Bismillahirrahmanirrahim.
Asrımızın yesağının mahiyetini öğrendikten sonra şimdi bu fitneden kurtulmak nasıl olacaktır?
Nasıl başlarız?
Hangi yolu takip etmeliyiz?
Çözüm nedir? diye sorabilirsiniz.
Şöyle de diyebilirsiniz:
"Karanlık çöktü... Asrımızın yesağını tatbik eden hükümetlerin güçlü(!) orduları, askerleri, istihbarat örgütleri, emniyet teşkilatları var. İnsanların çoğu veya hepsi bu hükümetlere boyun eğmiş, onların arkasına düşmüş, onlara tabi olmuş ve onların yolunda koşmaktadır. Durum böyle çıkmazda iken ben tek başıma bu din için ne yapabilirim?
Her şeyi ve her yönü bir ahtapot gibi kuşatmış olan bu kocaman canavar karşısında acaba ben ne yapabilirim?"
Ey Ademoğlu!
İşte sana çözüm yolunu gösteriyor ve takip edeceğin yolun işaretlerini avucunun içine koyuyorum.
İşte çözüm yolu!
Bu yol, nebilerin yoludur. Zaferin ve kurtuluşun yolu...
Sıratı mustakimin yolu...
Dikkat et!
Bunları apaçık bir şekilde, hiçbir şey gizlemeden sana sunuyorum...
Hatipler gibi heyecan verici bir hutbe şeklinde sana bunu anlatarak seni heyecanlandıracak değilim. Veya bu kafirlere ve onların kanunlarına karşı senin duygularını kabartıp sonra da seni bir kenarda soğumaya veya hasret çekerek ölmeye de terkedecek değilim.
İşte sana gerçek çözümü sunuyor, gerçek kurtuluş yolunu gösteriyorum!
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Zira, Allah'ın rahmetinden, kafir olanlardan başkası ümid kesmez." (Yusuf: 87)
Önce umutsuzluğu bırak!
Allah-u Teâlâ'nın, müminleri muhakkak muzaffer kılacağına kesin bir inanışla inan!
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Mü'minlere yardım etmek de üzerimize hak olmuştu." (Rum: 47)
Helak edenlerin çok, seninle beraber gidenlerin ise az oluşunu hiçbir zaman önemseme! Çünkü müminler sayı çokluğuyla muzaffer olmazlar.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Nice az topluluk nice çok topluluklara Allah'ın izniyle galib gelmiştir. Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara: 249)
"Ne kadar istersen iste, insanların çoğu yine iman etmezler." (Yusuf: 103)
Sonra Allah-u Teâlâ'nın sevdiği, istediği ve razı olduğu, rasullerden bize miras kalan gerçek tevhide sahip olarak kendini ve aileni şirkten korumuş olmanın en büyük zafer ve kurtuluş olduğunu bil!
Böylece hem kendini, hem aileni yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden kurtarmış ve eni gökler ile yerler kadar olan, takva sahipleri için hazırlanmış cenneti kazanmış olursun.
"Kim ateşten uzaklaştırılıp, cennete sokulursa işte o başarmıştır." (Ali İmran: 185)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle haber vermiştir:
"Kıyamet gününde nebilerden bazıları beraberlerinde bir kaç kişi ile, bazı nebiler de yanlarında hiç kimse olmadığı halde gelecektir." (Buhari ve başkaları rivayet etmiştir)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in haber verdiği bu nebiler, kendi dönemlerindeki insanları İslam'a davet etmek için her türlü davet metodunu kullandılar. Davet sırasında eziyet gördüler, işkence edildiler. Fakat onlar bu eziyet ve işkencelere sabrettiler ve sürekli cihad ettiler. Buna rağmen kendilerine ya bir kaç kişi tabi oldu veya hiç kimse tabi olmadı.
Şimdi soruyum sana:
"Acaba bu nebi kaybetti mi?
Pişman oldu mu?
Üzüldü mü?
Cennet ehlinden olan bir nebinin böyle düşünmesi hiç mümkün olur mu?
"(İşte) cennet ehli olanlar, kazananlardır." (Haşr: 20)
Allah-u Teâlâ'nın tevhid kelimesini kavmi ve ümmeti arasında haykırarak yücelttiği halde, nasıl pişman olur?
Bu meseleyi çok iyi düşün! Çünkü bu mesele çok önemli bir meseledir.
Ey Allah-u Teâlâ'nın dinine gerçek manada iman eden, teşri hakkının sadece Allah-u Teâlâ'ya ait olduğuna, sadece O'na ibadet edilmesi gerektiğine şehadet eden, sadece Allah-u Teâlâ'nın hükmünü kabul eden, bütün gücünü Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak ve cehennemden kurtulmak için kullanan Allah-u Teâlâ'nın kulu!
Bil ki sen, içinde bulunduğun zaaf ve çaresizliğe rağmen dinin için çok şeyler verebilecek durumdasın. Bu senin üzerine farzdır ve sen bu konuda muhayyer değilsin. Bu mesele herkese gücü nispetinde farzdır. Bütün bunları öğrendikten, özellikle de asrımızın yesağının küfür ve batıllığını çok açık delillerle, aşikar bir şekilde gördükten ve artık bu durumun gizliliği senin için ortadan kalktıktan sonra taguta, onun kullarına ve dostlarına karşı nasıl davranman gerektiği konusunda çok dikkat et!
Alemlerin RABB'i Olan ALLAH'a Hamd Olsun.
Selam Hidayete Uyanlara Olsun.