Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Neden Tek Kaynak Kuran
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ KUR'AN-I KERIM ]·.
Sayfa: 1, 2, 3, 4
international
Kur'an'ın belirttiği İslam'a karşı delil getirme çabasında olan gelenekçiler '' Allah'a ve Resulüne itaat edin '' şeklindeki Ayetleri gösterip ; Kur'an'da '' Allah'a ve Resulüne uymamız söyleniyor, Kur'an'a uymak Allah'a uymaktır, hadislere uymak Peygamber'e uymaktır '' demektedirler.

söz konusu Ayetlerde Peygamberimiz hep '' Resul '' kelimesi ile anlatılmaktadır.Kur'an çevirilerinde elçi manasına gelen ''Resul '' kelimesi ya aynen '' Resul '' diye ya da '' Peygamber '' diye çevrilir.Kur'an'da geçen '' Resul '' kelimesinin tam karşılığı '' Elçi '' kelimesidir.


Peygamberimiz Kur'an'da iki sıfatla anılır. (Peygamber kelimesi bu iki sözcüğe de karşılık kullanılan , Farsça'dan dilimize geçmiş bir kelimedir.)birinci kelime '' Nebi '' kelimesidir ve haber getiren manasındadır.Kur'an'da bu kelime Peygamber kelimesi gibi Allah'tan haber getiren insanlar için kullanılmıştır.


İkinci kelimeyse '' Resul '' kelimesidir ki elçi kelimesinin karşılığıdır ve Kur'an'da Peygamberler en çok bu kelimeyle anlatılırlar. bu kelime hem Allah'ın Elçileri, hem diğer elçilikler için kullanılır.Peygamberimizi ve diğer Peygamberlerimizi tarif ederken kullanılan bu kelimeler , Peygamberin Nebi (haber getirici), Resul ( Elçi ) olduğunu gösterir. yani Peygamber , Allah'tan aldığı mesajı insanlara ileten kişidir, Peygamber % 1 bile kendinden dine bir şey katamaz. o zaman Din, haşa Allah'ın olmaz.

o zaman din, Allah ve Peygamber ortak yapımı bir müessese olur.Peygamberimize gelen vahiy Kur'an'dır.bunun dışında bir hadis , bir mezheb izahı , birisinin içtihadı , dinin asli bir hükmü veya bir bölümüdür demek : Allah'ın olan Dini Allah, Peygamber ( elçi, haber getiren ) ortaklığına veya Allah, mezheb imamı, Peygamber ortaklığına çevirmek olur.

kısacası Allah'ın Kur'an'da konumunu belirttiği şekilde meseleye yaklaşmak gerekir. Peygamber'i Allah'ın Kur'an'da tanıttığı şekilde kabul etmek, dini doğru kavramanın bir şartıdır. Peygamber efendimiz sadece ve sadece aldığı haberi ( Kur'an'ı ) insanlara iletir.Din, bu haberdir. Elçilik (Resullük ), Nebi'lik (haber getiricilik) bu mesajı (Kur'an'ı)insanlara ulaştırmaktır. Allah'ın Elçisi olmak çok büyük bir onurdur.Peygamberim iz açısından düşünürsek, bir insanın milyarlarca insana öncülük etmesidir. Ne yazık ki bazıları Kur'an'dan anlaşılan bu Peygamber tarifini yaptığımızda '' Siz Peygamber'i çok basit görüyorsunuz '' demektedirler. ne yazık ki bu davranışlarıyla Hıristiyanlara benzemektedirler.


Peygamberler hakkında aşırıya gitmek sadece Peygamber'i Allah'ın oğlu ilan etmekle olmaz. Sadece Allah'ın olan Din oluşturma yetkisi ; sünnet , hadis gibi süslü , sözde Peygambersever tavırlarla Peygamber'e de veriliyorsa o da Dinde bir sapmadır.

' Kim Allah'a ve Elçisine itaat ederse ve Allah'tan korkup sakınırsa işte kurtuluşa ve mutluluğa erenler bunlardır.''24 Nur 52

''Allah'a ve Elçisine itaat edinki merhamet olunasınız.'' 3 Al-i İmran 132



1- RESUL ( ELÇİ ) KELİMESİNİN MANASI

yukarıdaki Ayetlerde '' Resul '' kelimesinin '' Elçi '' manasında olduğunu iyice anlamak, Ayet'in manasınıda tam kavramayı sağlar. biz Peygamberimiz Hz. Muhammed'e niye uyarız? çünkü O Allah'ın elçisidir.yani Allah'ın mesajını alıp da getiren kişidir. Elçinin mesajı, Allah'ın gönderdiği mesajdır.O mesaja uyulunca hem Allah'a , hem de o mesajı getiren Elçiye uyulmuş olur.aynı zamanda mesajın kendisine ( Kur'an'a) uyulduğunu söylersek bu da doğru olur. Elçi'ye '' Elçi '' denmesinin sebebi : kendisinin olmayan mesajı taşımasındandır.yani Allah, Resul ( Elçi ) kelimesiyle , Hz.Muhammed'in kendisinin olmayan mesajı taşıyan kişi olduğunu vurgulamaktadır. itaat edilmesi emredilen kişi olan Elçi, kendisi namına değil, göndericisi Allah namına konuşmaktadır.bu yüzden '' O'na (Elçiye) itaat , gönderene ( Allah'a )itaattir.'' mantığı, Kur'an'ın bu Ayetleriyle verilmektedir. Allah'ın Elçi yollaması , bizle irtibat kurmak için seçtiği yegane yoldur.Elçi mesajı insanlara ileteceği, O'na davet edeceği için Elçiye (Hz.Muhammed'e) itaat, onu gönderene (Allah'a ) itaat olacaktır.

'' Elçiye itaat eden Allah'a itaat etmiş olur.'' 4 Nisa 80

insanlar Allah'ın mesajı Kur'an'ı Hz.Muhammed'in ( Elçinin)ağzından duydular.Kur'an her insan'a ayrı ayrı vahiy edimedi ki ! Peygamberimizin getirdiği mesaja uymayan birçok insan '' bu insan sözüdür '' veya '' biz bir insana mı uyacağız? '' şeklinde karşı çıkmışlardır. oysa Allah '' Allah ve elçisine itaat edin .'' Ayetleriyle Hz. Muhammed'e , elçiliği yüzünden , O mesajın gerçek sahibi Allah olması nedeniyle uyulacağını göstermektedir.yani Allah, '' Allah ve Elçisine itaat edin ''Ayetleriyle uyulanın bir tek Allah olduğunu göstermektedir.bu da 4 Nisa Suresi 80. Ayette bir daha anlaşılmaktadır.Yoksa Allah Kur'an ile hükümler koydu, Peygamber hadislerle ilave hükümler yaptı, Allah ve Elçiye itaatten kasıt iki tane Din oluşturucunun oluşturduklarına uymaktır ; şeklinde Ayetleri açıklamak, dinimizi Allah ve Peygamber ortak yapımına çevirmek olmaz mı? bu da Allah'ın Din üzerindeki tekeline tecavüzdür ki bir şirk türüdür.oysa Kur'an'da Allah dışında Hüküm koyucu aranmaması söylenir :

'' Allah size Kitab'ı detaylandırmış bir halde indirmişken Allah'ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım.'' 6 En'am 114

'' (Allah) kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.)''18 Kehf 26

'' Hüküm yalnız ve ancak Allah'ındır.O' kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir.dosdoğru olan Din ( yaşam biçimi) işte budur.Ama insanların çoğu bilmiyorlar.'' 12 Yusuf 40

international
2- KUR'AN'DA HZ.MUHAMMED İSMİNİN KULLANILIŞI :

diğer bir ilginç nokta da Kur'an'da , Peygamberimizin ismi olan Hz.Muhammed'in geçtiği 4 Ayet'ten 3' ünde de Muhammed'in elçi olduğunun vurgulanmasıdır.

'' Muhammed yalnızca bir elçidir '' 3 Al-i İmran 144

'' Muhammed yalnızca bir elçi ve Peygamberlerin sonuncusudur.''33 Ahzab 40

'' Muhammed Allah'ın elçisidir.'' 49 Fetih 29

Kur'an'da Hz.Muhammed isminin geçip elçiliğinin vurgulanmadığı tek Ayette ise Hz.Muhammed'e indirilene inanılması , yani Kur'an'a inanılması gerektiği söylenir.

'' iman edip, salih işler yapanlar ve Muhammed'e indirilene ki, O Rabb'lerinden bir gerçektir.iman edenlerin kötülüklerini örtüp bağışlamış, durumlarını düzeltmiştir.'' 47 Muhammed 2

Peygamberimizin Muhammed ile aynı köke sahip Ahmed ismiyle ( veya sıfatıyla)ğeçtiği tek Ayet'te ise Ahmed'in elçiliği vurgulanır:

''hani Meryem oğlu İsa '' Ey İsrailoğulları , gerçekten ben sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim.benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi Ahmed olan bir elçinin de müjdecisiyim '' demişti. 61 Saff 6

daha evvel gördüğümüz gibi Kur'an'da hiçbir yerde '' Allah'a ve Hz.Muhammed'e itaat edin '' diye bir ifade bulunmaz.Kur'an'da sürekli '' Allah'a ve elçisine itaat edin '' şeklinde bir ifadenin geçmesi Hz.Muhammed'e , ancak elçilik vazifesinden dolayı itaat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Hz.Muhammed isminin geçtiği tüm Ayetlerde ( biri hariç )elçiliğinin vurgulanması , tek istisna Ayette ise Hz.Muhammed'e indirilene ( KUR'AN'A) uyulması gerektiğinin söylenmesi , tüm yanlış anlamalara kapıları kapatmıştır.
international
3- PEYGAMBER SADECE KUR'AN'LA UYARIRDI :

Peygamber efendimiz insanları sadece vahiy ( Kur'an ) ile uyarırdı.Peygambere Kur'an Ayetleri gelmediğinde ise Peygamberin bir şeyler uydurmasını istediler.Oysa bunun mümkün olmadığı , Peygamberin sadece vahye uyduğu aşağıdaki Ayetlerden anlaşılır :

'' De ki : Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp, korkutuyorum.'' 21 Enbiya 45

Onlara bir Ayet getirmediğin zaman '' Şuradan buradan derleseydin ya '' derler.De ki : '' Ben sadece Rabbimden bana vahiy edilene uyuyorum.bu Rabbinizden olan kavrama yeteneğidir, iman edecek bir toplum için doğruya iletilme ve rahmettir.'' 7 A'raf 203

Allah birçok Ayette Kur'an'ı indirdiğini, Kur'an'ı vahyettiğini söyler.aşağıdaki Ayette göreceğiniz gibi Peygamberin Resullük ( Elçilik ) vazifesi Kur'an'ın tebliğ edilmesidir.eğer Peygamberimiz bunu yapmasaydı elçilik vazifesini yapmamış olacaktı.ELÇİNİN VAZİFESİ ALLAH'IN İNDİRDİĞİNİ TEBLİĞ ETMEK İSE, ELÇİYE İTAAT DE ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE İTAAT OLACAKTIR :
'' Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni tebliğ et.Eğer yapmayacak olursan elçilik görevini yerine getirmemiş olursun.'' 5 Maide 67

'' De ki : '' Sizi ve kime ulaşırsa kendisiyle uyarmam için bana bu Kur'an vahyedildi.'' 6 En'am 19

Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”3 Al-i İmran 79
sükût-u vaveyla
cevapları sabırsızlıkla bekliyorum ....

şunuda söylemeden geçemicem peygambere itaatten ne anlıyorsunuz ...

sünnetleri farz gibi gören insanlar mevcut...

neyse ...bekleyelim bakalım ...süper açıklamala gelecek eminim smile.gif
international
4- HZ.İBRAHİM'İN HADİSLERİ NEREDE ?

'' İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır.'' 60 Mümtehine 4

Kur'an Allah'a ve Elçiye itaatten kastın ; Allah'ın Elçisiyle gönderdiği mesaj olan Kur'an'a uymak olduğunu söyler ve Kur'an'da aktarıldığı gibi Peygamberimizin bizim için örnek olduğunu , fakat Peygamberimize dair bilgiler içinde TEK GEÇERLİ VE YETERLİ KAYNAĞIN KUR'AN OLDUĞUDUR.Hz.İbrahim'in ve onunla beraber olanların davranışlarının , tavırlarının Kur'an'da açıklanan şeklinin inananlar için örnek olduğu ve inananların onun örneğinde olduğu gibi hareket etmeleri gerektiğidir.

eğer Peygamberimizi örnek almaktan kastın ; hadislere ve Peygamberin kavminin geleneklerine uymak olduğu söylenirse ; o zaman İbrahim Peygamberi ve onunla beraber olanları örnek almamızı söyleyen Ayet'e göre , İbrahim Peygamberin kavminin geleneklerini öğrenmemiz ve İbrahim Peygamberin ve onunla beraber olanların hadislerinide bulmamız gerekmektedir.Peygamberimizin de, İbrahim Peygamberimizin de davranış şekilleri Kur'an'da anlatılır ve ZORUNLU ÖRNEK ALMAMIZ İSTENEN BU DAVRANIŞLARDIR.

Peygamberin Kur'an dışında Allah'a karşı birşeyler uydurması için çabalar daha Peygamber hayatta iken başlamıştır.Peygamber hayattayken buna engel olmuştur, fakat Peygamberin vefatından sonra , hele birde 4 Halife dönemi de geçince , Peygamberin döneminde başlayan Vahiy dışında uydurmalar oluşturma çabaları ne yazık ki gördüğümüz kötü sonuçları doğurmuştur.
international
5- KUR'AN'A İTAAT, ALLAH'A VE ELÇİYE İTAAT DEMEKTİR

Kur'an'ın ortaya koyduğu İslam'a inanan her Müslüman , Elçiye (Hz.Muhammed'e) itaatin gerekliliğini bilir.bu yüzden Allah'a ve elçisine itaat Ayetlerinin kendilerine karşı delil gösterilmesini çok garip karşılarlar ve bu iddiayı yapanların Kur'an'ı bilmediğini veya çekiştirdiğini kavrarlar.Kur'an'ı tek rehber edinen Müslümanlara göre ELÇİDEN BİZE KALAN VE ELÇİNİN BİZE MİRAS OLARAK BIRAKMAYA ÇALIŞTIĞI YEGANE KAYNAK KUR'AN'DIR. Kur'an bizi ilgilendiren yegane Vahiydir ve Peygamberin başka bir kaynağı yazdırmaması da Kur'an'ı yegane kaynak olarak bıraktığının delilidir.Din adına otoriteyi Kur'an'a (Allah'ın mesajına)vermek, hem mesajın sahibi Allah'a, hem mesajı getiren Elçiye itaat etmek demektir.mesajın sahibi Allah ile görüşemiyeceğimiz ve mesajı getiren elçi vefat ettiği için bize kalan mesajın kendisi olan KUR'AN'dır.

'' Kendilerine okunmakta olan KİTAB'ı sana indirmemiz onlara YETMİYOR MU ? '' 29 Ankebut 51

'' Onlar neredeyse sana VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKASINI bize karşı UYDURMAN için seni fitneye düşüreceklerdi.17 İsra 73

Kur'an Allah'ın kitabıdır, fakat insanlar onu Hz.Muhammed'in (ELÇİNİN) sözü olarak duydular.Kur'an'ın aşağıdaki Ayetlerinde geçen ifade tarzları , bu mantığı daha iyi kavramamızı sağlamaktadırlar.

'' Sana ganimetlerden sorarlar.De ki : Ganimetler ; Allah ve Rasülünündür. Şu halde eğer Mü'minler iseniz Allah'tan sakının, aranızı düzeltin, Allah'a ve Peygamberlerine itaat edin. 8 Enfal 1

'' Allah ve Elçisinden insanlara büyük hac günü bir duyuru var.'' 9 Tövbe 3

görüldüğü gibi Allah'ın kendisinden ve Elçisinden ültimatom olduğunu, DUYURU olduğunu söyledikleri aynı zamanda KUR'AN AYETLERİDİR.aynı mantığı Kur'an'ın başka yerlerinde görebiliriz.Örneğin ; Nisa Suresi 13. Ayete kadar miras ile ilgili hükümler anlatılır.13. ve 14. Ayet ise şöyledir:

13- '' Kim Allah'a ve Elçisine itaat ederse onu altından ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetlere sokar.işte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.

14- '' Kim Allah'a ve Elçisine isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa onu içinde ebedi kalacağı ateşe sokar.onun için alçaltıcı bir azap vardır.''4 Nisa 13,14


Allah 13. Ayete kadar hükümlerini anlatırken 13. ve 14. Ayette bunlara uymak, Allah'a ve Elçisine uymak olarak gösterilmektedir. ne yazık ki Kur'an'ı iyi araştırmadan, iyice düşünmeden, ayetleri sırf kendi fikirlerini doğru çıkartmak için çekiştirenler, bu Ayetleri görmezlikten gelmiş ve ileri sürdükleri fikirlerle Dini, ALLAH VE PEYGAMBER YAPIMI BİR ŞİRKETE ; Peygamberi Allah'ın Hükümlerine Hüküm katan, Allah'ın Hükümlerini gerektiğinde NESH eden (silen )bir şahsa dönüştürmüşlerdir.içine düştükleri bu çelişkiyi fark eden bazı şaşkınlar açmazlarını kapamak için daha da vahim bir iddiaya kalkışmışlardır.bu iddiaya göre Peygamberin mevcut hadis kitaplarındaki hadisleride Vahiy neticesidir. daha önceki bölümlerden hadislerin Kur'an'la, mantıkla, kendi aralarında, bilimle, insafla çeliştiklerini görenler bu iddianın korkunçluğunu anlarlar. bu iddia ile PEYGAMBERE ATILAN İFTİRALAR, ALLAH'A ATILAN İFTİRALARA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ OLUR.yine bundan önceki bölümlerde gördüğümüz gibi Peygamber bir tek Kur'an'ı yazdırmıştır.madem Kur'an dışında uyulması gereken kaynaklar, Vahiyler vardı ; o zaman Peygamber onları neden yazdırmadı?aşağıdaki Ayete göre Peygamberin uyduğu Vahiy Kur'an'dır.Din düşmanlarının değişmesini istedikleri de Kur'an'dır.Kur'an dışında Dini kaynaklar olsa Peygamberde onlara uyardı, Din düşmanlarıysa ONLARIN DA DEĞİŞMESİNİ İSTERLERDİ.

Onlara Ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okuduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki : '' Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir.'' De ki :'' Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir.ben yalnızca bana Vahyedilene uyarım.Eğer Rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.'' 10 Yunus 15

Peygamber ancak Allah'ın Vahyi olan Kur'an'a uyar.gündelik hayatta Peygamberin hatalar yapması bile mümkündür.Kur'an'da Peygamberin hatalarının belirtilmesi, Peygamberin Kur'an dışındaki her sözünü, her hareketini VAHİY olarak göstermeye çalışan iddiayı yalanlar.
international
6- PEYGAMBERLERİN DE HATALARI OLABİLİR :

.........insanlarda n çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun.oysa Allah kendisinden çekinmene daha çok layıktı. 33 Ahzab 37

'' Allah seni affetsin , doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara beklemeden izin verdin?9 Tövbe 43

1- Surat astı ve yüz çevirdi.

2-Kendisine o kör geldi diye.80 Abese 1-2

Ahzab Suresindeki örnekte ; Peygamberin özel hayattaki bir durumda insanlardan çekinmiş olduğu ve böyle yapmaması gerektiği anlatılır.Tövbe suresinde ; Allah uğrunda mücadele ederken Peygamberin yanlış tutumu , taktiği gösterilir. Abese suresinde ise inkarcı bir kişiye dini anlatmak uğruna , Peygamberin kör bir kişiye vakit ayırmadan aynı kişiyi ikna etmek için uğraşına devam etmesi anlatılır.Abese Suresinde Peygamberin bu davranışı düzeltilir ve böyle davranmamasıgerektiği söylenir.görüldüğü bu üç örnekte ; hem Peygamberin hatalı üç davranışı düzeltilmiştir, hem de Peygamberin Kur'an dışındaki her sözünün Vahiy olması gibi saçma bir iddianın zemini yok edilmiştir.Peygamberin Sünneti başlığıyla dini dejenere etme çabasında öyle izahlar yapılmıştır ki ; bu izahlara göre Peygamberimizin Peygamberlikten önceki durumu bile sünnete delil oluşturmaktadır.Sıbai, Es-Sünnet Kitabı sayfa 47'de şu izah yapılır :

'' Peygamberimize dair her ne izah nakledilmiş ve rivayet edilmiş ise ister Peygamberlikten öncesi ile , ister Peygamberlikten sonrası ile ilgili olsun SÜNNET kapsamı içindedir.''
oysa Kur'an'da Peygamberimizin Peygamberlikten önceki durumu şöyle anlatılır:

'' Seni doğru yolu bilmez bulub da doğru yola iletmedi mi?'' 93 Duha 7

'' İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik.Sen Kitab nedir, İman nedir bilmezdin?42 Şura 52

Ayetlerde Peygamberin daha evvel doğru yolu bilmez olduğu, kitabı, imanı bilmediği açıkça söylenir.Peygamberin imanı bilmediği dönem nasıl olur da örnek olur? Nasıl DİN diye insanlara takdim edilebilir?hiç şüphesiz bu iddialar Kur'an'ın yukarıda görülen Ayetleri ve daha birçok Ayeti ile çelişiktir.

'' Ey Peygamber ! Allah'ın sana helal kıldığını eşlerini memnun etmek isteyerek neden HARAMLAŞTIRIYORSUN ? 66 Tahrim 1

Tahrim Suresinin bu Ayetine göre, Peygamberin sadece kendisine bile bir şeyi haramlaştırması mümkün değilken , diğer insanlara ilave haramlar yaptığını söylemek hiçbir şekilde Kur'an'la bağdaşmaz.Kur'an'ı bir bütün olarak anlamaya yanaşmayanlar , Kur'an'ın tek bir Ayetini alır ve Kur'an'ın bütünlüğünü hiçe sayarak Ayeti düşünmeden çekiştirir.
international
7- KUR'AN'IN BİR BENZERİ YOKTUR :

17 İsra 88 :

88 De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler.

Allah Kur'an'ın bir benzerinin oluşturulamayacağını söylerken , Peygambere Kur'an'ın bir benzerinin , mislinin verildiğine (Bkz.Ebu Davud Kitabı Sünne,6 )dair izahlar da Kur'an'a ters düşen izahlardır.insanların yazdıkları hadis kitaplarını Allah'ın Kitabı Kur'an gibi dinin kaynağı olarak gösterenler , şu Ayet'i iyice okumalıdırlar :

2 Bakara 79 :

79 Vay haline o kimselerin ki, Kitabı elleriyle yazıp, az bir paraya satmak için, "Bu Allâh katındandır," derler! Ellerinin yazdığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!

2 Bakara 23 :

23 Eğer kulumuz (Muhammed)e indirdiğimizden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka bütün şâhid (yardımcı)larınızı da çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın).
international
8- HİKMET KUR'AN'DADIR :

'' Nitekim biz size Ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak , size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan bir elçi gönderdik.2 Bakara 151

kimileri de bu Ayetteki '' Hikmet '' kelimesi ile sünnetin , hadislerin kastedildiğini , böylece Kur'an'a hadisler ile ilaveler yapılabileceğini söylemişlerdir.oysa '' hikmet '' kelimesinin '' sünnet '', '' hadis '' gibi bir manası olmadığı gibi, bu kelime ile Kur'an dışında bir kaynak oluşturulabileceğine dair bir delil de yoktur.aksine hikmetin Kur'an da olduğuna dair bir çok Ayet vardır.

'' elif, lam, ra ; bunlar hikmetli kitabın Ayetleridir.'' 10 Yunus 1

And olsun hikmetli (uyumlu) Kur'an'a 36 Yasin 2

'' şüphesiz o (Kur'an) bizim katımızda olan ana kitapta mevcuttur.Yüce ve Hikmet doludur.''43 Zuhruf 4

isra22 den isra 38e kadar Allahın emirleri sıralanıyor, isra39da da bunların hikmetler olduğu bildiriliyor.

22. Allah ile birlikte bir ilah daha tanıma! Sonra kınanmış ve kendi başına terkedilmiş olarak kalırsın.

23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

24. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.

25. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.

26. Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.

27. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

28. Eğer Rabbinden umduğun (beklemek durumunda olduğun) bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle. *

29. Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.

30. Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

31. Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.

32. Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur. *

33. Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velisine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu veli de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır.

34. Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

35. Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.

36. Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

37. Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

38. Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.

39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme; sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

'' bunlar sana Rabbinin Hikmet olarak vahyettikleridir.''17 İsra 39

görüldüğü gibi , gerek Peygamberin sünneti adına , gerek hikmet adına Kur'an'a müracaat etmeliyiz.Peygamber i davranış tarzları içinde hikmet için de güvenilir kaynağımız Kur'an'dır.Kur'an dışındaki bilgiler ise Kur'an kıstaslığında değerlendirilip yararlı olanlardan yararlanılablir.Allah'ın Kur'an'daki sınırları, hem hikmettirler, hem de bunları uygulamak elçiye itaattir.Kur'an Peygamberin ağzından duyulmuştur.zaten bir çok Kur'an Ayetide Peygambere '' De ki '' emriyle başlar.Kur'an , Allah'ın Elçisi Peygamberimiz Hz.Muhammed'in getirdiği Allah'ın mesajıdır.Peygamberin tüm çabası da bu mesajın kılavuzluğuyla insanlara rehberlik etmektir. bu yüzden aslen Allah'ın olan bu mesaja uymak , hem göndericisi Allah'a , hem getiricisi Elçiye uymaktır. Allah'ın dini KUR'AN' la tamamlanmış olmuyorsa, o zaman Kur'an'ın fonksiyonu nedir?Allah neden Kur'an ile Dini yarım bırakıp, diğer kısmını belirsiz kaynaklara bıraksın?Allah'ın dine daha da ilave etmek istediği şeyler olsaydı, Kur'an'ı iki veye üç kat daha kalın yapıp, bu sorunu çözebilirdi. oysa kavimlerin başına gelenleri tekrarla anlatan Kur'an, kendi içeriğinin dışında din adına lazım olan ilave bilgiler olsaydı, onları da içerirdi.Kur'an'ı inceliyenler binde bir rastlanma ihtimali olan konularda bile Kur'an'ın gerekli izahları yaptığını görürler.peki o zaman Kur'an'ın gündelik yaşamda sık sık karşımıza çıkacak, her gün uygulanacak bilgileri eksik bıraktığı düşünülebilir.Kur'an bu bilgileri açıklamamışsa demekki bu detaylar gereksizdir ve dinin bir bölüml veya şartı değildirler.
international
9- ELÇİ VE EMİR SAHİBİ DİNİN SAHİBİ YAPILIRSA :

Ey İman Edenler! Allah'a itaat edin, Elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Elçiye arz edin.4 Nisa 59

insanlar topluluklar halinde yaşarlar.bu toplu ortamda ortak kararı, ortak prensipleri, kimi durumlarda ortak orduyu, savaş ve barış kararı gibi kritik kararları da hayata geçirmek gerekir. Elçi ( Hz.Muhammed) kendi döneminde TOPLUMUN BAŞI olarak bir çok kritik kararı alırdı.bunlarada uymak gerekirdi, çünkü Hz.Muhammed o dönemde hem Elçi, hem de '' emir sahibi '' ( ululemr) olarak toplumun başıydı.Peygamberin vefatından sonra Müslümanların içlerinden seçecekleri kişi veya kişiler bu vazifeyi yerine getirebilir ve onlara da itaat gerekir.fakat bu itaat hiçbir zaman Allah'ın hükümlerine ilave hükümler yapılması manasına gelmez.çünkü Kur'an'dan Kur'an'ın her şeyi açıkladığını, detayları verdiğini anlıyoruz.Elçiye itaat edin Ayetiyle ,Kur'an'ın hükmünün iptal yetkisinin (neshin) Peygambere verildiği şeklindeki iddiayı hatırlayalım. o zaman biri çıkıp aynı mantıkla emir sahibi de kendinden evvelki dini hükümleri değiştirebilir iddiasını yapar ve emir sahibi '' zinayı, hırsızlığı helal yapıp, namazı orucu kaldırıyorum, bunlar da benim nasihlerim ( iptal yetkisini kullanmalarım) derse ne diyeceğiz ? eğer Elçiye itaatle elçi ilave helaller, haramlar ve iptaller yapabiliyorsa o zaman aynı tarzdaki Ayetle emir sahiplerinin( yöneticilerin ) de aynı hakka kavuşmaları gerekirdi.görüldüğü gibi Kur'an'ı bir bütün şeklinde kabul etmeden çekiştirmeye kalkmanın sonu felakettir.
international
10- PEYGAMBERLERİN AŞIRI YÜCELTİLMESİ :

Allah'ın Dinini bozmak isteyenlerin en büyük hilelerinden biri de kutsal olanı aşırı yücelterek insanları aldatmaları olmuştur. Dinin övdüğü Peygamberleri aşırı yüceltmek bunun en önemli örneğidir.

'' O size melekleri ve Peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size kafir olmayı mı emredecek ? 3 Al-i İmran 80

kutsalı aşırı yüceltenler '' Yoksa sen Hz.İsa'yı sevmiyor musun?Sen Hz.Muhammed'i yok mu sayıyorsun? tarzındaki sorularıyla saf dinin ortaya çıkmasına çalışanları yıldırmaya çalışırlar.kutsala saygısı olan , Peygamberleri seven birçok saf insansa, ne yazık ki bu sorularla gerilemektedir.zate n kutsalı aşırı yüceltme hedefi de budur : Allah dışındaki ilahların hiçbirini kabul etmiyen dindar kitleye, kendi kutsallarını ilahlaştırıp, zayıf oldukları yerden yaklaşmak suretiyle dini bozmak.Hz.İsa gibi Allah'ın sevgili bir kuluna ilahlık makamının verilmesinin Hristiyanlıkdünyasındaki sonuçları ortadadır. peygamberimizle ilgili uydurmalar ise ( bu bölüme kadar gördüğümüz ve ilerideki bölümlerde göreceğimiz gibi)Peygamberimize Allah'ın yanında ikinci bir hüküm oluşturucu sıfatının verilmesile olmuştur.oysa Peygamberimize Kur'an da şunlar söyletilir :

'' De ki '' Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da ( algılanamıyanı da )bilmiyorum ve ben size bir Meleğim de demiyorum.ben ancak bana ne vahyedilse ona tabi olurum.......... 6 En'am 50

De ki '' Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan hiçbir şeye malik değilim.eğer gaybı bilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı.ben iman eden bir topluluk için , ( Kur'an'a uymayanları cehennemle) uyarıcı ve ( Kur'an'a uyanları cennetle)müjdeleyiciden başkası değilim. 7 A'raf 188

De ki '' Ben elçilerden bir türedi değilim bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum.Ben , yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim. 46 Ahkaf 9

görüldüğü gibi Peygamberimiz de aynı bizim gibi vahye, yani Kur'an'a uymakla yükümlüdür.ve bu vahiy dışında başka bir şeye uymayacağına göre, bu vahiy dışında bir hüküm oluşturması da mümkün değildir.Peygambere sünnet, hadis gibi Kur'an'ın belirtmediği başlıklarla hükümler atfedenler, uydurdukları rağbet görsün diye Peygamberimiz hakkındaki birçok Ayete aykırı yargılar ortaya atmışlardır.
international
11- PEYGAMBERLERİ YARIŞTIRMA :

O' nun Elçileri arasında hiçbirini ayırt etmeyiz.2 Bakara 285

Kur'an'ın bu Ayetine göre bizim Peygamberimizi , Hz.İbrahim'i, Hz.Musa'yı, Hz.Nuh'u, Hz.İsa'yı yarıştırmamız yasaktır. '' bizim Peygamberimiz en üstündür.'' dememiz yasaktır.Musevilerin ve Hristiyanların düştüğü bu hataya, Kur'an'ın bu açık Ayetine rağmen ne yazık ki düşülmüştür. Peygamberimizin sayesinde tüm insanların yaratıldığı , Peygamberimiz olmazsa dünyanın yaratılmayacağı şeklindeki meşhur uydurma , hadis başlığıyla insanlara yutturulmuştur.oysa Kur'an'da böyle bir ifade geçmemektedir.Peygamberin hammaddesinin diğer insanlardan ayrı olup nur'dan yaratıldığı, Kur'an'da anlatılmayan yüzlerce mucizesinin olduğu, namaz vakitleri için adeta Allah'la pazarlık yaptığı şeklindeki uydurmalarhep Peygamberi ( Elçiyi ) aşırı yüceltme gayretlerinin neticesidir.bu gayret sonucu Peygamberimize utanç kaynağı olacak şekilde cinsel mucizeler yakıştırılmış, kişileri kötürüm yapmak için beddualar ettiği iftiraları ileri sürülmüştür.tüm bu iftiraları , uydurulmuş hadisleri Peygambere isnad ederek halka sunulmuştur ki, kutsala karşı gelme korkusunu içinde taşıyan ve Dini az bilen halk, bu uydurmaları itirazsız kabullensin.

diğer dinlerin düştüğü hataları Kur'an'da okuyup, onları hem eleştirip , hem de aynı hataya düşmek ne acıdır ! diğer bir uydurma hadise göreyse tüm Peygamberler Kıyamet günü kendi dertlerine düşmüşken, Peygamberimiz '' ÜMMETİM , ÜMMETİM '' diyerek ümmetini düşünecektir.bu uydurma kaş yapayım derken , göz çıkarmanın çok güzel bir örneğidir.Peygamberimizi yüceltmek isteyenler , diğer Peygamberlerin bencilliği manasına gelebilecek yukarıdaki hadisi uydurmuşlardır.bunlar Peygamberimizi diğer Peygamberlerle yarıştırmakla kalmamış ; 1- Hz.Muhammed , 2- Hz.İbrahim , 3- Hz.Musa , 4- Hz.İsa şeklinde diğer Peygamberleride üstünlük sırasına göre dizerek hadlerini iyice aşmışlardır.
international
12- ALLAH'IN PEYGAMBER'E ÖVGÜLERİ :

aşırı yüceltme uğraşında olanların anlamadığı nokta Peygamberimizin tüm bu uyduruk sözde yüceltmelere ihtiyacı olmadığıdır. Allah, Kur'an'da Peygamber Efendimizi övmekte, onun üstün bir ahlak üzerinde olduğunu söylemektedir.Allah'ın kendisine ELÇİLİK GÖREVİ VERMESİ , Kitab'ında kendisini övmesinden daha büyük yüceltme ne olabilir? Vahiy almadan önceki Peygamberin durumu veya Peygamberin atalarından birinin putperestliği Peygamberi küçültmez.Kur'an'dan herkesin kendi davranışlarından sorumlu olduğunu anlıyoruz. Ne Peygamber oğlu olan yücelir, ne de kafir babası olan küçülür.nitekim Hz.İbrahim'in babasıda Peygamber babasıydı, Hz.Nuh'un oğluda Peygamber oğluydu ve Hz.Lut ve Hz.Nuh ikisininde eşi Peygamber eşiydi, ama sapmışlıkları Kur'an'da geçmektedir.( bkz,Tevbe 114, Şuara 70-71,Hud 42-47,Tahrim 10 ) kişileri soyuna sopuna göre değerlendiren gelenekçi kafa , Peygamberimizide böyle değerlendirmeye kalkmış ve uydurma hadisler türetmiştir. bu uydurmalar Kur'an'la , gelenekçilerin bu zihniyeti İslam'la çelişmektedir.

Allah Peygamberimizi ( Elçiyi ) seçti ve ona büyük bir iyilikte bulundu.(4 Nisa 113 )

Onu güzel ve büyük bir ahlak sahibi kıldı.( 68 Kalem 4 )

Onu Alemlere Rahmet yaptı ( 21 Enbiya 107 )

VE Peygamberimizin tüm günahlarının bağışlanacağı bildirildi. (48 Fetih 2)
görüldüğü gibi Kur'an'da Peygamberimiz en güzel şekilde övülmektedir.örneğin Enbiya suresi 107. Ayette : Peygamberimizin ALEMLERE RAHMET olduğu söylenmektedir.eğer tüm Alemlerin Peygamberimiz için yaratıldığı doğru olsaydı , bu da Peygamberimizin Alemler için Rahmet oluşu gibi söylenirdi. çünkü bu izah doğru olsaydı tüm izahlardan daha önemli bir bilgi olurdu.gerçek olsaydı, Kur'an , bu daha da önemli olan bilgiyi hadis gibi Kur'an'da belirtilmeyen bir (korunmamış) kaynağa bırakmaz, kendisi belirtirdi.
international
13- KIL KUTSİYETİ VE YÜCELMECİLİĞİ

Allah en güzel şekilde Peygamberimizi övmüşken, Kur'an'ın onay vermiyeceği kıl yücelmeciliği görüntüleri verenler akılları sıra Peygamberimize saygı göstermektedirler.camilerde Peygamberimizin sakalı diye bir sürü beze dolandırılıp, sarılmış kılları büyük bir tören havasında açıp, halka bu kılları öptürenler bu yazılarımızı okuduklarında elbette rahatsız olacaklardır.onlara göre bu kıl öptürme törenleri Peygamber sevgisidir, Peygambere saygıdır. ne yazık ki Peygamberin olduğu iddia edilen kılları dini bir ibadet havasında insanlara öptürme faaliyeti halen devam etmektedir.hristiya nları kabartma resimler ve figürleri kutsallaştırdıklarından dolayı kınayanlar, benzer hurafeleri dinimize kendileri sokmuşlardır
international
14- GÜDÜLEN SÜRÜ OLMAYALIM :

biz Peygamberi ilahlaştırmayalım diye feryat ederken , ne yazık ki birçok tarikatta evliya, şeyh, ulema gibi yaftalar yapıştırılmış adamlar bile ilahlaştırılmaktadır.Peygamberin bile ilahlaştırılmaması gerekir dedikten sonra herhalde bunlar için ilave bir açıklamaya gerek yoktur.Bakara 104.Ayete değinerek bu konuyu bitirmek istiyoruz.Bakara 104 ' te : '' Ey iman sahipleri Raina ( biz çobanın sürüyü güttüğü gibi güt) demeyin. '' denmektedir. bu Ayette Peygambere bile ''Raina '' denmesi yasaklanmaktadır.

Kur'an : toplumun sürü, bireyin ise onların güdücüsü olmasını istememektedir.buna karşın tarikatlardaki uygulamalarda , mezheb tam bir sürü psikolojisi hakimdir.hatta tarikatlardaki müridleri ifade eden ''sufi '' kelimesinin kökünün '' koyun yünü, koyun postu '' tipi manalar taşıması da ilginçtir. tarikatın sufileri Kur'an'ın güdülen sürü olmamamızı söylemesine rağmen tam '' sufi '' isminin hakkını vererek yaşamaktadırlar.Kur'an'ın , insanı ; düşünen, akleden, Allah'ın mesajı Kur'an'a sıkı sıkıya sarılan, Peygamberi canından çok seven fakat hiçbir şirke bulaştırmayan, Allah'ın gücünü, hüküm koyma yetkisini hiçbir kişiye paylaştırmayan insandır.

Müslümanların görevi, Allah'ın Kur'an'da , Peygamberi tanıttığı şekilde algılamak ve itaat etmektir.Allah'ın yetkisinde olan hüküm koymayı, kutsal olanı istismar ederek Peygambere verenler, göstermiş, böylece dini bozmuşlardır. DİN' i bozmada kullanılan araç Peygamber olunca Kur'an'la ters düşen hadisler uydurulmuş, herşeyin Peygamberimiz için yaratıldığı şeklinde saçma iddialar , Peygamberleri yarıştırmak gibi haddini bilmezlikler olmuştur.hiç şüpheniz olmasın ki, nasıl kendisi hakkındaki aşırı izahları en çok kızan Hz.İsa olacaksa, kendisi hakkında uydurulan hadisleri , Allah'la Miraçta pazarlık ettirmeleri görse bunları uyduranları ilk kınayan, bu hadisleri ilk yakan Peygamberimiz olurdu.
international
15- HIRİSTİYAN VE MUSEVİLERDEN İBRET ALMAK :

Kur'an'da geçmiş toplulukların hataları ibret almamız için anlatılır.bu topluluklardan günümüzde de varlığını sürdüren Hıristiyanlık ve Museviliği ele alırsak, içine düşülen hatalardaki benzerliği hemen kavrayabiliriz.bu ortak temel hatalar :

Peygamber ( Elçi ) ile Din bilginlerini RAB edinme .9 Tövbe 31.

Allah'ın kitabı dışında kitaplar oluşturma . 3 Al-i İmran 78

Allah'ın Dinini mezheplere bölmektir. 30 Rum 32

aslında tarih nüans farklarıyla tekrarlanmakta , geçmiş kavimlerden alınmayan ibretler felaketlerin sebebi olmaktadır.Dine en büyük zararı ise bir kısım hahamlar, rahipler, imamlar, efendi hazretleri diye bilinen sözde kutsallar vermektedir.
international
16- İNCİL'DE PEYGAMBER TASVİRİ :

İncil'de , Hz.İsa şu kriteri belirterek yalancı ve doğru Peygamberi birbirinden ayırır :

Yalancı Peygamberlerden sakının. onlar size koyun postu içinde yaklaşırlar ama içten yırtıcı kurtlardır.onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız.hiç dikenlerden üzüm, kenpellerden incie toplanır mı?her iyi ağaç iyi ürün verir.çürük ağaç ise kötü ürün verir.iyi ağaç kötü ürün vermediği gibi, çürük ağaç da iyi ürün vermez.iyi ürün vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.demek ki onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız. İncil Matta 7, 15-20

görüldüğü gibi Hz.İsa Peygamberlik addia edenleri tanımada şu kriteri veriyor :

verilen ürüne bak ve yalancı ile doğru söyleyeni ayırt et.oysa kendisinden sonra hiç Peygamber gelmeyecek olsaydı Hz.İsa : '' Benden sonra Peygamber gelmeyecektir, benden sonra kim Peygamberlik iddia ederse o yalancıdır. '' diye çok kestirme bir şekilde bu sorunu halledebilirdi.Hz.İsa'nın yalancı ve doğru Peygamberi ayırt etmede tavsiye ettiği yöntem başlı başına Hz.İsa'dan sonra Peygamber geleceğine yeterli delildir.Hz.İsa'dan sonra Peygamber gelecek olması ise Peygamberimiz Hz.Muhammedin Peygamberliğine yeterli delildir.çünkü Hz.İsa'dan sonra gelip de Allah'a inanan , Allah'a güvenen, Allah'ı seven bir topluluğun oluşması gibi muazzam bir ürün sadece ve sadece Peygamberimizin sayesinde alınmıştır. Nitekim Kur'an'da Hz.İsa'nın kendisinden sonraki Peygamberi Ahmed ismiyle müjdelediği geçer... İncil, Yuhanna 1/ 20-21. 14 / 15-16. 16/ 78

hani Meryem oğlu İsa de '' Ey İsrail oğulları, ben sizin için Allah'ın elçisiyim.benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonraki ismi Ahmed( övülmüş, öven) olan bir Elçinin de müjdeleyicisiyim. '' demişti.61 Saf 6
international
17- PEYGAMBERLER KENDİ DEVİRLERİNİN RADİKALLERİDİR ( SON KONU ) :

Dinler tarihini incelersek, tarihin akıl ve gelenek çarpışması olarak geçtiğini görürüz.her Peygamber ( Elçi ) kendi döneminin radikalidir, yani, yanlışları kökten değiştirmeye kalkan kişisidir.Peygamberler Allah'tan aldıkları mesajı insanlara iletirler ve iman sahipleri akılları aracılığıyla Allah'ın delillerini görerek , Allah'ın mesajlarına ve onları getiren Elçiye ( Peygambere) uyarlar.bunu yaparken kendi toplumlarının gelenek ve göreneklerinden Allah'ın mesajı ile çelişenlerin hepsini bir kenara atarlar.mesajı reddedenler ise geleneği yıktıkları için onları bozgunculukla, atalara ihanetle suçlarlar ve atalar ( gelenek) namına aklın yolunu reddederler. mesajı reddetmek için mesajın gelenekle çelişmesi yeterlidir. geleneği sürdüren unsur taklidtir.akılcı düşünce körü körüne taklidi reddeder, delil ister. bu yüzden taklide dayalı gelenek , aklın işletilmesine hoş bakmaz.çünkü işleyen akıl, gelenekteki yanlışlıkları sorgulayacak ve reddedecektir. böylece taklid ortadan kalkacaktır.bu yüzden atalardan miras kalan gelenek ve bunu devam ettiren taklid, gerçek Dine götüren akılcı düşünceyle hiçbir zaman bağdaşmaz. Kur'an'dan şu Ayetlerle örneklenebilir :

Nuh Peygambere karşı şöyle denir : .......... Hem biz bunu geçmiş atalarımızdan da işitmiş değiliz. 23 Mu'minun 24

Hud Peygambere karşı şöyle denir : '' Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk etmekte olduklarını bırakmamız için mi geldin? 7 A'raf 70

Salih Peygambere karşı şöyle denir: ..........Atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmekten sen bizi engelleyecek misin? 11 Hud 62

Şuayb Peygambere karşı şöyle denir: '' Ey Şuayb, atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin salatın mı emrediyor? 11 Hud 87

İbrahim Peygambere karşı şöyle denir: Biz atalarımızı böyle yaparken bulduk. 26 Şu'ara 74

Musa Peygambere karşı şöyle denir: Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik.28 Kassas 36

Peygamberimize karşı ise şöyle denir: .......... Bu sizi atalarınızın kulluk etmekte olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başka bir şey değildir. 34 Sebe 43
international
KİTABIN YAZARI :
EBU MÜCAHİDE
( DİN ADINA BİZE VERİLENLERİ , KUR'AN IŞIĞINDA SORGULAMA )
KILAVUZ YAYINLARI
ARALIK 2006

KONULAR :
1- RESUL( ELÇİ ) KELİMESİNİN MANASI
2- KUR'AN'DA HZ. MUHAMMED İSMİNİN KULLANILIŞI
3- PEYGAMBER SADECE KUR'AN'LA UYARIRDI
4- HZ. İBRAHİM'İN HADİSLERİ NEREDE ?
5- KUR'AN'A İTAAT, ALLAH'A VE ELÇİYE İTAAT DEMEKTİR
6- PEYGAMBERİN DE HATALARI OLABİLİR
7- KUR'AN'IN BİR BENZERİ YOKTUR
8- HİKMET KUR'AN'DADIR
9- ELÇİ VE EMİR SAHİBİ ,DİNİN SAHİBİ YAPILIRSA
10-PEYGAMBERİN AŞIRI YÜCELTİLMESİ
11-PEYGAMBERLERİ YARIŞTIRMA
12-ALLAH'IN PEYGAMBERLERE ÖVGÜLERİ
13-KIL KUTSİYETİ VE YÜCELTMECİLİĞİ
14-GÜDÜLEN SÜRÜ OLMAYALIM
15-HIRİSTİYAN VE MUSEVİLERDEN İBRET ALMAK
16-İNCİLDE PEYGAMBER TASVİRİ
17-PEYGAMBERLER KENDİ DEVİRLERİNİN RADİKALLERİDİR
Kaveller
Allah'ın mesajı Kur'an'a sıkı sıkıya sarılan, Peygamberi canından çok seven fakat hiçbir şirke bulaştırmayan, Allah'ın gücünü, hüküm koyma yetkisini hiçbir kişiye paylaştırmayan insandır

Kur'anı Kerimde ,Devletin yönetim şekli var mıdır ?
Bildiğim kadarıyla yoktur daha çok esas üzerina durulmuş ? Şekil insanlara bırakılmış

Allah'ın indirdiği cezalar belli suçlar için geçerli diğerleri ne? bunların cezası var mı ?
Mesala yolsuzluk yapan adamın durumu nasıldır hırsızdır deyip direk elinimi kesmek lazım, veya kaçak su kulllananın ?
Diyelim ben birini öldürdüm , adamın kimi kimsesi yok yani yakını yok iken nasıl hüküm vereceğiz salt Kur'anı alarak .

şuça azmettirenler iştirak edenler suçun işlenmesine yardım edenler vs.
kimlik ve pasaport taklid edenler ,yangın çıkaranlar,malı satmayıp stoklayanlar,aile üyelerine şiddet uygulayanlar tüm bunların cezasını neye dayanarak hüküm vereceğiz .
yüzdeelliüç1
ALLAH razı olsun .
nasreddinhoca
Kuran teori, sünnet pratiktir...
Sıradan bir kitabın bile pratik yönleri muhakkak vardır...
Düşünün ki namaz kılın diyor, ama Rasul bunu pratik etmiyor...
Ve 1400 yıl sonra ortaya çıkan sünnet münkirlerine pratik etme imkanı veriyor!!!
Ve bizim de buna inanmamız bekleniyor!!!
Kusura bakmayın, siz amuda kalkarak namaz kılabilirsiniz, biz 1400 yıldır bilinen hali ile 5 vakit kılıyoruz, 1400 yıl daha kılacağız, kıyamete kadar kılacağız...
tek kaynak Kuran mış, hadi ordan hint kuraniyyuncuları, ingiliz çocukları!!!
yüzdeelliüç1
neden böyle hiddetleniyorsun biraz sakin olabilirsin.zaten sonuçta KAYNAK diyor.elbette din i bina eden ayakta tutan onun temeli ALLAH ın kitabıdır.bu çok normal.
zaten tam okumamışsın ben okudum ve arada bozlmamış adeta sağ kalmış yararlı bilgilerden yararlanmak gerekir diyor.yani elbette namazımızı aynıyla kılacağız.
okumadan bu mesajı yazmışsın.hakaret etmene değidimi.
mesdo
bismillah

sevgili nasreddin

size göre bende hint kuraniyyuncusuyum öylemi

çünkü ben sadece hz kur'an ile amel edilmesi hüküm verilmesi taraftarıyım

sünnet diye islama sokulan ikinci beşeri inancı red etmem neden bu kadar garipseniyor.

recmi red eden siz sünnet olduğu iddia edilen ve 1400 yıldır uygulanan bir yöntemi red etmekle aslında sünnet münkiri olmuyormusunuz.

veya bu noktada sadece vahyi esas aldığınızdan kuraniyyuncu olmuyormusunuz.

şunu diyebilirmiyiz.

işimize geleni sünnet olarak lalım lakin hz kur'an da varmı yokmu bakmayalım''''

işimize geleni ise almayalım ve bu konuda ciddi kur'an cı olalım.

sevgili nasreddin hocam

daha islamın ilk yıllarında(asrı saadette vefattan sonra) mutezile ve şia namazın 3 vakit olduğunu iddia etmedimi.

keza hz kur'an defaat ile 3 vakitten bahsetmezmi.

mutezile ve şia sabah akşam ve yatsı nemazlerının farz olduğunu öğle ve ikindi namazlarının ise komple sünnet olduğunu iddia eder

delil olarakta öğle ve ikindi namazlarının eda edilişinin sessiz olarak yapılmasını gösterirler.

farz nemazlarda sesli olumak esastır

neden öğle ve ikindi namazları sessiz olaral eda edilir.

nefile ibadetlerin giz olmasından kaynaklanmasın

keza diğer namazların neden mesela yatsı farz son iki rekat sessiz eda edilir

neden ilk iki rekat sesli olarak eda edilirde ikinci iki rekat sessiz eda edilir.

aslında sünnet(nafile) kavramı islama o kadar bulaşmışki asıl görev ile nafile görev iç içe girmiş ayırmakta tam bir mesele.

bu sebeb ile her sünnet(nafile)bildiğimiz gerçekte nedir hz ALLAH C.C HZ leri bilir.
mesdo
bismillah

sadece kur'an yeter

sükût-u vaveyla
burada çok ince bir çizgi var galiba...çizgiyi bulamadım bir türlü...yani şimdi siz peygamber efendimizi inkar etmiyorsunuz ... yazılarınızdan onu sevdiğinizi ve örnek aldığınızı çıkartıyorum...

fakat diyorsunuz ki hüküm verirken hadisleri... yani peygamber efendimizin sözlerini dikkate almayalım...çünkü Kuran var...yeter...

doğru mu anlamışım? smile.gif
talebe27
SÜNNET İNKARCILARININ BAHANELERİ -I-

Sünneti inkar edenler veya sünnet ve hadiste "ayıklama" yapmak isteyenler, maksatlarına ulaşmak için iki yol takip ediyorlar. Bunlar:
a) Hadislerin Resûlullah’a (sav) âit olup olmadığı hususunda kalplerde kuşku uyandırmak.
cool.gif Buna rağmen ilmî usullerle yapılan araştırmalar sonucunda, bir sözün Resûlullah’a âit olduğu kesinleştiğinde de "Bizim ona uymamız ve onu uygulamamız şart değil" gibi hezeyanlar ortaya atarak -hâşâ- Peygamberimizi sıradan bir beşer konumuna indirgemek.(1)


Bunun için de değişik gerekçelerle sünneti reddetme yoluna gidiyorlar.

Sünneti İnkar Edenlerin Gerekçeleri

Bu gerekçeleri şöyle maddeleştirebiliriz:

I- Her Şeyin Kur'ân'da Açıklandığının Bildirilmesi:
Sünneti inkar edenler, hiç alakası olmayan âyetleri görüşlerine delil olarak ileri sürmektedirler. Bu âyetler şunlardır: "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."(2) "Biz Kur'ân'ı her şeyin bir açıklaması olarak indirdik." (3)

İşte bu âyetleri delil göstererek, Kur'ân'ın dinle ilgili her şeyi açıkladığını, sünnetin veya başka bir şeyin dinî hükümlere kaynaklık etmesine, Kur'ân'ı açıklamasına gerek kalmadığını iddia ediyorlar ve aksini savunmanın Kitab'ın din konusunda yetersiz kaldığını söylemek demek olacağı hezeyanında bulunuyorlar.

Böyle kimseler, kendilerinden önce sünneti inkar eden, Haricîlerin "Hüküm ancak Allah'ındır" hak sözü ile, Hz. Ali'ye (ra) karşı bâtıl bir dava ileri sürdükleri gibi, bu âyetlerle bâtıl bir mânâ kast etmekte, bâtıl bir dâvanın peşinde gitmektedirler. Bu âyetler hiç bir şekilde sünnetin inkârına gerekçe gösterilemez.

Şöyle ki: İleride yer vereceğimiz gibi, Müslümanlara Peygambere uymayı, onu örnek almayı, hükmüne razı olmayı, sözlerine tâbi olmayı emreden, onun Kur'ân'ı açıklama görevi olduğunu bildiren pek çok âyet vardır. O âyetleri hiç nazara armadan, bu âyetleri sünnetin reddine gerekçe göstermek, son derece yanlıştır.

Kaldı ki, "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi bırakmadık, açıkladık" âyetinde geçen "Kitap"tan maksat, Kur'ân değildir. Çünkü her şeyin sadece Kur'ân'da açıklanması imkansızdır. Dine ve dünyaya âit bütün hükümlerin ayrıntılarına kadar Kur'ân'da açıklanmış olduğu doğru değildir. Ve bunu hiç bir akl-ı selim kabul etmez.

Bu durumda da âyete "her şeyin bütün ayrıntılarıyla, Kur'ân'da açıklandığı" mânâsı verildiğinde, bu, -hâşâ- Allah'ı yalancı çıkarmak demek olur. Kur'ân'da her şeyin açıklanmış olması, insanlığı hidâyete ulaştıracak ilkelerle ilgilidir. Bu konuda Kur'ân'da gerekli olan her şey açıklanmıştır.

Buradaki "Kitap," Levh-i Mahfuz’dur. Levh-i Mahfuz'da, büyüğüyle-küçüğüyle, geçmişiyle-geleceğiyle bütün varlıklar ve olaylar en ince ayrıntılarına kadar kaydedilmiştir. Nitekim bütün tefsirlerde bu âyette geçen "Kitab"a, ‘levh-i mahfuz’ açıklaması getirilmiştir. Zaten âyetin öncesiyle beraber düşünüldüğünde "Kitab"a Kur'ân mânâsı vermek mümkün olmamaktadır. Ayetin öncesi şöyledir:

"Yerde hareket eden hiçbir hayvan, havada kanat çırpan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi bir ümmet (topluluk) olmasın. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi bırakmadık, açıkladık."

Burada Yüce Allah, insanlar gibi hayvanların da birer ümmet olduğu, dolayısıyla onların da ölüm, rızık, ömür, saadet ve benzeri gibi hayat kanunlarına bağlı bulunduğu ve bütün bunların levh-i mahfuz'da yazılı olduğunu ifâde buyurmaktadır.

"Biz Kur'ân'ı her şeyin bir açıklaması olarak indirdik" âyetine gelince:
Buradaki "açıklama" genel olarak iki şekildedir. Bunlar:
a. Yüce Allah, bir kısım hükümleri Kur'ân'da bizzat kendisi açıklamıştır. Meselâ inanç esaslarının neler olduğu; namaz, zekât, oruç ve haccın farz; zina, içki, domuz eti, kumar ve faizin haram olduğunun açıklanması gibi. Bu tür açıklamada Kur'ân'dan başka bir şeye ihtiyaç duyulmaz.

b. Kitabında kulları için bağlayıcı birer delil ve hüccet kabul ettiği diğer delillere havale etmek suretiyle yapılan açıklama. Meselâ yüce Allah ileride de genişçe yer vereceğimiz gibi, Kur'ân'da Peygamberimize itaati ve hükmüne müracaat edip razı olmayı farz kılmıştır. Dolayısıyla onun Allah'ın Kur'ân'da yer almayan vahyine istinaden koyduğu hükümler, getirdiği açıklamalar, tefsirler de yine Allah'ın Kur'ân'da açıklaması demektir.

Bunlar da:

1. Farziyeti kitapla hükme bağlanmakla birlikte nasıl yapılacağının izahı Peygamberimize bırakılan açıklamalar. Namazın rekatı, sayısı, nasıl kılınacağı, zekâtın neyden verileceği, nasıl ve kimlerin vereceği, haccın nasıl yapılacağı, orucun nasıl tutulacağı gibi.

2. Hakkında her hangi bir hüküm bildirilmeyen konularda Resulullah’ın sünnetiyle hükme bağlanan hususlar. Kadının teyzesinin ve halasının, süt kardeşin, süt annenin, teyzenin nikahının haram olması, bâzı hayvanların etlerinin haram kılınması, evli biri zina ettiğinde verilecek ceza gibi hususlardır.

Bunun içindir ki, gerek Sahabîler, gerekse sonraki devir âlimleri, Peygamberimizin sünnetiyle verdikleri cevabı da "Kur'ân'dan" diye ifâde etmişlerdir.

Diğer bir husus, Kur'ân, genel hatlarıyla dinle ilgili hiçbir şeyi eksik bırakmamış, teferruata inmeden şeriatın temel prensiplerini açıklamıştır. Öz olarak açıklanan konuların tafsil edilmesini ise Peygamberimizin söz ve fiillerine, yani sünnete bırakmıştır Bunun böyle olduğu, son derece açık bir husustur.

Müfessir Âlusî (1270/1353) bâzı âlimlerin bu konuyla ilgili olarak şöyle dediklerini nakleder: "İşler, dinî ve dünyevî olmak üzere iki kısımdır. Dünyevî olanları ile Peygamberin bir ilgisi yoktur. Çünkü o, aslen onlar için gönderilmemiştir. Dinî olanlar ise ya asla taalluk eder veya fer'idir; asla bakmaz. Aslî olanların yanında fer'i meselelerin pek önemi yoktur. (...) Kur'ân-ı Azimüşşan, dinin aslî meselelerini en güzel ve en kâmil mânâda açıklamayı üzerine almıştır. Âyette geçen 'her şeyden' maksat da bu olsa gerektir." (4)

II- Sünneti Korumanın Allah Tarafından Üstlenilmemiş Olduğu İddiası:

Sünneti toptan inkar edenler şöyle bir akıl yürütüyorlar: "Yüce Allah, 'Kur'ân'ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biziz' (5) buyuruyor. Buradan Allah'ın, sünnetin değil, sadece Kur'ân'ın korunmasını üstlendiği anlaşılıyor. Eğer sünnet de Kur'ân gibi delil olsaydı, Allah Teâlâ onun korunmasını da üzerine alırdı."

Her şeyden önce bâzı müfessirler, "Kur'ân" diye mânâlandırılan "ez-Zikr" kelimesini Kur'ân ve sünnet olarak yorumlamışlardır. Buna göre böyle bir iddia kendiliğinden düşmüş olur.

Bu âyetteki garantinin Resûlullah’ın ağzından çıkan şeyler için de garanti olduğunu söyleyen İbni Hazm, (6) başka bir yerde de zikir kelimesiyle sadece Kur'ân'ın kast edildiğini söyleyenlerin hiçbir delilinin olmadığını, bu kelimeden vahyin kast edildiğini, vahyin ise hem Kur'ân'ı, hem de sünneti içine aldığını söyler. Ona göre, sünnet Kur'ân'ı açıklar. Meselâ Kur'ân, sadece namazın farz olduğunu bildirir. Namazın nasıl kılınacağı ve rükünleri sünnette bildirilmiştir. Sünnetin korunmamış olduğunu düşünürsek namazla ilgili ne kalır? (7)

Dinin tamamının vahiy olduğunu söyleyen İbni Kayyım da "zikr" kelimesinin sünneti de içine aldığı görüşünü benimser. (8)

"ez-Zikr" Kur'ân olarak yorumlandığında da, iddia geçersizdir. Çünkü âyette, "Biz sadece Kur'ân'ı koruyacağız" denilmemiştir ki, Kur'ân dışındakilerin, meselâ sünnetin Allah'ın koruması altında olmadığı neticesi çıksın.

Diğer taraftan, sahih sünnet de Kur'ân'nın içindedir. Yüce Allah, Kur'ân'da Resulüne itaati, onun hükümlerine boyun eğmeyi emrettiğine, onu her bakımdan örnek olarak gösterdiğine göre ve o Yüce Resulün söz ve fiilleri yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi, Kur'ân'ın açıklaması olduğuna göre, Allah, sünneti korumayı da üzerine almış demektir.

Nitekim bu va'dini de gerçekleştirmiştir. Peygamberimizin söz, fiil ve görüp de ses çıkarmadığı şeyler, tarihte hiçbir beşere nasip olmayacak bir şekilde ve büyük bir titizlikle bize kadar ulaşmıştır.

Bu bir koruma değilse nedir? Evet, Yüce Rabbimiz Kur'ân'ı insanlar aracılığıyla koruduğu gibi, sünneti de başta Sahabîler olmak üzere, Tabiîn, Tebe-i Tabiînin ve asırlarca yetişen sayısız âlimler vasıtasıyla, diğer bir ifâdeyle; Kur'ân'ı koruma vazifesi yüklediği insanlar kanalıyla, büyük bir hassasiyetle korumuştur.


Diğer bir husus, âyetin önü ve sonu incelendiğinde; burada konunun "sünnet"e yer vermeye müsait olmadığı görülür. Çünkü ayet, Kur'ân'ın gerçekliliği tartışmasıyla ilgili olarak inmiştir. Öyle ise sünneti bu iddia ile reddeden ‘demegog’ların dayandıkları bu asıl da çürüktür.

III- Dinin Tamamlanmış Olması:

Sünneti toptan inkar edenlerin inkarlarına gerekçe gösterdikleri bir başka âyet, "Bugün sizin için dininizi tamamladım"(Maide Suresi, 3) âyetidir. Âyette dinin tamamlandığı bildirildiği için, dinde bir eksiklik söz konusu olamayacağı şeklinde bir akıl yürütme ile sünnete gerek ve ihtiyaç olmayacağı sonucu çıkarılmaktadır.

Oysa bu âyette dinin tamamlanmasının sadece Kur'ân'la yapıldığını gösteren en küçük bir işaret bulunmamaktadır. Dinin tamamlanması, Kur'ân ve Kur'ân'ın yaşayan yorumu olan Peygamberimizin (sav) sünnetiyle yapılmıştır.

Diğer taraftan, dinin tamamlanması, müfessir tarafından farklı olarak yorumlanmıştır. Bu âyetle dinin esaslarının ve hükümlerinin tamamlandığını söyleyen müfessirlerin yanı sıra, (9) bu âyetten sonra da birçok hüküm âyetinin nazil olduğunu söyleyerek âyetten maksadın dinî hükümlerin tamamlanması olamayacağını savunan, dinin tamamlanmasından maksadın müşriklerin Mekke'deki hâkimiyetlerinin sona ermesi, Kabe'nin onlardan temizlenmesi, Kabe'yi ancak Müslümanların tavaf edebilmesi olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. (10)

Âyeti, başka bir bilgiye gerek kalmaksızın tafsilat ve teferruat da dahil her konunun Kur'ân'da açıklandığı, dinin anlaşılması için başka bir şeye ihtiyaç kalmadığı şeklinde anlamanın mümkün olduğunu savunmak, gerçeklerden çok çok uzaktır. Kur'ân'da ancak temel ilkeler açıklanmıştır, detaylandırma ise sünnete bırakılmıştır.


Dipnotlar:
1- Sünnet’in Anayasal Niteliği, 6.
2- En’am, 38.
3- Nahl, 89.
4- Alusi, Ruhul-Me’ani, 14:216.
5- Hicr, 9.
6- İbn-i Hazm, en-Nebel el-Kafiye fi Usulü Ahkam’id-Din; s.46.
7- İbn-i Hazm, el-İhkam, 1:116-119.
8- İbn-i Kayyım, es-Sevaik, 534.
9- Tefsiru’t-Tebari, 9:518,519.
10- Kurtubi, 6:63-64.

İSMAİL MUTLU (ARAŞTIRMACI-YAZAR)

http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=108
mesdo
ALINTI(HüZüN yıLı @ Jul 3 2008, 08:00 AM) *

burada çok ince bir çizgi var galiba...çizgiyi bulamadım bir türlü...yani şimdi siz peygamber efendimizi inkar etmiyorsunuz ... yazılarınızdan onu sevdiğinizi ve örnek aldığınızı çıkartıyorum...

fakat diyorsunuz ki hüküm verirken hadisleri... yani peygamber efendimizin sözlerini dikkate almayalım...çünkü Kuran var...yeter...

doğru mu anlamışım? smile.gif



bismillah

sevgili hüzünyılı hanım kardeşim smile.gif

her hangi bir konuda ayet varken diğer hiç bir bilgi ile hüküm kesilemez

lakin bu gün bakınız

sünnet adı altında işlenen ibadette şirkler?

sünnet adı altında işlenen recm cinayeti?

hepsinin sünnete dayandığı iddia edilen lakin bir imamın cennetlik dediği ameli diğer bir imamın cehennemlik ilan etmesi?

en basiti

miraç konusunda ortaya atılan kafa karıştıran uydurma hadisler?

namazın rekatları vakitleri?

zekat kon usunda 40/1 açıklaması

mesela zekatı ele alalım

bir kuyumcu 40/1 zekat verirken ratlasında çalışıp ter döken bir çitfçi 10/1 zekat vermeli

mezheb dini bunu emrederken hz kur'an ne diyor bakıldımı

ictihadların uydurma hadislerin ayetlerin önüne geçtiği bir zamanda beşeri fikirler ve emevi abbasi uydurması olan hz kur'an ın çerçevesine ters kelimeler ile uygulama yapacağız.

yoksa sadece elçininde s.a.v yaptığı gibi HZ KUR'AN ilemi hüküm vereceğiz?

hz nebi a.s sevmek onun her icraasını din olarak algılamak ve uygulamak değildir.

sevmek farklı bir nokta tevhid çok farklı bir noktadır.

biz hz nebi a.s.v hz lerini sevmekte lakin ona isnad edilen fakat hz kur'an ın tevhid çerçevesine ters olan tüm fikir ve fiilleri red etmekteyiz.





talebe27
Mesdo şunları kurandan ayetlerle açıklayabilir misin?

* Kadının teyzesinin ve halasının, süt kardeşin, süt annenin, teyzenin nikahının haram mıdır değil midir?

* Hangi hayvanların etleri haramdır

* Evli biri zina ettiğinde verilecek ceza nedir

* Abdestsiz namaz kılınır mı?

* Abdest nasıl alınır

* Namaz nasıl kılınır

* Namaz kaç vakit ve kaç rekattır

* Oruç nasıl tutulur

* Zekat ne kadar ve kimlere verilir

İlle Cihad
Sevgili mesdo,
biz hz nebi a.s.v hz lerini sevmekte lakin ona isnad edilen fakat hz kur'an ın tevhid çerçevesine ters olan tüm fikir ve fiilleri red etmekteyiz

bu cümle size ait.

burada bir soru sormak istiyorum.

Hz. Rasul a.s. ma isnad edilen, fakat kurana ters olan tüm fikir ve fiiller ile kastınız, uydurma olanlarmı? yoksa Rasülün bizzat uyguladığı bazı kurallarında mı kurana ters olduğunu anlatmak istediniz.

yani Rasülünde hataları var biz onları almayızmı mı diyorsunuz?

İnkar ettiğiniz uydurma olanlarmı, yoksa Sahihde olsa Rasülün hatalı durumlarınımı inkar ediyosunuz. yani Rasülün kurana uymayan hataları vardır onları kabul etmiyoruz mu diyorsunuz?

bunu bi açıklığa kavuşturalım önce.
mesdo
BİSMİLLAH

SEVGİLİ CİHAD ORADA BİR EKSİK ANLAM VAR

HZ NEBİYE İSNAD EDİLEN LAKİN UYDURMA OLAN DEMEK İSTEDİM

ŞİMDİ DZELTİYORUM
mesdo
BİSMİLLAH

ŞUNUDA AÇIKLAYAYIM

MESELA RECM OLAYI

GERÇEKTEN HZ NEBİ A.S UYGULAMIŞSA DAHİ RED EDİYORUZ



BU VE BENZERİ NOKTALARDA ELÇİYE DAĞİL VAHYE UYMAYI TALEB VE TAVSİYE EDİYORUZ
talebe27
ALINTI(mesdo @ Jul 3 2008, 10:10 AM) *

GERÇEKTEN HZ NEBİ A.S UYGULAMIŞSA DAHİ RED EDİYORUZ


BU dediğinin manasını biliyor musun?
international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 08:33 AM) *

SÜNNET İNKARCILARININ BAHANELERİ -I-

Sünneti inkar edenler veya sünnet ve hadiste "ayıklama" yapmak isteyenler, maksatlarına ulaşmak için iki yol takip ediyorlar. Bunlar:
a) Hadislerin Resûlullah’a (sav) âit olup olmadığı hususunda kalplerde kuşku uyandırmak.
cool.gif Buna rağmen ilmî usullerle yapılan araştırmalar sonucunda, bir sözün Resûlullah’a âit olduğu kesinleştiğinde de "Bizim ona uymamız ve onu uygulamamız şart değil" gibi hezeyanlar ortaya atarak -hâşâ- Peygamberimizi sıradan bir beşer konumuna indirgemek.(1)


Bunun için de değişik gerekçelerle sünneti reddetme yoluna gidiyorlar.

Sünneti İnkar Edenlerin Gerekçeleri

Bu gerekçeleri şöyle maddeleştirebiliriz:

I- Her Şeyin Kur'ân'da Açıklandığının Bildirilmesi:
Sünneti inkar edenler, hiç alakası olmayan âyetleri görüşlerine delil olarak ileri sürmektedirler. Bu âyetler şunlardır: "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."(2) "Biz Kur'ân'ı her şeyin bir açıklaması olarak indirdik." (3)

İşte bu âyetleri delil göstererek, Kur'ân'ın dinle ilgili her şeyi açıkladığını, sünnetin veya başka bir şeyin dinî hükümlere kaynaklık etmesine, Kur'ân'ı açıklamasına gerek kalmadığını iddia ediyorlar ve aksini savunmanın Kitab'ın din konusunda yetersiz kaldığını söylemek demek olacağı hezeyanında bulunuyorlar.

Böyle kimseler, kendilerinden önce sünneti inkar eden, Haricîlerin "Hüküm ancak Allah'ındır" hak sözü ile, Hz. Ali'ye (ra) karşı bâtıl bir dava ileri sürdükleri gibi, bu âyetlerle bâtıl bir mânâ kast etmekte, bâtıl bir dâvanın peşinde gitmektedirler. Bu âyetler hiç bir şekilde sünnetin inkârına gerekçe gösterilemez.

Şöyle ki: İleride yer vereceğimiz gibi, Müslümanlara Peygambere uymayı, onu örnek almayı, hükmüne razı olmayı, sözlerine tâbi olmayı emreden, onun Kur'ân'ı açıklama görevi olduğunu bildiren pek çok âyet vardır. O âyetleri hiç nazara armadan, bu âyetleri sünnetin reddine gerekçe göstermek, son derece yanlıştır.

Kaldı ki, "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi bırakmadık, açıkladık" âyetinde geçen "Kitap"tan maksat, Kur'ân değildir. Çünkü her şeyin sadece Kur'ân'da açıklanması imkansızdır. Dine ve dünyaya âit bütün hükümlerin ayrıntılarına kadar Kur'ân'da açıklanmış olduğu doğru değildir. Ve bunu hiç bir akl-ı selim kabul etmez.

Bu durumda da âyete "her şeyin bütün ayrıntılarıyla, Kur'ân'da açıklandığı" mânâsı verildiğinde, bu, -hâşâ- Allah'ı yalancı çıkarmak demek olur. Kur'ân'da her şeyin açıklanmış olması, insanlığı hidâyete ulaştıracak ilkelerle ilgilidir. Bu konuda Kur'ân'da gerekli olan her şey açıklanmıştır.

Buradaki "Kitap," Levh-i Mahfuz’dur. Levh-i Mahfuz'da, büyüğüyle-küçüğüyle, geçmişiyle-geleceğiyle bütün varlıklar ve olaylar en ince ayrıntılarına kadar kaydedilmiştir. Nitekim bütün tefsirlerde bu âyette geçen "Kitab"a, ‘levh-i mahfuz’ açıklaması getirilmiştir. Zaten âyetin öncesiyle beraber düşünüldüğünde "Kitab"a Kur'ân mânâsı vermek mümkün olmamaktadır. Ayetin öncesi şöyledir:

"Yerde hareket eden hiçbir hayvan, havada kanat çırpan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi bir ümmet (topluluk) olmasın. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi bırakmadık, açıkladık."

Burada Yüce Allah, insanlar gibi hayvanların da birer ümmet olduğu, dolayısıyla onların da ölüm, rızık, ömür, saadet ve benzeri gibi hayat kanunlarına bağlı bulunduğu ve bütün bunların levh-i mahfuz'da yazılı olduğunu ifâde buyurmaktadır.

"Biz Kur'ân'ı her şeyin bir açıklaması olarak indirdik" âyetine gelince:
Buradaki "açıklama" genel olarak iki şekildedir. Bunlar:
a. Yüce Allah, bir kısım hükümleri Kur'ân'da bizzat kendisi açıklamıştır. Meselâ inanç esaslarının neler olduğu; namaz, zekât, oruç ve haccın farz; zina, içki, domuz eti, kumar ve faizin haram olduğunun açıklanması gibi. Bu tür açıklamada Kur'ân'dan başka bir şeye ihtiyaç duyulmaz.

b. Kitabında kulları için bağlayıcı birer delil ve hüccet kabul ettiği diğer delillere havale etmek suretiyle yapılan açıklama. Meselâ yüce Allah ileride de genişçe yer vereceğimiz gibi, Kur'ân'da Peygamberimize itaati ve hükmüne müracaat edip razı olmayı farz kılmıştır. Dolayısıyla onun Allah'ın Kur'ân'da yer almayan vahyine istinaden koyduğu hükümler, getirdiği açıklamalar, tefsirler de yine Allah'ın Kur'ân'da açıklaması demektir.

Bunlar da:

1. Farziyeti kitapla hükme bağlanmakla birlikte nasıl yapılacağının izahı Peygamberimize bırakılan açıklamalar. Namazın rekatı, sayısı, nasıl kılınacağı, zekâtın neyden verileceği, nasıl ve kimlerin vereceği, haccın nasıl yapılacağı, orucun nasıl tutulacağı gibi.

2. Hakkında her hangi bir hüküm bildirilmeyen konularda Resulullah’ın sünnetiyle hükme bağlanan hususlar. Kadının teyzesinin ve halasının, süt kardeşin, süt annenin, teyzenin nikahının haram olması, bâzı hayvanların etlerinin haram kılınması, evli biri zina ettiğinde verilecek ceza gibi hususlardır.

Bunun içindir ki, gerek Sahabîler, gerekse sonraki devir âlimleri, Peygamberimizin sünnetiyle verdikleri cevabı da "Kur'ân'dan" diye ifâde etmişlerdir.

Diğer bir husus, Kur'ân, genel hatlarıyla dinle ilgili hiçbir şeyi eksik bırakmamış, teferruata inmeden şeriatın temel prensiplerini açıklamıştır. Öz olarak açıklanan konuların tafsil edilmesini ise Peygamberimizin söz ve fiillerine, yani sünnete bırakmıştır Bunun böyle olduğu, son derece açık bir husustur.

Müfessir Âlusî (1270/1353) bâzı âlimlerin bu konuyla ilgili olarak şöyle dediklerini nakleder: "İşler, dinî ve dünyevî olmak üzere iki kısımdır. Dünyevî olanları ile Peygamberin bir ilgisi yoktur. Çünkü o, aslen onlar için gönderilmemiştir. Dinî olanlar ise ya asla taalluk eder veya fer'idir; asla bakmaz. Aslî olanların yanında fer'i meselelerin pek önemi yoktur. (...) Kur'ân-ı Azimüşşan, dinin aslî meselelerini en güzel ve en kâmil mânâda açıklamayı üzerine almıştır. Âyette geçen 'her şeyden' maksat da bu olsa gerektir." (4)

II- Sünneti Korumanın Allah Tarafından Üstlenilmemiş Olduğu İddiası:

Sünneti toptan inkar edenler şöyle bir akıl yürütüyorlar: "Yüce Allah, 'Kur'ân'ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biziz' (5) buyuruyor. Buradan Allah'ın, sünnetin değil, sadece Kur'ân'ın korunmasını üstlendiği anlaşılıyor. Eğer sünnet de Kur'ân gibi delil olsaydı, Allah Teâlâ onun korunmasını da üzerine alırdı."

Her şeyden önce bâzı müfessirler, "Kur'ân" diye mânâlandırılan "ez-Zikr" kelimesini Kur'ân ve sünnet olarak yorumlamışlardır. Buna göre böyle bir iddia kendiliğinden düşmüş olur.

Bu âyetteki garantinin Resûlullah’ın ağzından çıkan şeyler için de garanti olduğunu söyleyen İbni Hazm, (6) başka bir yerde de zikir kelimesiyle sadece Kur'ân'ın kast edildiğini söyleyenlerin hiçbir delilinin olmadığını, bu kelimeden vahyin kast edildiğini, vahyin ise hem Kur'ân'ı, hem de sünneti içine aldığını söyler. Ona göre, sünnet Kur'ân'ı açıklar. Meselâ Kur'ân, sadece namazın farz olduğunu bildirir. Namazın nasıl kılınacağı ve rükünleri sünnette bildirilmiştir. Sünnetin korunmamış olduğunu düşünürsek namazla ilgili ne kalır? (7)

Dinin tamamının vahiy olduğunu söyleyen İbni Kayyım da "zikr" kelimesinin sünneti de içine aldığı görüşünü benimser. (8)

"ez-Zikr" Kur'ân olarak yorumlandığında da, iddia geçersizdir. Çünkü âyette, "Biz sadece Kur'ân'ı koruyacağız" denilmemiştir ki, Kur'ân dışındakilerin, meselâ sünnetin Allah'ın koruması altında olmadığı neticesi çıksın.

Diğer taraftan, sahih sünnet de Kur'ân'nın içindedir. Yüce Allah, Kur'ân'da Resulüne itaati, onun hükümlerine boyun eğmeyi emrettiğine, onu her bakımdan örnek olarak gösterdiğine göre ve o Yüce Resulün söz ve fiilleri yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi, Kur'ân'ın açıklaması olduğuna göre, Allah, sünneti korumayı da üzerine almış demektir.

Nitekim bu va'dini de gerçekleştirmiştir. Peygamberimizin söz, fiil ve görüp de ses çıkarmadığı şeyler, tarihte hiçbir beşere nasip olmayacak bir şekilde ve büyük bir titizlikle bize kadar ulaşmıştır.

Bu bir koruma değilse nedir? Evet, Yüce Rabbimiz Kur'ân'ı insanlar aracılığıyla koruduğu gibi, sünneti de başta Sahabîler olmak üzere, Tabiîn, Tebe-i Tabiînin ve asırlarca yetişen sayısız âlimler vasıtasıyla, diğer bir ifâdeyle; Kur'ân'ı koruma vazifesi yüklediği insanlar kanalıyla, büyük bir hassasiyetle korumuştur.


Diğer bir husus, âyetin önü ve sonu incelendiğinde; burada konunun "sünnet"e yer vermeye müsait olmadığı görülür. Çünkü ayet, Kur'ân'ın gerçekliliği tartışmasıyla ilgili olarak inmiştir. Öyle ise sünneti bu iddia ile reddeden ‘demegog’ların dayandıkları bu asıl da çürüktür.

III- Dinin Tamamlanmış Olması:

Sünneti toptan inkar edenlerin inkarlarına gerekçe gösterdikleri bir başka âyet, "Bugün sizin için dininizi tamamladım"(Maide Suresi, 3) âyetidir. Âyette dinin tamamlandığı bildirildiği için, dinde bir eksiklik söz konusu olamayacağı şeklinde bir akıl yürütme ile sünnete gerek ve ihtiyaç olmayacağı sonucu çıkarılmaktadır.

Oysa bu âyette dinin tamamlanmasının sadece Kur'ân'la yapıldığını gösteren en küçük bir işaret bulunmamaktadır. Dinin tamamlanması, Kur'ân ve Kur'ân'ın yaşayan yorumu olan Peygamberimizin (sav) sünnetiyle yapılmıştır.

Diğer taraftan, dinin tamamlanması, müfessir tarafından farklı olarak yorumlanmıştır. Bu âyetle dinin esaslarının ve hükümlerinin tamamlandığını söyleyen müfessirlerin yanı sıra, (9) bu âyetten sonra da birçok hüküm âyetinin nazil olduğunu söyleyerek âyetten maksadın dinî hükümlerin tamamlanması olamayacağını savunan, dinin tamamlanmasından maksadın müşriklerin Mekke'deki hâkimiyetlerinin sona ermesi, Kabe'nin onlardan temizlenmesi, Kabe'yi ancak Müslümanların tavaf edebilmesi olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. (10)

Âyeti, başka bir bilgiye gerek kalmaksızın tafsilat ve teferruat da dahil her konunun Kur'ân'da açıklandığı, dinin anlaşılması için başka bir şeye ihtiyaç kalmadığı şeklinde anlamanın mümkün olduğunu savunmak, gerçeklerden çok çok uzaktır. Kur'ân'da ancak temel ilkeler açıklanmıştır, detaylandırma ise sünnete bırakılmıştır.
Dipnotlar:
1- Sünnet’in Anayasal Niteliği, 6.
2- En’am, 38.
3- Nahl, 89.
4- Alusi, Ruhul-Me’ani, 14:216.
5- Hicr, 9.
6- İbn-i Hazm, en-Nebel el-Kafiye fi Usulü Ahkam’id-Din; s.46.
7- İbn-i Hazm, el-İhkam, 1:116-119.
8- İbn-i Kayyım, es-Sevaik, 534.
9- Tefsiru’t-Tebari, 9:518,519.
10- Kurtubi, 6:63-64.

İSMAİL MUTLU (ARAŞTIRMACI-YAZAR)

http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=108


Peygamberimiz Allahtan vahiy gelmediği halde, bu dinin hukmudur deyip hukum verebilir mi, ya da helal ve haram icat edebilir mi? Peygamberimiz vahiy dışında dini oluşturabilir mi? Peygamberimize kuran dışında bir vahiy verilmişmidir, peygamberimize kuran dışında vahiy verildiğine dair, kurandan kanıtınız var mı, kuran peygambere vahiy olarak kuranın indirildiğini soylemiyor mu? bizim bu kurandan sorumlu olduğumuzu soylemiyor mu? kuran dışında peygamberimizin olduğu iddia edilen hadislerin dinin kaynağı olduğunda dair kurandan kanıtlarınızı gorebilirmiyiz? mesaj Allahındır elçi onu bize duyurandır, bize iletendir, elçi bir insan ve uyarıcıdır, gorevi ALlahın mesajını bizinsanlara iletmektir ve doneminin lideridir, O nasıl kuranla hukmetmiş, toplumu ona gore yonetmişse, biz de aynı şekilde yapmalıyız.
Buyrun Peygamberimizin olduğu iddia edilen hadislerin dinin bir kaynağı olduğunu kurandan kanıtlayın??
talebe27
Al o zaman

Vahye göre sen yoldan çıkmış bir sapıksın

Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

İlle Cihad
ALINTI(mesdo @ Jul 3 2008, 10:10 AM) *

BİSMİLLAH

ŞUNUDA AÇIKLAYAYIM

MESELA RECM OLAYI

GERÇEKTEN HZ NEBİ A.S UYGULAMIŞSA DAHİ RED EDİYORUZ
BU VE BENZERİ NOKTALARDA ELÇİYE DAĞİL VAHYE UYMAYI TALEB VE TAVSİYE EDİYORUZ


sevgili mesdo, Hz. Nebi a.s. ın yapmadığını düşündüğün için böyle söylediğini biliyorum.

Ki eğer gerçekten yapmış olsaydı dahi, eğer ki hatalıysa ya kuranda bu hatası düzeltilirdi, yada yapmasına izin verilmezdi!!

Eğerki yapmışsa bu Allahın emridir, Zira Kuranda Hz. Allah c.c. O heva ve hevesinden konuşmaz, ancak vahiydir söyledikleri buyuruyor. Eğer kuranda bir uyarı ikaz, azarlama veya düzeltici bir kaide yok ise, Rasülde gerçekten yaptı ise buna İTAAT ETMEK MECBURİYETİNDEYİZ.

Allah c.c. ne diyor, Allah ve Rasülü bir işte hüküm bildirdimi, müminlerin seçme hakkı yoktur!!

Hatalı işleride olmuştur, ama uyarılmıştır, hemde defalarca sert bi şekilde uyarılmıştır...

Recm yaptı ise ve bu kurana ters ise kuşkusuz kuranda bir uyarı olmalıydı.
Eğer yaptı ise, kuranda da böyle bir ikaz ve uyarı olmadığına göre haktır demek zorundasınız.

bence siz tam anlamıyla ifade edemediniz diye düşünüyorum.
international
Belgeler ve kitaplarla... Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler. (nahl 44)

bu ayetlere dayanarak resule açık ve açıklayıcı olan kuranı açıklama gorevi verilmiştir deniliyor.

ALLAH kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemiyeceksiniz," diye söz almıştı. Fakat onlar, onu arkalarına atıp az bir fiyata sattılar. Ne kötü bir alış veriş!

buradaki litubeyyine kelimesi gizli olan bir şeyi açıklamak, bildirmek, duyurmak, aktarmak anlamına gelmektedir, bilgim kadarıyla

Bu ayetler de peygamberimize, insanlara indireleni insanlara duyurması gerektiği soylenmektedir, eğer bunu yapmazsa elçilik gorevini yerine getirmeyeceği ifade edilmektedir


İlle Cihad
Sevgili mesdo büyük yanılgı içindesin,

Bu ve benzeri konularda, Nebiye değil Vahye uyulmasını istiyoruz demek nedemek.

Nebinin vahye aykırı hareket edebileceğini kabul ediyorsunuz!!

Bu mümkünmü peki..

Bu Allaha iftira değilde nedir...

Evet hataları oldu, ama düzeltildi!!

Vahye aykırı hareket etse, bunun düzeltilmemesi düşünülebilirmi hiç!!
talebe27
ALINTI(international @ Jul 3 2008, 10:18 AM) *

Peygamberimiz Allahtan vahiy gelmediği halde, bu dinin hukmudur deyip hukum verebilir mi, ya da helal ve haram icat edebilir mi?


Bu icaet etme değildir.

Dinin aslını tebliğdir

Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Gayeten açıktır ayet

Allah CC ve Rasulü Hüküm verdiği zaman diyor

Sadece Allah CC demiyor

O SAV Hüküm verdiğinde seçme hakkınız yoktur

Ya kabul edersiniz, ya sapık olursunuz

Bu kadar basittir

ALINTI(international @ Jul 3 2008, 10:18 AM) *

Peygamberimiz vahiy dışında dini oluşturabilir mi? Peygamberimize kuran dışında bir vahiy verilmişmidir, peygamberimize kuran dışında vahiy verildiğine dair, kurandan kanıtınız var mı, kuran peygambere vahiy olarak kuranın indirildiğini soylemiyor mu? bizim bu kurandan sorumlu olduğumuzu soylemiyor mu?


Keskin ifadelerle insanların fikrini çelmeye çalışmayın.

Vebali büyük olur

Necm

3: O, arzusuna göre de konuşmaz.
4: O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.

O Ne demişse vahiydir

Kuran böyle der

ALINTI(international @ Jul 3 2008, 10:18 AM) *

kuran dışında peygamberimizin olduğu iddia edilen hadislerin dinin kaynağı olduğunda dair kurandan kanıtlarınızı gorebilirmiyiz? mesaj Allahındır elçi onu bize duyurandır, bize iletendir, elçi bir insan ve uyarıcıdır, gorevi ALlahın mesajını bizinsanlara iletmektir ve doneminin lideridir, O nasıl kuranla hukmetmiş, toplumu ona gore yonetmişse, biz de aynı şekilde yapmalıyız.
Buyrun Peygamberimizin olduğu iddia edilen hadislerin dinin bir kaynağı olduğunu kurandan kanıtlayın??


Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

BU ayet yeter heralde

Ebu Davud
4604... El-Mikdam İbn Ma'dikerib'den (rivayet edildiğine göre) Rasû-lullah (s.a.) (şöyle) buyurmuştur:

"Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Ke­rim ile birlikte (onun bir) benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltu­ğuna kurulan tok bir adamın size: (Sadece) şu Kur'an lazımdır onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz (yeter), diye­ceği (günler) yakındır. Şunu iyi biliniz ki ehli eşek eti, yırtıcı (hayvan­lar) dan köpek dişli olanlar, (bir süre kalmak üzere İslam topraklarına pasaportlu olarak giren) anlaşmalı (kafir)Ierin kaybettiği mallar size hela? değildir. Ancak sahibinin kendisine ihtiyaç duymadığı (için al­madığı) yitik mallar bu hükmün dışındadır. Kim bir kavme misafir olursa o kavmin onu ağırlaması gerekir. Eğer ağırlamazlarsa, o mi­safir ağırlama hakkını alarak onları cezalandırabilir."

international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 08:59 AM) *

Mesdo şunları kurandan ayetlerle açıklayabilir misin?

* Kadının teyzesinin ve halasının, süt kardeşin, süt annenin, teyzenin nikahının haram mıdır değil midir?

* Hangi hayvanların etleri haramdır

* Evli biri zina ettiğinde verilecek ceza nedir

* Abdestsiz namaz kılınır mı?

* Abdest nasıl alınır

* Namaz nasıl kılınır

* Namaz kaç vakit ve kaç rekattır

* Oruç nasıl tutulur

* Zekat ne kadar ve kimlere verilir


Evli biri zina ettiğinde verilecek ceza nedir, 100 değnek
Abdestsiz namaz kılınır mı? namaza kalktığınızda abdest alınız ayeti vardı
Abdest nasıl alınır, maide 6 da abdest tek cumlede apaçık anlatılıyor, o kadar hadisinizin yapamadığını
namaz da rekat olması mı lazım, bu şartlanmışlık değil mi,
oruç nasıl tutulur, zekat nasıl verilir, bunların cevapları da, ne fazla ne eksik kuranda mevcuttur, ozelden yollayabilirim
talebe27
ALINTI(international @ Jul 3 2008, 10:23 AM) *

Belgeler ve kitaplarla... Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler. (nahl 44)

bu ayetlere dayanarak resule açık ve açıklayıcı olan kuranı açıklama gorevi verilmiştir deniliyor.

ALLAH kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemiyeceksiniz," diye söz almıştı. Fakat onlar, onu arkalarına atıp az bir fiyata sattılar. Ne kötü bir alış veriş!

buradaki litubeyyine kelimesi gizli olan bir şeyi açıklamak, bildirmek, duyurmak, aktarmak anlamına gelmektedir, bilgim kadarıyla

Bu ayetler de peygamberimize, insanlara indireleni insanlara duyurması gerektiği soylenmektedir, eğer bunu yapmazsa elçilik gorevini yerine getirmeyeceği ifade edilmektedir


Peki sünnet nedir?

Bunların açıklanması değil midir?

Hem hani sadece tek kaynak kurandı

Neden peygamberin SAV açıklamasına ihtiyaç duydunuz ki?

Açın kuranı bakın, ne emredilmişse yapın...

international
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüz celde vurunuz. ALLAH'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onlara olan acıma duygunuz ALLAH'ın yasasını uygulamakta size engel olmamalı. İnananlardan bir grup onların cezalandırılma işlemine tanık olsun.nur 2

islamda zinanın cezası apaçık değil mi?
talebe27
Hocam sen Şİİ misin?

international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 09:19 AM) *

Al o zaman

Vahye göre sen yoldan çıkmış bir sapıksın

Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.


ALlah ve elçisini neden birbirinden ayırıyorsunuz ki, misal tevbe 1 de ALlahtan ve elçisinden muşriklere bir ultimatom deniliyor, ve ALlahın ayetleri sıralanıyor, elçi Allah namına konuşmaktadır orda, elçi Allahla birlikte dini oluşturucu değil ki, Allah ve resulune karşı gelen yok ki, bu ayetleri neden bizi işaret ediyormuş gibi sunuyorsun ki, bu zan değil mi, Allah ve resulune karşı gelmiyoruz ki !!
talebe27
Nisa 59.
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resul'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

Nisa 69.
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddikler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!

Haşr 7
Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Ali İmran 31
(Resulüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Bakara 151
Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik.
talebe27
ALINTI(international @ Jul 3 2008, 10:34 AM) *

ALlah ve elçisini neden birbirinden ayırıyorsunuz ki, misal tevbe 1 de ALlahtan ve elçisinden muşriklere bir ultimatom deniliyor, ve ALlahın ayetleri sıralanıyor, elçi Allah namına konuşmaktadır orda, elçi Allahla birlikte dini oluşturucu değil ki, Allah ve resulune karşı gelen yok ki, bu ayetleri neden bizi işaret ediyormuş gibi sunuyorsun ki, bu zan değil mi, Allah ve resulune karşı gelmiyoruz ki !!


Her gördüğüne atlama

Bu sana değildi

Mesdo ya idi

Hz. Rasulallah SAV yapsa bile kabul etmem dediği için

Anladın??

international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 09:28 AM) *

Bu icaet etme değildir.

Dinin aslını tebliğdir

Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Gayeten açıktır ayet

Allah CC ve Rasulü Hüküm verdiği zaman diyor

Sadece Allah CC demiyor

O SAV Hüküm verdiğinde seçme hakkınız yoktur

Ya kabul edersiniz, ya sapık olursunuz

Bu kadar basittir
Keskin ifadelerle insanların fikrini çelmeye çalışmayın.

Vebali büyük olur

Necm

3: O, arzusuna göre de konuşmaz.
4: O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.

O Ne demişse vahiydir

Kuran böyle der
Ahzab 36:
Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

BU ayet yeter heralde

Ebu Davud
4604... El-Mikdam İbn Ma'dikerib'den (rivayet edildiğine göre) Rasû-lullah (s.a.) (şöyle) buyurmuştur:

"Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Ke­rim ile birlikte (onun bir) benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltu­ğuna kurulan tok bir adamın size: (Sadece) şu Kur'an lazımdır onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz (yeter), diye­ceği (günler) yakındır. Şunu iyi biliniz ki ehli eşek eti, yırtıcı (hayvan­lar) dan köpek dişli olanlar, (bir süre kalmak üzere İslam topraklarına pasaportlu olarak giren) anlaşmalı (kafir)Ierin kaybettiği mallar size hela? değildir. Ancak sahibinin kendisine ihtiyaç duymadığı (için al­madığı) yitik mallar bu hükmün dışındadır. Kim bir kavme misafir olursa o kavmin onu ağırlaması gerekir. Eğer ağırlamazlarsa, o mi­safir ağırlama hakkını alarak onları cezalandırabilir."



peki bu mantıkla enfal 41i de bize açıklarmısın, o ayette ganimetlerin kime verileceği soyleniyor, nasıl olacak peki bu, bugun ganimet ele geçirirsek, resulun payını nasıl vereceğiz, ALlahın payını nasıl vereceğiz


hadisiniz diyor ki, kuranla beraber onun bana benzeri verilmiştir, ama açıp okumuyorsunuz ki kuran ne diyor, bir benzerini getiremezsiniz demiyor mu?

De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
talebe27
Al kardeşim Buyur

TEFHİMÜ-L KUR'AN'DAN

Bu ayet, surenin başında ganimetlerin paylaştırılması ile ilgili sorulan soruya bir cevap niteliğindedir. Surenin başında sadece: "Bunlar Allah'ın nimetleridir, ganimetler Allah'ın ve Rasulü'nündür, onları paylaştırmak da Allah ve Rasulü'ne aittir" denmekle yetinilmiştir. Burada ise ganimetlerle ilgili son hüküm verilmektedir. Savaştan sonra, savaşanlar tüm ganimetleri kumandana getirmeli ve bunlardan hiç birini gizlememelidirler. Daha sonra beşte biri bu ayette sayılan ihtiyaçlar için ayrılmalı, geri kalan beşte dördü ise savaşta rol alanlar arasında paylaştırılmalıdır. İşte bu nedenle Hz. Peygamber (s.a) her savaştan sonra şöyle derdi: "Bu ganimetlerin hepsi sizin, yine sizin iyiliğiniz için kullanılacak olan beşte birden başka benim şahsıma ayrılan bir parça yok. Bu nedenle bir iğne veya iplik kadar da olsa bütün ganimetleri getirin. Küçük olsun büyük olsun, hiç birşeyi saklamayın. Çünkü böyle birşey utanç vericidir ve sizi cehenneme götürür."

Yani ganimet senin değil ki sen dağıtasın??

Bakara 151
Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik.
international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 09:36 AM) *

Nisa 59.
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resul'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

Nisa 69.
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddikler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!

Haşr 7
Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Ali İmran 31
(Resulüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Bakara 151
Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik.


haşr 7, ganimetlerin, lider olan peygamberimiz tarafından dağıtıldığını, onun emrine uyulması gerektiğisoylenmektedir, yok illem boyle değil dersen bile, imandan, kurandan habersiz bir toplumu peygamber kuranla uyarıyor,

kitap=kuran değildir, hikmet kurandadır, bunu daha onceki iletilerin birinde asmıştım onu okudunuz mu, sahi siz alıntıladıklarımı okudunuz mu? kuran en doğru yola iletir, karanlıklardan aydınlığa çıkarır, butun şan ondadır, kime ulaşırsa ulaşsın, o bir rahmettir, mujdedir, kotuluklerden arındırır, en doğru yola iletir,
peygambere itaatten, hadislere itaatı anlıyorsan bunu kanıtlamalısın,
sahi sen hiç korkmuyormusun, şu anda uydurma bir hadise uymuş bulunmaktan, ki bu sebeple,sen ALlahın emrine değil de, o hadisi uyduranın emrine uymuşolursun ve ona kulluk etmiş olursun, ki şirke girmiş olursun, en has hadisçileriniz kitaplarında ağza alınmayacak hadisler varken, kuranla mantıkla kendisiyle çelişen o kadar hadis varken ve siz dinibu en has hadisçilerinize gore oluşturmuşsanız ve ben bu has hadisçileriniz inkar ettim diye sorumlu mu olacağım, hayat pınarı, benzersiz, kesin kanıta mı yapışmak mı, yoksa zanlara, kimden geldiği belirsizsozlere yapışmak mı daha doğru,
binlerce kişinin dinlediğini soylediğiniz veda hutbesi bile farklı şekiller de bize ulaşmışsa, bir kaç kişinin duyduğu hadisler bize doğru mu ulaşacak, akıl var.

international
ALINTI(talebe27 @ Jul 3 2008, 10:37 AM) *

Her gördüğüne atlama

Bu sana değildi

Mesdo ya idi

Hz. Rasulallah SAV yapsa bile kabul etmem dediği için

Anladın??


affedersin, bana yazdığını sanmıştım
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.