Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Beşinci Kapı Açma Teşebbüsü
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
talebe27
Beşinci kapı açma teşebbüsü

İmam-ı Gazali hazretleri, bir ara müstakil bir mezhep kurmak istedi. Kendisine rüyada ikaz edildiği için bundan derhal vazgeçti.

Yine İslam hukukunda söz sahibi, “Sadr-üş-şeria” ünvanına sahip Abdullah ibni Mesud-ül Mahbubi de beşinci bir mezhep kurmak istedi. Bunun üzerine rüyasında, Cebrail aleyhisselamı gördü. Kendisine, dört kapısı ve üzerinde dört penceresi olan çok güzel bir cami göstererek; bu güzel mabedin, ahenk ve nizamını, mimari özelliğini bozmadan, camiyi yıkılma tehlikesine maruz bırakmadan bir kapı ve bir pencere açmasını teklif etti. Ne kadar uğraştıysa, sayılan bu özelliklere riayet ederek, yeni bir kapı ve pencere açma cesaretini gösteremedi.

Bunun üzerine, Cebrail aleyhisselam, yeni bir kapı açılması halinde, mevcud ahengin bozulacağını, İslamın zarar göreceğini ikaz ederek, bu teşebbüsünden vaz geçmesini kesin bir şekilde ihtar etti. Bu önemli ikaz üzerine, “Sadr-üş-şeria” hatasını anlayıp bu teşebbüsünden hemen vazgeçti. Daha sonra da kimse böyle bir teşebbüste bulunma cesaretini gösteremedi.Dört mezhep dinimize ait bütün meseleleri çözmüş, ileride çıkabilecek meselelerin de çözme yollarını göstermiştir.

Müslümanlar için dört mezhepten birine uymak büyük bir kolaylık, büyük bir sıkıntıdan kurtulmak demektir. Bir kimsenin bir mezhebe uyması demek, o kişinin şöyle düşünmesi demektir: "Benim, dinimin emir ve yasaklarını dinin dört kaynağından çıkartmam mümkün değildir. (Meselâ, Hanefî mezhebinde olan bir kimse) Ben İmâm-ı a'zam hazretlerinin ilminin üstünlüğüne inanıyorum. O'nun bildirdiği bütün hükümlerin, Kur'ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun olduğuna itimat ediyorum. Bunun için de İmâm-ı a'zam hazretlerini kendime rehber ediniyorum, dinde ne bildirdiyse doğru kabûl ediyorum."

Bir Müslümanın ibâdetlerini, i'tikâdını belli bir mezhebe göre yapmaması halinde îmânını muhafaza etmesi çok zordur. Uçurumun hemen kenarındaki insan gibidir. En ufak bir rüzgârla kendini uçurumun dibinde bulur. Çünkü, kişinin kendi başına dinin bütün emir ve yasaklarını Kur'ân-ı kerîmden çıkartması mümkün değildir.

Dört mezhebin i'tikâdı birbirinin aynıdır. Dört mezhebten birinin îmân ve fıkıh bilgilerine tâbi olan uyan bir müslümana "Ehl-i sünnet" veya "Sünnî" denir.

Kaynak: http://www.muhabbetullah.com/mezhep/mezhep...a_tesebbusu.htm
Teşekkürler
<#thank#>
telpako
4 mezhepte helal hak ise 4 ünede iman ediyoruz 4 ünüde uyguluyoruz. Hangisi kolayımıza gelirse , Çünkü kolaştırınız güçleştirmeyiniz müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Allah insanlara taşıayamayacağı yük yüklemez. Hepsi haksa birini uygularsak batıla sapmış olmayız. vesselam .
nasreddinhoca
İmam-ı Azam Ebu Hanife, Malik, Şafi, Ahmed...bunlar dört mezhep...

Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Darimi, İbn Mace, Nesai ve diğer ehl-i hadis ne???

İmam Buhari'nin içtihatlarına ne olacak, ona Peygamber ya da Cebrail görünmemiş mi???
Zemahşeri
Cebrail a.s. imam gazali ye ilhamda bulunmuş demek.Yoksa Gazali mehdi olmasın . Tamam hak mezhep dediniz kabul ettikte bu kadarıda fazla.
musalli
yahu bu mezhep tartışmalarından yorulmadınız mı?
bunlar nasıl sorular,maksadınız nedir???
sciento
ALINTI
Çünkü kolaştırınız güçleştirmeyiniz müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.


Bunu Allah Rasulü söylediğinde emin ol kardeş mezhep diye birşey yoktu.Ha o zamanlar da hristiyanların,yahudilerin peygamberlerinden sonra nasılda dinlerini bozguna uğrattıklarından bahsedilir.Ve biz müslümanlar uyarılır.Benden sonra çok ayrılıklar olacak,size rehber olarak Kuran-ı ve sünneti bırakıyorum gibi tenbihler edilir ashaba ki gerçek kurtuluşa erip müslümanlığı da diğer bozulan dinlere çevirmemek,çevirttimemek için...

Bu durumalr,bu beyanla,bu hadisler varken bu gidişte nereye böyle.Yoksa bu hadisler bizlere değildi de sadece ashaba mıydı.Veya sizler bu indirilenin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayanlardanmısınız ayeti bizden mi bahsediyor...

Dua ile...
ErKaMReaL
En büyük tehlike mezheplerin din haline getirilmesidir.Bugun özellikle hanefi ve şafi mensuplarının birbirlerine karşı anormal derecede saygısızlıklarına şahit oluyoruz. Futbol takimi tutar gibi mezhep tutanları şiddetle kınıyorum.
mmustafa
ALINTI(ErKaMReaL @ Jun 19 2008, 12:53 AM) *

En büyük tehlike mezheplerin din haline getirilmesidir.Bugun özellikle hanefi ve şafi mensuplarının birbirlerine karşı anormal derecede saygısızlıklarına şahit oluyoruz. Futbol takimi tutar gibi mezhep tutanları şiddetle kınıyorum.

clap2.gif Teşekkürler clap2.gif
İlle Cihad
bende şöyle bişey sorayım, hanefi mezhebinden biraz, şafiden biraz, hambeliden biraz, malikiden biraz, alıp kendime bu şekilde yön versem nolur?

yani hapsine birden tabi olsam, ama hiç birine mutlak bağlı kalmasam dinden çıkarmıyım?
talebe27
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 18 2008, 09:16 PM) *

Cebrail a.s. imam gazali ye ilhamda bulunmuş demek.Yoksa Gazali mehdi olmasın . Tamam hak mezhep dediniz kabul ettikte bu kadarıda fazla.


Siz yazıyı okudunuz mu?

derinsular
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 06:47 PM) *

bende şöyle bişey sorayım, hanefi mezhebinden biraz, şafiden biraz, hambeliden biraz, malikiden biraz, alıp kendime bu şekilde yön versem nolur?

yani hapsine birden tabi olsam, ama hiç birine mutlak bağlı kalmasam dinden çıkarmıyım?



siz DİN demisinizki de dinden çıkarmıyım diye soruyorsunuz.


tasavvufu ve mezhepleri inkar edenin küfre düştügünü hiç duymadınızmı.


bir mezhebe tabi olmayan mülhid olur (imamı rabbani hazretleri).


yani dinde olsanız bile çıkmaya mülhid olmaya az kalmış demektir.
mesdo
bismillah


[/QUOTE]İmam-ı Gazali hazretleri, bir ara müstakil bir mezhep kurmak istedi. Kendisine rüyada ikaz edildiği için bundan derhal vazgeçti.

Yine İslam hukukunda söz sahibi, “Sadr-üş-şeria” ünvanına sahip Abdullah ibni Mesud-ül Mahbubi de beşinci bir mezhep kurmak istedi. Bunun üzerine rüyasında, Cebrail aleyhisselamı gördü. Kendisine, dört kapısı ve üzerinde dört penceresi olan çok güzel bir cami göstererek; bu güzel mabedin, ahenk ve nizamını, mimari özelliğini bozmadan, camiyi yıkılma tehlikesine maruz bırakmadan bir kapı ve bir pencere açmasını teklif etti. Ne kadar uğraştıysa, sayılan bu özelliklere riayet ederek, yeni bir kapı ve pencere açma cesaretini gösteremedi.

Bunun üzerine, Cebrail aleyhisselam, yeni bir kapı açılması halinde, mevcud ahengin bozulacağını, İslamın zarar göreceğini ikaz ederek, bu teşebbüsünden vaz geçmesini kesin bir şekilde ihtar etti. Bu önemli ikaz üzerine, “Sadr-üş-şeria” hatasını anlayıp bu teşebbüsünden hemen vazgeçti. Daha sonra da kimse böyle bir teşebbüste bulunma cesaretini gösteremedi.Dört mezhep dinimize ait bütün meseleleri çözmüş, ileride çıkabilecek meselelerin de çözme yollarını göstermiştir[QUOTE]


bismillah

evet muhterem kardeşlerim

iki yeni peygamber hayırlı olsun

birisine kim göründü bilmiyorum lakin hz cibrilin a.s göründüğü vahiyle muhatap olmuş

yahu yeter

din içerisinde din çıkarmaktan rüyalardan medet ummaktan bıkmadınızmı

bizim nazarımızda tüm islam alimleri güzidedir

ancak tabiyet sadece hz nebi a.s efendimizedir

bu ne ya artık rüyalarda vahiyler havada uçuşmakta

ümmet nereye gidiyor farkında dahi değil
talebe27
ALINTI

bizim nazarımızda tüm islam alimleri güzidedir


Şaka gibi yahu

Bilmesek yutacağız
al_muallim
ALINTI(talebe27 @ Jun 19 2008, 01:17 PM) *

Şaka gibi yahu

Bilmesek yutacağız

smile.gif
pürmelal
ALINTI(derinsular @ Jun 19 2008, 10:30 AM) *


tasavvufu ve mezhepleri inkar edenin küfre düştügünü hiç duymadınızmı.



tasavvufu inkar eden küfremi düşüyormuşş..?? confused1.gif


peh! ! !
mesdo
bismillah



ALINTI
tasavvufu ve mezhepleri inkar edenin küfre düştügünü hiç duymadınızmı.


peki ben ne olacağım muhterem

ben hem tasavvufu hem mezhebleri red ediyorum?
süleyman recep
Bugün dört İmam denilince İmam Ebu Hanife, imam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed anlaşılmaktadır.
Tabi-i Tabiin döneminde ise, bu deyimle, İbn Teymiyye'nin, kendi dönemlerinin "dünya imamları" dediği şu dört imam anlaşılmakta idi.
1- Malik b. Enes[1] (Hicaz bölgesinden)
2- Evzai[2] (Şam'da)
3- Leys b. Sa’d[3] (Mısır)
4- Sevri[4] (Irak)
Ebu Ubeyd el- Kasım b. Selam döneminde de dört imam'dan şunlar kastedilirdi.
1- Şafii[5]
2- Ahmed[6]
3- İshak[7]
4- Ebu Ubeyd[8]
Sonra dört imam terimi şu isimler üzerinde istikrar bulmuştur: Ebu Hanife, Malik, Şafii ve Ahmed.[9]

Dört İmamı Tanıyalım


Bu dört imam, şöhretlerinden dolayı ayrıntılı olarak tanıtılmaya ihtiyaçları yoktur. Biz bu konuya kısaca değinecek ve bu konuda daha geniş bilgi almak isteyenler için her bir imamın hayatı hakkında yazılmış önemli kaynakların isimlerini vereceğiz.

[1] Hayat tercümesi ileride gelecek.

[2] Abdurrahman b. Amr b. Muhammed Ebu Ömer el- Evzai. İslam imamlarının büyüklerinde biridir. İmamlar ondan övgü ile bahsetmişlerdir. Malik onun insanların kendisine uyduğu büyük bir imam olduğunu söylemiştir. Müslümanlar onun adalet ve imameti konusunda müttefiktirler. 157 yılında Beyrutta sınır beklerken ölmüştür.
Bkz: el-Bidaye ven-Nihaye: 10/115. İbn Nedim el- Fihrist: 1/227. Tehzibu’l-Esma ve’l-Lugat: 1/298. Enes Mansur: İmam el- Evzai.

[3] Zehebi şöyle dedi: “Leys b. Sa’d, Mısır diyarının şeyhi imam ve hafız. Mısır valisi O'nun sözlerini dinlerdi 175 yılında vefat etti”.
Bkz. Tezkiretu’l Huffaz: 1/227. Vefiyatu’l-Ayan: 1/348. Tehzibu’t-Tehzib: 8/459. Tarihu’l-Bağdat: 13/3. Hılyetu’l-Evliya: 7/318.

[4] Süfyan b. Said b. Mesruk es-Sevri (Ebu Abdullah) Kendisine uyulan İslam imamlarından birisidir. Bazı imamlar onun için: O
hadis ilminde müminlerin emiridir dediler. İmam Ahmed İmam Süyan es-Sevri’dir, dedi. İbn Mubarek de: kendilerinden hadis yazdığım 1100 şeyhin en efdali odur, dedi. H.161 yılında Basrada vefat etti.
Bkz: el- Bidaye ve’n-Nihaye: 10/134. el- Hılye: 6/1. Tehzibu’t Tehzib: 111.

[5] Tercüme-i hayatları ileride gelecek.

[6] Tercüme-i hayatları ileride gelecek.

[7] İmam ve büyük hafız. Meşrık ehlinin şeyhi. İbn Rahaveyh olarak tanılır. (İshak b. İbrahim b. Muhalled b. İbrahim el- Merzevi Ebu Yakub) Ahmed şöyle dedi : Irak’da İshak’a denk bir alim bilmiyorum. Buhari de şöyle dedi. 77 yaşında Şaban ayının ortasında 238 yılında vefat etti.
Bkz. Tezkiretu’l-Huffaz: 2/433. el-Kamil (İbn Esir) 7/23. Tehzibu’t-Tehzib: 1/216. El-Hılye: 9/234.

[8] İmam Müctehid Kasım b. Selam el- Bağdadi çeşitli eserlerin yazarı. Zehebi şöyle dedi: “Ebu Udeyd’in kitaplarını okuyanlar onun hıfız ve ilimdeki yerini anlamış olurlar. O, hadis hafızı, fıkıh alimi, dil ve kraat imamı idi. H. 224 yılında Mekke’de vefat etti.
Bkz. Tezkiretu’l Huffaz: 2/417. Tehzibu’t Tehzib 7/315. Vefiyatu’l Ayan 1/417.

[9] Dört İmam teriminin çeşitli dönelerde muhtelif imamlar için kullanıldığına dair bilgi için İbn Teymiyye’nin Fetava’sına (5/39) ve Siyretu’l E’lamu’n Nübela’ya (8/76) bakabilirsiniz.
süleyman recep
Ebu Hanife (H. 80-150)


İmam, fakih, Irak alimi, İslam'ın imamlarından ve büyük alimlerinden biri. Ebu Hanife Numan b. Sabit b. Zoti el-Küfî. H. 80 yılında küçük sahabeler döneminde doğdu ve Küfe’ye gelen Enes b. Malik’i gördü. Hadis talebine önem verdi ve bunun için yolculuğa çıktı. Fikıh ve meseleleri konusunda büyük bir otorite ve söz sahibi idi. Bu hususta diğer insanlar O’nun talebeleri gibidirler. Birçok insan O’ndan rivayet almıştır. Hayatı hakkında yazılan bazı kitaplar şunlardır:
Menakibi İmamu’l Azam Ebi Hanife (Muvaffık el-Mekkî)
Menakibu İmamu’l Azam (İbn Bezzar)
Fadailu Ebi Hanife (Abdullah es-Sadi)
Fi Menakibu Ebi Hanife en-Numan (Abdulalim el-Kurbetî)
Ebu Hanife (Ebu Zehra)
Elmatalibu’l Münife. (Mustafa Nureddin)
Ebu Hanife Batalu'l Hurriyeti ve’t Tesamuh (Abdulhalim el-Cundî)
Hayatul İmam Ebi Hanife (Seyyid Afifî)
Bu konuda yazılmış daha başka birçok eser vardır.[1]

süleyman recep
Malik B. Enes: (H.93-179)


İmam, hafız ve ümmetin fakihi, Şeyhu’l İslam, hicret yurdunun imamı. Ebu Abdillah Malik b. Enes b. Malik el-Medenî. Zehebî şöyle dedi: Malik kadar menkıbeleri çok olan başka birisini bilmiyorum. Bu menkıbelerden bazıları şunlardır:
1) Uzun bir ömür
2) Müthiş bir zeka ve geniş bir ilim.
3) İmamların onun hüccet ve rivayetinin sahih olduğu hususundaki ittifakları
4) Dindarlığı, adaleti ve sünnete ittibası konusunda ki icmaa
5) Fıkıh, fetva ve sahih kaideler hususundaki öncülüğü.[2]
Hayatı hakkında yazilan bazı eserler şunlardır:
Fadailu Malik (Ebu’l Hasan Fihr el-Mısrî)
Malik b. Enes: Hayatihi ve Asrihi...(Muhammed b. Ebi Zehra)
Ve Emin el-Hulî ve Mustafa eş-Şeka’nın kitapları. Ayrıca Fas’ta İmam Malik konulu bir seminer düzenlenmiş ve burada yapılan çalışmalar üç ciltlik bir eserde derlenmiştir. Kadı Iyaz da Tertib'ul Medarik isimli eserinde İmam Malik’e geniş yer ayırmıştır.[3]
süleyman recep
İmam Şafii


Asrı'nın alimi ve ümmetin fakihi[4], Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nesebinden ve sünnetinin savunucularından[5] İkinci yüzyılı müceddidlerinden[6] İlmin imamı ve ümmetin ilim okyanusu. Ebu Abdillah Muhammed b. İdris b. Abbas b. Osman b. Şafii b. Saib b. Ubeyd b. Iyd Yezid b. Haşim b. Muttalib el-Kurşî. Çeşitli ilmi eserler yazdı, ilmi tedvin etti, sünneti neşretti, usulü fıkıh ve füru’ konularında eserler yazdı. Kendi dönemindeki ilim ehline önderlik yaptı. Birçok faziletleri vardır. Hayatı ve menkıbeleri hakkında birçok eser yazılmıştır.
Sübki şöyle dedi: Bana ulaştığına göre İmam Şafii’nin menkıbeleri hakkında ilk kez eser yazan Zahiriye’nin imanı İmam Davud b. Ali el-İsfahanî’dir. Bu konuda daha sonra onu şu alimler takip etmişlerdir: Zekeriyya b. Yahya es-Sacî ve Abdurrahman b. Ebi Hatim sonra Ebu’l Hasan Muhammed b. Hüseyn b. İbrahim el-Abarî, Hakim Ebu Abdillah, Ebu Ali Hasan b. Huseyn b. Hamkaf el-Esbahanî, Ebu Abdillah b. Ebi Şakir el-Kattan, İmamu’z Zahid İsmail b. Muhammed es-Serahsî, sonra biri İmam’ın menkıbeleri, diğeri de İmam’ın bazı yönlerini eleştiren Hanefi alimi Cürcanî’ye cevap niteliğinde iki kitap yazan Ebu Mansur Abdulkahir b. Tahir el-Bağdadî, sonra büyük hafız Ebu Bekr el- Beyhakî ve yine büyük hafız Ebu Bekr el-Hatıb sonra İmam Fahruddin er-Razî, Hafız Ebu Ubeyd Muhammed b. Muhammed b. Ebi Zeyd el-Esbahanî ve Hafız Ebu’l Hasan b. Ebi’l Kasım el- Beyhaki.[7]

[1] Şu kaynaklara bakılabilir: Tabakatu’l Halife: 167. Tarihi Bağdat: 13/323. Elkamil fi’t Tarih: 5/585. Vefiyatu’l Ayan: 5/415. Tezkiretu’l Huffaz: 1/168. Tabakatu’l Fukaha: 67. Elbidaye ve’n Nihaye: 1/107. Şuzuratu’z Zeheb: 1/228.

[2] Tezkiretu’l Huffaz: 1/212

[3] Bu konuda başvurulabilecek kaynaklardan bazıları: Cimau’l İlm (Şafii) 242. Tarihu'l Hülefe: 1/432. Tehzibu’l Esma ve’s Sıfat: 2/75-79. Tertibu’l Medarik: 1/1102. el-Hılye: 6/316. Tabakatu’l Fukaha sh. 42. el-E’lam: 2/128...

[4] Zehebi: Siyeru E’lamu’n Nübela: 10/5-6

[5] Zehebî: Tezkiretu’l Huffaz: 1/361

[6] Bkz. Siyeru E’lamu’n Nübela: 10/46.

[7] Tabakatu’ş Şafiyye: 1/185
süleyman recep
İmam Ahmed (H.164-241)


Şeyhu’l İslam, Hafızu’l Hüccet ve kendi döneminde Müslümanların önderi. İlim, amel, sabır ve sebat timsali. Sünnet’in destekçisi ve bu uğurda karşılaştığı zorluklara göğüs geren; İmam Ebu Abdillah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilal b. Esed eş-Şeybanî.
Ali b. el-Medinî O’nun için şöyle dedi: “Allah bu dini riddet döneminde Ebu Bekr es-Sıddık ile mihnet döneminde ise Ahmed b. Hanbel ile teyid etmiştir.”
İmam Şafii’de şöyle dedi: “Fıkıh, vera, zühd ve ilim bakımından Ahmed’den daha üsün başka birisini görmedim”. Hayatı ve eserleri hakkında müstakil eserler yazılmıştır. Bunlara örnek olarak Beyhakî, İbn Cevzî ve Şeyhu’l İslam el-Ensarî’nin kitaplarını gösterebiliriz. Çağımızda bu konuda yazılan başlıca eserler ise şunlardır:
Ebu Zehra “İbn Hanbel Hayatuhi ve Asruhi”
Ahmed Abdulcavvad ed-Dumî “Ahmed b. Hanbel Beyne Mihneti’d-Din ve’d-Dünya”
Muhammed Recebel-Betumî “İbn Hanbel”
Muhammed el-Baha el-Hulî “el-İmamu’l Mümtehın”
Ayrıca bu konuda yazılmış başka kaynaklar[2], makaleler[3] ve müşteşriklerin[4] eserleri mevcuttur.

[1] Bkz. Tarihu’l-Bağdad: 2/56-73, el-Fihrist: 1/209-210, Vefiyatu’l-Ayan: 1/565-568, Tehzibu’l-Esma ve’l-Luğat: 1/44-67, Mucenu’l Edibb: 17/281-327, el-İntika: 65-121, el-Hılye: 9/63-161, en-Nucumu’z Zahire: 2/176-177, el-Lübab: 2/5, Tehzibu’t Tehzib: 9/25-35, el-Kamil fi’t Tarih: 6/122, el-Bidaye: 10/251-254, Tezkiret’l Huffaz: 1/329-330

[2] -Şu kaynaklara bakılabilr:
Tarihu’l Bağdad: 4/412, Vefiyatu’l Ayan: 1/63, Tabakatu’l Hanabile: 3/11, el-Hılye: 9/161, Tezkiratu’l Huffaz: 2/17, Tehzibu’l Esma ve’l Lüğat: 1/110, Tehzibu’t-Tehzib: 1/72. El-Bidaye: 10/320, Şuzurat’z-Zeheb: 2/96, Miratu’l-Cenan: 2/132.

[3] Muhammed en-Nevevî “Mecelletü’l Ezher sayı: 25” Ahmed Emin “es-Sakafe sayı 639” Abdulhamid Ubade “Lüğatu’l Arab sayı7” vs.

[4] Arapça okunuşuyla “Voltır Batun” (Ahmed b. Hanbel ve Mihnet). Bu kitabı arapçaya Abdulaziz Abdulhak tercüme etmiştir.
süleyman recep
Yüce Allah'a, onun ilahlığının en belirgin özelliği olan hüküm vaazetmek noktasında da tabi ki bir itaat zorunludur. Onun için uygulamada ve yürürlüğe koymada onun şeriatı tek söz sahibidir. Müminler ise ilk başta öncelikle Allah'a itaat etmek zorundadırlar. Bu zorunluluğun arkasından da Allah'a itaat etmenin bir gereği olarak Rasule itaat gelir. Çünkü Rasul Allah'tan aldığı mesajı kullara iletme sıfatı taşıyor. Rasul'ün böyle bir sıfata sahip olması nedeniyle, ona itaat etmek onun aracılığı ile bu sıfatı göndermiş olan Allah'a itaat etmenin vazgeçilmez bir gereğidir. Ayrıca peygamberin sünneti aracılığıyla Allah'ın şeriatını insanlara öğretip açıkladığını düşünecek olursak; onun sünnetinin, (sözleri ve uygulaması) onun hükümlerinin ve direktiflerinin şeriatın ayrılmaz bir parçası olduğunu görürüz. İşte imanın varlığı ve yokluğu bu itaatin varlığına ve yokluğuna bağlıdır. Çünkü Allah'u Teala ayette bir şart cümlesi olarak şöyle buyuruyor:
"Eğer gerçekten Allah'a ve ahîret gününe inanmışsanız..."
Bu iki itaatin (Allah ve rasulüne itaat) zaruri kıldığı üçüncü derecedeki bir itaat mercii vardır ki; Ulul emr'e olan bu itaatin kimliğini de Allahu Teala açıkça belirtiyor:
"... ve sizden olan ulul emre itaat ediniz."
süleyman recep
Yani itaat edilecek üçüncü merci olan ulul emr, Allah'u Tealanın açıkladığı şekliyle iman şartını ve İslam tanımını benliklerinde gerçekleştirmiş mümin kimseler olacaklardır. Allah'ın istediği iman ve İslam ise daha önce defalarca açıkladığımız gibi şu şartları içerir:
Allah'a itaat, Resulüne itaat, hüküm ve yasa koyma yetkisini, sadece Allah'a vermek, ihtilaflı meselelerde çözüm kaynağı için sadece ve sadece Allah'ı yetkili kılmak, bununla birlikte Kur'an ve sünnette kesin hüküm bulunmayan ve insanlar arasında farklı yorum ve görüşlere sebeb olan meseleleri de yine Allah'a havale etmek ve bu meseleleri nasların genel ilkeleri ışığında çözmeyi benimsemek.
Bu ayet Allah'a ve elçisi olması sebebiyle Rasule itaati asıl görev sayarken; ulul emre itaati ise Allah'a ve rasulüne itaat etmeye bağlı bir görev kabul ediyor. Nitekim ayette, Allah'tan ve peygamberden önce "itaat ediniz" emrine yer verildiği halde ululemirden önce bu emir anlamlı kelimeye yer verilmiyor. Böylece ululemrin "sizden" olmaları yani Allah'ın net olarak belirttiği iman ve İslam şartlarına sahip olmaları vurgulanıyor. Böylece onlara yapılacak bir itaatin, Allah'a ve Rasulüne itaat etmeye dayalı olduğu anlaşılıyor.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.