Şayet bir kişi: "Ben sadece Allah'a ibadet ediyorum. Bu kimselere sığınmam, onlara dua etmem, ibadet / tapınmak için değildir." diyecek olursa ona şöyle denir:
Bilirsin ki, Allah (c.c), ibadetlerin yalnızca kendi rızası için ve ihlaslı olarak yapılmasını ister. Allah ibadette ihlaslı olmayı farz kılmıştır. Bu Allah'ın üzerimizdeki hakkıdır." Eğer bu kişi, ibadeti ve çeşitlerini bilmiyorsa, Allah'ın şu ayetiyle ona gereken açıklamada bulunuruz:
"Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın. Çünkü o, aşırı gidenleri sevmez." (A'raf: 7/55)
Sonra, ona: "Şimdi sen, duanın Allah'a ibadet olduğunu bildin mi?" deriz. Bunun ibadet olduğunu kabul ederse, kendisine sorarız: "Allah'a gece gündüz dua etmekte, korkarak ve umut ederek O'ndan istemektesin. Sonra da bu ihtiyacını bir nebiden ya da başkasından dua ile istemektesin. Şimdi sen, böyle yapmakla, Allah'a ibadette şirk koşmuş olmuyor musun?" Buna da "evet" derse, bu sefer şöyle deriz:
"Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser: 108/2) ayetinden namaz kılmanın ve kurban kesmenin ibadet olduğunu anladın mı?" Buna da kesinlikle "evet" derse, o zaman şöyle sorarız: "Eğer sen bir yaratığa, bir peygambere, bir cinne veya bunlar dışında herhangi birşeye kurban kesersen ibadette Allah'a ortak koşmuş olmaz mısın?" Yine "evet" derse, şöyle deriz:
"Sadece onlara olan bu ibadet duada, kurban kesmede, sığınmada, ve benzeri şeylerde mi oluyor? Yine bunlar kendilerinin Allah'ın kulu olduğunu, O'nun kahrı ve gücü altında bulunduklarını, tüm işleri düzene koyanın Allah olduğunu ikrar etmiyorlar mı?" Yine "evet" derse şöyle deriz. Fakat bunların söz konusu kimselere dua etmeleri ve bu türden tapınmaları, makam elde etmek ve bunlardan şefaat dilemek içindir. İşin bu yönü de oldukça açıktır.