ALINTI(cah @ Jul 24 2008, 09:58 PM)

selam,
Güzel kardeşim, eğer ki bilerek eksik yazmadıysan doğrusu şöyle;
nisa-15. HAYASIZCA davranışlarda bulunan kadınlarınıza gelince, aranızdan onların işlediği suça şahit olan dört kişi çağırın; bunlar onun için şahitlik yaparlarsa, suçlu kadınları ( ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara [tevbe etmeleri suretiyle] bir kapı açıncaya kadar evlerine hapsedin.
nisa-16. Suçluların her ikisini de [böyle] cezalandırın; ama eğer ikisi de tevbe eder ve gidişatlarını düzeltirlerse, onları kendi hallerine bırakın: çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır.
Şimdi sen bu ayetlerden tutup sadece ölüm alıp götürünceye kadar kısmını alıp onu hüküm haline getiriyorsan ve bunu bilerek yapıyorsan burada iyiniyet konusu şüphelidir.
diyanet meali
Nisa
(15) Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).7
Nisa
(16) Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
yaşar nuri meali
Nisa
(15) Kadınlarınızdan eşcinsellik/sevicilik yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin; eğer tanıklık ederlerse o kadınları, ölüm canlarını alıncaya ya da allah kendileri için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.
Nisa
(16) Eşcinselliği içinizden iki erkek yaparsa onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin. allah Tevvâb'dır, tövbeleri çok kabul eder; Rahîm'dir, merhametine sınır yoktur.
elmalı meali
Nisa
(15) Kadınlarınızdan zina edenlerin aleyhlerine dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye veya allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.
Nisa
(16) Sizlerden zina edenlerin ikisine de eziyet edin. Eğer tevbe edip kendilerini düzeltirlerse, onları cezalandırmaktan vazgeçin. Çünkü allah, tevbeleri kabul eden, daima merhamet edendir.
esed meali ve tefsiri
Nisa
(15) HAYASIZCA davranışlarda bulunan kadınlarınıza gelince, aranızdan onların işlediği suça şahit olan dört kişi çağırın; bunlar onun için şahitlik yaparlarsa, suçlu kadınları (12) ölüm alıp götürünceye yahut allah onlara [tevbe etmeleri suretiyle] bir kapı açıncaya kadar evlerine hapsedin.
12 - Lafzen, "onları".
Nisa
(16) Suçluların her ikisini de [böyle] cezalandırın; (13) ama eğer ikisi de tevbe eder ve gidişatlarını düzeltirlerse, onları kendi hallerine bırakın: çünkü allah tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır. (14)
13 - Lafzen, "ve aranızdan bu suçu işleyen iki kişi (çıkarsa), her ikisini de cezalandırın". Müfessirlerin çoğuna göre, bu hem bir kadının ve erkeğin hayasızca davranışlarına, hem de eşcinsel ilişkilere işaret etmektedir.
14 - Bazı müfessirler fâhişeh terimine (ki burada "hayasızca davranış" olarak çevrilmiştir) zinâ veya "(kadın ile erkek arasındaki) gayrimeşru ilişki" anlamını yüklemişler ve sonuçta bu ayetin, her iki suçlu tarafın da yüz kırbaçla cezalandırılması esasını getiren 24:2 tarafından "neshedildiği"ni ileri sürmüşlerdir. ancak bu mesnetsiz varsayım kabul edilemez niteliktedir. Kur'an'ın herhangi bir ayetinin başka bir ayet ile "neshedilmiş" olduğunu kabul etmenin imkansızlığı bir tarafa (bkz. sure 2, not 87), fâhişeh ifadesi, bizâtihî, gayrimeşru cinsel ilişki anlamını ihtiva etmez: Daha çok, söz veya davranış olarak aşırı, çirkin, müstehcen, yakışıksız yahut iğrenç şeyleri ifade eder (karş. Lane VI, 2344 vd.) ve hiçbir şekilde cinsel suçlarla sınırlandırılamaz. Bu bağlamda ve 24:2 ile birlikte okunduğunda bu ifade, açıkça, zinâ olarak tanımlanan şey (yani, "fuhuş" veya "gayrimeşru ilişki") ile mutlaka sınırlanamayacak olan hayasızca davranmayı gösterir ve bu nedenle, dayak ile cezalandırılan isbatlanmış zinânın aksine samimî bir pişmanlık ile telafi edilebilir. Bütün cinsel tecavüz veya hayasızca davranış iddialarında Kur'an'ın, diğer bütün hukukî olaylarda istenen iki şahit yerine dört şahidin doğrudan şahitliğini mahkumiyet için bir olmazsa olmaz şart (sine qua non) olarak belirlemesi, kayda değer bir husustur. Hem bu emre temel teşkil eden sebepler, hem de onun hukukî sonuçları için bkz. 24:4 ile ilgili not 7.