Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ehli- Sünnet Alimlere Göre Allah C.c Nerede?
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ SORU-CEVAP ]·.
cihad22
Selamun Aleykum

Degerli Mümin Kardeslerim size sorum Allahu teala nerede? bu siralar cok kafam karisti insallah dualarinizi bekliyorum Allah razi olsun.....(lütfen Ehli sünnet imamlarina göre fetva verin )
nasreddinhoca
Allah mekan'dan münezzehtir.
Subhanallah...
suleyhin
ALINTI(cihad22 @ Aug 12 2008, 09:30 PM) *

Selamun Aleykum

Degerli Mümin Kardeslerim size sorum Allahu teala nerede? bu siralar cok kafam karisti insallah dualarinizi bekliyorum Allah razi olsun.....(lütfen Ehli sünnet imamlarina göre fetva verin )


Selamün aleyküm.Sevgili kardeşim;bu sorudan dolayı kınamıyorum.Aklın konumu,yapısı ve fonksiyonları gereği zaman zaman bu tür sorular gelebilir.Fakat bir an önce kalbim kontrolünde izele etmek gerekir.Aksi takdirde zakkum ağacı gibi kökleşirse Allah korusun sapmalara neden olur.Şİmdi acizane sorunu cevaplamaya önce kendimizden hareketle başlayalım.Yani ihbari haberden /vahiden değilde inşai/mantiki zeminde hareketle başlayalım.Neden mi?" Tasvvuf irfanımızın temel ilkelrindendir ki "KENDİNİ TANIYAN RABB ini TANIR."
Akıl insanda olan temel bir haslet ve farktır.İnsan ise sebebler dünyasındadır.Yani zaman ve mekanla kayıtlı yaratılmışlar alemindedir.Teslimiyetten uzak, Vahiy İlahi terbiyesinden geçmemiş ve kalble bağını koparan Akıl bu cüretkar soruyla farkında olmadan haddini aşıyor.Neden mi ? Çünkü Allah /İlah /Yaratıcı sebebler dünyasında değil ki akıl Yüce Yaratıcıyı Zatıyla algılasın.Veya yaratılmış alem de değil ki akıl Cenab-ı Hakkı zatı itibarıyla idrak etsin.
Nerde? Soru edetı bizin yaşadığımız alemde geçerlidir.Cevabıda yaratılmış alemler dünyasında anlamlanır.Aksi takdirde absürttür.Allah cc. eşyaya nufuz eden bütün sıfatlarıyla heryerdedir.Bakıp ta görenlere bunuda ancak basiret sahibi insanlar görür.Yoksa determinizmin çelik korsasından kurtulamayanlar göremezler ve Hıristiyan vari saatle saatçiyi karıştırarak Cenab-ı Hakkı cisimleştirirler.Haşa ve kella binler haşa. ves Selam.
Farakhlit
"...Şimdi, bütün kâinattaki makasıd-ı ulyâ ve netâic-i uzmâyı anlayacak ve bütün tabakatın ayrı ayrı vezâif-i ubudiyetlerini görmekle Zât-ı Kibriyânın saltanat-ı rububiyetini, haşmet-i hâkimiyetini müşahede ederek, o Zâtın marziyâtı ne olduğunu anlamak ve Onun saltanatına dellâl olmak için, alâküllihal, o tabakat ve dairelere bir seyr ü sülûk olacaktır.
Tâ, daire-i âzamiyesinin ünvanı olan Arş-ı Âzamına girecek, tâ Kab-ı Kavseyne, yani imkân ve vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işaret olunan makama girecek ve Zât-ı Celîl-i Zülcemâl ile görüşecektir ki, şu seyr ü sülûk ise Miracın hakikatidir."(Miraç Risalesi-31.söz-Risalei Nur)
ibn_kutame
selamun aleyküm vr vb bu konuda geniş ayet ve hadisler var allahın arşa istiva ettiginE DAİR ama bazı arkadaşlar hala allah mekandan münezzehtir diyor hiç bilmeyen arkadaşların kafasını da karıştırıyorlar lütfen bunu yapmayın sahih rivayetlerden herşeyi bulmak mümkündür
kemalarca


Ben konuya müsbet ilim açısından bir görüş getirmek istiyorum:

Yüce Allahın nerede olduğuna gelmeden öncebiz neredeyiz DÜNYA NEREDE bir bakalım :



Dünyamız güneşin bir uydusu olup bizim GÜNEŞ SİSTEMİMİZ in
bir üyesidir.Bu sistemin merkezinde GÜNEŞ BULUNUR.

Güneşin 9 adet uydusu vardır. Sırasıyla:MERKÜR,VENÜS,DÜNYA,
MARS,JÜPİTER,SATÜRN,URANÜS,VE NEPTÜN güneşin etrafında
dönerler. Dünyanın da kendi uydusu vardır AY da dünya etrafında döner. Gezegenlerden URANÜSÜN kendi etrafında dönen
27 uydusu, NEPTÜNÜN kendietrafında dönen 17 uydusu olmak üzere ,güneş etrafında dönen 8 gezegenin kendi etraflarında dönen 61 uyduları vardır.

Dünya kendi etrafında dönerken ,ay da dünyaetrafında döner.
Diğer 7 gezeginin uyduları gezegenlerin etrafında dönerken,gezegenler de güneşin etrafında dönerler.

Peki GÜNEŞ sabit mi? Hayır Güneşta etrafında dönen gezegenleri ile beraber bir yörünge etrafında döner. Güneş gezegenleri ile beraber yörüngesindeki bir turunu yaklaşık 200-250 milyon yılda
tamamlar.

Gökte gördüğümüz yıldızların herbiri bizim güneş sistemimiz gibi
bir sistemdir,hre yıldızın bir güneşi ve gezegenleri vardır.

Güneş sistemi ve gördüğümüz yıldızların hepsine galaksi denir.
Bizim galaksimizin adı SAMANYOLU GALAKSİSİDİR.
Samanyolu galaksisinde,yaklaşık 100 milyar adet güneş sistemi vardır. Samanyolu galaksisini büyüklüğünü zannederim algılayabilirsiniz.
Bizim güneş sistemi ve gördüğümüz tüm yıldızlardan oluşan
SAMANYOLU GALAKSİMİZİN ETRAFINDA İRİLİ UFAKLI 30 KADAR
BAŞKA GALAKSİLER VARDIR. SAMANYOLU GALAKSİMİZ VE ETRAFINDAKİ 30 KADAR GALAKSİNİN HEPSİNE BİRDEN
LOKAL GRUP DENİR.

BİZİM BU LOKAL GURUP ,SÜPER KÜME DENİLEN BİR KÜMENİN
BİE ÜYESİDİR.

Dünyamızla ilgili kısa bir not aktarayım. AY düyamızın etrafında dönerken,DÜNYAMIZ HEM KENDİ ETRAFINDA DÖNER VE AYLA BERABER GÜNEŞİN ETRAFINDA DÖNER.
GÜNEŞ İSE ETRAFINDA DÖNEN DÜNYA VE DİĞER GEZEGENLERLE,BERABER BİR YÖRÜNGE ETRAFINDA DÖNER.
Ve bu dönüşler milyonlarca yıldır hiç şaşmadan devam eder.
Şimdi dünya, güneş ,yıldızlar, galaksimiz ve diğer galaksiler hakkında bu bilgileri edindikten sonra TÜM BU SİTEMİ VE BU SİSTEMİN İÇİNDE BULUDUĞU MUHTEŞEM KAİNATI VE BÜTÜN BU KAİNATIN VERİLMİŞ BİR
EMİRLE MUNTAZAM VE ŞAŞMAZ BİR YOLDA HAREKET ETTİKLERİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE

BÖYLE BİR KİNATI YARATABİLECEK VE ONLARI BELİRLEDİĞİ SİSTEM İÇİNDE HAREKET ETMELERİNİ
SAĞLAYABİLECEK GÜCÜN BÜYÜKLÜĞÜNÜ İNSAN HAVSALASINI ALAMAYACAĞI AÇIKTIR.


YÜCE ALLAHIN BU CESAMETTEKİ KAİNATI YARATIP YÖNETMMEKTE OLDUĞUNU DÜŞÜNERKEN,
YÜCE ALLAHIN AYNI ZAMANDA YER YÜZÜNDE TAŞAYAN 6 MİLYAR İNSANA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKININDA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEK, BİR FİKRİMİZ OLUR ,İNŞALLAH....

SELAM

garip_yolcu
YÜCE ALLAH MEKANDAN VE ZAMANDAN BERİDİR
“Biz onlara hem ufukta hem de kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz…” (Fussilet 53) ayeti celilesinden İslam âlimleri marfetüllahı elde etmenin afakî ve enfüsi iki yol olduğuna dair beyanlarda bulunmuşlar. Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam bir hadisi şerifinde “ Allah telalanın zatında değil, yarattığı şeylerde tefekkür edin. Çünkü siz onun zatını anlayamazsınız.” buyurmuşlardır. (Ebu Nuaym, Taberrani, Beyhaki, Asbahani.)
Onun için biz bu yazımızda mahlûkat içinde daha çok nefsimizi ve bedenimizi mütalaa etmeye çalışacağız. Başka bir ifadeyle afakî değil de daha çok enfüsi bir seyr yapmaya gayret edeceğiz. Tevfik Allah ile dir. Sözün güzeli ona ait olduğu gibi, kelamı ve kelimatı anlaşılır ve etkili kılmak da O’na hastır. Kula düşen kendisine öğretilenden ve ona vehben aksettirilen hak ilhamı anlamak, hakka uygun yaşamak; hakikati tebliğ ve yaymakla olan yükümlülüğünü ifa etmektir. Konuya geçmeden evvel şunları söylemekle mükellef kılındık. Bizler tam hakkı ile Allah telayı anlatmaktan aciziz. Bu acizyetimizle O’nu anmaya ve anlatmaya yeltenmek içimizde bir korku ve ürperti oluşturmaktadır. Zira sonradan ve çamurdan yaratılmış ve de sulbü meni ile arta gelen, ete kemiğe bürünen ve ona ruh üflenen his ve nesf sahibi bizler; noksanlıktan münezzeh, madde olmaktan uzak ve de his organları ile anlaşılamayacak kadar büyük Allah’ımız hakkında ne söyleyebiliriz ki?
El hâsıl yoktan halk edilen bir kimse, başlangıcı ve sonu olmayandan neyi ne kadar anlayabilir, ne kadar anlatabilir ki?
Biz ne kadar O’nu anlatsak da eksik anlatmış oluruz. Çünkü O’nun ilmi ve kudreti sonsuzdur. Buna en güzel şekilde açıklık getiren ayeti kerime de geçtiği gibi Allah’ın kelimelerini yazmakla bitiremezsiniz. Mevcut denizler mürekkep ve ağaçlarda kalem olsa ve bunlara daha niceleri de eklense yine de O’nu anlatmak için yetmeyecektir.
Madde, zaman ve mekânla sınırlı biz mahlûklar; madde zaman ve mekândan arî ve âli olan Yüce Allah’ı ancak ve ancak yine O’nun istediği kadar ve makul gördüğü yollarla anlar; o nispette ve miktarınca O’na varır. O’nu tanıyabilir.
İnsanın Rabbini; kendi bilgisi, ilmi ve marifeti ile tam kâmiline eksiksiz anlayıp tanıması, kavrayıp bellemesi namümkün bir şeydir. Çünkü zatı, var ola gelen bütün mahlûkattan farklı ve yücedir. O tektir, benzersizdir, sameddir ve sonsuz kemalat sahibidir. Oysa insanın bilgisi kendini dahi tam anlamıyla anlamamış kadar yüzeyseldir.
Kudreti yönüyle de kulun kudretullahı ihata etmesi kabil değildir. Buna bir örnek olarak kulun kendi bedenini ve bedenle ruhunun rabıtasını gösterilebilir. Bir başka örnek de kulun kâinata nazar etmesi yeterlidir. Hiçbir insan en ince ayrıntısına kadar kendi bedeninin mahiyetini ve ruhuyla münasebetini tam anlayamaz. Aynen öylede hiç bir insan kâinatın her yerinde ne var, neler oluyor, nasıl oluyor bilemez. Hal böyleyken insanın kalkıp ben Allah’ı kamilane biliyorum demesi kocaman bir yalan hakikate aykırı bir şeydir. Zira en basitinden gökte kaç yıldız var bilemez. Nerde kaldı ki bu yıldızların cismaniyetini ve mahiyetini bilsin. İnsana düşen daha tam manasıyla Allah’ın mahlûkatını bilmiyorken Yüce Allah’ın zatı hakkında ileri geri konuşmaması ve sükut etmesidir. Belki vazifesidir ki mahlûkatı ve bunların arasındaki ihtişamlı işleyişi ve intizamlı ahengi düşünmek tefekkür etmektir. Bu görüş en başta yazmış olduğumuz hadis ile örtüşmekte ve uygun düşmektedir.

Bilinmelidir ki Yüce Allah rahmeti, ilmi ve kudreti ile her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. Bu demek değildir ki zatıylan her şeyle birleşmiş, beraberdir. Yaratanın, yaratıkları ile benzer hiçbir yönü olmadığı gibi; zatı ile onlara bağlı değildir. İhata, serayan, kurp ve mahiyet; yani Allah telanın her yeri kaplaması, doldurması, yakın olması gibi bilgiler ilmi, rahmeti ve kudreti ile her şeyi kuşatması ile alakadardır. Yoksa zatı ile değil. Aslında biraz ince düşünürsek zaten yüce Allahın yaratan olması hakikati bile tek başına her şeyi açıklamaya yeter. Çünkü yaratan onu var ederken zaten ilmi ve kudreti ile bunu yapıyor ki buda demektir her şey onun tasarrufu iledir. Kuranda geçen yaratan bilmez mi ayeti bu konuda bizi tatmin ve mutmain edecek kadar kâfi geliyor.
Allah Teâlâ hiçbir şeyle birleşmiş değildir. O halıktır, mahlûklar yaratılmışlardır. Hem zaten Allah’ın mahlûklarına benzemiyor tanımı O’nun zatının mahlûklarda bulunmasına izin vermez. Çünkü öyle bir durum bu tanımlamaya da ters olmakta bu hakikate de aykırı düşmektedir. Kadim olan hadis olana benzemez ve onda bulunmaz da.
El hâsılı kelam Ehl-i Sünnet Alimlerinin söylediği yakin olan, ihata eden Allah telalanın zatı yani kendisi değil ilmidir. tani Yüce Allah rahmeti, ilmi ve kudreti ile her şeyi kuşatmıştır. Ama zatı için şuradadır denmez. Zaten böyle bir söylem haşa Allahın zatına sınır koymakla eş değerdi ki Allah mekandan beridir. kısaca Alalh şuradadır demek Allahın esmları ile de çelişmekte ve sıfatlarında uyamaz.
Özetle Allahü teâlâda, mahlûk sıfatları yokdur ki, mahlûklarda görülebilsin. Mekânı, yeri olmayan, bir yerde yerleşmez. Mahlûklara hiç benzemeyeni, mahlûkların dışında aramak lâzımdır. Yeri olmayanı, madde ve mekânın dışında aramalıdır. Afakta ve enfüsde, yani insanın dışında ve kendisinde görülen her şey O değildir. Onun alâmetleridir. Evliyanın büyüklerinden Behâeddîn-i Nakşibend demiştir ki, "Görülen, işitilen ve bilinen herşey, O değildir. Bunları, lâ ilâhe derken yok etmelidir."


Belki burada insanın kafasını kurcalayan şöyle iki soru gelebilir.

Allah’ın mahlûkları ile bilhassa kulları olan biz insanlarla nasıl bir münasebet, ne gibi bir ülfet ve ünsiyet’i var?

İkincisi mahlûklarının birbiri iler olan münasebetleri nasıldır ve mahluklardan yekin diğeri üzerindeki hükmü ve kuvveti nedir?
Bu soruların cevabına geçmeden önce Allah telanın zatı ve mahlûklar kimlerdir ve mahiyetleri nelerdir hakkında malumat edinmek gerektir.
Yukarıda Allah tealanın zatı ile ilgili bir takım açıklamalarda bulunmuştuk onun için bize mahlûklar hakkında özet bir malumat olsa kâfidir.
Şöyle ki; Allah’ü teâlânın yarattığı şeylerin hepsine birden (Âlem) denir. Çünkü her şey Onun varlığını ve sıfatlarını gösteren, birer alametidir, işâretdir.

öyleyse biz alemin ne olduğnu da bayen edersek belki konu biraz da anlaşılır olur inşaallah
garip_yolcu
Âlem ikiye ayrılır:

Âlem-i halk. Madde ve ölçü bulunan şeylerdir. Arşın içinde bulunan herşey, canlılar, yer, gökler, Cennet, Cehennem, melekler, tabîat kuvvetleri, hep âlem-i halkdır. Bu âleme (Âlem-i şehâdet) ve (Âlem-i mülk) de denir. Halk, ölçmek de demektir.

Âlem-i emr. Ol emri ile bir anda yaratılan, Arşın dışındaki şeylerdir ki, maddesiz, zemânsız, ölçüsüzdürler. Bu âleme (Âlem-i melekût) ve (Âlem-i ervâh) da denir.
Âlem-i halk’ta herkes ve her şey O’nunla kaimdir, yani varlığını ve hayatiyetini O’ndan alır. Her ne kadar bu alemde işleri yapan çok kişi görünse de aslında hem işleri yapanları hem de işleri yaratan sadece Yüce Allah’tır. Yani insanlar, melekler, cinler, cennet, cehennem kısaca Âlem-i mülkteki her şey onun esmalarına ayınadarlık yapan perdelerdir, onun mülkünden zerrelerdir. Ama hepsinin mahiyeti ve hayatiyeti yek değildir. Lakin herkesin bir mesuliyeti ve tuttuğu bir yol var ve kendi lisanî ile O’nu zikreder ve ibadet eder ona. Bütün mevcudatın lisanatı ve ibadatı farklı olduğu gibi aynen öyle de itaati de farklı faklıdır. Misal kuşler bir ümmettir. Ve onarlın zikri apayrı bir şekildedir. Kuran buna işaret eder ve siz anlamazsınız der onarlın zikrinden. Gök cisimleri de öyledir. Yasin süresinde onların her birine bir yörünge tayin ettik orda seyrederler ve bu belli bir miada bağlanmış şeklinde yüce hakikat var. Cinler de farklı mahluklar olup varlıkları başka bir maddeden olduğu kuran beyanatı ile sabittir. Nebatat da renga renk çeşit çeşittir. Onların da zikri farklı bir lisanla olduğu halde mabutları Yüce Allah tır. Ama mahluk içinde en şerefli insandır. İnsanlar içinde seyyidül mürselin peygamberimiz hazreti Muhammed Mustafa dır.
Biz bütün mahlukat içinde en çok Allah’ın esmalarını kendinde cem eden insandır dedik. Zaten insanın şerefli olması buradan gelir. Ve bu yüce durumu onu diğer yaratılmışlardan üstün kılar. Ancak hangi insan daha çok peygambere uyar onun yoluna gider sünnetine intiba eder ve onun ahlakı ile ahlaklanırsa işte en kıymettar o dur. Ne kadar yeridir bilmiyorum ama içimden geldi söylemek istiyorum, dikkat edilirse miraç hadisesinde hazreti Cebrail dahi bir yerden sonra ben buradan ileri daha gelemem, yükseğe çıkamam diyor ve Efendimiz bir başına sidretül müntehadan geçiyor. Öyle sanıyorum ki hazreti Cebrail’le Efendimizin ayrıldığı nokta Âlem-i halk.ile Âlem-i emr’in ayrıldığı sınır olabilir. Tabi bu içimize ilham edilendir bu kesin böyledir diyemeyiz. En doğrusunu Allah bilir.
Yalnız burada vurgulamak gerekir ki her mahlukatın kendine yazılmış bir hayatı var ve kaderinde ona taksim edilenin dışına çıkamaz. Ve her ne kadar mahluklar görünürde hayatlarını bir başka mahlukla birlikte yaşamağa borçlu görünse de hakikatte herkesin yaratanı ve halıkı bir O olduğu için herkes Onunla kaimdir. Misal yerdeki bir çiçek her ne kadar Toprak, su, hava ve güneş gibi başka mahlukların varlığı ile açıyor ve şenleniyorsa da bunların hepsinin tek halıkı var ve bunların tamamı hayatını ve varlığını ona borçludur. Ancak belirtmemiz gerekir ki mahluklar içinde insan dışındaki yaratılmışların çoğunda Allah’a mutlak itaatları söz konusu iken insan için durum başkadır. Bununla birlikte her şeyin Allah’ın Külli iradesi dahilinde cereyan ettiğine iman şarttır.
Yani yaratıkların hangi biri neyi yapıyorsa ve hangi hal üzerine ise ve yek diğerini ne kadar etkiliyorsa da kimsenin kimse üzerinde bir tahakkümü ve hükmü yoktur, hüküm ve hükümranlık tek başına Allah’ındır. Ve bütün hadisat onun değişik esmalarının tecellileridir ve her bir şey onun esmalarına ayine darlık yapmaktadır. Yukarıda da değindiğimiz gibi işleri yapanlar çoktur işleri yaratan tek birdir . O’da Yüce Allah’tır. Belki herkesin yaptığı şey de onun O’na karşı yapması gereken ibadatı ve itaatidir..

Selam ve Dua ile...
[JT]_BlacK
blink.gif
-BeRcEsTe-
ALLAH HERKESİN KOYMAK İSTEDİĞİ YERDEDİR .....
[JT]_BlacK
ALINTI(-BeRcEsTe- @ Aug 29 2008, 09:51 PM) *

ALLAH HERKESİN KOYMAK İSTEDİĞİ YERDEDİR .....



Yanlis cumle.

Degistirmelisiniz.
sükût-u vaveyla
felsefik bir yaklaşım olmuş sevgili bercestenin yorumu ...

aslında biraz düşünürsek ..evet mekandan münezzeh... lakin bir bakın etrafınıza ya da kendinize Allah nerde ... hayatınızın neresinde...
ilkemir
Allah zamandan ve mekandan ayrıdır .

Neden böyle bir soruya düştünüz acaba ?

Tasavvufda "ki ben katılmam" kimileri en el hak demeyi savunur Yani ben Allah'ım demeyi ... Vahdeti Vücud gereği bunu derler , İmam Rabbani buna karşı olarak Vahdeti Şühudu öne sürerek sen ne sanarsan san ne görürsen gör gördüğün asla o değildir çünkü o aşkındır gördüğün sadece bizim anlayışımızla gölgelerin bütünlüğüdür demişdir. Bence doğru olan budur .
TEVHİDci
Ebû Hanife şöyle dedi:

"Bilmiyorum, Rabbim semada mı yoksa arzda mıdır?"
diyen kimse kâfir olur.

Keza "Allah arş üzerindedir" diyen de; "Bilmiyorum, arş semada mı yoksa arzda mıdır?" diyen de böyledir.

Allah'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyet vasfı ile ilgisi yoktur. Nitekim hadiste şöyle rivayet edilir: Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve benim üzerime mü'min bir köle azad etmek vacip oldu. Bu kâfi midir? diye sordu. Hz. Peygamber de cariyeye "Sen mü'min misin?" diye sordu. Câriye de "Evet," diye cevap verdi. Hz. Peygamber "Allah nerede?" diye sorunca, câriye semaya işaret etti. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Bu câriye mü'mindir, azat et." Buyurdu. (. Bk. Müslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167.)

el-FIKHU'L EBSÂT
cansen22


ALLAH YERYÜZÜNDEKİ 6 MİLYAR İNSANIN ŞAH DAMARININ YANINDADIR.
ehli_iman
ALINTI(ibn_kutame @ Aug 29 2008, 01:53 PM) *

selamun aleyküm vr vb bu konuda geniş ayet ve hadisler var allahın arşa istiva ettiginE DAİR ama bazı arkadaşlar hala allah mekandan münezzehtir diyor hiç bilmeyen arkadaşların kafasını da karıştırıyorlar lütfen bunu yapmayın sahih rivayetlerden herşeyi bulmak mümkündür



böyle saçmalıkmı olur yaw. milletin kafasını karıştırmayın.

koca kainatta bilinmeyenlerin 1000000 de 1 ini biliyoruz ancak. kala kala bilinmedik Cenabı Allah ın yerimi kaldı. haşa. ama benim bildiğim bişey var. Cenabı Allah aklımızın erebildiği heryerde..
Selman-ı Aydın

Selamün Aleyküm;

Açıkçası Allah'ın nerde olduğunu değilde bizim nerde, nasıl ve hangi halde olduğumuza bakmak daha yararlı olabilir. Ancak kısa ve öz olanlar yazılmış yani Allah mekandan münezzeh ve şah damarımızdan daha yakın.

İsterseniz şöyle yapalım. Varsayalımki Allah mekandan münezzeh değil. (teşbihte hata olmaz.) Ve diyelim ki Allah gökte, yani yukarda olsun. Bunu dediğimiz an yaşadığımız ve küreye benzeyen dünyada herkesin ve her açının yukarısında bir Allah'ı olmuş olur. Düşünün, kuzey kutbunda yaşayan biri için yukarda olan Allah, güney kutbunda yaşayan birine göre aşağıdadır. Biraz kaba oldu ama şu resimdeki gibi bir durum çıkıyor ortaya...



Kaldıki bu sadece iki kişi ve iki yer arasındaki fark. Birde bunu 3 boyutlu düşünün. Tıpkı dikenli bir bilye gibi.
__________

Umarım söylediklerimde bir yanlış yoktur. Hata varsa uyarılmaya her zaman açığım.

Selametle...
Ömer Muhtar
Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Hadid ; 4. ayet

Allah zamandan ve mekandan münezzehtir..

VESSELAM
TEVHİDci
ALINTI(TEVHİDci @ Nov 5 2008, 05:39 PM) *

Ebû Hanife şöyle dedi:

"Bilmiyorum, Rabbim semada mı yoksa arzda mıdır?"
diyen kimse kâfir olur.

Keza "Allah arş üzerindedir" diyen de; "Bilmiyorum, arş semada mı yoksa arzda mıdır?" diyen de böyledir.

Allah'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyet vasfı ile ilgisi yoktur. Nitekim hadiste şöyle rivayet edilir: Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve benim üzerime mü'min bir köle azad etmek vacip oldu. Bu kâfi midir? diye sordu. Hz. Peygamber de cariyeye "Sen mü'min misin?" diye sordu. Câriye de "Evet," diye cevap verdi. Hz. Peygamber "Allah nerede?" diye sorunca, câriye semaya işaret etti. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Bu câriye mü'mindir, azat et." Buyurdu. (. Bk. Müslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167.)

el-FIKHU'L EBSÂT


khanbel
Allahcc semadadir ve arsa istiva etmistir. bu ehli sunnetin akaidin temel prenseblirinden biridir. inkar eden orda ebu hanifenin de dedigi gibi yolunu ayirmis olur. oyle bir daire cizip asagi yukari ok cizerek islam akaidi inkar edilemez. semadan kasit dunya semasi ve amosfer tabakalari; ya da bu bulundugumuz uc boyutlu mekan degildir. su an gordugumuz kainatin hepsi yildizlar samanyolu diger galaksiler; diger alemler vs. vs. hep birinci kat semanin altidir. dunyanin altindan da yukariyi gostersen ustunden baska bir noktadan da gostersen; uzayin baska yerinde baska bir boyutta hep yukariyi gostersen hep o semanin altinda olursun. bir adam kuzey kutbunda bir adam guney kutbunda dikilse ikisine gore de ikisi birbirinin altinda olur. o nedenle ikiside semayi kastederek yukarda dediginde bu da dogru olur. burdaki yon gosterme uc boyutlu mekanda yon gostermek degil ust alemleri isaret referans gostermek icindir. Allah cc. icin zaman ve mekanin kisitlayiciligi kapsayiciligi veya bizim aklen yapacagimiz kiyasi yoktur. arsin ustune istivasi ve perdelenmesi ve mirac hep biline hususlardir. bunun disinda Allahcc diledigi gibi nuzul eder. cennette de muminler onu gorur. kiyamet zamanida bizzat hesabi kendisi gorur. boyle demek zaman ve mekan onu kapsar demek kusatir ; bagimli hale getirir demek degildir. cunki bunlar ancak ona perde olurlar. asil varlik ve vucud onundur. bizimkiler hayal gibidir. zaman mekan vs. hep yaratilmis olup hayal gibidirler. o nedenle Allah diledigi gibi; ve istedigi takdirde bulunur ve zaman da mekanda hem onun emrindedir.

Allah cc. nun sah damaridan yakin olmasi onun kendisinin insanin sah damarinin icinde olmasi degildir. onun ilmi ve hukmu her yerdedir. her zerre iledir. fakat zati degil. tecellisi ile her yerdedir. Allah zaman ve mekandan munezzetir demek zaman ve mekan onun zatindan degildir; demektir. cunki panteist goruse gore zaman ve mekan yani yaratilanlar ve yaratan bir butundur ve tektir. bu gorusu red etmek ve nefyetmek icin zaman ve mekandan munezzehtir denmistir. "zaman ve mekandan munezzehtir" ilk devir sahabe ve tabiin zamaninda kullanilan bir bicim degildir. bu felsefi okullar islam icine islam ulkelerine girince bu sekilde formullesmis ve zamanla Allahcc yu hayali bir varlikmis gibi gostermenin ve madde tapiciliginin yolunu acmanin kilidi haline getirilmis bir sozudur. dogru sekilde kullanilsa bir problem yok ama yanlis amcla kullanilinca Allah cc. yu hayali ve soyut hale getirir. dedigimiz gibi aslinda gercek varlik odur. onun yarattiklari onun varligi yaninda hic biseydir. bunla beraber bazi yaratilanlar digerlerine gore serefli ve ustundur.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.