34 YIL SONRA SON FOTOĞRAFIMIZ
Şener Levent
Dört pınarımız vardı bir zamanlar... Değirmenlik... Kırnı... Lapta... Ve Karava’da... Dördü de kurudu... Kuruttuk daha doğrusu... Dinamit patlattık... Kuyu kazdık... Yok ettik gürül gürül suyu... 1974 harekatı pınarların sonu oldu.
***
Denizlerimiz vardı bir zamanlar... Şimdiki gibi biletçilerden, nöbetçilerden sorulmazdı... Millet dilediği kumsalda soyunur, kendini serin sulara bırakırdı... Babasının evindeki gibi rahat ve huzurlu... Gelene gidene dağıttık neyimiz varsa... Dikenli teller çektiler... Barikat kurdular... 1974 harekatı denizlerimizin de sonu oldu. ***
Narenciye bahçelerimiz vardı bir zamanlar... Sarı altınımız... Limon... Portokal... Greyfrut... Hiç Arjantin’den limon ithal edeceğimiz, portokal ve greyfrut sıkıntısı çekeceğimiz gelir miydi aklımıza... Kuruttuk ne varsa... Lahmacun fırınlarına meze yaptık limonu... 1974 harekatı narenciyenin sonu oldu...
***
Zeytinliklerimiz vardı bir zamanlar... Şu beton yığınlarının yerinde... Yatıp dinlenir, karpuz hellim yerdik gölgesinde... Zeytinyağı yapardık zeytinlerden... Eski kartpostallarda kaldı hepsi... Kesildi yaprakların soluğu... 1974 harekatı zeytinliklerimizin de sonu oldu...
*** Dağlarımız vardı bir zamanlar dağlarımız... El değmemiş... Bir taşı bile parçalanmamış... Ayak izlerine rastlanmayan patikalarımız... Şafak ve gurub vakitleri duygularımızı okşayan... Ve her zaman bize bir isyan duygusu bahşeden dağlarımız... Ayakları kesildi... Kulakları koparıldı... Gözleri oyuldu... 1974 harekatı dağların da sonu oldu...
*** Duyuyor musun beni... Ey asil Fransız... Ey Viktor Hugo... Bir Giritli olmadığın halde sen Girit’e bakıp ağlamıştın... Ben de Kıbrıs’a... Bak 150 yıl geçmiş aradan... Ve şimdi ben de Girit’i yaşıyorum Kıbrıs’ta... Ne yaptıysa Osmanlılar orda, aynısı da burada... Sen yazdın... Ben okudum... Orada kendimi buldum... Senin şu satırlarında: “Girit neden ayaklandı? Çünkü Tanrı onu dünyanın en güzel yerlerinden biri olarak yarattı, ama Türkler onu cehenneme çevirdi. Çünkü Girit’te herşey var, ama ticaret yok. Kentler var, ama yollar yok. Köyler var, ama patikalar bile yok. Nehirler var, ama okullar yok. Hak var, ama hukuk yok. Güneş var, ama aydınlık yok. Türk saltanatında egemen olan sadece karanlık...”
*** Burada biz bizeydik bir zamanlar... Henüz yol bağlamamıştık Girne’den Anadolu’ya... Aptallık hepimizde... Beceremedik biz bize adam gibi yaşamayı bu cennette... Kan döktük megali idealar uğruna... Enosis hepimizin canına okudu... Tükendik... Ve tükenmekteyiz hala... Lefkoşa’nın orta yerindeki Girne Kapısı’nda bronz Dr. Küçük’ten başka hiçbir Kıbrıslıtürk kalmadı... Gemiler uyuşturucu, hırsız ve sahtekâr taşır limanlarımıza... Yarına kaldı hep birleşme umudu... 1974 harekatı hepimize haram, vurguncuya ise yar oldu!
Tarih: 13 Temmuz 2008 Pazar
afrikagazetesi.net