Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Şeytan önce Adem Babamızı Kandırdı, Havva Anamızı Değil!..
Islami Forum - Popüler Forum > GENEL FORUM > .·[ SERBEST KÜRSÜ ]·.
cah
Selam,

Diyanet...
Taha-120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

Ayeti Kerime de çok açık şekilde görüldüğü gibi, şeytan Havva annemizi değil, Adem babamızı muhatap alıyor.

Günümüz Türkçesine tercüme edersek, şeytan Adem babamıza, ölümsüzlüğü ve sonsuz kudreti vaad ediyor...

Müslümanların literetürene baktığımız zaman göreceğiz ki, şeytan önce Havva annemizi kandırmış, Havva annemiz de Adem babamızı kandırmış iddiası hüküm haline dönüşmüştür...

Peki neden önemlidir önce kimi kandırdığı?

Şundan önemlidir, Müslümanları kurdukları Dünya sistemlerinde Müslüman kadına verdikleri statütüyü bu hükme yani şeytan önce Havvayı kandırdı hükmüne göre belirlemişlerdir...

Bu hükme göre oluşturulan Kadın statüsü, kadının eksik, zayıf Erkeye göre ikincil bir varlık konumuna indirgenmiş ve KADINA, Zülm edilmiştir...

Küçük yaştan beri Kadının maruz kaldığı bu zülm, onun fıtratını bozmuş ve gün gelipte gerçek İKTİDARI (nikah) ele geçirdiğinde, Erkekten İntikamını en acı şekilde almıştır...

Unutmamak gerekir ki, Dünayaya Hükmeden Sultanlar, yatak odalarında Köleleşmişlerdir.Dünya literatürü, Ülkesinde, hatta Dünayada Mutlak güçle hükmeden Sultancıkların, Kadın elinden yaşadıkları elim sonların Hikayeleri ile doludur...

Zira sözkonusu olan Erkeklik ve Dişilikse, Erkek Dişi karşında acziyet içindedir, Hayvanlar aleminde dahi bu böyledir...

Erkek dişiyi Maddi olarak cezalandırabilir fakaaat Dişi Erkeği cezalandırmaya niyetlenirse, en mahrem yerinden cezlaandırır ve o cezanın açtığı yarayı tedavi edecek bir ilaçta bu maddi alemde yoktur...

Hasılı, Cennetten kovulmanın suçunu(iftirasını) Havvaya atıp, Havva kızlarına buna göre değer atfedip, kurdukları sistemde Havva kızlarının Haklarını gaspedip kendileri için Havva kızlarını bir keyf bir zevk ve çocuk yetiştirme metaı olarak gören zihniyet ve o zihniyet sahiplerinin acınacak acziyetleri şu anda ayan beyan izlenebilmektedir...ve Müslüman Erkekler, kendilerini Allah tarafından torpilli oldukları vehminden kurtarmadan bu zilletten kurtaramayacaklar....

nasreddinhoca
Havva Annemizi Kimler Sevmez

Kabiller

Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 14 2008, 12:38 PM) *



Peki neden önemlidir önce kimi kandırdığı?

Şundan önemlidir, Müslümanları kurdukları Dünya sistemlerinde Müslüman kadına verdikleri statütüyü bu hükme yani şeytan önce Havvayı kandırdı hükmüne göre belirlemişlerdir...

Bu hükme göre oluşturulan Kadın statüsü, kadının eksik, zayıf Erkeye göre ikincil bir varlık konumuna indirgenmiş ve KADINA, Zülm edilmiştir...




Erkek egemenliğini sadece buna bağlamak ne kadar gerçekçi. Böyle bir arka plan ilahi dinlerde de mitolojik dinlerde de var evet. Ama işin diğer tarafıda Allah'ın erkeğe verdiği hükmedebilme yetisidir. Sadece bir hikayeden yola çıkarak insanlık tarihinin şekillendiğini söylemek bana inandırı gelmiyor açıkcası. Erkek tarihte düşünen , savaşan, hükmeden taraf olmuştur. İnsanlık tarihinin böyle şekillenmesi kaçınılmazdı. Dış dünyada böyle bir egemenlik sürülürken gel gelelim aile içi egemenlikte erkeklerin herzaman çok egemen olabildikleri söylenemez. Böyle bir denge kaçınılmazdı . Bana sorarsan şuanki hal garipsenecek bir haldir.
sükût-u vaveyla
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 14 2008, 05:23 PM) *

Erkek egemenliğini sadece buna bağlamak ne kadar gerçekçi. Böyle bir arka plan ilahi dinlerde de mitolojik dinlerde de var evet. Ama işin diğer tarafıda Allah'ın erkeğe verdiği hükmedebilme yetisidir. Sadece bir hikayeden yola çıkarak insanlık tarihinin şekillendiğini söylemek bana inandırı gelmiyor açıkcası. Erkek tarihte düşünen , savaşan, hükmeden taraf olmuştur. İnsanlık tarihinin böyle şekillenmesi kaçınılmazdı. Dış dünyada böyle bir egemenlik sürülürken gel gelelim aile içi egemenlikte erkeklerin herzaman çok egemen olabildikleri söylenemez. Böyle bir denge kaçınılmazdı . Bana sorarsan şuanki hal garipsenecek bir haldir.

hükmetmek ....neye....kime ...

erkek hep düşünür zaten ...kadın aptaldır...dişiliğini kullanır...evde sözü geçer...işte zavallı kadına yülenenler...düşünmez ... dry.gif sen biraz sus...senin aklın yetmez...sen duygusalsın karar veremezsin...erkeğin arkasından yürü... dry.gif

erkek sanki bir adım öndeymiş gibi... doh.gif hanımlara farkında olmadan psikolojik şiddet uyguluyorsunuz...

Zemahşeri
ALINTI(havvanur @ Jun 14 2008, 08:52 PM) *

hükmetmek ....neye....kime ...

erkek hep düşünür zaten ...kadın aptaldır...dişiliğini kullanır...evde sözü geçer...işte zavallı kadına yülenenler...düşünmez ... dry.gif sen biraz sus...senin aklın yetmez...sen duygusalsın karar veremezsin...erkeğin arkasından yürü... dry.gif

erkek sanki bir adım öndeymiş gibi... doh.gif hanımlara farkında olmadan psikolojik şiddet uyguluyorsunuz...



Böyle bir tepki geleceğini tahmin etmiştim . Erkekler düşünür demek, kadınlar düşünemez erkekler düşünür demek değildir.Ben erkekler düşünen savaşan ve hükmeden taraf derken bununla gururlandığımı da zannnetmeyin. Bu sadece Allah'ın bize verdiği bir niteliktir. Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir. Bu sebeple erkek daha çok etken kadın ise edilgen durumundadır. Böyle olmasa idi nasıl eş olabilme mümkün olurdu. Bunuda sadece kendi düşünceme göre değil tarihin gerçeklerine göre söylüyorum. İnsanlık tarihinde düşünürler, sanatkarlar ,komutanlar ve sultanlar genel itibari ile erkekler olmuştur. Erkek egemen toplumda olmasaydık bizde düşünürler sanatkarlar çıkartırdık argümanını açıkcası gerçekci bulmuyorum. Muhakki Allah bize daha az bahşettiği merhameti, dinginliği, sabrı , zarifliği kadına vermiştir.

Hangisi doğru ve gerçekçi olandır. Erkek ve kadınında aynı yeti ve niteliklere sahip olması mı yoksa birbirlerini tamamlayan yeti ve niteliklere sahip olması mı?
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 03:04 PM) *

Böyle bir tepki geleceğini tahmin etmiştim . Erkekler düşünür demek, kadınlar düşünemez erkekler düşünür demek değildir.Ben erkekler düşünen savaşan ve hükmeden taraf derken bununla gururlandığımı da zannnetmeyin. Bu sadece Allah'ın bize verdiği bir niteliktir. Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir. Bu sebeple erkek daha çok etken kadın ise edilgen durumundadır. Böyle olmasa idi nasıl eş olabilme mümkün olurdu. Bunuda sadece kendi düşünceme göre değil tarihin gerçeklerine göre söylüyorum. İnsanlık tarihinde düşünürler, sanatkarlar ,komutanlar ve sultanlar genel itibari ile erkekler olmuştur. Erkek egemen toplumda olmasaydık bizde düşünürler sanatkarlar çıkartırdık argümanını açıkcası gerçekci bulmuyorum. Muhakki Allah bize daha az bahşettiği merhameti, dinginliği, sabrı , zarifliği kadına vermiştir.

Hangisi doğru ve gerçekçi olandır. Erkek ve kadınında aynı yeti ve niteliklere sahip olması mı yoksa birbirlerini tamamlayan yeti ve niteliklere sahip olması mı?


Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir. Bu sebeple erkek daha çok etken kadın ise edilgen durumundadır

Kıymetli zemahşeri kardeşim...görülüyor ki sen kadını hiç bilmiyorsun, maalesef erkeğide bilmiyorsun...bunu hakaret olarak zinhar alma...

Lakin kadın bilakis yaratıcı tarafı ağır basandır....

Erkek iş yapandır, dişi, Erkeğin yapacağı işi belirleyendir...

yorum ve eleştirileri yazıyla ilgili yaparsan memnun olurum...
sükût-u vaveyla
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 03:04 PM) *

Böyle bir tepki geleceğini tahmin etmiştim . Erkekler düşünür demek, kadınlar düşünemez erkekler düşünür demek değildir.Ben erkekler düşünen savaşan ve hükmeden taraf derken bununla gururlandığımı da zannnetmeyin. Bu sadece Allah'ın bize verdiği bir niteliktir. Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir. Bu sebeple erkek daha çok etken kadın ise edilgen durumundadır. Böyle olmasa idi nasıl eş olabilme mümkün olurdu. Bunuda sadece kendi düşünceme göre değil tarihin gerçeklerine göre söylüyorum. İnsanlık tarihinde düşünürler, sanatkarlar ,komutanlar ve sultanlar genel itibari ile erkekler olmuştur. Erkek egemen toplumda olmasaydık bizde düşünürler sanatkarlar çıkartırdık argümanını açıkcası gerçekci bulmuyorum. Muhakki Allah bize daha az bahşettiği merhameti, dinginliği, sabrı , zarifliği kadına vermiştir.

Hangisi doğru ve gerçekçi olandır. Erkek ve kadınında aynı yeti ve niteliklere sahip olması mı yoksa birbirlerini tamamlayan yeti ve niteliklere sahip olması mı?

böyle bir tepkinin gelmesi yanlış mı sizce...tepki gelmese yanlış olurdu...bence..

hani bir şeyi söylerken önce güzel olanı söyleriz ki karşımızda ki kırılmasın...önce
Muhakki Allah bize daha az bahşettiği merhameti, dinginliği, sabrı , zarifliği kadına vermiştir.
desekte..sonra şöylede bir gerçek var desek hiç sorun olmayacak smile.gif

hanımların desteğe çok ama çok ihtiyacı vardır...sözle olsa bile ...bari siz müslüman erkekler destek çıkın bize...

batı dünyasının değer anlayışından bahsetmiyorum...Allah ın verdiği değerin birazını verin yeter... smile.gif

Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir.
yalnız bu cümleye bir anlam veremedim...


Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 15 2008, 03:16 PM) *

Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir. Bu sebeple erkek daha çok etken kadın ise edilgen durumundadır

Kıymetli zemahşeri kardeşim...görülüyor ki sen kadını hiç bilmiyorsun, maalesef erkeğide bilmiyorsun...bunu hakaret olarak zinhar alma...

Lakin kadın bilakis yaratıcı tarafı ağır basandır....

Erkek iş yapandır, dişi, Erkeğin yapacağı işi belirleyendir...

yorum ve eleştirileri yazıyla ilgili yaparsan memnun olurum...



İnsanın yaratıcılığından ne anlıyorsun. Erkek yaratıcı değildir kadın yaratıcıdır derken buna örnek verir misin? Dişi nasıl erkeğin yapacağı işi belirleyendir? örneklerle açıklar mısın?

Yaratmak Allah'a mahsustur gibi klişelerle konunun işleyişi bozulmaz ise seviniriz diğer üyelere duyrulur.
Zemahşeri
ALINTI(havvanur @ Jun 15 2008, 03:25 PM) *

böyle bir tepkinin gelmesi yanlış mı sizce...tepki gelmese yanlış olurdu...bence..

hani bir şeyi söylerken önce güzel olanı söyleriz ki karşımızda ki kırılmasın...önce
Muhakki Allah bize daha az bahşettiği merhameti, dinginliği, sabrı , zarifliği kadına vermiştir.
desekte..sonra şöylede bir gerçek var desek hiç sorun olmayacak smile.gif

hanımların desteğe çok ama çok ihtiyacı vardır...sözle olsa bile ...bari siz müslüman erkekler destek çıkın bize...

batı dünyasının değer anlayışından bahsetmiyorum...Allah ın verdiği değerin birazını verin yeter... smile.gif

Allah yaratıcı vasfını erkeğe daha çok bahşetmiştir.
yalnız bu cümleye bir anlam veremedim...


Bölye bir tepki gelmesi benim anlatmak istedikllerimi detaylı bir şekilde anlatmamamdan kaynaklanabilir. Kaldıki tepki geleceğini tahmin etmemin sebebi de zaten bu anlatımımın detaylı olmadığını düşündüğümdendi.

olaya herhangi bir tarafın, taraftarı gözü ile yaklaşmadığımı düşündüğümden yani söylediklerimden kendime bir pay ve artı değer katmadığımı düşündüğümden önce kadınların gönlünü almak gibi bir önceliği düşünemedim. Buda Allah'ın bize daha az bahşettiği duygusal düşünme yetisinden kaynaklanıyor sanırım smile.gif

Diğer yandan yaratma eylemi canlılar içersinde Allah'ın sadece insana bahşettiği kendi sıfatlarından bir tanesidir. İnsan aklı sayesinde olmayanı yapabilme veya olanı bozabilme yetisine sahiptirki bu sınırlıda olsa bir yaratma eylemidir diye düşünüyoruz. Yine kişinin özgür irade sahibi olması yaratıcı vasfının bir uzantısıdır. Mesele bundan ibaret Allah nasıl ilim,kudret gibi sıfatlarını sınırlıda olsa insana vermiş ise yaratma sıfatınıda insana vermiştir.
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 03:30 PM) *

İnsanın yaratıcılığından ne anlıyorsun. Erkek yaratıcı değildir kadın yaratıcıdır derken buna örnek verir misin? Dişi nasıl erkeğin yapacağı işi belirleyendir? örneklerle açıklar mısın?

Yaratmak Allah'a mahsustur gibi klişelerle konunun işleyişi bozulmaz ise seviniriz diğer üyelere duyrulur.


elbette cevaplarımı vereyim kardeşim...

Lakin kadın bilakis yaratıcı tarafı ağır basandır....

Erkek iş yapandır, dişi, Erkeğin yapacağı işi belirleyendir...


Erkek yaratıcı değildir demedim, yaratıcı tarafı daha ağır basan dişidir dedim dedim...

İnsanın yaratıcılığı demek, o ana kadar ortaya konmamış birşeyi ortaya koyması demek...

Kişinin işi davasıdır, kişinin davasını derdi belirler, kişinin derdini Yüreyindeki Hal belirler, Erkeğin Yüreğindeki Hal ise dişinin ürünüdür...

konumuza döner isek, Cennetten kovulma suçunu Havvaya atılması tek başına belirleyici değildir.Lakin Kadın olgusuna verilecek anlamın değerin belirleyici paradigması olmuştur...

Bu bağlamda Müslüman erkeğin ikinci büyük yanılgısı, Allah tarafından kendisine torpil geçildiği hükmüdür...bunu aleni söze dökmese bile buna inanmaktadır...yoksa, siz nekadar çabalasanız bile adil olamazsınız, denmişken, nasıl olurda adil olamayacağını bile bile 4 kadınla evlanmeyi göze almıştır?

Adil olmayan zalim değilmidir?
Allah en sevmediği şey zulüm değilmidir...o halde?

Allah erkeğin adil olamayacağını yani zalim olacağını bile bile mi izin verdi erkeğin zulmüne?..Biri evet 4 kadınla evlenme hak tır dediğinde, Adil olamayacağımı bile bile allah bana izin verdiyse, burada torpil yok mu?



sükût-u vaveyla
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 03:41 PM) *

Bölye bir tepki gelmesi benim anlatmak istedikllerimi detaylı bir şekilde anlatmamamdan kaynaklanabilir. Kaldıki tepki geleceğini tahmin etmemin sebebi de zaten bu anlatımımın detaylı olmadığını düşündüğümdendi.

olaya herhangi bir tarafın, taraftarı gözü ile yaklaşmadığımı düşündüğümden yani söylediklerimden kendime bir pay ve artı değer katmadığımı düşündüğümden önce kadınların gönlünü almak gibi bir önceliği düşünemedim. Buda Allah'ın bize daha az bahşettiği duygusal düşünme yetisinden kaynaklanıyor sanırım smile.gif

Diğer yandan yaratma eylemi canlılar içersinde Allah'ın sadece insana bahşettiği kendi sıfatlarından bir tanesidir. İnsan aklı sayesinde olmayanı yapabilme veya olanı bozabilme yetisine sahiptirki bu sınırlıda olsa bir yaratma eylemidir diye düşünüyoruz. Yine kişinin özgür irade sahibi olması yaratıcı vasfının bir uzantısıdır. Mesele bundan ibaret Allah nasıl ilim,kudret gibi sıfatlarını sınırlıda olsa insana vermiş ise yaratma sıfatınıda insana vermiştir.

konuyu dağıtmak istemiyorum fakat insanın yaratılanı şekillendirdiğini düşünüyorum ...neyi yaratır mesele..sizd buna bir örnek verin...

bu olaydan herkes bir pay çıkarsın smile.gif ...önce teşekkür sonra yemeğin tuzu az olmuş biggrin.gif
Zemahşeri
ALINTI(havvanur @ Jun 15 2008, 03:55 PM) *

konuyu dağıtmak istemiyorum fakat insanın yaratılanı şekillendirdiğini düşünüyorum ...neyi yaratır mesele..sizd buna bir örnek verin...

bu olaydan herkes bir pay çıkarsın smile.gif ...önce teşekkür sonra yemeğin tuzu az olmuş biggrin.gif



İnsanın bir şey icad etmesi , birşeyi kullanılabilir hale dönüştürmesi, düşünmesi, bir şiir yazması , bir parça bestelemesi, bir manzara resmi yapması, veya tersinden düşünürsek dünyanın işleyişine zarar verebilmesi onun yaratma gücüdür.
Zemahşeri
ALINTI
Kişinin işi davasıdır, kişinin davasını derdi belirler, kişinin derdini Yüreyindeki Hal belirler, Erkeğin Yüreğindeki Hal ise dişinin ürünüdür...


kadının yaratıcı tarafının ağır bastığına dair deliliniz bumudur? Eğer bu ise daha somut bir deliliniz var mı?

ALINTI
İnsanın yaratıcılığı demek, o ana kadar ortaya konmamış birşeyi ortaya koyması demek...


Misal verirken bu açıklamanızıda göz önünde bulundurun.


ALINTI
konumuza döner isek, Cennetten kovulma suçunu Havvaya atılması tek başına belirleyici değildir.Lakin Kadın olgusuna verilecek anlamın değerin belirleyici paradigması olmuştur...


Doğru buna diyecek birşeyimiz yok.

4 eş meselesi tartışmalı bir konu. Bu daha çok zaruret haricinde yapılması pek uygun olmayan bir uygulama. istediğimiz gibi 4 eş alırız bu bizim hakkımız demek ne kadar yanlış ise 4 eş almak yasaktır demekte o kadar yanlış olur.
cah
4 eş meselesi tartışmalı bir konu. Bu daha çok zaruret haricinde yapılması pek uygun olmayan bir uygulama. istediğimiz gibi 4 eş alırız bu bizim hakkımız demek ne kadar yanlış ise 4 eş almak yasaktır demekte o kadar yanlış olur.


o halde, siz nekadar istesinizde adil olamazsınız ayeti ile

4 eşe izin verme ayeti arasındaki çelişki ne olacak
hem adil olamazsınız denmekte...hemde adil olamayacağını yani zalim olup zulm yapacağını bile bile izin veriliyor erkeye?

böyleyse Erkek Allah tarafındna kendini torpilli saymaz mı?
cah
Erkek tarihte düşünen , savaşan, hükmeden taraf olmuştur. İnsanlık tarihinin böyle şekillenmesi kaçınılmazdı..

***

ve dahi, erkeğin düşünmesini, savaşını, hükmedişini, şiirini, edebiyatını belirleyen şey.Erkeğin Yüreğindeki Hal dir.
Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 15 2008, 05:16 PM) *


4 eşe izin verme ayeti arasındaki çelişki ne olacak
hem adil olamazsınız denmekte...hemde adil olamayacağını yani zalim olup zulm yapacağını bile bile izin veriliyor erkeye?

böyleyse Erkek Allah tarafındna kendini torpilli saymaz mı?



Bu bir çelişki değil kardeşim. Allah'ın erkeklere bir uyarısı var.Allah diyorki size 4 eş almaya müsade ediyorum lakin aralarında adalet ile hükmedeceksiniz. Hükmetmezseniz heabını sorarım. Sonrada devamla siz ne kadar adalet ile hükmedeceğinizi düşünsenizde bunu yapamazsınız ama ben yinede size bu hakkı zaruretlerinde olabileceğini bilerek müsade ediyorum. Şimdi bundan sonra dileyen dilediği tercihi yapsın.
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 05:22 PM) *

Bu bir çelişki değil kardeşim. Allah'ın erkeklere bir uyarısı var.Allah diyorki size 4 eş almaya müsade ediyorum lakin aralarında adalet ile hükmedeceksiniz. Hükmetmezseniz heabını sorarım. Sonrada devamla siz ne kadar adalet ile hükmedeceğinizi düşünsenizde bunu yapamazsınız ama ben yinede size bu hakkı zaruretlerinde olabileceğini bilerek müsade ediyorum. Şimdi bundan sonra dileyen dilediği tercihi yapsın.


Yani adil olamayacaklarını bilerek izin veriyor...
Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 15 2008, 05:31 PM) *

Yani adil olamayacaklarını bilerek izin veriyor...



Allah kölelik sisteminede izin veriyor çünkü bu insanlığın o zaman için kaçınılmaz bir gerçeği idi. Allah izin verirken onu düzenlemekte belirli kurallar koymakta ve yapılmadığında karşılığının görüleceğini söylemektedir.Çok eşlilikte ister kabul edin ister etmeyin insanlığın bir gerçeğidir. Eğer Allah çok eşliliği yasaklasa idi savaşlarda dul kalan kadınlara zulm etmiş te olmazmıydı. Çok eşlilik sadece savşlar için geçerli bir durumdur denilebilir o başka bir konu.
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 05:44 PM) *

Allah kölelik sisteminede izin veriyor çünkü bu insanlığın o zaman için kaçınılmaz bir gerçeği idi. Allah izin verirken onu düzenlemekte belirli kurallar koymakta ve yapılmadığında karşılığının görüleceğini söylemektedir.Çok eşlilikte ister kabul edin ister etmeyin insanlığın bir gerçeğidir. Eğer Allah çok eşliliği yasaklasa idi savaşlarda dul kalan kadınlara zulm etmiş te olmazmıydı. Çok eşlilik sadece savşlar için geçerli bir durumdur denilebilir o başka bir konu.


Şimdi yuklarıdaki yazıdan şunu anlıyoruz...

Savaş çıkıp kadınlar dul kalıp evlenecek erkek bulamama ihtimalinin zulm olma olasılığı...Allahı peşin peşin Erkeğin Zülm işlemesine izin verme neticesini doğuruyor...

Yani daha açıkcası...Allah Erkeye bile bile Zülm işlemesine izin veriyor...gerekçesi ne olursa olsun...

Hani Allah mutlak adildi?

İslamda çok eşlilik var, hatta 4 tane ile bile sınırlı değil..lakin şartı parası olan alır değildir...boş yere Erkeklere torpil aranmasın...

2şer 3 er 4er diyor..yani dilediğin kadar...sadece tek şart var...sen adil olamazsın zulm edersin. Eğerki o kadınlar haklarını helal ederse, dilediğin kadar al.
Şart odur ki. her kadın Hakkı nı helal edecek hemide yürekten, ağızdan değil zira allah yüreklere bakar...

Köleleye gelince;

Köle; kendi özgür iradesi ile tercih yapamayıp başkasının iradesi altında onun için çalışan hizmet eden İnsandır.İster dişi ister erkek olsun.

Eskiden köleler daha değerliydi...şimdiki kadar ucuz değil...

Eskiden yatacak, giyecek, i,çecek varsa ailesini geçindirecek yükümlülük köle sahibinindi...
Bugün ise, az bir para verip gönderiyorlar...

Hangi işçi kendi özgür tercihi ile hayatını dizayn edebiliyor...

Hangi işçi belirliyor çalışma saatini tatil saatini...
Görmüyormusunuz insancıkların ömürleri karnını doyurma peşinde koşmakla geçmekte...

Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 15 2008, 06:09 PM) *

Şimdi yuklarıdaki yazıdan şunu anlıyoruz...

Savaş çıkıp kadınlar dul kalıp evlenecek erkek bulamama ihtimalinin zulm olma olasılığı...Allahı peşin peşin Erkeğin Zülm işlemesine izin verme neticesini doğuruyor...

Yani daha açıkcası...Allah Erkeye bile bile Zülm işlemesine izin veriyor...gerekçesi ne olursa olsun...

Hani Allah mutlak adildi?

İslamda çok eşlilik var, hatta 4 tane ile bile sınırlı değil..lakin şartı parası olan alır değildir...boş yere Erkeklere torpil aranmasın...

2şer 3 er 4er diyor..yani dilediğin kadar...sadece tek şart var...sen adil olamazsın zulm edersin. Eğerki o kadınlar haklarını helal ederse, dilediğin kadar al.
Şart odur ki. her kadın Hakkı nı helal edecek hemide yürekten, ağızdan değil zira allah yüreklere bakar...

Köleleye gelince;

Köle; kendi özgür iradesi ile tercih yapamayıp başkasının iradesi altında onun için çalışan hizmet eden İnsandır.İster dişi ister erkek olsun.

Eskiden köleler daha değerliydi...şimdiki kadar ucuz değil...

Eskiden yatacak, giyecek, i,çecek varsa ailesini geçindirecek yükümlülük köle sahibinindi...
Bugün ise, az bir para verip gönderiyorlar...

Hangi işçi kendi özgür tercihi ile hayatını dizayn edebiliyor...

Hangi işçi belirliyor çalışma saatini tatil saatini...
Görmüyormusunuz insancıkların ömürleri karnını doyurma peşinde koşmakla geçmekte...



Hiç bir kölede hayatının sonuna kadar köle olmak istemez buda bir gerçek. İşçiler konusundaki karşılaştırmanız doğru ama kölelik 21. yy da yaşayan bizlerin öyle kolay anlayabileceğimiz bir konu da değil. İslam kölelik sisteminin kaldırmamış ama zemin hazırlamıştır.

Senin söyleminden anladığım kadarı ile eşler razı olur ise çok eşlilik mümkün olabilir doğrumu anlıyorum? Eğer öyle ise benimde soracaklarım olacak o yüzden.
cah
evet kardeşim, kadınlar razı ise, dilediği kadar kadın alabilir, hemde 2şer 3er 4er
Zemahşeri
ALINTI(cah @ Jun 15 2008, 06:36 PM) *

evet kardeşim, kadınlar razı ise, dilediği kadar kadın alabilir, hemde 2şer 3er 4er



Peki bu mantıklı açıklama ama kurani delilin nedir. 2şer 3 er 4 er diyen ayeti nasıl yorumluyorsun?
sükût-u vaveyla
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 04:51 PM) *

İnsanın bir şey icad etmesi , birşeyi kullanılabilir hale dönüştürmesi, düşünmesi, bir şiir yazması , bir parça bestelemesi, bir manzara resmi yapması, veya tersinden düşünürsek dünyanın işleyişine zarar verebilmesi onun yaratma gücüdür.

confused1.gif resim yapıyoruz ...yaratılan renkten..kullanıyoruz.ağaçtan kağıtlar yapılıyor...fırçalar...yaratılan hayvandan yapılıyor... confused1.gif yaratılan doğaya bakarak yapıyoruz o resmi confused1.gif

aklıma yatmadı zemahşeri... smile.gif


Bu bir çelişki değil kardeşim. Allah'ın erkeklere bir uyarısı var.Allah diyorki size 4 eş almaya müsade ediyorum lakin aralarında adalet ile hükmedeceksiniz. Hükmetmezseniz heabını sorarım. Sonrada devamla siz ne kadar adalet ile hükmedeceğinizi düşünsenizde bunu yapamazsınız ama ben yinede size bu hakkı zaruretlerinde olabileceğini bilerek müsade ediyorum. Şimdi bundan sonra dileyen dilediği tercihi yapsın

zaruretler ne olabilir bir fikri olan var mı?mesela hanımın çocuğu olmuyorsa confused1.gif

serkanasm
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 06:41 PM) *

Peki bu mantıklı açıklama ama kurani delilin nedir. 2şer 3 er 4 er diyen ayeti nasıl yorumluyorsun?

Şöyle ki:

ALINTI
Allâhü Teâlâ en-Nisâ sûresinin 3. âyet-i kerîmesinde:

"Eğer yetîm kızlar hakkında adâleti yerine getiremiyeceğinizden korkarsanız sizin için helâl olan diğer kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâh edin! Şâyet (bu sûretle de) adâlet yapamayacağınızdan korkuyorsanız o zaman bir tane ile, yahut mâlik olduğunuz câriye ile yetinin. Bu (tek hanım veya câriye) sizin için hakdan eğrilip sapmamanıza daha yakındır." buyurmaktadır.

Bu âyet-i kerîmeden anlaşılan, birden fazla evlenmenin İslâm’ın bir emri değil, bir izni olduğudur. Yani bu hüküm, yapılması gerekli bir görev değil, zarûrî durumlarda kullanılabilecek bir izindir. Ancak bu izinden faydalanılabilmesi için de erkeğin, eşleri arasında her konuda eşitlik ve adâlet esaslarına uygun hareket edebileceğine inanması gerekmektedir.

Birden fazla kadınla evli olan bir erkek, eşleri arasında her hususta adâletli davranmaya dînen mecbûrdur. Nöbetleşe beraber kalır. Birinin nöbetinde iken, onun izni olmaksızın diğerine gidemez. Ortakların güzeli ile çirkini, yaşlısı ile genci bu hususta aynı durumdadır. Kocanın bu konuda hiç bir özrü geçerli değildir. Yedirme, giydirme, mesken, davranış gibi bütün konularda da hiçbir ayırım yapmaması şarttır. (222) Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

"Bir erkeğin nikâhında iki kadın bulunur da aralarında adâleti gözetmezse, kıyâmet gününe bir tarafı düşük, felçli olarak gelir." (223) buyurmaktadır.

Kaldı ki, birden fazla evlenme hususunda bir zorunluluk yoktur. Teaddüd-i zevcât, yapılması mecbûrî bir emir olmayıp, ancak bazı zaruretler karşısında cemiyeti ahlâksızlıktan ve fuhuştan kurtarmak için konulmuş ictimâî bir tedbirdir. Bunu gerçekleştirmeye, ne erkek ve ne de kadın mecburdur. Bir erkek, gerek görürse bundan faydalanır, gerek görmezse bir hanım ile yetinir. Kadın da uygun görürse, evli bir erkekle evlenmeyi kabul eder. Uygun görmezse kabul etmez. İlk hanım da, üzerine evlenilmesini arzu etmediği takdirde, bu hususu, nikâh esnasında uygun bir şart ile, meselâ boşanma hakkı elinde bulunmak şartıyle sağlayabilir. (224) İlk hanım evlenirken üzerine evlenilmemesini şart koşmuş ise, ikinci evlilik yapılamaz. Esasen bir hanım ile yetinilmesi "Adâletli davranamayacağınızdan korkarsanız bir tane ile yetinin!" âyet-i kerîmesine göre daha uygun görülmektedir. Ayrıca şartlarına uyamıyacak kimselerin birden fazla kadınla evlenmeye kalkışmaları, Allah indinde sorumluluğu gerektirir. Bu yüzden hukûku çiğnenen bir hanım da mahkemeye mürâcaat ederek haklarını savunabilir. (225) İslâm Dîni’nde erkekler, birden fazla evlenmekle emrolunmadıkları gibi, kadınlar da ortak kabul etmek zorunda değillerdir. (226) İstenmemekle beraber boşanma, bazen bir zaruret halini aldığı gibi, çeşitli zamanlarda bazı toplumlarda birden fazla evlenmek de mecbûriyet arzedebilir. Bu ve benzeri gerçekleri dikkate almayan bir nizamın ömrü kısa olur. Halbuki İslâm Dîni, başlı başına bir hayat nizâmıdır. Gerçekten birden fazla evlenme, bazı durumlarda kadın için bir kurtuluş, bir nimet olabilmektedir. Meselâ kadının yaradılışdan veya herhangi bir hastalıktan zevcelik vazifesini yerine getirememesi veya çocuk yapmaya muktedir olmaması durumunda, kocasına evlenebilme hakkı verilmediği takdirde, erkek, ya bu kadıncağızı boşayıp bir başkası ile evlenecek, ya da kötü yollara düşecektir. Bu her iki durumda, hem erkek ve hem de kadın için büyük bir zulüm sözkonusudur. Birden fazla evliliğin zarûret hâline geldiği noktalardan biri de, savaş sonrası ortaya çıkan durumdur. Savaşlar sonucu erkek nüfûsun, kadınlara oranla çok daha azaldığı bir gerçektir. Bu durumda birden fazla evlilik, ahlâksızlık ve zinâyı önleyecek en tesirli bir yoldur. Şu halde teaddüd-i zevcât, normal hayatta her zaman uygulanabilecek bir kâide değil, özel durumlarda mürâcaat edilmek üzere verilmiş müstesnâ bir tedbirden ibârettir.

*

Buraya kadar, yüce dînimizin kadına verdiği üstün değeri ve onlara tanıdığı ulvî hakları, gücümüz nisbetinde açıkladıktan sonra; genç kızlarımıza örnek alacakları rehberlerden bahsederek, kuracakları âile yuvalarında muhakkak dikkat etmeleri gerekli hususlara kısaca temâs etmeyi uygun bulmaktayım.


225. Ömer Nasûhî Bilmen, a.g.e., c. II, s:114.

Kadının Boşanma Hakkı ise;

Bakara 229 (...) O halde, ikisinin de Allah'ın koyduğu sınırları koruyamayacaklarından korkuyorsanız, kadının serbestliğe kavuşması için [kocasına] bazı şeyler bırakmasında her iki taraf için de bir günah yoktur(...)


Tefsir:
Bütün otoriteler, bu ayetin, kadının kocasından kayıtsız şartsız boşanmasını isteme hakkı ile ilgili olduğunda mutabıktırlar; bu şekilde kadının isteği ile evliliğin sona erdirilmesine hul‘ adı verilir. Sıhhat derecesi yüksek birçok Hadis'e göre, Sâbit b. Kays'ın karısı Cemîle Hz. Peygamber'e gelerek, kocasının kusursuz karakterine ve davranış tarzına rağmen "İslam'ı kabul ettikten sonra yeniden küfre düşmekten ne kadar nefret ediyorsa, kocasından da o kadar nefret ettiği"ni beyan ederek boşanmasını talep etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Cemîle'ye, kocasının evlendikleri zaman kendisine mehir olarak verdiği bahçeyi ona iade etmesini emretti ve evliliğin bittiğini ilan etti. (Bu Hadis'in birçok değişik şekli, İbni ‘Abbâs'dan rivayetle Buhârî, Neseî, Tirmizî, İbni Mâce ve Beyhakî'de kaydedilmiştir.) Benzer Hadisler, Hubeyde Binti Sehl adlı kadınla ilgili olarak, İmâm Mâlik'in Muvatta'ında, İmâm Ahmed'in Müsned'inde, Neseî ve Ebû Davûd mecmualarında Hz. Ayşe'den rivayetle nakledilmiştir (aradaki tek fark, son kaynakta kadının ismi Hafsa Binti Sehl olarak anılmıştır). Bu Rivayetlere istinaden İslam Hukuku, kocanın evliliğe ilişkin yükümlülüklerini herhangi bir şekilde ihlal etmemiş olması şartıyla, sadece kadının isteği üzerine evlilik sona erdirilirse, kadının akdi bozan taraf olacağını ve bu nedenle, nikah sırasında kocasından almış olduğu mehri iade etmek zorunda kalacağını hükme bağlamıştır; ve bu durumda, kadının kendi hür iradesiyle vazgeçmiş olduğu mehri kocanın geri almasında "her iki taraf için de hiçbir günah yoktur". Bütün bu rivayetlerin ve hukukî sonuçlarının etraflı bir tartışması, Neylu'l-Evtâr'da (VII, 34-41) görülebilir. İslam Hukuku'nun çeşitli ekollerinin bu konu ile ilgili görüşlerinin bir özeti için bkz. Bidâyetu'l-Müctehid II, 54-57.
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 06:41 PM) *

Peki bu mantıklı açıklama ama kurani delilin nedir. 2şer 3 er 4 er diyen ayeti nasıl yorumluyorsun?


Nasıl yorumladığımı anlatırım lakin bu konu başlığı başka,

Sen nnasıl yorumladığınla ilgili bir başlık yazarsan orada inandıklarımızı paylaşırız kardeşim.
NARTKAN
bizim hz.adem diye bir babamız
hz.havva diyede bir anamız yoktur.

Kuran ile çelişmeyin.böyle karakterler yok kitapta
ademden kasıt başkadır.
havvanın zaten adı bile geçmez.

kaldıki adem kadın mı erkek mi oda tartışılır !
seyhan
"Kuran ile çelişmeyin.böyle karakterler yok kitapta
ademden kasıt başkadır.
havvanın zaten adı bile geçmez.
NARTKAN"

senin de adın geçmiyor kuran-ı kerimde, öyleyse sen yoksun whistling.gif
nasreddinhoca
Yok ki zaten, var olduğunu mu zannediyor...
yokluktan ses çıkmaması gerek, bu fizik kanunlarına aykırı, acaba arkadaş fizik ötesinden mi ne?
Tüm meseleleri çözmüş, çözemediklerine bak hizaya gel...
Bazı banlanan tipler var, banlanıyorlar, sonra başka nickle geri geliyorlar, bakıyoruz terennümler aynı, tip belli, sırıtıyor, bakalım foyası yakında çıkar, olta atıyorum, gaza gelirse diye. smile.gif
cah
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 15 2008, 06:34 PM) *

Hiç bir kölede hayatının sonuna kadar köle olmak istemez buda bir gerçek. İşçiler konusundaki karşılaştırmanız doğru ama kölelik 21. yy da yaşayan bizlerin öyle kolay anlayabileceğimiz bir konu da değil. İslam kölelik sisteminin kaldırmamış ama zemin hazırlamıştır.

Senin söyleminden anladığım kadarı ile eşler razı olur ise çok eşlilik mümkün olabilir doğrumu anlıyorum? Eğer öyle ise benimde soracaklarım olacak o yüzden.


Selam,

Eğer kadınlar yürekten razı olursa, o erkek ikişer, üçer, dörder kadınla nikahlanabilir, lakin olmazsa olmaz şart kadınlarının tümünün hakkını mahşerde hesap esnasında helal edeceği gibi helal etmesidir, zira erkek hak yemiştir bu kesindir...
RAzdAR
bence insanoğlu Havvanın günahını affetmedi.
kadınlar birbirlerine dost değil.
kollektif bilinçaltı kadınların birbirleriyle olan dostluklarını da belirliyor.
artı kadınları kadınlarda eziyor.





















karuban
Yazık.

Meal Müslümanlığı ile ancak bu kadar oluyor demek.

Ayetin birinin mealini yazıp kadın erkek tartışması yapıyorsunuz. Kur'an sadece o tek Ayetten mi müteşekkil de hemen hükme ulaştınız? Sonra hangi ilmi ölçülere göre o Ayeti hükmünüze mesned kıldınız?

Bir kere verdiğiniz Ayet-i Kerimede yani Ta ha, 120.'de bir zamanlama mı var?! Önce Adem sonra eşi mi deniyor? Zamanlamayı nasıl çıkardınız?


A'raf 20. Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı” dedi.

Kalınlaştırdım ki gözden kaçmasın. Burada "onlara" deniyor. Yalnızca Adem As.'a değil! Onlar. Çoğul. Eşi de var. Bu durumda ihtimaldir ki önce eşi sonra Adem AS. vesveseye maruz kalmış ve yasak ağaçtan yemiş olabilir. Önce Adem AS. sonra eşi de mümkün. Bunu Ayet-i Kerimenin kendisinden doğrudan çıkarmak zor. Öyle ise bu konudaki Hadis-i Şeriflere ve alimlerin naklettiklerine bakmak gerekir. Her halukarda sadece Ta Ha 120'den yola çıkıp "önce Hz. Adem vesveseye kanıp yasak işlemiştir, Hz. Havva değil" demek mümkün değildir. İsabetsizdir. Dayanağı yoktur.

Zaten A'raf 19.'da da "Adem ve eşi" diye geçiyor.

Adem Havva uydurma diyen ise bu söylediğini neresinden uyduruyor çıkaramadım! Sallayın bakalım.


A'raf 19. (Allah buyurdu ki) : “Ey Adem! Sen ve eşin Cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

Uyduran, Kur'an'ı inkar etmiş oluyor. Vallahi sizi anlamak mümkün değil! Müslüman Kur'an'da geçen bir hakikati inkar etmez, edemez. Aklınızı başınıza alınız.

Şimdi A'raf 120. için İmam Kurtubi Hazretleri ne yazmış bir bakalım:


I. Yasağı Çiğnemenin Cezası, bahsinde:

"Avret yerleri kendilerine göründü." Önce Havva yedi, ona bîrşey ol­madı. Adem de yiyince bu sefer cezaya çarpıldılar. Çünkü, daha önce el-Ba­kara Sûresi'nde de geçtiği üzere nehiy her iki­si hakkında söz konusu idi."

Yine İmam Kurtubi Hazretleri, Bakara Suresindeki Adem bahsinde tefsir etmiştir:

"Âdem (a.s)'ın zevcesi Havva Aleyhesselamdır. Ona bu ismi ilk veren yi­ne Hz. Âdem'dir. ... İşte yüce Allah'ın şu buyruğunun anlamı da budur: 'Sizi tek bir candan yaratandır O. Bu candan da onunla sükûn bulsun diye eşini ya­ratmıştır.' (el-A'raf, 7/189) ...

Çünkü yüce Allah burada: 'Yoksa ikiniz de za­limlerden olursunuz' diye buyurmuş ve nehiy ile tehdidi bir arada zikret­miştir. ...

Derim ki: Konu ile ilgili birinci görüş de aynı şekilde güzeldir. Buna gö­re, onlar yasak kılınan ağacın sadece tayin edilen ağaç olduğunu sanmış­lar, halbuki kasıt o ağacın türünden olan bütün ağaçları da kapsamakta idi. ...

Yasak ağaçtan ilk yiyen İbli­sin aldatması ile Havva olmuştur. Ve ilk olarak İblis, Havva ile konuşmuştur. Kadınlar aracılığıyla erkeklerin karşı karşıya kaldıkları ilk fit­ne de budur.

Havva, Hz. Âdem'e yeme teklifini yapınca o, bu teklifini red­detti ve Allah'ın kendilerine verdiği emri hatırlattı. İblis, Havva'ya ısrar, etti, o da Âdem'e ısrar etti. Nihayet Havva şöyle dedi: O ağaçtan senden önce ben yiyeyim. Bundan dolayı bana bir zarar gelirse sen kurtulmuş olursun. Hav­va ağaçtan yediği halde bir zararını görmedi. Hz. Âdem'e gelip: Ye, ben ye­dim ve bana bir zararı olmadı, deyince Hz. Âdem de yedi ve bu sefer onların ayıp yerleri görünmeye başladı...

Çünkü yüce Allah, her ikisine hitaben: 'Yalnız bu ağa­ca yaklaşmayınız' diye emir vermiş ve yasağı ikisine yöneltmişti. O bakım­dan her ikisi de yasağı işlemediği sürece sadece Havva o ağaçtan yediğin­den dolayı, günahın işlenmesi mukabilinde sözkonusu olan cezayı görmedi. Hz. Âdem ise bu inceliği fark edememişti
. ..."

Fahruddin Razi Hazretleri, A'raf 19 ve 20. tefsirlerinde buyuruyor:

"Hz. Adem'in zevcesi Hz. Havva'dır. ...

İşte bu suretle ikisini de aldatarak, (o ağaca) tenezzül ettirdi. ...

İblis, Hz. Adem ve Hz. Havva'ya bizzat hitab ederek söylemiş olabileceği gibi onların kalblerine düşürmüş olması da mümkündür. Bu iki husus da rivayet edilmiştir, ancak ne var ki genel kanaat, bu sözün hitab edilerek söylendiği şeklindedir. ...

Katâde şöyle demiştir: İblis onla­ra karşı, Allah adına yemin ederek onları aldatmıştır. Allah'a inanan bir kimse bazan aldanabilir. ... Adem (a.s), hiçbir kimsenin, Allah adına yalan yere yemin edemiyeceğini zannediyordu. ... Allah Teâlâ daha sonra 'İşte bu suretle ikisini de aldattı' buyurmuştur. ...
"

Yine Fahruddin Razi Hazretleri, Bakara Suresindeki Hz. Adem bahsinde anlatmıştır:

"Hz. Adem'in insanlara gönderilmiş olması da caiz değildir. Çünkü orada, Hz. Havvâ'dan başka hiçbir insan yoktu. Yemeyiniz (yaklaşmayınız) emri her ikisine de verilmişti."

-------------------------------------------------------------------------

İnsanları ifsad etmeye çalıştığınızı söylesem bilmiyorum kabul edebilecek misiniz?

Bilerek yapıyorsanız, siz bozgunculardansınız.

Bilmeden yapıyorsanız bu kadar gaflet bir insana yakışmıyor.

Gerçekten kendinize yazık ediyorsunuz.
cah
ALINTI(karuban @ Jul 25 2008, 02:12 AM) *

Yazık.

Meal Müslümanlığı ile ancak bu kadar oluyor demek.

Ayetin birinin mealini yazıp kadın erkek tartışması yapıyorsunuz. Kur'an sadece o tek Ayetten mi müteşekkil de hemen hükme ulaştınız? Sonra hangi ilmi ölçülere göre o Ayeti hükmünüze mesned kıldınız?

Bir kere verdiğiniz Ayet-i Kerimede yani Ta ha, 120.'de bir zamanlama mı var?! Önce Adem sonra eşi mi deniyor? Zamanlamayı nasıl çıkardınız?


A'raf 20. Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı” dedi.

Kalınlaştırdım ki gözden kaçmasın. Burada "onlara" deniyor. Yalnızca Adem As.'a değil! Onlar. Çoğul. Eşi de var. Bu durumda ihtimaldir ki önce eşi sonra Adem AS. vesveseye maruz kalmış ve yasak ağaçtan yemiş olabilir. Önce Adem AS. sonra eşi de mümkün. Bunu Ayet-i Kerimenin kendisinden doğrudan çıkarmak zor. Öyle ise bu konudaki Hadis-i Şeriflere ve alimlerin naklettiklerine bakmak gerekir. Her halukarda sadece Ta Ha 120'den yola çıkıp "önce Hz. Adem vesveseye kanıp yasak işlemiştir, Hz. Havva değil" demek mümkün değildir. İsabetsizdir. Dayanağı yoktur.

Zaten A'raf 19.'da da "Adem ve eşi" diye geçiyor.

Adem Havva uydurma diyen ise bu söylediğini neresinden uyduruyor çıkaramadım! Sallayın bakalım.


A'raf 19. (Allah buyurdu ki) : “Ey Adem! Sen ve eşin Cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

Uyduran, Kur'an'ı inkar etmiş oluyor. Vallahi sizi anlamak mümkün değil! Müslüman Kur'an'da geçen bir hakikati inkar etmez, edemez. Aklınızı başınıza alınız.

Şimdi A'raf 120. için İmam Kurtubi Hazretleri ne yazmış bir bakalım:


I. Yasağı Çiğnemenin Cezası, bahsinde:

"Avret yerleri kendilerine göründü." Önce Havva yedi, ona bîrşey ol­madı. Adem de yiyince bu sefer cezaya çarpıldılar. Çünkü, daha önce el-Ba­kara Sûresi'nde de geçtiği üzere nehiy her iki­si hakkında söz konusu idi."

Yine İmam Kurtubi Hazretleri, Bakara Suresindeki Adem bahsinde tefsir etmiştir:

"Âdem (a.s)'ın zevcesi Havva Aleyhesselamdır. Ona bu ismi ilk veren yi­ne Hz. Âdem'dir. ... İşte yüce Allah'ın şu buyruğunun anlamı da budur: 'Sizi tek bir candan yaratandır O. Bu candan da onunla sükûn bulsun diye eşini ya­ratmıştır.' (el-A'raf, 7/189) ...

Çünkü yüce Allah burada: 'Yoksa ikiniz de za­limlerden olursunuz' diye buyurmuş ve nehiy ile tehdidi bir arada zikret­miştir. ...

Derim ki: Konu ile ilgili birinci görüş de aynı şekilde güzeldir. Buna gö­re, onlar yasak kılınan ağacın sadece tayin edilen ağaç olduğunu sanmış­lar, halbuki kasıt o ağacın türünden olan bütün ağaçları da kapsamakta idi. ...

Yasak ağaçtan ilk yiyen İbli­sin aldatması ile Havva olmuştur. Ve ilk olarak İblis, Havva ile konuşmuştur. Kadınlar aracılığıyla erkeklerin karşı karşıya kaldıkları ilk fit­ne de budur.

Havva, Hz. Âdem'e yeme teklifini yapınca o, bu teklifini red­detti ve Allah'ın kendilerine verdiği emri hatırlattı. İblis, Havva'ya ısrar, etti, o da Âdem'e ısrar etti. Nihayet Havva şöyle dedi: O ağaçtan senden önce ben yiyeyim. Bundan dolayı bana bir zarar gelirse sen kurtulmuş olursun. Hav­va ağaçtan yediği halde bir zararını görmedi. Hz. Âdem'e gelip: Ye, ben ye­dim ve bana bir zararı olmadı, deyince Hz. Âdem de yedi ve bu sefer onların ayıp yerleri görünmeye başladı...

Çünkü yüce Allah, her ikisine hitaben: 'Yalnız bu ağa­ca yaklaşmayınız' diye emir vermiş ve yasağı ikisine yöneltmişti. O bakım­dan her ikisi de yasağı işlemediği sürece sadece Havva o ağaçtan yediğin­den dolayı, günahın işlenmesi mukabilinde sözkonusu olan cezayı görmedi. Hz. Âdem ise bu inceliği fark edememişti
. ..."

Fahruddin Razi Hazretleri, A'raf 19 ve 20. tefsirlerinde buyuruyor:

"Hz. Adem'in zevcesi Hz. Havva'dır. ...

İşte bu suretle ikisini de aldatarak, (o ağaca) tenezzül ettirdi. ...

İblis, Hz. Adem ve Hz. Havva'ya bizzat hitab ederek söylemiş olabileceği gibi onların kalblerine düşürmüş olması da mümkündür. Bu iki husus da rivayet edilmiştir, ancak ne var ki genel kanaat, bu sözün hitab edilerek söylendiği şeklindedir. ...

Katâde şöyle demiştir: İblis onla­ra karşı, Allah adına yemin ederek onları aldatmıştır. Allah'a inanan bir kimse bazan aldanabilir. ... Adem (a.s), hiçbir kimsenin, Allah adına yalan yere yemin edemiyeceğini zannediyordu. ... Allah Teâlâ daha sonra 'İşte bu suretle ikisini de aldattı' buyurmuştur. ...
"

Yine Fahruddin Razi Hazretleri, Bakara Suresindeki Hz. Adem bahsinde anlatmıştır:

"Hz. Adem'in insanlara gönderilmiş olması da caiz değildir. Çünkü orada, Hz. Havvâ'dan başka hiçbir insan yoktu. Yemeyiniz (yaklaşmayınız) emri her ikisine de verilmişti."

-------------------------------------------------------------------------

İnsanları ifsad etmeye çalıştığınızı söylesem bilmiyorum kabul edebilecek misiniz?

Bilerek yapıyorsanız, siz bozgunculardansınız.

Bilmeden yapıyorsanız bu kadar gaflet bir insana yakışmıyor.

Gerçekten kendinize yazık ediyorsunuz.



Selam,

Bizde hayvanla dahi münasebete geçerken önce selam verilir.

Doğal olarak önce hakaretle başlanmış, yazı kendi içinde çelişkilerle dopdolu.

Öncelike şeytan Hz.Ademi muhatap alıyor bu ayetle sabit...

Tüm herşey bir yana, önce Adem değil ikisi birden deyip, yazının sonunda ise, bozulmuş tevratın iddiları ile önce havva demek ve bu çelişkiyi görmemek esasında yazıya cevap vermemeyi gerektirmekte lakin maksadı bilmek olan okuyucu için cevaplamak daha doğru...

**

Ayetin birinin mealini yazıp kadın erkek tartışması yapıyorsunuz. Kur'an sadece o tek Ayetten mi müteşekkil de hemen hükme ulaştınız? Sonra hangi ilmi ölçülere göre o Ayeti hükmünüze mesned kıldınız?

Bir kere verdiğiniz Ayet-i Kerimede yani Ta ha, 120.'de bir zamanlama mı var?! Önce Adem sonra eşi mi deniyor? Zamanlamayı nasıl çıkardınız?


yazının başınd aüstteki paragrafı yazan yorumcu, daha sonra;

Önce Havva yedi, ona bîrşey ol­madı. Adem de yiyince bu sefer cezaya çarpıldılar. Çünkü, daha önce el-Ba­kara Sûresi'nde de geçtiği üzere nehiy her iki­si hakkında söz konusu idi."

ve dahi;

Yasak ağaçtan ilk yiyen İbli­sin aldatması ile Havva olmuştur. Ve ilk olarak İblis, Havva ile konuşmuştur. Kadınlar aracılığıyla erkeklerin karşı karşıya kaldıkları ilk fit­ne de budur.

şeklind ehüküm cümleleri yazabilmiş,

bununlada kalmayıp;

Havva, Hz. Âdem'e yeme teklifini yapınca o, bu teklifini red­detti ve Allah'ın kendilerine verdiği emri hatırlattı. İblis, Havva'ya ısrar, etti, o da Âdem'e ısrar etti. Nihayet Havva şöyle dedi: O ağaçtan senden önce ben yiyeyim. Bundan dolayı bana bir zarar gelirse sen kurtulmuş olursun. Hav­va ağaçtan yediği halde bir zararını görmedi. Hz. Âdem'e gelip: Ye, ben ye­dim ve bana bir zararı olmadı, deyince Hz. Âdem de yedi ve bu sefer onların ayıp yerleri görünmeye başladı...

şeklinde hikayeler uydurulmuş...

bütün bu çelişkileri yazan muhterem kardeşimiz, yazısına;

Yazık.

Meal Müslümanlığı ile ancak bu kadar oluyor demek.


şeklinde selam, yerine yazık kelimesi ile başlayabilmiştir...

şimdi bunun adı nedir?

Alim yahut Allame müslümanlığı mı?

yoksa bağnaz Müslümanlık mı?
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.