Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Kuranı Kerim Meal Ve Tefsirlerinde Küçük Gibi Görünen Fakat Manada Büyük Olan Yanlışlıklardan Bir örnek;
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ GENEL ]·.
Hak_ul_beyan
İbrahim Suresi 22. ayeti kerime

BismillAllahirRahmanirRahiym


Ve kaleş şeytanü lemma kudiyel emru innellahe veadeküm va'del hakki ve veadtüküm fe ahleftüküm ve ma kane liye aleyküm min sültanin illa en deavtüküm festecebtüm li fe la telumuni ve lumu enfüseküm ma ene bi musrihiküm ve ma entüm ib musrihiyy inni kefertü bima eşraktümuni min kabl innez zalimine lehüm azabün elim

İş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Al­lah size gerçek olanı va'detti, ben de size va'dettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi ye­rin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtara­bilirsiniz! Kuşkusuz daha önce beni Allah'a ortak koş­manızı bugün inkar ediyorum. Şüphesiz zalimlere, elbette acıklı bir azap vardır.

Bu ayeti kerimeyi değişik tefsir ve meallerde incelediğimde aşağı yukarı %33'ü bu mealde olmasına rağmen , yaklaşık %67'sinde ise son bölümünün ............................. zaten daha öncede ben, beni Allaha şerik koşmanızı kabul etmemiştim (Tanımamıştım) .... şeklindedir.

Dikkat edilirse; burada iki zıt mana ortaya çıkmaktadır ve bu mana şeytan ve şirkle alakalıdır. Bunlardan bir tanesi doğrudur. Bu doğru iman mevzuu ile ilgilidir anlaşılması şirk kavramının iyi anlaşılmasıyla ve Mübin sırrı gereğince ; Hak'ın Hak, batılın batıl olarak bilinip ; Batıldan yani şeytandan yani yalancı ,iddiacıdan kibirli zalimden, iftiracıdan, nefsi emmareden,şartlanmalardan, mizanı bırakıp alemlere nefsi ve o nefis idaresindeki aklı ile Allahın mizanını beğenmeyip nizam koymaya çalışanlardan, kendi sahte benliğini hakiki benliğini sananlardan, Allah ismini kullanarak kandıranlardan ... vb uzaklaşmak ile mümkün olur.
İblisi lain olan şeytan Bir Allah var bir de ben varım diyen Allahımızın topraktan yarattığı Ademe secde edilmesini emretmesine rağmen ,kendisinin ateşten yaratıldığı dolayısı ile üstün olduğu iddiası ile kibirlenerek isyan eden hakkında kendisine tabi olanlarla birlikte cehenneme atılacağı hükmü bulunan kendi aklına ve ilmine güvenen ve kıyamete kadar kendisine mühlet verilen bizim apaçık bir düşmanımız olan Allahımızın lanetleyip kovduğu bir yaratığıdır ve şirk ehlidir.Dünyada bütün insanları şirke düşürmeye ve Dini Celili islamı tahrifetmeye çalışan, Allahımızın yaratıp bozmayın buyurduğu mizanını bozmaya-bozdurmaya kendisine tabi olan İns ve cin şeytanları ile çalışmaktadır.
Adem ise Allah c.c. nu ResulAllah S.A.V efendimizin bir hadisinde buyurduğu gibi ; Allah cc. vücudu ile mevcut, sıfatı ile muhit, esmasıyla ma'lum, ef'aliyle zahir, asarıyla meshud olan bir birlikle birleyen , kendisinde vucud sahibesinden eser olmayan ben yokum Hak var diyen Zatı aladır . Adem Hakkı, şeytan şirki temsil eder. Bu şirk Ademden nuzul eden Hakka olan şirkdir ki Allahın alemleri yaratma gayesi olan insanın hakikati manasına olan isyandır şirkdir. Onun için ancak Ademe secde Allahımızın Adem oldurttukları tam kurtuluştadır. Bu zatlar Hz. insanı kamil olup salih amel işleyen Allahımızın salih kullarıdır.

Bu özet açıklamalardan sonra bu ayeti kerimeyi ... zaten daha öncede ben, beni Allaha şerik koşmanızı kabul etmemiştim (Tanımamıştım) ....meallendirmek nasıl mümkün olur. Kendisi şirk ehli olan şeytan nasıl olurda "Daha öncede "diye ifade ettiği imtihan alemi olan bu dünyada insanların kendisini şirk edindiklerini kabul etmediğini söyler. Bunu nerede söylüyor, cehennmede..... yani bütün hakikat zahir olmuş ve beka eğitiminin cehennemde ilelebet devam edeceği subut bulmuş , artık yalan söylemenin bir menfaat getirmeyeceği kesin belli olan alemi darda.Tefsir ve meallerini başda yazdığım şekilde meallerinden zatlar ; şeytanın ifadesini " bugün, burada,bu anda inkar ediyorum , reddediyorum " şeklinde meallendirerek insanların kendisini şirk edinmelerine cehennemde kabul etmediğini , belirtmişlerdir. Şeytanın kurduğu cümlelere çok dikkat edilmelidir çünkü onun lisanı ; fasih-i lisan olan sevglili Resulallah s.a.v. efendimizin tersidir. Cümleleri ters kurarak yanlış anlaşılmasını sağlamak istemektedir.Bu arada İbrahim 22. ayeti kerimede yanlış
meallendirenlerin düşünmeden , dikkatsizce veya takliden meallendirmeleri neticesinde ;Bu Kuranı Kerim tefsir meallerini okuyanlara vahyin hilafına ," kendisinin dünyada da insanlar tarafından şirk edinilmesini kabul etmediğini " tekrar ettirmektedir. Bu durum şeytanın bazı Kuranı kerim Tefsir ve meallerine bazı kişiler tarafından bilerek yada bilmeyerek sokulduğunun delilidir. Kuranı kerim arapça manası Allahçadır. Orjinali ile beraber çok dikkatle titizlikle ve tefekkür edilerek okunulmalı ve meallendirilmelidir. Sorumluluğu ve hesabı çok ağırdır. Bir Kuranı Kerim ve meali kitabında Allahımızın ilk buldurttuğu vahim hata şu idi ; "Kuranı kerimde İdrisi de an " hitabı izzesi " İblisi " diye yazılmıştı.İki harf hatası ile korkunç bir hata .... KitabAllah da böyle hatalar olmaz, olmamalı. Müslümanlık aleminin durumu ortada değil mi ? Biz dinimize kitabımıza ehemmiyet vermedikçe tefekkür etmedikçe düştüğümüz durumdan kurtulmamız da mümkün olmayacaktır .
nasreddinhoca
İbrahim 22 ayetine farklı meallerden baktım, iddia ettiğiniz tenazkuzu göremedim.
karuban
İmam Kurtubi:

22. İş olup bitince, şeytan da der ki: "Doğrusu Allah'ın size verdi­ği söz gerçekti. Ben de size vaadde bulunmuştum ama size ver­diğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir nü­fuzum da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni kınamayınız, bilakis kendinizi kınayınız. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen ben, daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim. Gerçek şu ki: Zalimler için can yakıcı bir azap vardır."

Tefsiri:

"İş olup bitince, şeytan da der ki..." el-Hasen dedi ki: İblis, kıyamet gü­nünde cehennemde ateşten bir minber üzerinde ve herkesin sesini işitece­ği bir şekilde kalkıp, bir konuşma yapacaktır. "İş olup bitince" buyruğu: Cen­net ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme gittikten sonra... anlamında­dır.

.....

"Esasen ben daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim." Yani sizin itaatlerde beni Allah'la ortak koşmanızı İnkâr etmiş idim. Buna göre; "Beni ortak tutmanızı" anlamındaki buyruk­ta yer alan; mastar anlamını vermektedir.

İbn Cüreyc de der ki: Ben, bugün dünyada iken iddia ettiğiniz Allah'a şirk ve ortaklık iddiasını İnkâr ediyorum.

Katade de der ki: "Sizin beni ortak koşmanız ile" şüphesiz ben Allah'a isyan etmiş idim.

es-Sevrî de der ki: Dünya hayatında iken sizin bana itaati­nizi inkâr ediyorum, kabul etmiyorum.

-------------------------------------------------------------------------

Fahruddin Razi:

''Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaadettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim, sizin üzerinizde öhiçbir hükmüm (ve nüfuzum) da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet ettiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim. Zâlimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır" (İbrahim, 22).

Ayetteki, "iş olup bitince" ifâdesi ile neyin kastedildiği:

Müfessirler şöyle demişlerdir: "Cennetlikler cennette cehennemlikler de cehennemde iyice yerleşince, cehennemlikler iblisi kınamaya ve ona atıp tutmaya başladılar. Bunun üzerine o, cehennemde onların ortasına çıkıp, onlara, ayette "iş olup bitince şeytan der ki..." diye haber verilen sözleri söyler. Bu görüş uygundur.

Bir başka isabetli görüş daha vardır: Biz ehl-i sünnete göre, ehl-i salâtın (namaz kılanların), günahkâr olanları cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Binâenaleyh ayetteki "İş olup bitince..." ifadesi ile, bu vaktin kastedilmiş olması uzak bir ihtimal sayılmaz.

Hz. Peygamber (s.a.s.) "Allah mahlukatı toplayıp, aralarında hüküm verdiğinde, kâfirler, 'Müslümanlar, kendilerine şefaat edecek olanı (Hz. Muhammed'i) buldular. Ya bize kim şefaat edecek? O, bizi saptıran iblis 'den başkası olamaz' derler ve ona gelip, ondan kendilerine şefaat etmesini isterler. İşte iblis bu sözü o esnada söyler'" buyurmuştur.

...

Şeytanın Şerik Koşulması

Daha sonra Cenâb-ı Hak, o şeytanın "Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim" dediğini nakletmiştir. Bu ifâdeyle ilgili birkaç mesele vardır:

1) Bu, ma-i masdariyyedir ve sözün manası, "Esasen beni, evvelce taatlarınızda Allah'a ortak koşmanızı da inkâr etmiştim" şeklindedir. Buna göre ayet şu manayadır: "İblis, tabî olan bu insanların, bu âlemin idaresinde kendisinin Allah'ın şeriki (ortağı) olduğuna inanmalarını da kabul etmemiş, inkâr etmişti." Yahut şu manaya da olabilir: "Onlar, hayır amellerde Allah'a itaat ettikleri gibi, şer (kötü) amellerde de iblis'e itaat ediyorlardı. İşte, ortak koşmaktan murad budur."'

2) Ferrâ'nın görüşüne göre, ayetin manası şöyledir: "İblis, 'Ben, küfrünüzden önce, beni kendisine ortak koşmuş olduğunuz Allah'ı inkâr ettim" demiştir. Bu, "İblis'in küfrü, kendisine tabî olanların küfründen önce idi" demektir. Buna göre buradaki "mâ" edatı, "men" (kim) manasınadır.

Kabule şayan görüş birincisidir. Çünkü ayetin sıra ve tertibi, birinci tefsire göre uyumlu-ahenkli olmaktadır. Yine, sözün ikinci tefsire de uygun olduğunu söylemek de mümkündür. Kelamın takdiri şöyle olur: İblis sanki şöyle demiştir: Sizin küfre girmenizde, benim vesvesemin bir tesiri yoktur. Bunun delili, benim sizden önce kâfir olmam ve benim küfrümün başka bir vesvese sebebiyle olmayışıdır. Aksi halde teselsül gerekir." Bununla, küfre düşme sebebinin, vesvese dışında başka birşey olduğu ortaya çıkar. (Kibir ve büyüklenme gibi) Bu manaya göre de, söz muntazam ve ahenkli olur.

Ayetteki "Zalimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır" ifâdesinde açık olan husus, bunun Allah Teâlâ'nın sözü olduğu, iblisin sözünün de bundan önce tamamlanmış olduğudur. Bunun, o kâfirlerin yardım ve destek ümidlerini iyice kesmek için iblis'in söylediği bir söz olması da uzak bir ihtimal değildir. Allah en iyisini bilir


-------------------------------------------------


1- Dostum, oradaki ifadenin "şirk" değil de "itaat" olarak anlaşılabileceğini de tefsir ilminden öğrenmiş bulunuyoruz. Böylece, "sizin bana olan itaatinizi şimdi inkar ediyorum, yani, boşunaydı, hiç bir değer ve hükmü yoktu, o nedenle size yapabileceğim hiç bir şey yok, zaten gücüm de yok, ben de sizlerle birlikte cezadayım" şeklinde anlamamıza engel olan bir yönü yoktur. Hatta aksine bu manayı güçlendiren tefsirler vardır.

Sizi kırmak istemem ama abarttığınızı ve gereksiz bir hassasiyet gösterdiğinizi size iletmek zorundayım.

2- Bu söz ahiret alemine ilişkin olduğuna göre orda vebal ve teklif yoktur. İblis'in doğruyu ya da yanlışı söylemesi, söyletmesi, teklif etmesi, tuzak kurması vs. bunların ahiret ahvaline etkisi olmayacaktır. Esasen İblis'e böyle bir fırsat verileceğini de duymamışız.

Ahiret ahvaline ait bir ifadeyi okuduğumuzu bilmekle ve İblis'in şerrinden Allah'a sığınmakla bize de bir vebal yoktur. Söz ne olursa olsun. Bize buradan çıkacak olan bir ders ve ibrettir: Ahirette Şeytanı (İblis'i) suçlamakla cezadan kurtulamayacağız. Artık onu değil kendimizi suçlamamız ona göre tedbir almamız gerekir. O nedenle onun doğru ya da eğri sözü bir mikyas olamaz bizim için. Üzerinde durmaya değmez.

3- ''Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaadettim, ama size yalancı çıktım" İblis kendisini yalancı olarak niteleyerek sözünü peşine ekliyor: "Beni Allah'a (vaadlerde) ortak koştunuz. Ama ben yalancı olduğum için bunu şimdi anlıyorsunuz. " şeklinde de düşünsek sonuç değişmiyor.

İblis'in yalancı olduğu ortadadır ve yalancıya hiç bir sözünde itibar ve itaat edilmez zaten. Onun Allah'a ortak koştuğunu inkar ya da kabul etmesi, her ikisinde de yalancılığı göz önüne alınır. Vurgu yalancılığınadır.

4- İbn Cüreyc de der ki: Ben, bugün dünyada iken iddia ettiğiniz Allah'a şirk ve ortaklık iddiasını İnkâr ediyorum. Bu yöndeki açıklamalar da gösteriyor ki İblis, hakikati bile bile, inadi olarak insanları saptırmıştır. Burada ortak koşan İblis değildi, İblis'e kanıp ona tabi olanlar İblis'i Allah'ın vaadine ortak tutmuşlardı. İşte o gün, ne yaptıklarını ve neden cezlandırıldıklarını İblis onlara bir kez daha izah ediyor. Zanlarının ve fiillerinin kendilerini ilgilendirdiğini onlara hatırlatıyor.

Kısaca İblis asidir ama müşrik değildir. "Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim" Bu sözle bu vasfını izah ediyor. Böyle düşünürseniz, söz çelişkili ya da tehlikeli değildir.

5- Fahruddin Razi Hazretleri pek açık biçimde düğümleri çözüyor zaten:

"İblis'in küfrü, kendisine tabî olanların küfründen önce idi"

Orada ifade edilen "öncelik" "sonralık" küfre düşme ve şirk koşmanın zamanlamasıyla ilgilidir. Mahiyetiyle ilgili değildir.

"Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim"

"evvelce" yani "önceden" demek, önce ben vesvesesiz kimseye uymadan küfre düştüm; siz ise benim vesveselerime uyarak ortak koştunuz anlamına da tefsir edilmiştir yani. Bu durumda sizin şirkinizden dolayı benim mesul tutulmam, sizin beni suçlamanız, suçu benden bilmeniz boşunadır. Arada bir silsile illiyeti yoktur. Hani sebeb olan işleyen gibidir anlamında bir mesuliyet benim için söz konusu değil demek istemiştir.


Allah en doğrusunu bilir.

Sonuç: Kafanızı yorduğunuza değmez.

Ve's-selam





Hak_ul_beyan
ALINTI(karuban @ Aug 8 2008, 07:03 AM) *

İmam Kurtubi:

22. İş olup bitince, şeytan da der ki: "Doğrusu Allah'ın size verdi­ği söz gerçekti. Ben de size vaadde bulunmuştum ama size ver­diğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir nü­fuzum da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni kınamayınız, bilakis kendinizi kınayınız. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen ben, daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim. Gerçek şu ki: Zalimler için can yakıcı bir azap vardır."

Tefsiri:

"İş olup bitince, şeytan da der ki..." el-Hasen dedi ki: İblis, kıyamet gü­nünde cehennemde ateşten bir minber üzerinde ve herkesin sesini işitece­ği bir şekilde kalkıp, bir konuşma yapacaktır. "İş olup bitince" buyruğu: Cen­net ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme gittikten sonra... anlamında­dır.

.....

"Esasen ben daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim." Yani sizin itaatlerde beni Allah'la ortak koşmanızı İnkâr etmiş idim. Buna göre; "Beni ortak tutmanızı" anlamındaki buyruk­ta yer alan; mastar anlamını vermektedir.

İbn Cüreyc de der ki: Ben, bugün dünyada iken iddia ettiğiniz Allah'a şirk ve ortaklık iddiasını İnkâr ediyorum.

Katade de der ki: "Sizin beni ortak koşmanız ile" şüphesiz ben Allah'a isyan etmiş idim.

es-Sevrî de der ki: Dünya hayatında iken sizin bana itaati­nizi inkâr ediyorum, kabul etmiyorum.

-------------------------------------------------------------------------

Fahruddin Razi:

''Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaadettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim, sizin üzerinizde öhiçbir hükmüm (ve nüfuzum) da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet ettiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim. Zâlimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır" (İbrahim, 22).

Ayetteki, "iş olup bitince" ifâdesi ile neyin kastedildiği:

Müfessirler şöyle demişlerdir: "Cennetlikler cennette cehennemlikler de cehennemde iyice yerleşince, cehennemlikler iblisi kınamaya ve ona atıp tutmaya başladılar. Bunun üzerine o, cehennemde onların ortasına çıkıp, onlara, ayette "iş olup bitince şeytan der ki..." diye haber verilen sözleri söyler. Bu görüş uygundur.

Bir başka isabetli görüş daha vardır: Biz ehl-i sünnete göre, ehl-i salâtın (namaz kılanların), günahkâr olanları cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Binâenaleyh ayetteki "İş olup bitince..." ifadesi ile, bu vaktin kastedilmiş olması uzak bir ihtimal sayılmaz.

Hz. Peygamber (s.a.s.) "Allah mahlukatı toplayıp, aralarında hüküm verdiğinde, kâfirler, 'Müslümanlar, kendilerine şefaat edecek olanı (Hz. Muhammed'i) buldular. Ya bize kim şefaat edecek? O, bizi saptıran iblis 'den başkası olamaz' derler ve ona gelip, ondan kendilerine şefaat etmesini isterler. İşte iblis bu sözü o esnada söyler'" buyurmuştur.

...

Şeytanın Şerik Koşulması

Daha sonra Cenâb-ı Hak, o şeytanın "Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim" dediğini nakletmiştir. Bu ifâdeyle ilgili birkaç mesele vardır:

1) Bu, ma-i masdariyyedir ve sözün manası, "Esasen beni, evvelce taatlarınızda Allah'a ortak koşmanızı da inkâr etmiştim" şeklindedir. Buna göre ayet şu manayadır: "İblis, tabî olan bu insanların, bu âlemin idaresinde kendisinin Allah'ın şeriki (ortağı) olduğuna inanmalarını da kabul etmemiş, inkâr etmişti." Yahut şu manaya da olabilir: "Onlar, hayır amellerde Allah'a itaat ettikleri gibi, şer (kötü) amellerde de iblis'e itaat ediyorlardı. İşte, ortak koşmaktan murad budur."'

2) Ferrâ'nın görüşüne göre, ayetin manası şöyledir: "İblis, 'Ben, küfrünüzden önce, beni kendisine ortak koşmuş olduğunuz Allah'ı inkâr ettim" demiştir. Bu, "İblis'in küfrü, kendisine tabî olanların küfründen önce idi" demektir. Buna göre buradaki "mâ" edatı, "men" (kim) manasınadır.

Kabule şayan görüş birincisidir. Çünkü ayetin sıra ve tertibi, birinci tefsire göre uyumlu-ahenkli olmaktadır. Yine, sözün ikinci tefsire de uygun olduğunu söylemek de mümkündür. Kelamın takdiri şöyle olur: İblis sanki şöyle demiştir: Sizin küfre girmenizde, benim vesvesemin bir tesiri yoktur. Bunun delili, benim sizden önce kâfir olmam ve benim küfrümün başka bir vesvese sebebiyle olmayışıdır. Aksi halde teselsül gerekir." Bununla, küfre düşme sebebinin, vesvese dışında başka birşey olduğu ortaya çıkar. (Kibir ve büyüklenme gibi) Bu manaya göre de, söz muntazam ve ahenkli olur.

Ayetteki "Zalimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır" ifâdesinde açık olan husus, bunun Allah Teâlâ'nın sözü olduğu, iblisin sözünün de bundan önce tamamlanmış olduğudur. Bunun, o kâfirlerin yardım ve destek ümidlerini iyice kesmek için iblis'in söylediği bir söz olması da uzak bir ihtimal değildir. Allah en iyisini bilir


-------------------------------------------------
1- Dostum, oradaki ifadenin "şirk" değil de "itaat" olarak anlaşılabileceğini de tefsir ilminden öğrenmiş bulunuyoruz. Böylece, "sizin bana olan itaatinizi şimdi inkar ediyorum, yani, boşunaydı, hiç bir değer ve hükmü yoktu, o nedenle size yapabileceğim hiç bir şey yok, zaten gücüm de yok, ben de sizlerle birlikte cezadayım" şeklinde anlamamıza engel olan bir yönü yoktur. Hatta aksine bu manayı güçlendiren tefsirler vardır.

Sizi kırmak istemem ama abarttığınızı ve gereksiz bir hassasiyet gösterdiğinizi size iletmek zorundayım.

2- Bu söz ahiret alemine ilişkin olduğuna göre orda vebal ve teklif yoktur. İblis'in doğruyu ya da yanlışı söylemesi, söyletmesi, teklif etmesi, tuzak kurması vs. bunların ahiret ahvaline etkisi olmayacaktır. Esasen İblis'e böyle bir fırsat verileceğini de duymamışız.

Ahiret ahvaline ait bir ifadeyi okuduğumuzu bilmekle ve İblis'in şerrinden Allah'a sığınmakla bize de bir vebal yoktur. Söz ne olursa olsun. Bize buradan çıkacak olan bir ders ve ibrettir: Ahirette Şeytanı (İblis'i) suçlamakla cezadan kurtulamayacağız. Artık onu değil kendimizi suçlamamız ona göre tedbir almamız gerekir. O nedenle onun doğru ya da eğri sözü bir mikyas olamaz bizim için. Üzerinde durmaya değmez.

3- ''Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaadettim, ama size yalancı çıktım" İblis kendisini yalancı olarak niteleyerek sözünü peşine ekliyor: "Beni Allah'a (vaadlerde) ortak koştunuz. Ama ben yalancı olduğum için bunu şimdi anlıyorsunuz. " şeklinde de düşünsek sonuç değişmiyor.

İblis'in yalancı olduğu ortadadır ve yalancıya hiç bir sözünde itibar ve itaat edilmez zaten. Onun Allah'a ortak koştuğunu inkar ya da kabul etmesi, her ikisinde de yalancılığı göz önüne alınır. Vurgu yalancılığınadır.

4- İbn Cüreyc de der ki: Ben, bugün dünyada iken iddia ettiğiniz Allah'a şirk ve ortaklık iddiasını İnkâr ediyorum. Bu yöndeki açıklamalar da gösteriyor ki İblis, hakikati bile bile, inadi olarak insanları saptırmıştır. Burada ortak koşan İblis değildi, İblis'e kanıp ona tabi olanlar İblis'i Allah'ın vaadine ortak tutmuşlardı. İşte o gün, ne yaptıklarını ve neden cezlandırıldıklarını İblis onlara bir kez daha izah ediyor. Zanlarının ve fiillerinin kendilerini ilgilendirdiğini onlara hatırlatıyor.

Kısaca İblis asidir ama müşrik değildir. "Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim" Bu sözle bu vasfını izah ediyor. Böyle düşünürseniz, söz çelişkili ya da tehlikeli değildir.

5- Fahruddin Razi Hazretleri pek açık biçimde düğümleri çözüyor zaten:

"İblis'in küfrü, kendisine tabî olanların küfründen önce idi"

Orada ifade edilen "öncelik" "sonralık" küfre düşme ve şirk koşmanın zamanlamasıyla ilgilidir. Mahiyetiyle ilgili değildir.

"Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim"

"evvelce" yani "önceden" demek, önce ben vesvesesiz kimseye uymadan küfre düştüm; siz ise benim vesveselerime uyarak ortak koştunuz anlamına da tefsir edilmiştir yani. Bu durumda sizin şirkinizden dolayı benim mesul tutulmam, sizin beni suçlamanız, suçu benden bilmeniz boşunadır. Arada bir silsile illiyeti yoktur. Hani sebeb olan işleyen gibidir anlamında bir mesuliyet benim için söz konusu değil demek istemiştir.


Allah en doğrusunu bilir.

Sonuç: Kafanızı yorduğunuza değmez.

Ve's-selam





Şimdi En başta şu hususu belirtmeliyim ki Polimik yada tartışmalara asla katılmayacağım ve bir daha da bu tarz uslübu olan amacı üzüm yemek değil bağcı dövmek olan zihniyetteki insanlara da cevap vermeyeceğm lakin meydanı boş da sanmasınlar bu suskunluğum sadece konuşmamdan bir fayda hasıl olmayacağını bilmemdendir cevaplarımı sadece anlamak isteyen bu yola gönül vermişlere vereceğim diyerek konuma geçiyorum.

Yukarıda yazılan cevabın hangi bir tarafına cevap yazacağımı bilemedim çünkü nereye yazacak olsam bir derya deniz karşıma çıkıyor, buna ne vaktim ne de işim elveriyor dolayısı ile sadece en temel konulara cevap vereceğim gerisini Allah hidayet eylesin diye niyazda bulunacağım ;

1- Daha en temel mantıksal kavramlardan uzak bir yaklaşım söz konusu yazımda bütün mealler ve tefsirler hatalı demedim bir kısmı doğru büyük kısmı yanlış dedim dolayısı ile bu sözlerimin doğru olan meallere tesir etmediği ortadadır, fakat bazı meallerde açık olarak yanlış yazıldığı ortadadır , nitekim bana cevap yazan şahsın cevabında Esasen beni, evvelce taatlarınızda[/u] Allah'a ortak koşmanızı da inkâr etmiştim[/b]" şeklindedir. Buna göre ayet şu manayadır: "İblis, tabî olan bu insanların, bu âlemin idaresinde kendisinin Allah'ın şeriki (ortağı) olduğuna inanmalarını da kabul etmemiş, inkâr etmişti.[/b]" Yahut şu manaya da olabilir: "[b][u]Onlar, hayır amellerde Allah'a itaat ettikleri gibi, şer (kötü) amellerde de iblis'e itaat ediyorlardı. İşte, ortak koşmaktan murad budur"'
Benim itiraz ettiğim ve hakikate de aykırı olan mana budur .Burada evvelceden kasıt dünyada demektir ve dünyada yani İMTİHAN ALEMİNDE yani insanların cinlerin yaptıkları amelle cennete yada cehenneme gidecekleri bir durumda şeytanın Allah'a ortak koşmadığı ifade edilmektedir. Oysaki şeytan şirk ehli ve Allah'a ortak koşan bir yaratıkdır, insanı da vesvese ve desislerle kandırıp aaynı yola sürükleyen yine odur nasıl olurda böyle bir mana verilebilir ve bunu destekleyici tarzda yazı yazılabilir.
Ayrıca eğer burada anlatılmak istenen maksat itaatsa ki oda yanlıştır ama o zman meallere direk ittat koşmanızı diye yazsalarmış hepsinde ortak koşma tabiri var. İtaatla ortak koşma birbirinden çok farklı basit bir sözlükten baksanız dahi uçurumlar var arasında meali öyle yazıp açıklamaya itaat demek ne demek oluyor hangisi doğru hangisi yanlış ? ...

Gelelim Benim kafamı boşa yorduğum mevzuuna . Bir tek meal ve tefsirde bile böyle bir yanlışlık yapılması kabul edilebilir bişey değilken birçok meal ve tefsirde yapılan bu yanlışlığı yazmama BOŞ demenizi üstüme alınmıyorum. Çünük bana bunu bildiren gösteren yazdırtan konuşturtan HAk'dır. Lafınız sözünüz Hakka gitmiş olmaktadır bende şahsi olarak hakkımı helal etmeyeceğim .

2. yazdığınız maddeye cevap bile vermeyeceğim ben ne anlatmışım siz ne anlamışsınız demek ki ortada gaybi bir perde bir kalkan var benim sözlerim aklınıza ulaşıyor ama kalbinize ulaşmıyor bu durumda saatlerce yazsam dahi fayda vermez kalp sahibi olmayı niyaz ederim.

Son olarak da şunu ifade edeyim Bizim yolumuzda delil Hak'dır. 100 kişiye sorulduğunda 100 kişinin aynı cevabı vermesi delil olmayacağı gibi kimsenin kabul etmemesi de delillikten çıkarmaz. En basit örnek Galileo'nun dünya yuvarlaktır dediğinde afaroz edilip sürüldüğü zamanda 100 kişiye sorsaydıznı dünya düz derdi o zaman onlar mı Haklıydı Bu durumda bunun aynısıdır umarım akıl başa ölmeden önce gelir .

Oradan buradan kopyala yapıştırla cevap yerine tefekkür edilmiş üzerine düşünülmüş cevaplar gelmesi beni mutlu ederdi , itiraz olsun ama biraz içinde tefekkür olsun biraz iyi niyet biraz gerçeği arama isteği olsun . Son sözüm budur, Gerçekten cevabı arayanlara gücüm yettiğince cevap vereceiğim gerisinin bu sofrada yeri yoktur.

Şeytanın müşrik olduğunun ispatını da vaktimin elverdiği en kısa zamanda bir yazı ile yazıp asacağım İnşaAllah.

nazamarus
selam
kardeşim
Kuranı anlamaya çalışmak ne güzel ben musaf diyorum kurana çünkü
Allah katından kitap olarak inmedi zikir söz olarak indi yani sonradan insan yazması oldu dediğin gibi içinde çok hata bulabilirsin ama anlamak için tek ayetle konuyu anlayamazsın ve kuran bütündür surelerde ayrı ayrı konulardan bahsedilir tercüme ederken tabi yanlışlık olabilir onun için konun nereden başlayıp bittiğini bilirsen rahat anlarsın .Saygılarımla

aşağıda
19.20
(Habibim) görmedin mi Allah gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır dilerse sizi yok eder de yerinize yepyeni bir topluluk getirir Bu Allah için güç değildir
21.22.23
(kıyamet gününde) İnsanların hepsi Allahın huzuruna çıkar Orada zayıflar büyüklük taslayanlara
Biz
size uymuştuk şimdi siz bizden Allahın azabından az bir şeyde olsa uzaklaştırıp kaldırabiliyor musunuz Onlarda Allah bize hidayet verseydi bizde size doğru bir yol gösterirdik şimdi sızlansak da sabretsek de Bizim için sığınacak hiç bir yer yoktur
İş bitince
Şeytan ateşte olanlara der ki
şüphesiz ki
Allah size gerçek söz vermişti Bende size söz verdim Ama size yalancı çıktım Zaten benim nüfusum yoktu Yalnız sizi çağırdım siz de hemen bana uydunuz kusuru bana yüklemeyin kendinizi kınayın Ben sizi kurtaramam siz de beni kurtaramazsınız
zaten
daha öncede ben beni Allaha eş koşmanızı tanımamıştım
muhakkak ki
zalimlere acı bir azap vardır
İman edip de güzel ve faydalı işler yapanlar Rablerinin izniyle altlarından ırmaklar akan cennetlere konulacak orada ebedi olarak kalacaklar onların orada iyi temennileri Selam sözüdür
24.25.26.27
Allahın nasıl bir örnek getirdiğini görmedin mi
Güzel bir kelime kökü sabit dalları yukarıda olan güzel bir ağaç gibidir Ki Rabbinin izniyle Meyvasını her zaman verir Kötü söz de topraktan koparılmış kararsız köksüz kötü bir ağaca benzer Allah insanlara düşünüp ibret alsınlar diye böyle örnekler verir
Allah iman edenleri hem dünyada hem de ahirette sabit söz olan takva sözü ile tesbit eder Allah zalimleri şaşırtır dilediğini yapar




karuban
Hak_ul Beyan kardeşim,

Yazımla sizi rencide etmek amacım yoktu. Tersine size yardımcı olmaya çalışmıştım.

Hafif bir tenkidimiz olmuştur, ama buna dahi çok kırıldığınızı ve hakkınızı helal etmeyeceğinizi söylemişsiniz. İnanın hafif tenkid ederken dahi sizi kırmak niyetim yoktu, niye böyle bir tepki verdiğinizi anlayabilmiş değilim.

Netice bu bir müzakeredir. Karşılıklı konuşuyoruz ve bir neticeye varmaya çalışıyoruz. Bu kadar hassasiyet ile müzakere selamet ile sonuçlanmayacaktır.

Siz de beni tenkid edebilirsiniz ki etmişsiniz zaten. Baş göz üstüne.

İki muteber tefsiri zikretmekle yardım etme niyetimi başardığıma da inanıyorum. Malum tefsirler çoktur. İçinde muteber olanları vardır, olmayanları vardır.

"şeytan şirk ehli ve Allah'a ortak koşan bir yaratıkdır"

Siz bu kabul ile olaya yaklaşıyorsunuz. İlk iletiniz de bunun üzerine kuruluydu.

Bunun delilini ortaya koymanız gerekiyor. İblis'in müşrik olduğuna ilişkin Ayet, Hadis, Alim görüşü getirebilir misiniz?


Not: 1-5 olarak maddelendirdiğim görüşler kopyala yapıştır değildir, bendenize aittir. Beni Hak konuşturuyor demişsiniz. Bizi de Hak konuşturyor dersek bir neticeye varmak mümkün olur mu sizce? Öyle ya, sizi konuşturan neden bizi de konuşturmasın, ayrıcalığımız nedir? Bunları bırakalım da konuyu nakilli olarak neticeye bağlamaya çalışalım. Faydalı olan budur.
Hak_ul_beyan
EuzubilAllahimeşeytanirRaciym BismillAllahirRahmanirRahiym

Şeytanın şirk ehli olduğu hususunda

Allahu Teala sure-i zat diyede ifade edilen İhlas surei celilesinde 1 ve 2. ayetlerde ne olduğunu
,3. ayeti kerimede ne olmadığını 4. ayeti kerimede ise bu üç ayeti kerime neticesinde ne olduğunu
bildirerek tefekkür ve tezekkürle kamil manada bilinmesinin yolunu öğretmektedir.Yani Mübin Sırrı
gereğince 1. ve 2. ayeti kerime ile Hakkı Hak olarak bileceğiz 3. ayeti kerime ile batılı batıl
olarak bilip Hak manadan ayırarak ,4. ayeti kerimenin manasını tefekkür ve tezekkür ederek Adem olmuş
bilenlere sorarak veya araştırarak kamil manada bilip,bulup,olacağız. Bu Allah ve Resulunun bize
öğrettiği doğru olan tefekkür metodudur. Hak ve batıl diye ifade edilen ifade edilen kavramların somut
hali nedir diye sorulursa Hak Adem, batıl ise İblisi Lain olan şeytandır.
Bakara suresi 34. ayeti kerime
Yine Hatırla ki biz meleklere «Ademe secde edin» buyurdukta şeytandan başka hepsi secde ettiler.Şeytan
secde etmekten kaçındı kibire kapılarak kafirlerden oldu.

İsra 61. ayeti Kerime
Yine hatırla ki, biz meleklere: « Ademe secde edin » demiştik; derhal secde ettiler, fakat iblis: «Ben,

bir çamur halinde yarattığın kimseye hiç secde mi ederim!» dedi.

İsra 62. ayeti kerime
Dedi ki: «Bana haber ver, şunu ki, benim üzerime mükerrem kıldın. Yemin ederim ki, eğer beni Kıyamet
gününe kadar tehir eder isen elbette onun zürriyetini, birazı müstesna olmak üzere mutlaka hakimiyetimin
altına alırım.

İsra 63. ayeti kerime
Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Tam bir ceza!

İsra 65. ayeti kerime
Benim Sultan (has) kullarım varya senin onların üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur.Rabbin ise vekil
olarak yeter

Şimdi bütün bu ayetler ışığında tefekkür edecek olursak burada 2 HAk 1 Batıl var.
1. Hak tecellisi Adem ,Adem kimdir ? Adem ben yokum Hak var diyen sahte benliği Hakkın benliğinde yok
olmuş , Allah bilgisine sahip ,kimsenin bilmediklerini bilen ve Allahımızın halifesi olan kendisine
secde edilmesi emiredilen Zatı Ala. Yani Allahımız c.c. Ademe itaatın kendisine itaat olduğunu ,Ademin
anlattığı, öğrettiği şeylerin Aynı Hak olduğunu buyuruyor. Daha somutlaştırırsak Adem kimdir ? Adem
Adem A.S dan Hatemin Nebi (S.A.V) efendimiz dahil bütün Nebi, Resul ve Mürsel efendilerimiz ile
ResulAllah S.A.V efendimizin şanlı Ehl-i Beyti ve vasisi olan zatı Alalardır.


2. Hak tecellisi ise Ademe secde eden melaike hazeratıdır.

Bakara 30. ayeti kerime

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni

tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın?

dediler. Allah da onlara : Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

Bakara 31. ayeti kerime

Allah Âdem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık

iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.

Bakara 32. ayeti kerime

Subhânsın Yarab! Bizim için senin bize bildirdiğinden başka ilim ne mümkin, o alîm, hakîm sen, şüphesiz

sensin» dediler

Bakara 33. ayeti kerime

Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini

bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da,

gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.

Yukarıdaki ayeti kerimeler iyice tefekkür edilirse ; Allahu teala Arzda bir halife yaratacağım diye

buyurmadan evvel ; Melekler ,Allahı hamd ederek ve noksanlıklardan münezzeh bilerek tazim ve ibadeti yeterli görüyorlardı. Bakara 33. ayeti kerimede bildirildiği üzere Adem, meleklerin bilmedikleri şeyleri tam
olarak bildirince melekler tam olarak bildirince melekler tam bir inançla Ademi Ayn ı Hak bilerek secde
ettiler .Yani bütün sözlerini Hakkın sözleri bilip , halifeliğini muhabbetle kabul ederek itaat ettiler.
Bu durum melaike hazeratının tekmil almasına sebeb oldu.

Gelelim Batıla Batıl == > İblisi lain olan şeytan: Tefekkür edersek Allahu Teala Arzda bir halife
yaratacağım diye buyurmadan evvel ; Azazil ismi ile cinnilerden olup kendisini alim ve ibadet ehli olarak
görüp kendini beğenen ve şöhreti olan bir yaratık .... Yukarıda İsra surei celilesi 61 ve 62. ayeti
kerimelerde bildirdiği üzere Meleklerin hilafına Ademe secde etmedi ve Benden şerefli kıldığın bu kim
oluyormuşbana haber ver . Ben bir çamur olarak yarattığın bir kişiye secde edermiyim dedi. Ayrıca kendisinin ateşten yaratıldığını Araf 12 ve kendisinin daha hayırlı olduğunu iddia etti. Araf 13 Allah: «Hemen in oradan, orada büyüklük taslamak ne haddine, haydi çık; çünkü sen alçaklardansın ,
kıyamete kadar mühlet aldıktan sonra
Araf 16 ayeti kerimesinde

İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru
yolunun üstüne oturacağım.

Araf 17 ayeti kerimede

«Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların
çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!» dedi.

Araf 18. ayeti kerimede

Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin
hepinizi cehenneme dolduracağım

Şimdi daha detaylı olarak inceleme yaparsak Şeytan
1- Allah'ın emrini beğenmiyor uygulamıyor
2- Kendi sahte benliğinin , Nefsi emmaresinin sesini dinliyor. Kendisinin ateşten yaratıldığını , üstün
olduğunu iddia ederek topraktan yaratılan Ademi hor hakir görüyor
3- Benden şerefli kıldığın bu kim oluyormuş diyerek kendisinin halife olması gerektiğini ima ediyor. Yani
Nefsinin heva hevesine uyarak kendisinin hayırlı olduğunu iddia ediyor.
4- Tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet talep ediyor ve pek azı müstesna kendine bağlayacağını
söylüyor.
5- Kendi kibirli azgınlığının isyanının , suçunu kendinde görmeyip allahu Tealaya " Sen beni azdırdın
"diye
alçakça karşı geliyor ve lanetlenerek kovuluyor. Alçak vasfını alıyor.
6- Allahu Teala ; şeytanı , kendisine bağladıkları ile beraber cehenneme dolduracağını buyuruyor.

Böyle bir yaratık her türlü kötülüğün simgesidir. Çünkü tevbe etmiyor . Ademde meleklerde tevbe ettiler
yani hatalarını ve yanlışlıklarını nefislerine verdiler. Allahımız güzel isim ve sıfatlarıyla
övdüler. (Bu mevzuunun daha çok incelikleri vardır).Şeytan ise tam tersini yaptı. Kendi nefsi emmaresinin
sesini dinleyerek Allahımızın seçtiği melaike hazeratının ilmiyle, haliyle hayran kalarak secde ettiği
Ademden kendisinin hayırlı olduğunu iddia etti. nefsi emmaresini heva ve hevesini , sahte benliğini Allaha şirk koşmuş oldu.

El Casiye 23. ayeti kerimede Allahımız buyuruyor
Heva ve hevesini ilah edinen ilim sahibi olduğu halde Allahın şaşırttığı, kulağını ve kalbini
mühürleyip gözüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü?artık onu Allahdan sonra kim yola getirir? Hâlâ da
düşünmezmisiniz?

Yusuf 53. ayeti kerime Nefsi emmare hakkında

Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka.
Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir
Demekki neymiş Nefsi emmare her türlü kötülüğü , şirk de bir bir kötülük olduğuna göre en basit mantık
yolu kullanarak şirki de emrettiğini anlamış olduk. Nefsin heva ve hevesine uyanlar hemde ilim sahibi iseler
yani şeytan gibi ilmini heva ve hevesini ilah edinirlermiş yani şirk koşarlarmış.

Şems surei celilesi 10. ayeti kerimede buyurulduğu gibi
Nefsini noksana düşüren de hüsrâna uğramıştır.

Şeytan " pek azı müstesna olmak üzere " kendine bağlayacağını iddia ediyor. Burada bağlamak Allahtan başka kendisine kul köle etmek demektir . Demekki kendisini Allaha şirk koşuyor .

Şeytan kendisinin ateşten yaratıldığını , dolayısı ile Allahu Tealanın topraktan yarattığı Ademden
üstün olduğunu bir bilgisi delili olmadan zannıyla iddia ederek ateşi şirk koşuyor. Şeytanın kendine
bağladıkları insandan ve cinlerden olana kişiler ins şeytanı ve cin şeytanı diye adlandırılırlar.
Bunlara libaslı ve libassız şeytan ismi de verilir. Bunlar şeytanın aynıdır. Siz bu gibi
kişilere şirk ehli değildir diyebilir misiniz?
Enam 112. ayeti kerimede

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine
yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle
başbaşa bırak.

Demekki ins ve cin şeytanı var.




Şimdi önemli bir delil daha veriyorum,
Enam 121 . ayeti kerimede Allahımız buyuruyor

Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de

şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz

şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz

Demekki neymiş ŞEYTANLAR VE DOSTLARI GİBİ ŞİRK EHLİ OLUNURMUŞ ................


Müşrikler ; Hem Allah'a kendi zanlarınca inanırlar hemde ona birşeyleri şirk koşarlar
en büyük şirk putu kişinin nef putudur . yukarıda daima kötülüğü emireden Nefsi Emmareden
bahs edildi . Bu hususta imamı gazaliden başlayarak Erzurumlu İbrahim hakkı Hzlerinin
marifetnamesi ve gittikçe ağırlaşan tasavvufi kaynaklara bakarak bu hususta bilginizi arttırmanızı
tavsiye ederim

İbrahim süresi 22. ayeti kerimedeki meal hatasını yazarken 38 adet tefsir ve meali incelemiştim
listesi de var bunlardan 10 tanesi doğru meallendirilmiş. Yani yaklaşık 3 yanlışa bir doğru
doğru meallendirenlerden bir örnek vereyim Şemseddin Yeşil Hz.lerinin Füyuzat isimli tefsiri.
Dikkatli okumanızı tavsiye ederim. Bazı isimlerin meşhur olması yanlışlığı değiştirmez. Bu eserlere
sizin yazınız neticesinde bakmadım bu sizin art niyetli zanni bir yaklaşımızdır. Tövbe etmenizi
ve şeytanın durumuna düşmemenizi tavsiye ederim. Ayrıca delilleriniz kuvvetli değilken bazı
isimlere güvenerek " şeytan şirk ehli değildir " demeniz sizi şeytanın avukarı yapabilir.


Allahımız kuranı kerimde hacc 78. ayeti kerimede buyuruyor .

Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız
İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki,
Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru
kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! demekki müslümanlar Nasa şahit oluyorlar yani biribirimize ve Allahımızın bütün yarattılarına
şahidiz .bu şahitlik müspet yada menfi manadadır. Adem olan Peygamber efendimiz ise hepimizin
üzerine şahit oluyor. Onun için "Şeytanın avukatlığını yapıyor" diye şahit olmamamız için
edebinizi takınarak hüsnü zanla doğruya yaklaşınız ....

Son bir misal vererek bu konuyu kapatıyorum ResulAllah S.A.v efendimiz müşriklere gönderildi,
muhatap olduğu kişiler müşrik idi. Müşriklere sizi arzı ve ondaki varlıkları, 7 kat semayı
ve arşı kim yarattı, sizi kim rızıklandırıyor, herşeyin hükümdarlığı elinde bulunan daima
himaye eden ve himayeye asla muhtaç olmayan kimdir ? gibi sorular sorulsa Allahtır diyeceklerdir
( Müminin 84-89 , Ankebut 61 ,Lokman 25, Zümer 38 , Zuhruf 87 vb.... gibi ayeti kerimelere bak)
Demekki müşrikler Allaha zanni olarak inanıyorlar ama Adem olan halifetullah olan Peygamber ( A.s)
ye inanmıyorlar. İşte şeytanın aynısı olan kişiler .Allahımız ise Ademin yani şanlı peygamberinin
anlattığı , yaşadığı , hallendiği Allaha inanmamızı istiyor. Ona itaati kendisine ittaat olarak
kabul ediyor. Başka türlüsünü etmiyor. Netice olarak şeytan ; İnsandan olsun cinden olsun yaratıkların
en kötü ve şerlileri olup bütün kötü vasıflarıyla beraber aynı zamanda şirk ehlidirler .Allahla da
kandırarak her kılıkta karşımıza çıkarlar ayrıca insanın içindeki nefsi emmaresi şeytanın aynıdır.
İnsanın apaçık düşmanıdır . Düşmandan korunmak onu iyi tanımakla olur.


Şimdi Hakkın kimden çıktığını ve aradaki farkı anladınız mı ? sanmıyorum ama ........






Abdul Kadiri Geylani Hazretlerinden Fethurrabbani gizli şirk isimli yazıyıda buraya ekliyorum

Gizli Şirk (Putperestlik)
Ey oğul! Sen hiçbir şey üzerinde değilsin. Senin
müslümanlığın da sıhhatli değil. İslam, üzerine
bina kurulan temelin ta kendisidir. Senin şehadet
getirmen de tam olmamış, eksik. Zira dilinle Lâ
ilâhe illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur”
diyorsun, fakat kalbinle bunu yalanlıyorsun.
Kalbinde, içinde birçok ilâhlar var. Senin, devlet
büyüklerinden ve mahalli idarecilerden korkman,
içinde birer ilâhtır. Kendi çalışmana, kendi
kazancına, kendi gücüne kuvvetine, kendi kulağına,
kendi gözüne, kendi zorbalığına güvenmen, içinde
birer ilâhtır. Zararı, faydayı, bir nimete nail olmayı
bir nimetten yoksun kalmayı insanlardan bilmen,
içinde birer ilâhtır. İnsanların çoğu, kalpleriyle, işte
bu saydıklarımıza güvenirler, dayanırlar. Fakat
kendilerine sorarsan, Allah’a dayanıp
güvendiklerini söylerler.
Lâ ilâhe: “Hiçbir ilâh yoktur,” dediğin zaman,
bununla toptan bir reddi (nefyi) onaylıyorsun.
İllallah: “ancak Allah vardır,” dediğin zaman ise,
yine Allah için toptan bir kabulü (ispatı) onaylamış
oluyorsun. Bu durumda, her ne zaman kalbin,
Hak’tan gayrı bir şeye dayanır, güvenirse; o zaman
yukarıdaki külli ispatında yalancı durumuna
düşmüş, yani kendi kendini yalanlamış oluyorsun.
Kendisine dayanıp güvendiğin o şey de, senin
ilâhın oluyor. Gerçek ve fiili durum budur. Zahire
itibar yoktur.
Kalbinde birçok ilâh varken, sen nasıl Lâ ilâhe
illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur,” diyebilirsin?
Allah’tan başka güvenip dayandığın her şey, senin
putundur. Kalbinde şirk, yani ortak koşma
bulunduğu müddetçe, dilinle Kelime-i Tevhid’i
söylemen sana fayda vermez. Kalp pis oldukça,
bedenin temiz olması sana yarar sağlamaz.
Tevhid ehli, şeytanını ezer. Şirk ehlini ise
şeytanları ezer. İhlas, sözlerin de, amel ve fiillerin
de özüdür. Zira gerek sözler, gerekse fiil ve ameller
ihlastan, içtenlikten yoksun bulundukları an, özü
olmayan birer kabuk, birer posa haline gelirler
Kabuk ve posa ise ancak ateşte yanmaya yarar;
ateşte yandıktan sonra iş görecek hale gelir.
Ey ahali! Nefsleriniz uluhiyet (ilâh olma)
iddiasında. Fakat sizin bundan haberiniz yok. Zira
nefsleriniz, Hakk’a karşı büyükleniyorlar,
kibirleniyorlar. Onlar, Allah’ın muradının gayrını
istiyorlar. Onlar Allah’ı sevmiyorlar, bilakis, O’nun
düşmanı lanetlik şeytanı seviyorlar. Allah’ın ezelde
takdir ettiği kaderleri gelmeye ve vuku bulmaya
başladığı zaman, olanlara boyun eğmiyorlar, teslim
olmuyorlar, sabredip tahammül göstermiyorlar.
Bilakis itiraz ediyorlar, kaderle çekişiyorlar.
İslam’ın hakikatinden onların haberi bile yok.
Senin kendisine güvenip ümit bağladığın her şey,
senin ilâhındır, mabudundur. Kendisinden
korktuğun veya kendisine ümit bağladığın her şey,
senin ilâhındır, mabudundur. Esas sebep olan
Allah’ı tamamen unutarak, zararın da, faydanın da
kendisinden geldiğini kabul ettiğin her şey, senin
ilâhındır, mabudundur. Fakat kısa bir süre sonra
görürsün sen. Allah, kendisini bırakıp da
güvendiğin ve bağlandığın ne varsa hepsini alır.
Şu hususu iyi bil ki, bütün eşya, sadece Allah’ın
hareket ettirmesiyle hareket eder, durdurmasıyla
durur. O’nun iradesi ve kuvveti olmadan, ne duran
bir şey harekete geçebilir, ne de hareket etmekte
olan bir şey durabilir. Kişi bu hususu böylece bilip
kabul eltiği zaman, artık insanları ve diğer
varlıkları Allah’a ortak tanıma yükünden ve
suçundan kurtulur. Allah’a şirk koşmaz.
Melekler içinde resim, suret bulunan eve
girmezlerse, içinde bir sürü suretlerle putlar
bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah’tan
gayrı her şey bir puttur. Öyleyse sen, putları kır.
Evi temizle.
Ey dünyaya kulluk edenler! Ey ahirete kulluk
edenler! Siz, Allah’ı da, dünyayı da, ahireti de
bilmiyorsunuz. Kiminizin putu dünya. Kiminizinki
ahiret. Kiminizinki insanlar. Kiminizinki zevkler,
nefsani arzular. Kiminizinki övülme, halktan tasvip
görme, alkış toplama.
Allah dışında her şey, bir puttur. Kişi Allah’tan
gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun
putudur.
Senin bütün umudun insanlar. Her şeyi onlardan
bekliyor, onlardan umuyorsun. Korkun da
onlardan. Hep onlardan korkuyorsun. Bu hal,
Rabbine şirk koşmaktır, ortak tanımaktır.
Bu zaman, ahir zamandır. Bu zamanda çoğu
insanların mabudu, paradan ibarettir. Bu zaman
insanlarının çoğu, Musa Aleyhisselam’ın kavmine
benzedi. Yahudilere benzedi. Onlar, altın buzağıyı
kendilerine mabud edinmişlerdi. Bu zamanın
insanının altın buzağısı da paradır. Parayı kendine
mabud edinmişsin, Rab edinmişsin. Paraya
tapıyorsun. Senin Allah’ın para.
Hükümdarlar, devlet büyükleri ve ikbal sahipleri,
halktan birçoğunun nazarında birer ilâhtır. Dünyevî
imkânlar, zenginlikler, sıhhat, afiyet, kuvvet ve
kudret, birçok insanların nazarında birer ilâhtır.
İnsanların birçoğu, bunlara ve benzeri şeylere
taparlar...
Dünya zorbalarına, zenginlerine, firavunlarına ve
hükümdarlarına saygı gösterip Allah’ı unuttuğun
ve O’na saygı göstermediğin takdirde, senin
hakkındaki hüküm de, putlara tapanlar hakkındaki
hüküm gibidir. Sen de putuna saygı gösterenlerden
olursun. Putlara kulluk etme, onları yaratana kulluk
et. İşte o zaman, putlar sana boyun eğecektir.
Sen, namazda iken bile yalan söylüyorsun. Mesela
namaza dururken ve gene namaz sırasında, “Allahu
Ekber” (Allah her şeyden büyüktür) diyorsun.
Böylece yalan söylemiş oluyorsun. Çünkü senin
kalbinde, Allah’tan başka bir ilâh vardır. Kendisine
güvenip bağlandığın her şey, senin ilâhındır,
mabudundur. Kendisinden korktuğun ve kendisine
ümit beslediğin her şey, senin ilâhındır, taptığındır.
Kendisinde Allah’tan başka bir şey bulunduğu
müddetçe, senin kalbin için kurtuluş yoktur. Eğer
sen, taşlar üzerinde Allah’a bin yıl secde etsen,
değil mi ki kalbinle O’ndan başkasına yöneliyorsun, sana bu secdeler hiçbir fayda
vermez. Mevlâsından başkasını sever oldukça, o
kalp için iyi bir akibet yoktur. Allah’tan başka her
şeyi kalbinden yoketmedikçe, saadete eremez,
bahtiyar olamazsın.
karuban
Yazınızda "İblis'in (Azazil'in, Şeytanın) müşrik olduğuna" dair tek bir delil dahi yoktur. Bir takım Ayet-i Kerimeleri sıralayıp kendi anladığınızı tevil olarak yazmışsınız. Mesele zaten sizin anladığınızdan çıkıyor. Sizin anladığınızı tekrar yazmanız netice sağlamıyor malesef.

Ben size kendi anladığınızı sormadım. İblis'i şirk ile itham eden Ayet, Hadis ve Alim var mı diye sordum. Özellikle alim diye ekledim ki yani her hangi bir Ayet ve Hadis'e dayanarak bu nitelendirmeyi yapan alim var mı öğrenelim anlamındaydı.

Yazınızda İblis'in merdut (reddedilmiş) olduğu, kibre kapıldığı, kendini beğendiği, ilmine görüşüne aldandığı gibi hususiyetleri vardır. Bütün bunları bir Müslüman da işleyebilir. İşlemekle müşrik olmaz, günahkar olur, asi olur. Müşriklikle günahkarlığın farkını izah etmeye lüzum var mıdır?

"Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz"

Bu Ayet-i Kerime'de Şeytanlar değil, onlara uyanlar, hatta Şeytanın dostlarına muhtemelen Kafirlere boyun eğenler Müşrik olarak nitelendiriliyor. Aradaki farkı düşününce çıkarabileceğinizi zannediyorum.

Geylani Hazretlerinden alıntı yapmışsınız. Orada da İblis'i şirk ile niteleyen tek bir satır yok. Gizli şirk, Başkasından umma ve korkma, kendini beğenme vs. Müslümanın da düşebileceği hastalıklardır. Ki zaten, "ey oğul" diye Müslümana hitap ediyor Geylani Hz. ve Müslümanları kalb hastalıklarına ve nefs-i emmareye karşı uyarıyor, onlara nasihat ediyor.

Abdulgadir Geylani Hz.'nin alıntıladığınız bu yazısı harikadır. Hakikattır. Başımız üzere. Bu alıntıyı özellikle Tasavvufa karşı çıkanların dikkatli biçimde düşünerek okumasını tavsiye ederim.

Siz, "İblis, müşriktir" kabulünüzü tevilsiz delillendirinceye kadar bekliyorum.

Ves'selam.


Not: İblis'i savunmuyorum. Lütfen niyet okuması yapmayınız. O Ayet-i Kerimede denilenin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışıyorum.

Ayet-i Kerimenin meallerine bir kez daha bakarsanız; Şeytanın (İblis'in) kendisini Müşrik olarak nitelendirilmesini değil, muhataplarının kendisini Allah'a ortak koşmalarını inkar ettiğini göreceksiniz. İnkar edilen nedir: Muhatapların Şirki. Yoksa Şeytanın şirki değil!

Ortada bir çelişki, bir tehlike yok, gereksiz bir hassasiyet dediğimiz de bunun içindi zaten... Bu hususu kaçırmadan İblis'in Müşrik olup olmadığını bir anlayalım hele. Merak ettim.
Hak_ul_beyan
Şimdi önemli bir delil daha veriyorum,
Enam 121 . ayeti kerimede Allahımız buyuruyor

Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de
şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz
şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz

Demekki neymiş ŞEYTANLAR VE DOSTLARI GİBİ ŞİRK EHLİ OLUNURMUŞ ................

"Bu Ayet-i Kerime'de Şeytanlar değil, onlara uyanlar, hatta Şeytanın dostlarına muhtemelen Kafirlere boyun eğenler Müşrik olarak nitelendiriliyor. Aradaki farkı düşününce çıkarabileceğinizi zannediyorum."

En basit mantık kuramını bile kurmaktan aciz olmaktan Allah'a sığınırım ,şeytanın dostu olmak ne demektir Allah kuranı kerimde direk şeytana tapmayınız diyor (yasin suresinde) , yani şeytanın dediğini yapmak ,
hukukda bile kiralık katil ceza alır ona emir veren de ceza alır. Yani kiralık katile emir veren bu olaydan azl edilebilir mi ? Neyse boşa yazıyorum ......

En açık ayet bu ama sizin anlamaya dinlemeye niyetiniz yok, siz ne desem kabul etmeyeceksiniz ne getirsem delilden saymayacaksınız .....artık bu noktadan sonra sizi Allah'a havale ediyorum , nasıl ölse ölüm var ,açık yazılan ayeti bile delil saymayan bir zihniyete benim diyeceğim bir söz yoktur , bunun için tefsire gerek yok net yazıyor ayetde.

Şirk en büyük günahtır , Nisa 48. ayet

"Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur"

siz şeytanı şirk ehli yapmayarak berat ettirmeye mi çalışıyorsunuz? Amacınız nedir ? Lain müşrik olmadığı zaman neyi ispat etmiş oluyorsunuz ?

siz kendi alimlerinizle haşr olursunuz inşAllah bende benimkilerle ,
Artık size hiçbir cevap yazmayacağım ben yazacağımı yazdım,

Sizin doğrunuz size benim doğrum da banadır yarın ahiret gününde mahkemeyi kübra da herkesle
alacağımızı alır vereceğimizi veririz Bakalım orada da bu kadar rahat konuşulabilecek misiniz göreceğiz çok yakında......................

Zaten Yasin suresinde yazdığı gibi

kendilerine Rablerinin ayetlerinden her hangi bir ayet de gelse, mutlaka ondan yüz çevire geldiler.

O halde onların lâkırdıları seni mahzûn etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da

Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.

Dua edin de bu ayetleri de kendi yorumuma göre yorumlamış olayım
eğer yorumlamadıysam ve ben Haklıysam bana yaptığınız bu muamele ve suçlamaları
affetmeyecek Hakkımı helal etmeyecek ve Mahkeme i Kübrada ya siz beni ya ben sizi bu kadar net olarak
direk yüzünüze söylüyorum ......

Allahım şahid ol , Allahım şahid ol, Allahım şahid ol .....


karuban
Kendinizi epeyce bir büyütmüşsünüz. Karşınızdakileri ise küçümser bir tavrınız var. Dikkat edin büyüklenme güzel bir sıfat değildir.

Size sadece abartıyorsunuz ve gereksiz bir hassasiyet gösteriyorsunuz dediğim için bu kadar duygulanıp heyecanlandınız. Hayret doğrusu! Gören de sizi küfürle falan suçladığımı sanacak!

İşi ahirete bırakacağınıza burda halletseydiniz, deliliniz nakliniz neyse ikna edecek şekilde verseydiniz ya?

Sizden öğrenmeye çalıştığımı dahi anlayamadınız. Ne diyeyim. Öğretse idiniz memnun olurdum.

Şeytanın Cehennemde cezada olduğu bir Ayet-i Kerimeyi müzakere ederken Şeytanı beraat ettirmeye çalıştığımı söylemeniz de hayli ilginç.

Sıkıntınız var anlıyorum. Yazınızdan, yazdıklarımızı değerlendirmenizden, heyecanınızdan bunu rahat çıkarabiliyorum. Size yapacak bir şeyim de yok malesef. Size hayırlı günler.
Hak_ul_beyan
ALINTI(karuban @ Aug 9 2008, 05:25 PM) *

Kendinizi epeyce bir büyütmüşsünüz. Karşınızdakileri ise küçümser bir tavrınız var. Dikkat edin büyüklenme güzel bir sıfat değildir.

Size sadece abartıyorsunuz ve gereksiz bir hassasiyet gösteriyorsunuz dediğim için bu kadar duygulanıp heyecanlandınız. Hayret doğrusu! Gören de sizi küfürle falan suçladığımı sanacak!

İşi ahirete bırakacağınıza burda halletseydiniz, deliliniz nakliniz neyse ikna edecek şekilde verseydiniz ya?

Sizden öğrenmeye çalıştığımı dahi anlayamadınız. Ne diyeyim. Öğretse idiniz memnun olurdum.

Şeytanın Cehennemde cezada olduğu bir Ayet-i Kerimeyi müzakere ederken Şeytanı beraat ettirmeye çalıştığımı söylemeniz de hayli ilginç.

Sıkıntınız var anlıyorum. Yazınızdan, yazdıklarımızı değerlendirmenizden, heyecanınızdan bunu rahat çıkarabiliyorum. Size yapacak bir şeyim de yok malesef. Size hayırlı günler.




Büyüklenme konusunda sizinle benim aramda Nefsani bir konu olsaydı da ben size laf etseydim Haklısınız derdim ama sizinle benim aramdaki konu benim direk nefsimi ilgilendiren bir konu değil ....
Ayrıca Mahkeme i Kübrada görüşürüz dedim , dua edin ki doğru söylüyor olmayayım dedim , beni küçük görüp hakaret eden sizsiniz bu konuyu boşa kafa yormak olarak nitelendiren sizsiniz bu sizce hakaret olmuyor heralde , ama Allah biz onların kötü amellerini onlara hoş gösteririz diyor demek böyle birşey olsa gerek hem beni siz küçümseyeceksiniz hemde beni suçlayacaksınız yok öyle yağma .........


Kadiri hazretlerinden yazdığım bölümü okudum diyorsunuz ama nasıl okudunuz nasıl anladınız
sanırım sadece görmemek duymamak için okudunuz .....

Ey ahali! Nefsleriniz uluhiyet (ilâh olma)
iddiasında. Fakat sizin bundan haberiniz yok. Zira
nefsleriniz, Hakk’a karşı büyükleniyorlar,
kibirleniyorlar. Onlar, Allah’ın muradının gayrını
istiyorlar.

Burada Hakka karşı büyüklenme açıkça uluhiyet iddiası olarak nitelendiriliyor bunu da kabul etmesiniz ama,
Açıkça yazmış daha ne diyecek Allah akıl vermiş , üstüne de bol bol ne kadar az tefekkür ediyorsunuz diyor,
Allah u Teala herşeyi açıkça yazacak olsaydı Kuranı kerimi yazacak sayfa bulamazdık , o kadar fazla olurdu ki hayatımızca uğraşsak okuyamazdık ama Kuranı Kerim bize tefekkür ufukları açıp şifreleri veriyor gerisini sen düşünüp bulacaksın ...........

Şeytanın Allaha karşı kibirlenip büyüklendiğini ayetlerde açıkça yazmış .... Ama siz bunuda kabul etmezsiniz

Sizin amacınız öğrenmek falan değil , iyi niyetli olduğunuzu da düşünmüyorum , sadece karşıdakini ....

Şeytanı beraat ettirmek derken şirk günahından beraat ettirmeyi kast ettim ki şirk Allah indinde en büyük günahtır , Lanetlenmiş kovulmuş olan şeytanın En büyük günahı işlemediğini düşünmek de ne kadar acip bir yaklaşım. Şirk dışındaki günahları affedebilirim diyor Allah belki şirk günahını işlemeyen Şeytanıda affeder sizin mantığınıza göre olamaz mı ?

Lafınızın nereye gittiğini düşünemeden konuşmak sanırım zamanımızın hastalığı.

Gelelim sıkıntılı olduğum duruma , evet sıkıntılıyım sizin gibilerle aynı dünyada aynı nefesi almak aynı oksijeni tüketmek beni sıkıyor. Cem Yılmazın dediği gibi şu şahıslarda benimle aynı oksijeni soluyor ama vücutlarında ne yapıyorlarsa o oksijene böyle haller çıkıyor..........Ama umudum Haşr da saflarımızın er yada geç ayrılacak olması , umarım ölmeden hatanızdan dönersiniz ... Yoksa mahkeme i Kübrada ya siz beni ya ben sizi ......Siz derken sadece sen değil hepiniz aynı fikre sahip herkesi kast ediyorum . Bu Hak Hakkın Hakkıdır Allahın bir halifesi olarak hududAllahı korumaya çalışıyorum bütün bu heyacanım da bundan çok şükür. Duygusuz olmaktansa duygulu ve heyacanlı olurum daha iyi gerçi bizim Tasavvufta bunu heyecan değil CEZBE derler . Ama bilmem ki nasıl bir duygu hiç yaşadınız mı ? Bir kere yaşasanız hep üstünüzde kalsın istersiniz ama her zaman ki gibi boşa konuşuyorum ........................
karuban
biggrin.gif

Her ne kadar bendenizi "Mahkemeye" vermeyi düşünseniz de ben size teşekkür ediyorum. Sayenizde İbrahim 22'yi inceleme, Tefsirlerine bakma ve böylece yeni şeyler öğrenme fırsatı bulmuş oldum.

Sizinle sağlıklı bir şekilde müzakere edemeyeceğimiz duygusal tepkilerinizden anlaşıldığına göre biz kendimiz devam edelim.

Öncelikle karışıklığı gidermek için meseleyi bir kez daha ortaya koyalım, daha anlaşılır olmaya çalışalım inşallah:


Kıyamet, Haşir, Neşir, Hesap, Mizan hepsi olmuş. Cennetlikler Cennette. Cehennemlikler de Cehennemde.. (Aşıklar ise cemalde smile.gif )... Herkes hükmüne göre ayrılmış. Her şey olup bitmiş; vakit ceza ve mükafat vakti.

Cehennem ehli kendisini bu azaptan kurtaracak bir şefaatçi arıyor. Ve uydukları şeytanların başı olan mel'un İblis'e müracaat ediyorlar ve ondan şefaat istiyorlar. Çünkü İblis de onlarla birlikte cehennemdedir, o da azap görüyor. Ya da içinde bulundukları kötü durumdan kurtulmak için yanlarında gördükleri İblis'i suçlu gösterip onu itham ediyorlar. Diyorlar ki "biz sana inandık, sana tabi olduk. O yüzden bizim suçlu olmamız azap görmemiz gereksiz. Asıl suçlu sensin. Cezayı yalnızca sen çekmeliydin. Senden dolayı niye biz ceza çekiyoruz ki?"

Yani Cehennem ehli kafirler ile İblis arasında bir konuşma ve bir münakaşa geçiyor.

İblis aleyhilane, Cehennem ehline hitab eden bir konuşma yapıyor ve kendini savunuyor. Yüksekçe bir yere çıkıp şunları söylüyor:

İbrahim, 22. İş olup bitince, şeytan da der ki: "Doğrusu Allah'ın size verdiği söz gerçekti. Ben de size vaadde bulunmuştum ama size verdiğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir nüfuzum da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni kınamayınız, bilakis kendinizi kınayınız. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. " (İmam Kurtubi)

İbrahim, 22. ''iş olup bitince şeytan der ki: Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaad ettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim, sizin üzerinizde hiçbir hükmüm (ve nüfuzum) da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet ettiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. " (Fahruddin Razi)

Ayet-i Kerimede bildirilen bu hitabın son cümlelerini vermedim. Kasıtlı olarak vermedim. Çünkü bu başlığın açılmasına neden olan tereddüt buradaki vermediğim sondan ikinci cümleyle ilgili. Onu biraz sonra zikredeceğiz inşallah.

Oraya geçmeden İblis neler diyor anlamaya çalışalım:

Bu konuşmada ve savunmada, İblis kafirlerin ve Cehennem ehlinin kendi suçlarından kurtulamayacaklarını, suçu İblis'in üzerine atamayacaklarını ileri sürüyor. Diyor ki:

"Ey kâfirler, ey cehennem ehli... Beni kınayıp sorguya çekmeyin, buna hakkınız yok. Allah Teala size ölümden sonraki hayatı, ahireti, hesabı, Cenneti Cehennemi; Suhufu, Kitapları ve Peygamberleri vasıtasıyla bildirmiş, ahirette Cennet ve Cehennemde mükâfat ve ceza vaad etmişti. İşte bugün gerçekleşen Allah'ın bu hak sözüdür. Allah sözünden dönecek değildi! Size vaad edileni, sizi uyardığını işte şimdi yaşayarak görmüş bulunuyorsunuz.

Ben de size vaad etmiştim. Ama bu vaadim Hak değil batıldı, yalandı! Ne demiştim, ahiret, Cennet Cehennem bunlar boş inançlar. Dünyada ne yaparsan o. Gününü gün et, zevk u sefa içinde yaşa, sonra yok olacaksın. Ya da kiminize demiştim ki ceza filan olmaz, işle işleyebildiğini.

Bu sözlerimin yalan olduğunu, bir aldatmaca olduğunu ise şimdi anladınız.

O vakit, dünyadayken sizi küfre ve isyana sevk edecek bir güce malik değildim. Sizi zorlamış, gücümü size geçirebilmiş değilim! Zaten gücüm de yoktur. Size yalnızca vesvese verdim. Kulağınıza kalbinize fısıldadım o kadar. Siz de hemen bu fısıltılarıma uyuverdiniz. Yaptığım davetin doğru olup olmadığını düşünmediniz, araştırmadınız, soruşturmadınız! Allah'ın size gönderdiği elçilerine ve kelamlarına kulak vermediniz! İyi ve sadık kimselerin nasihatine bakmadan, gözlerinizin önündeki açık delil ve işaretlere aldırmadan bir boş vesveseye koştunuz. Burada suç benim değil, boş vesveseye kanan kendi nefsinizindir. Kendi nefislerinizi kınayın.

Şimdi benden yardım ummanız da boşuna! Sizi kurtaramam. Siz de beni kurtaramazsınız. Herkesin suçu kendinedir. Ben de suçluyum siz de suçlusunuz. Hepimiz layığımızı bulmuş olduk."



------------------------------------------------------------------

Şimdi gelelim, esas meseleye ve Ayet-i Kerimenin son kısmına:

"Esasen ben, daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim. Gerçek şu ki: Zalimler için can yakıcı bir azap vardır." (İmam Kurtubi... Her ne kadar meal bu anlamda ise de İmam Hazretleri verdiği nakiller ile inkarın o esnada, yani Cehennemdeki konuşma sırasında olduğunu ortaya koymuştur.)

"Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim. Zâlimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır" (Fahruddin Razi).

(Tefsir ve meallerin bir kısmı, ben oranlamadım ama iddiaya göre 2/3'ü yukardaki meali ve manayı vermişler)

Bir de şöyle mana veriyorlar:

"Kuşkusuz daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı bugün inkar ediyorum" (Mesela bakınız Ömer Nasuhi Bilmen Tefsirinde bu meal ve mana vardır) 1/3 diye ifade edilmiş.

Şimdi karışıklığa düşmemek için sıra ile gidelim:

1- İblis inkar ediyor, kabul etmiyor.

2- Neyi inkar ediyor: İnsanların İblis'i Allah'a ortak koşmalarını.

3- Bunu nerde kabul etmiyor: Her şey olup bitmiş, Cehennemde kabul etmiyor.

4- Ne zaman kabul etmiyor: İşte iki şık var, meallere bakarsanız

a şıkkı ) Bunu Cehennemdeki konuşması esnasında, o anda kabul etmiyor. Bu durumda önceki konuşma ile devamındaki bu cümle arasında ahenk ve devamlılık olur. Böylece şunu demektedir İblis aleyhilane:


"Bugün sizi reddediyorum. Beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmiyorum. Ben şu anda beni Allah'a ortak koşmanızı kabullenecek durumda da değilim zaten. Sizin ithamlarınızdan, iddialarınızdan, suçlamalarınızdan, yardım beklentilerinizden uzağım. Önceki davranışlarınızı güzel ya da mazur gösterebilecek bir halim durumum da yok. Artık aramızda bir irtibat yoktur. Sizin cezanız size, benim cezam bana. Beni suçlamakla siz bu cezadan kurtulabilecek değilsiniz!"

b şıkkı ) İblis aleyhilane, insanların İblisi Allah'a, Allah'ın vaadine ortak koştuklarını daha önce yani Cehennemden önce inkar etmiştir, kabullenmemiştir. Cehennemden önce inkar etmesi ya hesap mizan zamanındadır; ya da dünyada ikendir. Eğer hesap zamanı yani Kabir aleminden sonra İblis hesap verirken böyle bir redde bulunmuşsa bunu anlatıyor olabilir. O nedenle başka Ayetlerin tefsirine ve haberlerine bakmak gerekir. İnşallah fırsat buldukça bakmaya çalışacağım. (Mesela Büyük Kur’an Tefsiri şu cümleyi eklemiş: “Bazı rivayetlerde, îblis'in bu sözleri cehennemde değil, Arasat'ta haşr yerinde söylediği bildirilmiştir.")

Diyelim ki bu inkar dünyada oldu. Ya da dünya aleminden önce. Peki, o zaman konuşmanın devamında, bu sözlerle İblis aleyhilane ne anlatıyor olabilir ki? İşte diğer şekildeki tefsirlerden Razi'ye baktığımızda bu sözler şu anlamlara geliyor:

İblis bu sözlerle demektedir ki:


"Ben, küfrünüzden önce, beni kendisine ortak koşmuş olduğunuz Allah'ı inkâr etmiş idim. Benim küfrüm, bana tabî olanların küfründen önce idi.

Sizin küfre girmenizde, benim vesvesemin bir tesiri yoktur. Bunun delili, benim sizden önce kâfir olmam ve benim küfrümün başka bir vesvese sebebiyle olmayışıdır. Aksi halde teselsül gerekir. Öyle ise küfrün sebebi vesvese değildir. Benim küfrüm için bir vesvese şart ve vaki olmamıştı. Öyle ise sizin Allah'a ortak koşmanıza benim küfrüm ve vesvesem de sebeb olmuş değildir. İkisi arasında bağ kurmanızın bir manası ve faydası yoktur
"


Netice, Razi hazretlerinin deyişiyle kabule şayan olan a maddesidir. O sözler Cehennemde söylenmiş İblis'in inkarı orda o esnada cereyan etmiştir. (edecektir)

Fakat yine Razi hazretleri, b maddesinin de ahenkli ve düzenli bir mana vereceğini de eklemiştir.

Başlığın sahibi kardeşimizin endişe ile huzursuz olmasına gerek yoktur. Hangi anlamda alırsanız alınız, ikisini de maksada uygun olarak yorumlamanız tehlike ve tuzak fikirlerine yer bırakmayacaktır.

Hangi anlamı alırsanız alın:

1- İblis, temizlenmiş cezadan kurtulmuş değildir.

2- Cehennem ehli İblis'i suçlayarak cezadan kurtulabilmiş değildir.

3- Cehennem ehli, dünyadayken İblis'in vaadini Allah'ın vaadine tercih ederek, vaadde İblis'i Allah'a ortak koşmuşlardır.

4- İblis'in küfrü açıktır. Asi olmuş lanetlenmiştir. Merduttur. Ancak İblis'in Allah'a şirk koştuğunu bu Ayetin ne Meallerinden ne de Tefsirlerinden gösterebilmek mümkündür. Esasen bunu ispat etmek de mevzu bahis tereddütleri giderecek değildir. Konuyla doğrudan ilgisi yoktur. İblis'in şirkiyle değil, İblisin neyi ne zaman kabul etmediğiyle ilgileniyoruz.

Başka tefsirlere de bakmak lazım. Kur'an'ın manaları sonsuzdur. Arapça kelimelerin birden çok anlamları olabilir. O yüzden tek bir tefsiri doğru diğerleri değil gibi bir yanlışa da düşmemek gerekir.

Allah en doğrusunu bilir.

Ves'selam.

karuban
Okunması kolay olsun diye bölmek zorunda kaldım. Yukardaki yazının devamıdır.

İbrahim 22’deki o cümlenin çeşitli tefsirlerini merak edenler için kısa kısa:

Not: En sonunda kısa bir izahatımız olacaktır. Tefsirlerden yaptığım alıntıları bu haliyle dahi uzun bulup okumayanların en azından sondaki değerlendirmemize de bakmalarını rica ederim.

Razi, "Sadece çağırdım siz de geldiniz." ayetiyle ilgili olarak şöyle der: "Bu ayet göstermektedir ki asıl şeytan nefistir. Çünkü şeytan, gücünün sadece vesvese vermeye yettiğini açıklamıştır. Eğer şehvet, kızgınlık, vehim ve hayal sebebiyle meydana gelen meyil olmasaydı elbette şeytanın vesveselerinin bir tesiri olmazdı. Bu da göstermektedir ki asıl şeytan nefistir.”

Zemahşeri, Keşşaf’ta bu ayetin insanın saadet ve şekaveti bizzat kendi iradesiyle seçtiğine, kendisine saadet veya şekavetten birinin gelmesine bizzat kendisinin neden olduğuna ve Allah'ın sadece imkân tanıdığına, şeytanın ise, şekaveti süslü gösterdiğine delâlet ettiğini söylemektedir ve eklemektedir: “Şayet mesele, cebri iddia edenlerin dediği gibi olsaydı, Şeytan şöyle diyecekti: ‘Ne beni, ne de kendinizi kınayın! Çünkü Allah hakkınızda küfre hükmetmiş ve sizi küfre icbar etmiştir’ Şeytanın bu sözleri doğrudur. Allah Teala Kur’anı'nda bildirmiş ve bu sözü reddetmemiştir. Ayrıca o gün bâtıl konuşmanın da bir yararı olmaz”

Büyük Kur’an Tefsiri şöyle ifade ediyor: “Yani dünyada iken beni Allah'a ortak koşmanızı Haşr gününde cehenneme girdikten sonra reddettim.”

Diyanet, bizim yukarda, en önceki mesajımızda anlatmaya çalıştığımızı ifade etmiş: “Ben daha önce de beni Allah'a ortak koşmanızı reddetmiştim" cümlesiyle şeytan insanları yoldan çıkarmaya çalışmış olmakla birlikte kendisini Allah'a eşit bir yere koymadığını ve kendisinin O'na ortak koşulmasını kabullenmediğini ifade etmektedir. Nitekim Kur'an'da birden fazla yerde kendisinin Allah tarafından yaratıldığını söylediği, Allah'a "rabbim" diye hitap ettiği görülmektedir. Ancak vesvese verip yoldan çıkardığı kimseler onun aldatmalarına uymak suretiyle dolaylı olarak onu tanrılaştırmış ve Allah'a ortak koşmuşlardır.”

Furkan Tefsiri, bu cümlede Fatır, 14’ü hatırlatıyor: “Kıyamet gününde, sizin (onları Allah'a) ortak koşmanızı inkar ederler” Ve sonunda o cümle ile ilgili görüşü: “Onların dünyadayken kendisini Allah'a ortak koşmuş olduklarına ilişkin iddialarını reddetmiş ve yaptıkları işlerle alakası olmadığını belirtmiştir”. İmam Kurtubi Fatır 14’ün tefsirinde diyor ki: “Kendilerini küfre çağırmanızı kabul etmezler. Kıyamet gününde ortak koşmanızı inkâr da edeceklerdir. Sizin kendilerine ibadet etmenizi inkâr edecekler ve sizden uzak olduklarını bildirecekler. …. Şeytanlar, kendilerine ibadet etmenizi emretmediklerini de söyleyecekler.” Razi Hz.: “… ahirette de bir faydaları olmayacağını, hatta bundan da öteye, orada onlardan zararın sâdır olacağına, ‘şirkinizi’ yani ‘Allah'a ortak koşmanızı inkâr edeceklerdir’ ifadesiyle işaret etmiştir.”

Tefsiru’l Münir: “Bugün ben, dünyada beni itaat hususunda Allah Tealâ'ya ortak koşmanızı inkâr edip, kabul etmiyorum” "Ama kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler." (Fatır, 35/19). Bu ayet, İblis'in şirkten uzak olduğunu ve bunu kabul etmediğini bildirmektedir. Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: "Biz, sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizin dininizi inkâr ediyoruz." (Mümtahine, 60/4). "Hayır, taptıkları kendilerinin ibadetlerini inkâr edecekler ve onlara düşman olacaklardır." (Meryem, 19/82).

Yeni Anlayışın Işığında Tefsir: “Şeytan Allah'a inanmaktadır: Çünkü konuşmasına ‘Allah’ ismi ile başlamaktadır. O zaman şu soruyu sorabiliriz: Bu konuşma âhirette olacağına göre şeytan yani İblîs bu dünyada Allah'a inanıyor muydu? İblis’in Allah'a inandığını şu âyetlerle ispat edebiliriz: "İblis, 'senin mutlak kudretine yemin ederim ki onlardan ihlâs sahibi olanlar müstesna kullarının tamamını mutlaka azdıracağım' dedi" (Sâd 38/82-83). Allah'ın varlığına inanmasaydı, onun kudretine yemin eder miydi? "Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan, insana 'inkâr et', der. İnsan inkâr edince de: 'Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım' der" (Haşr 59/16). "Fakat iki topluluk birbirini görünce ardına dönüp: 'Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım" (Enfâl 8/48). Demek ki şeytan Allah'ın varlığına inanıyor ve O'ndan korkuyor.” “Şeytan Allah'ın vaadinin gerçek ve doğru olduğunun bilgisine sahipti.” “ ‘(Müşrikin) arkadaşı (şeytan) der ki: 'Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi" (Kâf 50/27).” “Şeytan insanları yoldan çıkarma gayreti içinde olmuştur ama kendini Allah'a eşit bir konumda tutmalarını asla kabullenmemiştir. Çünkü şeytan Allah'ı Rabbi olarak görmüş (A'râf 7/20; Hicr 15/36); diğer taraftan Yüce Allah'tan korktuğunu da itiraf etmiştir (Enfâl 8/48; Haşr 59/16). … Müşrik, şeytandan daha öte bir kötülüğü işlemiş olmaktadır.”

İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri: “Dünyada iken beni Allah'a ortak koşacak kadar şaşkınlık gösterdiğinizde ben onu kabul etmedim.”

Şifa Tefsiri: “Hz. Adem'in yaratılışında dikkat edilirse şeytan Allah'ı inkar etmez, ama orada Adem'e secde etmeden kaçınır.”

Tefsiru’l mesaj: “Çünkü bakın ben, sizin vaktiyle beni [Allah'a] ortak koşmanızda bir doğruluk payı olduğunu her zaman reddetmişimdir”

Fizıla’l: "Aslında vaktiyle beni Allah'a ortak koşmanızı da onaylamış değildim."

Muhammed Esed: “… Vaktiyle beni [Allah'a] ortak koşmanızın doğru olduğunu inkar etmişimdir” şeklinde verilebilecek olan, son derece kısa ve özlü ifade edilmiş kefertu bi-mâ eşrektumûnî min kabl cümlesinin anlamı, Şeytan'ın, insanları yoldan çıkarmaya çabalamakla birlikte, kendisini asla Allah'la “eşit” bir yere koymadığı (karş. Şeytan'ın, Âdem ile Havvâ'ya hitaben, Allah'tan “sizin Rabbiniz” olarak söz ettiği 7:20; yine Allah'a “Rabbim” diye hitab ettiği 15:36 ve 39; yahut “doğrusu ben Allah'tan korkarım” dediği 8:48 ve 59:16), fakat sadece insanların günahkarca eylemlerini kendilerine iyi/güzel gösterdiği hususudur…”

Elmalılı Hamdi Yazır: “Ben, önceden beni Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim”

İbni Kesir: “Esasen daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Katâde der ki: ‘Esasen daha önce, beni Allah'a ortak koşmanız sebebiyle ben küfre düşmüştüm.’ İbn Cerîr şeytânın şöyle demek istediğini söyler: ‘Esasen ben, Allah'a ortak olmamı kabul etmemiştim.’ İbn Cerîr'in bu sözü tercih edilen kavildir. Nitekim Allah Teâlâ başka âyetlerde şöyle buyurur: ‘İnsanlar bir araya getirildikleri zaman bunlar, onlara düşman kesilirler ve onların tapınmalarını inkâr ederler.’ (Ahkâf, 5-6), ‘Hayır, onlar (putlar) kendilerinin ibâdetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine döneceklerdir.’ (Meryem, 82)


Bu kadar Tefsir yetişir sanırım.

Değerlendirme:

1- Konuyu açan arkadaşımız 2/3 oranını nasıl buldu bilmiyorum ama her iki şekilde meal ve mana verenler var; bununla birlikte “Daha önce, yani dünyada iken dahi beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim, yani ben sizin gibi şirkte değildim, şirkinizi de kabul etmiş değildim. Hiçbir zaman etmedim de…” manasını verenler hatta çok daha fazla çoğunluktadır.

İhtilaflı görüşlerde çoğunluğa uymak, onları izlemek temkindendir. Güzel olan bir davranıştır.

2- Bu başlıkta yaptığımız kendimize ait çoğu değerlendirmenin Tefsir satırlarında da kayıtlı olduğu ortaya çıkmıştır. Elhamdulillah. Allah'ın bir lutfudur. Bunlardan birisi de İblisin müşrik olup olmadığı hususundadır.

3- İblis ve Şeytanlar müşrik değillerdir. Asi ve kafirdirler. Tefsirlerde bu husus çok açık bir biçimde delilleriyle beraber izah edilmektedir.

4- İblis, hiçbir zaman Allah’a ortak koşmamıştır. Ve bunu Cehennemde kafirlere söyleyerek ve kendini onlardan ayırarak onların elem ve hasretini iyice artıracaktır.

5- Bahsi geçen Ayet-i Kerimeden çıkarılacak en önemli sonuç, Nefs u Şeytana uymakla cezaya çarptırılacak olanlar, İblis’i suçlayarak bu cezalarından kurtulamayacaklardır. Kınayan kendini kınamalı, suçun kendinde olduğunu ve olacağını idrak etmelidir. Yani irade haktır, iradeyi inkar eden de sapıklığa düşmüştür. Ondan bahane kabul edilmeyecektir.

karuban
Hak_ul_beyan kardeşim, anlaşılan hassas bir zamanınızdasınız.

Bendeniz de zaman zaman buralarda hassaslaşıyor, gereksiz çıkışlar yapabiliyorum. Zaman zaman alınabiliyorum. Hata bize mahsustur.

Sizi kırmak ve rencide etmek istememiştim. "Abartmayınız, gereksiz hassasiyet göstermeyiniz, boşa kafanızı yormayınız". Kırmak amacında olmadığım bu sözlerimi geri alıyorum. Kayıtlardan çıkarınız. Kalbinizi rahat tutunuz.

Siz bendenizi yine dava ediniz, mahkemeden vazgeçesiniz diye demedim. İncinmenize üzüldüm gerçekten. Özür dilerim.

Selam ve saygılarımla...
Hak_ul_beyan
ALINTI(karuban @ Aug 10 2008, 04:14 AM) *

Hak_ul_beyan kardeşim, anlaşılan hassas bir zamanınızdasınız.

Bendeniz de zaman zaman buralarda hassaslaşıyor, gereksiz çıkışlar yapabiliyorum. Zaman zaman alınabiliyorum. Hata bize mahsustur.

Sizi kırmak ve rencide etmek istememiştim. "Abartmayınız, gereksiz hassasiyet göstermeyiniz, boşa kafanızı yormayınız". Kırmak amacında olmadığım bu sözlerimi geri alıyorum. Kayıtlardan çıkarınız. Kalbinizi rahat tutunuz.

Siz bendenizi yine dava ediniz, mahkemeden vazgeçesiniz diye demedim. İncinmenize üzüldüm gerçekten. Özür dilerim.

Selam ve saygılarımla...



Öncelikle şimdi güzel bir noktaya geldik demek ki okuyup inceleyince işin aslı faslı orataya çıkıyor.
İki farklı meal olduğunu kabul etmeniz de bir ilerlemedir hala Şeytanı müşrik Kabul etmeseniz de ......

Şimdi itiraz ettiğim konulara gelelim

Şimdi karışıklığa düşmemek için sıra ile gidelim

1- İblis inkar ediyor, kabul etmiyor.

2- Neyi inkar ediyor: İnsanların İblis'i Allah'a ortak koşmalarını.

3- Bunu nerde kabul etmiyor: Her şey olup bitmiş, Cehennemde kabul etmiyor.

4- Ne zaman kabul etmiyor: İşte iki şık var, meallere bakarsanız

Burada 3. madde benim doğru dediğim meallerdeki yazılanlardır, fakat daha önce de kabul etmemiştim ibaresinde Dünyada yani imtihan aleminde de beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim şeklinde açılıyor , yani zaman farkı olduğu gibi mekan farkı da daha önce de kabul etmemiştim demeye sadece zamanla açıklayamassanız daha önce ===> yani cennetliklerin cennete , cehennemliklerin cehenneme gittiği zamandan önce yani ;

Zaman == > Allahın Şeytana mühlet verdiği zaman ,
Mekan ==> Dünya

Şimdi dünyada Şeytan insanların ve cinlerin onu Allah'a ortak koşmalarını kabul ediyor mu ?
Etmiyor mu ?

A şıkkı ) Etmiyor Yani dünyada Şeytan insanların Allaha kendilerini ortak koşmalarını kabul etmiyor , bu durumda Ayeti kerimede önce gelen
" Şüphesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size vaad ettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim, sizin üzerinizde hiçbir hükmüm (ve nüfuzum) da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet ettiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin, kendinizi kınayın."
kısımla bir uyumsuzluk olduğu açıktır.....

Nedir bu uyumsuzluk Cehennemdekiler neden kınıyorlar şeytanı biz sana UYDUK sen bize VAADDE bulundun suçlu sensin diye ..... Burada hemfikiriz sanırım peki gelelim VAAD ve ne hakkında konuştuklarına

Burada ne hakkında konuştukları ve VAAD hakkında ipucu da ayetin sonunda geliyor

"Esasen beni evvelce (Allah'a) ortak tutmanızı da inkâr etmiştim. Zâlimlerin hakkı, elbet pek acıklı bir azabtır"

Demekki bu konuşmada VAAD Allah'a ortak koşma ile ilgili yoksa Allah'a ortak koşma ayetde denmez
başka kelimeler kullanılırrdı ,

Mealde açıkça ortak koşmadan bahs edilirken bunu Tabiyet olarak almanın da kapsamı daraltığı ve manayı değiştirdiği çok açıktır.......

Şimdi gelelim Yasin 60 . ayeti kerime

Ey Âdem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır» demedim mi?

Şimdi şeytan eğer Dünyada Allah'a ortak koşulmasını inkar ediyorsa kendisine tapılmasına nasıl izin veriyor ?

Öyle ya o zaman bana tapmayınız Tek olan Allah'a tapınız beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmiyorum demesi gerekmez miydi ?
A şıkkı ) Allah'a ortak koşulmasını kabul ediyor , o zaman VAAD konusu ve bu ayeti kerimedeki mana tam olarak oturuyor

B şıkkı) Allah'a ortak koşulmasını kabul etmiyor , ozaman insan ve cinler zorla ona tapıyorlar yani o doğruyu söylemesine rağmen onlar ona tapıyorlar manası çıkar ki o zaman ayetde Şeytanı suçlamalarının bir anlamı olmaz çünkü Şeytanı suçlarken, bize verdiğin vaad yalan demeleri şeytanın bunu kabul ettiği anlamına geliyor

C şıkkı ) Şeytan Allah'a ortak koşulmasına izin veriyor ve bunu destekliyor yani kendisine tapılmasına izin veriyor ama gerçekte Allah'a ortak koşulmaması gerektiğini biliyor. Bu durumda bende size şu örneği vereceğim : Kiralık katili düşünün birde onu tutan ona destek vereni düşünün bir insanı öldürdükleri zaman suçlu kim olur ;
Kiralık katil suçludur çünkü insanı öldürme eylemini yapan odur , ama kiralık katili tutan da suçludur hemde suçu eşit derecededir
çünkü asıl niyet sahibi , kiralık katili para yada başka vaadlerle tutmuş ve insanı öldürtmüştür , bu durumda kiralık katili tutanın BU SUÇDAN AZLEDİLMESİ mümkün müdür ?
Mümkün diyorsanız ADELET kavramıyla tenakusa düşüyorsunuz ,
Mümkün değil diyorsanız HALA ŞEYTANIN ŞİRK koşmadığını bana söylemeyiniz .......





"Cehennem ehli kendisini bu azaptan kurtaracak bir şefaatçi arıyor. Ve uydukları şeytanların başı olan mel'un İblis'e müracaat ediyorlar ve ondan şefaat istiyorlar."

Şimdi gelelim bu yazdığınız yeri kendiniz mi yazdınız yada bir yerden mi aldınız bilemiyorum ama bu ayetden nasıl bu mana çıkartılır inanılır gibi değil. Cehhenemlikler nasıl olurda hala şeffatçi ararlar , Şeytana şefaat için başvururlar Bu nasıl bir sapkın düşüncedir nasıl bir açıklamadır .
Adı üstünde cehennemdeler , herkes yerine gitmiş , Şefaat alanlar cennete uçmuş, alamayanlar cehhennemde kalmış yani HAK İLE BATIL tamamen ayrılmış
burada Şeffat arayışı nasıl olacak , Hele Şeytandan Şefaat beklemek nasıl olacak , Cehennemlikler sadece şeytanı suçlayarak kendilerini aklamaya çalışıyorlar ŞEFAAT istemiyorlar TÖVBE HAŞA
Yazdıklarınız dikkatli yazınız.................................................................



"Sizin küfre girmenizde, benim vesvesemin bir tesiri yoktur. Bunun delili, benim sizden önce kâfir olmam ve benim küfrümün başka bir vesvese sebebiyle olmayışıdır."

Bu yazdığınız da KÜLLİYEN YANLIŞTIR .Bunu da nereden aldınız bilmiyorum ama buda yanlış ve tehlikeli bir cümle gelelim nedenine

ARAF 200. ayet


Ve eğer seni şeytan tarafından bir vesvese gıdıklayacak olursa hemen Allah Teâlâ'ya sığın. Şüphe yok ki, O (Allah) bihakkın işiticidir, tamamıyla bilicidir.

MÜ'MİNUN 97 ayet

Ve dedi ki: «Yarabbi! Ben sana şeytanların vesveselerinden sığınırım

(FUSSİLET suresi 36. ayet)
Ve şayet seni şeytan tarafından bir vesvese (bu afkârâne muameleden) çevirmek isterse hemen Allah'a sığın. Şüphe yok ki, O'dur (her şeyi bihakkın) işiten, bilen O'dur.

NAS 4. ayet

«O gizlice vesvese verenin şerrinden.»

Allahı Teala ayetlerinde bu kadar açık şekilde yazmışken Vesveden Allah'a sığının demişken nasıl olurda VESVESELERİN TESİRİ YOKTUR denilir nasıl böyle bir cümle yazılabilir konuşulabilir düşünülebelir, vesvesenin bir tesiri yoksa neden Allah'a sığınıyoruz ,Bu tür fikirleri yazan Müfessirlerinde Meali ve Tefsirini okuyup doğru yola ulaşılacak AllaH'a sığınıyorum .............
Gelelim bu konuyla ilgili soruma bana açıkça yazın Bu yukarıda yazdığınız bölümle ilgili olarak

Eğer şeytan şeytan olmasaydı Adem A.S Yine cennetten kovulur muydu?
A şıkkı) Kovulmazdı , o zaman şeytanın vesveselerinin ne denli etkin olduğu bir peygamberi dahi günaha sokmasından belli oluyor ki Allah u Teala nın uyarmasına rağmen yani o ağaca yaklaşmayın diyor . Ama çok şükür ki Hz. Adem tövbe etmiş Ve Allah şerleri Hayır eylemiş .....................

B şıkkı ) Kovulurdu ,
Ali İmran 101. ayet

Ve nasıl küfre dönersiniz ki, sizlerin üzerinize Allah Teâlâ'nın âyetleri okunuyor, ve aranızda da peygamberi bulunuyor. Artık her kim Allah Teâlâ'ya sığınırsa muhakkak doğru bir yola çıkarılmış olur."

Nisa 13. ayet
İşte bunlar Allah Teâlâ'nın hudududur. Ve kim Allah Teâlâ'ya ve peygamberine itaat ederse onu altından ırmaklar akan cennetlere idhal eder ki orada ebedî kalacaklardır. Ve bu, azîm bir kurtuluştur.

Maide 55. ayet

Sizin velîniz ancak Allah Teâlâ'dır. Ve O'nun peygamberidir ve imân etmiş olanlardır. O imân edenler ki, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler ve onlar rükua varanlardır

(A'RAF suresi 61. ayet)

Dedi ki: «Ey kavmim! Bende hiç bir sapıklık yoktur. Fakat ben âlemlerin Rabbi tarafından bir peygamberim.»

DAha bir sürü ayetde de belirtiliyor Peygamberlerin Hakkın tecellipınarları oldukları ve dosdoğru bir yol üzere oldukları şimdi bu ayetler ve bilgiler ışığında nasıl olurda KOVULURDU denilir bu apaçık bir İFTİRA olur ......


"4- İblis'in küfrü açıktır. Asi olmuş lanetlenmiştir. Merduttur. Ancak İblis'in Allah'a şirk koştuğunu bu Ayetin ne Meallerinden ne de Tefsirlerinden gösterebilmek mümkündür. Esasen bunu ispat etmek de mevzu bahis tereddütleri giderecek değildir. Konuyla doğrudan ilgisi yoktur. İblis'in şirkiyle değil, İblisin neyi ne zaman kabul etmediğiyle ilgileniyoruz."

Bütün bu yazdıklarıma ve sorduğum sorulara cevap veriniz sonra hala şeytanı Şirk ehli kabul etmeyiniz
o zaman geriye tek bir seçenek kalacak ........


"1- Konuyu açan arkadaşımız 2/3 oranını nasıl buldu bilmiyorum ama her iki şekilde meal ve mana verenler var; bununla birlikte “Daha önce, yani dünyada iken dahi beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim, yani ben sizin gibi şirkte değildim, şirkinizi de kabul etmiş değildim. Hiçbir zaman etmedim de…” manasını verenler hatta çok daha fazla çoğunluktadır."

İhtilaflı görüşlerde çoğunluğa uymak, onları izlemek temkindendir. Güzel olan bir davranıştır.


Şimdi gelelim buraya demek ki buradan çıkardığımız neticeler

1- Meallerde ve TEfsirlerde iki farklı manalandırma vardır biri açıkça yazılmamıştır yani şeytanın şirk ehli olduğu bu bu kadar düşünceyi görünce İMTİHAN NEDENİYLE oldmuştur .
2- Gelelim ihtilaflı görüşler olduğunda çoğunluğa uymaya gerek olduğuna

Peygamber efendimiz Ahir zaman kullarına "Çoğunluğa uyan helaktedir " hadisi vardır siz bu kafayla Deccal fitnelerine çok açık olursunuz
Yine bir hadisi şerifde "Camiler dolup taşacak içinde bir müslüman olmayacak " siz yine çoğunluğa uyunuz.....

Ayrıca yine aynı mevzuuyla ilgili Kerbela olayında bir ordu 3000 kişilik yani kalabalık diğer kısım ise yani
Hz. Hüseyin efendimiz ise 70 kişi siz bu kafayla yine çoğunluğa uyunuz
,
Yok bunlar istisna diyorsanız o zaman bir kural olarak çoğunluğa uyulur demeyiniz ,

Yine Allahu Teala
VAKIA suresi 11-12-13-14
Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun (Allaha yakın olan kimseler)
Çoğu öncekilerden,
Birazı da sonrakilerden.

Demekki neymiş Mukarrebun sayısı azmış , Siz Hala çoğunluğu uyun .......

Ehli Beyt Şehit edilmiş , küstürülmüş
Hadisler tahrif edilmiş değiştirilmiş elimize çok az sahih hadis kalmış
12 İmam hiçbirzaman hilafete geçememiş ,
İslam dini içine bir sürü hurafe sokulmuş
ve daha neler neler..............

Bunları yapanlar çoğunluk ve bu çoğunluğun meteber bulduğu TEFSİR VE MEALLER ne kadar muteberdir Allah indinde ;



Bunların BENİM yorumum olduğunu söylerseniz bende size onlarda sizin VE ALİMLERİNİZİN yorumudur diyeceğim....
Bütün bu yazdıklarıma ve sorduğum sorulara cevap veriniz sonra hala şeytanı Şirk ehli kabul etmeyiniz
o zaman geriye tek bir seçenek kalacak ........
Hak_ul_beyan
Ayrıca şu kısımıda cevap veriyorum

Başlığın sahibi kardeşimizin endişe ile huzursuz olmasına gerek yoktur. Hangi anlamda alırsanız alınız, ikisini de maksada uygun olarak yorumlamanız tehlike ve tuzak fikirlerine yer bırakmayacaktır.

4- İblis'in küfrü açıktır. Asi olmuş lanetlenmiştir. Merduttur. Ancak İblis'in Allah'a şirk koştuğunu bu Ayetin ne Meallerinden ne de Tefsirlerinden gösterebilmek mümkündür. Esasen bunu ispat etmek de mevzu bahis tereddütleri giderecek değildir. Konuyla doğrudan ilgisi yoktur. İblis'in şirkiyle değil, İblisin neyi ne zaman kabul etmediğiyle ilgileniyoruz.


Şimdi gelelim benim haklı olduğum senaryoya (Kİ BEN EMİNİM)

Eğer olay benim dediğim gibiyse yani
ŞEYTAN ŞİRK EHLİ İSE

Siz öyle değildir demekle

1- Şeytanı ŞİRK günahından beraat ettiriyorsunuz ,

Şirk en büyük günahtır , Nisa 48. ayet

"Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur"

Eğer ŞEYTAN ŞİRK ehli ise ve siz Bunun aksini söyleyerek
1- Şeytanın AVUKATLIĞINI yapıyorsunuz ve onu bu suçdan BERAAT ettirmeye çalışıyorsunuz.
2- OLAN bir suçu kabul etmeyerek ve savunarak yoktur diyerek Allahın ADİL c.c. ismine halefde bulnuyorsunuz
3- Şirk hariç diğer günahları affedebilirim diyor Allahu Telala bu durumda bazı satanist görüşlere ve şeytana umut veriyorsunuz YANİ ŞEYTAN belki de affedilir sonuçta ŞİRK EHLİ DEĞİL .......
4- HAKK'ı gizlemek değiştirmek suçuyla yargılanırsınız
5- Bunu böyle anlayan insanların TASAVVUFU yanlış anlamalarına ve yanlış yorumlamalarına zemin hazırlıyorsunuz ......( Başka yazdığım yerlerde neler yazıldı ne sapık düşünceler bir okumanızı öneririm)

Demekki neymiş iki mana arasında dağlar kadar fark varmış , Burada endişe ve huzursuz olmaya gerek varmış
ama düşünmeyince Endişe edecek birşey olmuyor.............

Bu konuda Şeytanın ŞİRK ehli olduğunun kabulu direk olarak TEREDDÜTLERİ giderecek , iki farklı manalandırma ve meallendirmeye son verecektir. Zaten bütün muhalefet de buradan ortaya çıkıyor merkezdeki konu budur..........

Gelelim mahkeme i Kübra meselesine bu konuyu ben açsam da açmasam da zaten bu konu açılacaktır ,
Çünkü Şeytan eğer şirk ehli ise (BEN EMİNİM)
BUNU SAVUNANLAR VE ŞİRK EHLİ Değildir deyip HAKKI gizleyenler cezasız mı kalacaklardır
Siz eğer şeytan ŞİRK EHLİ İSE affedileceğinizi mi düşünüyorsunuz bunu aynel yakiyn yaşamaya çalışarak cevap veriniz
Yani yapılan bir fiili aleni işlenen bir suçu savunmaya çalışmak buna KURANI KERİMİ kullanarak delil getirmeye çalışmak cezasız mı kalacaktır HİÇ Mİ KORKMUYORSUNUZ

SİZ hala bu konunun TALİ BİR konu olduğunu düşünün çık YAKINDA BİLECEKSİNİZ.........

ŞİRK ikiye ayrılır (ANLATIM KOLAYLIĞI AÇISINDAN)
1- Aleni ŞİRK
2- GİZLİ ŞİRK

GİZLİ ŞİRK bütün günahların kaynağıdır yani BEN VARIM dediğiniz anda Aslında GİZLİ ŞİRKE girmiş oluyorsunuz BUNU KADİRİ HAZRETLERİ AÇIKÇA YAZMIŞ
BEN VARIM NE DEMEK : Allaha karşı sahte benliğini ileri sürmek

Lâ ilâhe: “Hiçbir ilâh yoktur,” dediğin zaman,
bununla toptan bir reddi (nefyi) onaylıyorsun.
İllallah: “ancak Allah vardır,” dediğin zaman ise,
yine Allah için toptan bir kabulü (ispatı) onaylamış
oluyorsun. Bu durumda, her ne zaman kalbin,
Hak’tan gayrı bir şeye dayanır, güvenirse; o zaman
yukarıdaki külli ispatında yalancı durumuna
düşmüş, yani kendi kendini yalanlamış oluyorsun.
Kendisine dayanıp güvendiğin o şey de, senin
ilâhın oluyor.
Gerçek ve fiili durum budur. Zahire
itibar yoktur.

ŞEYTAN ne yapmış
Ben ATEŞTEN YARATILDIM beN daha üstünüm daha layıkım diyerek ALLAH'ın tecellisine karşı kibirlenme göstermiş ve Yani kendi LİBASINI ALLAH'A KARŞI şirk koşmuş.
Dahada ileri gitmiş KİME İSYAN EDİYOR ADEMDEN TECELLİ eden HAKKA ,
ADEMDEN TECELLİ EDEN HAK ALLAHTAN GAYRİ mi ?

ZATEN SİZİN İTİBAR ettiiğiniz MÜFESSİRLER KONUNUN BU KISMINI ANLAMAYINCA ŞEYTANI ŞİRK ehli olmaktan BERAAT ettiriyorlar..

Bu ise Tasavvufun özüdür ,
TASAVVUF İnsanı SAHTE BENLİKTEN müesseseye denir ................

SAHTE BENLİKTEN kurtulmadan HAKKI bulmak mümkün değildir....

MELEKLERDE ADEMDEN Tecelli eden HAKKA secde ederek HAKKI bulmuşlardır .....

Secde sadece ALLAH'a edilirken ADEME neden secde edildiğini nasıl anlayabiliriz ?
Ademden Tecelli eden HAKDAN başkası değildi.
ZAten insanın HAKİKAT olarak yaratılış amacıda HAKKIN kendisinden TEcelli edebilmesidir.
Dİğer bütün yaratılanlar ancak ADEMden tecelli eden HAKKA tabi olarak Hakkı anlaybilirler
nitekim KURANDA ALLAh "siz benim maksadımı anlamadınız buyuruyor " buda buraya delildir.

(A'RAF suresi 12. ayet)
Buyurdu ki: «Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten ne men etti?» Dedi ki: «Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.»
karuban
Bu başlıkta yazdığımız izahatlar ve verdiğimiz nakiller konunun anlaşılması için yeterlidir. Üzerine fazladan söz etmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

Söylemek lazımdır, ikna etmek lazım değildir.

Allah hayırlar versin cümlemize.

Diğer taraftan İslam alim dinidir. Nakil dinidir. Zan ve tahmin dini değildir Hak_ul_beyan kardeşim. Zan ve tahmin üzerine ilim ve hakikat inşa edilemez. Bu kadarlık olsun nasihatımıza kırılmayacağınızı umarak size de ayrıca hayırlar diliyorum.


Hak_ul_beyan
Bende son sözümü söyledim

Demek ki sizin öğrenmeye anlamaya dinlemeye niyetiniz yokmuş .......

Sorduğum sorulara bile cevap vermiyosunuz kaçıyorsunuz

Açıklama yapamamak sizin Acziyetinizi bildirir......

Pek yakında Mahkeme -i Kübrada SİZLERLE görüşmek üzere

Siz ve ALİMLERİNİZLE yani ŞEYTANI ŞİRK EHLİ SAYMAYAN HERKESLE ..............

Allahın LANETİ yalancıların üzerine olsun ................

Allahım şahid ol , Allahım şahid ol , Allahım şahid ol


karuban
Yazdıklarınızı satır satır dikkatle okumuştum. Sorduklarınızın değerlendirmelerinizin hepsinin cevabını da önceden yazmıştım zaten. Ya okumadınız ya da okuduğunuzu fark etmekte ve yerine oturmakta güçlük içindesiniz. Öyle ya, önceden söylenen bir sözü yeniden sormanın başka bir izahı var mı?

Yeniden yazmaya gerek duymuyorum. Çok istiyorsanız dönüp bir daha bakarsanız inşallah bu sefer görürsünüz.

Kaçmak?

Sükut ile kaçmayı karıştırmayınız.

Biz hiç bir görüşmeden kaçmayız.

Mahkeme ile ortalığa çıkmanız ve sürekli dava ile tehdit etmeniz de ayrıca garip bir davranıştır.

Dikkat ediniz neticesinden peşin emin olduğunuz dava aleyhinize olabilir. Bu denli bir emniyet duygusu hayırdan değildir. smile.gif

Din nasihattir.
Hak_ul_beyan
Seni gidi eğriltici büğrültücü seni gidi gerçeği saptırıcı nerede sorularıma cevap verdin nerede

okumakdan mı acizsin? düşünmekten mi acizsin? Yazmaktan mı acizsin?

Bence gerçeği görmekten..............

Sorularım bunlardı

1- Şimdi şeytan eğer Dünyada Allah'a ortak koşulmasını inkar ediyorsa kendisine tapılmasına nasıl izin veriyor ?
Burada yazdığım 3 şık var siz hangisini kabul ediyor hangisine destek veriyorsunuz
delilleriyle yazınız ?

2- Eğer şeytan şeytan olmasaydı Adem A.S Yine cennetten kovulur muydu?
Burada yazdığım şıklar var.
siz hangisini kabul ediyor hangisine destek veriyorsunuz
delilleriyle yazınız ?

3- Eğer ŞEYTAN ŞİRK ehli ise ve siz Bunun aksini söyleyerek

1- Şeytanın AVUKATLIĞINI yapıyorsunuz ve onu bu suçdan BERAAT ettirmeye çalışıyorsunuz.
2- OLAN bir suçu kabul etmeyerek ve savunarak yoktur diyerek Allahın ADİL c.c. ismine halefde bulnuyorsunuz
3- Şirk hariç diğer günahları affedebilirim diyor Allahu Telala bu durumda bazı satanist görüşlere ve şeytana umut veriyorsunuz YANİ ŞEYTAN belki de affedilir sonuçta ŞİRK EHLİ DEĞİL .......
4- HAKK'ı gizlemek değiştirmek suçuyla yargılanırsınız
5- Bunu böyle anlayan insanların TASAVVUFU yanlış anlamalarına ve yanlış yorumlamalarına zemin hazırlıyorsunuz ......( Başka yazdığım yerlerde neler yazıldı ne sapık düşünceler bir okumanızı öneririm)

BU KONUDAKİ YORUMLARINIZ NEREDE ??????

4- "Cehennem ehli kendisini bu azaptan kurtaracak bir şefaatçi arıyor. Ve uydukları şeytanların başı olan mel'un İblis'e müracaat ediyorlar ve ondan şefaat istiyorlar."

Bu konuda yazdığım itiriza yorumunuz cevabınız nerede ???????????????

5- "Sizin küfre girmenizde, benim vesvesemin bir tesiri yoktur. Bunun delili, benim sizden önce kâfir olmam ve benim küfrümün başka bir vesvese sebebiyle olmayışıdır."

Burada yazdığım cevaba yorumunuz ve cevabınız nerede ????

Bütün konulardada yazdıklarıma cevap nerede ?
DAha alıntı yapmadığım başka konularda var

Eğer Yalancı değilseniz , Madem bunların cevablarını daha önce yazmışsınız
HADİ ,YAZDIĞINIZ YERDEN KOPYALAYIP AYNISINI YAZIN ,
Ama şimdi cevap vermek sayılmaz çünkü siz ben bunları cevapladım dediniz HANİ NEREDE CEVAPLAR????

Ama birini bile yazamassanız, Bunların birini bile yukarıda cevaplamamışsanız

SİZ BİR YALANCISINIZ .........................

Allahın laneti YALANCILARIN üstüne olsun dememin bir vechesi de bu ,

Hadi ispat edin yalancı olmadığınızı ....................................

Eğer ispatlayamassanız ZATEN ALLAHIN LANETİNE UĞRAMIŞSINIZ DEMEKTİR

ÇÜNKÜ YALANCILIK LAİNİ BİR VASIFITR .......
LAİN DE LANETLENMİŞTİR..................
nazamarus
selam
hak_ul beyan kardeşim
İblis şeytan ve ifritin tanımını yapabilirmisiniz memnun olurum Saygılarımla
Hak_ul_beyan
ALINTI(nazamarus @ Aug 12 2008, 05:41 PM) *

selam
hak_ul beyan kardeşim
İblis şeytan ve ifritin tanımını yapabilirmisiniz memnun olurum Saygılarımla




Siz önce bana bu konuda ne düşündüğünüzü açıkça yazar mısınız ?

Önce sizin fikir ve düşüncülerinizi bir öğrenebilirmiyim ?

lütfen.....

nazamarus
selam
kardeşim
önce kurandan konuştuğumuz için Allah razı olsun
Allah cennetten adem soyu ile iblis soyunu birbirine düşman olarak kovmuş belli bir süre imtihan için yollamıştır. adem soyu insan iblis soyu cin olmuştur benim anladığım bu
şeytanın daha evvelde şirk koşmadığınızı tanımadım dediği ademi kandırmasıdır.
Cin suresini okuyunca görürsün onlarında iman edip kurtulacağını anlıyorsun insan gibi
Yani
dünya cenneti kaybeden iki soyun tekrar orayı kazanması imtihanı olarak görülüyor.
şeytan Allah yolundan çıkan onun emirlerine uymayan kimlere verilen tabir bu hem cinlerden hem insanlardan olur ifrit iman etmişi olarak görülüyor Süleyman as kıssasında geçer.
yani
iblis soyu: Cin - ifrit ve şeytan
adem soyu: insan - mümin ve kafir yani anladığım bu.
şirk konusuna gelince dediğin gibi tek af etmediği suç kendisine ortak koşulmasıdır bunu kesinlikle af etmeyeceğini söylüyor Saygılarımla
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.