Hasbiye risalesinde,yani 4. şua'da 6. mertebenin 2. bürhanının 4. noktasında, "Mesela imanın güzelliği ve hakikatin güzelliği, ve nurun hüsnü ve çiçeğin hüsnü ve ruhun cemali ve suretin cemali ve şefkatin güzelliği ve adaletin güzelliği ve merhametin hüsnü ve hikmetin hüsnü ayrı ayrı oldukları gibi., Cemil-i Zülcelalin nihayet derecede güzel olan Esma-i Hüsnasının güzellikleri dahi ayrı ayrı olduğundan, mevcudatta bulunan hüsünler ayrı ayrı düşmüş..
Burada hüsün cemal ve güzelliğin ayrı ayrı kullanılmasının hikmetini merak ettim? Şimdi hüsün daha somut güzellikler için desem pek uymuyor, çünkü hikmet merhamete göre soyut kalıyor ve suret dahi ruha göre somut düşüyor.. O zamanda işin içinden çıkamıyorum, acaba üstad burda bir maksat gütmüşmüdür, ki biz derslerde böyle çoğu kez aynı manaya geldiği halde farklı yazılan şeylerden değişik şeyler kastettiğini müşahede etmiş idik.. Cevaplarınızı bekliyorum... [font=Century Gothic]
