
DARBEYE KARŞI DARBE
Bizim çocukluğumuzda (yani 1980-1990 arası) İslamcıların yani Müslümanların siyasi söylemleriyle alay edilirdi. Zamanla İslamcılar kendilerini geliştirdiler ve bugünkü konuma geldiler. Ancak artık siyasi söylem değil, politik manevralar söz konusu... Siyaset-politika farkı da nedir demeyin!
Cumhuriyet döneminden beri süregelen diktatörlük, militari darbeler ve sivil derin devlet darbelerini yine sadece müslümanlar durdurabildi.
Bugün politikada artık diğer tüm güçler birleştiği halde İslamcıları alt edemiyorlar. Sadece sol kesim değil, sağ gösterip sol vuran sağ kesim, derin devlet, askeriye, yargı, bilmem kaçıncı Sezar ve bilumum avanesi (İlhan Selçuk dahil) ve ne idüğü asla tam anlaşılamayan ajan takımı da bir araya gelip tek yumruk oldu. İslamcılar nezdinde İslam'a balyoz gibi inmek için fırsat kolluyor ama ne çare?!

Vakit'in son günlerde atağa geçmesi boşuna değil. Sav skandalı, İlker Başbuğ olayı vb olaylar tesadüfi değil. MHP İslam'a en ağır darbeyi vurmak için en stratejik manevralarını yapıyor. Bilmem kaçıncı Sezar, son dakika atamalarını boşuna yapmadı. "Cumhurbaşkanlığını size devredeceğiz ama kucağınıza dünyanın en büyük fitne, fesat ve kargaşasını bırakacağız. Bu kucağınıza bırakacağımız ateş sizi toptan milletinizle beraber yakacak" dedi. "Sezar'a yar olmayan ne Brütüs'e ne de Gül'e yar olacak" dedi. Dedi ama...
Baktı ki, iman nuru o koskaca sönmez dedikleri fitne ateşini bir üflemede söndürecek, şimdilerde Nemrud'dan imdat alıp yeni fitne ateşlerini tutuşturma ve modern mancınıklar hazırlamaktalar. Bugünlerdeki tüm hareketliliğin ana kaynağı ve sebebi bu! Çünkü;
Nemrud geri döndü!