2 / BAKARA - 165 Ve insanlardan bir kısmı, Allah'tan başka “eş ve ortak (putlar)” edinenler, onları (eş ve ortak edindikleri şeyleri), Allah'ı sever gibi severler. (Oysa) âmenû olanların Allah'a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir. Ve zulmedenler, azap görecekleri (azaba uğrayacakları) zaman, bütün kuvvetin tamamen Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın şiddetli azabı olduğunu keşke görselerdi (bilselerdi).
(Mallarınızı) Allah yolunda infâk edin (başkalarına verin), Ve kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın. Ahsen olun! Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.
3 / AL-İ İMRAN - 76 Hayır, (öyle değil)! Kim (Allah ile olan) AHDini yerine getirir de takva'ya ulaşırsa (takva sahibi olursa), muhakkak ki; Allah, takva sahiplerini sever.
3 / AL-İ İMRAN - 134 O (takva sahipleri) ki; bollukta da, darlıkta da (Allah için) infâk ederler (ihtiyaç sahiplerine verirler). Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah, muhsinleri sever.
3 / AL-İ İMRAN - 146 Ve peygamberlerden niceleri var ki; onlarla birlikte birçok rıbbıyyun (ilim, irfan sahibi mürşid) de savaştı. Allah yolunda, kendilerine isabet eden şeyler (elem ve sıkıntılar) sebebiyle gevşemediler, zayıflık göstermediler ve boyun da eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
3 / AL-İ İMRAN - 148 Allah, onlara hem dünya sevabını, hem de en güzel olan ahiret sevabını verdi. Allah, MUHSİN'leri sever.
3 / AL-İ İMRAN - 159 Allah'ın rahmeti iledir ki; sen, onlara yumuşak (ve hoşgörülü) davrandın. Şâyet kaba ve katı yürekli olsaydın, herhalde senin çevrenden dağılıp giderlerdi. O halde onları, affet ve onlar için mağfiret dile. İşler hakkında onlara danış. Azmettiğin zaman ise artık Allah'a (güven) tevekkül et. Hiç şüphesiz; Allah, mütevekkil olanları (Allah'a güvenenleri) sever.
4 / NİSA - 73 Ve eğer Allah'tan size bir fazl (zafer) isabet ederse, sanki sizin ve onun arasında bir sevgi, tanışıklık yokmuş gibi:”Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir kurtuluş ve ganimet kazansaydım.” derler.
5 / MAİDE - 13 Misakleri bozmaları sebebiyle Biz onları lânetledik, kalplerini de kaskatı yaptık. Onlar, kelimeleri yerlerinden tahrif ederler (değiştirirler). Nasihat olundukları şeylerden nasiplerini almayı unuttular. Onlardan pek azı hariç, devamlı hainliklerinden haberdar olursun. Yine de onları affet ve hoşgör. Muhakkak ki; Allah muhsinleri sever.
5 / MAİDE - 42 Yalanı çok dinlerler, haramı çok yerler. Eğer sana gelirlerse, istersen onların aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana bir zarar veremezler. Şâyet aralarında hükmedecek olursan, adalet ile hükmet. Çünkü Allah, adil (muksıtîn) olanları sever.
5 / MAİDE - 54 Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dîninden dönerse, Allah onun yerine (ileride öyle) bir kavim getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Mü'minlere karşı daha alçak gönüllü, kâfirlere karşı daha (başları dik, vakarlı ve) güçlüdürler. Allah yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayanın, kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu, dilediğine (lütfeder), verir. Allah'(ın, fazlı ve lütfu gayet geniş), Vâsi'dir (herşeyi bilen), Alîm'dir.
5 / MAİDE - 93 Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar (ıslâh edici amel, nefs tezkiyesi yapanlar) üzerine, takva (2. takva) sahibi olmadıkları zaman yediklerinden dolayı bir günah yoktur. Âmenû olun ve amilüssalihat yapın. Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulaşın). Âmenû olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun. Allah, muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.
9 / TEVBE - 4Müşriklerden ahd aldığınız kimselerden, sonradan sizden bir şey eksiltmeyenler ve size karşı birisiyle (hiç kimseyle) yardımlaşmayanlar müstesna. O taktirde onlara, onların müddetine kadar ahdlerini tamamlayın. Muhakkak ki; Allah, takva sahiplerini sever.
9 / TEVBE - 7 Allah'ın ve O'nun resûlünün yanında müşriklerin nasıl bir ahdi olur? Mescid-i Haram yanında ahd aldığınız kimseler müstesna. Artık sizin için ikâme ettikleri şeyde (ahdlerini tutarlarsa) siz de onlar için ikâme edin (ahdinizi yerine getirin). Muhakkak ki; Allah, takva sahiplerini sever.
9 / TEVBE - 24 De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah'tan ve O'nun resûlünden ve O'nun (Allah'ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.
9 / TEVBE - 108 Ebediyyen orada namaz kılma (ikâme etme). İlk günden takva üzerine tesis edilen (kurulan) mescid, orada namaz kılmak için elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi (kalbini temizlemeyi, arınmayı) seven adamlar vardır. Ve Allah, temizlenmiş (arınmış) olanları sever.
49 / HUCURAT - 9 Ve eğer mü'minlerden iki grup savaşırlarsa, o zaman ikisinin arasını düzeltin. Fakat, eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, o taktirde saldıran grupla Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Bundan sonra eğer dönerse, böylece ikisinin arasını adaletle düzeltin, (onlara) adil davranın (diğerine zulmetmeyin). Muhakkak ki Allah, adaletle davrananları sever.
59 / HAŞR - 9 Ve onlardan önce (Medine'yi) yurt edinmiş olup kalplerinde îmân yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret eden kimseleri severler. Ve onlara verilenlerden (dağıtılan ganimetlerden) dolayı, kendileri onlara muhtaç olsa bile, gönüllerinde bir hacet (kaygı, haset) bulunmaz. Ve onları kendi nefslerine tercih ederler (üstün tutarlar). Ve kim nefsini cimrilikten korursa, o taktirde işte onlar, onlar felâha (kurtuluşa) erenlerdir.
19 / MERYEM - 13 Ve katımızdan ona, sevgi ve zekât (nefs tezkiyesi) (verdik). Ve o, takva sahibi oldu.
19 / MERYEM - 96 Muhakkak ki âmenû olanları ve amilüssalihat (nefs tezkiyesi) yapanları, Rahmân, muhabbet duyulanlar (sevilenler) kılacak.
38 / SAD - 32Bunun üzerine dedi ki: "Muhakkak ki ben, (onları) Rabbimi zikrettiğim için hayır (hayra, daimî zikre ulaşanların) sevgisi ile seviyorum." (Atlar tozu dumana katıp koşarak toz) perdesinin arkasında kaybolunca.
42 / ŞURA - 23 İşte Allah'ın, âmenû olan (Allah'a ulaşmayı dileyen) ve salih amel (nefs tezkiyesi) işleyen kullarını müjdelediği budur. De ki: “Ben, ona (tebliğe) karşı bir ücret istemiyorum, yakınlıkta sevgiden başka. Ve kim hasene işlerse onun için güzellikleri artırırız. Muhakkak ki Allah, Gafûr'dur (mağfiret eden), Şükredilen'dir.
60 / MUMTEHİNE - 7 Allah'ın sizinle ve onlardan düşman olduğunuz kimseler arasında dostluk yaratması umulur. Ve Allah; Kaadir'dir (herşeye gücü yetendir). Ve Allah; Gafûr'dur (mağfiret edendir), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).
60 / MUMTEHİNE - 8 Allah, dîn konusunda sizinle savaşmamış ve sizi yurdunuzdan çıkarmamış olan kimselere iyilik etmenizden ve onlara adaletle davranmanızdan sizi nehyetmez (yasaklamaz). Muhakkak ki Allah, adaletli olanları (adaletle davrananları) sever.
61 / SAF - 4 Muhakkak ki Allah, kendi yolunda saf bağlayarak savaşanları sever. Onlar sanki birbirine birleştirilerek kuvvetlendirilmiş binalar gibidir.