Ali Haydar Can
“Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalı. Yunanca demos (halk) ve graphein (yazmak) kelimelerinden meydana gelmiştir. Nüfusun coğrafyası veya nüfusbilim olarak da tanımlanır.” (1)
Bir Ülkenin toplumunu oluşturan insanların dini, mezhebi, dili, etnik kökeni, kültürel kökleri, gelenekleri, töreleri, hayat tarzları, iktisadî vaziyetleri, tahsil/öğrenim durumları, sosyal, siyasî tercihleri vb. hakkında yeterli, tutarlı/doğru bilgilere sahip olmadan o ülkenin problemlerine doğru çözümler üretmek mümkün değildir...
Türkiyenin nüfus yapısının doğru algılanmasının önünde iki büyük engel vardır: Bunlardan birincisi Türkiyede yaşayan Alevîlerin sayısıyla ilgili insanın hayal gücünü zorlayan inanılmaz rakamlar telaffuz edilmesidir. Benzer bir durum ülkede yaşayan Kürt nüfusla ilgili olarak da vardır ama Kürtler henüz Alevîler kadar bu işde ustalaşamadıklarından teleffuz ettikleri rakamlar palavra düzeyinin altında/mübalağa sınırının biraz üstünde kalmaktadır.

Önce Alevîlerle ilgili uçuk kaçık rakamlara bakalım:
Bu konuda en mütevazı yalanlar 12 milyondan başlamakta, en uçuğu ise 30 milyona kadar çıkmakta ve işin tuhafı “entellektüel alemde” sorgusuz sualsiz kabul de görmektedir...
Bu abartmalara yol vermek için; Alevilerin baskısıyla önce nüfus cüzdanlarındaki mezhep hanesi kaldırıldı, daha sonra da mezhep sorusu nüfus sayımlarında sorulmaktan vazgeçildi.
Gerekçe aynı: Laikliğe aykırılık!
Ne alâkaysa...
Bu yüzden de demografik yapıdaki son durumu görebilmek için güvenilir anketlere baş vurmaktan başka çare kalmadı...
Bu Konuyla ilgili olarak daha önce Baran dergisinde yayınlanan “Alevînin Canı Can da, Sünnîninki patlıcan mı?-1-“ Başlıklı yazı dizisinin birinci bölümünde şöyle bir tesbit yapmıştık:
“KONDA'nın Tarhan Erdem'in yönetiminde Milliyet için yaptığı Türkiye’nin kimlik araştırmasına göre “kişilerin kendilerini ait hissettikleri din ve mezhep” sorusuna verdikleri cevaplardan Türkiye nüfusunun yüzde 99'unun Müslüman olduğu, mezheplere göre bakıldığında toplumun yüzde 82'sinin Sünni-Hanefî, 9.06'sının Sünni-Şafii olmak üzere toplam %91’nin sünnî, yüzde 5.73'ünün Alevi-Şii olduğu görülüyor. Konda, kendi sayılarını sürekli abartıp kabartmayı adeta meslek haline getirmiş bazı Alevî dedeleri ile bunların hoperlörlüğünü yapan bazı ‘medyacan’ların hışmından kurtulmak için Sünnî nüfusu Hanefî Şafiî diye bölerken, Alevî ve Şii nüfusu toplayarak vermesine ve büyük ihtimalle bu rakama %1-2 civarında bir caba koymasıına rağmen sayı bu...
Şimdi Türkiye’deki Caferî Şiîlerin Lideri olduğunu iddia eden Selahattin Özgündüz’e sorarsanız bu ülkede en az 2 milyon Caferî Şiî bulunduğunu söyleyecektir ki, bu yaklaşık %3’e denk gelir... Ne kaldı geriye? Yaklaşık %3, yani aşağıdan saysan da yukarıdan saysan aynı: 2 milyon 100 bin kişi... Hadi Caferî Lideri de kendi sayılarını bir misli abartmış olsun... Ne oldu? Yaklaşık 3 milyon kişi...” (2)
***
Bu konuda en uçuk rakamları telaffuz etmekten çekinmeyen Alevî dedesi İzzettin Doğan bir röportajında hem içerde hem de dışarıda en çok karşılaştıkları sorunun” madem toplam nüfus içindeki sayınız bu kadar çok niçin parti kurmuyorsunuz?” sorusu olduğunu belirtiyor ve bu soruya cevap olarak da “çevir kazı yanmasın” türünden şeyler söylüyordu. Ama Aleviler açısından tam bir fiyasko ile sonuçlanan Birlik Partisi/Türkiye Birlik Partisi macerasından hiç sözetmiyordu... Çünkü bu parti bazı Alevî dedelerinin ve yazarlarının Türkiye’deki Alevî nüfusu hakkında nasıl büyük palavralar attıklarının en büyük delillerinden biriydi:
* Birlik Partisi, Aleviler tarafından Avukat Cemal Özbey’in önderliğinde 17 Ekim 1966’da kuruldu. Bu partinin en önemli özelliği hem Cumhuriyet tarihinde, Alevilerin kurduğu ve alevî nüfusa yaslanan ilk parti olmasıydı. Partinin amblemi, 12 imamı temsil eden 12 yıldız ve Hz. Ali’yi sembolize eden bir aslandı.
* Partinin 16 kurucusu da Alevî kökenliydi: Hasan Tahsin Berkman (Emekli General), Cemal Özbey (Avukat), Feyzullah Ulusoy (Avukat, çiftçi), Salim Delikanlı (Emekli albay), Tahsin Tosun Sevinç (Sendikacı), Mustafa Geygel (Müteahhit, çiftçi), Mehmet Güner (İktisatçı), İbrahim Zerze (İşçi), Hüseyin Dedekargınoğlu (Matbaacı), Hüseyin Günel (Müteahhit), Mustafa Topal (Doktor), Hüseyin Eren (Emekli albay), Arif Kemal Eroğlu (İşçi), Mehmet Ali Egeli (İktisatçı), Hüseyin Erkanlı (Avukat) ve Faruk Erginsoy (avukat).
* İlk Genel Başkan Emekli bir Tuğgeneral olan Hasan Tahsin Berkman’dı. Ekim 1966’dan, Mart 1967’ye kadar genel başkanlık yapan ancak genel başkanlığı sırasında “aksiyoner” olamamakla suçlanan Berkman, partililerle yapılan bir toplantıda ABD yanlısı açıklamalar yapınca düşürüldü ve yerine Millet Partisi’nden transfer edilen Hüseyin Balan getirildi.
* Berkman ve Hüseyin Balan döneminde parti, Alevlerin bütün kesimleriyle buluştu ve bu buluşmayı Alevilerin manevi önderleri olan dedeler kanalıyla gerçekleştirdi. Dedeler, partinin örgütlenmesinde aktif roller üstlenirken, halk ozanları örgütlenme sürecinde partinin propagandasını yaptı. Köylerde yaşayan Alevilerle, köyden kente göç eden ancak Alevi inancının etkilerini taşımaya devam eden kesimlerin partiye ilgi göstermesinde, Hacıbektaş dergahı da kilit rol oynadı. Çünkü, dergahın 1960’lı yıllardaki postnişini Feyzullah Ulusoy, partinin kurucuları arasındaydı
* BP, ilk seçimine 2 Haziran 1968 tarihinde yapılan kısmi senato ve mahalli seçimlerinde girdi: Yüzde 1.6 oy aldı.
* BP 12 Ekim 1969 tarihinde yapılan milletvekili seçimlerinde 8 milletvekili çıkardı ve yüzde 2.8 oy aldı.
* 1973 seçimlerinde 1971 yılında kapatılan TİP’in “bilinçli 300 bin seçmenin” oyunu alma hesabıyla eski TİP’lilerle yapılan seçim ittifakı ile seçimlere girildi: Yüzde 1.1 oy alarak sadece Genel Başkan Mustafa Timisi’yi Sivas’tan milletvekili seçtirebildi. İttifak yaptıkları eski TİP Genel Başkanı Aybar da parlamento dışında kaldı. (3)
***
O gün bugün alevîler bir daha parti kurmadı/kuramadı ama toplam nüfus içindeki yüzde 2-3’lük oranlarını şişire şişire neredeyse yüzde 50’lere kadar çıkardılar...
“Madem bu kadar kalabalıksınız kurun bir parti” dendiğinde de İzzettin Doğan dede gibi ya “yerim dar” veya “yenim dar” cevabına benzeyen kıvırmalara giriştiler...
Halep oaradaysa arşın burada!
Madem sayınıza bu kadar güveniyorsunuz; bırakın “laiklik” bahanesinin altına sığınmayı: Nüfus Kayıtları içine hem “din” hem de “mezhep” hanesi yeniden konulsun ve kim kaç kişiymiş net olarak görelim...
Hodri meydan...
Dipnotlar:
1- Vikipedi, özgür ansiklopedi
2- Baran dergisi Sayı:
2- Kelime ATA, “Birlik Partisi” başlıklı makale, makalenin internet adresi: http://erenulusoy.blogcu.com/2946355/
(Devam Edecek)
Baran Dergisi Sayı: 79
Kaynak: http://entellektuel.s4.bizhat.com/viewtopi...ntellektuel#715