“El Kaide” ve “Ergenekon” “Operasyonları”: “İstihbarat Paylaşımı” Tam gaz sürüyorOğuz Gürses

Yüz yıl önceki vatanımızın dağlarından biri olan Kandil’de üslenmiş, çoğunluğu TC vatandaşı olan PKK militanlarının üstüne bomba yağdırabilmek için, Beyaz Saray’da oturan teröristbaşı’dan “destur” dileyen RTE emeline nail olduğunu sanarak dışarı çıktığında, yanakları sevinçten pem bepembe olmuş ve ağzı kulaklarında bir halde gazetecilere “TC nasıl ABD’nin terörle mücadelesini kayıtsız şartsız destekliyorsa, ABD’de TC’ye terörle mücadelesi için istihbarat paylaşımı suretiyle destekleyeceğini” müjdelemişti.
Bir gazetecinin bunun karşılığında ABD’nin TC’den ne istediğini sorduğunda ise “Hiç bir şey istemedi” cevabını vermişti...
Uluslararası ilişkilerde “al gülüm-ver gülüm”ün tek geçerli prensip olduğunu bilenler RTE’nin, bebek kaatili ABD’nin TC’ye sevabına/karşılıksız olarak istihbarat vereceği iddiasını her halde, şaşkınlıkla karşılamışlardır...
Teröristbaşı “destur” ve “istihbarat” verince TC’nin Kandile, ABD malı uçaklara İsrail’in monte ettiği gece görüş sistemleriyle Amerikanvarî “sorti”ler düzenlediğini işgal medyasının bire bin katarak nasıl anlattığını hatırlıyorsunuzdur...
Kandil’de ne oldu?
Verilen istihbaratlar bir işe yaradı mı?
Bilen yok...
Ortada sadece “ver çoşkuyu” hesabı işgal medyasının hikâyeleri var...
***
Ama geçen hafta bir gece yarısı, bebek kaatili ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, RTE’yi aradı ve “acele görüşmemiz lâzım” dedi. Ve o sırada Abdullah Gül'ün Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan Ahmet El Beşir onuruna verdiği yemeğe katılan RTE, buradan bütün protokol kaidelerini çiğneyerek- yemeği yarım bırakarak- alelacele ayrıldı ve Başbakanlık Konutu'na geçerek bebek kaatili ABD’nin büyükelçisiyle 40 dakika görüştü. Tarih: 22 Ocak 2008 ...
*
Aynı gece büyük bir gözaltı operasyonu yapıldı. İstanbul ve dışındaki 40 adrese yapılan baskınlarda emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, Hrant Dink cinayetini azmettirdiği iddiasıyla yargılanan Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Fikri Karadağ, "Drej Ali" lakaplı Ali Yasak ve Sami Hoştan'ın da aralarında bulunduğu 35 kişi gözaltına alındı.
23 Ocak 2008 sabahı yazılı ve görsel medyanın manşet/birinci haberi şuydu:
“ERGENEKON ÇÖKERTİLDİ: Kimleri öldüreceklerdi... Kimleri öldürdüler... Flaş ayrıntılar...”
*
23 Ocak 2008 Geceyarısı Gaziantep'te, El Kaide örgütünün Türkiye kolunu oluşturduğu ileri sürülen bir gruba yönelik düzenlenen operasyon kapsamında Kahramanmaraş ve Gaziantep’te yüzlerce polis bir çok evi bastı ve 4 kişiyi katletti. onlarca kişiyi gözaltına aldı. Çıkan çatışmada 1 polis öldü 6 polis yaralandı.
24 Ocak 2008 sabahı yazılı ve görsel medyaya bakanlar bu operasyon hakkında bir yığın asılsız ve çarpıtılmış haberlerle karşılaştılar ve evlerine gece yarısı yapılan baskına 13 saat karşı koyduktan sonra katledilen baba-oğulun direnişini öğrendiler...
*
22 Ocak’taki o görüşmeden sonra ,medyayı sadece bu iki “operasyon” işgal ettiğine ve daha önemli başkaca bir “iç” gelişme olmadığına göre...
***
Sizce o gece bebek kaatili ABD’nin elçisi, RTE’den ne istemiş olabilir?
“İstihbarat paylaşımı” karşılığında teröristbaşı Bush senden hiç bir şey istemedi ha?
O zaman; bir gün önce Gaziantepte bir parkta görüntülediği zanlıları, polisin orada kavgasız gürültüsüz gözaltına alma imkânı varken, geceyarısı yüzlerce polisle silahlı baskın yapmasındaki amaç “yargısız infaz” değilse nedir?
*
Bakın, sanıkların avukatı Osman Karan, 28 Ocak 2008 Pazartesi günü Gaziantep Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında ne demiş:
(Gaziantep'te El Kaide'ye yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan zanlıların avukatı Osman Karan, müvekillerine atılı suçları kabul etmediklerini söyledi. Gözaltında tutulan zanlıların avukatı Osman Karan, Gaziantep Adliye Sarayı önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savundu. Gaziantep'te yapılan operasyonun yargısız infaz olduğunu söyleyen Karan, "İnsanlar evlerinde kurşunlanarak bir operasyon yapılmıştır. Operasyondan bir gün önce Mehmet Polat ve oğlu Zeki Polat ile gözaltında bulunan 7 kişinin Bosna Hersek parkında buluşmalarını gösteren görüntü kaydı vardır. Bu delil dosyadadır. Bu insanlar orada niye ellerine
kelepçe vurularak gözaltına alınmadı da evlerinde kurşun yağdırıldı? Burada El Kaide adı altında yargısız infaz yapılmıştır". dedi. Karan, Gaziantep'te yaşanan olayın ikinci bir Kızıltepe olayı olduğunu ve aynı şekilde baba ile oğlunun katledildiklerini de ifade etti. Avukat Osman Karan, müvekkillerinin ifadeleri alınırken oyuna getirildiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Emniyet müdürlüğünde polis ifade alırken, arkamızda bugüne kadar görmediğimiz, sanıkların da görmediği kıravatlı, uzun paltolu giysileri olan insanlar gelip oturdu. Sorduk, ifade tutanağına imza atacaklarını söylediler. Ama benim bildiğim, bir ifade tutanağında bir amir, bir memur, bir avukat ve bir şüpheli olur. 5. kişi olmaz. 4 kişinin ifadesinden sonra oyuna getirildiğimizi anladık. Kimlik göstermelerini istedim, göstermediler ve ifadelere imza atmayacağımızı söyleyince odadan çıkıp gittiler. Bunlar olsa olsa Amerika'dan gelen heyettir. Kesinlikle bunlardır, başka kim olacak ki. MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) istese zaten resmi olarak ifadeyi alır ve alınan ifadeler gerekli yerlere gönderildi." )
*
Bu habere şu haberi de ekleyin:
(CIA Ajanları Gaziantep’te
26 Ocak 2008
El Kaide örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen teröristleri CIA sorgulamak istedi.
El Kaide'ye yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonların ardından, CIA'nın Ankara'daki irtibat elemanları, vakit kaybetmeden bu illere gitti.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile ortak çalışma yapan CIA ajanları, gözaltındaki zanlıların kamera önünde alınan ilk ifadelerin kendilerine verilmesini talep ettiler. 11 Eylül saldırısından sonra, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada El Kaide'ye yönelik istihbarat çalışmaları yürüten CIA, resmi kanallar aracılığıyla 20 zanlının sorgusuna girme talebinde bulundu.)
Ve düşünün bakalım bebek katili ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, RTE’den ne istedi ve RTE buna mukabil ne yaptı?...
***
Bu operasyonlarla ilgili olarak işgal medyasında kirli haber bombardımanı halen sürdürüldüğünden şimdilik bir yorum yapmayacağım ancak şu iki soruyu da sormadan da yazıyı bitirmek istemiyorum;
Soru bir: AKP’ iktidarının devamı karşılığında, Bebek Katili ABD ve işbirlikçileri, Haçlı Ordusu NATO ile Teröristbaşı Bush ve hempalarının kan denizine çevirdiği müslüman coğrafyadaki sınırsız lojistik ve istihbarî destek hizmetini bir adım daha ileri götürerek ülke içinde, kendi vatandaşlarına karşı tetikçiliğe kadar vardırmasına, parti içinden herhangi bir itiraz duyulmaması İslâmî açıdan dehşet verici değil midir?
Soru iki: Sizce böyle bir günah/vebali örtebilecek büyüklükte bir türban var mıdır?
Baran dergisinden
Kaynak:
http://siradisi.e-politica.com/viewtopic.php?p=6317#6317