Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Hz.İsa Geldi Mi?
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ GENEL ]·.
Sayfa: 1, 2
Ümran DEMİR
Size bir olay anlatacağım.Uzun uzadayı yazmadım ama;Üstad bediüzzamanı bilirsiniz.Bu asırda yaşayan talebelerinden olan bu şahıs,çok iyi bir kimseymiş.İmanın dereceleri vardır,onun imanı da çok kuvvetliymiş.Hala yaşayan bu şahıs,İstanbul'da Risale-i Nur matbaasında çalışırmış.Bir gün birisi gelip:"Said nerede?"demiş.O da şaşırmış tabii...Çünkü üstad çoktan vefaat etmiştir.Sormuş:"Sen kimsin?Adın ne?"Cevap olarak:"isa"demiş.Şaşıran şahıs 2-3 saniyelik sürecek kadar arkasını dönmüş ve arkadaşına çağırmış.Bakmış ki adam yok.Ama o binadan bu kadar sürede çıkmasına da imkan yok.Aramış,bulamamış.
Hem üstada niçin üstad veya bediüzzman said nursi değil de said diyor?Hem de yıllaar önce ölen bir adamı soruyor?bunların da hikmetini düşünün taşının.İnanan inansın.İnanmayan inanmasın.İnanmayn kardeşler eleştirmek isteyeceklerdir.Eleştirsinler,fakat kalp kıracak derecde değil.İmla hatalarına takılırsaız ooohoooooo...Neyse bazı üye kardeşler istediler ve onları kıramadım.Bir de Hz.İsa'nın geliş alametlerina bakın ki harun yahyanın kitaplarında daha iyi karşılaştırmış tavsiye ederim.Günümüz olaylarıyla bi karşılaştırın bakalım.Benden bu kadar...
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 21 2008, 02:30 PM) *

Size bir olay anlatacağım.Uzun uzadayı yazmadım ama;Üstad bediüzzamanı bilirsiniz.Bu asırda yaşayan talebelerinden olan bu şahıs,çok iyi bir kimseymiş.İmanın dereceleri vardır,onun imanı da çok kuvvetliymiş.Hala yaşayan bu şahıs,İstanbul'da Risale-i Nur matbaasında çalışırmış.Bir gün birisi gelip:"Said nerede?"demiş.O da şaşırmış tabii...Çünkü üstad çoktan vefaat etmiştir.Sormuş:"Sen kimsin?Adın ne?"Cevap olarak:"isa"demiş.Şaşıran şahıs 2-3 saniyelik sürecek kadar arkasını dönmüş ve arkadaşına çağırmış.Bakmış ki adam yok.Ama o binadan bu kadar sürede çıkmasına da imkan yok.Aramış,bulamamış.
Hem üstada niçin üstad veya bediüzzman said nursi değil de said diyor?Hem de yıllaar önce ölen bir adamı soruyor?bunların da hikmetini düşünün taşının.İnanan inansın.İnanmayan inanmasın.İnanmayn kardeşler eleştirmek isteyeceklerdir.Eleştirsinler,fakat kalp kıracak derecde değil.İmla hatalarına takılırsaız ooohoooooo...Neyse bazı üye kardeşler istediler ve onları kıramadım.Bir de Hz.İsa'nın geliş alametlerina bakın ki harun yahyanın kitaplarında daha iyi karşılaştırmış tavsiye ederim.Günümüz olaylarıyla bi karşılaştırın bakalım.Benden bu kadar...


İSA a.s gelmeyecek hiç ümitlenmeyin.BAna geleceğine dair tek bir ayet getirin.LÜtfen islami bir konu hakkında konuşuyorsanız bunun ayetlerle ispatlamak zorundasınız ya ispatlayın yada susun insanların kafasını bulandırmayın.

selam ve dua ile. wallbash.gif wallbash.gif wallbash.gif wallbash.gif wallbash.gif
talebe27
Nisa Suresi
157. Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

158. Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.

http://www.kuranmeali.com/sureler.asp?meal...et&sureno=4


Yeterli mi?
essedullah_01
ALINTI(talebe27 @ Jul 21 2008, 05:36 PM) *

Nisa Suresi
157. Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

158. Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.

http://www.kuranmeali.com/sureler.asp?meal...et&sureno=4
Yeterli mi?



bizim yazdıklarımız yetmiyor ama sizin yazdıklarınız hemen yeterli oluyor confused1.gif confused1.gif
halbuki konuyla hiçbir alakası yok ben geleceğine dair bir ayet göremedim.
sadece göğe çekildiğinde bahsediyor.
Ümran DEMİR
Esedullah.Sen nasıl buna cürret edersin?Talebe27 kardeşim zaten o ayetleri açıklamış ve mü'minler de bu olayı bilirler diye açıklama gereği duymadım.İnsanların kafalarını asıl sen bulandırma.

Ben gereken ayetleri gene de bulup buraya yazacağım Allah'ın izni ile.Ya bilmiyorsun yada inanmıyorsun bu olaya.Peki.Ama başka kardeşlerin aklını karıştırma.Sen Kur'anı o kadar araştırsaydın,Yukarıdaki ayetleri gözün görürdü.
talebe27
ALINTI(essedullah_01 @ Jul 21 2008, 05:51 PM) *

bizim yazdıklarımız yetmiyor ama sizin yazdıklarınız hemen yeterli oluyor confused1.gif confused1.gif
halbuki konuyla hiçbir alakası yok ben geleceğine dair bir ayet göremedim.
sadece göğe çekildiğinde bahsediyor.


Allah CC ın vadi haktır ve Allah CC asla vadinden dönmez

Her nefis ölümü tadacaktır

Bu Allah CCın bir vadidir.

İnsan 1.000 lerce sene yaşasa da sonu ölümdür

Herkes ölümü tadacaktır. Kimsenin kurtuluşu yoktur

Eğer ayete göre Hz. İsa AS ölmedi ise (ki ölmedi) o zaman O AS de ölümü tadacaktır

Peki nerede tadacaktır ölümü?

Hadis açıklıyor zaten

Dünyaya gelecek, 40 sene kalacak, çoluk çocuk sahibi olacak ve 40 sene sonra (Allah CC kendine 40 sene daha ömür biçtiğinden 40 sene) O AS da herkes gibi ölümü tadacak

Ümran DEMİR
Allah razı olsun talebe27 kardeşim.Bir de şu ayete bakın:"Ey İsa!Doğrusu ben seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim.Seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üzerine geçireceğim.Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır,hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda ben hükmedeceğim.(Al-i İmran Suresi,55) Burada seni vefeat ettireceğim diyor.Nerede vefat ettirecek?Daha ölmediğine göre,Ölüm de dünyada olduğuna göre.Hem yukarıda hadis-i şerif de var.Bu kadar delil yetmez mi?
talebe27
Cümle ümmeti Muhammed SAV den Razı olsun

Buyrun konuya uzman yorumu

---

Kuranı Kerimde Hz. İsanın kıyametten önce tekrar yer yüzüne indirileceği bir çok ayette açıkça ifade edilmiştir.

Kuran'dan Deliller

I. Delil

"... sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim..."
Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetidir:
Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi, 55)

Allah kıyamete kadar inkar edenlere üstün gelen ve Hz. İsa'ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve onun Allah Katına yükselişinin ardından da hızla dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl boyunca da, Hz. İsa'ya iman edenler (İseviler) şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda geçmişte yaşayan Hıristiyanların, inkar edenlere üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını söyleyemeyiz.

Günümüzde ise Hıristiyanlığın özünden uzaklaştığını, Hz. İsa'nın anlattığı hak dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanların çoğu arasında Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu şeklindeki (Allah'ı tenzih ederiz) sapkın inanç benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul, kutsal Ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan günümüz Hıristiyanlarını da Hz. İsa'ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kuran'ın birçok ayetinde "üçleme"ye inananların inkar içerisinde olduklarını bildirmiştir:
Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlah'tan başka İlah yoktur... (Maide Suresi, 73)

Bu durumda "sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim" ifadesi açık bir işaret taşımaktadır. Hz. İsa'ya uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.

Ayrıca ayetin sonunda geçen "...Sonra dönüşünüz Banadır..." ifadesi de dikkat çekicidir. Allah Hz. İsa'ya uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber verdikten sonra Hz. İsa da dahil olmak üzere tümünün kendisine döneceğini bildirmektedir. "Allah'a dönmeleri" ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu da, Hz. İsa'nın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine bir işaret olabilir.

II. Delil

"... ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur..."
Nisa Suresi'nin 156-158. ayetlerinin arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:
Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır. (Nisa Suresi, 159)

Yukarıdaki ayette yer alan "ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur" ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin Arapça karşılığı şu şekildedir: "... ve in min ehlil kitâbi illa leyü’minenne bihi kable mevtihi"

Burada bazı tefsirciler "o" zamirinin Hz. İsa yerine Kuran'a baktığını düşünmüşler ve ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kuran'a iman edeceği şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet öncesindeki iki ayette de "o" zamiri tartışmasız bir biçimde Hz. İsa için kullanılmıştır:

Nisa Suresi, 157. ayet:
Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Nisa Suresi, 158. ayet:
Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ayetlerin hemen arkasından gelen ayette kullanılan "o" zamirinin Hz. İsa'dan başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili yoktur.

Nisa Suresi, 159. ayet:
Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.
Diğer taraftan ayetin ikinci cümlesinde yer alan "Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır" ifadesi de oldukça önemlidir. Kuran'da kıyamet günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının (Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23) kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir. Kuran'ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi bir delil bulunmamasına rağmen- "Kuran"ı ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer alan "o" zamirinin de Kuran'a işaret ettiği iddia edilmiş olur. Oysa Allah Kuran'da bizlere bu konuyla ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Kuran ayetlerine baktığımızda aynı zamirin, Kuran'a işaret ettiği durumlarda, (Tarık Suresi, 13, Tekvir Suresi, 19, Neml Suresi, 77 ve Şuara Suresi, 192-196'da olduğu gibi) ayetin öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kuran'dan bahsedildiğini görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin içinde Kuran'dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kuran'ı tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet çok açık bir biçimde Hz. İsa'ya inanılmasından ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.

Ayetin manası hakkında belirteceğimiz ikinci nokta ise "ölümünden önce" ifadesinin yorumu ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin "Kitap Ehlinin kendi ölümlerinden önce" inanması anlamında olduğunu düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa'ya mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa döneminde Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz. İsa'yı peygamber olarak kabul etmemektedirler. Bugüne kadar Hz. İsa'ya iman etmemiş milyonlarca Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa'ya iman etmeden ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap Ehlinin değil, Hz. İsa'nın ölümüdür. Sonuç olarak, ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: "Hz. İsa ölmeden önce tüm Ehli Kitap ona iman edecektir."

Ayet gerçek manasıyla ele alındığında ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız.
Birincisi, ayette gelecekten bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa'nın ölümü söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir. Hz. İsa dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa'ya tüm Ehli Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da kesin olarak gerçekleşeceği bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki "ölümünden önce" ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa'dır. Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona Müslüman olarak itaat edecek ve Hz. İsa da onların durumlarıyla ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)

III. Delil

"Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir..."
Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa'dan bahsedilir:
Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi, 57-60)

Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa'nın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:
Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)

Bu ayetin Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa'nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bu ayette geçen "O, kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin Arapça karşılığı şu şekildedir: "İnnehu le ilmun lissâati."
Bu ifadede yer alan "hu" zamirinin "Kuran"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Kuran için "hu" yani "o" zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kuran'ı anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka bir konu içinde "hu" zamiri ile Kuran'dan bahsedilmez. Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında, orada da açıkça Hz. İsa kastedilerek o zamiri kullanıldığı görülecektir:
"O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık." (Zuhruf Suresi, 59)

Bu zamirin Kuran'a işaret ettiğini söyleyenler ise ayetin devamında geçen "Ondan kuşkulanmayın, bana uyun" ifadesini delil olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki ayetler tamamen Hz. İsa'dan bahsetmektedir. Bu nedenle "hu" zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili olması ve Hz. İsa'yı anlatması daha uygundur. Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz. İsa olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:
"Muhakkak ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir)."2

IV. Delil

"... Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek..."
Hz. İsa'nın ikinci gelişine işaret eden başka ayetler de şöyledir:
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir. Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek. (Al-i İmran Suresi, 45-48)

Ayette, Allah'ın Hz. İsa'ya, Tevrat'ı, İncil'i ve bir de "Kitab'ı" öğreteceği haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi'nin 110. ayetinde de yer almaktadır:
Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..." (Maide Suresi, 110)

Her iki ayette de geçen "Kitap" ifadesini incelediğimizde, bunun Kuran'a işaret ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında gönderilen son hak kitabın Kuran olduğu bildirilmektedir. (Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir) Bunun yanında, Kuran'ın başka ayetlerinde, "Kitap" kelimesi, İncil ve Tevrat'ın yanında Kuran'ı ifade etmek için kullanılmıştır:
Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab'ı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ve İncil'i de indirmişti. (Al-i İmran Suresi, 2-3)

Kitap kelimesinin Kuran'a işaret ettiği başka ayetler de şu şekildedir:
Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir. (Bakara Suresi, 89)

Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. (Bakara Suresi, 151)

Bu durumda, Hz. İsa'ya öğretilecek olan üçüncü "Kitab"ın Kuran olduğunu ve bunun da ancak Hz. İsa'nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz. İsa Kuran'ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene önce yaşamıştı. Biraz sonra detaylı olarak göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa'nın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kuran'la hükmedeceği bildirilmektedir. Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)

V. Delil

"Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."
"Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..." (Al-i İmran Suresi, 59) ayeti de Hz. İsa'nın dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız olma özelliğine, Hz. Adem'in Allah'ın "Ol" emriyle topraktan yaratılması ile Hz. İsa'nın yine "Ol" emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti daha olabilir. Hz. Adem cennetten nasıl yeryüzüne indirildiyse, Hz. İsa da ahir zamanda Allah'ın Katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

VI. Delil

"...doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün..."
Kuran'da Hz. İsa'nın ölümünü ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi'nde şöyle haber verilmektedir:
"Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." (Meryem Suresi, 33)

Bu ayet Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi'ndeki ayette Hz. İsa'nın Allah Katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi'nin 33. ayetinde Hz. İsa'nın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

VII. Delil

"... beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun..." Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi'nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetinde geçen "kehlen" kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:
"Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun…" (Maide Suresi, 110)

"Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (Al-i İmran Suresi, 46)

Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa için kullanılmaktadır. Hz. İsa'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan "kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse" şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.

Hz. İsa'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas'tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa'nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa'nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.3 (En doğrusunu Allah bilir)

İslam alimlerinin bu yorumunun isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kuran ayetlerine bakıldığında bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa için kullanıldığını görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kuran'da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen "beşikte" ve "yetişkin iken" kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.

Nitekim İmam Taberi, Tefsir’inde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:
"Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa'nın ömrünü tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı…
Bu ayette (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa'nın hayatta olduğuna delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir. Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak, semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır."7

"Kehlen" kelimesinin açıklamaları da, Kuran'da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

Tüm bu anlatılanlar Hz. İsa'nın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam'a yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu, Allah'ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise, Hz. İsa'yı en güzel şekilde savunup desteklemek ve onun insanları çağırdığı Kuran ahlakını en doğru şekilde yaşamaktır.

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage....na&id=26848
talebe27
Mîrac haberi haktır. Onu reddeden sapık bir bid'atçi olur. Deccal'in, Ye'cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, [b]Hz. İsa'nın gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kıyamet alâmetlerinin hepsi de haktır.[/b]

Fıkhul Ekber İmamı Azam Ebu Hanife RA

Ümran DEMİR
Çok güzel deliller.Aslında ben de bir sürü delil yazacaktım ama fare bozuldu.Yorumu bile zor yazıyorum.İnşallah o fare yapıldığında bomba gibi ineceğim foruma.İnsan onun geleceğine inanmayınaca geldiğine nasıl inansın?Allah senden razı olsun.Efendimizin şefaatine nail olursun inşallah.Ve inşallah esedullah da bu delilleri görür ve de anlar.Allah mü'minlere rahmet etsin.
talebe27
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 21 2008, 06:46 PM) *

Çok güzel deliller.Aslında ben de bir sürü delil yazacaktım ama fare bozuldu.Yorumu bile zor yazıyorum.İnşallah o fare yapıldığında bomba gibi ineceğim foruma.İnsan onun geleceğine inanmayınaca geldiğine nasıl inansın?Allah senden razı olsun.Efendimizin şefaatine nail olursun inşallah.Ve inşallah esedullah da bu delilleri görür ve de anlar.Allah mü'minlere rahmet etsin.


Amin inşaallah

HAdislerden deliller var fakat nedense browser eklemiyor biggrin.gif
kırık-rüzgar
‘‘ Aç insanların sofraya üşüştükleri gibi düşmanımız olan insanların size karşı birleşip saldırmaları yakındır. ’’ Biri sordu:

‘‘ Acaba o gün sayıca az mı olacağız? ’’

‘‘ Hayır bilakis siz o gün sayıca çok olacaksınız. Fakat selin sürüklediği çer-çöp gibi dağınık olacaksınız. ALLAH düşmanlarınızın kalbinde sizin korkunuzu çıkaracaktır. Sizin kalplerinizde vehen atacaktır. ’’

‘‘ Vehen nedir ya RasulALLAH ? ’’

‘‘ Dünya sevgisi ve ölüm korkusudur. ’’ ( Ebu Davud )
-BeRcEsTe-
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 21 2008, 02:30 PM) *

Size bir olay anlatacağım.Uzun uzadayı yazmadım ama;Üstad bediüzzamanı bilirsiniz.Bu asırda yaşayan talebelerinden olan bu şahıs,çok iyi bir kimseymiş.İmanın dereceleri vardır,onun imanı da çok kuvvetliymiş.Hala yaşayan bu şahıs,İstanbul'da Risale-i Nur matbaasında çalışırmış.Bir gün birisi gelip:"Said nerede?"demiş.O da şaşırmış tabii...Çünkü üstad çoktan vefaat etmiştir.Sormuş:"Sen kimsin?Adın ne?"Cevap olarak:"isa"demiş.Şaşıran şahıs 2-3 saniyelik sürecek kadar arkasını dönmüş ve arkadaşına çağırmış.Bakmış ki adam yok.Ama o binadan bu kadar sürede çıkmasına da imkan yok.Aramış,bulamamış.
Hem üstada niçin üstad veya bediüzzman said nursi değil de said diyor?Hem de yıllaar önce ölen bir adamı soruyor?bunların da hikmetini düşünün taşının.İnanan inansın.İnanmayan inanmasın.İnanmayn kardeşler eleştirmek isteyeceklerdir.Eleştirsinler,fakat kalp kıracak derecde değil.İmla hatalarına takılırsaız ooohoooooo...Neyse bazı üye kardeşler istediler ve onları kıramadım.Bir de Hz.İsa'nın geliş alametlerina bakın ki harun yahyanın kitaplarında daha iyi karşılaştırmış tavsiye ederim.Günümüz olaylarıyla bi karşılaştırın bakalım.Benden bu kadar...

bu olay hz.isanın geldiğine delil olamaz ......... lac.gif her ben isayım diyeni hz.isa olarak değerlendirmek olur bu...
doh.gif hz isanın geleceği..... bazı konularda da olduğu gibi ihtilaflıdır..hassas bir konu ayetlerin tefsirlerinin etüdünü ister .... jp.gif
_Alevi_
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 21 2008, 02:30 PM) *

Size bir olay anlatacağım.Uzun uzadayı yazmadım ama;Üstad bediüzzamanı bilirsiniz.Bu asırda yaşayan talebelerinden olan bu şahıs,çok iyi bir kimseymiş.İmanın dereceleri vardır,onun imanı da çok kuvvetliymiş.Hala yaşayan bu şahıs,İstanbul'da Risale-i Nur matbaasında çalışırmış.Bir gün birisi gelip:"Said nerede?"demiş.O da şaşırmış tabii...Çünkü üstad çoktan vefaat etmiştir.Sormuş:"Sen kimsin?Adın ne?"Cevap olarak:"isa"demiş.Şaşıran şahıs 2-3 saniyelik sürecek kadar arkasını dönmüş ve arkadaşına çağırmış.Bakmış ki adam yok.Ama o binadan bu kadar sürede çıkmasına da imkan yok.Aramış,bulamamış.
Hem üstada niçin üstad veya bediüzzman said nursi değil de said diyor?Hem de yıllaar önce ölen bir adamı soruyor?bunların da hikmetini düşünün taşının.İnanan inansın.İnanmayan inanmasın.İnanmayn kardeşler eleştirmek isteyeceklerdir.Eleştirsinler,fakat kalp kıracak derecde değil.İmla hatalarına takılırsaız ooohoooooo...Neyse bazı üye kardeşler istediler ve onları kıramadım.Bir de Hz.İsa'nın geliş alametlerina bakın ki harun yahyanın kitaplarında daha iyi karşılaştırmış tavsiye ederim.Günümüz olaylarıyla bi karşılaştırın bakalım.Benden bu kadar...



yani hz. isa matbaaya gelip said nursi yimi sormuş , hz .isa matbaanın yerini biliyorsa , muhtemelen said nursinin öldüğünü biliyordur, sanırım yaşlılıktandır .
Kaveller
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 21 2008, 02:30 PM) *

Size bir olay anlatacağım.Uzun uzadayı yazmadım ama;Üstad bediüzzamanı bilirsiniz.Bu asırda yaşayan talebelerinden olan bu şahıs,çok iyi bir kimseymiş.İmanın dereceleri vardır,onun imanı da çok kuvvetliymiş.Hala yaşayan bu şahıs,İstanbul'da Risale-i Nur matbaasında çalışırmış.Bir gün birisi gelip:"Said nerede?"demiş.O da şaşırmış tabii...Çünkü üstad çoktan vefaat etmiştir.Sormuş:"Sen kimsin?Adın ne?"Cevap olarak:"isa"demiş.Şaşıran şahıs 2-3 saniyelik sürecek kadar arkasını dönmüş ve arkadaşına çağırmış.Bakmış ki adam yok.Ama o binadan bu kadar sürede çıkmasına da imkan yok.Aramış,bulamamış.
Hem üstada niçin üstad veya bediüzzman said nursi değil de said diyor?Hem de yıllaar önce ölen bir adamı soruyor?bunların da hikmetini düşünün taşının.İnanan inansın.İnanmayan inanmasın.İnanmayn kardeşler eleştirmek isteyeceklerdir.Eleştirsinler,fakat kalp kıracak derecde değil.İmla hatalarına takılırsaız ooohoooooo...Neyse bazı üye kardeşler istediler ve onları kıramadım.Bir de Hz.İsa'nın geliş alametlerina bakın ki harun yahyanın kitaplarında daha iyi karşılaştırmış tavsiye ederim.Günümüz olaylarıyla bi karşılaştırın bakalım.Benden bu kadar...


Hasan Mezarcı olmasın , ben isayım diyen şahıs smile.gif
sükût-u vaveyla
ALINTI(_Alevi_ @ Jul 21 2008, 11:50 PM) *

yani hz. isa matbaaya gelip said nursi yimi sormuş , hz .isa matbaanın yerini biliyorsa , muhtemelen said nursinin öldüğünü biliyordur, sanırım yaşlılıktandır .

biggrin.gif şöylede olabilir

matbaanın yerini biliyorsa saidinde yerini bilir biggrin.gif
Ümran DEMİR
Alevi kardeş.Ben sana şunu söyleyeyim,Hz.İsa zaten 30 yaşında göğe kaldırılmış.Nasıl yaşlı olur 30 yaşındaki birisi.Öteki kardeşler için.Her İsayım diyene tabii ki inanmayız.Örnek 1)Hasan mezarcısmile.gif Ama bana şunu söyleyin;2-3 saniyede nasıl olur da normal bir insan o binadan çıkabilir.Hem Hz.İsa nın geldiğini mü'minlerden bir kısım insanlar anlayacakmış.Bu insanlar Nur talebeleri olamaz mı?Hem iman nuruyla anlaşılacağına göre,bu zat-ı muhteremin de imanının kat kat dereceleri olduğuna göre...

Bir yerde okudum ama uygulamadım.Diyor ki yazı Hz.İsa geldi.İnanmazsanız gece....namazı kılın.Herkes rüyasında aynı kişiyi görüyor diye.Nokta koyduğum yerde namazın ismi var fakat ben ismini unuttum.:)bilmiyorum doğru veya yanlış diyemem bu olaya.

Bir de matbaayı bilen üstadın yerini de bilir diyorsunuz.Zaten acaiplik o.Talebeyi şaşırtıp arkasına döndüren ve gitmesine vesile olan soru o.
talebe27
Ümran kardeş

O nokta olan yerdeki namazın adı HACET namazı

Bunu yazanlar da MİHR ciler

UZAK DURUN

İskender Evrenesoğlu nun mehdiyetini onaylamak için böyle diyorlar

Hz.İsa AS gelecek. Bu haktır.

Ama henüz gelmemiştir

Neden?

Hz.İsa AS geldiğinde

1.Mehdi AS zuhur edecek (Dünyada olduğu, ama kendinin Mehdi AS olduğunu bilmediği söyleniyor, hatta Irak işgalinin Mehdi AS ın habercisi bile deniyor)

2.Deccal Çıkacak (Dünyada olduğu,Irak, Filistin gibi müslüman ülkelerdeki zulmü emrettiği söyleniyorAma o da henüz çıkmadı. Çünkü çıktığında önce peygamberlik sonra HAŞA ilahlık iddiasında bulunacak ve çok kişi ardından gidecek. Olmadık istidraclar gösterip halkı kandıracak)

Bu 2 kişi gelmeden Hz. İsa AS gelmez.

Ve Hz. İsa AS geldiğinde beklemeksizin deccalin peşine düşecek ve onu Filistindeki LUT KAPISI denen yerde sıkıştırıp öldürecek

İşte bu sebeplerden dolayı Hz.İsa AS henüz gelmedi

Sapık bir kişi ve adamlarının kendi Mehdiliğini onaylatmak için uydurduğu yalandan başkası değil bu

İnanmayın böylelerine

essedullah_01
ALINTI(_Alevi_ @ Jul 21 2008, 11:50 PM) *

yani hz. isa matbaaya gelip said nursi yimi sormuş , hz .isa matbaanın yerini biliyorsa , muhtemelen said nursinin öldüğünü biliyordur, sanırım yaşlılıktandır .


süpersin ya clap2.gif clapping.gif clapping.gif thumbup.gif yahoo.gif flowers.gif fool.gif
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 22 2008, 10:14 AM) *

Alevi kardeş.Ben sana şunu söyleyeyim,Hz.İsa zaten 30 yaşında göğe kaldırılmış.Nasıl yaşlı olur 30 yaşındaki birisi.Öteki kardeşler için.Her İsayım diyene tabii ki inanmayız.Örnek 1)Hasan mezarcısmile.gif Ama bana şunu söyleyin;2-3 saniyede nasıl olur da normal bir insan o binadan çıkabilir.Hem Hz.İsa nın geldiğini mü'minlerden bir kısım insanlar anlayacakmış.Bu insanlar Nur talebeleri olamaz mı?Hem iman nuruyla anlaşılacağına göre,bu zat-ı muhteremin de imanının kat kat dereceleri olduğuna göre...

Bir yerde okudum ama uygulamadım.Diyor ki yazı Hz.İsa geldi.İnanmazsanız gece....namazı kılın.Herkes rüyasında aynı kişiyi görüyor diye.Nokta koyduğum yerde namazın ismi var fakat ben ismini unuttum.:)bilmiyorum doğru veya yanlış diyemem bu olaya.

Bir de matbaayı bilen üstadın yerini de bilir diyorsunuz.Zaten acaiplik o.Talebeyi şaşırtıp arkasına döndüren ve gitmesine vesile olan soru o.



zaten onu gören nur talebeleridir.çünkü cennetede sadece nur!!! talebeleri girecek değilmi!!!
confused1.gif confused1.gif nono.gif
Ümran DEMİR
Essedullah saçmalama.Kimin cennetlik kimin cehennemlik olduğuna biz karar veremeyiz.Ama Allah biliyor ki hz.Gelmedi ise bile gelecek.Bunda şüphe yok.Sen hem Niçin Hz<.İsa(a.s) ile alay edenlerle alay ediyorsun.Yaşlılıktanmış.Sana hiç yakıştıramadım.
Talebe27 kardeşim ben zaten ne toplluluğu dediyse onlarla zaten işim yok.Sadece okumuştum.Onu söyledim.Ben sadece nur talebeleriyle içli dışlıyım om kadar.Hem essedullah Nur talebelerine mi kızdın bilmem ama onun bir sürü bölümü var.Fethullahçolar,Yazıcılar v.b tm mı?
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 22 2008, 11:19 AM) *

Essedullah saçmalama.Kimin cennetlik kimin cehennemlik olduğuna biz karar veremeyiz.Ama Allah biliyor ki hz.Gelmedi ise bile gelecek.Bunda şüphe yok.Sen hem Niçin Hz<.İsa(a.s) ile alay edenlerle alay ediyorsun.Yaşlılıktanmış.Sana hiç yakıştıramadım.
Talebe27 kardeşim ben zaten ne toplluluğu dediyse onlarla zaten işim yok.Sadece okumuştum.Onu söyledim.Ben sadece nur talebeleriyle içli dışlıyım om kadar.Hem essedullah Nur talebelerine mi kızdın bilmem ama onun bir sürü bölümü var.Fethullahçolar,Yazıcılar v.b tm mı?


bende aralarında bulundum bir süre bacım ne kadar çok fırkalara ayrıldıklarını biliryorum.ve her fırka gibi onlarda 73.fırka olarak kendilerini sayıyorlar.siz söyleyin kim müslüman nurcularmı ,menzilcilermi ,nakşilermi, kadirilermi,ışıkçılarmı,tarikatçılarmı ......kim bu 73.fırka.
ayeti kerimede ne diyor Yüce RABBİMİZ bana ihlasla yönelin benden korkun ve namazı dosdoğru kılın sakın dinlerini parçalayarajk fırka fırka olan ve her fırkası kendi elindekilerle sevinen müşrikler gibi olmayın...

selam ve dua ile bacım ALLAHA emanet ol
talebe27
ALINTI(essedullah_01 @ Jul 22 2008, 11:50 AM) *

kim bu 73.fırka.


O Fırka(Fırka-i Naciye) Ehli Sünnet Vel Cemaat Fırkası

Eğer nurcular uygularsa nurcular,

Eğer kadiriler uygularsa kadiriler,

Eğer nakşiler uygularsa nakşiler,

Eğer tarikat ehli uygularsa tarikat ehli ,

Hepsi birden uygularsa hepsi

Yani kim Ehli Sünnet Vel Cemaatten ise Kurtulan odur

talebe27
FIRKA-I NACİYE

İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi Necat kelimesinden türetilmiş olup kurtuluş, kurtulmak, refah ve saadete ermek, umduğuna kavuşmak manalarına gelir.

Şu halde, Fırka-ı Naciye, kurtuluşa eren, ahiretteki her türlü azabtan beraet ederek, necatını, kurtuluşunu eline alan topluluk, zümre demektir ki, bunun bir adı da Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaattir. Diğer bir ifade ile Fırka-ı Naciye, Kur'an-ı Kerîm'in hükümlerini kabul ve tasdik etmekle onlara uyan, Hz. Peygamberin (SAV) ve O'nun büyük Ashâbının (RA) yolunu aynen takip eden büyük topluluk, Cemaat demektir.

Hz. Peygamber (s.a.s) Ebû Hureyre'den rivayet edilen bir hadislerinde: ".... Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka Cehenneme gidecektir", buyurmuşlardır. Ayrıca bu türden olan hadislerin devamında sahabîlerin, Fırkaı Naciye'den sormaları üzerine Hz. Peygamber, Fırka-ı Naciye'yi: "Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabımın yoluna uyanlardır." diye tarif etmiştir.

İşte Yüce Allah'ın Resulü Sevgili Peygamberimizin ashabının yoluna uyanlara "Sünnet ve topluluk mensubları" anlamında Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat" denilmiştir. Bu anlamda Fırka-ı Naciye'yi de Allah'ın Kitabına, yani Kur'an-ı Kerim'e ve Resulünün ve ashabının diliyle nakledilmiş dosdoğru yoluna, Sünnetine uyan Cumhûrun, yani müslümanların çok büyük bir topluluğunun görüşlerini benimseyip kabul eden ve bunlarla amel eden büyük topluluk olarak anlamak gerekir.

Gazalı, Fırka-ı Naciye'nin bu doğru yolunun, kurtuluşa götüren yolunun esaslarını itikadı noktadan toplu bir şekilde şu üç hükümde toplamaktadır:

1) Allah'a İman,

2) Nübüvvete İman -ki meleklere ve kitaplara imanı da içine alır-

3) Ahirete İman (İmam-ı Gazâlî, Faysalu't-Tefrika, Mısır 1325, s.15).

Zira Peygamberimiz bu esaslara inanan kimsenin müslüman olarak, bu dinin nimetlerinden faydalanacağını ve mümin olacağını, birini veya tamamını-yalanlayıp inkâr edenin de ne mümin ne de müslim sayılacağına, onun kâfir olduğunu bildirmiştir. Kur'an-ı Kerîm'in pek çok ayetinde bu doğru yola ve bu yolun Hz. Peygamberin yolu olduğuna işaret edilmiştir: "Ey İnananlar, And olsun ki, sizin için, Allah'a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Allah'ın Resulü (Hz. Peygamber) en güzel örnektir" (el-Ahzâb, 33/21).

"... Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir" (el-Haşr, 59/7).

"Ey Muhammed! Eğer sana cevab veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah'tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti şüphesiz ki doğru yola eriştirmez" (el-Kasas, 28/50).

"Ey Muhammed! de ki, Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder" (Âl-i İmrân, 3/31).

İslâm Tarihi boyunca olduğu gibi, bu gün de akaid sahasında en isabetli yolu takip ettiği kabul edilen ve müslümanların büyük çoğunluğunu sinesinde toplayan Fırka-ı Naciye veya Ehl-i Sünnet, mezhebler Tarihi âlimlerinin büyüklerinden olan Abdülkâhir el-Bağdadî'ye (ö: 429/1037) göre şu sekiz sınıf, topluluktan meydana gelmiştir:

1- Ehl-i Bid'atın hatalarına düşmeyen, Râfızîler, Hâricîler, Cehmiyye, Neccâriyye ve diğer sapık fırkalar gibi düşünmeyen Sıfatiyyenin yolunu takip eden Kelâm âlimleri,

2- Hem re'y, hem de hadis grubuna mensup fıkıh imamlarından ve usulu'd-Dıne, Sıfatıyyenin Allah'a ve O'nun ezel; sıfatlarına inanışı gibi inananlardan meydana gelen Fıkıh âlimleri,

3- Hz. Peygamberden gelen sağlam haberler ve sünnetlerin yollarıyla ilgili bilgilere sahib olanlar ve bunlardan sahih ile zayıfını ayırdedebilen muhaddisler,

4- Edebiyat, dilbilgisi ve söz dizimi ile ilgili pek çok şeyin bilgisine sahip olan âlimler,

5- Kur'an okuma şekilleri ve Kur'an ayetlerini açıklama yolları ve bunların sapık fırka mensublarının tevilleri dışında Ehl-i sünnet mezhebine uygun tevilleri hakkında geniş bilgiye sahib müfessirler ve Kıraat İmamları,

6- Sûfi zâhidler

7- Müslümanların sınırlarında kâfirlere karşı nöbet tutan, müslümanların düşmanlarıyla savaşan müslüman, kahraman mücâhidler,

8- Ehl-i Sünnet akıdesinin yayıldığı, onların davranışlarının hâkim durumda bulunduğu beldelerin ve memleketlerin ahalisinden, halk kitlelerinden müteşekkil topluluklar (AbdulKâhir Bağdâdî, El-Fark Beyn'il-Fırak, s.289/292).

Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaatin üzerinde Birleştiği Esaslar:

Sünnet ve Cemaat Ehli'nin büyük çoğunluğu dinin rükünlerinden belli esaslarda ittifak etmişlerdir. Dinin bu rükünlerinden her birinin hakikatını bilmek buluğ çağına ulaşmış her akıllı kimseye vacibtir. El-Bağdadî'ye göre her rüknün şubeleri vardır ve onların şubelerinde, Ehl-i Sünnetin tek görüş halinde üzerinde birleştikleri meseleler vardır:

1- Kâinat vehim ve hayalden ibaret olmayıp onun bir öz varlığı ve hakikatı mevcuttur. İnsan bu kâinatı tanımaya, ayrıca bilgi edinmeye muktedirdir.

2- Kâinat bütün ayrıntılarıyla yaratılmış bir şeydir. Onun mutlaka bir tek olan yaratıcısı vardır.

3- Allahu Teâlâ'nın zatından ayrılmayan ezelî sıfatları vardır.

4- O'nun isimleri, vasıfları, adaleti ve hikmeti zatının gereğidir, bunları da bilmek gereklidir.

5- Yüce Allah'ın Resuleri ve Nebîleri vardır, onların mucizelerini bilmek de zorunludur.

6- Yüce Allah'ın emir ve yasaklara dair hükümleri ile teklifin (mükellef olmanın) bilgisini elde etmektir. Yani İslâm'ın üzerine bina kılındı beş rüknü kabul ve tasdik etmektir ki, bunlar:
Allah'tan başka bir ilâhın bulunmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın Peygamberi olduğuna şahitlik etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Ramazan orucu tutmak ve Kâbe'ye hacca gitmek

7- İnsanların fani olduğuna, öldükten sonra dirilecekleri Ahiret âleminin varlığına ve bu âlemin müştemilatı denilen, haşr, sual, hesab, mizân, Cennet, Cehennem gibi hususlara inanmak,

8- Ahirette Allah'ın müminler tarafından görüleceğini bilmek,

9- Kaderin hak olduğunu, fakat kulların işlerinde mecbur olmadıklarını bilmek,

10- Kelâmullahın kadım olduğunu, fakat ses ve harflerden meydana gelmediğini bilmek.

Görüldüğü gibi bütün bu ve benzeri olan itikâdı esaslar Fırka-ı Nâciye'nin, yani Ehl-i sünnetin büyük çoğunluğunun üzerinde ittifak edip birleştikleri noktalardır. Ayrıca bu esasların herbiri Kur'an-ı Kerîm'in muhkem ayetlerine, Hz. Peygamber'in sahih hadislerine dayanmaktadır.

Bu itibarla Fırka-Naciye Allah'ın emirlerini bilip onları yerine getirdiği, yasaklarını anlayıp onlardan uzak durduğu ve Hz. Peygamberin gösterdiği hak yolda ilerlemeye devam ettiği için bu adı almış, yani kurtuluşa eren büyük topluluk olmuştur. Fırka-ı Naciye'yi ilk devirdeki topluluklara göre Ehl-i Sünnet-i Hasse denen Selefiyye, Ehl-i Sünnet-i Amme denilen Mâtûridîlerle Eş'ârîler meydana getirmiştir. (Geniş bilgi için bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, s.332; Ebû Dâvud, Sünen, II, s.259; İbn Mâce, Sünen, II, s.479; Gazâlı, İhyâ', I, s.179; Şâtibî, Muvâfakat, IV, 48-52; Teftâzânî, Şerhu'l-Makârıd, II, s.199; Abdulkâhir Bağdâdî, el-Fark Beyne'l-Fırak, Mezhebler Arasındaki Farklar, Tercüme: Doç. Dr. E. Ruhi Fığlalı s.289-335; Eş'ârî, Makalât, 277-284).

Cihad TUNÇ
Şamil İslam Ansiklopedisi

http://biriz.biz/itikat/itk12.htm

(Maturidilik ve Eşarilik itikadi mezheplerdir)
İmam Şamil
Geldi...
Geri gitti!

Cidden...

Selametle...
Ümran DEMİR
İbni Türk kim geldi gitti?anlamadım.Essedullah kardeş seni anlıyorum.Yani bu 73.fırka kimdir bilemem.Zaten onlara 73.Fırka diye de katılmadım.Başka sebepler.Başında Risale-i Nur geliyor.Gerçekten bu külliyatı severek okuyorum.Kabulümdür.Tam emin olmadan konuştum herhalde.Geldi veya gelmedi.Onda bir şüphe uyandı bende.Ama sen de inan ki hz.İsa Gelecek.Yukarıda hiç ümitlenmeyin Hz.İsa gelmeyecek dedin.Beni en çok kızdıran o oldu.Yani söyler misin?Delilin ne?Benim delilim Allah'ın kitabı.Ya senin ki?Talebe27 kardeşim sağol.Sen de çok güzel açıklamalarda bulundun.Allah'a emanet olun...
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 22 2008, 02:57 PM) *

İbni Türk kim geldi gitti?anlamadım.Essedullah kardeş seni anlıyorum.Yani bu 73.fırka kimdir bilemem.Zaten onlara 73.Fırka diye de katılmadım.Başka sebepler.Başında Risale-i Nur geliyor.Gerçekten bu külliyatı severek okuyorum.Kabulümdür.Tam emin olmadan konuştum herhalde.Geldi veya gelmedi.Onda bir şüphe uyandı bende.Ama sen de inan ki hz.İsa Gelecek.Yukarıda hiç ümitlenmeyin Hz.İsa gelmeyecek dedin.Beni en çok kızdıran o oldu.Yani söyler misin?Delilin ne?Benim delilim Allah'ın kitabı.Ya senin ki?Talebe27 kardeşim sağol.Sen de çok güzel açıklamalarda bulundun.Allah'a emanet olun...



S:A bacım bizim delilimiz her zaman ayetlerdir.dikkatlice oku ve ondan sonra yorumunu yap.

İsa’nın (a.s.) Vefatı

MAİDE SURESİ 116 ve 117. AYETLERİNİN MANASI NEDİR?

Maide suresinde şöyle buyrulmaktadır:

“Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Haşa! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.”

Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni Vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkiyle görensin.”

Hıristiyanlar: “Biz İsa ve annesini taparız çünkü o bize bunları emretmişti” derler. Allah (c.c.) İsa’ya sordu: Ey İsa sen onlara bunları öğrettin mi?” İsa (a.s.) Cevaben, böyle bir suçlamayı kesin bir dille reddedip, kendisi hayattayken böyle bir inanışın ümmeti içinde bulunmadığını söyler. Ve şöyle der: İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim.” Yani içlerinde iken her peygamberin ümmetini kontrol ettiği gibi ben de ümmetimi kontrol ederdim. Fakat böyle bir inanışla karşılaşmadım. Eğer karşılaşmış olsaydım bu bozuk inanışı düzeltirdim.

Sonra sen beni “teveffi” ettin yani beni vefat ettirdin. Ve bu teveffi ile birlikte ben onlardan ayrıldım. Böylelikle ümmetim benim kontrolümden çıkıp senin kontrolüne geçti. O günden beri üzerlerine kontrolcü yalnızca sensin.

1.

Bu ayet-i kerimede İsa (a.s.) İki devirden bahsetmektedir; birincisi ümmetinin içinde bulunduğu dönem ki bu “mâ dümtü fihim” kelimelerinden anlaşılmaktadır. Bundan sonra ikinci dönem başlar yani İsa’nın ümmeti içinde bulunmadığı dönem ki bu “künte enterrakıbe aleyhim” kelimelerinden anlaşılmaktadır. Peki bu iki dönemi bir birinden ayırdı eden hadise nedir? Ayet-i kerim’e göre birinci dönemi sona erdiren ve ikinci dönemi başlatan hadise “felemmâ teveffeteni” şeklinde vuku bulunan hadisedir. Yani İsa’nın ümmetinden ayrılışı teveffi (vefat) ile olmuştur.

Peki İsa (a.s.) Kuran-ı Kerim indiğinde ümmeti içinde mevcut muydu değil miydi? Tabii ki İsa ümmeti içinde değildi. Nitekim o vefat etmiştir. Çünkü Kuran-ı Kerim onun ümmetinden ayrılışı döneminin teveffi ile (vefat ile) başladığını söyler.

2.

Bu ayetin verdiği bilgiye göre teslis inancı İsa hayattayken yoktu. Nitekim İsa (a.s.) Vefatından önceki döneme kadar böyle bir inanışın bulunmadığını söyleyip vefatından sonraki dönemde böyle bir inanış yayıldığı ise ondan habersiz olduğunu söylemektedir.

Peki Kuran-ı Kerim indiğinde, Hıristiyanlar arasında teslis inancı var mıydı yok muydu? Kuran-ı Kerim böyle bir inanışın var olduğundan bahseder ve Hıristiyanların bu inanışla küfre düştüğünü beyan eder.

Kısacası Kuran’ın ifadelerine göre, Kuran indiği vakit Hıristiyanlar teslis inancına sahip idiler ve söz konusu ayetin ifadesine göre teslis inancı yayıldığı zaman Hz. İsa (a.s.) Vefat etmişti.

Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

Teveffi Kelimesi Tefa’ul Babından olup mastar hükmündedir. Kuran-ı Kerim’de bu kelime yirmi beş yerde kullanılmıştır. İki yerde İsa için ve yirmi üç yerde, Resulullah Muhammed (as) Dahil olmak üzere diğer insanlar için. Tefa’ul babından mastar olan bu kelime, çeşitli zaman çekimleri halinde çeşitli ayetlerde geçmektedir.

Allah özne ve insan nesne olduğu zaman Kuran-ı Kerim’in her yerinde bu kelime sadece canın alınması için kullanılmıştır. Hiçbir zaman cismin alınması veya ruh ile cisim her ikisinin birden alınması manasında kullanılmamıştır. Ayrıca bu kelimenin Arapça kullanılışında böyle bir mana yoktur. Teveffinin bu şekildeki kullanılışının bir tek manası vardır o da, Allah’ın veya meleklerin bir insanın ruhunu almasıdır.Yani onu doğal yollarla öldürmesidir.

Nitekim bu kelime tefa’ul babından türediği zaman, Allah veya melekler özne ve insan nesne olduğu takdirde bunun ölümden başka manası yoktur. Sadece eğer bir ayette teveffi kelimesiyle birlikte leyl (gece) veya menâm (uyku) kelimeleri geçerse orada ruhun alınması uyku halinde olur. Söz konusu metinde bu iki kelimeden biri mevcut değilse manası sadece ölümdür.

Tartışma konusu olan iki yer dışında, Kur’an-ı Kerim’in yirmi üç yerinde teveffi kelimesi kullanılmıştır. Kuran-ı Kerim istisnasız bu kelimeyi ruhun alınması için kullanmaktadır. Bir kimse bu kelimenin cismiyle birlikte bir insanın göğe çıkarılması için de kullanılabileceği iddia ediyorsa, ona düşen teveffi kelimesinin bu manada kullanıldığını ispatlamaktır.

Kuran-ı Kerim'in yirmi üç ayetinde tartışma konusu olan teveffi kelimesi kullanılmıştır. Allah c.c. Bu kelimeyi her yerde istisnasız olarak ruhun alınması için kullanmaktadır, tersini söyleyen iddiasını ispatlamak zorundadır.

Teveffi kelimesinin geçtiği yerler şunlardır:

Vellezine yüteveffevne minküm: Sizden ölenlerin (teveffi edilenlerin) geride bıraktıkları eşleri.

Vellazine yüteveffevne minküm: Sizden ölenlerin (teveffi edilenlerin) geride bıraktıkları eşleri.

Teveffenâ meal ebrâr: Bizi iyilerle beraber vefat (teveffi) ettir.

Hatta yeteveffahunne-l mevt: O kadınları (teveffi) ölüm alıp götürünceye kadar.

İnnellezine teveffahumu-l melâiketü: Melekler canlarını alırken (teveffi ederlerken).

Hatta izâ cââ ehadekümü-l mevtü teveffethu rusülünâ:Nihayet birinize ölüm geldiği zaman elçilerimiz (meleklerimiz) onu canını alırlar (teveffi ettirirler).

Hattâ izâ câethüm rüsülünâ yeteveffevnehüm: Sonra elçilerimiz (melekler) gelip canlarını alırken (onları teveffi ederlerken).

Teveffenâ müslimin: Biz itaatkâr iken canımızı al (bizi teveffi ettir).

Neteveffeyenneke: Seni öldürürsek (seni teveffi ettirirsek).

Neteveffeyenneke: Seni öldürürsek (seni teveffi ettirirsek).

Teveffenî müslimen: Ben itaatkâr iken beni öldür (beni teveffi ettir).

Ellezine teveffâhümü-l melâiketü: Meleklerin canlarını aldıkları kimseler (melekler tarafından teveffi ettirilen kimseler).

Ellezine teteveffahümü-l melâikatü: Meleklerin canlarını aldıkları kimseler (melekler tarafından teveffi ettirilen kimseler).

Sümme yeteveffaküm: Sonra (Allah) sizi vefat ettirecek (sizi teveffi edecek).

Minküm men yüteveffa: İçinizde kimi vefat eder (teveffi olur).

Kul yeteveffaküm melekülmevt: De ki, ölüm meleği canınızı alacak (sizi teveffi ettirecek).

Yeteveffel enfüse hîne mevtihâ: Allah birinin ölümü geldiği zaman canını alır (onu teveffi ettirir).

Minküm men yüteveffa min kablü: İçinizden (bu aşamalara geçmeden) önce vefat edenler (teveffi olanlar) de vardır.

Neteveffeyenneke: (Ey peygamber! Yahut) seni daha önce vefat ettiririz(teveffi ettiririz).

İzâ teveffethümü-l melâikatü: Melekler canlarını alırken (teveffi ederlerken)

Yeteveffaküm billeyl: Geceleyin sizi öldüren (sizi teveffi eden).

İz yeteveffellezîne keferu’l meleâiketü: Melekler kafirlerin canlarını alırken (teveffi ederlerken).

Velâkin a’büdü’llahellezî yeteveffâküm: Fakat ben sizi öldürecek olan (sizi teveffi eden) Allah’a kulluk ederim.

Ayrıca isteyenler kendileri Kur’an’dan takip edebilirler:

4/97; 6/61; 47/27; 5/117; 16/28-32; 10/46; 13/40; 40/77; 8/50; 39/42; 6/60; 10/104; 16/70; 32/11; 4/15; 7/137; 3/193; 7/126; 12/101; 22/5; 40/67; 2/234-240; 3/55 (Kaynak: Mu’cem’ul Mufehres, Fuad Abdulbaki)

Görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim’in her yerinde teveffi kelimesinin bir tek manası “ruhun alınması”dır. Bu kelime çeşitli insanlar için geçtiği gibi Resulullah (s.a.v.) İçin de geçmiş bulunuyor. Teveffi kelimesi herkes için “ölüm” diye çevriliyorken neden İsa için cismi ve ruhu ile birlikte göğe kaldırıldığı vb. Şeklinde çevriliyor. Bunun delili nedir? Bilindiği gibi bir kelimenin manası ancak muhatabın cinsi değiştiği zaman değişir. Mesela: İnsan sabır eder. Yani başına bir şey geldiği zaman ona karşı direnir. Şimdi Allah’ın bir ismi de “Sabır eden”dir. Halbuki Allah’ın başına hiçbir şey gelmez. Nitekim Allah için sabır kelimesinin manası değişir. Çünkü O insan değildir. Şimdi peygamberler dahil olmak üzere her insan için teveffi kelimesinin bir tek “ölüm” manasına geldiğini söyleyenler. İsa (a.s.) Söz konusu olunca bütün insanlar arasından sadece onun için “teveffi”nin manasını değiştirirler. Böyle bir uygulama Hıristiyanların İsa hakkındaki tezini destekler ve iddia ettikleri gibi İsa’nın peygamber değil peygamberler üstü bir varlık olduğunu ispatlar.

Teveffi Kelimesi ve Hadis Rivayetleri:

İmam Buhari Kitabu’t Tefsir’de, teveffi kelimesinin manasını açıklamak için Resulüllah’tan aşağıdaki hadis nakletmiştir:

"Kıyamet gününde ümmetimden bir takım adamlar getirilir de onlar tutulup sol tarafa götürülürler. Ben hemen: Ya Rab! Onlar benim arkadaşlarımdır, derim. Bana: Şüphesiz sen, onların senin ardından dinde ne bid’atler çıkardıklarını bilmiyorsun, denilir. Buna cevaben ben de, Allah’ın salih kulunun (Meryem oğlu İsa’nın) dediği gibi söylerim: Ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerine kontrolcü idim. Fakat Sen beni vefat ettirip içlerinden alınca, üstlerine görüp gözetici yalnız Sen oldun... Derim.

Görüldüğü gibi Allah huzurunda Hz. Resulüllah’ın ifadesi kelimesi kelimesi Hz. İsa’nın (a.s.) İfadesidir. Bu hadis İsa ve Resulüllah arasında şu benzerlikler anlatmaktadır.

1.Bir zamanlar Hz. Resulüllah ümmetinin içindeydi. Aynen böyle bir zamanlar Hz. İsa da ümmetinin içindeydi.

2. Hz. Resulüllah ümmetinin içindeyken hiçbir fitne ve inanç bozukluğu yoktu. Aynen böyle İsa da ümmetinin içindeyken Hıristiyanlarda da hiçbir inanç bozukluğu yoktu.

3. Hz. Resulüllah (s.a.v.) Teveffi (vefat) edilince ümmetinden ayrıldı. Aynen böyle İsa da teveffi (vefat) edilince ümmetinden ayrıldı.

4. Hz. Resulüllah (s.a.v.) Teveffi (vefat) edildikten sonra, ümmeti içinde bozulmalar başladı. Aynen böyle İsa teveffi (vefat) edildikten sonra Hıristiyanlar arasında bozulmalar başladı.

5. Hz. Resulüllah ümmetinden teveffi (vefat) ile ayrıldıktan sonra ümmeti üzerinde onun kontrolcülüğü kıyamete kadar sona erdi. Ümmetini gözetleyen artık sadece Allah oldu. Aynen böyle İsa teveffi (vefat) ile ümmetinden ayrıldıktan sonra Hıristiyanlar üzerinde onun kontrolcülüğü kıyamete kadar sonra erdi. Artık ümmetini gözetleyen yalnızca Allah oldu.

İmam Buhari ve Teveffi Kelimesi

İmam Buhari, Kitabu’t tefsirde teveffi kelimesinin manasını vefat olarak İbn-i Abbas’tan açıkça yazmıştır. Nitekim o şöyle der: Hz.İbn Abbas diyor ki: “müteveffike” kelimesi “seni öldüreceğim” manasındadır. İmam Buhari bu kadarla da yetinmeyip, şüpheye mahal vermeyecek şekilde teveffi kelimesinin bu ayette ölüm manasına geldiğini beyan etmiştir. Bunu ispatlamak için bu ayeti tefsir ederken yukarıda beyan edilen Resulullah’ın hadisini getirmiştir. Böylelikle o teveffi kelimesinin hangi manaya geldiğini, Hz. Resulullah’ın teveffi kelimesinden ne anladığını, Hz. İsa ve Resulüllah’ın teveffi şekillerinin aynı olduğunu, ayrıca İsa’nın vefat meselesinde kendi görüşünü ortaya koymuştur.

NİSA SURESİ 158 ve 159. AYETLERİNİN MANASI NEDİR?

Nisa Suresi'nde (158-159) şöyle buyrulmaktadır:

"Bir de inkârları yüzünden ve Meryem'e büyük bir iftira ettiklerinden ve Biz şüphesiz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük," demelerinden dolayı (böyle bir cezaya çarptırıldılar). Halbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerip öldürebildiler. Fakat onlara (çarmıhta ölmüşe) benzer göründü. (İsa'nın çarmıhtan sağ olarak indirildiğine dâir) görüş ayrılığına düşenler şüphe içindedirler. Bu hususta hiçbir kesin bilgiye sahip değildirler, ancak zanna uyarlar. Onlar meselenin iç yüzünü hiç anlamamışlardır. Aslında Allah (c.c.) Onun şerefini kendi katına yüceltti. Allah (c.c.) Her şeyden üstündür, hikmet sahibidir."

Kur’an-ı Kerim bir tarih kitabı ya da ayrıntıları iş olsun diye içeren bir eser değildir. Kur’an-ı Kerim’in görevlerinden biri de Yahudi ve Hıristiyanlar arasındaki imanî ihtilafları karara bağlamaktır. Bilindiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlar arasında İsa’nın (a.s.) Manevî makamı konusunda ihtilaf vardır. Yahudiler hiçbir zaman Hıristiyanlarla İsa’nın fiziksel manada nerede olup olmadığı konusunu tartışmış değillerdir. Onlar arasındaki tartışma İsa’nın manen hangi makamda oturup oturmadığı konusu ile ilgilidir. Yahudilere göre İsa (a.s.) Hâşa gayr-ı meşru çocuktur. Allah’tan değil şeytandan gelmedir. Gayr-ı meşru olduğu için onun içinde İlâhî ruh değil şeytanî ruh (haşa) vardır. Nitece itibarıyla o doğuştan beri (haşa) lanetlidir.

İkincisi: İddia ettiklerine göre o, çarmıhta öldürülmüştür. Çarmıhta öldürüldüğüne göre o lanetlenmiştir. Ve böylelikle ruhu Allah’a değil, şeytana gitmiştir. Çünkü Tevrat çarmıhta ölenin lanetlenmiş olduğunu beyan etmektedir. Nitekim Tevrat şöyle der: “Asılmış olan adam Allah tarafından lanetlidir.” Lanetli ise, Allah’tan uzak ama Şeytana yakın olan kimseye denilir. Rabbiler Talmud’da, “İsa’yı İsrailoğullarını saptıran bir büyücü olarak tanıtmışlardır. Ve büyücü oluğu için recm edilmesi kararı vermişler ancak İsa’yı Romalılar asmışlardır.” İddiasına yer vermektedirler. (Prof.Dr.Baki Adam, “Yahudilik ve Hristiyanlık Açısından Diğer Dinler” Pınar Yay., İst.2002, Sf.38)

Milyonlarca Yahudi bugün hayattadır. Musevîlerden hiçbirisi “biz İsa’nın fiziksel makam konusunda Hıristiyanlarla ihtilafa düştük” demez. Tüm Yahudiler “Hıristiyanlarla aramızdaki ihtilaf, İsa’nın dinî konumu hakkındadır” demektedir. İşte Kur’an-ı Kerim’in bu iki ayeti bu konuyu hükme bağlamaktadır: Birincisi İsa başlangıcı itibarıyla lanetli olup şeytanın seçtiklerinden midir? Yoksa Allah’ın seçtiklerinden midir? İkincisi İsa’nın sonu nasıl olmuştur? O lanetli olup ruhu şeytan mı gitti? Yoksa Rahman’a mı?

Yahudiler İsa’nın başlangıcından bahsederken Hz. Meryem’e iftira attılar. Haşa şeytanî bir iş yapıp hamile kaldığını ve doğan çoğun da Rahmanî değil Şeytanî bir çocuk olduğunu iler sürerler. Buna cevaben Allah şunlar söyledi: O Allah’ın özel kudretiyle, Ruhu’l Kudüs’ün üflemesi sonucu hamile kalmıştı. Nitekim İsa Şeytandan gelme değil, Allah’tan gelmedir. Nitece itibarıyla o zannettikleri gibi doğuştan itibaren lanetli değildir. Tersine Allah’ın sevdiği ve seçtiği kullarındandır.

"Kardeşinin yolunu yitirmiş sığırını ya da koyununu görünce, onları görmezlikten gelme. Sığırı ya da koyunu kesinlikle kardeşine geri götüreceksin. Kardeşin sana uzaksa ya da hayvanın kime ait olduğunu bilmiyorsan evine götür. Kardeşin sığırını ya da koyununu aramaya çıkıncaya dek hayvan evinde kalsın. Sonra ona geri verirsin. Yas.Tekrarı22: 1-2

Şeytanî ruh taşıdığı ve lanetli olduğunu zannettikleri bu çocuk büyüdükten sonra, peygamber olma iddiasında bulundu. Hahamlar böyle bir kimsenin peygamber olamayacağı kanaatine vardırlar. İsa’yı (a.s.) Yalancı çıkarmak için korkunç bir plan hazırladılar. Planlarına göre İsa (a.s.) Çarmıha gerdirilip orada öldürülecekti. Çarmıhta öldüğü takdirde Tevrat’a göre onun lanetlenmiş olduğu ortaya çıkacaktı. Peygamberlik iddiasında bulunan bu kişinin doğuş itibarıyla lanetli olduğunu zaten herkes biliyordu. Nitekim eğer doğuşu gibi ölümünün de lanetli olduğunu, millet görürse, ona iman etmez. Çünkü doğuşu ve ölümü her ikisi lanetli olan kimsenin peygamber olmadığı ortadadır. Nitekim bir yol bulunup İsa çarmıhta öldürülmeli ve böylelikle ölümünün lanetli olduğunu ve ruhunu şeytana yükseldiğini herkes görmeli. Bu plan gerçekleştiği takdirde hiç kimse lanetlenmiş birisinin peygamberliğine itibar etmeyecek. Nitekim Yahudiler aklındakini gerçekleştirme peşine düştüler ve Hz. İsa’yı çarmıhta asmak için korkunç bir plan hazırladılar. Kendilerince İsa’yı çarmıhta öldürdüler. Çünkü Tevratta şu hüküm vardır: "'Cincilik yapan ve ruh çağıran ister erkek olsun, ister kadın olsun kesinlikle öldürülecektir. Onları taşlayacaksınız. Ölümlerinden kendileri sorumludur." (Levililer 20: 27)

Bu şeytani planla hem Musa’nın şeriatını tatbik ederek İsa’yı Musa adına katledip kendi çıkarcı düzenlerine bir mazeret bulacak hem de Mucizevî biçimde doğarak insanları etkileyen İsa (as)’ın küçük düşürülerek düşmanlarının elinde zelil olmasını sağlayacaklardı. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaklar, Zillet verici bir cezayla İsa’nın mucizevi bir kişilik olmadığını insanlara göstereceklerdi.

İşte Yahudilerin bu komplolarına cevabın onlara bu ayette şöyle cevap verdi: Siz onu ne normal yöntemlerle ne de çarmıhta hiçbir şekilde öldüremediniz. Sonuç itibarıyla iddia ettiğiniz gibi İsa ölüm vaktinde lanetlenip ruhu Şeytana gitmedi. Tam tersine o vakti gelince tabi bir ölümle vefat edip ruhu Rabbi’ne gitti.

Soru: O zaman ayette geçen, “onu katledemediler, çarmıhta da asarak canını alamadılar.... Ama Allah onu kendine yükselti” kelimelerden İsa’nın Yahudilerden kurtulup göğe çıktı anlaşılmıyor mu?.

Cevap: Dünyada milyonlarca insan ne öldürüldü ne de çarmıhta canlarını verdi. Peki onların hepsi göğe mi çıktı. Acaba ölüm sadece katledilmek veya çarmıha asılmakla mı vaki olur? Katil veya çarmıh, ölüm araçlarından ikisidir. Ama her ölen katil veya çarmıha gerilmek suretiyle canını vermez. Bu ayette Allah’ın anlatmak istediği sadece bu kadardır: Yahudiler İsa’nın canını planladıkları gibi hiçbir şekilde alamadılar. Ama Yahudilerin İsa’yı öldürememesi Allah’ın da vakti gelince onu öldürmedi manasına gelmez. İsa’nın göğe kaldırılma meselesine gelince: Kur’an-ı Kerim veya hiçbir hadiste İsa’nın göğe kaldırıldığı yazmıyor.

Soru: O zaman Allah’a ref’ (yükselme) kelimesinin anlamı nedir?

Cevap: Kur’an Kerim peygamberler arasından sadece Hz. İsa’nın ref’ edildiğinden bahsetmiyor. Kuran-ı Kerim’e göre birçok peygamber ref’ edilmiştir. Nitekim Allah (c.c.) Şöyle buyurmaktadır: Allah peygamberlerin bazısıyla konuştu ve bazıları yükseltmiştir.

Peki yükseltilen peygamberler fiziksel mana da mı yükselmiş yoksa dereceler bakımından mı yükselmiştir. Her konuyu açıklık getiren Allah’ın kitabı bu konuya da açıklık getirip şöyle der: “Refea badahum”Allah peygamberlerin bazısını yükselti. Peki bu yükselme nasıl oldu? Fiziksel olarak mı yoksa derecelerin yükselme şeklinde mi? Ayetin hemen sonraki kelime buna cevap vermektedir: “derecât” yani yükselen peygamberlerin hepsi dereceler açısından yükseldiler. Allah hiçbir yerde “diğer peygamberler derece olarak yükselirken sadece İsa bedenen yükselmiştir” diye bir açıklamada bulunmadı. İsa’yı Yüceltmek, İsa’nın Şanını Yüceltmektir

Kur'an'daki "Ref" (R-F-A) yani "Yüceltme" ifadesine bütünlük içinde bakalım isterseniz:

Muhammed (AS) için:

94:4 Senin sanini yükseltmedik mi?

17:79 Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.

İdris (as) için:

· 19:57.Onu yüce bir makama yükselttik.

İbrahim(as) için:

· 6:83 Bu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.

Tüm Muttakiler icin:

· 3:26 De ki: "Yöneticilerin Yöneticisi olan Allah’ım, yönetimi dilediğine verir, dilediğini de yönetimden indirirsin. Dilediğini yükseltir, dilediğini de alçaltırsın. Tüm iyilikler senin elinde. Sen her şeye gücü yetensin!"

· 35:10 Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar.

· 20:75-76 Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.

· 8:4 İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

· 58:11 Ey iman edenler! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.

Evet yukarıdaki tüm ayetlerde "Ref" yani Yükselme, Allah’ın bir kişiyi Yükseltmesi yani yüceltmesi anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Kur’ândaki edebi tasvir örneği olan bu deyim de İsa (as)’ın Allah tarafından vefat ettirildiği ve şanının yüceltildiği belirtilmektedir.

Bir mucize eseri dünyaya gelmiş olan Elçi İsa'nın bir cinayetle öldürülmesi düşünülemezdi. Ve Allah Mucizevi İsa’yı kendisi Canını alarak Düşmanları karşısında zelil duruma düşmekten kurtardı. Kur’ân Bütünlüğü göz önüne alınmadan Hristiyanlik etkisi ve İsrailiyatla beşeri tefsirlere sokulan yanlışlıklar yine Kur’ân’ın apaçık ayetleri ile tetkik edilebilir ve düzeltilebilirler.

Allah c.c. Kur’an Kerim’de açık ve net ifadelerle yükseltilen insanların hepsinin sadece dereceler açısından yükseldiğini söylemektedir. Nitekim O şöyle buyurmaktadır:

"nerfau derecatin men neşâu” yani biz kimi yükseltirsek dereceler bakımından yükseltiriz.

“Nerfau derecatin men neşâu” Biz kimi yükseltirsek dereceler bakımından yükseltiriz.

Allah (c.c.) Kitabında bu konu ile ilgi bir sıfatından bahseder ve Kendini "refiud’derecat” dereceler bakamından yükselten diye tanıtır. Hiçbir yerde Kendini “refiu’l Ebdan” bedenleri yükselten diye tanıtmıyor.

“Refea badaküm fevka bad” Kiminizi kiminizden dereceler bakımından üstün kılan o’dur.

“Refa’nâ badahum fevka badin derecât” Kimini ötekine derece bakımından üstün kıldık.

“Yerfeillahullazine âmenu minkum vellezine utulilme derecât”: Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri dereceler bakımından yükseltsin.

“Lev şi’nâ lerafe’nâhu bihâ velâkinnehu ahlade ilel ard” Dileseydik elbette biz onu bu ayetlerle yükseltirdik. Ama o yere saplandı ( dünyaya meyletti) ve hevesinin peşine düştü.

Bu ayette bahsedilen kişinin Bel’am b. Baura olduğu söylenir. Şimdi hiç kimse: “Allah Bel’am b.Baura’yı fiziksel manada yükseltmek istiyordu. Ama o fiziksel manada yere saplandı” demez. Halbuki bu ayetteki kelimeler böyle bir manaya ihtimal vermektedir. Çünkü yükseltmek isteğin karşısında yere saplandı denmiştir. Böyle bir ihtimale rağmen herkes Allah onu dereceler bakımından yükseltmek istiyordu. Fakat o yere saplandı yani nefsanî istek ve arzuların peşine koştu.

Peki yükselme nedir? Hz. Resulüllah (s.a.v.) Bu konu ile ilgili şöyle buyurduğu rivayet olunuyor: "İzâ tevazaal abdu refehullahu ilessemais sabieti”: Kul tevazu sahibi olunca Allah onu yedinci göğe yükseltir.

"Mâ tevâzea ahadün lillahi illâ refeahullahu": “Allah için tevazu sahibi olan herkesi Allah yükseltir.

Bu ümmet içinde hiç kimsenin göğe kaldırılmadığını biliyoruz. Peki onlardan hiçbirisinde tevazu yok muydu? İmam Rabbani semaya kimin kaldırılıp kaldırılmayacağını şu kelimelerle ifade eder: “Mümin bir kul namazını kıldığı zaman, rükuunu ve secdelerini de güzel eda ederse, onun namazında bir güzellik ve nur olur. Melekler onu semaya çıkarırlar. O namaz dahi, namaz kılan için dua eder..... Şayet o kimse, namazı güzel kılmaz ise, o namaz zulmetli olur. Melekler dahi onu istemezler, semaya da çıkarmazlar.”

Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığı gibi bir ibarede bir kimsenin göğe kaldırıldığından bahsedilse dahi onun manası bedenin yükselmesi değildir. Böyle kimse manen yükselir. İsa’ya gelince onunla ilgili hiçbir yerde göğe kaldırıldığı diye bir ifade geçmiyor. Gök kelimesi insanlar Kuran’ın ifadesine kendiliğinden ekliyorlar. Bir mümin düşen insanların eklediğine tabi olmayıp Kuran’ın ifadelerine tabi olmaktır.

Hz. İsa’nın göğe çıktığına zan üzere iman etmek Onun Hz. Muhammed’den üstün olduğunu da kabul etmektir. Oysa Kur’an’a göre müminler Resuller arasında ayrım yapamazlar. Kafirler Resulullah’tan göğe yükselmesini istemişlerdir:

"Sen göğe çıkmadıkça sana inanmayacağız ve gökten bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanmayacağız." (İsra 17/93)

Bu meydan okumaya karşı Peygamber Efendimiz'e, kendisini inkâr edenlerin istediği mucizeyi göstermesi için, Allah tarafından müsaade verilmedi. Bunun yerine, Allah (C.C.) Resulü’ne şunları söyletti: "Bütün zaaf ve kusurlardan münezzeh olan yalnız Rabbimdir. Bana gelince ben sadece bir insanım." Bununla beraber, ulemanın öğrettiğine göre, İsa (A.S.) düşmanlarının aynı şekilde bir meydan okumasıyla karşılaşınca Allah tarafından göğe çıkartıldığı söylenirken, Peygamberimiz düşmanlarının meydan okumalarında göğe çıkmanın insanlık ile bağdaşamayacağını bildiriyor. Ama, İsa'ya (A.S.) aynı şey ile karşılaştığı vakit, o hiçbir tereddütle karşılaşmaksızın göğe çıkarılıyor. Eğer bu doğru ise, bu düşünce İsa'nın (A.S.) Allah olduğu (haşa) neticesi çıkmaz mı? Böyle saçma bir düşünceden Allah'a sığınırız. Böylece o'nun Allah (c.c.) Tarafından daha fazla sevildiğini manevi rütbece Peygamberimizden üstün olduğunu ve Allah (C.C.) tarafından da en yüksek olduğunu göstermez mi? Fakat, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) göğe çıkmayıp, normal bir insan gibi vefat ettiğini biliyoruz ve bu durum güneş kadar ayandır. Bunu bildikten sonra, Peygamber Efendimi çıkıp normal şekilde öldüğü ve bu dünyada toprağa gömüldüğü halde, İsa'nın (A.S.) göğe hayatta kaldığını nasıl düşünebiliriz?

HZ.İSA'NIN ÖLÜMÜ VE ASHAB-I KİRAM

Hz. İsa'nın (A.S.) ölümü hususundaki gerçek 1300 yıldır İslâmiyet'in bütün âlimlerine ve üstadlarına saklı kaldı da yalnız siz mi bunun farkına vardınız? Diyerek alay edenler var. Bununla, ilk Müslümanların bizim bu konuda ileri sürdüğümüz görüşü paylaşmadığı ima edilmektedir. Ancak, bu alaylı konuşanlar, İslâmiyet'in ilk müfessirlerinin ashab-ı kiram olduğunu unutuyorlar. Peygamberimizin ashabı ilk defa İslâmiyet'in inançlarını ve adetlerini başkalarına açıklayıp tefsir ettiler. Bu başkaları da ondan sonra İslâmiyet'in öğreticileri oldular ve dünyanın çeşitli yerlerine yayıldılar. Nitekim ashab-ı kiram da bugün bizim İsa (A.S.) hakkında düşündüğümüzü öğretmişlerdi. Zaten başka türlü bir şey de öğretemezlerdi. Peygamber Efendimizi (S.A.V.) küçültücü bir akide öğretmelerine imkân yoktu. Ashab-ı kiram yalnız bizimle hemfikir olmakla kalmamış, elbirliği (icma) ile kararlaştırdıkları ilk resmi beyanla Hz. İsa'nın (A.S.) ölümünün doğruluğunu tasdik etmişlerdi. Ashab-ı kiramın ilk icmasıyla İsa'nın ölümü üzerine mühür basılmıştır.

Zira, hadis ve tarih kitaplarından Peygamber Efendimiz (S.A.V.)öldüğü zaman ashabın kederden şaşkına döndüklerini okuyoruz. Harekete mecalleri kalmamıştı. Ağızlarından tek kelime çıkmıyordu. Bazıları o derece üzüntüye kapılmışlardı ki, ayrılık ızdırabına dayanamayarak birkaç gün sonra onlar da fani âleme veda etmişlerdi. Bütün sahabeler içinde en çok elem ve üzüntü duyan Hz. Ömer, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)öldüğünü kabullenemedi. Kılıcını kınından çıkararak, kim Peygamber öldü derse boynunu vuracağını ilan etti. Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) tıpkı Allah'tan (C.C.) gelen çağrı üzerine ortadan kaybolan Hz. Musa(A.S.) gibi, aralarından geçici bir müddet için ayrıldığını söylemeye başladı. Hz. Musa (A.S.) ümmetine kırk gün sonra dönmüştü. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)de aynı şekilde geri gelecekti ve geri gelince kendi hakkında yakışıksız söz söyleyenleri ve münafıkları öldürecek veya çarmıha gerdirecekti. Hz. Ömer(R.A.) ciddi ve kararlı idi. Sahabelerden hiçbiri onun söylediğini reddetmeye veya ona karşı gelmeye cesaret edemedi. Hatta bazıları Hz. Ömer'in ifadesinin doğruluğuna kanaat getirmişler ve Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) ölmediğini düşünmeye başlamışlardı. Böylece, onların kederi sevince dönmüştü. Bu sevincin belirtileri onların yüzlerinde görülüyordu. Kederden boynu bükülmüş olanların başları tekrar dimdik oldu. Çok aşırı elem ve ızdıraba kapılmayan ve istikbali görebilen bir takım sahabeler de Hz. Ebu Bekir'i (R.A.) çağırtmak için içlerinden birini ona göndermişlerdi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)öldüğü vakit Hz.Ebu Bekir (R.A.) Medine'de bulunmuyordu. Çünkü hastalığı iyileşmiş gibi göründüğünden, Hz.Ebu Bekir'in (R.A.) gitmesine müsaade etmişti. Hz.Ebu Bekir'e yollanan sahabe şehirden çıkıp yola koyulduktan biraz sonra Hz.Ebu Bekir'in (R.A.) gelmekte olduğunu gördü. Hz.Ebu Bekir'e yaklaşınca, bu sahabe kendini tutamadı. Gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. Söz söylemeye lüzum yoktu. Hz.Ebu Bekir (R.A.) ne olduğunu anladı ve sahabeye "Peygamber Efendimiz (S.A.V.)öldü mü?" Diye sordu. Sahabe verdiği cevapta, kederli haberi onaylamakla kalmayıp aynı zamanda Hz. Ömer'in (R.A.) "Kim Peygamber öldü derse boynunu vururum" dediğini de Hz.Ebu Bekir'e anlattı. Hz.Ebu Bekir(R.A.) bunu işittiğinde, hemen Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)mübarek naşının yattığı yere koştu. Üzerinden abasını kaldırınca ölmüş olduğunu hemen anladı. Sevgili dostu ve önderinden ayrılmanın acısıyla gözleri nemlendi. Eğilip Peygamber Efendimizi (S.A.V.)alnından öptü ve: "Vallahi, sen birden fazla ölüm görmeyeceksin. Senin ölümünle insanlığın uğradığı kayıp, öteki peygamberlerin ölümü ile uğradığı kayıptan daha fazladır. Senin methedilmeye ihtiyacın yok ve matem, ayrılığın ızdırabını dindiremez. Senin ölümünün önüne geçmek elimizde olsa, bunu hayatlarımız pahasına yapardık" dedi.

Hazret-i Ebu Bekir(R.A.) bunları söyledikten sonra Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)yüzünü örttü, ondan sonra Hz. Ömer'in (R.A.) sahabelere nutuk irad etmekte olduğu yere gitti. Tabii, Hz. Ömer (R.A.) onlara Peygamberin ölmediğini ve sadece geçici bir müddet için ortadan kaybolduğunu söylüyordu. Hz.Ebu Bekir (R.A.), Hz. Ömer'den bir an için sözünü kesmesini ve toplananlara hitap etmesine imkân vermesini istedi. Hz. Ömer (R.A.) sözünü kesmeyip konuşmaya devam etti. Hazret-i Ebu Bekir (R.A.) sahabelerden bazısına doğru, döndü ve onlara Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)gerçekten öldüğünü söylemeye başladı. Öteki sahabeler de Hz.Ebu Bekir'e (R.A.) doğru döndüler ve onu dinlemeye koyuldular. Hz. Ömer (R.A.) da dinlemeye mecbur oldu. Hz.Ebu Bekir(R.A.), Kuran-ı Kerim'den şu ayetleri okudu:

"Muhammed (S.A.V.) bir peygamberden başka bir şey değildir. Ondan önce gelen bütün peygamberler ölmüştür. Eğer o da ölürse veya öldürülürse, sizler geri mi döneceksiniz?"

"Sen (Ey Muhammed) muhakkak öleceksin ve onlar (kâfirler) da muhakkak ölecekler." Bu ayetleri okuduktan sonra sözüne devam ederek şöyle dedi:

"Ey insanlar! İçinizden kim Muhammed'e (S.A.V.)tapıyorsa bilsin ki Muhammed (s.a.v.) Öldü ve içinizden kim Allah'a(C.C.) tapıyorsa bilsin ki Allah yaşıyor ve ölümsüzdür." (Zümer Suresi; 38/30, AI-i İmran; 3/144)

( Kaynak: Buhari; c.2 Menakib-i Ebu Bekir Faslı)

Hz.Ebu Bekir Kuran'ın ayetlerini okuyup açıklayınca ashab-ı kiram olayın mahiyetini anladı. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) gerçekten ölmüştü. Ağlamaya başladılar. Rivayete göre, Hz. Ömer, Hz.Ebu Bekir'in okuduğu ayetlerin manasını birdenbire kavradığı vakit bu ayetler ona sanki o gün, o anda, nazil olmuş gibi geldi. Bacakları artık gövdesini taşıyamaz oldu, sendeledi ve şiddetli bir keder nöbeti içinde yere yıkıldı.

Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) ölümü üzerine sahabeler arasında neler geçtiğini anlatan bu rivayet üç önemli şeyi ispat ediyor:

(1) Peygamber Efendimiz (S.A.V.)öldükten sonra sahabelerin elbirliğiyle verdikleri ilk karar Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'den önce gelen bütün peygamberlerin öldüğü yolundaydı. Bunun istisnası yoktu. Bu mühim hadisenin cereyanı sırasında hazır bulunan sahabeler daha evvelki peygamberlerden bazısının ölmediğini düşünmüş olsalardı, ortaya çıkıp bu istisnalardan bahsedeceklerdi. Hiç olmazsa Hz. İsa'nın (A.S.) 600 seneden beri gökte hayatta olduğunu ileri sürüp yukarıdaki ayet-i kerimeye dayanarak Hz.Ebu Bekir'in (R.A.) çıkardığı neticenin yanlış olduğunu beyan edeceklerdi.

(2) Sahabelerin daha önce gelen peygamberlerin ölümüne iman etmeleri şahsi görülerinin neticesi değildi. Onların bu görüşü Kuran-ı Kerim'e dayanmaktaydı. Eğer sahabelerin bu inancı Kuran-ı Kerim'e dayanmayıp, sadece şahsi görüşten ibaret olsaydı o zaman Hz.Ebu Bekir (R.A.) sözü geçen ayeti okuduğu vakit, ashabın: "Evet bütün peygamberlerin vefat ettiği doğrudur. Ama okuduğun ayetten çıkardığı netice yanlıştır. Çünkü bu ayetten bütün peygamberlerin vefat ettiği ispat edilemez" demeleri gerekirdi. Dolayısıyla Hz.Ebu Bekir'in (R.A.) "Ked Helet Min Keblehirrüsül" ayet-i Kerimesin'den geçmişte gelen bütün peygamberlerin istisnasız vefat ettiği neticesini çıkarması ve bütün ashabın bunu kabul etmekle kalmayıp, onun çıkardığı bu neticeden bir haz ve sevinç duymaları, sokak ve caddelerde dolaşırken bu ayeti dillerinden hiç düşürmemeleri, bu ayetten çıkarılan neticede bütün ashabın müttefik olduğunu göstermektedir.

(3) Ashab-ı kiram (R.A.) başka peygamberlerin öldüğüne ister inanmış ister inanmamış olsun, Hz. İsa'nın (A.S.) gökte berhayat bulunduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Bütün sahih hadis ve itibarlı rivayetlerden bu mesele besbellidir ki Hz. Ömer (R.A.) bile heyecanın en şiddetli anında Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)öldüğünü söyleyecek olanları ölümle tehdit ederken, sadece ümmeti arasından kırk gün kaybolan Hz. Musa (A.S.) ile benzerlikten bahsetmiş fakat Hz. İsa'nın gökte berhayat olduğundan hiç söz etmemişti. Sahabeler Hz. İsa'nın(R.A.) gökte olduğu inancını taşısalardı, Hz. Ömer (R.A.) veyahut onun gibi düşünen sahabeler düşündüklerinin doğruluğunu ispatlamak için Hz. İsa'nın (r.a) gökte berhayat olduğu inancını ileri sürmeyecekler miydi? Düşüncelerinin doğruluğunu ispatlamak için yalnızca Hz. Musa (A.S.) ile olan benzerlikten bahsedip Hz. İsa'dan (R.A.) hiç söz etmemeleri, onların bu konuda en ufak bir fikre bile sahip olmadığını açıkça göstermektedir.


HZ.İSA'NIN ÖLÜMÜ VE PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.)AİLE EFRADI

Hazreti İsa'nın (A.S.) ölümü hakkında sahabelerden başka Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) aile efradı da fikir birliğine varmışlardı. Nitekim Hz. Ali'nin (R.A.) ölümü ile ilgili hadiseleri anlatırken, İmam Hasan'ın (R.A.) şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Bugün ölen adam (Hz. Ali) birçok bakımlardan eşsizdi. Selefleri veya halefleri arasında kendine benzeyen yoktu. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) onu gazaya (savaşa) gönderdiği zaman, kendisine yardım etmek üzere Cebrail sağında Mikail solunda dururdu. O, gazadan yalnız muzaffer olarak dönerdi. Yedi yüz dirhemden başka miras bırakmadı. Bunu bir kölenin hürriyetini satın almak için biriktirmişti. O Ramazan'ın 27'nci gecesinde öldü. Hz. İsa'nın (A.S.) ruhu da aynı gece (göğe) çıkarılmıştı." (Tabakat İbn-i Saad, c. 3 )

Hz. İmam Hasan'ın (R.A.) bu sözünden anlaşılıyor ki, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)aile efradına göre de Hz. İsa (A.S.) normal şekilde ölmüştü. Buna inanmasalardı, İmam Hasan (R.A.), Hz. İsa'nın (R.A.) ruhunun göğe çıktığı gece Hazreti Ali'nin ölmüş olduğunu söylemezdi.

Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)sahabeleri ve aile efradından başka, onlardan sonra gelen din bilginlerinin de Hz. İsa'nın (R.A.) öldüğüne şahadet ettiği düşünülebilir. Çünkü bu din bilginleri Kuran-ı Kerim'e, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)sözlerine ve onun sahabeleri ve aile e&adı tarafından benimsemiş fikirlere içtenlikle bağlı idiler. Anlaşılan onlar Hz. İsa'nın (R.A.) ölümü meselesini pek önemli saymadıkları için buna dair resmi bir beyanda bulunmadılar ve bu konudaki görüşleri de kayıtlara geçirilip muhafaza edilmedi. O devirdeki din bilginlerinin zapt ve kaydedilmiş fikirlerine gelince, Hz. İsa'nın(A.S.) öldüğüne inandıkları kesinlikle anlaşılmaktadır. Nitekim Mecma-el Bahar'da Hazreti İmam Malik (r.a): "Hz. İsa (A.S.) vefat etmiştir" dedi.

Kısacası, Kuran-ı Kerim, Hadis-i Şerif, sahabeler ve Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)aile efradı arasındaki fikir birliği ve İslâm ulemasının görüşleri Hz. İsa'nın (A.S.) öldüğü inancını desteklemektedir. Hepsi de Hz. İsa'nın (A.S.) bütün diğer peygamberler gibi öldüğünü gösteriyorlar. Bu nedenle, Hz. İsa'ya (A.S.) ölüm isnad etmek suretiyle onun şerefini küçülttüğümüzü ve böylece Kuran-ı Kerim ile Hadis-i Şerifı inkâr ettiğimizi söylemek doğru değildir. Biz bu inancımızla Hz. İsa'ya (A.S.) saygısızlık etmeyip tevhid akidesine sarılıp ona sahip çıkmakta ve Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.)yüceliğini ispatlamaktayız. Ayrıca biz böylece Hz. İsa'ya (A.S.) da hizmet etmekteyiz. Çünkü Hz. İsa (A.S.) da tevhid akidesine aykırı düşüp şirke yol açan ve Peygamberlerin Peygamberinin manevi rütbesini alçaltan bir makamın kendisine isnad edilmesini benimsemezdi.
Ümran DEMİR
Bismillahirrahmanırrahim.

"Hani Allah İsa'ya demişti:"Ey İsa,doğrusu seni Ben vefat ettireceğim(müteveffiyke),seni Kendime yükselteceğim(rafiuke),seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üzerine geçireceğim..."(A-li İmran Suresi,55)

Kur'an da ölüm anlamı içeren kelimelerin ve Al-iİmran Suresinde geçen"vefat ettirme"kelimesinin kullanım şekilleri şöyledir:

1)TEVEFFA:VEFAT ETTİRME
Ayette geçen "vefat"kelimesinin karşılığı türkçede kullanılan ölme anlamından farklı anlmlara gelmektedir.Ayetlerin arapça karşılıklarının incelenmesi,Hz.İsa'nın bildiğimiz manada ölmediğini açıkça ortaya koyar.Maide Suresinin 117.ayetinde ölüm olayı şu şekilde anlatılır:
"Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim(O da şuydu:)'Benim de Rabbim,sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.'Onların içinde kaldığım sürece,ben onların üzerinde bir şahidim.Beni vefat ettirdiğinde(tevefffeyteni),üzerlerindeki gözetleyici Sen'din.Sen her şeyin üzerine şahit olansın."

Bu ayetlerde geçen ve türkçöemeallerde öldürme ya da vefat ettirme olarak çevrilen kelime arapçada"teveffa"kökünden tüğremiştir.Ve bu kelime ölüm mabasına değil,"canın alınması"manasına gelmektedir.İnsanın canının alınmasının ise her zaman ölüm anlamına gelmediği yine Kur'an'da bize bildirilmektedir.Örneğin "teveffa"kelimesinin geçtiği bir ayette insanın ölümünden değil,uykuda canının alınmasından bahs etmektedir:

"Sizi geceleyin vefat ettiren(teveffakum)ve gündüzün"güç yetirip etkilemekte olduklarınızı"bilen,sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten O'dur...(Enam Suresi,60)

Bu ayette"vefat ettirme"olarak tercüme edilen kelime ile,Al-i İmran Suresinin 55.ayetinde kullanılan kelime aynıdır,yani her iki ayette de "teveffa"kelimesi geçmektedir.İnsanın,gece içindeki bulunduğu ölüm olmadığına göre yukarudaki ayette kullanılan"teveffakum"kelimesinin ölümü kast etmediği,doğru tercümenin"geceleyin canlarınızı alan"şeklinde olması gerektiği açıktır.
kırık-rüzgar
Tamam bir sürü şey tartııyorsunuz.Geldi, gitti, vb.O halde bunu tartışmanın zamanı değil.İmanımızı kurtarmanın zamanı.İbadetin zamanı.Ya az zamanımız varsa.Önce kendi imanımızı kurtaralım.
Ümran DEMİR
Esengülcüğüm.Şahıs kuranın apaçık deliller sunarak gösterdiği gerçeği görmüyor.Bense ona geleceğini bir nebze olsun anlatmaya çalıştım,anladıysa mutlu olurum.Yani,evet.Zamanımız az olabilir.İmanımızı kurtarmalıyız.Bunda seninle hemfikirim.Ama ya bu kardeşyanlış bilgiyle ömrünün sonuna kadar yaşarsa vebali bizden de sorulmaz mı?Bildiğin halde niye ona da anlatmadın demez mi?Bunun korkusuyla onunla tartıştım

Selam ve dua ile...
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 23 2008, 10:12 AM) *

Esengülcüğüm.Şahıs kuranın apaçık deliller sunarak gösterdiği gerçeği görmüyor.Bense ona geleceğini bir nebze olsun anlatmaya çalıştım,anladıysa mutlu olurum.Yani,evet.Zamanımız az olabilir.İmanımızı kurtarmalıyız.Bunda seninle hemfikirim.Ama ya bu kardeşyanlış bilgiyle ömrünün sonuna kadar yaşarsa vebali bizden de sorulmaz mı?Bildiğin halde niye ona da anlatmadın demez mi?Bunun korkusuyla onunla tartıştım

Selam ve dua ile...


işin en doğrusunu ALLAH bilir bizim cevaplarımız size hiç dokunmuyor ama siz sizin yazdıklarınıza hemen inanmamızı istiyorsunuz.yanlış...
Ümran DEMİR
Ben benim yazdıklarımın değil,doğruların anlaşılmasını istiyorum.Senin yazdığını da okudum.Ama benim yazdığımdan mantıklı gelmedi.Benim yazdığımdan mantıklı olsaydı,senin gibi inat etmez kabul ederdim.Yanlış olan senin yazdığın.Benim yazdığım en son delili okudun mu?Okumamışsan büyük bir hata.Sana bir internet adresi vereyim essedullah_01,oraya gi,bak.Gez.Hemen terk etme.İnce ayrıntılarınca incele.Ona da inanmazsan üstüne gelmeyeceğim.Allah san doğru yolu gösterir inşallah.Ama sen de gelmeyecek gibi kesin konuşma.Geleceğini kuran ve hadisler belirtiyor.

Adres:www.isagelecek.com
mesdo
bismillah

ALINTI
selam ve dua ile.


amenna kardeşim

lakin isa a.s hz lerinin geleceğine iman eden kişiler nasaralardır.

maalesef bu hastalık islam ümmetinede bulaşmıştır.


ALINTI
158. Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.



fedai muhterem yine mistizme kapılmışsınız.

hz elçi a.s vefat etti ve gitti.

bizim ona iman etmemiz için tekrar gelmesi gereklimi?

bu soruyu şu açıdan sordum hurafeleri bir yana atın ve dosdoğru ile amel edin.

hz isa a.s hz leri HZ ALLAH C.C HZ lerinin katına çıkarılmıştır.

iş bitmiştir.

ahir zamanda gelecek filanda değildir.

birisine iman etmek için onu canlı olarak görmek gerekmez değilmi fedai muhterem!

keza ayeti celile bunu söylemiyor.

sadece iman edecekler diyor!
essedullah_01
s.a kardeşlerim.hz.isanın gelmeyeceği apaçık bir gerçektir.Allah kuranda hz.muhammed sav. efendimizin son peygamber olduğunu söylemektedir.bu durumda başka bir peygamberin gelmesi imkansızdır.eğer peygamberlik vasfıyla gelmeyecekse niye ve niçin gelsin?kimileri diyorki hz.isa gelecek ve hz.muhammedin kitabıyla yani kuranla hüküm verecek.peki bu size mantıklı geliyormu?Allahın kitabı ortada haramda meydanda helalde o zaman niçin hz.isa gelsin?bu hristiyanların islam dinine sokmaya çalıştıkları bir hurafedir.eğer araştırırsanız görürsünüz.ve son birşey harun yahyanın bu konudaki eserlerine GÜVENMEYİN.

Allaha emanet olun

gerçi gelebilir sizin şu din diye kuranın yanına koyduklarınızı nesh etmek için.... flaugh.gif flaugh.gif flaugh.gif

mantıklı gelip gelmemesi önemli değil fıtrat meselesi bu ümran kardeş...

buhari hazretleri hadisleri topladığı zamanlarda topladığı kadar hadiside kitabına almamış çünkü güvenmemiştir.hz.isa ile ilgili hadislerin gerçek olmaması olasılığı çok yüksektir.bi kardeş ayet yazmış.bu ayette hz.isanın geleceği ile ilgili hiçbirşey söyenmemektedir.burda hz.isanın vefat ettirildiği ve Allah katına yükseltildiği anlatılmaktadır.buna göre
1)eğer hz.isa Allah katında yaşıyorsa (yani bizim şimdi yaşadığımız gibi) niye hz.muhammed mustafa zamanında gökten indirilip ona tabi olmamıştır?çünkü bildiğimiz üzre bütün peygamberlere hz.muhammed mustafa (S.A.V) efendimiz zamanına yetiştiği taktirde ona tabi olması emredilmiştir.
2.hz.isa ölmüş ise (ki ewet bence öldü) tekrar diriltilip gelmesi sizce ne kadar makul?
3.hristiyanlar hz.isayı öldürdüklerini zannettikleri için kendi peygamberlerini öldüren bir toplulukolmak istemediklerinden böyle bir yalan uydurmuşturlar.peki müslümanlar bu yalana niye ortak olamaktadırlar?

bide son birşey aslında bu konu bizi hiç ilgilendirmemektedir.bize düşen müslümanca yaşamaktır.gerisi bizim vazifemiz değildir.ve bu konuya inanıp inanmamak kişnin kendi insiyatifindedir.çünkü hakkında ayet yoktur.bitşeyin inanca mevzu olabilmesi için ayet olamsı gerkmektedir.
selam ve dua ile...
İmam Şamil
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 22 2008, 02:57 PM) *

İbni Türk kim geldi gitti?


Hz.İsa(a.s)...

Selametle...
talebe27
ALINTI(essedullah_01 @ Jul 23 2008, 01:22 PM) *

s.a kardeşlerim.hz.isanın gelmeyeceği apaçık bir gerçektir.Allah kuranda hz.muhammed sav. efendimizin son peygamber olduğunu söylemektedir.bu durumda başka bir peygamberin gelmesi imkansızdır.eğer peygamberlik vasfıyla gelmeyecekse niye ve niçin gelsin?kimileri diyorki hz.isa gelecek ve hz.muhammedin kitabıyla yani kuranla hüküm verecek.peki bu size mantıklı geliyormu?Allahın kitabı ortada haramda meydanda helalde o zaman niçin hz.isa gelsin?bu hristiyanların islam dinine sokmaya çalıştıkları bir hurafedir.eğer araştırırsanız görürsünüz.ve son birşey harun yahyanın bu konudaki eserlerine GÜVENMEYİN.


Hz.İsa AS peygamber olarak değil ÜMMET olarak gelecek

Ümmet le peygamber arasında fark var

Peki neden ümmet olarak gelecek?

1. Hz. İsa’yı çarmıha gererek öldürdüklerini iddia eden Yahudilerin bu iddiaları çürütülmüş olacaktır. Bunun ne kadar yaygın bir inanç olduğunu bugün ‘haç’ın Hıristiyan inancının simgesi hâline geldiğini düşünerek anlayabiliriz.

2. Hz. İsa’nın yeryüzüne bir insan olarak gelmesi ve normal bir insan gibi eceli gelip ölmesi, Hıristiyanlarca ona isnat edilen ilâhlık iddialarını da çürütecektir.

3. Hıristiyanlık bugün yeryüzünde en çok tâbisi bulunmasına rağmen, tevhid inancından sapmış ve Hz. İsa’ya bir insan ve bir peygamber olduğu halde ilâhlık isnat eden bir dindir. Allah tarafından çok çirkin bir iddia olarak ifade edilen bu sapmanın bizzat o dinin peygamberi tarafından ahirzamanda tashih edilecek olması son derece hikmetlidir.
http://forum.islamiyet.gen.tr/kuran-i-keri...ar-gelecek.html

RAzdAR
hurafelerden başımızı kaldırmadıkça şekil ötesine geçemeyeceğiz..
bu imani bir konu değil, geçmişte yapılan hatalar gibi bu konuda birbirinizin imanını sorgulayacak hatta itham edecek çok ciddi bir alana giriyorsunuz.
essedullah_01
clapping.gif clapping.gif clap2.gif shake2.gif thumbup.gif
ALINTI(RAzdAR @ Jul 23 2008, 03:03 PM) *

hurafelerden başımızı kaldırmadıkça şekil ötesine geçemeyeceğiz..
bu imani bir konu değil, geçmişte yapılan hatalar gibi bu konuda birbirinizin imanını sorgulayacak hatta itham edecek çok ciddi bir alana giriyorsunuz.

Ümran DEMİR
İslam ümmeti kurana inanır.Hadisleri rehber edinir.Hadislerde de üstüne basa basa da söylüyorum kuranda da apaçık delilleri var.Arapçayı türkçeye çevirirken bazı manalar yanlış anlaşılabiliyor.Ben bunu alttan 3.mersjımda dile getirdim.Anlamak istemiyor musun?Senin yaptığın şuna benziyor."bahtı kara"türkçe deyimdir.Ama sen bunu deyim olarak algılamasaydın Bunun yaşadığı şeylerde siyah ren bir şey var derdin.Arapçada da öyledir.Bazıları anlaşılmaz.Gerçek olan şeylere inan müslüman kardeşlerini nasaralara benzetme.İleride anlarsın belki.Olmazsa ahirette anlarsın.Bu kadar sağlam konuşuyorum çünkü ne dediğimi biliyorum.Ayrıca o siteye girdin mi?Bilgi verir misin?
Ümran DEMİR
essedullah çok özür dilerim.mesdo yazmış nasaralar diye.Mesajınla karıştırdım.Hakkını helal eder misin?
mesdo
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 22 2008, 10:14 AM) *

Alevi kardeş.Ben sana şunu söyleyeyim,Hz.İsa zaten 30 yaşında göğe kaldırılmış.Nasıl yaşlı olur 30 yaşındaki birisi.Öteki kardeşler için.Her İsayım diyene tabii ki inanmayız.Örnek 1)Hasan mezarcısmile.gif Ama bana şunu söyleyin;2-3 saniyede nasıl olur da normal bir insan o binadan çıkabilir.Hem Hz.İsa nın geldiğini mü'minlerden bir kısım insanlar anlayacakmış.Bu insanlar Nur talebeleri olamaz mı?Hem iman nuruyla anlaşılacağına göre,bu zat-ı muhteremin de imanının kat kat dereceleri olduğuna göre...

Bir yerde okudum ama uygulamadım.Diyor ki yazı Hz.İsa geldi.İnanmazsanız gece....namazı kılın.Herkes rüyasında aynı kişiyi görüyor diye.Nokta koyduğum yerde namazın ismi var fakat ben ismini unuttum.:)bilmiyorum doğru veya yanlış diyemem bu olaya.

Bir de matbaayı bilen üstadın yerini de bilir diyorsunuz.Zaten acaiplik o.Talebeyi şaşırtıp arkasına döndüren ve gitmesine vesile olan soru o.


bismillah

sevgili ümranı dinledikçe onun için üzülmekteyim.

tıpkı nasaralardaki gibi mistik güçlere aldanımış kardeşimiz.

nasaralarında evlerinde olan meryem ana heykelinden sürekli göz yaşı veya kan gelir.

bu hikaya sürekli anlatılır anlatılır hatta filmlere konu olur

aslında bu farkında olmadan bilinç altı sapmanın doğrudan ayrılmanın bir unsurudur.

hakk ile meşgul olmazsanız batıl sizi meşgul eder.

oysa islam ile mistik inanç yere çalınmıştır.

en üzüldüğüm nokta ise islama nasaradan bulaşan bu tarz mistik olaylar ve nasara azizlerinin ikiz kardeşi islam evliyalarıdır..


hz ALLAH C.C hz leri sizlere aklı selim nasib etsin.
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 23 2008, 06:09 PM) *

essedullah çok özür dilerim.mesdo yazmış nasaralar diye.Mesajınla karıştırdım.Hakkını helal eder misin?


helal olsun ama bende bir ilim üzere konuşuyorum haftanın 5 günü ders alan bir insanım hocam araPÇA dil bilgisine sahip bir insan ve 4 dil biliyor.küçüklüğünde medrese eğitimi almış ve ileri derecede hadis bilgisine sahip kendisi belli bir yaşa kadar şafiinin dini üzere yaşamış ve hamd olsun doğru yolu bularak ehl_i kuran olmuş ayrıca bende 20 yaşıma kadar hanefi dini üzere yaşayıp sonradan doğru yolu buldum.yani diğerleri gibi doğuştan hanefi ve ya şafi değilim araştırdım ve muallimimi buldum... onun kuran irşadıyla gerçeği hakkı buldum HAMD OLSUN ALEMLERİN TERBİYECİSİ OLAN ALLAH(C:C)A.
Ümran DEMİR
Asılessedullah_01 ile mesdoyu dinlerken ben üzülüyorum.Benim kaynağım kurandır.Hadislerdir.Tabii siz gerçek olanı da yalan ilan edersiniz ya...Biz geçeklere her zaman inanmışızdır.Benim inandığım da gerçektir.Nasralara benzettiğin ben,gerçekten doğru yolda olduğuma eminim.Kuranı gerçekten anlamaya çalışın.O kadar zaman harcıyorsunuz da anlamaktan acizsiniz bazı şeyleri.Hala anlamıyorsunuz.Yazdığımı da ciddi ciddi okumamışsınızdır siz.
Ümran DEMİR
essedullah bir kere hanefilik şafiilik din değildir mezheptir.Sen mezhep değiştirmişsin.Ben kendi mezhebimi de şafiliği de araştırdım.Kendi mezhebimi gene seçtim.Hocan 3 dil biliyor olabilir.Ama sana Al-i imran suresinin 55.aytinde geçen "teveffa" kelimesinin ölmek değil,uykuda canının alınması anlamına geldiğini anlatmadı mı?Benim de hocam var.Hocam 14 yılını vermiş bu işe.Yaşım kadar.Yaa..Yıllar değil öğrendiği önemli insanın.Sen uyurken ölüyor musun?Sabah uyanmıyor musun?
essedullah_01
ALLAH tvt yarın kıyamet gününde cennete girecek olan müğminlerin diliylebize ilk ölümden baaşka ölüm olmayacak(37/59) ve ALLAH tvt kuranda rearkarnasyonun olmadığını söylüyor.İSA a.s gelince eğer bir daha bu evreye gelirse 2. kez öleceğini düşünmüş olmamız lazım.44/56 da ise ALLAH tvt kendisi cennet halkı için diyorki
orada yani cennette tatmayacaklar ölümü ilk ölümlerinden başka.İSA a.s hakkında avamın ve bir takım alimlerin düşünceleri ölmemiştir.buyük kuran ise açık bir ifadeyle 3/55 ayetinde ALLAHIN ey İSA seni ancak ben öldüreceğim seni kendime yükselteceğim demesin den anlama hakkımız yokmudur.önce ALLAH tvt canını alıyor daha sonra kendine yükselteceği ifadesini veriyor.bu ilahi ifadeden sonra biz kendi kendimize İSA a.s gelecek diyorsak
mesdo
bismillah

mistik güçlerle sarılmış diğer bozuk inançlardan devşirmeler ile yapılandırılmış adınada islam denmiş inançtanmı bahsetmektesiniz?

yoksa zahir ve tevhid dini islam inancındanmı?

sevgili ümran!

sizin hz kur!an dan yaptığınız alıntılara bir bakınız!

hangisinde tevil yapılmadan aşırı yorum yapılmadan bir karara varılabilmiş.

yetişkinlik noktasında öyle bir manevra yapılmış ve islam ümmetine yutturulmuşki içler acısı!

keza kabir azabı ve hayatı noktasında delil alınan ayetlere bakınız.

salt İŞARET etmekte lakin ne hikmetse açıkça yazmamakta!

ayetlerin pasajları okunduğu zaman ise anlatılan konunun işaret edilen konu ile yakından uzaktan ilişkisi bulunmamakta!

ilimlerine dışarıdan devşirme sapık inançların bilgilerini empoze eden alimlerin islama bulaştırdıığı en habis hastalık bu ümran kardeşim.

hiç sordunuzmu o işaret ettiren alimlere bu kanıya nasıl vardınız diye.

veya işaret edilen inancın isa a.s geri gelecek inancının şu an teslise(3 tanrı) inanan müşrik nasaraların inancı olduğunu bununda azizler vasıtası ile yayıldığını hiç araştırdınızmı?
essedullah_01
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 23 2008, 07:00 PM) *

essedullah bir kere hanefilik şafiilik din değildir mezheptir.Sen mezhep değiştirmişsin.Ben kendi mezhebimi de şafiliği de araştırdım.Kendi mezhebimi gene seçtim.Hocan 3 dil biliyor olabilir.Ama sana Al-i imran suresinin 55.aytinde geçen "teveffa" kelimesinin ölmek değil,uykuda canının alınması anlamına geldiğini anlatmadı mı?Benim de hocam var.Hocam 14 yılını vermiş bu işe.Yaşım kadar.Yaa..Yıllar değil öğrendiği önemli insanın.Sen uyurken ölüyor musun?Sabah uyanmıyor musun?


ALLAH tvt ölüm melekleri insanların canlarını alırkene teveffa kelimesi geçiyor yani meleklerin canlarını aldıkları insanların hepsi İSA a.s gibimidir.
اَلَّذٖينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ ظَالِمٖى اَنْفُسِهِمْ فَاَلْقَوُا السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِنْ سُوءٍ بَلٰى اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuş :Ellezine teteveffahumul melaiketu zalimi enfusihim fe elkavus seleme ma kunna na'melu min su', bela innellahe alimum bima kuntum ta'melûn.
Diyanet: O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”
(16/28)
mesdo
ALINTI(Ümran DEMİR @ Jul 23 2008, 07:00 PM) *

essedullah bir kere hanefilik şafiilik din değildir mezheptir.Sen mezhep değiştirmişsin.Ben kendi mezhebimi de şafiliği de araştırdım.Kendi mezhebimi gene seçtim.Hocan 3 dil biliyor olabilir.Ama sana Al-i imran suresinin 55.aytinde geçen "teveffa" kelimesinin ölmek değil,uykuda canının alınması anlamına geldiğini anlatmadı mı?Benim de hocam var.Hocam 14 yılını vermiş bu işe.Yaşım kadar.Yaa..Yıllar değil öğrendiği önemli insanın.Sen uyurken ölüyor musun?Sabah uyanmıyor musun?


bismillah

sevgili ümran kardeşim

hanefi mezhebi imam azama göre namaz kılmayan DÖVÜLÜR!

diğer 3 mezheb imamlarına göre namaz kılmayanın ÖLDÜRÜLMESİ GEREKİR.

hz kur'an da ise bu hükümler yoktur.

şimdi din islam

mezheb şafii.

adam namaz kılmıyor öldürülmesi lazım öldürüldü hakk yerini buldu öldürmez ise olmaz çünkü doğruyu uygulamaz ise ZALİM olur


mezheb hanefi

adama namaz kılmıyor namaz kılmayan adam dövülüyor hakk yerini buldu değilmi ictihad bu dövülecek.

dövmezse oda hakkı uygulamadığından zalim olacak.

ee ne yapacağız

aynı dinde biri öldürmez ise zalim diğeri dövmez ise zalim olacak azab ,,görecek.

haefinin ictihadına göre haksız adam öldüren zalimdir yani şafii zalimdir

şafiinin ictihadına görede öldürülmez ise öldürmeyen zalimdir

şimdi mezheblerin neden din olarak iddia edildiğini anladınızmı?


oysaki hz kur&