:


Yazını yarısında gönderme yaptı.özür dilerim. Yukarıdaki yazının devamıdır:

Fikir tartışmalarını bırakıp,karşıdaki şahsa yönelmek, sen şöylesin,böylesin gibi
kişinin fikir zafiyeti dolayısıyla kişiliğe yöneldiğinin işaretidir.

Kabir azabına inanmadığımı belirtmiştim, neden böyle düşünüyorum:

1) AZİZ KUR'AN DA kabir azabı ile ilgili tek kelime yoktur.
2) Bazı hadislerde kabir azabı olduğu RİVAYET EDİLİR. Rivayete dayalı hadislerin SAHİH
olup olmadığı, Aziz KUR'AN ile ve AKLA YATKINLIĞI ile doğrulanmaya çalışılır.
3) Bir İnsan öldüğü zaman RUHUNUN vucudunu terkettiğini herkes bilir ve böyle kabul edilir.
Bu durumda ceset ve RUH ayrılmış durumdadır. Yine bu durumda karşımıza şöyle bir soru çıkar:
Kabir azabı eğer varsa CESEDE mi ,yoksa RUHA mı uygulanır. Eğer ruhu ayrılmış cesede uygulanacak
derseniz ruhsuz ceset bu azaptan bir şey anlamaz.
Yok azap ruha uygulanacak derseniz, RUH kabirden ayrılmıştır.

Yukarıda da belirtmiştim, Hadislerin sahihliği için önce KUR'AN a bakınız, bulamazsanız AKLINIZA
BAŞ VURUNUZ ÇÜNKÜ:

10-YÛNUS
“Allah o pisliği aklını kullanmayanların üstüne bırakır

38-SÂD

29. Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.
87. Bu Kur'an, ancak âlemler için bir öğüttür

SELAMLAR






FATiH SULTAN
ALINTI(kemalarca @ Aug 17 2008, 12:21 AM) *

Kabir azabı bence doğru değildir.
Aziz Kur'an da kabir azabı diye birşey de yoktur.
Kabir Azabı bazı din adamları tarafından hadislere dayanarak var olduğu
iddia edilmiştir.Hadisler rivayet olduğundan Kur'andan tahkik edilmesi
gerekir. Kur'anda olmayan hadisler şüpheli ve tartışmalıdır.

Ben sadece dededlerimden ve çevremde adet olduğu için mezara
gömülmeye birşey demem.

Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim.




KABİR AZABI DOĞRU DEĞİLDİR DİYORSUN AMA ''BENCE'' DİYORSUN BU DİN BENCELERLE OLMAZ...

KURANDA YAZMIYOR DEMİŞSİN; BANA KURANDAN BİR AYET SÖYLE NAMAZI KAÇ REKAT KILACAĞIMIZA DAİR!!!


profesör
ALINTI(kemalarca @ Aug 17 2008, 12:21 AM) *

Kabir azabı bence doğru değildir.
Aziz Kur'an da kabir azabı diye birşey de yoktur.
Kabir Azabı bazı din adamları tarafından hadislere dayanarak var olduğu
iddia edilmiştir.Hadisler rivayet olduğundan Kur'andan tahkik edilmesi
gerekir. Kur'anda olmayan hadisler şüpheli ve tartışmalıdır.
Ben sadece dededlerimden ve çevremde adet olduğu için mezara
gömülmeye birşey demem.

Ama adet olsaydı yakılmayı tercih ederdim.


tebrikler forumdaşım kemalarca


islam ve kulluk
es-selamun aleyküm

Ne efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- de nede sahabide ölüyü yakmak ile ilgili bir uygulama yoktur nasıl gömüleceğine dair uygulamalar mevcuttur. Ayrıca diğer semavi dinlerde de buna rast gelinmemiştir.

Aksine bir ölü geçtiğinde ayağa dahi kalkıldığı üstünden atlanılmaması konusunda ikazlar mevcuttur.

Kur'an'da kabir azabı geçmiyor olması olmadığı manasına gelmez bir çok sahih hadis kabir azabını göstermiştir. Hadislere itimadınız yoksa boş yere münazaraya lüzum yok.

Allah-u alem
FATiH SULTAN
ALINTI(profesör @ Aug 17 2008, 03:03 PM) *

tebrikler forumdaşım kemalarca



siz bu kafayla değil profesör amatör dahi olamazsınız biggrin.gif
kemalarca
ALINTI(FATiH SULTAN @ Aug 17 2008, 03:15 PM) *

siz bu kafayla değil profesör amatör dahi olamazsınız biggrin.gif



KARDEŞ ,

FORUM demek fikirlerin tartışıldığı yer demektir. Burada herkes fikirlerini yazar, bu fikre katılmayanlar da kendi fikirlerini yazarlar,karşı tarafın fikirlerine katılmadıkların belirtir ve hatta reddederler.

Bu medeni forumların ve medeni tartışmaların olmazsa olmaz kuralıdır.

Eğer bir kişi fikir yönünden fukara ise,karşısındakinin fikirlerine fikirle cevap veremiyorsa karşısındaki kişinin
fikrine değil ŞAHSINA SATAŞIR. BU SATAŞMAYI YAPAN KİŞİNİN FİKİR YÖNÜNDEN ACİZ VE ZAVALLI
olduğunun işaretleridir.

SAYGILARIMLA KARDEŞİM.
profesör
ALINTI(kemalarca @ Aug 17 2008, 04:44 PM) *

KARDEŞ ,

FORUM demek fikirlerin tartışıldığı yer demektir. Burada herkes fikirlerini yazar, bu fikre katılmayanlar da kendi fikirlerini yazarlar,karşı tarafın fikirlerine katılmadıkların belirtir ve hatta reddederler.

Bu medeni forumların ve medeni tartışmaların olmazsa olmaz kuralıdır.

Eğer bir kişi fikir yönünden fukara ise,karşısındakinin fikirlerine fikirle cevap veremiyorsa karşısındaki kişinin
fikrine değil ŞAHSINA SATAŞIR. BU SATAŞMAYI YAPAN KİŞİNİN FİKİR YÖNÜNDEN ACİZ VE ZAVALLI
olduğunun işaretleridir.

SAYGILARIMLA KARDEŞİM.

tebrikler forumdaşım kemalarca
kemalarca

KARDEŞ İSLAM VE KULLUK,

Kabir azabının tartışmalı bir konu olduğunu belirtmiştik.
kabir azabı konusunda hadis tartışmasına burada girmeyelim.

Benim kabir azabı konusunda bir sorum vardı:

İnsanlar öldükleri anda ruhlarının vücutlarını terkettikleri bilinir.
Kabire RUHSUZ cesedi gömülür.

ŞİMDİ RUH VE CESET AYRILDIKLARINA GÖRE KABİR AZABI RUHA MI VERİLİR YOKSA CESEDE Mİ ?

Eğer CESEDE verilir derseniz, RUHSUZ ceset bu azaptan bir şey anlamaz.
Eğer RUHA verilir derseniz, RUH MEZARDA değil çoktan ayrılmış. ???

SELAM

al_muallim
konu nerden nereye gelmiş, fikir olarak tabiki saygı olunmalı, ancak kimilerine öyle fikirler gelirki, adeta gülünür, veya düşünülmez bile, bu dediklerinizde bunlardan olsa gerek,

kardeşimiz adına özür dilerim, ama banada dedikleriniz olumsuz geliyor,

selam ve dua ile..
islambuli
wolf arkadaşın sorusuna cevap vermeden tartışmaya geçilmiş arkadaş bir soru sormuş.islam ve kulluk kardeşim Allah razı olsun cevap vermiş. müslümanla diğer insanların ayrıldığı noktalar vardır bu konuda bunlardan birisidir ve örnek yine rasuldedir müslümanların nasıl ölüyü defnettiklerini sünnet olduklarını örtündüklerini v.s...... müslüman olmayan tüm toplumlar bilmekte iken bunları bizlerin reddetmesi bir o kadar saçma olsa gerek.müslümanın herşeyiyle diğerlerinden ayrılmalıdır bunuda yapabilmek islami bir yaşam anlayışıyla olacaktır islam yaşam tarızını anlayışını görebileceğimiz örnekler Allah rasulü ve sahabededir zaten bugüne kadar bu örnekle müslümanlar hal ve hareketleriyle birliktirler.
her insanın mantığına uygun gelen şeyler olacaktır arakadaşın anneside böyle bir istek yapmıştır ve kendine göre doğruları sebepleri vardır ama islamda doğru tektir birdir.yukarıda saydığım örnek insanlar devreden çıktığı zaman ölüyü istediği gibi gömen farklı insanlar namazı anladığı gibi kılan farklı insanlar orucu kendi anladığı gibi tutan farklı insanlar olacaktır örnekleri çoğaltmak mümkün böyle bir durumu gözlerinizin önüne getirdiniz inşAllah.yani kısaca insanların kendince doğrusu milyarlarca düşüncedir ama gerçek doğru Allah c.c emrettiği ve rasulullahın uyguladığıdır.
profesör
merhaba forumdaşlarım

burada kaç forumdaşımız acaba kur'an nedir ne yazar amacı açılımı yapılanması siyaseti öngörüsü hoş görüsü uzantısı oluşturulması kapasitesi bölgesi etnik kökeni nedir araştırdımı okumu acaba?

kabir azabı!!!!!!!!!!!!!!!!

sadece bir masal insanlar tarafından insanları korkutmak amacı ile hazırlanmış bölgesel kur'an ın yazmadığı bir masal!!!!
islambuli
ALINTI
sadece bir masal insanlar tarafından insanları korkutmak amacı ile hazırlanmış bölgesel kur'an ın yazmadığı bir masal!!!!


Allah c.c hidayet versin sana.

forumdaşlarım yazıyorsun ama seninle forumdaş bile değiliz burası islami forum sanırım sen yanlış foruma girdin linkini bir kontrol et
profesör
forumdaşım islambuli

hidayet bir inançtır dileyen alır dileyen almaz benim hidayeti alıp almadığımı yüce yaratıcı bilir!
burada konu islam inancında azabı kabir varmıdır yokmudur?
varsa bölgesel kitap kur'anda neden yazmaz.
lütfen konu özüne dönelim konu ile ilgili münazara edelim.
saygılar
islam ve kulluk
kemalarca kardeş

azab elbetteki ruha yapılır bedenen bir his ruha tekabul etmeyeceğine göre azab ruha nüfuz edicektir.

ruhun bedenden ayrılması ruha azab edilemeyeceği manasına gelmez ruhuda bedeni de yaratan Allah elbet ikisine de nasıl azab edeceğinibilir.

Allah-u alem
kemalarca
ALINTI(islam ve kulluk @ Aug 17 2008, 05:46 PM) *

kemalarca kardeş

azab elbetteki ruha yapılır bedenen bir his ruha tekabul etmeyeceğine göre azab ruha nüfuz edicektir.

ruhun bedenden ayrılması ruha azab edilemeyeceği manasına gelmez ruhuda bedeni de yaratan Allah elbet ikisine de nasıl azab edeceğinibilir.

Allah-u alem



SEVGİLİ KARDEŞİM,

SENİN BU CEVABINDAN HİÇBİR ŞEY ANLAMADIM. SORU ANLAŞILMAMIŞ GİBİ GELDİ.

SORUYU TEKRAR EDELİM:

AZAP RUHA YAPILIYORSA, KABİRDE RUH YOK, GİTMİŞ ,YÜKSELMİŞ....

KABİRDE SADECE CESET VAR.

AZAP KABİRDEKİ RUHSUZ CESEDE YAPILIYORSA, KABİR AZABI VARDIR.

EĞER AZAP CESEDE YAPILMAZ,RUHA YAPILIR DERSEK,DOĞRUSU BUDUR ,BENCE DE
YAPILACAK KABİR AZABINDAN CESETTE BİR ŞEY ANLAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜRSEK:

KABİR AZABI DİYE BİR ŞEY YOTUR,UYDURMADIR.

SELAM

islam ve kulluk
Açıklamamım kafi olduğu kanaatindeyim tekrar okumanızı tavsiye ederim. Siz kabir azabını kabrin içersinde uygulanması ile kalıplandırır ve başka yerde olması dışında bu kabir azabı değildir diyorsunuz sanırım.

Ama bir kimsenin ölümü ile mahşer yerinde toplanacağı zaman dilimi kabirdir ister içinde olsun ister olmasın ...

Allah-u alem
islambuli
Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir. İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir: Dinin nedir?" diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).

Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır. Bir ayet-i kerimede; "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (el-Mümin, 40/46) buyurulur. Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır. Peygamber efendimiz; "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder" (İbrahim, 14/17) ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır (Buhârî, Tefsîr, sure: 14).

Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir.

Bunlardan bir kaçı şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur" (Tirmizî, kıyamet, 26).

Başka bir hadiste de şöyle buyurur: "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Resuludur. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir. Bunun üzerine melekler; Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: " Yat ve uyu " derler. O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et" derler. Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum. Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder" (Tirmizi Cenâiz 70).

Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur: "Allah yolunda öldürenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar" (Âlu İmrân, 3/169), "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilâkis onlar dirildirler. Fakat siz farkında değilsiniz." (el-Bakara, 2/154).

Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi, yahut da her ikisine mi yapılacağı konusu bilginler arasında tartışmalıdır. Bu azabın hem rûha, hem de bedene yapılacağı görüşü tercihe şayandır. ancak azabın niteliği hakkında fazla bilgi yoktur. Rûhun gerçeği üzerinde de görüş ayrılıkları vardır. Bir görüşe göre ruh lâtif (ince, şeffaf, nüfuz kabıliyeti olan) bir cisimdir. Yaş ağaca suyun nüfûzu gibi bedene nüfûz etmiştir. Allah, rûh cesette kaldığı sürece hayatı devam ettirmeyi âdet kılmıştır. Ruh cesetten çıkınca ölüm hayatı ortadan kaldırır. Başka bir görüşe göre de, ruh ceset için güneşin ışıkları gibidir. Mutasavvıflar bu görüşü benimsemişlerdir. Ehl-i Sünnete mensup bir topluluk, gülsuyunun güle sirâyet ettiği gibi, rûhun da bedene sirâyet eden bir cevher olduğunu söylemişlerdir (Aliyyu'l-Kâri, Fıkh-ı Ekber Şerhi, terc. Y. Vehbi Yavuz, İstanbul 1979, s. 259). Ayette şöyle buyurulur: "De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir" (İsrâ, 17/85).

Ebû Hanife'ye göre, peygamberler, çocuklar ve şehitler kabir sorusu ile karşılaşmazlar. Ancak Ebû Hanîfe kâfirlerin çocuklarına kabirde soru sorulması, Cennete girmeleri ve onlarla ilgili benzeri bazı soruları cevapsız bırakmıştır (Alliyü'l-Kâri, a.g.e, s. 252-253).


kemalarca





Soru: Kabir azabını âyet ve hadislerle açıklar mısınız?

Cevap (Meral Günel-İlahiyatcı): Kabir azabı ile ilgili olarak Kur'ân-ı Kerim'de bazı âyetlerin işareti ve çeşitli hadislerin açık beyanları mevcuttur. Ehl-i Sünnet alimlerine göre; El-Mü'min 40/46; Nuh 71/25; El-Câsiye 45/21-22; Et-Tevbe 9/101; Es-Secde 32/21; Et-Tûr 52/47 âyetleri kabir azabına işaret etmektedir. Hz. Peygamber kabirde azap gören bazı kimselerin sesini işitmiş (Müsned, III,103,104; Müslim, Cennet, 67), kabir azabından Allah'a sığınmış ve ashaba da Allah'a sığınmalarını söylemiş (Müsned, III, 296; Müslim Cennet, 67) cenaze namazını kıldırdığı ölüyü kabir azabından koruması için Allah'a dua etmiş (Müslim, Cenaiz, 86), ayrıca azap görenlerin sesini hayvanların işittiğini haber vermiştir (Nesaî, Cenaiz, 115). Gıybet ve koğuculuk yapmak (Müsned, I, 225; Buharî, Cenaiz, 86), ölüye ağıtlar yakarak ağlamak (Buharî, Cenaiz, 33; Müslim, Cenaiz, 16-28), yalan söylemek, zina yapmak, faiz yemek, içki içmek (Buharî, Cenaiz, 92) gibi fiillerin kabir azabına sebep teşkil ettiği yine hadislerde bildirilmektedir.

Bu noktada bilinmesi gereken önemli bir husus ise şudur: İtikadî -inançla ilgili- konularda bir nassın delil olabilmesi için subut ve delalet yönünden kesinlik taşıması gerektiğidir. Başta da zikredildiği üzere konu ile ilişkilendirilen âyetlerde kabir azabına "işaret" edilmektedir. Kabir azabı, âyetlerde "çok açık ve kesin" ifadelendirilmediği için (manaya delaleti kat'î olmadığı için), ayrıca konuyla ilgili hadisler de her ne kadar sahih rivayetleri içeren kitaplarda yer alsalar da mütevatir derecesine ulaşmadıkları için bu konu iman esasları arasında yer almaz
islam ve kulluk
imam esasları arasında yer almaz diyor iman edilmez demiyor smile.gif

nedir imanımızın esasları ? meleklere - kitaplara diye başlayan listedir...

ki bunlar Kur'an-ı kerimde defalarca zikredilmiş varlıklardır.

İman esasları müslümanlığa adım atıldığında hiç bir şek ve şüphe olmadan kabul edilmesi gerekenlerdir bunlardan bir tanesi kabul etmediğinizde iman etmiş olmazsınız.

Allah-u alem
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.