Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Velinin Alametleri
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
talip023
“VELÎN N ALÂMETLERİ ”
“1. Allah tarafından mahfûz olması”
“2. Allah Taâlâ’nın çeŞ it çeŞ it lutuflarıyla onu
talepetmesi ve araması.”
“Üzerinde kötü bir Ş ey cereyan etmeden önce
bahŞ edilen ikram mahiyetindeki bu nevi lutuflar
hadsiz ve hesapsızdır.”
“ÇoĞ u kere kötü i Şlerin neticesinde meydana gelen
yakîn hâlî, iyi iş lerin sonunda hasıl olan yakînden
daha kuvvetli olmaktadır.”
“ te bunun gibi, kendi uykusunda veya kardeş inin
uykusunda Rabb’i bir Seyyarı azarlar veya
kendisine bir u ğursuzluk ve musibet isabet ederse-
Allah’ın ihsanında bulamayaca ı –yakîn derecesini
bulur. Zira ihsan ve ikram O’nun sıfatlarındandır.
Halbuki ceza onun sıfatı değ ildir.” (S.153)
“3. Duasının kabul edilmesi”
“Bu konuda da Allah’ın velîleri kısım kısımdır.
Kiminin duasına anında, kimininkine üç günde,
bazısınınkine bir haftada, bir ayda, bir senede,
bundan daha az veya daha uzun bir zaman içinde
icabet edilmi olabilir. Bu zamanlama onların
menzil ve makâmları ile ilgilidir. Buradaki “dua”
dan kastımız da sadece, “Rabbım ş unu, şunu yap” eklinde olan dua de ğildir. Bu; sadece kalbindeki
duaya delil teş kil eder.”
“4. Bir ba şka alâmeti kendisine ism-i azam’ın (en
büyük isim) verilmi olmasıdır.
“Velîlerden herbirine Allah’ın isimlerinden bir ism-i azim (büyük isim) verilir. Velî de onunla
O’na dua eder. O da kulunun duasına icabet eder.”
“Bağ dat unuziyye mescidinde halvette iken
üzerinde “ifteh bihanin” kelimesinin yazılı
oldu ğu
bir ka ğıt gördüm. Hemen bu kelimeyi bir kağ ıda
yazarak tekkenin hizmetçisine götürdüm ve “ te
Allah’ın en büyük ismi”, dedim. Ba şını önüne eğ di
ve içinden bir şeyler fısıldamaya baş ladı. Bir
müddet sonra evinin kapısını bir adam çaldı, izin
verdik, girdi. Adamın nereden geldiğ ini
anlıyamadık. Yanımıza bir ka ğıt bıraktı ve gitti.
Elimizle yokladı ğımızda bir de ne görelim, 10
dinar. Hizmetçi dü ştü bayıldı. Bir saat sonra
hayrette ve şaş kın bir şekilde ayıldı “Ne oldu
sana”, dedim. “Az önce bu Allah’ın en büyük
ismidir dediğ in zaman ş üphe etmi ştim. Ve kendi
kendime öyle demiş tim: Ya Rabbi gerçekten bu sm-i azam’sa ş u anda bana on dinar gönder,
derviş lere dağ ıtayım”. Gerisi malum”(S.154)
“Tekke hizmetçisi bir müddet sonra bana şöyle bir şey anlatmı ştı: Uykudaki adamın gördüğ ü gibi şahısları görmüş üm. Onların melekler olduklarını
zannetmi ğim. “Biz filan kimseye ism-i azam’ı
verdik”, demiş ler ve benim ismimi vermiş ler.
Hizmetçi daha sonra şöyle dedi: “Seni kıskanarak
onlara
öyle dedim: yi ama onu bana de ğil ona
verdiniz”. öyle kar şılık verdiler: “O pek çok
müş âhede ve riyâzet yapmaktadır. Sen ise böyle bir şey yapmadın. Sen de Allah için mücâhede yoluna
girersen ona verdiğ imizi sana da veririz”.
Velîye ism-i azam verildiiğ i gibi gayb âlemindeki
isim ve künyesi ile melek, cin gibi ruhanî
varlıkların isimleri de tarif edilir.”(S.154-155)
“Bil ki Seyyar ancak kendisine “kün” (ol) emri
verildi i zaman velâyetle vasıflanır.” (S.155)
“Velî irâdesini Hakk’ın irâdesinde yok ettiğ i zaman
kendisine “kün” emri verilir. Seyyar irâdesini
Hakk’ın irâdesinde yok edince irâdesi Hakk’ın irâdesi olur.
Artık Hakk’ın her istediğ i, kulun da
istedi ği şey, kulun her istedi ği de Hakk’ın irâde
ettiğ i ş ey hâline gelir.” (S.155-156)
talip023
“ “Kâf” ve “Nun”dan meydana gelen “kün” emrini
Allah’ın telaffuz etmesi caiz değ ildir. Bu bir i şi
süratli olarak yapma anlamındadır. Ve bu
kelimedeki “kâf” kevn (dünya)in kâf’i “Nun”ise
O’nun nurudur.”
“ “ iftah bihanin”, “Yunak”, “Kanterûn”, “i steftîyn”
kelimelerinin anlaş ılan bir takım mânaları vardır.
Ancak bunu zevk hâl ile i şiten kimse bilir. Meselâ
“ iftah bihanin” “Yunak” hilede lutf ve latife yapan,
mânasına, “Kanterûn”, vâridlerin kabulune
düş künlük gösteren mânasına “ isteftîyn” ise
zamanın Ai şe’si anlamına gelmektedir.
“Diyorsun ki ifteh bihanîn ism-i azam’dır. Peki o
zaman iftah bihanin anlamına nasıl gelebiliyor? ism-i azam’ın mânası olması nasıl sahih olur?
Biz deriz ki: “Bunu bir zevk ve tadma yoluyla
ö ğrendik. öyleki Allah’
ı zikir, kalbe vâki olana
kadar Allah’ı zikrettik ve sustu ğumuz zaman
kalbten hıçkırık sesine benzer bir ses duyduk.
Sonra azamet ve kibriya vâridleri, kalbin celâli ve
cemâli tecellilere mazhar olması, zâhir ve bâtın
âyetlerin ona zuhûr etmesi, sebebiyle kalbi
kuvvetlenince bu hal arttı.“
“ iftah bihanin” (inilti ve özlem ile aç) ifadesinin
mânası i şte budur.”
“Her şeyin i sm-i azam’ı onun yakîni celâl
sıfatlarının menzillerini ve cemâl sıfatlarının
mazharlarını tanıması miktarınca olur.”(S.156)
“Tevekkül, Seyyarın va’d ve vaîd konusunda
Allah’a güvenmesi, kendisine gelecek olan hiçbir şeyin elden kaçmayaca ğına inanmasıdır. Böylece
onu üzmez. Elde ettiğ i şeyden dolayı da sevinmez.”
“Seyyar kendisine kötülük yapan şahsı Allah’a
havale eder. Çünkü haketti i cezanın miktarını
ancak O bilir. Kendisine iyilik yapıldığ ında da
durum böyledir.”
“Zikir, sırra (ruha) vaki olunca, Seyyarın sukût
halindeki zikri, i ne batırılarak dilde yapılan
nakış lar gibi olur veya bütün yüzü dil haline gelir
ve ondan feyezan eden, taş an bir nur ile zikreder.”
“Seyyar, saf hale gelip kendisi için himmet eli
ortaya çıkınca, kaybettiğ i bu elden bedel baş ka
eller bulur. Bu kalbin elidir. Orada (gönül
âleminde) gaybta alır, gayba verir ve gaybtan yer.”
(S.157)
“Sâdık, ihlâslı ve â şık olan Seyyarın, maksut ve
matluba ula şmasına hiçbir şey perde ve engel
olamaz.””
“Hakk Sübhanehu ve Taâlâ hazretleri şehadet ve
gayb âlemlerinde delil ve âyetlerle perdelenmiş tir:
Gayb âleminde batınî âyetlerle, ehadet âleminde
ise zafirî âyetlerle.”
“Seyyar, marifetini gaybî âyetlerin zuhûru ile
arttırır. Daha sonra azamet ve kibriyanın
hücümlarında gaybî âyetlerin yok olu şu (fenâ) ile
ve marifetini çoğ altır.” (S.158)
“Zat ve sıfatın tecellisi ise gaybî âyetlere oranla
hârikulâde olur.”
“Artık zâhirî âyetlere baktı ı zamanki hayreti, keş f
âleminde gaybî âyetlere baktığ ı zamandaki hayreti
nisbetinde olur. Z3at ve sıfatlar tecellî edince de
nisbet yine böyle olur.”
“Tarikatta sülûk etmeyen, gayb âleminde iyi ve
kötü şeyleri görmeyen, heybet, ölüm ve fenânın
büyük taarruzlarına göğ üs germeyen kimsenin ş eyh
olması, insanları bu konuda terbiye etmesi asla
do ğru de ğildir. Meczûbun şeyhliğ i de doğ ru
de ğildir.”
“Fakat maksuda giden yolu tadmamış tır.
Dolayısıyla onun şeyhliğ i ve mürş idli ği sözkonusu
olamaz. Çünkü şeyhlik yol bekçili ği ve yol
göstericili ğidir.”
“Seyyar, zâhirî ve batınî âyetlerden hazzını alıp zat
ve sıfatların tecellisine mazhar olduktan sonra
hayret hâline ula ştığ ı ve O’na olan i tiyakı daha da
arttı ı zaman, artık yer ve gök, - kendisinin içinde
mahkûm ve mahbus olarak kaldığ ı- bir hapishâne,
bir zindan bir kuyu, bir hisar, bir kale hâline
dönü şür.”(S.159)
“Baş langıcı uykudur, sonra- uyku ile uyanıklık
arasında olan- vakıadır. Bunu, hâlet, onu vecd ve
vicdanın galebeleri, bunu kudreti müş ahede ve
sonra kudretle ittisaf, bütün bunlardan sonra da
tekvin takib eder.”(S. 160)
“Allah Taâlâ’nın, kendisinden gelen elçilerinin ardı
arkası kesilmez. Ha şa ki böyle bir şey ola. Aksine
her an ve her zaman elçi gönderir. Bunlar O’nun
lütûfları, i şaretleri, uyarmalarıdır.” (S.160-161)
“Bunlar Allah’a yönelenler için sadece bir misâldir,
bununla bu zevki tadanların zevki, âş ıkların â şkı,
âriflerin nuru, sevenlerin ate şi, özlem duyanlar
ın
sürati, vecd hâlini ya şayanların vecdi, mücâhede
edenlerin, keş f ehlinin meyveleri, münacaat
edenlerin sırları ve necata erenlerin uslûbu bilinir.”
(S.161)

karuban
Kardeş Allah razı olsun gerçekten değerli yazılar bunlar.

Senden ricamdır, bu yazıları düzenleyip, cümleleri bir satırda sıra ile, ayrık kelimelerin arasını kapatıp düz yazı şekline getirmendir.

Böyle takip etmesi güç oluyor.
talebe27
TASAVVUFÎ HAYAT

(Necmeddin-i Kübrâ)

Kitabın tamamını okumak için

http://www.scribd.com/doc/2286455/Tasavvuf...ecmeddini-Kubra
http://www.firaset.net/goster.php?id=4524&...ralamasekli=ASC
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.