Serdar55
Aug 7 2008, 03:44 PM
Amerika'nın işkence üssü Guantanamo'da işkencecilerin saysı her geçen gün artıyor.
Bu işe bir ''dur'' diyen Türkiye yok.Sözde ''yemek ve hijyenik'' servis uygulamasının olduğu Guantanamo'da olanlar karşısında medya çok uzak kalıyor.Müslümanlığın hakkını veren emperyalistlere karşı dik duruşunu bozmayan müslümanları ''terörist'' ilan ediyorlar.''Elin gavuru''na bile ''Bu kadar da olmaz'' dedirtiyor.
Gittiği yerleri daha iyi sömürmek için öncelikle ''halkın mühendisleri''ni ortadan kaldıtıyor.Ortadan kaldırıyor peki nereye götürüyor?
Guantanamo çıkıyor karşımıza.
Irk cümbüşünün yaşandığı bir işkence üssü olan Guantanamo'da Arap, İngiliz, Türk hangi ırktan ararsan ''bulabileceğin'' bir işkence üssü olmuştur.
Guantanamo mağdurları için bakın Cüneyt Özdemir ne diyor ''Ölmeye hakkı olmayan tutukluların yaşam mücadelesi''.Nasıl bir yaklaşım bu.Cesaret edip ölmek istesen ölemiyorsun.Ne kadar cesaretli olsanda yaşamak istemiyorsun.
Ve de bunları okudukça ya bir ''of'' yada ''bir beddua ediyorsun''
Cüneyt Özdemir Guantanamo da görevli bir General Hood soruyor “Siz bir savaş esiri olarak üniformanızla düşman bir orduya tutsak düşüp Guantanamo'ya aynı şartlarda getirilseydiniz ve bu şartlarda, geleceğiniz belirsiz bir halde burada tutulsaydınız durumunuzdan memnun olur muydunuz?”General Hood gülerek bi rivayete görede kişniyerek ''“Güzel soru” diyor; “Eğer biri bana bu şekilde bakıp, tüm sağlık bakımımı üstlenip, böyle yemekler verseydi… elbette memnun olurdum.”
Peki bu kadar olaylar karşısında Türkiye ne gibi girişimlerde bulundu?
Cüneyt Özdemir ne diyor
Peki ya Türkiye'de Başbakan Erdoğan ya da Cumhurbaşkanı Sezer ya da diğer 'üst düzey' yetkililer sizce Guantanamo konusunda ne düşünüyorlar? Sonuçta, Türkiye vatandaşlarının da tutulduğu bir cezaevi sözkonusu. Bu kitabı hazırlarken; Türkçe, İngilizce, Almanca on binlerce sayfa belge okuduk, yüzlerce basın yayın organını taradık. Gelin görün ki Türkiye 'üst düzey' yönetiminden konuyla ilgili yapılmış hiçbir açıklama bulamadık. Bunun üzerine kendimizden şüpheye düştük. 'Acaba biz mi gözden kaçırdık?' diye endişeye kapıldık. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan'ın basın danışmanı Akif Beki'ye telefon açıp, 'Başbakan Erdoğan'ın Guantanamo ile ilgili bir açıklaması oldu mu, olmadı mı?' diye sordum. Yanıt üç ay sonra kısa bir e-posta mesajı olarak elime ulaştı: Başbakanımız bugüne kadar konuyla ilgili bir açıklama yapmamıştır.”
Gelin ve duyarlılığa bi bakınız.
Serdar55
Aug 7 2008, 07:30 PM
Guantanamo'da esir olan İbrahim Şen'e amaçlarını itiraf eden Guantanamo'nun
Yahudi işkencecisi Yahudi komutanı Yasef'den itiraflar
'' 'Türk terörist, merak etme az kaldı.
Irak, İran ve Suriye'den sonra sıra Türkiye'ye de gelecek''
Bugün ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' diyenler yarın o yılanın kendilerinede dokunacağını bilsinler.Amerikan askerleri için duacı olanlar müslüman katillerini ''barışın hizmetkarları'' olarak görenler yarın Amerikan askerleri Anadolu'ya girdiği zamanda ''barışın hizmetkarları diyebilecekler mi?
Amaçları bizleri kendilerine ''köle'' yapmak.
''Kadınlarınız hizmetçilerimiz, erkekleriniz de kölelerimiz olacak''
Sanırım epey bi gerçekleştirdiler ''köle' yapma işini.Özelleştirmeler sonucu satılan alınan ihalelerle ancak ''karın tokluğuna'' çalışılıyor.Kölenin de ancak karnı doyuyor, işçininde.Değişen pek bir şey yok gibi.Değişme işi kelimelerde.İşçi eşittir köle, köle eşittir işçi.
Vede itirafın en kötüsü.''Köle olmayı yeğlerim'' ama bunu ''asla'' diyeceğiniz cinsden bir itiraf.
''İstanbul'a geldiğimizde ilk olarak dedeniz Abdülhamid'in
mezarını ateşe vereceğiz''
2.Abdulhamid'le Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı siyaseti birbirine benzetenler görsün.Yasef 2.Abdulahamid'in mezarını ortadan kaldırıyor.Ama Erdoğan'dan hiç bir ses seda çıkmıyor.
2.Abdulhamid Peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) hakaret içeren tiyatronun dış ülkelerde, Fransa'da oynatılmasına müsade vermiyor.Peki ya Tayyip?Müslümanın kanını aktan Amerikan askerleri için duacı oluyor.
İşte Guantanamo üssünde esir tutulan İbrahim Şen'in anlattıkları
>
>İşkence mağduru İbrahim Şen yaşadıklarını
>anlatıyor. Guantanamo'daki tutukluları sorgulayan işkenceci
>askerlerin yüzde 90'ı Yahudiydi
>
>
>"İsmi Yasef olan Yahudi komutan bir taraftan vücuduma elektrik
>veriyor, diğer taraftan da; 'Türk terörist, merak etme az kaldı.
>Irak, İran ve Suriye'den sonra sıra Türkiye'ye de gelecek.
>Kadınlarınız hizmetçilerimiz, erkekleriniz de kölelerimiz olacak.
>İstanbul'a geldiğimizde ilk olarak dedeniz Abdülhamid'in
>mezarını ateşe vereceğiz' diyordu. Ben bu
>arada vücuduma verilen elektriğin etkisiyle tekrar
>bayıldım."
>"Delirtme odası"nda sizi yalnız başınıza bırakıyorlar. Bir
>sandalyeye oturtup, vücudunuzun farklı yerlerine çeşitli kablolar
>yerleştiriyorlar. Vücudunuza yerleştirilen kablolar çalıştırılınca,
>çeşitli halüsinasyonlar görmeye başlıyorsunuz. Kulağınıza ilginç ve
>ürkütücü sesler geliyor ve bir an önce ölmek istiyorsunuz.
>Guantanamo'da bu odaya giren esirlerden en az 400'ü intihar
>girişiminde bulundu. 90'ı da delirdi."
>ALLAH RASÛLÜ'NDEN GELEN MÜJDE
>- Genel olarak esirlerin moralleri
>nasıldı?
>-
>Guantanamo esirleri yaşadıkları işkencelere rağmen, moral olarak diriler.
>Ayrıca görülen salih rüyalar, bütün esirlere müthiş moral veriyordu.
>
>- Bu rüyalardan bahseder misiniz?
>- Bir
>sabah Afganistanlı bir kardeş, Kuveytli bir âlime seslenerek;
>"Hocam, bu gece rüyamda Allah Rasûlü'nü gördüm. Bana; Kuveytli
>âlim bir rüya gördü, onu size anlatsın
>diye
>buyurdu" dedi. Kuveytli âlim gözyaşları içinde; "Kardeşler,
>vallahi Afganlı arkadaşımız doğru söylüyor. Ben rüyamda Allah
>Rasûlü'nü gördüm. Fakat rüyamı anlatıp anlatmamam hususunda tereddüt
>ediyordum. Artık anlatacağım. Rasûlullah bana rüyamda dedi ki;
>"Nefsimin yedi kudreti elinde olan Allah'a yemin ederim ki,
>Allah Guantanamo ehlini unutmadı. Guantanamo'daki esirler, Bedir
>ehline benziyorlar. Melekler onları gıpta ile seyrediyorlar. Onlara müjde
>ver..."
>- Guantanamo'da nasıl karşılandınız?
>-
>Guantanamo'da da aynı Kandahar'daki askeri üstte olduğu gibi,
>ABD askerlerinin saldırılarıyla karşılandık. Ellerimiz ve ayaklarımız
>prangalı, başımızda çuval olduğu halde devamlı vuruyorlardı. Her yerim kan
>içinde kalmıştı. Dayak sebebiyle bayılmışım. Ayıldığımda kendimi sorgu
>odasında buldum. Başımdaki çuvalı çıkarmışlardı. Karşımda, başlarında
>Yahudilerin taktığı kippalardan bulunan 4'ü bayan, 6'sı erkek
>10 asker, bir de Türk tercüman vardı. Baygınlığımın geçtiğini fark eden
>askerlerden biri, hemen kadın askerlere beni soymalarını söyledi. Kadın
>askerler de ellerindeki makaslarla beni anadan üryan bir şekilde soydular.
>Tekrar işkence seansı başladı. İsmi Yasef olan Yahudi komutan bir taraftan
>vücuduma elektrik veriyor, diğer taraftan da; "Türk terörist, merak
>etme az kaldı. Irak, İran ve Suriye'den sonra sıra Türkiye'ye
>de gelecek. Kadınlarınız hizmetçilerimiz, erkekleriniz de kölelerimiz
>olacak. İstanbul'a geldiğimizde ilk olarak dedeniz
>Abdülhamid'in mezarını ateşe vereceğiz" diyordu. Ben bu arada
>vücuduma verilen elektriğin etkisiyle tekrar bayıldım.
>ASKERLERİN % 90'I KİPPALI
>- Kippalı Yahudi askerlerden bahsettiniz. Bu
>askerlerden Guantanamo'da çok var mıydı?
>- Size
>şunu söyleyebilirim. Guantanamo'daki askerlerin % 90'ının
>başında kippa vardı. İsimleri de hep Yahudi isimleriydi.
>Guantanamo'da bizim tesbit ettiğimiz 15 de Yahudi haham vardı.
>Esirler içindeki âlimlerin sorgularında, en az 1 haham bulunuyordu.
>
>- Sorgu odasından kaç gün sonra
>çıkabildiniz?
>- 10 gün boyunca devamlı işkenceye tabi
>tutuldum. Devamlı olarak, Usame bin Laden ve Molla Ömer'in nerede
>olabileceğini soruyorlardı. Ben ise bu kişileri hayatımda bir kere bile
>görmemiştim. İşkence gördüğüm 10 günün son 3 günü beni başka bir odaya
>götürdüler. Bu
>oda,
>diğer sorgu odasına göre daha düzenliydi. İlk önce odadaki televizyonu
>açtılar ve benden televizyondaki ahlaksız filmi seyretmemi istediler. Ben
>seyretmemek için başımı aşağı eğdikçe, onlar vücuduma daha fazla elektrik
>veriyorlardı. Bu durum yaklaşık 45 dakika sürdü. Daha sonra iki asker
>herkesin gözü önünde birbirleriyle ilişkiye girmeye başladı. Ben
>utancımdan ne yapacağımı şaşırdım. Devamlı olarak içimden,
>"Hasbünallahü ve ni'mel vekîl" diye duada bulunuyordum.
>Kadın askerlerden biri eğer kabul edersem, bir kadınla ilişkiye
>girebileceğimi söyledi. 3 gün boyunca beni ikna etmeye çalıştılar.
>Tekliflerini kabul etmeyince, bu sefer diğer sorgu odalarına hiç
>benzemeyen farklı bir odaya götürdüler.
>DELİRTME ODASI
>- Bu odanın diğer sorgu odalarından farklı olan
>yönü neydi?
>-
>Odanın her tarafı çeşitli elektromanyetik âletlerle kaplıydı. Bu odaya
>Guantanamo'daki esirler kendi aralarında "Delirtme
>odası" diyorlar. Ben oradayken deliren 90 kadar Müslüman esir, bu
>odada fazla bırakılmaları sebebiyle delirdi. "Delirtme
>odası"nda sizi yalnız başınıza bırakıyorlar. Bir sandalyeye oturtup,
>vücudunuzun çeşitli yerlerine çeşitli kablolar yerleştiriyorlar. Önce
>odanın ısısı düşürülüyor, daha sonra da yükseltiliyor. Mesela odanın ısısı
>-20 derece soğuktayken, birden 60 derece sıcağa çıkarılıyor. Vücudunuza
>yerleştirilen kablolar çalıştırılınca, çeşitli halüsinasyonlar görmeye
>başlıyorsunuz. Bütün dengeniz bozuluyor. Kulağınıza ilginç ve ürkütücü
>sesler geliyor ve bir an önce ölmek istiyorsunuz. Öyle bir acı
>çekiyorsunuz ki, tarifsiz... Guantanamo'da bu odaya giren esirlerden
>en az 400'ü intihar girişiminde bulundu. 90'ı delirdi. Deliren
>esirleri Delta D Bloğu'na götürüyorlardı. Birçok esir bileklerini
>kesti. Ben de o "Delirtme odası"na girdikten sonra çok kötü
>günler yaşadım. Kendimi tanıyamıyordum. Sanki içimde başka bir insan
>vardı. Sürekli onunla mücadele etmek zorunda kalıyordum. Kulağıma gelen
>uğultular, benden sürekli intihar etmemi istiyorlardı. Fakat
>Allah'ın yardımıyla yavaş yavaş kendime geldim. Bu odadan
>çıkarıldıktan sonra da 2 sene boyunca kalacağım hücreme götürüldüm.
>
>- Hücrede günlerinizi neler yaparak
>geçiriyordunuz?
>-
>Hücrelerde sürekli olarak Kur'an'ı Kerim okuyorduk.
>Guantanamo'daki esirlerin % 90'ı hafız oldular. Aramızdaki
>âlimler; "Allah'ın kuluna kaldıramayacağı yükü
>yükleyemeyeceğini" ve her şartta İslâm'ın izzetini ayakta
>tutmamız gerektiğini söylüyorlardı. Biz de askerlerin morallerini bozmak
>için çeşitli eylemler yapıyorduk.
>- Ne tür eylemler?
>- Her
>gece mutlaka Usame bin Laden'i öven marşlar söyleniyordu. Çünkü
>Amerikalı askerlerin en çok nefret ettikleri insan, Usame bin
>Laden'di. Ayrıca hücrelerin demirlerine vurarak, İslâm'ın
>zafer kazanacağına, ABD ve İsrail'in yıkılacağına dair sloganlar
>atıyorduk. Hücrelerdeki arkadaşlarla Amerikalı askerler geldiği zaman,
>silah sesi çıkarmaya karar verdik. 1 gün sonra askerler bizim bulunduğumuz
>bloğa geldiklerinde, ağzımızla silah sesi çıkarmaya başladık. Askerler
>birden paniğe kapılıp yere yatarak; "Saldırıya uğruyoruz. El Kaide
>Guantanamo'ya saldırıyor" diye bağırmaya başladılar. Herkes
>bir tarafa kaçışmaya başladı. Askerlerin düştükleri komik duruma
>dakikalarca güldük. Bazı esirler de, ellerine fırsat geçirdikleri an, ABD
>askerlerini esir alıyorlardı.
>SUUDİ
>TUTUKLUNUN
>ÇEVİK
>GİRİŞİMİ...
>- Hücrelerde ABD askerlerini esir almanız imkansız
>değil mi?
>- Normalde hücrelere 15 kişi birlikte ve
>yanlarında bir köpek bulundurarak geliyorlardı. Bir gün başında kippa olan
>Yahudi askerler; "Biz 3 kişi sizi odanızdan alıp, sorguya
>götürebiliriz" diye hava atmak için bir Suudi Arabistanlı esirin
>hücresine girdiler. Hücre kapısı açılır açılmaz, bu Arap kardeş askerlere
>saldırdı. 5 dakika içinde 3 askeri hücreye sokup, üzerlerine
>hücrenin
>kapısını kapattı. Bizim kaldığımız blokta askerlerin ilan yaptıkları
>bir mikrofon vardı. Bu mikrofondan çıkan sesi Delta Kampı'ndaki
>bütün asker ve esirler duyabiliyordu. Arap esir daha sonra bu mikrofonu
>eline alıp, "Ey Amerikalılar, ey İsrailliler, 3 askerinizi hücreye
>tıktım. Bir gün Bush ve Şaron'u da bu hücrelere sokacağız.
>Allah'ın vaad ettiği zafer çok yakında gelecektir. İzzet
>mücahidlerindir" diye bağırdı. Hücrelerin her birinden
>"Tekbir" sesleri gelmeye başladı. Guantanamo'yu ele
>geçirmiş gibi sevindik. Daha sonra gelen askerler, bu Arap kardeşi
>kelepçeleyip, götürdüler. Ona 40 güne yakın işkence yaptılar. Vücudu yara
>bere içinde hücresine döndüğü zaman bile ABD askerlerine; "Bir daha
>3 kişi hücrelerimize gelmeye cesaret edin bakalım.Yine sizi, buraya
>tıkacağım" diye tehditlerde bulunuyordu. Bir başka olay daha
>anlatayım. Rüstem isimli bir Çeçen esir vardı. Küçük boyluydu, fakat çok
>iyi döğüşebiliyordu. O da bir sayım esnasında 4 ABD askerini dövüp, onları
>kaldığı hücreye kapattı. Daha sonra da gidip ABD askerlerine; "Bakın
>sizin arkadaşlarınızı hücreye kapattım. İslâm'ın hayırlı evladları
>bir gün Guartanamo'ya gelip, hepinizi, bizi kapattığınızı hücrelere
>tıkacaklar" diye tehditte bulundu. ABD askerleri Rüstem'in
>ellerini kelepçeyip, onu götürdüler. Rüstem'den bir daha haber
>alamadık.
>"90 KİŞİ İŞKENCEDEN
>DELİRDİ"
>- Guantanamo'daki esirlerin açlık grevi
>yaptıklarına dair haberler geliyor. Bütün esirler bu açlık grevine
>katılıyor mu?
>-
>Gördükleri işkenceler ve kendilerine verilen ilaçlar sebebiyle deliren
>esirlerin dışında herkes katılıyor. Yeni bir ilaç çıktığında ilacı kontrol
>etmek için kobay olarak bizi kullanıyorlardı. Ben Guantanamo'da
>kaldığım 2 sene içinde, 90 esirin delirdiğine şahid oldum. Fakat
>1300'e yakın esir, açlık grevi yapıyordu. Açlık grevi
>Guantanamo'da haklarımızı almak için en iyi yöntemdi. Birçok
>isteğimizi açlık grevi sayesinde Amerikalılara kabul ettirdik.
>
>- Kabul ettirdiğiniz istekler
>nelerdi?
>-
>Mesela kadın askerlerin sayım için hücrelerimize gelmelerini istemiyorduk.
>İlk önce bu isteğimize karşı çıktılar. Fakat biz eyleme başlayınca kabul
>etmek zorunda kaldılar. Kadın askerlere; "Çirkin, çöp
>tenekesi" diye isimler takmıştık. Onlara bu şekilde seslendiğimiz
>de, sinirden köpürüyorlardı. Her hücreden bir kişinin ezan okumasına izin
>vermelerini de yine açlık grevi eylemiyle sağladık. Ayrıca Kur'an-ı
>Kerimler'in yere atılmasını da, açlık grevleri yoluyla engelledik.
>Guantanamo'da işkence ve saldırı olduğu kadar, direniş de var.
>Fakat, Guantanamo'nun bu yönü sürekli olarak kamuoyundan
>saklanıyor.
>- Amerikalılar, Guantanamo'ya sürekli yeni esirler
>getiriyorlar mıydı?
>- Evet, hem de her hafta. Zaten mevcud bloklar, getirilen
>esirlere yetmediği için Guantanamo'ya devamlı yeni bloklar inşa
>ediyorlardı.
>- Serbest bırakılmanız nasıl gerçekleşti?
>
>- Guantanamo'da kimin, ne zaman
>serbest bırakılacağı belli olmuyordu. Bir gün yine kaldığım hücreye gelip,
>beni sorgu odasına götürdüler. Yalan makinasına bağlayıp tekrar
>sorguladılar. El Kaide militanı olmadığıma kanaat getirdiklerini söyleyip,
>serbest bırakılacağımı söylediler. Daha sonra da, Türkiye'ye
>gönderilmek üzere bir uçağa bindirildik. Bu uçak Adana-İncirlik Hava
>Üssü'ne indi. Amerikalı yetkililer, burada da bizi Türk polisine
>teslim ettiler. Tük polisi de bir gün şubede tuttuktan sonra, serbest
>bıraktı.