HUMEYNİ’DE BİLE GÖRMEMİŞ

64 gram ham afyon bulundurduğu için polisimiz tarafından tutuklanan İranlı doktor, mahkemede hakim huzurunda yeminli şahadet verirken şöyle diyor: -Karakolda beni dövdüler. Şortumu çıkardılar. Cinsel aletime vurdular. Gelen vurdu, giden vurdu. Bir kağıdı imzalatmak istediler. Okumadan imzalamam deyince gene dayak attılar. Ben Humeyni rejiminde bile böyle bir şey görmedim. Diğer İranlı tutuklu da çok dertli... O da çırılçıplak soyulmuş... Hayalarına vurulmuş... Falakaya yatırılmış... Buzun üstünde yürütülmüş sonra... Vura vura kulak zarını da patlatmışlar...

*** Bre efendiler... Gulag Takımadaları’nda olmuyor bütün bunlar... Ne de Pinochet Şili’sinde... Türkiye’de o meşhur işkence yuvası Ziverbey Köşkü’nde de değil... Yunan Cuntası hücrelerinde hiç değil... Bu işkenceler burada... Kuzey Kıbrıs’ta... Bizim karakollarımızda... Gazetede okudunuz işte... Tüyleriniz diken diken olmadı mı? Hiç mi öfke duymadınız bunları yapanlara? Duyduysanız neden sindiniz? Neden ses vermiyor hiçbiriniz? Yoksa, “Bizim derdimiz bize yeter. Bir de İranlı’nın yediği dayakla uğraşamayız” mı diyorsunuz?

*** İşkence’ye tepki göstermeyen bir toplum bitmiş bir toplumdur. Ve ne yazık bizim toplumumuz tam da bu noktadadır işte... İlk defa olmuyor böyle şeyler burada... Elinizde tuttuğunuz bu gazetenin arşivleri karakollarımızdaki işkencelerle dolu... Polis rahat mı rahat... Kimsenin tepki göstermeyeceğini biliyor ya, ne isterse yapıyor... Yalnız falaka falan değil... Filistin askısına da asıyor... Eline ne geçirirse, kıçına da sokuyor... İnsan hakları sıfırlanmış burada. Örgüt çok.. İşkenceyi umursayan yok. Tabiplerimiz de bir alem üstelik... Askerin ya da polisin sakatladığı adama rapor vermezler kolay kolay... Verseler bile, onları zan altında bırakacak ifadelerden kaçınırlar... Çevik Kuvvet’in hapisane operasyonunu hatırlar mısınız? Hani elektrikli coplarla sıra dayağından geçirmişti herkesi... En çok dövülen Sudanlı Yasir Amir’di.. Coplar boynuna ve kafasına işlemişti.. Güçbela izin verdiler, doktora gitti.. Doktor, sanki adam dövüldükten sonra beyninde, gözlerinde ve kulaklarında o arızalar meydana gelmemiş gibi, hiç ilgisiz sorular sordu ona ve saptamalarda bulundu.. Çocukluğunda hangi hastalıkları geçirmiş vesaire... Teşhisini de koydu sonra.. -MS, dedi...

*** İranlı, -Humeyni rejiminde bile görmedim böylesini, diyor.. Ne hazin bir çığlık... Ve ne kadar çaresiz... Humeyni’den beter mi olduk biz? Belki siz o karakollara hiç düşmediniz ve bilmezsiniz.. Hakim karşısına işkenceden geçmiş bir tutuklu olarak çıkmadınız hiç... Ve her an sizi bırakıp karşı tarafın yanına geçmesi çok muhtemel bir avukatın eline hiç düşmediniz... Ama her an sizin başınızdan da geçebilir tüm bunlar... O İranlı gibi siz de böyle çaresiz kalabilirsiniz... Zalimleri ve mazlumları anlayabilmeniz için böyle bir anı mı bekliyorsunuz? Başınızdan geçmedikçe, başkasının acılarını hiç mi anlayamıyorsunuz?.. Bakın.. Sizin bu sessizliğiniz işkencecileri ne kadar pervasız yapıyor... Adamı çırılçıplak soyup cinsel organlarına işkence yaparken, hiç kimse tarafından cezalandırılmayacağından ne kadar emin bu polis... Kimin sayesinde?.. Sizin sayenizde kardeşim…. Sizin sayenizde…



Şener Levent-Afrika Gazetesi

Tarih: 8 Ağustos 2008 Cuma