Buharı, Ebu'l-Yeman kanalı ile Ebu Said el-Hudrf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Bir gün Peygamber, ganimet dağıtırken oradaydık. O sırada Temim oğulları kabilesinden Zü'1-Huvaysıra adında bir adam gelerek:
- Ya Rasulallah, adil ol ve hakkaniyetten ayrılma, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
- Yazıklar olsun sana. Ben adil davranmıyorsam, İrim davranıyor? Eğer ben adaleti yürütmüyorsam büyük bir zarara uğramış olurum. Ben adaleti yürütmüyorsam lam yürütür? dedi.
Hz. Ömer:
- Ya Rasulallah, bana izin ver de şunun boynunu vurayım, dedi. Peygamber Efendimiz de ona şöyle karşılık verdi:
- Vazgeç ondan. Zira onun öyle arkadaşları vardır ve onlar öyle bir topluluktur İri, herhangi biriniz, kendi namazını onların namazı karşısında ve kendi orucunu onların orucu karşısında küçük görür. Kur'ân'ı okurlar, fakat okudukları Kur'ân onların hançere ve köprücük kemiklerini geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi onlar da İslâm dininden çıkarlar. O okun temrenine bakılır, onda birşeye rastlanamaz. Ucuna bakılır, onda birşeye rastlanamaz. Sonra gövdesine bakılır, onda birşeye rastlanamaz. Son teleğine de bakılır, onda da birşeye rastlanamaz. İşkembe, bağırsak ve kana bulaşmadan delip geçmiştir. O topluluğun alametleri, aralarında siyah bir adamın bulunmasıdır. Adamın iki kolundan biri, kadın memesi veya gövdeden kesilip sarkan et parçası gibi sallanıp durur. Halk arasında tefrika ve ayrılık başgösterince onlar ortaya çıkarlar."
Şahidlik ederim İri ben bunu Hz. Peygamberden kulağımla dinledim ve şahidlik ederim ki, Ebu Talib oğlu Ah" bu kimselerle savaşırken ben de beraberindeydim. Ali (r.a.)'nin emri üzerine o adam ortaya getirildi de adama baktım. Tıpa tıp Peygamber Efendimiz'in buyurduğu vasıfla idi."
Müslim, Ebu Said'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
"Müslümanların tefrikaya düştüğü sıralarda bir grup dinden çıkacaktır. Onları, hakka en yakın olan grup öldürecektir."
Müslim, Beşir b. Amr'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Sehl b. Hanife şöyle bir soru sordum:
- Rasûlullah (s.a.v.)'ın şu Haricîlerden söz ettiğini duydun mu?
- Duydum ve eliyle doğuya -başka bir rivayete göre ise Irak'a- işaret edip gösterdi. Sonra da onlar hakkında şöyle buyurdu: "Bir kavim ortaya çıkacak ki, onlar Kur'ân'ı dilleriyle okuyacaklar, ama bu onların köprücük kemiklerini geçmez. Okun yaydan çıkışı gibi onlar da dinden çıkacaklardır. Başları traşlıdır."
Muhammed b. Kesir el-Mısısî de bu hadisi merfu olarak Enes'ten rivayet etmiştir. Bu rivayete göre Peygamber (s.a.v.), Haricîlerden söz ederken şöyle buyurmuştur: "Onların alameti ve siması traşlı olmaktır. Onlar, halkın en şerlisi ve en ahlaksızlarıdır."
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde, Ali b. Ebi Talib'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim:
"Ahir zamanda yeni yetme bir topluluk ortaya çıkacaktır. Beyinsiz ve akılsız kimselerden oluşan bu topluluk, yaratıkların en hayırlısının sözünü söyleyeceklerdir, ama imanları hançerelerini aşmayacaktır. Nerede rastlarsanız onları öldürün. Onları öldüren kimse kıyamet gününe kadar sevap kazanacaktır."
Yakub b. Süfyan, Said b. Ebi Vakkas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), memeli adamdan bahsetti ve onunla ilgili olarak şöyle buyurdu:
"Redhe şeytanıdır. At çobanı gibidir. Becile'den gelen bir adam onu kovacaktır. Becileli adama, Eşheb veya tbn Eşheb denir. O, zalim bir kavim içinde bir alamettir."
Süfyan dedi ki: Ammar ez-Zehebfnin bana anlattığına göre kendilerine Eşheb veya tbn Eşheb denen bir adam gelmiş.
Yakub b. Süfyan, Sa'd b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Ebu Talib oğlu Ali, Redhe (Mahdic) şeytanını öldürdü." Allah bilir ya o, böyle demekle onu Hz. Ali*nin arkadaşlarının öldürmüş olduğunu söylemek istemiştir.
Ali b. Ayyaş, Habib vasıtasıyla Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hz. Aişe, Merv ordusunun ya da Nehrevan halkının Muhammed (s.a.v.)'in dili ile lanetlenmiş olduklarını biliyordu."
İbn Abbas dedi ki: "Merv ordusu, Hz. Osman'ın katilidir." Beyhakî, Ebu Said el-Hudrf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden bazı kimseler, Kur'ân'm indirilmesi konusunda savaştığı gibi, tevili konusunda da savaşacaktır. Ebu Bekir dedi ki:
- O ben miyim ya Rasulallah?
- Hayır. Ömer dedi ki:
- O ben miyim ya Rasulallah?
- Hayır, ama ayakkabıyı yamayıp dikendir (yani Ali'dir.)." Yakub b. Süfyan, Lahik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Nehrevan'da Hz. Ali'ye karşı çıkan Haricîler 4000 kişiydiler. Müslümanlar, onlara hücum ettiler ve onları öldürdüler. Onlar da Müslümanlardan ancak dokuz kişiyi öldürmüşlerdi. Dilerseniz Ebu Berze'ye gidip sorun. O buna şahadet edecektir."
Ben derim ki: Haricîlerle savaşılacağına dair haberler, Rasûlullah (s.a.v.)'dan mütevatir olarak rivayet edilmiştir. Çünkü bu rivayetler, hadis imamları nezdinde kesinlik ifade eden yollarla nakledilmektedirler. Bu savaşın Hz. Ali zamanında vuku bulmuş olduğu, bütün ilim ehli nazarında kesin olarak bilinmektedir. Ama onların isyanlarının ne şekilde vuku bulduğu, isyan sebebi ve İbn Abbas'm bu konuda onlarla münazara yaptığı, onlardan bir çoğunun sapıklıktan geri dönüşü ile ilgili açıklamalar yeri geldiğinde anlatılacaktır.
İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nıhaye, Çağrı Yayınları: 6/296-298.