Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Felsefe Gerçekten Nedir?
Islami Forum - Popüler Forum > EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE > .·[ FELSEFE ]·.
uveyskan
Bi liman düşünün fırtınanın etkisiyle coşmuş.Ve o limana ağırdan yaklaşan bi sandal.İşte islamiyet sandal.coşmuş liman ise insanlardır...Her ne kadar liman sandalı korkutur gözüksede limanın sandallar ve gemiler için yaratıldığını bilmeliyiz.İşte bu yüzden bir amaç için Allah tarafından yaratılan liman gercekte sandaldan küçüktür.Ve işte bunu görebilmek FELSEFEDİR.
yusufum
QUOTE(uveyskan @ Oct 18 2005, 08:22 PM)
Bi liman düşünün fırtınanın etkisiyle coşmuş.Ve o limana ağırdan yaklaşan bi sandal.İşte islamiyet sandal.coşmuş liman ise insanlardır...Her ne kadar liman sandalı korkutur gözüksede limanın sandallar ve gemiler için yaratıldığını bilmeliyiz.İşte bu yüzden bir amaç için Allah tarafından yaratılan liman gercekte sandaldan küçüktür.Ve işte bunu görebilmek FELSEFEDİR.
*



Bu tabir bence yeterli bir tabir değil.Felsefeyi anlatmaz
sufffe
Anlattığın şeyle felsefiyi nasıl bağdaştırdığınızı anlayamadım.Bu anlattığın felsefenin tanımı olamaz.Belki felsefi bir bakış açısı olabilir.
Felsefe varoluşun ve gerçeğin ne olduğu ve keyfiyeti üzerine yapılan sorgulamalar bütünüdür.
Ayrıca sistemli bir dinin (islamın) felsefide olamaz.Çünkü dinin felsefe yapılacak bir boşluğu yoktur.Felsefe daha çok sorgulamaya açık belli belirsiz konularda ne ,neden nasıl gibi soruları sorabileceği alanlar arar.
yusufum
QUOTE(ahmed_sufi @ Oct 24 2005, 10:24 PM)
Anlattığın şeyle felsefiyi nasıl bağdaştırdığınızı anlayamadım.Bu anlattığın felsefenin tanımı olamaz.Belki felsefi bir bakış açısı olabilir.
Felsefe varoluşun ve gerçeğin ne olduğu ve keyfiyeti üzerine yapılan sorgulamalar bütünüdür.
Ayrıca sistemli bir dinin (islamın) felsefide olamaz.Çünkü dinin felsefe yapılacak bir boşluğu yoktur.Felsefe daha çok sorgulamaya açık belli belirsiz konularda ne ,neden nasıl gibi soruları sorabileceği alanlar arar.
*



ahmed_sufi kardeşime katılıyorum.

felsefenin aradığı ,boş zannedilen alanlarıda kelemcılarımız ,özellikle İmamı gazali hazretleri verdiği cevaplarla kapamıştır.
Haktan
FELSEFE DÜŞÜNMEK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK SANATIDIR...
KURMAY
Ehli sünnet e göre Felesefe HARAM dır
serdilberfin
felsefe bilme ;bildiğini bilmek,bilmediğini bilmek ve bunun için sorgulamak
subjektiftir tabiiki.
....

islam dininde felsefeye yer yokdur zaten dinimiz bu felsefe sorularına yanıt vermişdir
genelde dini kabul etmeyenler yani allahın varlıgını haşa ve kella ahireti kabul etmeyenler cok felsefe yapanlarmış
hatta rivayete göre ebu cehil şimdiki felsefecileri cebınden cıkarırmış

bence felsefe sacmalkdan bir şey degil sadece bir ecnebi kandırmacası bence ama
FeRMaN_
bence felsefe sorudur. ve sorularında sonu yoktur. herzaman için soru soruyu üretmektedir. en iyisi sınırları zorlamamak confused1.gif thinking.gif
yusufum
Felsefe aklın izah edemediği meseleleri,akılla izah etmektir.
urban
felsefe düşünmek bunun sonunda üretmek değilmi?islam dininin kesin kuralları peygamber(s.a.v)sünneti dışına çıkmadan fikir ,soru,bilgi üretmenin yanlış olcağını düşünmüyorum.felsefe günlük hayatımıza insan hareketlerine kadar her konuyla ilgileniyor bunu müslümanların yararına kullanmakta bir sakınca görmüyorum.Ve felsefe bilimlerin babası bilmek ve öğrenmekte müslümanın işi!!!!
selametle
avicenna_000
günümüz insanlarının yarattığı felsefe modeli tanımdan çok daha özelleştirilmiş vaziyette bulunuyor.allahın cevabıbı verdiği ve tartışmayı yasakladığı birçok konu birçok felsafi akımın çıkış noktasını oluşturuyor..genel tanımından yola çıkılarak felsefenin kritiğini yapmak imkansız. çünkü tanım birçok izafi kavram içeriyor.felsefe için 'bilgiye giden yol, iyi-güzel düşünce' deniliyor; peki ama iyi ne demek?? herkesin iyi ve iyilik anlayışını farklı olması bu kadar muhtemelken..ancak evrensel (bilim) veya kitlesel (din) doğruları referans alırsak felsefenin kritiğini yapmak mümkün olur.. izafi kavramlar bizi bir sonuca götüremez...düşünce jimnastiği yapılmak isteniyorsa bilim veya bulmaca çok daha makul bir yol bence.(hiç olmazsa su götürmez derecede doğrular)
mavi_karanlık
Neden gurursuz yaşadığınızı, ateşsiz sevdiğinizi, direnmeden öldüğünüzü merak mı ediyorsunuz? Neden her baktığınız yerde cevapsız kalmaya mahkum sorularla karşılaştığınızı, hayatınızın neden imkansız çelişkilerle dolduğunu, neden "ya beden ya ruh" gibi, " ya akıl ya kalp" gibi, "ya güven ya özgürlük" gibi yapay seçimlerden kaçınmak için tüm ömrünüzü mantıksız kararsızlıklarla geçirdiğinizi bilmek mi istiyorsunuz?
Cevap yok diye çığlıklar mı atıyorsunuz? Algılama aletinizi, aklınızı reddetmişsiniz, ondan sonra da evrenin bir esrarengizlik yumağı olduğundan yakınıyorsunuz. Elinizdeki anahtarı fırlatıp atıyor, sonra tüm kapılar yüzüme kilitlendi diye ağlıyorsunuz. Mantıksızı izleyerek yola koyuluyor, sonra varoluş anlamlı değil diyorsunuz.
Aklınızı takip etmedikçe hayatınızı bu sorulardan kaçarak geçirmeye mahkumsunuz. Tercih yapmaktan kaçındıkça başkalarının tercih ettiği bir hayata mahkum olacaksınız. Bu yüzden felsefe bir ihtiyaçtır. Felsefe; hayatı analiz etme, aklı ve mantığı kendi mutluluğunuz için kullanma aracıdır. Entellerin kafanızı karıştırmak için bir araya geldiklerinde yaptığı laf kalabalığı değildir.

Her insanın bir hayat görüşü, doğru-yanlış bir felsefesi vardır. Farkında olmasa da felsefesiz insan olmaz. Herkes, yaşam tecrübelerinden, gördüğü, duyduğu, okuduğu şeylerden, iyi-kötü sonuçlar çıkararak, bir felsefe sahibi olur.
Felsefe: evrenin, insanın ve insanın evrenle ilişkisinin asli tabiatını araştıran düşünce sistemidir.

Felsefeye, genellikle altrüizmin (birey düşmanlığının) egemen olması, altrüizmin en acı abidelerinden biriyle: insanların kendi içlerinde kültürel olarak yarattıkları benliksizlikle sonuçlanmıştır: kendisini, bir bilinmeyen olarak görmekteki istekliliği; kendisiyle, bir yabancıyla birlikte yaşıyor gibi yaşaması ve bundan rahatsızlık duymaması; ruhunun(bilincinin), kişisel (gayri-sosyal) ihtiyaçlarını bilmezden gelmesi, göz ardı etmesi, bastırması; kendisine en gerekli olan şeyleri en az bilmesi; en derin değerlerini, sübjektifliğin iktidarsızlığına teslim ederek, hayatını kronik bir suçluluk duygusunun kasvetli zindanına çevirmesidir

Mistik kahinin mesleğinin püf noktası, anlaşılmazlıktı; bugünün estetiğinde de: anlaşılmazlık, bir değer zannedilmektedir. Nasıl ki, ilkel vahşiler, tabiat fenomenlerini olduğu gibi kabul etmiş; bu fenomenleri, soruşturulmaz, analiz edilmez ve indirgenmez bir birincil zannetmiş; ve, bu fenomenlerin kaynağını: bilinmez cinlere atfetmişdilerse; benzer şekilde, bugünün epistemolojik vahşileri de, sanatı olduğu gibi kabul etmiş; onu, soruşturulmaz, analiz edilmez ve indirgenmez bir birincil zannetmiş; ve, sanatın kaynağını özel bir tür bilinmez cinlere atfetmişlerdir: hissettikleri duygular. Aralarındaki tek fark, tarih-öncesi vahşilerin hatasının masumca yapılmış olmasıydı.
İnsan karakteri -sayısız potansiyelleriyle, erdemleriyle, kötülükleriyle, tutarsızlıklarıyla, çelişkileriyle- o kadar karmaşıktır ki; insan, kendi kendisinin en çetin bilmecesidir. işte felsefe budur...
che-guevara
QUOTE(mavi_karanlık @ Dec 25 2005, 06:27 PM)
Neden gurursuz yaşadığınızı, ateşsiz sevdiğinizi, direnmeden öldüğünüzü merak mı ediyorsunuz? Neden her baktığınız yerde cevapsız kalmaya mahkum sorularla karşılaştığınızı, hayatınızın neden imkansız çelişkilerle dolduğunu, neden "ya beden ya ruh" gibi, " ya akıl ya kalp" gibi, "ya güven ya özgürlük" gibi yapay seçimlerden kaçınmak için tüm ömrünüzü mantıksız kararsızlıklarla geçirdiğinizi bilmek mi istiyorsunuz?
Cevap yok diye çığlıklar mı atıyorsunuz? Algılama aletinizi, aklınızı reddetmişsiniz, ondan sonra da evrenin bir esrarengizlik yumağı olduğundan yakınıyorsunuz. Elinizdeki anahtarı fırlatıp atıyor, sonra tüm kapılar yüzüme kilitlendi diye ağlıyorsunuz. Mantıksızı izleyerek yola koyuluyor, sonra varoluş anlamlı değil diyorsunuz.
Aklınızı takip etmedikçe hayatınızı bu sorulardan kaçarak geçirmeye mahkumsunuz. Tercih yapmaktan kaçındıkça başkalarının tercih ettiği bir hayata mahkum olacaksınız. Bu yüzden felsefe bir ihtiyaçtır. Felsefe; hayatı analiz etme, aklı ve mantığı kendi mutluluğunuz için kullanma aracıdır. Entellerin kafanızı karıştırmak için bir araya geldiklerinde yaptığı laf kalabalığı değildir.

Her insanın bir hayat görüşü, doğru-yanlış bir felsefesi vardır. Farkında olmasa da felsefesiz insan olmaz. Herkes, yaşam tecrübelerinden, gördüğü, duyduğu, okuduğu şeylerden, iyi-kötü sonuçlar çıkararak, bir felsefe sahibi olur.
Felsefe: evrenin, insanın ve insanın evrenle ilişkisinin asli tabiatını araştıran düşünce sistemidir.

Felsefeye, genellikle altrüizmin (birey düşmanlığının) egemen olması, altrüizmin en acı abidelerinden biriyle: insanların kendi içlerinde kültürel olarak yarattıkları benliksizlikle sonuçlanmıştır: kendisini, bir bilinmeyen olarak görmekteki istekliliği; kendisiyle, bir yabancıyla birlikte yaşıyor gibi yaşaması ve bundan rahatsızlık duymaması; ruhunun(bilincinin), kişisel (gayri-sosyal) ihtiyaçlarını bilmezden gelmesi, göz ardı etmesi, bastırması; kendisine en gerekli olan şeyleri en az bilmesi; en derin değerlerini, sübjektifliğin iktidarsızlığına teslim ederek, hayatını kronik bir suçluluk duygusunun kasvetli zindanına çevirmesidir

Mistik kahinin mesleğinin püf noktası, anlaşılmazlıktı; bugünün estetiğinde de: anlaşılmazlık, bir değer zannedilmektedir. Nasıl ki, ilkel vahşiler, tabiat fenomenlerini olduğu gibi kabul etmiş; bu fenomenleri, soruşturulmaz, analiz edilmez ve indirgenmez bir birincil zannetmiş; ve, bu fenomenlerin kaynağını: bilinmez cinlere atfetmişdilerse; benzer şekilde, bugünün epistemolojik vahşileri de, sanatı olduğu gibi kabul etmiş; onu, soruşturulmaz, analiz edilmez ve indirgenmez bir birincil zannetmiş; ve, sanatın kaynağını özel bir tür bilinmez cinlere atfetmişlerdir: hissettikleri duygular. Aralarındaki tek fark, tarih-öncesi vahşilerin hatasının masumca yapılmış olmasıydı.
İnsan karakteri -sayısız potansiyelleriyle, erdemleriyle, kötülükleriyle, tutarsızlıklarıyla, çelişkileriyle- o kadar karmaşıktır ki; insan, kendi kendisinin en çetin bilmecesidir. işte felsefe budur...
*



mavi karanlık Allah senden razı olsun... good.gif
Müslümanlar felsefeyi anlamıyor. Günah sayıyor.

Kur'an, sadece imanın dışardan empoze edilemeyeceğini ilan etmekle kalmamış, üstelik, akla dayanmayan bir otoritenin olası tehlikelerini hesaba katarak, gözü kapalı bir muhafazakarlığı şiddetle suçlamış ve insanları ucuz edinilmiş fikirlerden, peşin hükümlerden, muhitlerinin tesirlerinden azade bir tefekküre davet etmiştir. ( bu bir alıntıdır. ne yazık ki kaynak belirtemiyorum.)
sevgend
s.a.

Başlık açılalı epey olmuş ama ben yeni farkediyorum.Yorumları okudum,son dönem aldığımız felsefe dersine isnaden, kendimi bu konuda yetkin görmesem de, acizane bişeyler söylemem gerektiğini düşündüm..

Öncelikle din, İslam, felsefe gibi kavramların tanımını verelim.

din:Aşkın Varlıktan(Allah) kaynaklanan değerler sistemidir.Bu değişmeyen değerlr değişmemesi sayesinde insanlrın kurtuluş sebebidir, çünkü;nasıl ki fizik aleminde Allah'ın koyduğu yasalar olmaksızın, bunlar bilinmeksizin günümüz tekniği/teknolojisi gelişmezse gene Allah'ın koyduğu bu sosyal ilkelere uyulmadıkça insanlık huzur refah ve mutluluğa eremez.

İslam dininin tanımı da Kuran da "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim,üzerinize olan nimetimi tamamladım.Ve sizin için din olarak İslama razı oldum" ayetiyle belirtilmiştir.Burdan harektle din (İslam) Kuran'ın muhtevi olduğu esaslardr diyebiliriz.

Felsefe ise:kelime itibariyle "hikmet sevgisi"anlamındadır.Hocamız Murtaza Korlaelçi felsefeye:"Varlık, bilgi ve değer alanlarında rasyonel,objektif, şümullü ve tutarlı bir şekilde düşünmektir" der.(a.ü. felsefe profösörü,Allah razı olsun bilgilerinde çok istifade ettik hocamzn)

Görüldüğü gibi fels. ve dinin aynı şeyler olduğunu söyleyemeyeceğimiz gibi mahiyetçe benzerlikten de söz edemeyiz.çünkü felsefe insan aklının ürünüyken,din(gerçek din) tamamen İlahi kaynaklıdır.

Böyle olmakla beraber felsefenin haram olduğunu söylemek de ifrat olur.Bu konuda büyük alimlerimizin görüşlerine bakıcak olursak:

Taşköprülüzade: felsefi ilimler ile şer'i ilimler arasında ihtilaf yoktur.Şer'i ilimlere tam vakıf olan birine felsefe ile iştigal etmek helaldir demiştir.

Katip Çelebi:Türk kültüründe felsefenin yeri üzerinde durmuş, osm. da Fatih'in vasiyeti üzerine tedrisata koyulan felsefenin bazı müftülerce kaldırılmasnn ardında ilimlerin rüzgarının durduğunu belirtmiştir.

Gazali aklın işlevi olan felsefeden men etmemiş,aklın yetersiz kaldığı yerden itibaren kişiyi nübüvvete teslim etmesi gerktiğini vurgulamıştır.

İbn Rüşd,belki de biraz ifrat derecesinde, bu konuda yetkin olan kişilerin felsefeyle uğraşmasının bizzat Kuran ayetleriyle vacip kılındığını söylemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır da felsefi içtihadın dini içtihad ile mutlak tesanüdünün umumi hayatın nizam ve ahengini temin ettiğini söylemiştir.

Büyük İslam alimi B. Said Nursi de: Her ne vakit o iki silsile imtizâc ve ittihad etmiş ise, yani silsile-i felsefe silsile-i diyânete dehâlet edip itaat ederek hizmet etmişse, âlem-i insaniyet parlak bir sûrette, bir saadet, bir hayat-ı içtimâiye geçirmiştir.(sözler sf.497)diyerek din hizmetindeki felsefenin değerini vurgulamıştır.


"İslam düşüncesinde felsefe desteğini dinde bulduğu için kısa zamanda gelşmştir"(m.k.)

Ayrıca felsefeyle iştigal; kaynağı antik çağ olan ve islam düşüncesinde de yerini bulan skolastik fikirlerin islam düşüncesinden temizlenebilmesi için de gereklidir.

"Sonuç olarak din le mahiyet itibariyle hiçbir benzerliğe sahip olmayan felsefenin dinden uzaklaştırılması değil onun gerçek vahyin eline verilmesi gerekir"(m.k.)


vesselam...
ummah

QUOTE(sevgend @ Jan 22 2006, 11:28 AM)
s.a.

Başlık açılalı epey olmuş ama ben yeni farkediyorum.Yorumları okudum,son dönem aldığımız felsefe dersine isnaden, kendimi bu konuda yetkin görmesem de, acizane bişeyler söylemem gerektiğini düşündüm..

Öncelikle din, İslam, felsefe gibi kavramların tanımını verelim.

din:Aşkın Varlıktan(Allah) kaynaklanan değerler sistemidir.Bu değişmeyen değerlr değişmemesi sayesinde insanlrın kurtuluş sebebidir, çünkü;nasıl ki fizik aleminde Allah'ın koyduğu yasalar olmaksızın, bunlar bilinmeksizin günümüz tekniği/teknolojisi gelişmezse gene Allah'ın koyduğu bu sosyal ilkelere uyulmadıkça insanlık huzur refah ve mutluluğa eremez.

İslam dininin tanımı da Kuran da "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim,üzerinize olan nimetimi tamamladım.Ve sizin için din olarak İslama razı oldum" ayetiyle belirtilmiştir.Burdan harektle din (İslam) Kuran'ın muhtevi olduğu esaslardr diyebiliriz.

Felsefe ise:kelime itibariyle "hikmet sevgisi"anlamındadır.Hocamız Murtaza Korlaelçi felsefeye:"Varlık, bilgi ve değer alanlarında rasyonel,objektif, şümullü ve tutarlı bir şekilde düşünmektir" der.(a.ü. felsefe profösörü,Allah razı olsun bilgilerinde çok istifade ettik hocamzn)

Görüldüğü gibi fels. ve dinin aynı şeyler olduğunu söyleyemeyeceğimiz gibi mahiyetçe benzerlikten de söz edemeyiz.çünkü felsefe insan aklının ürünüyken,din(gerçek din) tamamen İlahi kaynaklıdır.

Böyle olmakla beraber felsefenin haram olduğunu söylemek de ifrat olur.Bu konuda büyük alimlerimizin görüşlerine bakıcak olursak:

Taşköprülüzade: felsefi ilimler ile şer'i ilimler arasında ihtilaf yoktur.Şer'i ilimlere tam vakıf olan birine felsefe ile iştigal etmek helaldir demiştir.

Katip Çelebi:Türk kültüründe felsefenin yeri üzerinde durmuş, osm. da Fatih'in vasiyeti üzerine tedrisata koyulan felsefenin bazı müftülerce kaldırılmasnn ardında ilimlerin rüzgarının durduğunu belirtmiştir.

Gazali aklın işlevi olan felsefeden men etmemiş,aklın yetersiz kaldığı yerden itibaren kişiyi nübüvvete teslim etmesi gerktiğini vurgulamıştır.

İbn Rüşd,belki de biraz ifrat derecesinde, bu konuda yetkin olan kişilerin felsefeyle uğraşmasının bizzat Kuran ayetleriyle vacip kılındığını söylemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır da felsefi içtihadın dini içtihad ile mutlak tesanüdünün umumi hayatın nizam ve ahengini temin ettiğini söylemiştir.

Büyük İslam alimi B. Said Nursi de: Her ne vakit o iki silsile imtizâc ve ittihad etmiş ise, yani silsile-i felsefe silsile-i diyânete dehâlet edip itaat ederek hizmet etmişse, âlem-i insaniyet parlak bir sûrette, bir saadet, bir hayat-ı içtimâiye geçirmiştir.(sözler sf.497)diyerek din hizmetindeki felsefenin değerini vurgulamıştır.
"İslam düşüncesinde felsefe desteğini dinde bulduğu için kısa zamanda gelşmştir"(m.k.)

Ayrıca felsefeyle iştigal; kaynağı antik çağ olan ve islam düşüncesinde de yerini bulan skolastik fikirlerin islam düşüncesinden temizlenebilmesi için de gereklidir.

"Sonuç olarak din le mahiyet itibariyle hiçbir benzerliğe sahip olmayan felsefenin dinden uzaklaştırılması değil onun gerçek vahyin eline verilmesi gerekir"(m.k.)
vesselam...
*





Adeta nakış gibi notlar biggrin.gif Paylaşımınız için teşekkür ederiz.
Gerçekten aydınlatıcı.. good.gif
alaimi_sema
İlkçağ'da insanlar, öküzün boynuzları üzerindeki bir dünyayı hayal ediyorlardı. Oratçağ'da bilimin sınırları, Aristo'nun söyledikleri ile eşdeğerdi. Aydınlanma çağı ile başlayan mantıksal devrim bilimi de etkiledi. 'Salt akıl' yöntemi terkedilip, 'kontrollü deney ve gözlem' oturdu tahta. Felsefe bu zaman zarfında hep kan kaybetti. Çünkü felsefe soru işaretlerine bulunan geçici çözümlerdir. İnsanın doğasında tek bir kural geçerlidir; tatmin. Felsefe'de bu mantıksal tatmini bir ölçüde sağlamak için vardır, ta ki bilim elip gerçeği söyleyene kadar. Son yüzyılın ünlü filizoflarından L. WITTGENSTEIN; ''Artık felsefenin tek bir görevi kalmıştır; dili çözümlemek'' diyor. Birkaç yüzyıl önce felsefenin konusu olan birçok şey artık bilimsel olarak açıklanmış durumda. Gelecekte de bu böyle olacak, taki felsefe diye birşey kalmayana kadar.
Felsefe insanlık tarihinin en büyük yalanıdır.
Zemahşeri
ALINTI(alaimi_sema @ Mar 5 2006, 07:28 PM) *

İlkçağ'da insanlar, öküzün boynuzları üzerindeki bir dünyayı hayal ediyorlardı.


Buna gerçekten inanıyor musun?
:: LâL ::

Aklın eşya üzerine yaptığı yorumuna felsefe denir. Aklın erişemediği yerde devreye külli irade girer buna da" Din" denir.

Dekart, “Felsefe ağaç gibidir. Kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları bütün ilimlerdir.” Böylece felsefenin bünyesine metafizik unsur katmak zorunda kalan Dekart, aynı zamanda aklın mutlak hâkimiyetini de reddeder.


Selam ve dua ile ..
suleyhin
Selamün aleyküm.Bu konuda sözler adlı eserinde Üstad Bediüzzaman şöyle der:
Felsefenin toplumsal hayattaki dayanak noktasını "kuvvet" kabul eder. Hedefi, "menfaat" bilir. Hayattaki esası "mücadeleyi" tanır. Toplumsal mutabakatı, "ırkçılığı" tutar. Semeresi ise, "nefsi tatmin ve beşerin ihtiycını artırmak"dir.
Felsefenin ışığı kabrin kapısına kadardır.
Ehl-i felsefe, kalem-i kader ve kudretin yazdığı ince hattı okuyamadıkları için tabiat bataklığına düşmüşler.
Felsefe , bütün hârikulâde olan mu'cizat-ı kudreti, âdet perdesi içinde saklayıp, cahilane ve lâkaydane üstünde geçer.
Ma’rifetullah ta felsefe iflas eder.

Felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri; Kur'anın parlak, ruhlu hakikatleriyle kıyaslanamaz ,yarışamaz edemez.
Bu anlamda Kur'an’ın hak hikmetine , muhalif felsefeyi beş paraya saymam.

Not :Lal kardeşimizin Descarte'ten yaptığı aktarında "böylece metafiziği felsefenin bünyesine katmakla" ifedeisne katılmıyorum.Bence doğru ifade şöyle olmalı "aklın hikmetini vahyin hikmetine bağlamakla "ibaresi daha doğru olur.Vesselam.
suleyhin
Selamün aleyküm.

FELSEFE :

Yunanca (Philosophos)dan Arapçalaşmış. Feylesofların mesleği. * İlm-i hikmet. * Maddeyi, hayatı ve bunların çeşitli tezâhürlerini, sebeblerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim. * Herkesin hususi fikri. Mantık. * Bir ilmin prensipleri. * Marifet ve hikmet sevgisi. * Meşhur bir feylesofa göre olan hususi prensipler, nazariyeler. * Tabiat, huy ve mizaç sakinliği; rahatlık. (Bak: Hikmet, Nokta-i nazar)(Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur'aniyenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye verdiği terbiyeler: Amma hikmet-i felsefe ise hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı, "kuvvet" kabul eder. Hedefi, "menfaat" bilir. Düstur-u hayatı, cidal tanır. Cemaatlerin râbıtasını "Unsuriyet, menfi milliyeti" tutar, Semerâtı ise, "Hevesât-ı nefsaniyeyi tatmin ve hâcât-ı beşeriyeyi tezyid"dir. Halbuki: Kuvvetin şe'ni, "Tecavüz" dür. Menfaatın şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden üstünde "Boğuşmaktır." Düstur-u cidâlin şe'ni, "Çarpışmaktır." Unsuriyetin şe'ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan; "Tecavüz"dür. İşte bu hikmettendir ki; beşerin saadeti selb olmuştur.Amma hikmet-i Kur'aniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel "hakk"ı kabul eder. Gayede menfaate bedel, "fazilet ve rızâ-yı İlâhî"yi kabul eder. Hayatta düstur-u cidal yerine, "düstur-u teavün" ü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarında: unsuriyet, milliyet yerine "râbıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder. Gayâtı, hevesât-ı nefsaniyenin tecavüzâtına sed çekip, ruhu maaliyâta teşvik ve hissiyât-ı ulviyesini tatmin eder ve insanı kemâlât-ı insaniyeye sevkedip insan eder... Hakkın şe'ni, "ittifak"tır. Faziletin şe'ni, "tesanüt"tür. Düstur-u teavünün şe'ni, "birbirinin imdadına yetişmek"tir. Dinin şe'ni, "uhuvvet" tir, "incizab" dır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, "saadet-i dâreyn" dir... S.)(Dinsiz felsefe, hakikatsız bir safsatadır ve kâinata bir tahkirdir. S.)
Selam ve dua ile...
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.