Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: 18.lem'a Neden Mahrem ?''
Islami Forum - Islami Form > İSLAMİ KONULAR > .·[ NURDAN DAMLALAR ]·.
Sayfa: 1, 2
izzet
Es'SELAMu Aleykum risaleinurun orjinal osmanlıca nushalarınla var olan 18. LeMa neden latince eserlerde bulunmuyor???? bilen varmıdır acaba ???

---
Düzenleme: Başlık değiştirilmiştir!
Sebeb: Şikayet Raporundaki uyarı makul görülmüştür.

İmam Şamil
Sakıncalı olduğu için sona konmuştur diye biliyorum.

Selametle...
ayna
sakıncalıdır o nedenle kaldırılmıştır.
izzet
sakıncalı olan nedir Risaleinura gönül vermiş bir insan onu bütünü ile kabul etmezmi daha açık yazarmısınız şu "sakınca"yı...
ayna
siyasi konular içerdiği için desem anlarmısınız?
izzet
ALINTI(ayna @ Jun 25 2008, 02:22 PM) *

siyasi konular içerdiği için desem anlarmısınız?

siyasi konular içerdiği için diyorsanız 18. LeMa hakkında hiç bir fikriniz yok demektir.oyuzden anlayamayacağım sizi...
zühre
ALINTI(izzet @ Jun 23 2008, 02:57 PM) *

Es'SELAMu Aleykum risaleinurun orjinal osmanlıca nushalarınla var olan 18. LeMa neden latince eserlerde bulunmuyor???? bilen varmıdır acaba ???

Ve aleyküm selam kardeşim.. Bu mevzuyu bende merak ettim ve çok değerli bi abime sordum ve şu cevabı aldım aktarıyorum;
***

Sikke-i Tasdik-i Gaybi Risalesinde 18. Lem'a, 8. Lem'a, 28. Lem'a ve 8. Şuanın tamamı olacak. 18. Lem'a tamamıyla o devirde olan "harf inkılabı" nı anlatıyor. Bu bölümlerde anlatılan meseleler daha çok gaybi tasdikler ve müjdeler olduğu için ve herkes -özellikle bu asrın maddeci insanları- bunları anlayamacakları için Üstad bunlara " Mahremdir. Nurun en has şakirtlerine mahsustur " kaydını düşmüştür. Çünkü ancak onlar bu gaybi meseleleri anlayabilirler. Nitekim ben bizzat gördüm: Adam kalkıp bu Sikke-i Tasdik-i Gaybiyi okuyup Üstad hakkında ileri geri konuşuyor. Demek ki Üstadımızın düştüğü kayıtlar çok anlamlı. Ve bu itirazı yapan adam haksızdır. Çünkü " En has bir Nur talebesi " olmadığından yaptığı iş tecessüse girer ki, bu da dinen haramdır. ( Hucurat 11-13. ayetler arasında olacak... ) Maalesef bu tip insanlar kalkıp Üstad hakkında " müşrik " bile diyebiliyorlar. Özrü kabahatinden beter. Kendi iğrençliğini ve cehaletinin ve anlayışsızlığının rezaletini görmez sonra da böyle konuşur durur. Neyse cahillere " Selam " deyip geçmek lazım.
***

Selam ve dua ile..
izzet
ZuHRe kardeş Allah razı olsun bunu merak edip araştırmanız çok güzel yazdıklarınızda doğrudur ama ben şahsım adına bütün kardeşlerin okumalarını tavsiye ederim.yalnız şöyle bir durum var latincesi yok bu risalenin..ben asıl nüshalarından okumuştum(osmanlıca olarak)..belki internetten iyi araştırılırsa latincesi bulunabilir bi,zim elimizde mevcut değil..
selam ve Dua iLE...
bilal habeş
ALINTI(zühre @ Jul 29 2008, 01:49 AM) *

Ve aleyküm selam kardeşim.. Bu mevzuyu bende merak ettim ve çok değerli bi abime sordum ve şu cevabı aldım aktarıyorum;
***

Sikke-i Tasdik-i Gaybi Risalesinde 18. Lem'a, 8. Lem'a, 28. Lem'a ve 8. Şuanın tamamı olacak. 18. Lem'a tamamıyla o devirde olan "harf inkılabı" nı anlatıyor. Bu bölümlerde anlatılan meseleler daha çok gaybi tasdikler ve müjdeler olduğu için ve herkes -özellikle bu asrın maddeci insanları- bunları anlayamacakları için Üstad bunlara " Mahremdir. Nurun en has şakirtlerine mahsustur " kaydını düşmüştür. Çünkü ancak onlar bu gaybi meseleleri anlayabilirler. Nitekim ben bizzat gördüm: Adam kalkıp bu Sikke-i Tasdik-i Gaybiyi okuyup Üstad hakkında ileri geri konuşuyor. Demek ki Üstadımızın düştüğü kayıtlar çok anlamlı. Ve bu itirazı yapan adam haksızdır. Çünkü " En has bir Nur talebesi " olmadığından yaptığı iş tecessüse girer ki, bu da dinen haramdır. ( Hucurat 11-13. ayetler arasında olacak... ) Maalesef bu tip insanlar kalkıp Üstad hakkında " müşrik " bile diyebiliyorlar. Özrü kabahatinden beter. Kendi iğrençliğini ve cehaletinin ve anlayışsızlığının rezaletini görmez sonra da böyle konuşur durur. Neyse cahillere " Selam " deyip geçmek lazım.
***

Selam ve dua ile..



ALLAH c.c razı olsun kardeşim çok güzel açıklamışsınız.

ANLAYANA!!!!!


Selam ve duayla
zühre
ON SEKİZİNCİ LEM'A
Mahremdir, herkese gösterilmez
Otuz Birinci Mektubun On Sekizinci Lem'ası
Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.
Cay-ı dikkat: Şu acip lem'anın ehemmiyeti üç noktadan geliyor.
Birincisi ve en mühimi: Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.)HAŞİYE 2 beyan eder ki, cevamiu'l-kelim nev'inden iki cümleden ibaret bir hadis-i şerifi iki sayfa kadar hakaik-i tarihiyeyi ve iki devlet-i azime-i İslâmiyenin hatimelerini ifade ediyor.
İkincisi: Keramet-i evliya hak olduğuna kat'i bir burhan gösteren Hazret-i Ali'nin (r.a.), latin harfinin kabulünü tam tarihiyle ve tarz-ı tatbikini iki kelimeyle göstermesidir.
Üçüncüsü: Risale-i Nur şakirtlerine ve naşirlerine karşı Hazret-i Ali'nin (r.a.) irşadkârane ve teveccühkârane bakması ve işaret etmesidir.


Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh-i Geylanî'nin (r.a.), sarahat derecesindeki keramet-i gaybiyesini teyid ve takviye eden Hazreti Esedullahü'l-Galib Ali İbni Ebu Talib (r.a.) ve kerremallahu vechehû kaside-i ercüze-i meşhuresinde aynen ihbarat-ı gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor.
Mecmuatü'l-Ahzab'ın beş yüz seksen ikinci sayfasından, beş yüz doksan yedinci sayfasına kadar o Ercüzedir. O Ercüze'nin mevzuu ve içindeki maksad-ı aslı İsm-i Âzamı tazammum eden altı ismin ehemiyetini beyan etmek, hem o münasebetle istikbaldeki bir kısım umur-u gaybiyeye ve tesis-i İslâmiyette bir kısım mücahedata işaret etmektir.
Evet, Hz. İmam (r.a.), üstadı olan Habibullah Aleyhisselatü Vesselamdan aldığı dersin bir kısmını işarî bir surette zikrediyor. Feth-i Hayber'deki hem mucize-i Nebeviye, hem keramet-i Aleviye olan harika vakıayı bahsettiği gibi, tesis-i İslâmiyete temas eden mühim noktaları da bahsediyor. Sonra istikbale bakıyor. Peygamber-i Zişandan (a.s.m.) aldığı dersle bir kısım Arabın ona karşı isyanlarından hiddet ederek demiş:
____________________
H A Ş İ Y E 1 Bu keramet-i Aleviye ya tafsilatıyla ona gösterilmiş, o da ihbar etmiştir ki: Zahir de budur. Veyahut icmali bildirilmiş, tafsilatı bildirilmemiş. Belki intak-ı bil-hak nev’inden Cenab-ı Hak ona söylettirmiş. O halde ona bir keramet ve Risale-i Nur’a bir ikram-ı İlahi olarak kelamında bu ihbar-ı gaybi bulunmuş.Evet keramet iki kısımdır. Elinde zahir olan zat bazen bilir, bazen tafsilen bildirilmez. İkisi de keramettir, belki bildirilmezse daha selametlidir."Allahümme salli a'lâ men kâle: Ene medînetü'l-ilmi ve aliyyun bâbuha. Ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn. Âmîn. Velhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne" (Allah’ım, salât ve selâm “Ben ilmin şehriyim. Ali ise onun kapısıdır.” diyen zâtın ve onun bütün âl ve eshabın üzerine olsun. Âmin. Bütün hamd, övgü ve senâlar âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.)
H A Ş İ Y E 2 Mucizat-ı Ahmediyeye (a.s.m.) dair olan On Dokuzuncu Mektubun cüz’ü evvelinde zikredilen hadsiz ihbarat-ı gaybiye-i Ahmediye (a.s.m.) nev’inden seksen mucize-i Ahmediye (a.s.m.) bununla seksen bir olur.
1 Gerçek Allah katındadır, ancak O bilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.


****


Bu Lem'a Sikke-i Tasdik-i Gaybî'de yer almaktadır. bk. s. 2078-2082-3-13.
zühre
ALINTI(izzet @ Aug 29 2008, 03:34 PM) *

ZuHRe kardeş Allah razı olsun bunu merak edip araştırmanız çok güzel yazdıklarınızda doğrudur ama ben şahsım adına bütün kardeşlerin okumalarını tavsiye ederim.yalnız şöyle bir durum var latincesi yok bu risalenin..ben asıl nüshalarından okumuştum(osmanlıca olarak)..belki internetten iyi araştırılırsa latincesi bulunabilir bi,zim elimizde mevcut değil..
selam ve Dua iLE...


Cümlemizden razı olsun kardeşim.. Osmanlıcayı çözmek çok basit, biraz gayretle arapça hurufatı bilen tüm kardeşlerim okuyabilir, lakin Sikke-i tasdik-i gaybi'nin 2078-2082-3-13 sayfalarında latinceside yer almaktadır..
Sanırım önce latince neşredilecekmiş ama "harf inkılabı" ile ilgili olduğu için uygun düşmeyeceği düşünülmüş ve osmanlıca neşredilmiş..
Mahrem olan bir risalenin de internette alenen gözler önüne serileceğini düşünmüyorum, sanırım buna dikkat edilmiş, ki edilsin de zaten..
Selam ve dua ile..
zühre
ALINTI(bilal habeş @ Aug 29 2008, 05:28 PM) *

ALLAH c.c razı olsun kardeşim çok güzel açıklamışsınız.

ANLAYANA!!!!!
Selam ve duayla


Cümlemizden razı olsun kardeşimm!!
O sizin bakışınızın güzelliği.. Baki selam..
sükût-u vaveyla
vay be ... demek herkes anlayamaz bu kadar ciddi meseleler...

bilal habeş
ALINTI(HüZüN yıLı @ Aug 30 2008, 12:24 AM) *

vay be ... demek herkes anlayamaz bu kadar ciddi meseleler...



EVET!!
sükût-u vaveyla
smile.gif
ayna
ben bir an şualar diye düşündüm o nedenle o cevabı verdim.
bysniper21
" Ezcümle: Acib bir tesadüfle işittim ki; dört risalem ile bu iki sene zarfında yazdığım mektubların suretini taharri memurları şimendiferde tutmuşlar. O risalelerin ikisi, “İhlas”tır. Gerçi bir derece mahremdir, fakat mahkeme, hem Ankara ehl-i vukufu tedkikten sonra zararsız görmüşler ki, bize iade ettiler.

Hem sansüre ve büyük muharrirlere göstermek için İstanbul’a gönderilmiş “İktisad” ise, bu zamanda herkese lâzımdır. Onsekizinci Lem’a olan Keramet-i Aleviye ise, yanlışlıkla onlara, beraber gönderilmiş. Değil o risaleyi tab’etmek, belki en mahrem kardeşlerime de ancak okumasına izin veriyorum. Hem o, dünyaya bakmıyor"(Emirdağ Lahikası-106)
bysniper21
"Onsekizinci Lem’a olan Keramet-i Aleviye ise, yanlışlıkla onlara, beraber gönderilmiş. Değil o risaleyi tab’etmek, belki en mahrem kardeşlerime de ancak okumasına izin veriyorum. Hem o, dünyaya bakmıyor"(Emirdağ Lahikası-106) "
Selman-ı Aydın
ALINTI(izzet @ Aug 29 2008, 03:34 PM) *

ben şahsım adına bütün kardeşlerin okumalarını tavsiye ederim.yalnız şöyle bir durum var latincesi yok bu risalenin..ben asıl nüshalarından okumuştum(osmanlıca olarak)..belki internetten iyi araştırılırsa latincesi bulunabilir bi,zim elimizde mevcut değil..
selam ve Dua iLE...


izzet kardeş, ben forumda uzun zaman önce Risale-i Nur Okuma programı görmüştüm. İş yerindeki bilgisayara indirmiştim ama sonradan silmek zorunda kaldım (Askere gitmeden önce).Şimdi baktım ki program hala forumda mevcut ama program içeriğinde 18. Lema'nın tamamı var mı ve orjinale yakın çeviri yapılmış mı bilmiyorum. Osmanlıca'sını okumuşsunuz ve okunmasını tavsiye ediyorsunuz. Ben diğer arkadaşların yazılarını da okudum, okunmaması yönündeki yazların "herkes tarafından anlaşımama" endişesi mi yoksa başka başka gerekçeleri mi var onu da bilmiyorum. Sonuç olarak programa baştan sona bakmamıştım. Zaten bende programdaki yazıların doğruluğunu teyit edecek kaynak kitaplar yok.

Vehasıl kelam programı incelenmesi için aşağıya ekledim. Eğer linkler sağlamsa indirin ve bakın bakalım 18. Lema var mı ve varsa asıl nüshalarıyla uyumlu mu?

Selametle...




TEVHİD
Hımmm.İlginç. En kısa zamanda Osmanlıcasından bulup okuyacağım inşallah.Merak ettim şimdi.
Bu arada konuyla ilgili kısa ama dikkate şayan açıklamasından dolayı Zühre kardeşime duacıyım inşallah.Allah razı olsun.
Konuyla ilgili Selam kardeşimin paylaşımına da bakacağım inşallah.Siz de sağolun varolun.

Selam ve dua ile
zühre
ALINTI(TEVHİD @ Sep 15 2008, 03:23 PM) *

Hımmm.İlginç. En kısa zamanda Osmanlıcasından bulup okuyacağım inşallah.Merak ettim şimdi.
Bu arada konuyla ilgili kısa ama dikkate şayan açıklamasından dolayı Zühre kardeşime duacıyım inşallah.Allah razı olsun.
Konuyla ilgili Selam kardeşimin paylaşımına da bakacağım inşallah.Siz de sağolun varolun.

Selam ve dua ile


jp.gif Allah senden razı olsun kardeşim.. Dualara dahil olmak ne güzel..
musbethareket
Sikke-i Tasdik-i Gaybî


ON SEKİZİNCİ LEM'A
Mahremdir, herkese gösterilmez
Otuz Birinci Mektubun On Sekizinci Lem'ası

Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.

Cay-ı dikkat: Şu acip lem'anın ehemmiyeti üç noktadan geliyor.

Birincisi ve en mühimi: Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.)HAŞİYE 3 beyan eder ki, cevamiu'l-kelim nev'inden iki cümleden ibaret bir hadis-i şerifi iki sayfa kadar hakaik-i tarihiyeyi ve iki devlet-i azime-i İslâmiyenin hatimelerini ifade ediyor.

İkincisi: Keramet-i evliya hak olduğuna kat'i bir burhan gösteren Hazret-i Ali'nin (r.a.), latin harfinin kabulünü tam tarihiyle ve tarz-ı tatbikini iki kelimeyle göstermesidir.

Üçüncüsü: Risale-i Nur şakirtlerine ve naşirlerine karşı Hazret-i Ali'nin (r.a.) irşadkârane ve teveccühkârane bakması ve işaret etmesidir.

SMEHMET
selamlar arkadaşlar ben bir şeyi anlamıyorum

1 18 lema hakkında yazılan ve söylenenleri anlamıyorum ortada yazılan bir şey olur ve insanlar ona iman eder veya etmez
2 cevşen hakkında söylenenleride anlamıyorum okudum allahın isimleri var içinde vahi midir falan diye yazılar var nette ama ben bunları bıraktım bana içinde allahın isimleri olması yetiyor
3 celcelütiyye yi de buldum okudum türkçesini ve ondada herhangi bir yanlış yok en azından allaha dua edilebiliniyor bunlarla
4 yanlız ercüze kasidesi hakkında hiçbirşey bulamadım internette bu kadar söze bahsi geçen bir metnin şimdiye kadar bulunamamamsı ilginç hem metnin arapçası hemde türkçesi verilsin cevşen gibi celcelütiyye gibi o zaman insanlar okur karar verir ama ilk önce bir şeyin okunması için ortada bir şeyin olması lazımdır

müşrükler kuranı onlara teblig edildiği halde kabul etmemişlerdir allahın dininde adik olmak vardır

koyun belgeleri ortaya inanan inanır inanmayan inanmaz ama risale i nur u okuyan cevşeni okuyan cellelütiyyeyi okuyan biri olarak ben bir öz eleştri yapıyorum ercüze hakkında sadece ustadın kendi beyanından başka birde mecmuatul ahzabın 582 597 sayfası açıklamasından başka bir şey yok
herşeyin konuşuldugu şu devirde harf inkilabıyla ilgili bu konunun saklanması jem dava olarak hemde bu konuya gönül verenlerce çok basit bir mazeret

18 lema ve kasidei ercüzeyi bulun ve koyun bu tartışmaya noktayı koyun yada yok diyip çıkalım
herkese selamlar
alper_61
Rahmetli saidi nursi nin osmanlıca anlattığı ile Latince yazılan sözde esrleri arasında tam bir terslik var.

Kur'an ayetlerinden haberi olmayan nur cemaati Latince esrlerle

hem Kur'an hemde sünneti yanlış anlayıp okumaktadır.

bundan dolayı kendileri toplantılarında hiçbir karşı açıklamaya izin vermiyorlar.

dediğimiz dedik çaldığımız tütük.

18 . lama eksik olsa ne olur eksik olmasa ne olur.

benim elimde Kur'an ve sünnet var.

diğer Lamalar kur'anın tersi olduğu için bir eksik bir fazla önemli değildir.

zaten eserlernde Kur'anın tüm ayetleri yer almamaktadır.

seçme bazı ayetlerin tefsirini yaptı.

inşallah islamın özü değiştirilmemiş bozulmamış Kur'an ve sünnette buluşalım
islamic ideolocya
yaz bakalım ne terslik varmış biz de görelim
ÇINAR
acizane benim tavsiyem önce risaleleri okuyun anlayın ondan sonra 18. lema yı da osmanlıcadan okuyun osmanlıca bilmiyorsan izzet kardeş osmanlıca öğrenmiş olursun yok niyetin halis değilse onu bilmem kardeş allah müslümanların kalbine muhabbet ve ihlas versin hakkınızı helal edin
feyz
ALINTI(izzet @ Jun 23 2008, 03:57 PM) *

Es'SELAMu Aleykum risaleinurun orjinal osmanlıca nushalarınla var olan 18. LeMa neden latince eserlerde bulunmuyor???? bilen varmıdır acaba ???


Aleyküm selam
kardeş o risale ortalarda yoktur çünkü o risalede ehlisünnet akidesine ters olmak üzre Ali (ra) a sekine adlı sayfaların düşürüldüğü(?)(hem de cebrail as tarafından;dikkat melek as hata yapıyor ) şU cümlelerle beyan olunuyor (ama dikkat et çünkü mahremdir herkese gösterilmez nedense yada ne gizleniyorsa):

“Sonra Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum"(18.Lema)

dikkat edilmesi gereken bir başka nokta Ali ra ın sadece peygamberlerin gördüğü cebrail as mın ŞAHSINI görmesi,işitmesi.

işte kardeşim bu yüzden o lema yok, saklı, gizli ve mahrem (kime karşı mahremse oda ayrı bir konu)
Mehmet Ufukalp
Kabenin asli şekli bu günkü karemsi değil dikdörtgenimsi idi. Rasulullah seçkin sahabesine buyurdular ki, kavmimin karşı çıkmasından korkmasaydım, Kabeyi yıkar yenidan tam aslına uygun olarak yapardım.
Yani peygamberlerin bile kavimlerinin, ümmetlerinin algılayamacaklarını hesap ettikleri konular olmuş ve bunu açıklamaktan çekinmişlerdir.
Elbette Üstad Bediüzzaman da gönlündeki hakikatleri tümüyle açıklasaydı, bizzat kendi talebeleri bile kabul de zorlanabileceklerdi. Büyük insanlar toplumların tahammül güçlerini hesap ederek seviyelerine göre hitap etmişlerdir. Gerçi Risalei Nurda Üstadın maksadını mektebi olarak anlamak mümkün ama bizzat alenen izhar etmediği konularda olmuştur mecburen.
Risale i nur gibi bir hakikatin değerini Üstada talebe olduklarını söyleyenlerin çoğu bile anlayamamış ki cahil ve ondan habersiz olanlar anlayabilsin.
feyz
ALINTI(Mehmet Ufukalp @ May 28 2009, 03:59 PM) *

Kabenin asli şekli bu günkü karemsi değil dikdörtgenimsi idi. Rasulullah seçkin sahabesine buyurdular ki, kavmimin karşı çıkmasından korkmasaydım, Kabeyi yıkar yenidan tam aslına uygun olarak yapardım.
Yani peygamberlerin bile kavimlerinin, ümmetlerinin algılayamacaklarını hesap ettikleri konular olmuş ve bunu açıklamaktan çekinmişlerdir.
Elbette Üstad Bediüzzaman da gönlündeki hakikatleri tümüyle açıklasaydı, bizzat kendi talebeleri bile kabul de zorlanabileceklerdi. Büyük insanlar toplumların tahammül güçlerini hesap ederek seviyelerine göre hitap etmişlerdir. Gerçi Risalei Nurda Üstadın maksadını mektebi olarak anlamak mümkün ama bizzat alenen izhar etmediği konularda olmuştur mecburen.
Risale i nur gibi bir hakikatin değerini Üstada talebe olduklarını söyleyenlerin çoğu bile anlayamamış ki cahil ve ondan habersiz olanlar anlayabilsin.


Asıl cehalet Kurana ve sünnete ters bir durum, düşünce, görüş görüp onun yanlış olduğunu söylemeyip yahudiler gibi eğip bükmeye çalışmaktır.
islamic ideolocya
ALINTI(feyz @ May 28 2009, 03:52 PM) *

Aleyküm selam
kardeş o risale ortalarda yoktur çünkü o risalede ehlisünnet akidesine ters olmak üzre Ali (ra) a sekine adlı sayfaların düşürüldüğü(?)(hem de cebrail as tarafından;dikkat melek as hata yapıyor ) şU cümlelerle beyan olunuyor (ama dikkat et çünkü mahremdir herkese gösterilmez nedense yada ne gizleniyorsa):

“Sonra Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum"(18.Lema)

dikkat edilmesi gereken bir başka nokta Ali ra ın sadece peygamberlerin gördüğü cebrail as mın ŞAHSINI görmesi,işitmesi.

işte kardeşim bu yüzden o lema yok, saklı, gizli ve mahrem (kime karşı mahremse oda ayrı bir konu)



şimdi yeniden ilham ve vahiy konusunu işlememiz gerekecek.bakalım üstad sizin iddia ettiğiniz gibi efendimiz sav.'e vahiy gelmiş gibi hz aliye vahiy gelmiş diyor mu?ama şimdi geç oldu yarın buna cevap gelecek inşaallah.
feyz
ALINTI(mona islam @ May 31 2009, 12:07 AM) *

şimdi yeniden ilham ve vahiy konusunu işlememiz gerekecek.bakalım üstad sizin iddia ettiğiniz gibi efendimiz sav.'e vahiy gelmiş gibi hz aliye vahiy gelmiş diyor mu?ama şimdi geç oldu yarın buna cevap gelecek inşaallah.


Şu sorulara da cevap gelebilirse sevinirim;
1) İlhamın sayfada veya sayfalarda yazılı olarak gelmesinin delili nedir? bu konuda edilleyi şerriyeden herhangi bir delil varmıdır? sahabeye (ra) hiç yazılı gelmiş bir ilham mevcutmudur?Sahih hadis kitaplarında delili varmıdır?
2) İlham alan herhangi bir sahabi ilhamı getiren meleğin şahsını görmüşmüdür?
3) İlhamı getiren Melek nasıl olmuş da hata yapmış yanlışlıkla Ali ra ın kucağına yazılı bir şekilde sayfayı düşürmüştür?
islamic ideolocya
ALINTI(feyz @ Jun 2 2009, 02:08 AM) *

Şu sorulara da cevap gelebilirse sevinirim;
1) İlhamın sayfada veya sayfalarda yazılı olarak gelmesinin delili nedir? bu konuda edilleyi şerriyeden herhangi bir delil varmıdır? sahabeye (ra) hiç yazılı gelmiş bir ilham mevcutmudur?Sahih hadis kitaplarında delili varmıdır?
2) İlham alan herhangi bir sahabi ilhamı getiren meleğin şahsını görmüşmüdür?
3) İlhamı getiren Melek nasıl olmuş da hata yapmış yanlışlıkla Ali ra ın kucağına yazılı bir şekilde sayfayı düşürmüştür?


şu nick meselemi bir halledebilirsem ve pek tabii banlanmazsam buna konsantre olup cevaplamaya çalışacağım inşaallah.
alper_61
ALINTI(TEVHİD @ Sep 15 2008, 04:23 PM) *

Hımmm.İlginç. En kısa zamanda Osmanlıcasından bulup okuyacağım inşallah.Merak ettim şimdi.
Bu arada konuyla ilgili kısa ama dikkate şayan açıklamasından dolayı Zühre kardeşime duacıyım inşallah.Allah razı olsun.
Konuyla ilgili Selam kardeşimin paylaşımına da bakacağım inşallah.Siz de sağolun varolun.

Selam ve dua ile



tevhid kardeş

osmanlıcadan Latinceye çevrilen eserin tamamı değiştirildi.

bundan dolayı üsdatın hayatı ile şimdi yolunda olduğunu sananlar arasında hiçbir benzerlik yoktur.

Laik rejim kendine muhalif yazılara izin vrmez.bundan dolayı eser Laik rejimi destekleyecek karşı çıkılmıyacaK şekilde değiştirildi.


üstadı sevmeme rağmen bugünün üstatcılarını hiç mi hiç sevmem.
islamic ideolocya
ALINTI(alper_61 @ Jun 4 2009, 10:42 PM) *

tevhid kardeş

osmanlıcadan Latinceye çevrilen eserin tamamı değiştirildi.

bundan dolayı üsdatın hayatı ile şimdi yolunda olduğunu sananlar arasında hiçbir benzerlik yoktur.

Laik rejim kendine muhalif yazılara izin vrmez.bundan dolayı eser Laik rejimi destekleyecek karşı çıkılmıyacaK şekilde değiştirildi.
üstadı sevmeme rağmen bugünün üstatcılarını hiç mi hiç sevmem.


biz seni seviyoruz ve din kardeşi biliyoruz.üstadımızdan böyle öğrendik.
alper_61
ALINTI(mona islam @ Mar 18 2009, 10:37 PM) *

yaz bakalım ne terslik varmış biz de görelim



bu konuyu zümrüt nikli kardeşle uzun uzun soru cevap şeklinde verildi. tekrar açmak doğru olmaz.
islamic ideolocya
evvela konunun başlığının değiştirilmesi lazım çünkü 18 lem'a vardır ve külliyat yayınlayan yeniasya neşriyatın 2 sene evvelki basımında mevcuttur.yok demek hatalıdır ve gereksiz şüphe uyandırmaktadır.
alper_61
ALINTI(mislam @ Jun 7 2009, 08:32 PM) *

biz seni seviyoruz ve din kardeşi biliyoruz.üstadımızdan böyle öğrendik.



siz bugünkü latince eserlerinden rejime uşaklığı öğrenirsiniz.rejime karşı gelmeyi reddetmeyi öğrenemezsiniz.

üstadınız ayrı siz ayrısınız.üsdatdın elinde Kur'an vardı sizin elinizde üstadın latince eserleri var.

kur'an neden yok.üstadn eserlerini kelime kelime ne diyor diye ders yaparken Kur'anı yardımcı

bir kitap hatta bir şiir kitabı görüyorsunuz.orjinal iman edilmesi bize emredilemn Kur'an değilmidir.?

tabii kur'an dır dersin. ama kur'an ne diyor diye bakmazsınız.

yasin süresini okumayı dersdekilere bırakıp sonra buradan elde edilmiş sevabı birilerine bağışlamak da ne demektir.


Yasin süresi 70 ayet- Diri olanları uyarsın ve inkâr edenlere de azab hak olsun.


Kur'anın iniş amacının tersine ölülere bağışlamakta ne oluyor.


gelin bir dersdede yasin ne diyor diye ders yapalım dedim

beni dersten kovdular.kapıya attılar.

yaşadığımı kısa özetledim.

içinize girmeyenleri sizi bilmiyenlere atıp tutabilirsin.

kur'an ve sünnet yolunda olanlardan olalım.kullar yanlış yapar veya doğrularını latinceye yanlış tefsir edebilirler

işte size bir örnek :PUT Ve POT Meselesi


Bilindiği gibi Bediüzzaman Said Nursi’n eserlerinin bazı yerlerinde değiştirmeler (tahrifatlar) yapılmış. Bu yapılan değiştirmeler bilinçli ve kasıtlı bir şeklide yapılmıştır. Bu durum Risale-i Nur hizmetinde bazı sıkıntılara sebebiyet vermiştir. Anlaşılması gereken davanın gereği gibi anlaşılmasına ve yaşanılmasına engel olmuştur. Bediüzzaman’ın yaptığı mücadele ve izlediği yol bir nevi perdelenmiştir. Davadan sapmaların meydana gelmesine sebep olmuştur. Yapılan bu yanlışların anlaşılması ve bir nebzede olsa Risale-i Nur talebelerinin kendilerine gelmeleri için bunları kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağız.

Bunları anlatmaktaki tek amacımız Allah’ın rızasıdır. Bunun dışında herhangi bir hizmeti ya da ağabeyi rencide etmek veya eleştirmek değildir. Bildiğimiz doğruları delilleri[1] ile beraber burada açıklayacağız, isteyen inanır isteyen inanmaz. Biz özerimize düşen görevi yapıp yapalım, gerisi insanların takdirine ve iradesine kalmış.

Yarın haşir meydanında yüce Allah bize sorduğunda:

Ey kulum sen o hakikatleri biliyordun neden anlatmadın. Diye sorduğunda, biz de gönül rahatlığıyla şu cevabı verebilelim.

Ya Rabbi, ben özerime düşen görevi yaptım. Bildiğim doğruları, bilmesi gereken şahıslara söyledim.

Bu açıklamadan sonra, Nur talebelerinden insaflı ve önyargısız bir şekilde olaya bakmalarını istiyoruz.

Gelelim PUT VE POT meselesine:

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, Emirdağ Lahikası eserinin birinci cildinde Mustafa Kemal ile ilgili bir münasebetini anlatmaktadır. Bu olay başkanlık makamında geçmektedir. Mustafa Kemal[2] ve o zamanki taife, Bediüzzaman Sadi Nursi’yi çağırıyorlar ve onun yüksek fikirlerinden faydalanmak istiyorlar. (Muhtemeldir ki kullanmak da istiyorlar[3] çünkü yapılan birçok teklifi de kabul etmiyor) Said Nursi oraya gittiğinde birçok kişinin namaz kılmadığı ve namaz kılanların ise namazı terk ettiğini görüyor. Namazla ilgili açıklamalar yapıyor ve birçok milletvekili namaz kılmaya başlıyor. Bu durumdan rahatsız olan Mustafa kemal, sinirlenip Bediüzzaman’a bağırıyor ve diyor ki: Seni buraya çağırmamızın sebebi yüksek fikirlerini açıklaman içindi. Ama sen geldin namazla ilgili şeyler söyleyip aramıza ayrılık soktun. Bediüzzaman da ona cevaben der ki: Kâinatta en büyük hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü reddedilmiştir. Bunu yapmakla o PUTU kırdım diyor. Yani o bir puttu, ben gerçeği söyledim ve o putu kırdım, dağıttım. Ama maalesef bu konu bazı yayın evlerinde basılırken, PUT KIRDIM KELİMESİNDEKİ “”U”” sesi yerine “”O”” sesi konulmuş ve kelime POT KIRDIM OLMUŞ. Burada sanki Bediüzzaman namazı ve Allah’ı anlatmakla hata etmiş gibi gösteriliyor. Çünkü pot kırdım demek hata yaptım anlamına gelmektedir. Bu çok büyük bir yanlıştır. Bediüzzaman bir İslam âlimidir ve o dehşetli şahsa karşı Allah’a imanı ve namazı anlatmış bu hiç hata olur mu? Hatadır diyen varsa en büyük hatayı kendisi yapmıştır.

Bununla ilgi o yayın evlerine birçok uyarıda bulunduğumuz halde halen durumlarını devam ettirmektedirler ve kendilerini haklı görmektedirler. Allah muhafaza kendilerinin yaptığı hata yüzünden Bediüzzaman Said Nursi ve onun saf ve temiz davasına leke düşürmüş oluyorlar. Ama her halde bunun farkında değiller.
Ehli insafı insafla bakmaya ve gerçeği görmeye davet ediyoruz. Allah imanı ve namazı, bir inkarcıya anlatan, bir İslam alimi hangi cümleyi söyler…. Hele bu İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi gibi bir zat ise..

Risale-i nurdan geçen yeri aynen buraya alıyoruz..

ORJİNAL ŞEKLİ:

(Değiştirme yapmadan orijinal bir şekilde basım yapan yayın evleri: Tenvir neşriyat, Zehra yayıncılık, Söz Basım yayın ve Sözler yayın evidir.)

“””…Hem Ankara’da divan-ı riyasetinde pek çok meb’uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddet ile divan-ı riyasetine girip, bana karşı bağırarak: “Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin.” Ben de onun hiddetine karşı dedim: “Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur.” Dehşetli bir PUT kırdım…”””

(Değiştirme yapıp yani tahrifatlı basım yapan ve buna ısrarla devam eden yayın evleri: Envar yayıncılık, R.N.K’nın hazırladığı sesli risale-i nur dividisin de ve yayınlarında ve Şahdamar yayın evidir.)

DEĞİŞTİRİLMİŞ ŞEKLİ

“””…Hem Ankara’da divan-ı riyasetinde pek çok meb’uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddet ile divan-ı riyasetine girip, bana karşı bağırarak: “Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin.” Ben de onun hiddetine karşı dedim: “Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur.” Dehşetli bir POT kırdım…”””Değiştirilmiş yani tahrifat edilmiş bir şekilde basım yapan yayım evleri:

1) R.N.K yayınlarının hazırladığı sesli risale-i nur programı. Emirdağ Lahikası1 sayfa 246.

2) Şahdamar yayın evinin bastığı risale-i nur külliyatı. Emirdağ Lahikası1 sayfa 234, İstanbul 2008 basım.

3) Envar yayın evinin külliyatı ve internet sitesi: (Risale-i Nur Külliyatı)

Not: Bu konuya benzer bir çok değiştirme Risale-i Nur’da mevcut. Özellikle Eski Said eserleri üzerinde çok büyük ve feci değiştirmeler yapılmış. Bunların orijinal şeklini görmek isteyen nur talebelerine, Tenvir ve Zehra yayın evlerinde basılan Risale-i Nurlara bakmalarını tavsiye ederiz.

[1] Kaynağımız Risale-i Nur’dur.
[2] Mustafa Kemal’in kim olduğu ve İslam’a ne tür zara verdiği ile ilgili Emirdağ Lahikası ikinci cildinde Lozan’ın içyüzü adlı kısma müracaat edilebilir. Mustafa kemal’in vazifesi Bu vatanda yaşayan insanların gönlünden İslam’ı çıkarıp atmaktır. Yani cesetteki ruh hükmünde olan dini yok etmektir.
[3] Maaş falan teklif ediyorlar ama Üstad kabul etmiyor. Emirdağ lahikasında mesele anlatılıyor


Allah c.c yardımcımız olsun

Selman-ı Aydın

Konu başlığının değiştirilme istediği haklı bulunup değiştirilmiştir...
islamic ideolocya
şimdi o değiştirlidi dediğiniz 'pot' u o yayın evlerine sordunuz mu,bu aynı anlama gelen pot ve put şeklinde olmasın sakın.?.biz onun put olduğunu biliyoruz.bazen basım hatası da olabiliyor.şimdi böyle binbir ihtimalli bir mevzu hakikate kavuşmamışken sanki bunlar doğruymuş gibi başka tahrifler de var diyorsunuz.batılı kabul ettirmek için az şüphe serpiştirip ardından o şüphe üzerinden hiç de vaki olmayan durumları iddia etmek. bu müslümanın şiarı değildir.
nasreddinhoca
ALINTI
şimdi o değiştirlidi dediğiniz 'pot' u o yayın evlerine sordunuz mu,bu aynı anlama gelen pot ve put şeklinde olmasın sakın.?.biz onun put olduğunu biliyoruz.bazen basım hatası da olabiliyor.şimdi böyle binbir ihtimalli bir mevzu hakikate kavuşmamışken sanki bunlar doğruymuş gibi başka tahrifler de var diyorsunuz.batılı kabul ettirmek için az şüphe serpiştirip ardından o şüphe üzerinden hiç de vaki olmayan durumları iddia etmek. bu müslümanın şiarı değildir.


“… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgani, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavi, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”

(Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Tenvir Neşriyat, 1987, İstanbul, Yedinci Cinayet.)


“İşte ben bu itittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilayat-ı şarkıyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamandaki şarklılardır. Bu meselede seleflerim; Şeyh Cemaleddin Efgani, allamelerden Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir ki…”
(Bediüzzaman Said Nursi, İki Mekteb-i Musibet’in Şehadetnamesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, Aksi Seda Matbaası, Samsun, 1957, s 14-15)


Said Nursi: “Titremeliydiniz. Ben dahi (Risale-i Nur’a) kalem karıştıramıyorum. Siz nasıl kalem karıştırırsınız!”


1996 veya 97’de Aksaray Akgün Otel’de Risale-i Nur toplantısı yapılmıştı. Galiba Filistin’den gelen hatipdi; konuşması içinde “Said Nursi, üstadlarım Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Süavi diyor” dedi. Konuşmaları anında tercüme eden Suat Yıldırım Hoca, hatibin bu cümlesini tercüme etmedi. Arkasından, Suriyeli Ramazan el Buti konuştu. İşe bakın ki, bir önceki hatibin söylediğini o da söylemesin mi… Suat Hocamız, Buti’nin o cümlesini de es geçti. Bendeniz, tercümede bazı yerleri niçin atladığını yazıp kâğıdı masaya bıraktım. Suat Hocamız cevap vermek mecburiyetinde kaldı ve “Efendim biz polemik olmasını istemiyoruz” dedi. Hoca kendine göre bu iki ismi yani Abduh ve Cemaleddin Afgani’yi Said Nursi’nin üstadı olarak göstermek istemiyordu. İyi de, Said Nursi kendisi bu isimleri vermekten çekinmemişse bize ne oluyor!..

(Ali Eren-Vakit)
islamic ideolocya
ALINTI(Selman-ı Aydın @ Jun 7 2009, 10:45 PM) *


Konu başlığının değiştirilme istediği haklı bulunup değiştirilmiştir...


ilginize müteşekkiriz.
islamic ideolocya
ALINTI(nasreddinhoca @ Jun 7 2009, 11:01 PM) *

Said Nursi: “Titremeliydiniz. Ben dahi (Risale-i Nur’a) kalem karıştıramıyorum. Siz nasıl kalem karıştırırsınız!”
1996 veya 97’de Aksaray Akgün Otel’de Risale-i Nur toplantısı yapılmıştı. Galiba Filistin’den gelen hatipdi; konuşması içinde “Said Nursi, üstadlarım Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Süavi diyor” dedi. Konuşmaları anında tercüme eden Suat Yıldırım Hoca, hatibin bu cümlesini tercüme etmedi. Arkasından, Suriyeli Ramazan el Buti konuştu. İşe bakın ki, bir önceki hatibin söylediğini o da söylemesin mi… Suat Hocamız, Buti’nin o cümlesini de es geçti. Bendeniz, tercümede bazı yerleri niçin atladığını yazıp kâğıdı masaya bıraktım. Suat Hocamız cevap vermek mecburiyetinde kaldı ve “Efendim biz polemik olmasını istemiyoruz” dedi. Hoca kendine göre bu iki ismi yani Abduh ve Cemaleddin Afgani’yi Said Nursi’nin üstadı olarak göstermek istemiyordu. İyi de, Said Nursi kendisi bu isimleri vermekten çekinmemişse bize ne oluyor!..

(Ali Eren-Vakit)


nasreddin hoca bu demek şimdi?.suat yıldırımın bir hatası da diyebilirsiniz içtihadı da diyebilirsiniz.cemaleddin afganiye de bir sürü iftira atılıyor.suat hoca ihtimal ki bundan dolayı anmadı.ali eren bunu hatırlatıp şahısların yorumundan ziyade nur müellifinin dikkate alınmasını istemiş yazısında.suat hoca kendisi de söylemiş zaten polemik olmasını istemiyoruz diye.mesele gayet açıkken bunu paylaşma maksadınız nedir söylermisiniz?nurlarda değiştirme yoktur varsa gösterin.
nasreddinhoca
ALINTI
nasreddin hoca bu demek şimdi?.suat yıldırımın bir hatası da diyebilirsiniz içtihadı da diyebilirsiniz.cemaleddin afganiye de bir sürü iftira atılıyor.suat hoca ihtimal ki bundan dolayı anmadı.ali eren bunu hatırlatıp şahısların yorumundan ziyade nur müellifinin dikkate alınmasını istemiş yazısında.suat hoca kendisi de söylemiş zaten polemik olmasını istemiyoruz diye.mesele gayet açıkken bunu paylaşma maksadınız nedir söylermisiniz?nurlarda değiştirme yoktur varsa gösterin.


Efendim, cenab-ı hakk ziyadesi ile gözlerinize afiyet versin, tabi, tekrardan değiştirmeleri gösteririz, yeterki ona da bir cevap bulun...!!!


“… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgani, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavi, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”

(Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Tenvir Neşriyat, 1987, İstanbul, Yedinci Cinayet.)


“İşte ben bu itittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilayat-ı şarkıyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamandaki şarklılardır. Bu meselede seleflerim; Şeyh Cemaleddin Efgani, allamelerden Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir ki…”
(Bediüzzaman Said Nursi, İki Mekteb-i Musibet’in Şehadetnamesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, Aksi Seda Matbaası, Samsun, 1957, s 14-15)


Gördünüz mü?
nasıl geğiştirmişler...
yok, yok, siz halen görmediniz...

alper de gösterdi ama yok, yok siz görmediniz...
biz gösterdik, görevimizi yerine getirdik...
islamic ideolocya
ALINTI(nasreddinhoca @ Jun 7 2009, 11:27 PM) *

Efendim, cenab-ı hakk ziyadesi ile gözlerinize afiyet versin, tabi, tekrardan değiştirmeleri gösteririz, yeterki ona da bir cevap bulun...!!!
“… Ben bu ittihadın efradındanım (bireylerindenim) ve bu ittihadın tezahürüne (meydana gelmesine) teşebbüs edenlerdenim. Yoksa, sebebi iftirak (ayrılık sebebi) olan fırkalardan değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o Kürtleri ikaz etti. Onlar da ona biat etti. Şimdiki Kürtler o zamanki Kürtlerdir. Bu meselede seleflerim (benden önce aynı düşüncede olanlar) Cemaleddin Efgani, Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, Ali Süavi, Hoca Tahsin Efendilerle Kemal Bey (Namık Kemal) ve Sultan Selim’dir.”

(Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Tenvir Neşriyat, 1987, İstanbul, Yedinci Cinayet.)
“İşte ben bu itittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim. Elhasıl: Sultan Selim’e biat etmişim, onun ittihad-ı İslâm’daki fikrini kabul ettim. Zira o, vilayat-ı şarkıyeyi ikaz etti, onlar da ona biat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamandaki şarklılardır. Bu meselede seleflerim; Şeyh Cemaleddin Efgani, allamelerden Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve ittihad-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’dir ki…”
(Bediüzzaman Said Nursi, İki Mekteb-i Musibet’in Şehadetnamesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, Aksi Seda Matbaası, Samsun, 1957, s 14-15)
Gördünüz mü?
nasıl geğiştirmişler...
yok, yok, siz halen görmediniz...

alper de gösterdi ama yok, yok siz görmediniz...
biz gösterdik, görevimizi yerine getirdik...


bu ne zaman olmuş bir söyleyin bakalım?sakın bu değiştirme dediğiniz üstadın tashihinden geçmiş olmasın.öyle ya o kadar iddialısınız madem bu değiştirme hangi tarihte yapılmış üstad o zaman hayattamıymış değilmiymiş anlatın bakalım.
nasreddinhoca
ALINTI
nurlarda değiştirme yoktur varsa gösterin.


ALINTI
bu ne zaman olmuş bir söyleyin bakalım?sakın bu değiştirme dediğiniz üstadın tashihinden geçmiş olmasın.öyle ya o kadar iddialısınız madem bu değiştirme hangi tarihte yapılmış üstad o zaman hayattamıymış değilmiymiş anlatın bakalım.


biz gösterdik, görevimizi yerine getirdik...

sıra sizde...


islamic ideolocya
ALINTI(nasreddinhoca @ Jun 7 2009, 11:42 PM) *

biz gösterdik, görevimizi yerine getirdik...

sıra sizde...


ya işte böyle olur sonra.nurcuysanız oturur okursunuz.ama nurculuk meşrebinize uymuyorsa, işinize gelmiyorsa nurculardan daha nurcu olmaya kalkışmazsınız.üstadın tashihinden yani düzenlemesinden geçen mevzuları çarpıtıp ''biz nurcu değiliz,çünkü onlar üstadın yolundan gitmiyor'' türünden nurculardan çok üstadçı görünmeye çalışmazsınız.
nasreddinhoca
ALINTI
ya işte böyle olur sonra.nurcuysanız oturur okursunuz.ama nurculuk meşrebinize uymuyorsa, işinize gelmiyorsa nurculardan daha nurcu olmaya kalkışmazsınız.üstadın tashihinden yani düzenlemesinden geçen mevzuları çarpıtıp ''biz nurcu değiliz,çünkü onlar üstadın yolundan gitmiyor'' türünden nurculardan çok üstadçı görünmeye çalışmazsınız.


Efendim, su-i zannlarınız içerisindeki iftiralarınızı, yan cebinize koyun derim, bu hoca bunları ıskalamaz...1)Nurculardan daha nurcu olmak gibi bir sözümüz olmadı ve amel olarak da kalkışmadık, sizi isbata davet ederim...2)İddia ettiğiniz tashih için yine isbat elzemdir, siz dahi bilmediğiniz bir tashihat için tashih etti, düzenledi deme cüretini nereden alıyorsanız, oraya sorun, hakeza çarpıttığımıza da delil getirin, yoksa ifitranız sizle birlikte kalacaktır...3)İddia ettiğiniz türden bir iddiamızın olması gerektir, olmadığına göre nereden uydurdunuz bilmemiz gerektir, iftiralarız bu hoca karşısında turmaz, ıskalamam...4)Bidatuzzaman'ın meşrebi ile bizim meşrebimiz elbette farklıdır, nurlardan istifade ederiz ama üstadçı değiliz. Said Nursi muttaki bir alimdir, doğruları ve yanlışları ile kabul eder, yanlışlarınız bir kenara bırakır, doğrularını alırız, bizim yolumuzun esası budur...

nasreddinhoca
HZ. ALİ'YE (R.A) SUHUF İNDİ Mİ? (18. LEM'A)

“Gizlidir herkese gösterilemez. Otuz birinci mektubun onsekizinci lem'ası Risale-i Nur şakirtlerine (talebelerine) işaret eden Hz. Ali (r.a.)nin bir keramet-i gaybiyesidir. (Gaybi, bilinmeyenleri bildirmesidir).[ Bu kısım, arap harfleriyle yazılı lem'alarda mevcuttur.]

Said Nursi'nin, Hz. Ali'ye suhuf indiğine dair bazı iddiaları mevcuttur. Bu iddialarını on sekizinci lem'ada şöyle ifade ediyor:

Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylani'nin sarahat (açıklık) derecesindeki keramet-i gaybiyesini te'yid ve takviye eden (sağlamlaştıran) Hazret-i Esedullah-ul Galib Ali ibn-i Ebu Talib (r.a.) ve keremullahu vechehü kaside-i Ercüze-i Meşhuresinde aynen İhbarat-ı Gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor.

Bu surette İmam-ı Ali'nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kufe'de yazdığı bu Ercüze'deki dokuz defa altmış, otuz ilave edilse beş yüz yetmiş olur ki, Cengiz'in ve Hülağû'nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hz. Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u nebevide getirip Hz. Ali'ye sekine namıyla bir sahirede yazılı ism-i âzam, Hz. Ali (r.a.)'nin kucağına düşmüş:

“Ben Cebrail'in şahsını yalnız alaim-üs-sema (gök kuşa­ğı) suretinde gördüm. Sesini işittim. Sahifeyi aldım; bu isimleri içinde buldum” diyerek bu ism-i azamdan bahs ile hadisat-ı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki: Yani “evvelki dünyadan kıymete kadar ulumu esrar-ı mühimme (bilinmeyen gizli ilimler) bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun, sözümüzde şüphe edenler zelil olur."

...

Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'inde herhangi bir sahabiye, özel olarak da Hz. Ali'ye bir sahife (suhuf) gönderdiğini söylemediğine göre Said Nursi'nin Hz. Ali'ye Cebrail vasıtasıyla sekine adında bir sahife gönderdiğine ait bir delili olmalıdır. Bir delil gös­termediğine göre böyle bir inanış Allah'a, Resulüne, kitabına ve Hz. Ali'ye iftira olur.

Sapık olan Gulat-ı Şia'nın bu batıl inancının ilk önce bu millete telkin edilmesinin öncülüğünü Said Nursi ve Nurcular yapmıştır.

Hz. Ali'ye, Allah tarafından içinde ism-i â'zam bulunan Sekine adlı yazılı sahifenin geldiğine inanmaları sapıklığın ve şirke düş­menin bir örneği değil midir?

Diğer taraftan Nurcular, Hz. Ali'nin kim ne isterse sorsun, dünyanın yaratılışından kıyamete kadar olacak hadiseleri gördüğünü, geçmişte neler olduğunu, gelecekte neler olacağını bilip cevap verdiğine inanmaktadırlar.

Allah'ın bir muhlis ve veli kulu olan Hz. Ali bu gibi iftiralardan uzaktır. Aslında bir ilim sahibi olan bu büyük sahabi, kendi asrında uzun bir devre düşmanları tarafından kendine yapılan bu gibi iftiraları önlemek için uğraşmıştır.

...

Netice itibariyla, “Hz. Ali'ye suhuf indirildi”, demek bir yalan ve iftiradır. Asılsız ve delilsiz, boş ve çürük bir iddiadır.

http://ehlieser.blogcu.com/hz-ali-ye-r-a-s...z_31732131.html

İmam Şamil
Şimdi Nasreddin hocam siz şunu mu demek istiyorsunuz?

Bediüzzaman aslında bidatüzzaman'dır ve ayrıca şirk kokan ifadelerde bulunmuştur.

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Şimdi Nasreddin hocam siz şunu mu demek istiyorsunuz?
Bediüzzaman aslında bidatüzzaman'dır ve ayrıca şirk kokan ifadelerde bulunmuştur.
Selametle...


Şahsi kanaatim, bu tip ifadeleri sorunlu görürüm, hakkında yorum yaparken ağır ithamlarda da bulunmam, yanlışa yanlış demekten çekinmem, yukardaki ifadeler de yanlıştır, şirk koktuğu iddiası ağır bir itham olur, bidat koktuğu konusu ayrıca üzerinde durulabilir, fakar bunların meşruluğunu savunmak abesle iştigaldir...Şimdi, bunlar var diye, risalelerden müstefid olunmasın mı, hayır, elbette müstefid olunacak...
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2010 Invision Power Services, Inc.