Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Hatme Duası - Menzil
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
telpako
Hatme Duasının Türkçesi
--------------------------------------------------------------------------------

Bismillahirrahmanirrahim Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)ın adıyla başlarım hamd Alemlerin Rabbine sana ve layık vechine Hamd Allah (c.c.)'a mahsus salât ve selam mahlukatın hayırlısı Hz. Muhammed (s.a.v) (SAV)ve aline ve sahabei kiramların hepsinin üzerine olsun.

Ey Allah (c.c.)'ım yapmış olduğumuz mübarek Hatme-i Şerifi bizden kabul ettikten sonra Fazlu Keremin ile Ravda-i Mutaharenin, doğruluğun Takvanın sahibi Hazreti Muhammed (s.a.v) Mustafa (SAV)nın ruhuna bizden hediye olarak kabul buyur. Ulaştır ve vasıl eyle Hazreti Muhammed (s.a.v) Mustafa (SAV) sonra ailesinin hepsinin evlatlarının zevcelerinin sahabelerinin ve onlara tabi olanların zürriyetlerinin ve muhacirinin ensarın (Allah (c.c.) onların hepsinden razı olsun Ruhlarına vasıl eyle)

Bütün sadatı izamınki ali Nakşibendi tarikatı sadatının ve kadiriye ve suhreverdiyeve çeşitiye ve kübreviye tarikatlari sadatının ruhlarını vasıl eyle. (Allah (c.c.) onların hepsinin sırlarını takdis buyursun.)

Bütün sadatı izamınki ali Nakşibendi tarikatı sadatının ve kadiriye ve suhreverdiyeve çeşitiye ve kübreviye tarikatlari sadatının ruhlarını vasıl eyle. (Allah (c.c.) onların hepsinin sırlarını takdis buyursun.)

Şeyhimiz sığınağımız imamımız ve akan feyiz sahibi ve nuru sirayet edici dinin gerçekleri Hak ve Hakikatleri tezyin edici Nakşi Tarikatının rehberi Hazreti Şeyh Muhammedinil Üveysi buharinin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle) Marifetlerin ve kelamın kaynağı sadatın efendisi Seyyid Emir Külâl (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
İkbali ve mutluluğu mündelerine bütün insanlara verip onları Allah (c.c.)'a yönelten Şeyh Muhammedinil Babasemmasi'nin
(Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Ganî olan Allah (c.c.)'ın muhabbetinde kaybolmuş HAZRETİ AZİZAN diye bilinen Aliyyir Ramite'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle) Allah (c.c.) için dünya ve ahiret muratlarından yüz çeviren Hazreti Şeyh Mahmudil inciriyyil Fagnevi'nin
(Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
beşer perdesinden sıyrılmış Hazreti Şeyh Arifi Rivegeri'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
evliyanın kutbu, Allah (c.c.) dostlarının delili; bid'atları kıran, sünnei ihya eden, Hazreti Şeyh Abdülhalikı Gücdüvani'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Hak ve adalette tabi kutup Allah (c.c.)'ın ezeli kuvveti ve kudreti üzerine tecelli etmiş Gavs Eşşeyh Ahmet Farukiyyi Serhendi İmamı Rabbani olarak tanınan birinci binin yenileyicisinin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
İrşad dairesinin kutbu, doğru yol üzrindeki ins ve cinin gavsı Allah (c.c.) yolunda seyri sülûk eden Allah (c.c.)'a rükû ve secde eden, zahiri ledün ilmlerinin sahibi Hazreti Diyaeddin Efendimiz Şeyh Halid'in (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Güzel ahlakın kaynağı ve karanlıkların nuru aşiretleri ve kavimleri idayet nuruyla atdınlatıcı, dinin yıldızı, öyleki Rasulü Kibriya'nın halefi, Efendimiz Seyyid Abdullah'ın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Efendimiz şeyhimiz manevi yönden kayırıcımız, onunla iftihar ettiğimiz himmet ve irşat edici kutbumuz, dünü aydınlatıcı efendimiz, Hazreti Seyyid Taha'nın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Geçmiş büyüklerin büyüğü sonraki büyüklerin önderi, umumun ve Allah (c.c.)'dan korkanların Gavsı, bu yolun imamlarının ve saliklerinin kutbu, yardım isteyenlerin yardım edicisi, gariplerin ve aşıkların yeislerini giderici efendimiz, şeyhimiz kamil olgun ve üveysi kutbumuz Hazreti Şeyh Sıbgatullahi Ervasi'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Ariflerin sultanı, vasıfların kutuplarının kutbu fenaya mutlaka,erişmiş. Salikleri terbiye edici Rabbine ulaştırıcı şeriatı garranın yardım edicisi zarar verici bid'atları kaldırıcı Selefi Kiramın ve onlara tabi olanların eserlerini yenileyici ve tarikatın esaslarını ihya edici ve tabi olanlara yol gösterici ve aradıktan sonra onun benzeri görülmediği tarikatta bid'a koyan ve tuğyan eden kişiden nisbet kesici efendimiz şeyhimiz kamil ve mükemmil Şeyh Abdurrahman'ı Taği'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Şeriat bilgilerinde üstad tarikaın önderi hakikat yolunun delili fenafillah ve bekabillah makamına ulaşan ve Allah (c.c.)'ın ipine sarılan efendimiz şeyhimizin şeyhi Mükemmil Hazreti Eşşeyh Fethullah'ın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Geçmiş evliyaların kemalatını ve edeplerinin hepsini ve geleceklerin feyizlerini toplamış ve islamın ve müsümanların kuvveti şeyhleri ve saliklerinin diğeri yer ve gök ışığı millet ve dinin lambası zayıfların, bütün miskinleri esirgeyici imamların sül'uk edenlerin kutbu aşıkların sultanı efendimiz kamil ve mükemmil Şeyh Hazreti Muhammed'in (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Evliyaların makamlarının varisi Mü'minlerin imamların abidlerin ve saliklerin dayanağı şeriatı garayı açıklayan nuri tarikatı nakşibendiyeyi yeniden canlandıran insanlara mahsus fani perdeleri açarak manevi sırlara hazine olan efendimiz kamil mükemmil şeyh Ahmed-el Haznevi'nin(Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Cezbe sahiplerinin sultanı Hakka ulaşanların nuru alemlerin kutbu Ferdi Ahmed-i mesleğini neşredici Hz. Muhammed'(sav)in serecesinin bir dalı tarikatı nakşibendiyenin piri hakikatlara susamışlara Bahaeddin Nakşibendinin. havuzundan su dağıtan güzel ahlak sahibi din bayrağını diken geçmiş büyüklerin ve ona tabi olanların eserlerini canlandıran yakin ve onlara himmet kaynağı kendisini tasdik edenlere saadet rehberi olan efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil bilvanisli Şeyh Seyyid Abdülhakim Hüseyni'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)
Müslümanların sultanı ona sığınanların sığınağı kurtuluşa erenlerin baştacı ve sevgililerin sevgilisi istişare isteyenlerin manevi müsteşarı ve mürşitleri irşad edici Rabbül Aleminin hidayetiyle doğru yola gidenlerin sırlarını ve ilim hazinelerinin açıcısı Şeriatı Garrada karar kılmış istikamet sahibi nurlu tariki nakşibendiyeyi canlandırıcı bilvanisli Hazreti Eşşeyh Esseyyid Muhammed Raşidil Hüseyni'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Müslümanların emellerini kendisinde toplayan kurtulmuş olanların kutbu mutekilerin tutanağı tevekül edicilen vesilesi müslümanlarda cömertlik ve keramet sahibi mütevazılere muhabbeti çok olan şeriatın ve nakşibendi tarikatının sahibi efendim şeyhim dayanağım bağlandığım ve güvencim üzerine olan ve sebebi iftiharım hertürlü yardımı kendisinden aldığım iki göz bebeğim efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil serverimiz bilvanisli Hazreti Eşşeyh Esseyyid Abdülbaki Elhüseynil Buhari'nin (Allah (c.c.) O'nun yüksek sırlarını ali kılsın. Ruhaniyetlerine vasıl eyle)
O'nun yüksek sırlarını ali kılsın. Ruhaniyetlerine vasıl eyle)
Bütün sadatlar halifeler müridler bunları sevenler ve bunlarca sevilenler bu ali tarikata ve diğer tarikatlara mensub ve muntesil olanların ruhlarına vasıl eyle.Ey Allah (c.c.)'ım bu hatmeyi bizden kabul buyur ve hasıl olan sevabın mislini cümlesinin amel defterine yaz. her birinin derecelerini alayıilliyyine mazhar buyur.Her birinin varacağı makamı yükselt onların muhabbetini indinde arttır. onların feyzlerini bereketlendir ve yüksek tarikat yolunda bizlerin feyizlerini tamamla ve bizi şeyhimizin rızasına muvaffak kıl. O'nun emrine imtisale(boyun eğmeye), nehiylerinden kaçmaya muvaffak eyle.Bizi bekabillah ile rızıklandır. fenafillah oldukları sonra bu yolun yolcularının birleştikleri yerde bizi buluştur.Ey Allah (c.c.)'ım bizleri hatamızdan dolayı mağfiret buyur ve muhabbetine celbet.Evliyaların muhabbeti ile dinde istikamet ve muvaffakiyetli taatle Sen'in rahmetinle rızıklandır. Rahman ve Rahim olan Sensin.




Hamd sadece Allah'a mahsustur.
telpako
Nakşibendi tarikatında sık sık yada en azından haftada bir gün yapılan, Hatme Duası hakkında basit bir çalışmadır. Ama ne gariptir ki bugüne kadar çok sık yapılmakla birlikte onun türkçesinde neler söylendiğine dair 'Tevhidi' bir bakış açısıyla bir çalışma yapılmamış yada geniş kitlelere ulaşmamıştır. Allah' ın insanlara hidayet bulsunlar diye gönderdiği Kitabı Kur'an-ı Kerime taban tabana zıt bu duayı yapanlar derhal bu duadan vazgeçmeli ve terketmelidirler. Aksi halde hayatlarını Şirk içinde yaşayacaklar ve Rabbimizin Kur'an da bildirdiği gibi tüm müşriklerin yaptığı ibadetler geçersiz sayılacaktır
İlle Cihad
buyrun burdan yakın, hertürlü sığınağım, yardımcım efendim diye bir beşere Allahtan rahmet diliyorlar.

Bu nedir yarabbi!!
telpako
Hatme Duası - Şeyhina ve melazina ve kıdvetina ve imamina ve imami tarikati zil feydilcari ven nurissari eşeyhil behail Hakki vel hakikati veddin Hazreti Eşşeyh Muhammedinil Uveysiyyil Buhariyyi Elmağrufi bi Şahi Nakşibend (Kaddesallahu sırrehu ve ila ruhi).

Türkçesi - Şeyhimiz sığınağımız imamımız ve akan feyiz sahibi ve nuru sirayet edici dinin gerçekleri Hak ve Hakikatleri tezyin edici Nakşi Tarikatının rehberi Hazreti Şeyh Muhammedinil Üveysi buharinin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)

Euzubillahiminesseytanirracim

Kovulmus şeytanın şerrinden Allaha sığınırım.

Adem (a.s.)´dan Muhammed (a.s.)´a kadar bütün peygamberler ve bütün mü´minler Allaha böyle sığınmışlardır. Bu sığınmanın dışındakı sığınışlar şirk kapsamına girmektedir.

Allah Teala Fatiha suresinde bizlere namazlarımızda hergün onlarca defa tekrarlattığı: „... ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz.“ ayeti bizlerin kime sığınacağını hergün hatırlatmaktadır. Bu ayetteki sığınma, maddi sebebler dahilinde insanlara ve sebeblere sarılmak yani yağmurdan ve kardan eve sığınma, bir çeteden eşkiyadan polise sığınma normaldir ve her insanın yapacagı bir durumdur. Fakat manevi sığınış, dualar ve yalvarışlar yalnızca Allah'a olur. Allah'ın dışındakilere bu tür bir yalvarış ve sığınmalar şirktir ve Kuranı Kerimde 57 surede bu tür medet ve sığınmaların şirk olduğunu Mevlamız belirtiyor.

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

(Enfal 2.) Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.

إِذْ هَمَّتْ طَائِفَتَانِ مِنْكُمْ أَنْ تَفْشَلَا وَاللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

(Al i İmran 122.) O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيم ِ

(Tevbe 129.) (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.

Akan Feyzin sahibi ve nuru sirayet edici sıfatını bir insana atfetmek şirktir. Normal bir sohbetten, kasetten, cd'den bir şeyler dinleme esnasında, vaaz veya konuşma esnasında bile insan muhabbetlenir, coşar fakat, feyz ve nuru kimseden kimseye geçmez. Hiç bir zaman feyz, rahmet ve nur o sesin ve sohbetin kaydedildiği araçtan gelmez, akmaz. Bunlar sadece araçtırlar. Bu meyanda insanların sohbeti, Kuran okumaları bir araçtır. Feyz, Nur ve Rahmet araçlardan geliyor diye inanıldığı zaman Mekke müşriklerinin inandığı gibi bir inanış olur ki, kişiyi müşrik eder.

Feyz, Nur ve Rahmet ancak Mevladan gelir !

Hatme Duası - El mukbili aleyke velimasi vakennasi Eşşeyh Muhammedinil Baba semmasi (k.s.a.).

Türkçesi - İkbali ve mutluluğu diğer müridlerine ve bütün insanlara verip onları Allah'a yönelten Şeyh Muhammed Babassemmâsi'nin (Allah sırrını yüceltsin) ruhuna vasıl eyle.


Yukarıda açıklandığı gibi ikbal ve mutluluk insanlardan değil, Allah'tan gelir. Vesileler sadece araç olur ama veren Allah'tır.

Hatme Duası - El valihi fi muhabbeti mevlahul ganiyyi Elma’rufi bi hazreti Azizan Hâce Aliyyir Ramiteni (k.s.a.).

Türkçesi - Gani olan Allah'ın muhabbetinde kaybolmuş Hâce Aziznân diye bilinen Hace Ali Râmiteni'nin (Allah sırrını yüceltsin) ruhuna vasıl eyle.


FENÂ FİLLAH :
Allah'ta yok olma anlamında tasavvûfi bir tabir. Fenâ; yok olma, varlığın sona ermesi manalarına gelir. Tasavvufta fenâ, Allah'ın zatı hariç onun bütün sıfatları ile muttasıf olmak anlamına gelir. Kul, kulların sıfat ve fiillerini terkettikçe Allah'ın sıfatlarıyla yani Allah'ın görme, işitme vs. gibi sıfatlarıyla muttasıf olur.

Tasavvufî anlayışta kullanılan Fenâ fillah ve karşıtı olan Bekâ billah kavramları ilk devre sûfilerinde görülmemektedir. Bunların ilk defa Ebû Said Harrâz (297/910) tarafından kullanıldıkları kabul edilir. Ebu Saîd Harrâz'a göre "Fenâ fillah; kulun kulluğunu görmekten fânı olması, bekâ billah ise; kulun Allah'ın huzurunda bâki ve var olmasıdır."

Tehânevî, "Mecmaus-Sulûk" adlı tasavvufi eserden yaptığı nakle göre fenâ; Allah'tan başka hiçbir şeyi görmemek, kendini ve bütün eşyayı unutmak, o zamanda her şeyi ona rabb olarak görünür. Artık ondan başka hiçbir şey bilmez ve hiçbir şey görmez olur. Böylelikle ondan başka hiçbir şeyin olmadığına inanır, kendini de "o" sanır ve "Hak benim" der. Varlık aleminde de Allah'tan başka hiçbir şeyin olmadığına inanır (Tehânevî, a.g.e., II 1158).

Böyle bir durum mutasavvıflar, sofistlerin eşyanın hakikatını inkâr ettikleri gibi Cenâb-ı Allah'ın her eşyada teccelli ettiğini zannederler ki bu da Allah'ın eşya ile ittihadı demek olup Allah'ın vahdaniyet ve muhalefetun li'l-havadis sıfatlarına aykırıdır. (Şamil İslam Ansiklopedisi)



Hatme Duası - El mu’ridi anil muradid dunyeviyyi ve uhreviyyi Hazreti Eşşeyh Mahmudinil Inciriyyil Fağnevi (k.s.a.).

Türkçesi - Allah (c.c.) için dünya ve ahiret muratlarından yüz çeviren Hazreti Şeyh Mahmudil inciriyyil Fagnevi'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin ruhuna vasıl eyle)


Kurani Kerim Rabbul alemin şöyle buyuruyor: 'Rabbena atina fid dunya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kina azebennar'. Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver ve ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru.

Bu ayeti Peygamberimiz ve mü'minler devamlı okurlardı. Bu ayetin tersine sanki peygamberleri mi geçtiler de Elçilerin öğrettiklerinin tersine söz ve eylemde bulunuyorlar.Ayette verilen mesajın tersini söylemek, iddia etmek ve çarpıtmak küfür değil de nedir?

Hatme Duası - El Mutessellihi anil hicabil beşeriyyi Hazreti Eşşeyh Arifir Rivegeri (k.s.a.).

Türkçesi - Beşer perdesinden sıyrılmış Hazreti Şeyh Arifi Rivegeri'nin (Allah (c.c.) sırrını
hatme duasındaki gibi dünya ve ahiretten yüz çevirmek ayeti celilenin tersi değilmidir?? Bütün peygamberler görevlerini yaptıktan sonra Allahın rızasının karşılığı olarak cenneti istediler ve mü'minlerin de böyle yapmalarını öğütlediler.Böyle söyleyenler yani dünya ve ahiret muradlarından yüzçevirenler yüceltsin.

قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا

(Kehf 110.) De ki: 'Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.'

Ayette Allah Peygambere (a.s.) böyle vahyederken beşerlikten (yani insanlıktan) sıyrıldım, çıktım demek Allahın ayetine kafa tutmak değilmidir? Burada şunuda sormak lazım beşerlikten sıyrılınca insan ne olur? Ya insan üstü bir varlık olur yada insanlardan daha düşük bir varlık olmaz mı? İnsan üstü bir varlık olunca, beşer perdesinden sıyrılınca Peygamberleri de geçmiş olmuyorlar mı???? Böyle bir söz söylemek kimin haddinedir??

Hatme Duası - Kutbil hakkani el Gavsi semedani Eşşeyh Ahmedil faruki serhendi el ma’rufi bil Imami Rabbani el Muceddidi li el fisâni (k.s.a.).

Türkçesi - Hak ve adalette tabi kutup Allah (c.c.)'ın ezeli kuvveti ve kudreti üzerine tecelli etmiş Gavs Eşşeyh Ahmet Farukiyyi Serhendi İmamı Rabbani olarak tanınan birinci binin yenileyicisinin sırrını yüceltsin.


Allah'ın ezeli kuvveti ve kudreti bir insanın üzerine nasıl tecelli edebilir kardeşlerim? Böyle bir şey mümkün değildir ve bu Allah'ın kendi iktidarını sanki bir mahlukla(yaratılmışla) paylaşıyormuş gibi saçma bir söz söylüyorlar. Her müslüman bilir ki Rabbimiz Allah iktidarına kimseyi ortak tutmaz ve kendi sıfatlarını kullarınla paylaşmaz.

Bu konu hakkında Şeyh Seyyid Ferit Aydın ın Rabıta isimli kitabını okuyun.

Hatme Duası - Kutbi dairetil irşadi gavsissakaleyni alessadadi essâiri fillah erraki-ssacidi zilcenâhayni Hazreti Diyaeddin Mevlana Hazreti Eşşeyh Halid.
Türkçesi - İrşad dairesinin kutbu, doğru yol üzerindeki ins ve cinnin gavsı Allah yolunda seyri Sülük eden Allah'a rük'n ve secde eden, zahir ve ledün ilimlerinin sahibi Efendimiz Hz. Dıyâeddin Efendimiz Hz. Halid'in ruhuna vasıl eyle.


Ey müslüman-mü'min kardeşlerim, hangi sahabiler hangi müctehid imamlarına 'gavs' denmiş iyi düşünün ve sahabe ve müctehidlere cinlerin irşadı görevi verilmiş? Hiç birinde böyle bir şey bulmak ve bu isimleri duymak mümkün değildir.

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَنْ تُؤْمِنَ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

(Yunus 100.) Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, aklını kullanmayanların üzerine iğrenç bir pislik kılar.

Hatme Duası - Menbail hilmi venurizzelami El hadi beynel aşairi Vel akvami Hazreti Siraciddinillezi Zehere min halefi Seyyidil enam Mevlâna Hazreti Esseyyid Abdillah.

Türkçesi - Güzel ahlakın kaynağı ve karanlıkların nuru aşiretleri ve kavimleri idayet nuruyla atdınlatıcı, dinin yıldızı, öyleki Rasulü Kibriya'nın halefi, Efendimiz Seyyid Abdullah'ın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.)


El Hadi Allahın 99 isim ve sıfatlarından biridir. El Hadi beynel aşairi vel akvam.'yani aşiretler ve kavimler arasında hidayet veren'. El Hadi Allaha mahsustur, insan El Hadi olamaz. Örnek: insana Kerim denebilir ama El Kerim denmez. Çünkü El Kerim Allahın ismi ve sıfatıdır. Allahın 99 isimlerinden birini insanlara atfetmek korkunç ve tehlikeli konulardır. Mü'min olarak sen düşün bunları.

Hatme Duası - Şeyhinel Gayrullezi bihinet tebaha Mevlanel ve kuri kubdil irşadi vel medari Hazreti Şihabiddin Mevlâna Hazreti Eşşeyh Seyyid Taha.

Türkçesi - Efendimiz şeyhimiz manevi yönden kayırıcımız, onunla iftihar ettiğimiz himmet ve irşat edici kutbumuz, dünü aydınlatıcı efendimiz, Hazreti Seyyid Taha'nın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Ey Mü'minler, Allahın yanında kimsenin torpili geçerli değildir, velevki peygamberler dahi olsalar. Dünya da iken Nuh (a.s.) oğluna ve hanımına, Lut (a.s.) hanımına, İbrahim (a.s.) babasına birşeyler yapamadı bunlar imansıy gittiler. Muhammed (s.a.v.) amcası Ebu Talibe İslamı kabul ettiremedi, ona Nur ve Fezy veremedi. Peygamberler hidayet veremezlerken diğerlerini siz varın düşünün. Manevi yönden kim kayırıcı olabilir? Bu insanlar kimi kimden kayırıyorlar yada kayıracaklar? Allahın Elçisi en güzel örneğimiz, Rasullah (salat ve selam üzerine olsun) Buharide bir hadiste buyuruyor ki:Kızım Fatıma dünyalık istediğini vereyim, fakat babanın peygamberliğine güvenme mahşer günü sana hiç bir faydam olmaz. Diğer bir rivayette Rasulullah (s.a.v.), sahabelerine buyuruyor ki: Öyle bir gün ki, ben bile benim sonumun ne olacağını bilmiyorum.

Peki bu durumda yukarıda ki hatme duasındaki kayırıcılk nasıl oluyor siz düşünün!!

Hidayetle alakalı ayetler ve şefaatla alakalı ayetler için Kur'an-ı Kerime bakınız.

Hatme Duası - Sultanil Kuberail mutekaddimine Kıdvetil kuberail muteahhirine Gavsil Ammeti Vel haifin Kutbil eimmeti vessalikin Muğisil musteğisine Munisil ğurebai vel Aşikine Mevlana Şeyhinel Kamilil Mükemmilil uveysiyyi Mevlâna Hazreti Eşşeyh Seyyid Sibğatullahil Arvasi.

Türkçesi - Geçmiş büyüklerin büyüğü sonraki büyüklerin önderi, umumun ve Allah (c.c.)'dan korkanların Gavsı, bu yolun imamlarının ve saliklerinin kutbu, yardım isteyenlerin yardım edicisi, gariplerin ve aşıkların yeislerini giderici efendimiz, şeyhimiz kamil olgun ve üveysi kutbumuz Hazreti Şeyh Sıbgatullahi Ervasi'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Bu zat acaba Peygamberimizden, Hz.Ebubekirden,Hz.Ömerden, Hz. Osmandan, Hz.Aliden, Sahabelerden Tabiundan daha mı büyüktür??? Düşünmek sizlere kalmış....

Hatme Duası - Sultanil arifine kutbil aktabil vasıline El muteşerrefi ila rabbihim alel vechil ehakki nasiriş şeriatil ğarrai kamiil Bid’atid darrai Müceddidi asaris selefi vettabiine ve mumehdihi bunyani Tarikatil Halefi vellahakine el mutesserrifi Alel itlak ellezi Lem yure lehu nezirun ba’det tefehhusifil afaki Katiin nisbeti anil mubtedit TAĞI Mevlâna şeyhinel Mukemmili Hazreti Eşşeyhi Abdurrahmani’t Taği.

Türkçesi - Ariflerin sultanı, vasıfların kutuplarının kutbu fenai- mutlaka, erişmiş. Salikleri terbiye edici Rabbine ulaştırıcı şeriatı garranın yardım edicisi zarar verici bid'atları kaldırıcı Selefi Kiramın ve onlara tabi olanların eserlerini yenileyici ve tarikatın esaslarını ihya edici ve tabi olanlara yol gösterici ve aradıktan sonra onun benzeri görülmediği tarikatta bid'a koyan ve tuğyan eden kişiden nisbet kesici efendimiz şeyhimiz kamil ve mükemmil Şeyh Abdurrahman'ı Taği'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Ey Mü'minler insanoğlu kamil-olgunluğa ermiş olabilir. Fakat hiç bir zaman mükemmel olamaz. Peygamberler dahi zelle yani, ufak hatalar yapmışlar, çünkü insandır-beşerdirler. Subhanallahın manası: Allahı tenzih ederiz Allah mükemmeldir, noksansızdır, hiç bir kimseye benzemez. Onun için insanlara subhan kelimesi kullanılmaz. Hatme duasında geçen nisbeti kesmek veya vermek Allaha aittir. Peygamberlere dahi verilmemiştir.

Hatme Duası - Şeyhi Şeriati ve şehabzi tarikati ve burhanül hakikati el fani Fillah Vel Baki Billah El Mü’tasımi Bi Hablillah Mevlâna şeyhinel kamilil mükemmili Hazreti Eşşeyh Fethillah (k.s.a.).

Türkçesi - Şeriat bilgilerinde üstad tarikaın önderi hakikat yolunun delili fenafillah ve bekabillah makamına ulaşan ve Allah (c.c.)'ın ipine sarılan efendimiz şeyhimizin şeyhi Mükemmil Hazreti Eşşeyh Fethullah'ın (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.



Hatme Duası - Camii kemalatil evliyail evveline ve mecmail adabı ve fuyudatil ağirine umdetil Islami ve müslimine umudil meşaihi bi ecmeıhim vessalikine nuris semavati vel ardıyne siracil milleti veddini kehfi duafai vel mesakine kutbil e-immeti ves salikine Sultanil Aşikine Mevlâna Şeyhinel Kamilil Mükemmili Hazreti Eşşeyh Muhammed Diyauddin.

Türkçesi - Geçmiş evliyaların kemalatını ve edeplerinin hepsini ve geleceklerin feyizlerini toplamış ve islamın ve müsümanların kuvveti şeyhleri ve saliklerinin diğeri yerlerin ve göklerin nuru millet ve dinin lambası zayıfların, bütün miskinleri esirgeyici imamların sül'uk edenlerin kutbu aşıkların sultanı efendimiz kamil ve mükemmil Şeyh Muhammed Diyauddin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Değerli Mü'min kardeşlerim, Nur Suresi 35. ayeti celilesinde yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:' اللَّهُ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ ' ' Allah, göklerin ve yerin nurudur. ...' Yukarıdaki hatme duasında da yerlerin ve göklerin nuru şeyhtir deniyor. Acaba haşa Allah mı yanlış söyledi?? Haşa, haşa sana sığınırız Rabbimiz. Bu hatme duasından hemen vazgeçilmeli çünkü bu duanın içeriği ayetlere taban tabana zıttır.Allaha ait birçok sıfatları şeyhlerine atfetmişlerdir. Bu Allahın gücü, kudreti ve hükümranlığı paylaşmaya yeltenmektir ki, bunun adı islam litaratüründe tek kelimeyle ŞİRK'tir. Bu duayı yapan kişi Allahın sıfatlarını yarattığı insanların bir kısmına veriyordur ve böylece Rabbine karşı olabilecek en büyük suçu işlemiştir.Bu ciddi bir imanı meseledir. Allaha ve Rasulüne inanıyorsanız ciddi ciddi bu meseleyi düşünmeniz lazım. Yunus suresi 100. Ayetinde Rabbimiz وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ '...O, akılını kullanmayanların üzerine iğrenç bir pislik bırakır.' buyuruyor.

Hatme Duası - Varisi makamatil evliyai vel mürseline imamil mü’minine umdetil abidiyne ves Salikine muzhiriş şeriatil ğarrai muhyit tarikatin Nakşibendiyyetil beydai el Mutesellihi anil hicabil insiyyi el hazini li sırrıl menaviyyi Mevlâna şeyhinel kamilil mükemmili Hazreti Eşşeyh Ahmed’il Haznevi .

Türkçesi - Evliyaların makamlarının varisi Mü'minlerin imamların abidlerin ve saliklerin dayanağı şeriatı garayı açıklayan nuri tarikatı nakşibendiyeyi yeniden canlandıran insanlara mahsus fani perdeleri açarak manevi sırlara hazine olan efendimiz kamil mükemmil şeyh Ahmed-el Haznevi'nin(Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Önceki açıklamalarda dayanağımız ve sığınağımız konusunda açıklama yapıldı. Burada manevi perdeleri açandan gaye nedir? Şayet kalb gözü açılır ve insanların kalbinden geçeni bilir, kimin münafık, kimin kafir olduğunu anlar deniyorsa bu tamamen Allahın yüce Kitabı Kuranı Kerime ters ve muhaliftir bir fikirdir.

وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ

(Münafikun 4.) Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?

Peygamberler dahi insanların kalplerinden geçenleri bilmiyorlar. Bu konuda Kuran çok ayet vardır. İmamı Azam Ebu Hanife bu konuda:'Kim kalplerden geçeni biliyor derse kafir olmuştur' diye buyuruyor.

قُلْ لَا أَمْلِكُ لِنَفْسِي نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ وَلَوْ كُنْتُ أَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنَ الْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِيَ السُّوءُ إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

(Araf 188) De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.'

Peygamberler insanlari eğitici, öğretici, müjdeleyici ve doğru yolu anlatan rehberlerdir. Onun dışında gaybı bilen, kalplerden geçeni bilen, uzaklardaki insanları gözetleyen, kalp perdesini açıp birşeyler seyrettiren,vs., kesinlikle değildirler.!!

Peygamberler dahi böyle olunca diğer insanların uzakları seyretmesi, duyması, himmete yetişmesi, gayb perdelerini açması, bizim uzaklardan dahi, nefsimizi, kalbimizi, manen tedavi eder demek ve buna benzer daha sayılamayacak kadar çok sözleri sarfetmek, Kuranı Kerimdeki bir çok Ayeti Kerimeye terstir ve kesinlikle böyle düşünen insanı hemen müşrik yapar.

Ey Mü'min kardeşlerim, Cenabı Allah bütün insanları ve mü'minleri böyle düşüncelerden muhafaza buyursun.

Hatme Duası - Sultanil cazibine Nuru hidayetil vasıline kutbil Ferdi lil Alemine naşiri Meslekil Ahmediyyeti fer’i şeceretiil Muhammediyyeti piri tarikati Nakşibendiyyeti Sahibis seciyyetil Mahmudiyyeti Essaki Min hıyadil bahaiyeti nasibil a’lamid Diniyyeti muhyi asari kubbari selefi vettabiine metleil himemi bil yakini Men heci saadeti lil musaddıkine Mevlâna Şeyhinel Kâmilil Mükemmilil Bilvanisi Mevlâna Hazreti Eşşeyh Gavsul-Âzam Abdulhâkim El Hüseyni.

Türkçesi - Cezbe sahiplerinin sultanı Hakka ulaşanların nuru alemlerin kutbu Ferdi Ahmed-i mesleğini neşredici Hz. Muhammed'(sav)in serecesinin bir dalı tarikatı nakşibendiyenin piri hakikatlara susamışlara Bahaeddin Nakşibendinin. havuzundan su dağıtan güzel ahlak sahibi din bayrağını diken geçmiş büyüklerin ve ona tabi olanların eserlerini canlandıran yakin ve onlara himmet kaynağı kendisini tasdik edenlere saadet rehberi olan efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil bilvanisli Şeyh Seyyid Abdülhakim Hüseyni'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin
.

Hatme Duası - Sultanil müslimine ve melazil müstecirine ve tacil mensurine ve muhibbil mahbubine ve meşaril müsteşerine ve irşadil mürşidiyne ve sırrıs sadıkiyne bihidayeti Rabbil Alemine el fatihi kunuzil ilmi ve dini el mustakırrı niş şeriatil ğarrai muhyit tarikatın nakşibendiyyetil beydai Mevlâna Şeyhinel Kamilil Mükemmili Bilvanisi Mevlana Hazreti Eşşeyh Seyyid Muhammed Raşid El Hüseyni.

Türkçesi - Müslümanların sultanı ona sığınanların sığınağı kurtuluşa erenlerin baştacı ve sevgililerin sevgilisi istişare isteyenlerin manevi müsteşarı ve mürşitleri irşad edici Rabbül Aleminin hidayetiyle doğru yola gidenlerin sırlarını ve ilim hazinelerinin açıcısı Şeriatı Garrada karar kılmış istikamet sahibi nurlu tariki nakşibendiyeyi canlandırıcı bilvanisli Hazreti Eşşeyh Esseyyid Muhammed Raşidil Hüseyni'nin (Allah (c.c.) sırrını yüceltsin.


Ona sığınanların sığınağı ne demektir??

Euzubillahiminesseytanirracim: Kovulmuş şeytanın şerrinden Allaha sığınırız.

Peki buradaki Euzu besmeledeki sığınmanın dışında başka bir sığınma değilmidir bu hatme dauasındaki söz?

Hatme Duası - Mecmai amalil müslümine Kutbil faizine sikkatil muttakine vesiletil müte­vekkiline sahibis sehaveti vel kerameti lil Âlemine kesirul muhabbeti lil mute-vadine sahibis şeriatı vet tarikatin Nak-şibendiyyeti Mevlayi ve şeyhi ve Seyyi-di ve senedi ve menbihi temessuki ve aleyhi i'timadi ve bihi iftihari ve minhu istimdadi kurrate ayni Mevlana Şeyhi­nel Kâmilil Mükemmilil Bilvanisi Mev­lana Hazreti Eşşeyh Seyyid Abdulbaki el-Hüseyni (k.s.a)

Türkçesi - Müslümanların emellerini kendisinde toplayan kurtulmuş olanların kutbu mutekilerin tutanağı tevekül edicilen vesilesi müslümanlarda cömertlik ve keramet sahibi mütevazılere muhabbeti çok olan şeriatın ve nakşibendi tarikatının sahibi efendim şeyhim dayanağım bağlandığım ve güvencim üzerine olan ve sebebi iftiharım hertürlü yardımı kendisinden aldığım iki göz bebeğim efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil serverimiz bilvanisli Hazreti Eşşeyh Esseyyid Abdülbaki Elhüseynil Buhari'nin (Allah (c.c.) O'nun yüksek sırlarını ali kılsın.


Hiç kimse ben kurtuldum diyemez. Çünkü akaid kitaplarında ben cennetliğim demek küfürdür ve ben cehennemliğim demekte küfürdür. Mü'minler havf ve rica arasında yani korku ve ümit arasında olması lazımdır.

Her türlü yardımı kendisinden aldığım kelimesi çok tehlikeli bir durumdur. Çünkü bir işimize başlarken Euzubillahiminesseytanirracim: ' Kovulmuş şeytanın şerrinden Allaha sığınırız' diye başlıyoruz. Bütün peygamberler ve mü'minler devamlı olarak Euzu Besmele çekerler. Bunun dışında Allahı bırakıp hertürlü yardımı kendisinden aldığım diyeni siz düşünün. Kuranı Kerimde zaten yüce Mevlamız en az 60 küsur ayette düşünmemizi, akletmemizi ve aklımızı kullanmamızı emretmektedir.

Akletmekle alakalalı ayetler için Kur'an-ı Kerime bakınız..



--------------------------------------------------------------------------------

Sonuç olarak diyoruz ki: "Ey İnsanlar, Hakkı ve Hakikatı, doğru yolu ve sıratı müstakimi istiyorsanız, önce Kuran sonra Rasülünün yolunu takip etmeliyiz.Ondan sonra Kurana, Sünnete bağlı olarak müctehid imamların ictihadına tabi olursak kurtuluşa ermiş oluruz inşaallahu Teala. Bu başından sonuna içinde şirk barındıran bu dua'yı yapanlar derhal terketmeliler ki Rabbimizin rahmetini hakedelim. Aksi halde müşrik olarak Rabbinin huzuruna çıkacaktır. "


--------------------------------------------------------------------------------

Bazı Kuran Ayetleri:

Çünkü o (Kur'an, Allah'tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür. (HAKKA SURESİ/48)

Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.(NAHL SURESİ/89)

Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (YASİN SURESİ/ 11)

Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. (ENFAL SURESİ/29)

"Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen." (AL-İ İMRAN SURESİ / 8)

Bu, Allah'ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu. (EN'AM SURESİ / 88)

Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. (AL-İ İMRAN SURESİ/135)

Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin."(HAŞR SURESİ/10)

Gerçekten, apaçık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için Kitapta açıkladığımız hidayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de (bütün) lanet ediciler. (BAKARA SURESİ / 159)

Andolsun, biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (A'RAF SURESİ / 52)

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip-iletir (hidayet eder). (YUNUS SURESİ / 9)

İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İBRAHİM SURESİ/52)

İşte biz onu (Kur'an'ı) apaçık ayetler olarak indirdik; şüphesiz Allah, isteyeni hidayete yöneltir. (HAC SURESİ/16)

Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (EN'AM SURESİ/114)

Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.(NAHL SURESİ/64)








Abdulbaki71
confused1.gif

telpako kardeş ne diyecegimi bilemiyorum.senin ile bu konuları msn üzerinden konuşmak isterim ve bena özel bir mesaj ile msn adresini verirsen yazışırız.
cah
Bu duada en dikkat çekici olan, epey kayırıcı bir dua olmuş, mesela Müslüman ve Mü'min kardeşlerimize de hediye ettik denmemiş..
telpako
ALINTI(Abdulbaki71 @ Jun 11 2008, 07:02 PM) *

confused1.gif

telpako kardeş ne diyecegimi bilemiyorum.senin ile bu konuları msn üzerinden konuşmak isterim ve bena özel bir mesaj ile msn adresini verirsen yazışırız.


arkadaşım msn üzerinden de konuşuruz. menzilin içinde sevmediğim üç husus olmasa diğer her yönüyle mükemmel.

himmet

hatme duası ,

şeyhin tasarrufu olduğuna inanılması ,

yoksa vird hakkında kimse kötü bir şey yazamaz.

Tarikatın bazı yönlerini ayıklamamız lazım . Yoksa anlamını bilmeden okuduğumuz bu arapça dualar için vebal olduğu muhakkaktır.
derinsular
Gavs (seyyid abdulhakim) (k.s.), Kerçeli Mehmet Ali'nin babasi Seyyid Süleymandan naklen
şôyle bir hadiseyi anlatıyordu: Bir kôyde duvar ustalıgı yaparken şâhı Hazne ( şeyh ahmed el haznevi k.s )
nin aleyhinde konuşup durdular .Benim canım sıkıldı. Bir karşılık verecektim fakat
cesaret edemedim, kavga ederiz ve beni rezil ederler diye... Bir ara şahı Hazne
(k.s.) nin yanına geldim ve 'Falan kôyde duvar yaparken senin hakkında şôyle
şôyle konuştular' dedim.

şahi Hazne (k.s.), sinirlendi, kızdı ve bana ''NiÇiN ona
kafir oglu kafir gôrürsün sen'' demedin.

Tabi ben sustum ve huzurundan ayrılırken
neden bana,o şahıs için 'kâfir oglu kafir' dedi diye merak ettim. Fakat bir müddet sonra duy-
dum ki şahı Hazneye iftira atan o adam hastalanmış ve çok ızdıraplar içerisinde
ölmüş. Ve yine duydum ki O adamın babası da 'Hırıstiyanmış'.. iste o zaman,
anladım ki şahı hazne (k.s.) o adama neden'Kafir oglu kafir' demiş...



bu menkibe sana kapak olsun telpako

senin begenmedigin o hatme duasını bu yüce zatlar şavaş meydanlarında bile birakmamışlar devam etmişler. birinci dünya savaşı tarihine bir göz at şeyh muhammed diyauddin hazretleri ve şeyh said hazretlerinin diyaloklarını bul oku.

telpako tasavvuf akıl üstüdür haberin olsun.mesela islam dini akıl dinimidir yoksa nakil dinimidir ? islam nakil dinidir ama akla ters düşmez yeterki o akıl olsun bizde.o begenmedigin yüce zatlar her biri birer Alimdir ler.hem zahiri ilme hemde manevi ilme vakıftırlar.sen şeriattan ne anlarsın ne kadar anlarsın bilirsin.bu kıd ilminle ve bu kıt aklınla boyundan büyük işlere kalkıyorsun.ya cahilsin yada bilinçli yapıyorsun.

bekle görürsün.

bak,sonra demedi deme.

.
derinsular
ALINTI(Abdulbaki71 @ Jun 12 2008, 04:02 AM) *

confused1.gif

telpako kardeş ne diyecegimi bilemiyorum.senin ile bu konuları msn üzerinden konuşmak isterim ve bena özel bir mesaj ile msn adresini verirsen yazışırız.



şu sitede ve bazı sitede şaştıgım olaylardan bir taneside ...tasavvuf ,tarikat ve mürşidi kamil düşmanlarına kardeş diye hitap edilmesidir tasavvuf ehli tarafından.


tasavvuf ehli kardeşlerime sesleniyorum yahu kardeşim böyle insanlar nasıl sizin kardeşiniz oluyorlar...haaa diceksinizki müminler kardeştir, tamam müminler kardeştir de bu adamlar müminmidirler..

tasavvufu ve mezhepleri inkar edenlerin mümin olmadıklarını başka bir topikte 10 larca delil ile isbatlamışızdır. bunlar bizim kardeşimiz olamaz.

bunlar ya cahil yada bilerek böyle yapıyorlar .bizlere şirk ehli derken kendileri tasavvufu inkarla küfre düşüyorlar...haberleri yok belkide haberleri var ama batıla bilerek hizmet ediyorlar..

bu tasavvufu , mezhepleri hak tarikatları inkar edenler önce müslüman olsunlar sonra gelsinler konuşalım.

bu yazımla şimşekleri üzerime çekicemi biliyorum ama hakikatlar böyledir ...

samimi olan araştırır hakikatları ögrenir.tabi nasibi varsa.



tasavvufu ,tarikatları, mezhebleri inkar ederek islam birligi saglanamaz...bu şekilde müminler kardeş olamaz.

adımız tekfirciye çıkıyor ama olsun işin özü budur.


nezaket ugruna kibarlık ugruna dikkat çekmek ugruna. belki kardeşim dersem beni dinler ugruna belki birşeyler anlatabilirim ugruna ,böyle insanlara kardeş demeyin kardeşim.

bu siteyi yönetenler nasıl müslüman onuda anlamış degilim, tasavvufa dil uzatılmasına musade ediliyor,mezheblere dil uzatılmasına musade ediliyor,bunlarda yetmez gibi sahabe efendilerimize dil uzatılmasına musade ediliyor.kime hizmet ediyorsunuz ey yöneticiler..islama mı hayır hayır böyle hizmet olmaz islama.

yüce Allahın selamı hidayete tabi olan müslümanların üzerine olsun.
sükût-u vaveyla
ALINTI(derinsular @ Jun 12 2008, 05:22 AM) *

bu siteyi yönetenler nasıl müslüman onuda anlamış degilim, tasavvufa dil uzatılmasına musade ediliyor,mezheblere dil uzatılmasına musade ediliyor,bunlarda yetmez gibi sahabe efendilerimize dil uzatılmasına musade ediliyor.kime hizmet ediyorsunuz ey yöneticiler..islama mı hayır hayır böyle hizmet olmaz islama.

derin sular sizden hiç böyle bir şey beklemezdim ...tasavvuf yanlısı olabilir siniz...ancak fikirlerin özgürce konuşulamayacağını söylemek....dar kafalılıktır...
zeki71
el insaf ! el insaf ! el insaf!

okuduklarıma inanamıyorum Allahın CC dostlarına savaş harb ilan etmek.
nasıl bir nefs kalemşörlüğüdür.şüphesiz her türlü şirkten allaha sığınırız. görünene akıl ile bakan manayı harfi bilmeyen hallacı öldürenler kadar masum değildir.

Tasavufi bir düşünce olmadanda dini islamı yaşamak mumkün. Lakin Allah CC dostlarına harb ilan edenin savaştığı kişi Allah CC dür.

Allah CC o ayetleri üzerinde tefekkür edesiniz diye gönderdi ancak onları anladığınız gibi yorumlamaya kalkmayınız!

esteizubillah
bakara suresi 189. ayette
189- Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

bu ayette neler anlatılıyor? mesajlar nelerdir? tekrar tefekür etmenizi tavsiye ederiz.

işi ehline sormaklazım!
her konu uzmanına sorulmalı!
peygamber bir astronomi bilgini değildir! onu sorduğunuz soru ile küçük durumamı düşürdüğünüzü sanıyorsunuz?
din evine bacadan girmeyiniz!
Allah'tan korkunuz

yoksa siz bu bacayı apartman bacası olarak mı alıgılıyorsunuz yok canım o değil kim neyapsın aprtman bacasından girip kaçıncı kata nasıl iner?

selam ve dua ile
İlle Cihad
Bakara 189. ayeti bile nasılda nefsinize göre yorumluyorsunuz anlamak mümkün değil.

bahsedilen ayetteki evlere kapılarından girin kısmı, cahiliyede ihramlı iken çadırlara, bağlara, evlere kapılarından değilde başka bir taraftan, açılan bir delikten girilmesi adeti var idi. bunu iyilik olarak kabul ederlerdi. bir gün Rasül ihramlı iken bir bağa kapısından girdi, arkasından da giren bir adama sordular neden böyle girdin diye. oda Rasül ne yaptıysa onu yaparım dedi.

ve bu ayet nazil oldu. yani eski saçma adetlerinizi bırakın, Rasül sizi nereye götürüyor, nasıl yapıyor ise sizde öyle yapın anlamında bir ayettir.

dilersen Elmalılı tefsirinide ekleyim kendin oku..
189- Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

189-EHİLLE: Hilâlin çoğuludur. Hilâl: "Ayın insanlara ilk göründüğü sıradaki hâlidir." Bu tariften anlaşılır ki hilâl kelimesi, görme mânâsını taşımaktadır. Hatta görülmesi üzerine haykırıldığından dolayı, bu isimle adlandırıldığı beyan olunuyor. Zira bu maddenin mânâsının esası, sesi yükseltmektir ki dilimizdeki "ay!.. sesi de buna uygundur. Bundan dolayı henüz görünmesi mümkün olmayana gerçek olarak hilâl denmez. Ayın başından iki gece hilâl adını alır. Çünkü ilk görünüşü bunlardan birinde olur. Sonra ay adını alır. Ebu'l-Heysem demiştir ki: "Kamere, ayın başından iki gece, yine ayın sonundan da iki gece hilâl denir. Arasında da "kamer (ay)" adı verilir."


Bundan başka yine rivayet olunuyor ki:

1- Cahiliye devrinde bir erkek bir şeye niyet eder de zor gelirse, evine kapısından girmez, arkasından girermiş ve tam bir sene böyle kalırmış.

2- Ensardan bir kısmı umre yaptıkları vakit gökle aralarına bir engel sokmazlar, bundan sakınıp zahmete girerlermiş. Bu yüzden ihrama girdiklerinde eğer acil bir ihtiyaçları varsa eve, bağa, çadıra kapılarından girmezlermiş. Bina sahibi olan mahalle halkı evin arkasından bir delik deler, oradan girer çıkar veya arkadan bir merdiven atar, damdan aşarlar; çadır halkı olan göçebeler ise çadırlarının arkalarından dolanırlarmış ve bu cahiliye adetini "iyilik" sayarlarmış.

3- Cahiliye halkı ihrama girdikleri zaman evlerinin veya çadırlarının arkalarını delerler, oradan girer çıkarlarmış. Ancak dinî gayretlerinden dolayı "humûs = kahramanlar" denilen kabileler, yani Kureyş, Kinâne, Huzâa, Sekif, Haysem, Amir ibn Sa'saa oğulları, Nasr ibn Muaviye oğulları ihramlı oldukları zaman dinî işlerde kuvvetlilik davasıyla evlerine girmezler, çadırda gölgelenmezler, tere yağı ve keş yemezlermiş.

Bir gün Resulullah ihrama girmiş. Bir de ihramlı birisi varmış. Resulullah ihramla harab bir bağın kapısından girmiş. O adam da görüp arkasına düşmüş. Ona "Çekil!" denmiş. O da "Niçin?" diye sormuş. "Sen ihramlı olduğun halde kapıdan girdin." buyurmuşlar. O adam durmuş da "Ey Allah'ın Resulü! Ben senin sünnet ve irşadına razıyım. Sen girdin, ben de girdim." demiş. İşte zikredilen soru ile beraber, bu hadiselerden biri bu âyetin inmesine sebep olmuş; bu adetler, bu şiddetler, bu aksilikler de kaldırılmıştır. Bu soruya cevap olarak de ki : O hilaller, insanlar için ve hac için mîkatlardır, vakit işaretleridir. İnsanlar, vakte ihtiyacı olan işlerinin ve özellikle haccın vakitlerini bunlarla tayin ederler ki bu mânâ: "Allah aya menziller tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz." (Yunus, 10/5), "Biz, geceyi ve gündüzü iki alâmet yaptık. Sonra gece alâmetini giderip gündüz alâmetini gösterici kıldık ki Rabbinizden lütuf talep edesiniz, yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz." (İsrâ, 17/12) âyetlerinde de ayrıca açıklanmıştır.



Bu ifadenin bir gerçek mânâsı, bir de kinaye mânâsı vardır. Gerçek oluşu itibariyle, cahiliye halkının ihramda yaptıkları bu aksilik bir ibadet olmadığı gibi; kinaye mânâsı itibariyle de Resulullah'a gök bilimi sorusu sormak, hikmeti ve Allah'ın hükümlerini açıklayıp tebliğ etmek için gönderilmiş olan Peygamberi -hâşâ- bir gök bilimci ve Kur'ân'ı bir astronomi kitabı yerine koymak ve normal bilgilerin maksatlarıyle peygamberlik ilminin istediği şeyleri birbirinden ayıramamak, işe tersinden başlamak demektir. İşlere böyle tersinden başlamakla hayra erilemez, iyilik ve hayır, böyle aksilikle değildir. İyilik sahibi, ancak Allah'tan korkup, korunandır. Yani Yukarıda: "Yüzünüzü... çevirmeniz iyilik değildir." âyetinde: "Fakat hayır ve iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman edenlerin davranışlarıdır." ifadesinden "İşte takva sahipleri onlardır." (Bakara, 2/177) ifadesine kadar vasıfları anlatılan kimselerdir. Bu cümleden olarak peygamberin arkasına düşerek bağın kapısından girip gölgelenen kimsedir. Bunu bilin. Ve evlere kapılarından gelin. İşlere doğru yoluyla, uygun şekilde girişin, eksiklik etmeyin, bir soru sorarken de halinizi bilin, gereksiz şeylerle uğraşmayın. Bu cevap ve bu emir, çok anlamlı bir darb-ı mesel şeklinde kulağınıza küpe olsun da peygambere hilâlin değişmesinin astronomik sebebini sormaktan şimdi vazgeçin. Önce kavminizin cahiliye adeti olan şu aksiliğin ortadan kaldırılmasıyla kurtuluşunuzu düşünün ve onun sebeplerini sorun. Kurtuluşa ermeniz için de Allah'tan korkun ve yukardaki takva özelliklerini kazanarak Allah'ın koruması altına girin


bir kısmı böyle. araştırırsanız görürsünüzki Bakara 189. hiçte size dayatılan manada değil.

biraz araştırsanız, az biraz, ben bilmem şeyhim bilir mantığından bir kurtulsanız, göreceksiniz ama olmuyor işte!!
İlle Cihad
Seyyit Kutubun tefsirine de baktım...

Elmalılı ile aynı...

Bakara 189. bile tasavvufa yorumlayanlar, bilmemki neye hizmet ediyorlar!!
telpako
ALINTI(derinsular @ Jun 12 2008, 04:45 AM) *

Gavs (seyyid abdulhakim) (k.s.), Kerçeli Mehmet Ali'nin babasi Seyyid Süleymandan naklen
şôyle bir hadiseyi anlatıyordu: Bir kôyde duvar ustalıgı yaparken şâhı Hazne ( şeyh ahmed el haznevi k.s )
nin aleyhinde konuşup durdular .Benim canım sıkıldı. Bir karşılık verecektim fakat
cesaret edemedim, kavga ederiz ve beni rezil ederler diye... Bir ara şahı Hazne
(k.s.) nin yanına geldim ve 'Falan kôyde duvar yaparken senin hakkında şôyle
şôyle konuştular' dedim.

şahi Hazne (k.s.), sinirlendi, kızdı ve bana ''NiÇiN ona
kafir oglu kafir gôrürsün sen'' demedin.

Tabi ben sustum ve huzurundan ayrılırken
neden bana,o şahıs için 'kâfir oglu kafir' dedi diye merak ettim. Fakat bir müddet sonra duy-
dum ki şahı Hazneye iftira atan o adam hastalanmış ve çok ızdıraplar içerisinde
ölmüş. Ve yine duydum ki O adamın babası da 'Hırıstiyanmış'.. iste o zaman,
anladım ki şahı hazne (k.s.) o adama neden'Kafir oglu kafir' demiş...
bu menkibe sana kapak olsun telpako

senin begenmedigin o hatme duasını bu yüce zatlar şavaş meydanlarında bile birakmamışlar devam etmişler. birinci dünya savaşı tarihine bir göz at şeyh muhammed diyauddin hazretleri ve şeyh said hazretlerinin diyaloklarını bul oku.

telpako tasavvuf akıl üstüdür haberin olsun.mesela islam dini akıl dinimidir yoksa nakil dinimidir ? islam nakil dinidir ama akla ters düşmez yeterki o akıl olsun bizde.o begenmedigin yüce zatlar her biri birer Alimdir ler.hem zahiri ilme hemde manevi ilme vakıftırlar.sen şeriattan ne anlarsın ne kadar anlarsın bilirsin.bu kıd ilminle ve bu kıt aklınla boyundan büyük işlere kalkıyorsun.ya cahilsin yada bilinçli yapıyorsun.

bekle görürsün.

bak,sonra demedi deme.

.




sana şunu söyliyeyim Allah'tan başka hiçbir şeyden ve hiçbir kimseden zerre kadar korkmuyorum. Hele tasavvuf büyüklerine laf edersem başıma bela gelir felan diye zerre kadar korkmuyorum.

Kaldı ki ben muvahhidim Kuran ve sahih hadisler ne derse kabul ederim.

Ayrıca tasavvuf büyüklerine laf etmedim: bur hatme duasında tasavvuf büyüklerine Allah azze ve cellenin sıfatlarını yükleyecek kadar büyütüyorsunuz.

Sana soruyom hatme duasında Allah'ın ismi şerifini nasıl olurda bir şeyh için kullanabilirsin hiç mi Allah korkun yok tassavvuf büyükleri de bu dualarda aşırı yüceltildiklerini bildikleri için mesuldürler.

Tasavvufu inkare den neden kafir oluyormuş. Nerde delilin yoksa keşifleri delil olarak mı kullaniyorsun.
İlle Cihad
tasavvufu inkar eden kafir oluyorsa, şeyhine ilahi sıfatlar adledenler ne oluyor kimbilir?
mesdo
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 11 2008, 04:40 PM) *

buyrun burdan yakın, hertürlü sığınağım, yardımcım efendim diye bir beşere Allahtan rahmet diliyorlar.

Bu nedir yarabbi!!


bismillah

işte bu pislik kokan bir şirktir sevgili kardeşim

yıllardır islam adına insanların bölük bölük şirke düşürüldüğü ATALARIN dininin anlatıldığı müşriklik kokan bir inancın anlatımıdır
mesdo
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 12 2008, 01:00 PM) *

tasavvufu inkar eden kafir oluyorsa, şeyhine ilahi sıfatlar adledenler ne oluyor kimbilir?


bismillah

tasavvufu inkar eden tasavvuf dini mensubuna göre kafirdir kardeşlerim

onların ilahlarını inkar eden onların kitaplarını inkar eden onlara göre kafirdir

oysa islam dinine göre BAŞKA DİNLERİ İNKAR EDEN muvahhiddir

yani saf MÜSLÜMANDIR ELHAMDÜLİLLAH
derinsular
ALINTI(telpako @ Jun 12 2008, 09:50 PM) *



Tasavvufu inkare den neden kafir oluyormuş. Nerde delilin yoksa keşifleri delil olarak mı kullaniyorsun.







Müctehidlerin bazılarının mezhebleri tedvîn edilmiştir; bazılarının mezhebi tedvîn edilmedi.Tedvîn edilen mezhebler, sened ile zamanımıza ulaşan dört mezhebdir.

Bunda naklî delilimiz ‘’ … Eğer bilmiyorsanız,ehli ilimden sorun.’’ mealindeki ayet-i kerîmedir. El-Enbiyâ sûresinin 7’nci ayeti.
.

Üstaz Fakih Şeyh İsmail Çetin-Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür


mezheblerde ayet ve hadis ile bildirilen hükmün inkarı küfür, ictihad ile ortaya konulan hükmü reddetmek ise tehlikeli bir iştir ve vebaldir.
--------------------------
Cennet Yolunun Rehberi - Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997


“Tasavvuf ehlini inkar etmek , Kuran–ı Kerim'in yarısını, hadisin yarısını inkar etmektir.” (S.119)

Ehl-i tasavvuf şöyle buyurdular: "Tasavvufun en az payı tasavvuf ehline teslim olmak ve onları inkar etmemektir. Çünkü, Tasavvuf ve tasavvuf ehlinin inkar etmenin, Kur'an-ı Kerimin yarısını, Hadis-i Şeriflerin yarısını, ve Ulemanın birleştiği ve cem olduğu şeyleri inkar anlamını taşımaktadır."


“Nakşi tarikatını inkar eden , din-i İslam'dan Müslümanlar büyük bir tehlike içerisindedir .” (S.119)

Şah-ı Nakşibend hazretlerinin kavlinin manası açık, olarak ortaya çıkmaktadır. Şah-ı Nakşibend hazretleri: "Bizim tarikatımızı inkar eden, dini İslam olan müslümanlar büyük bir tehlikenin içerisindedir."

--------------------------

İmam Gazali rahimehullah, tasavvufun en az derecede varlığına iman etmek ile kişi küfürden kurtulur demekte.


İmam Mâlik radıyALLAHu anh:


" Kim fıkıh ilmini anlamadan tasavvufu izhar ederse, gerçekte zındıklaşır. Ve kim tasavvuf ( özleşmek) ilmini anlamadan, fıkıh ilmini izhar ederse, gerçekte fâsık olur. " buyurmuştur.

Abdestsiz namaz bâtıl olduğu gibi, fıkıhsız tasavvuf da bâtıldır.

Çünkü fıkıh, tasavvufun şartıdır. Fakat tasavvufsuz bir fıkıh ile, ne kadar muvaffakiyet olacağı malum değildir. Zira tasavvuftan iman ve İslamla alakalı olan kısmın inkarı küfürdür; ihsanla alakalı kısmın inkarı fısktır. İmam Mâlik bunu kastetmiştir... Fakat İmam Gazâlî: " Tasavvufun en az derecesi, ona inanmak ve ehline havale etmektir. " demiştir. Bu takdirde, tasdikle fısktan kurtulmuş olunur. İkâz-ul-Himem fî Şerh-il-Hikem c.1 s.9, 11 ; El-Muhkem fî Şerh-il-Hikem c.1 s.74, 76; Ğays-ul-Mevâhib-il-Aliyye c.1 s.127 ; İthâf-u Sâddet-il-Muttakîn c.1 s.148, 154, c.3 s.116
------------------------

Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:

Evliyayı inkâr etmek, dinin herhangi bir hükmünü inkâr etmek gibi küfürdür. ALLAHü teâlâ, Peygamberlerini ve Evliyasını başkalarından üstün tutmuş, başkalarına vermediği keramet ve mucize gibi harikaları bu zatlara ihsan etmiştir. (Hadika)


------------------------------------

Hazret-i Ebu Bekir -radiyALLAHu anh- Efendimizden Bayezid-i Bestâmî -kuddise sırruh- Hazretlerinin zamanına gelinceye kadar bu hafî yol “Tarikat-ı Sıddıkiye” adı ile anılıyordu. Şâh-ı Nakşibend -kuddise sırruh- Hazretlerinin zamanına geldiğinde ise “Tarikat-ı Nakşibendiye” adı ile anılmaya başlamıştır.

Ve bu yol o günden bu güne, Pirân-ı izam -kaddesALLAHu esrârehüm- Hazerâtının el ve gönüllerinde zamanımıza kadar teselsülen gelmiştir. Bu silsile-i celile-i âliye tevatür ile sabit olmuştur. Her devirde büyük bir İslâm cemaati tarafından doğruluğu tasdik edilmiştir.

İmâm-ı Rabbâni -kuddise sırruh- Hazretleri:

“Tevatür ile dinde sabit olanı inkâr etmek küfürdür.” buyururlar.

---------------------------------------
Reis-ut-Taifeyn Cüneyd Bağdadi, sofilerin meşhur imamlarından biridir; diyor ki:” ALLAH Azze ve Celle’ye giden yolların hepsi, Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem’in eserlerine = sünnetine = şeriatine tabi olandan başkasına kapanmıştır.

Buna delilimiz,”Andolsun Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem’de sizin için güzel örnekler vardır...” mealindeki ayettir.Kutb-ul-Hakkani Seyyid Şeyh Abdulkadir Geylani, Şeyh Ebu Hasen Şazeli, İmam Rabbani gibi zevatlar hepsi bu yolda zihab ettiler. Binaenaleyh bunları inkar etmek, dini inkar etmekten ibarettir.

bir milyondan aşkın eser yazan tasavvuf ulemasını inkar etmek, aklın karı değildir.En azında tasavvufun varlığı tevatürle sabittir, temeli ayet ve hadistir.

Tahkim-i Sadat Şerhi Mişkat c.3 s.73 Üstaz Fakih Şeyh İsmail bin Mahfuz el Abbasi rahimehullah


-------------------------------------

Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Ebu Bekir’in kapısından başka, mescide açılan bütün kapıları kapatınız.” (Buharî)

Bu Hadis-i şerif’e Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimiz:

“ALLAH’ım! Bütün tarikatların pîri kesildiği zaman Ebu Bekir’in yolunu kıyamete kadar baki kıl.” mânâsını vermişlerdir.

----------------------------------------

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ashab-ı Kiram-ı sadece zâhirî bilgi vermek yoluyla değil, aynı zamanda onların manevi hastalıklarıyla bizzat ilgilenerek çeşitli tavsiyelerde bulunarak ve manevi tedavi usulünü kullanarak yetiştirmiştir. Bu durumlara bir kaç örnek verebiliriz.

Ubeyb bin Ka'b şöyle buyurmuştur: "Bir gün camide bulunduğum bir sırada adamın biri geldi ve Kur'an okudu. Ben onun okumasını beğenmedim. Başka bir adam gelerek yine Kur'an okudu. Onun kıraatı önceki adamın kıraatı gibi değildi. Namazlarımızı bitirdikten sonra hepimiz Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) yanına gittik.

Ben dedim ki: "Ya ResûlALLAH! Bu Kur'an okudu, ben onun okumasını beğenmedim. Bu da okudu daha çok beğendim. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ikisine de Kur'an okuyun buyurdu. Onlar Kur'an okudular, ikisinin kıraatını da güzel buldu. O zaman nefsime, önce okuyan kişinin okuması yanlış geldi. Cahiliye buğzu kalbime geldi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) kalbime vurdu ve bende şiddetli bir terleme oldu. Sanki ALLAH-u Zülcelâl'in tecelliyatını görüyor gibi oldum ve o düşünce benden gitti." ( Muslim; fi Beyan'il Kur'an.)

Görüldüğü gibi Ashab-ı Kiram zâhiri ilimle kendilerini tedavi edemiyorlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v) doktorluğundan istifade etmek, eczanesinden ilaç alıp kullanmak suretiyle kendilerini tedavi edebiliyorlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in ashabının kalbine vurması O'nun manevi tasarrufudur. ALLAH-u Zülcelâl âyet-i kerimede:

"O'dur ümmiler içinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet öğreten.." (Cuma;2) buyurmuştur.


İbn Abidin kuddise sırruh şöyle buyurmuştur:


"İhlas ilmini okumak; ucub, riya, hased gibi manevi hastalıkları bilmek ve bunlardan muhafaza olmaya çalışmak farzı ayndır. (her müslümana farzdır.) İnsanın nefsi için her birisi birer afet olan kibir, gazap, cimrilik, ihanet gibi hastalıkları bilmek ve kendini bunlardan muhafaza etmek de farz-ı ayndır." (İbn-i Abidin; I/42)


Peygamber Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:


"Kalbinde zerre kadar kibir bulunan, cennete giremez" (Muslim, İman:147)


Tüm bunlardan sonra bizim için en önemli görev, kendimizi bu çirkin hastalıklardan temizleyip, halis bir kalple ALLAH cc. yönelmektir. Bu da ancak tasavvuf ile mümkündür.


ALLAH-u Zülcelâl nasıl zâhirî azalarımızla yaptığımız kötü hareketleri haram kılmışsa, bâtınî olan; kin tutmak, riya (gösteriş) da bulunmak, hased etmek gibi kötü hareketleri de haram kılmıştır. Öyle ise bu bâtınî olan kötü sıfatları da izale etme çabasına girmemiz gerekir. Bunun yegâne yolu da şânı büyük olan tasavvuf yoluna girmektir.

Tarih ve fıkıh alimi, İbn-i Haldun (k.s) şöyle demiştir: "İhlas ilmini okumak; ucub, riya, hased gibi manevi hastalıkları bilmek ve bunlardan muhafaza olmaya çalışmak farz-ı ayndır (her müslümana farzdır). İnsanın nefsi için her birisi birer afet olan kibir, gazap, cimrilik, ihanet gibi hastalıkları bilmek ve kendini bunlardan muhafaza etmek de farz-ı ayndır."



İmam-i Rabbani (k.s) Şöyle buyuruyor:

iNSANA LAZIM OLAN ÖNCE EHL-i SÜNNETE UYGUN iNANMAK,SONRA ALLAHÜ TEALANIN EMiR VE YASAKLARINA UYMAK,DAHA SONRA TASAVVUF YOLUNDA iLERLEMEKTiR.


Sonuç olarak tasavvufun aslı; Kur'an ve Sünnet yolunda yürümektir. Tasavvuf üstadlarının tarif ettiği yoldan, ne olursa olsun ayrılmamaktır. Bidatleri, boş arzuları, nefsanî istekleri terk etmektir. Hürmet gösterilmesi gereken mübarek zatlara ve diğer mahlukata karşı saygıda kusur etmemektir.

Kaynak:

1-Prof. Dr. Lütfullah CEBECİ

--------------------------------

Nakşibendî yolunun büyüklerinden Ahmed el-Hıznevî [k.s], demiştir ki:

“Bu yolun esası tamamen sünnet üzere kurulmuştur. Bu yolda bidatlardan kaçmak, hatta evlânın dışındaki zayıf sözlerden dahi uzaklaşmak şarttır. Azimetin dışında amel etmek, ancak takvası zayıf kimselerin işidir.“ [Ahmed el-Hiznevî, Mektûbât, 273.[İst, 1977].]

Bu derece edep ve takva ile süslenen bir insan, ALLAH yolunda emin bir rehber olma özelliğine sahiptir. Onlar, sadık kimselerdir, Cenab-ı Hakk bu sadık kullarının rehberliğini tasdik ediyor ve kendisine gelmek isteyenlere:

“Bana yönelenlere tabi ol !“ (Lokman 31/15.) emrini veriyor.


------------------------------------

İmam-ı Gazali'ye ilminden dolayı, her müşkülü olan fetva almaya geldiği halde, kardeşi arkasında namaz bile kılmıyordu. İmam-ı Gazali arkasında namaz kılmadığı için kardeşini annesine şikayet etti. Annesi kardeşini camiye cemaate gitmesi için ısrar etti. Gayesi İmam-ı Gazali'nin gönlünü almaktı. Gazali'nin kardeşi annesine; -Anne, onun arkasında benim namazım olmaz, dedi. Bunun üzerine annesi fazla ısrar etti: "Bak oğlum, o senin büyüğün, sen cahilsin, ağabeyin alim kişidir, herkes ona geliyor, müşkülünü halledip gidiyor, herkesin namazı kabul oluyor da seninki neden kabul olmasın? Mutlaka gidip arkasında namaz kılacaksın" diye çok ısrar edince İmam-ı Gazali'nin kardeşi camiye gidiyor.

O gün İmam-ı Gazali'ye namazdan önce bir kişi geliyor ve hayız (kadınlık hali) hakkında bir soru soruyor, İmam-ı Gazali de "Namazdan sonra gel, cevabını vereyim" diyor. Namaza başlayınca İmam-ı Gazali sürekli hayız (kadınlık hali) ile ilgili soruyu düşünüyor ve namazın tamamını cevap hazırlamakla geçiriyor, bu arada İmam-ı Gazali'nin kardeşi sürekli tekbir alıyor, sonunda namazı bozuyor ve yeniden kılıyor. İmam-ı Gazali, kardeşinin iki de bir tekbir almasına ve namazı bozup, tekrar kılmasına çok üzülüyor ve annesine şikayette bulunuyor.

Annesi, "Oğlum, neden ağabeyinin namazına müdahale ettin, cemaatın içinde mahçup duruma düşürecek hareket yaptın, hani bana söz vermiştin, Namazı kılıp gelecektin? deyince, İmam-ı Gazali'nin kardeşi annesine; -Anne, bir insan göbeğine kadar kana bulanırsa onun arkasında kılınan namaz kabul olur mu? diye soruyor ve "Bu soruyu abime de sor" diyor. Annesi, İmam-ı Gazali'ye bu soruyu aynen aktarıyor. İmam-ı Gazali namazdaki durumunu hatırlıyor, namazı hayızla uğraşmaktan tam olarak kıldıramadığını ve kardeşinin de keşif sahibi olduğu için haline vakıf olduğunu anlıyor. Gerçekleri görüyor ve daha önce inkar ettiği tasavvuf ve tarikat yoluna giriyor. Gerçekleri gördüğü ve alim de olduğu için çalışarak kısa zamanda Gavs oluyor. Bu nimete layık olmak için çok çalışalım, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e hakiki ümmet olmaya gayret edelim.

Sultan Muhammed Raşid (k.s)

----------------------------------


ALLAH”a (yakinlaşmaya) vesile arayin.(maide5/35)

Rabbimiz, kâinati yarattigi ilk andan itibaren insanların islahı için kurtuluş vesileleri halk etmiş ve bu kiyamete kadar devam edecektir. Bu ilk vesileler ALLAHın seçkin kullari olan peygamberlerdir. Efendimiz(s.a.v.)in vefatından sonra ise peygamber varisleri olan ALLAH dostlari mürşidi kâmiller bu vazifeyi yerine getirmişlerdir. ALLAH dostları her devirde bulunup kiyamete kadar dini ihya ve ikame ederler.

Efendimiz (s.a.v)buyurmuştur ki: ümmetimden bir topluluk kiyamete kadar ALLAH’in emrini ayakta tutmaya devam ederler. Onlari terk edenler ve kendilerine karşı çıkanlar onlara bir zarar veremez. Bu durum ALLAH’ın kiyamet emri gelinceye kadar devam eder. (buhari,i’tisam,10;Müslim,imaret, 53;tirmizi fiten, 27, ibnu mace, mukaddime,9;Ahmet, müsned,5,34,269,278)

-------------------------------------------

Her devirde ilahi emirleri ayakta tutacak ve dini ihya edecek bu kimseleri Hz Ali (r.a.) söyle tanitmistir. Yeryüzü kiyamete kadar ALLAHu teala’nın dinini ayakta tutacak ayetlerini ibtalden koruyacak kimselerden boş kalmaz. Bize düşen bu ALLAH dostlarını bulup onların dizlerinin dibinden ayrılmamaktır. Onların verecegi reçeteleri kullanarak ALLAH’a hakkıyla kulluk yapmaya çalışmaktır.

----------------------------------------------

Biz ALLAH’a hakkıyla kulluk edemiyorsak namazı şevkle kılamıyorsak orucu aşkla tutamıyorsak bu muhabbet degil meyildir. İşte tasavvuf, tarikat meyli muhabbete çevirmek içindir. Muhabbet tarikatın kendisidir. İslamiyet’in izzetinin, dışı takva içi ihlâstır. ihlâsı kazanmak gayedir. ihlâsı kazanabilmenin yolu tarikattır. şeyh Fethullah hazretleri: ”- Tarikat ihlâsı kazanabilmek için muhabbeti ilahiye tafsilidir, ihlâsi kazanmak esastır, muhabbeti ilahiye vesiledir.” buyurmuştur.

---------------------------------------------


Mürşid-i kâmil ile beraber olmak ve onların sohbetlerinde bulunmanın ehemmiyeti ve fazileti anlatılamayacak kadar çoktur.

Nitekim ALLAH-u Zülcelâl âyet-i kerimede;

"Müminlerden bazı erkekler vardır ki ALLAH'a söz verdikleri şeylerde sadıktırlar." (Ahzap,23) buyurmuştur.


Yani "ahd-i misakta" verdikleri söze, ALLAH-u Zülcelâlin emir ve nehiylerine uymakta sadıktırlar.

Başka bir âyet-i keri-mede de şöyle buyurulmuştur:

"Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na dua eden kimselerle sabret. Sen dünya süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Bizi anmak konusunda kalbini zikrimizden gafil bıraktığımız, keyfinin ardına düşmüş, işi haddi aşmak olan kimseye uyma." (Kehf,28)

Bazı müfessirler, ayetin ilk kısmında geçen "O'na dua eden kimselerle sabret" cümlesinde kast edilenlerin Sahabe-i Kiram olduğunu belirtmişlerdir. Bunun için Peygamber Efendimiz (s.a.v):

"ALLAH-u Zülcelâl'e hamd ediyorum ki benim ümetimden öyle kimseler vardır, Rabbim bana, nefsini onlarla beraber hapset diye emirde bulundu" buyurmuştur.

Başka bir ayet-i celilede ALLAH-u Zülcelâl şöyle buyurmuştur.

"Hem o gün zalim, ellerini ısırarak; "Eyvah bana! Keşke peygamberlerle birlikte bir yol tutsaydım" der. "Vay şu başıma gelene! Keşke filanı dost edinmeseydim. And olsun o gerçekten bana gelmişken, beni zikirden (zikrullah/ ALLAH'ın kitabı, peygamberin vaazı, nasihatı) alıkoydu." Öyle ya şeytan, insana çok hızlankör (yardımsız bırakan) dır." (Furkan; 27, 28, 29)

Yine bir başka Ayet-i Kerimede:

"Kıyamet gününde dostlar birbirine düşmandır. Ancak muttaki (ALLAH dostları, onların dostları) kullar müstesnadır." (Zuhruf, 67) Buyurulmuştur. Demek ki onların dostlukları kıyamette de devam etmektedir.

Aklı olan herkes, şuurlu bir sekilde düşündüğü zaman, ALLAH-u Zülcelâl'in dostları ile beraber olmayı, onlarla sohbet etmeyi ve mü'min kardeşleriyle yardımlaşmanın faydalı olduğunu itiraf edip, bunun ALLAH-u Zülcelâl'e ulaşmak ve rızasına nail olmak için şart olduğunu kabul edecektir
.

Mürşid-i kamile intisabın gerekliliği konusuna işaret bir ayet-i kerime şöyledir:

"Ey iman edenler! ALLAH'tan korkun ve sadıklarla beraber olun." (Tövbe, 119)

Sadıklarla beraber olmak nefsin temizlenmesi ve güzel sıfatlarla bezenmesidir. Bu sayede takvada muvaffak olmak mümkündür. Bunu başarabilmek için de bir mürşidİ kâmile intisab etmek ve onların sohbetlerinde bulunmak şarttır. Çünkü sadıklarla beraberlik cismani olarak sohbetle, ruhani (manevi) beraberlik ise rabıta ile olur.

Sadıklarla beraber olmanın ve bir mürşid-i kâmile intisab etmenin faydası ve tesiri; hem ameli olarak zahire iktida etmesiyle, hem de ruhi olarak kendisine tesir etmesiyle meydana gelmektedir.

-----------------------


Hak Mezheb lerin ve Hak Tarikat lerin inkarı Küfür dür.

nedenmi küfür dür ?.

çünki, mezheplerin ve tarikatların kaynagı kuran ve sünnettir.

çünki,Din de tevatür ile sabit olan bir şeyin inkarı küfürdür.

çünki, onca mezhep imamlarının ve tasavvuf büyüklerinin dogru dedigine sen yanlış diyorsun da ondan küfürdür.

çünki,mezhep imamlarının ve tarikat büyüklerinin giddikleri yolu inkar ediyorsun ondan küfürdür.onları yalancı durumuna düşürüyorsun.

hak mezhepler ve hak tarikatlar tevatür ile sabit degilmidir.

bir mezhebe tabi olmayan mülhid olur.

mezhepsizlik dinsizligin köprüsüdür.

tasavvuf, tarikat ehline şirke düşmüş diyenin kendisi şirke düşmüştür.

aklı olan bir hak mezhebe tabi olmasada hak mezhepleri inkar etmez.

aklı olan bir hak tarikata intisap etmesede hak tarikatları inkar etmez.

ehli tarikatı şirkten kurtaymaya çalışan, açaba siz hiç düşündünüzmü kendiniz tasavvufu inkarla küfre düştügünüzü.

hak bir mezhebi ve hak bir tarikatı inkar etmek islamiyeti inkar etmekten ne farkı vardır.

yanlış anlaşılmasın, bir mezhebe uymayan veya bir tarikata intisab etmeyen küfre düşmüştür demiyoruz, inkar eden küfre düşmüştür diyoruz.


----------------------

Son Söz:

Tasavvuf düşmanı olmak için, İmam-ı Rabbani, Hoca Ahmed Yesevî, Yunus Emre, Mevlana, Şeyh Edebalî, Akşemseddin, Aziz Mahmud Hüdaî, Şeyh Şamil, İmam-ı Gazali, İmam Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Ahmed bin Hanbel....(rh.a) gibi ilim ve maneviyat ehlini, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Türk devletlerini ve özellikle Selçuklu ve Osmanlı’yı inkâr etmek gerekmektedir. Tasavvuf düşmanlığı demek din düşmanlığı demektir. Varlığı ve doğruluğu Ayet-i kerime, Hadis-i şerif’lerle ispat edilmiş, yüzyıllar boyu yaşayan hakiki alimlerce tasdik edilerek tevatür ile sabit olmuş tasavvufu ve gerçek tasavvuf ehlini inkar etmek öldürücü bir zehirdir, Dinden çıkmak demektir.

Tasavvufa yapılan saldırılar bu milleti yıkmaya yönelmiş saldırıların paralel bir uzantısıdır

derinsular
ALINTI(telpako @ Jun 12 2008, 09:50 PM) *

sana şunu söyliyeyim Allah'tan başka hiçbir şeyden ve hiçbir kimseden zerre kadar korkmuyorum. Hele tasavvuf büyüklerine laf edersem başıma bela gelir felan diye zerre kadar korkmuyorum.



Gavs (seyyid abdulhakim) (k.s.), Kerceli Mehmet Ali'nin babasi Seyyid Süleymandan naklen
sôyle bir hadiseyi anlatiyordu: Bir kôyde duvar ustaligi yaparken Sâhi Hazne (k.s.)
nin aleyhinde konusup durdular .Benim canim sıkıldı. Bir karsilik verecektim fakat
cesaret edemedim, kavga ederiz ve beni rezil ederler diye... Bir ara Sahi Hazne
(k.s.) nin yanina geldim ve 'Falan kôyde duvar yaparken senin hakkinda sôyle
sôyle konustular' dedim.

Sahi Hazne (k.s.), sinirlendi, kizdi ve bana ''NiÇiN ona
kafir oglu kafir gôrürsün sen'' demedin.

Tabii ben sustum ve huzurundan ayrilirken
neden bana 'kâfir oglu kafir' dedi diye merak ettim. Fakat bir müddet sonra duy-
dum ki Sahi Hazneye iftira atan o adam hastalanmis ve çok izdiraplar içerisinde
ölmüs. Ve yine duydum ki O adamin babasi da 'Hiristiyanmis'.. Iste o zaman,
anladim ki Sahi hazne (k.s.) o adama neden'Kafir oglu kafir' demis...




Gavs (seyyid sibgatullah arvasi) (r.a) hz. tarikatin münkiri ile tarikata bid,at katanin zararini ayni kabul ederdi.(minah 79).


bu tarikatin bazi mesayihindan güvenilir bir sahsin rivayetiyle söyle nakletti.ben tarikarin münkiri bir alime misafir oldum.sonra bir hiristiyan kilisesine misafir oldum. o alimden gördügüm zarari, hiristiyan kilisesinden görmedim.
(hiristiyan kilisesi apacik düsman oldugundan ondan korunmak mümkündür.münkir ise dost kisvesinde bir düsman oldugundan müridin kalbine vesvese getirerek ihlasini sarsabilir.mürid islami yönden degil tarikat yönünden zarara ugrar.) (minah 80)




Gavs (r.a) hz.ne soruldu: bir müridin, seyhini inkar eden, bir zahir hocasi var.mürid ona silayi rahimi (gidip gelmeyi) kessinmi ? cevaben: "alakasini kessin" deyip akli ve nakli deliller gösterdiler.nakli deliller diger mesayihlere hatta,sahabeye kadar ulasti.

Bunlardan anlasildiki seyhleri inkar eden hak sahipleri, babalari da olsa müridler terk etmelidir.
cünki seyhler hakkin (Allah) (cc) in naibi oldugundan onlarin hakki bütün haklarin önünde ve üstündedir.(minah 81)




sii olan seyyidler hakkinda ne emir edersiniz- diye Gavs (r.a) a soruldu. buyurdular:siilik ve ehli bidat olma savfina bugz edilir.lakin zatina edilmez.münkir seyyid e de ayni muamele edilir.(minah 82).


Gavs (r.a) seyhi seyyid taha (ks) nin -münkirden aslandan kactiginiz gibi kaciniz.münkirin ekmegini yemek kalbi,kirk gün zikirden alikoyar.eger bu münkirler hz peygamberimiz (a.s) zamaninda yasasalardi, iman etmezlerdi- buyurdugunu naklederdi.(minah 132).





müridin;benim kalbim tasfiye edilmistir.münkirlerle oturmak bana zarar vermez demesinin caiz olmayacagini belirten Gavs (r.a) hz.buyurdu: Günesin büyük olmasina ragmen ince bir bulut onu kapatir.
bagli olan ilim talebelerini, bu yolun münkiri olan,alimlerde okumaktan men ettigi gibi muhlis bir hocanin da münkir bir talebeyi okutmamasini buyururdu.
münkir bir Alimi kastederek -bir cok muhlis talebeyi ögrencisi oldugu icin ifsad etmistir-buyurdu.
Yine-filanca da muhlis birisiydi. münkir olan kardesine meylettiginden bozuldu-buyurdu.(minah 133).




Tarikattan istifadenin temeli kim olursa olsun, münkirden alakayi kesip ayri durmaktir-buyurdu.(minah 135).



Münkirle bir arada bulunmak süphesiz müride zararlidir.bu zarari hissetmeyen kemalatindan degil,bu yolda istifade etmemis oldugundandir-diyen Gavs (r.a) hz.devamla söyle buyurdu:Tarikata ilk girdigimizde bir ihvanla beraber bir münkire misafir olduk.bu sebeble kendimden bir kac gün müridlik nisbetinin kesildigini hissettim.o kardesim öyle bir sey hissetmedi.(minah 136).



ilk defa tarikata girmeye azmeden kisiye vacip olan; hakkini inkar etmemek kaydiyla dostluklari eskide olsa mutlak surette münkir ile alakayi kesmektir.Yoksa tarikattan bir fayda görmez-dedikten sonra Gavs (r.a.) HZ.kendisinden söyle misal getirdi.-ben tarikata ilk girdigim zaman hic fayda görmedim.cünki benim tarikati inkar eden alimlerden birisiyle eski hukukummdan dolayi dostlugum vardi.sonra Allah cc in keremiyle o dostluktan kurtuldum.Tarikatta maksadima nail oldum.(minah 137).



Mürid münkirin inkarini, kimin münkir oldugunu bilmediginden,devamli ihtiyatli bulunmasi gerektigi hususunu isaret icin,yüce meclise girme devleti nail olduktan sonra,ikinci gelisimde
Gavs (r.a) bu fakirden (halid-i öleki (ks) sordu.-gecen sene filan kasabaya gittin mi ?

ben -evet- dedim.

kime misafir oldun buyurdu.

münkir olabileceginden süphe duymadigim birine dedim.

peki sen nefsinde ne hissettin ? buyurdular.

o beldeden döndügümde nefsimde sebebini anlamadigim nisbet kesikligini anladim ve hayretle sustum.

Gavs (r.a) gülümsedi: nisbetinin kesilmesini ondandi.orada iken sen zararina vakif oldun lakin neden oldugunu anlayamadin. (minah 138).



Herbir velinin bir kusuru olur.bu kusuru onlarda münkir olanlar görür.Muhlis olanlar görmez.bu kusur da hakiki bir kusur degil,görünüste bir kusurdur.(minah 95).



Münkirin varligi, tarikatin dogru oldugunun delilidir.münkirler tarikatin devamini saglarlar.bir seyhi hic kimse inkar etmeden umumun yönelmesi hic kimseye menfaat vermez.(minah 96).



Gavs (r.a) önceden muhlis sonrada siddetli münkir olan birisi haric sözle emretmezdi.o münkir hakkinda da gavs hz -eger o kisi benim emrime uysaydi, kalbi bu kadar vesvese ve havatira mübtela olmazdi-buyurdu.

Gavs (r.a) seyhi seyyid taha (ks) nin kendisine söyle dedigini,anlatti:mahlukata önce isaretle emret. bu fayda vermezse o zaman acikca sözle emret.buda fayda vermezse ondan yüz cevir.SEN birisinden yüz cevirdigin vakit bütün silsile ve HZ peygamber (a.s) ondan yüz cevirir.(minah 103).





Ehli tasavvuf olan zatlara hiç laf atmamak lazim , seyyid taha (KS) nin buyurdugu gibi,bir sofi bir seyhin parçasidir,ha ona laf atmissin ha onu giybet yapmissin ha ona münkirlik yapmissin ha o zata yapmissin degismez.
onun için hiç bir zaman bir Allah (cc) in kuluna hele hele tasavvuftaki olan insanlara bir ferdine laf atmamak lazim,hakkinda konusmamak lazim,

hakeza öyledir bir seyyidede laf atmamak lazim,seyyid de resulullahin (s.a.v) evladidir onun ehli beyti dir onun bir parçasidir,insan farkinda degilki nereye gidiyor acaba kökü, oda bir agacin ayni dalidir ,insan bir dala bir agaca tas attigi zaman bir dalina bütün agaç bundan zedelenir onun için ondanda elimizden geldigi kadar kendimizi muhafaza etmemiz lazim.(seyyid fevzeddin (ks).)




Abdurrahmân-i Tâgî (k.s), üstadi Gavs´in (k.s) kendisine, münkirler ile ilgili su hâtirasini anlattigini söyledi: "Bir gece Zaho kadisinin evinde misafir kaldim. Kadi münkir idi. Baska bir günde bir kilisede yattim. Inanin bu kadi´nin evinde ettigim zarar, kiliseden daha fazlaydi.
Abdurrahmân-i Tâgî (k.s) Hazretleri buyuruyor; bir gün Seyyid Tâhâ (k.s) söyle buyurmus:
-"Bir münkirin bir lokmasini yiyen müridin kalbi kirk gün zikr etmez." Yine üstadim Gavs-i Azam (k.s), münkirlerle beraber olmayi, kafirlerle beraber olmaktan tehlikeli sayardi.


Abdurrahmân-i Tâgî (k.s) diyor; münkir, mürid için zararlidir, ama seyh için faydalidir.
Biz bir gün Gavs ile beraber bir beldede misafir idik, yemek ikram edildi Gavs (k.s) dedi,"Bu yemegi sen (Abdurrahmân-i Tâgî) ve Seyh Bahâuddin yemeyecek, "biz yemedik; ama mübarek kendisi yedi. Sebebi söyle imis; seyhler kendi münkirlerinin yemegini yemekle, kendi varliklarini inkar ederler. Bu inkar seyhler için büyük faydadir. Müridin durumu ise degisiktir. Söyle ki; mürid, münkirin yemegini yemekle, mürsidini inkar ediyor sayilir. Bu durum ise müride çok büyük zarar verir.


Abdurrahmân-i Tâgî (k.s) hz.leri bir sohbetlerinde söyle buyurdular:
-Büyüklerin hali çok degisiktir. Söyle ki; bizlerce çok önemli olan seylere bakarsiniz onlar için hiç önem vermez. Bizce önemsiz olan seylere ise çok önem verirler.
Büyüklerin öfke ve itirazi iki çesittir: Birisi odur ki tenbih maksadi ile digeri ise helak maksadi ile olandir.
Tenbih maksadli öfkeleri sudur: yoldan çikmis kisilere vurarak, onlari uyarip helâka gitmelerini önlemek maksadi iledir.
Ikincisi ise: muhatablarinin helakini diledikleri an, onlarin imani gidinceye kadar dinmeyen öfkeleridir. Allah korusun.
Siz Gavs-i Azam’in (k.s) bazi münkirlerine bakiniz, dünyadan hiç zarar görmezler. Halbuki küfür alametleri onlarda görülüyordu.





Gavs´in zamaninda zannederim ki, münkirlerden imansiz gidenler oldu. Münkirlik,

bir cehaletten dolayi olur;

bir de ilimden dolayi.

Cehaletten olan inkâr zarar bakimindan ilimden olandan daha azdir.

Münkirligin en zararlisi hasedlikten mütevellid olandir.

Bakiniz Ahmed Cami´yi (k.s) onbir kisi inkar etmistir. Bu onbir kisiden on tanesinin ölümüne sebep Ahmed Cami´dir. Ahmed-i Cami´ye (k.s) onunun ölüp birinin sag kalmasinin sebebi soruldugu zaman der ki:
"Bu kisinin münkirligi cehaletten dolayidir. Bu kisiye dini ve dünyasi için sâdâtlarin bir seyi olmamistir."


Seyda-iTâgî (k.s) dedi: Bakiniz, Hallac-i Mansur´un ölümüne fetva veren kirk kisidir. Bu zatlar alimdir. Otuzdokuzu Hallac´in ölümünden sorumlu tutulmustur. Onlarin içtihadi Hallac´in ölümüne sebebtir. Fakat te´vil etmediler. Dolayisiyla zarar gördüler. O bir kisinin ilmi o sözü tevil edecek seviyede olmadigindan zarar görmedi.



(Abdurrahman-iTâgi(K.S) münkirligin imani tehlikeye soktugunu bildigim için veli oldugunu söyleyen kisiyi inkar etmedim. Yalniz seyhimi inkar edenlere karsi cephe alirdim. Münkirlik yapmazdim fakat cephe alirdim.


-Efendimiz nasil olur da büyükler kendi akrabalarina vefatlarinda, merhamet etmezler?
Seyda (k.s) söyle buyurdu:
Gavs’in (k.s) kardesine merhamet etmemesi, onun zatina münkirliginden dolayi degildi. Münkirliginin Seyyid Taha´ya (k.s) kadar uzanmasindan dolayidir. Bakiniz fer’i inkar, asli da inkar etmeyi gerektirir. Gavs (k.s) böyle demistir. Bir gün Seyda´ya (k.s) dedim:

Efendimiz falanca zat bizim genel merkezimizi hedef alarak suçlamiyor. Yalnizca arkadaslarimizdan birisini inkar ediyor... Bu sözleri Seyda (k.s) söyle cevaplandirdi:

-Sasiriyorum. Çünkü nasil dersiniz bu zat seyhi inkar etmiyor. "Seyhin iyi dedigine kötü demek" seyhi inkar etmektir. Çünkü bu konusma seyh yanlis konusuyor demektir. Cenab- Hak cümlemizi kendisini sevenlerden eylesin.Sevdiklerine düsman olmaktan bizleri korusun.

(isaretler.(Abdurrahman-i Tâgi (K.S).




Evliyanin (r.a) giybetini etmek, Sâdât'in (k.s) giybetini etmek, hasseten Naksibendî. Sâdâti'nin giybetini etmek, çok tehlikelidir. Giybet etmek suretiyle âlimlerin etini yemek her ne kadar insani zehirlerse de, giybet etmek suretiyle evliyanin etini yemenin zarari insanin imanidir. Evliyanin giybetini yapmanin, aleyhinde konusmanin, münkirligini etmenin tehlikesi imanadir, ebedi felâketlere sebeptir.

Sâdât'in (k.s) münkirligini yapanlarin ekseriyeti küfürle gider, demisler. Yani imanlari tehlikeye girer, ekseriyeti imansiz gitmek suretiyle, ebedî zarara ugramis olur. Âlimlerin giybetini yapmak bu derece tehlikeli degil. Onlarin giybetini yapmanin zarari bu dünyadadir. Âlimlerin giybetini yapan kimse, sevaplarim kaybetme tehlikesiyle karsilasmis olur.



bak, sonra demedi deme. duymadım haberim yoktu deme.
.
Zemahşeri

Biz bu anlatılanlardan beriyiz. Umud ediyorumki alim dediğiniz bir çok zatta bunlardan beridir. Bu iddialardan dönmek için hala vaktiniz varken Allah'ın dinin ona has kılmak varken gelin bu iddilardan vazgeçin. Bizim sizin anlattıklarınızı kabul etmemiz zaten mümkün değildir. Bu sebeple iki tarafında yazmaktan çok düşünmeyi tercih etmesi daha makul olandır. Size kuranı tavsiye ederim kuran okuyun ve üzerine düşünün. Vesselam
telpako
zemahşeri en güzel yolu gösterdi Kuran okuyun ve tefekkür edin. Evet kuyalım ve tefekkür edelim.

Derinsular rumuzlu ; Sen ban aboşuna anlatma sen gidip şeyhinin elini öpüyosun karşısında el pençe divan duruyosun. Ama ben onunla sohbet ediyorum. Bu yaz istanbula geldiği zaman yine sohbet edeceğim. Onun ne düşündüğünü bilirirm davranışlarını yaşantısını da bilirirm. Ama oraya gittiğim zaman seyyid cocukların herkesin ortsında çoraplarını çıkarıp giydiren sofi denenkişileri gördükten sonra ve üstelik bu yapılan işte hizmet bu diyen işileri gördükten sonra tiksintim yüz kat arttı.

Bak ben aslınd amünkirim ama tam olarak biraz daha fazla öğrenmek için şeyhinin dibine gidiyorum onun dinine de saygılıyım insanlar istediklerini dini yaşamalılar. Ama benim münkir olduğumu şeyhi bir türlü anlayamadı , neden acaba yok anlamıştır da renk vermiyodur.

BAk hatmeyede giricem ve beni dışarı çıkartmayacaklar. Çünkü hiçbirinin hiçbişeyden haberi yok sen bakma anlatılanlara çoğu fasa fiso ben defalarca gördüm bir numara yok.


Ha bir kerameti birinci elden dinledim. Çocuğu olması imkansız bir byan seydaya çıkışıyor. Madem seydasın bana nazar et çocuğum olsun diyor o da nazar ediyor . Kadın diyor ki önce çok güzel bir koku geldi sonra rahatladım sonra kadın hamile kaldı çocuğu şimdi 11 yaşında bu olay gerçekten oldu. ben bizzat şahidiyim.

Ama bu demekmidir ki , bunu yapan kişi Allah dostu , doktorların hepsi Allah dostu olmalı bioenerji uzmanlarının hepsi Allah dostu olmalı . Tasavvuf ismindeki bilimi din haline getiren sizler dininizce yaşayın.
derinsular
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 13 2008, 09:26 AM) *

Size kuranı tavsiye ederim kuran okuyun ve üzerine düşünün. Vesselam


evet okuyalım kuranı...ama mealci olmayalım ...kendi kafamıza göre yorumlamayalım vesselam.



bak,sonra demedi deme.
derinsular
ALINTI(telpako @ Jun 13 2008, 09:49 AM) *

Tasavvuf ismindeki bilimi din haline getiren sizler dininizce yaşayın.


tasavvuf ayriyeten bir DİN degildir.şu anda yer yüzünde bir tek DİN vardır onun adıda İSLAMDIR.

TASAVVUF İSLAMIN İÇİNDEDİR.



bak,sonra demedi deme.
İlle Cihad
tasavvufun hindistan kültüründen islama bulaştığını bilmem ilirmisiniz.

şimdi sonradan hulaşan bu düşünce nasıl İslamın içinde olur.

Ayrıca Abdul KAdir Geylani Hz. leri de sizin gibi rabıta falan yapmamıştır. sizleri yetiştiren şeyhler gibi köle yetişmemiştir. onun ilminden sayısız insan faydalanmıştır, ve onlardanda başkaları faydalanmıştır.

ama size gelince, şeyhiniz size daha tağutu anlatmıyor smile.gif anlatsa bile üstün körü anlatıyor. eğer anlatsa idi, bir tek şeyhden başörtüsü ile ilgili bir yorum duyardık medyada.

medyaya çıkmazlar falan demeyin. Rasülün düğer ülkelere mektuplar gönderdiğini biliyorsunuz. eğer şeyhiniz biz çıkıp anlatmayız, anlamak isteyen bizi bulsun diyorsa, sünnete muhaliftir haberiniz olsun.

Abdıl Kadir Geylani Hz. lerinide alet ediyorsunuz ya, Allah ıslah etsin ne diyim.
derinsular
Tasavvufun Hz Adem a.s dan buyana var oldugunu bilmem bilirmisiniz.
İlle Cihad
hiç bilmiyorum smile.gif

Hz. Peygamberde tasavvuf ehliydi desenize smile.gif
talebe27
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 10:45 AM) *

hiç bilmiyorum smile.gif

Hz. Peygamberde tasavvuf ehliydi desenize smile.gif



Tasavvuf nefsi terbiye etmektir

Tasavvuf Hz. Adem As dan beri vardır.

Çünkü hz. AdemAs den beri insanların nefsini ıslah etmeleri istenmektedir

Hz. RASULALLAH SAV TASAVVUF EHLİDİR.

Çünkü nefsini terbiye ile uğraşmıştır

Tasavvuf ehlinin hep imrendiği, özendiği, kendisi gibi olmak için uğraştığı, şefaatini beklediği Allah CC ın habibidir

İlle Cihad
Hz. Şahı Rasul, bir başkasını düşünerek rabıta yapmamıştır. ashabınada böyle bir şey söylememiştir.

Hz. Şahı Rasül kızına dahi sana ben bile yardım edemem demiştir. ama sizn şeyhleriniz size daha kabirde bile yardım ediyor!!

Hz. Şahı Rasül, nefsini terbiye etmiştir, ashabınada emretmiştir, ama kendisini düşünerek, kendisini hayal ederek Allaha ulaşılmasını isteyerek değil. sadece kendisine uyarak, sünnetinden kopmayarak ateşten kurtulmaya çalışmasını emretmiştir.

uykudayken ayaklarınızı uzatmayın, ben sizi görürüm, bana saygısızklık olur da dememiştir.

Allahtan af dilerken beni düşünün ben affedersem Allahta affeder dememiştir. öyle olmasına rağmen dememiştir.

kendinizi kandırmayın, tasavvuf nefis terbiyesi ise bende tasavvuf ehlindenim, ama şeyhlerinizin size öğrettiği ise tasavvuf, ben onu inkar ederim.

şeyhimi düşünerek affolacağıma inanmam. ieyhimin bana kabirde yardım edebileceğine inanmam. Şeyh affetmezse allahında affetmeyeceğine inanmam.

eğer sadece nefis terbiyesi ve ilim öğrenme yeri ise şeyhinizin dergahı, başım gözüm üstüne. ama bir adım ötesi ise ayağımın altındadır.

işte fark bu.
talebe27
Siz rabıtanın amacını biliyor musunuz?

Neden rabıta edilir?

Nereye kadar rabıta edilir?


İlle Cihad
Rabıtanın anlamı biat etmektir!! tabi olmaktır.
Rüyada veya hayal aleminde değil elbette smile.gif

ama sizin şeyhleriniz ve size okumanız emredilen kaynaklarınızda mesela risalei halidiyye denilen kitapta, şeyhi hayal edip, onun maneviyatıyla Allaha ulaşmaktır. şeyhin her an sizi izlediğini, uykuda dahi sizi gördüğünü (bir yerde Allahın herşeyi görüp, hiç bir şeyin kendisinden gizli kalmadığı sıfatını şeyhe yüklemek) sanarak uykuda bile ayak uzatmamak.

Şeyhi hayal edip, onun zatını düşünüp, onun sözde maneviyetının sizi allaha ulaştıcağını sanarak kendinizden geçmenizi amaçlayan olaya rabıta diyorlar!!

yanlış mı?
talebe27
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 11:40 AM) *

Rabıtanın anlamı biat etmektir!! tabi olmaktır.
Rüyada veya hayal aleminde değil elbette smile.gif

....

yanlış mı?


Evet yanlış

Önce öğren

Sonra konuş

Bilmediğin şey hakkında neden konuşuyorsun?
derinsular
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 08:22 PM) *



Hz. Şahı Rasül kızına dahi sana ben bile yardım edemem demiştir. ama sizn şeyhleriniz size daha kabirde bile yardım ediyor!!




sizin her yanlışınızı düzelmeye ve cevap vermeye kalkmıcam ama bir tanesini yazayımki belki akıl edersin. nasıl bu meselede yanılıyorsan diger meselelerdede yanılıyorsun.

şöyleki,



Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadisi-i seriflerinde:-her anacocugunun bir akrabasi vardir.bundan Fatima nin iki cocugu harictirki,onlarin yakini ve akrabasi benim- buyurmuslardir.(1)
Menavi merhum der ki:şu,Peygamberin bir özelligidir ki,kizlarinincocuklari hep yüce peygambere nisbet edilirsede Fatima nin cocuklarininözellikleri digerinde yoktur.yani öbürleri bunlara denk olamazlar.


Diger bir hadisi serifte de:-Her sebeb ve nesep,kiyamet günündekesilir.Benim sebeb ve nesebim bundan harictirki,kesilmez.-buyurmuslardir.(2)
Bilindigi gibi Ahiret gününde hic bir kimseye soy ve asalat tarafindanfayda yoktur.ben falan zatin ogluyum,falanlarin soyundanimdemek,dünyada oldugu gibi hele ahirette hic bir faydasaglamayacaktir.Nikah yönünden akrabaligin da faydasi olmaz.Hasili,kiyamet günü kimsenin kimseye yardimi dokunmaz. Ancak HZPeygambere gerek soy ,gerekse nikah yönünden ilgisi olanlarin nesebikesilmeyecek ve onlar bu yüzden seref bulup,HZ Peygamberin şefaati ileselamet ve saadete ereceklerdir.Alimler derler ki: hadisi serifte"SEBEB" ten maksat,müslümanlik ve takvadir."NESEP" ten maksat da nesilzürriyet,nikah yoluyla kurulan akrabalik,hatta süt anne ile meydanagelen akrabalik da dahildir.


Fakat cenab-i Hakk,Kuran-i Keriminde:-kiyamet günü kimseye soyu ve asaleti tarafindan fayda yoktur.-buyuruyor.(3)
Demek Peygamber efendimizin dünyada ve ahirette faydasi olan mübarekneseplerinden ayri olan nesepler hakkindadir.Tefsirciler bu şekildeaciklamakta,ibnü-l-Abidin merhum da böyle ifade etmektedir.(4)

Manavi de der ki: Peygamber efendimizin Fatima zehrayahitaben:-Ahirette üzerinize gelecek azabi uzaklastiramam,bunaselahiyetim yoktur.- buyurmasi,Ehl-i beytini farz ve vaciplerin yerinegerilmesine teşvik oldugu gibi Allah (cc) sevgisi,Allah korkusu vetakva gibi faziletlerle süslemek,dünya süslerinden sakindirmak veonunla kibirlenip gururlanmaktan men etmek icindir.
yani ben Rabbimin lütf ve keremi olmadikca kendi başima elimden bir şeygelmez.Mevla min izni olmadikca kim kime şefaat edebilir ? şu haldebenim şefaatim de Allah in iznine baglidir.Allah in izni oldugu zamanözel ve genel şefaatimi kullanacagim.

işte ozaman gerek soydan, gerek nikah yoliyle bana yakinligi olanlarbundan faydalanacaklardir. hatta yabancilar bile... Buna dayanarak HZ.ömer HZ. ali ile HZ. Fatima zehradan dünyaya gelen ümmü külsüm ün (r,a)nikahina talip oldugunda HZ. Ali -daha yaşi kücüktür- demisse deHZ.ömer:-maksadim ancak Peygamber ailesine katilmaktir,demiş, HZ.Alinin kabul etmesiyle HZ.Ömer le ümmü külsüm nikahlanmisti.


Hasili, bu hadisi serif,Peygamber Efendimize soy ve nikah yolu ile bag ve ilgisi olanlara pek büyük bir müjdedir.








kaynaklar:

1.teberani,fatima zehra dan rivayet etmistir.yenabiul mevedde, s.85

2.hakim ve beyhaki,HZ.ömerden rivayet etmislerdir. zürkan el mevahib, c,5, s.284

3.Müminun suresi, 101

4.ibnul Abidin, c. 1. s.897.



bak demedi deme.....duymadım bilmiyordum deme.
.
İlle Cihad
ALINTI(talebe27 @ Jun 19 2008, 11:41 AM) *

Evet yanlış

Önce öğren

Sonra konuş

Bilmediğin şey hakkında neden konuşuyorsun?



ben biliyorumda, sizin bildiğinize uymuyor değilmi smile.gif
talebe27
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 11:55 AM) *

ben biliyorumda, sizin bildiğinize uymuyor değilmi smile.gif


ÇOCUK

Bir işi yapan mı bilir

Dışarıdan burnunu sokan mı?

Benim yaptığım işi benden iyi mi bileceksin?

İlle Cihad
ALINTI(derinsular @ Jun 19 2008, 11:42 AM) *

sizin her yanlışınızı düzelmeye ve cevap vermeye kalkmıcam ama bir tanesini yazayımki belki akıl edersin. nasıl bu meselede yanılıyorsan diger meselelerdede yanılıyorsun.

şöyleki,
Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadisi-i seriflerinde:-her anacocugunun bir akrabasi vardir.bundan Fatima nin iki cocugu harictirki,onlarin yakini ve akrabasi benim- buyurmuslardir.(1)
Menavi merhum der ki:şu,Peygamberin bir özelligidir ki,kizlarinincocuklari hep yüce peygambere nisbet edilirsede Fatima nin cocuklarininözellikleri digerinde yoktur.yani öbürleri bunlara denk olamazlar.
Diger bir hadisi serifte de:-Her sebeb ve nesep,kiyamet günündekesilir.Benim sebeb ve nesebim bundan harictirki,kesilmez.-buyurmuslardir.(2)
Bilindigi gibi Ahiret gününde hic bir kimseye soy ve asalat tarafindanfayda yoktur.ben falan zatin ogluyum,falanlarin soyundanimdemek,dünyada oldugu gibi hele ahirette hic bir faydasaglamayacaktir.Nikah yönünden akrabaligin da faydasi olmaz.Hasili,kiyamet günü kimsenin kimseye yardimi dokunmaz. Ancak HZPeygambere gerek soy ,gerekse nikah yönünden ilgisi olanlarin nesebikesilmeyecek ve onlar bu yüzden seref bulup,HZ Peygamberin şefaati ileselamet ve saadete ereceklerdir.Alimler derler ki: hadisi serifte"SEBEB" ten maksat,müslümanlik ve takvadir."NESEP" ten maksat da nesilzürriyet,nikah yoluyla kurulan akrabalik,hatta süt anne ile meydanagelen akrabalik da dahildir.
Fakat cenab-i Hakk,Kuran-i Keriminde:-kiyamet günü kimseye soyu ve asaleti tarafindan fayda yoktur.-buyuruyor.(3)
Demek Peygamber efendimizin dünyada ve ahirette faydasi olan mübarekneseplerinden ayri olan nesepler hakkindadir.Tefsirciler bu şekildeaciklamakta,ibnü-l-Abidin merhum da böyle ifade etmektedir.(4)

Manavi de der ki: Peygamber efendimizin Fatima zehrayahitaben:-Ahirette üzerinize gelecek azabi uzaklastiramam,bunaselahiyetim yoktur.- buyurmasi,Ehl-i beytini farz ve vaciplerin yerinegerilmesine teşvik oldugu gibi Allah (cc) sevgisi,Allah korkusu vetakva gibi faziletlerle süslemek,dünya süslerinden sakindirmak veonunla kibirlenip gururlanmaktan men etmek icindir.
yani ben Rabbimin lütf ve keremi olmadikca kendi başima elimden bir şeygelmez.Mevla min izni olmadikca kim kime şefaat edebilir ? şu haldebenim şefaatim de Allah in iznine baglidir.Allah in izni oldugu zamanözel ve genel şefaatimi kullanacagim.

işte ozaman gerek soydan, gerek nikah yoliyle bana yakinligi olanlarbundan faydalanacaklardir. hatta yabancilar bile... Buna dayanarak HZ.ömer HZ. ali ile HZ. Fatima zehradan dünyaya gelen ümmü külsüm ün (r,a)nikahina talip oldugunda HZ. Ali -daha yaşi kücüktür- demisse deHZ.ömer:-maksadim ancak Peygamber ailesine katilmaktir,demiş, HZ.Alinin kabul etmesiyle HZ.Ömer le ümmü külsüm nikahlanmisti.
Hasili, bu hadisi serif,Peygamber Efendimize soy ve nikah yolu ile bag ve ilgisi olanlara pek büyük bir müjdedir.
kaynaklar:

1.teberani,fatima zehra dan rivayet etmistir.yenabiul mevedde, s.85

2.hakim ve beyhaki,HZ.ömerden rivayet etmislerdir. zürkan el mevahib, c,5, s.284

3.Müminun suresi, 101

4.ibnul Abidin, c. 1. s.897.
bak demedi deme.....duymadım bilmiyordum deme.
.


demedi de demiyorum, duymadımda demiyorum..

kıyasınız fasid.

hatta yapılan açıklamalarda beni destekliyor farkında bile değilsiniz.

Eğer ehlibeyt farzlara vaciplere uymazsa şefaate nayil olmayacaklar. tabi Allah şefaat izni verir ise!! öyle değilmi.

yani Allah rasülüde diyorki, şefaat izni verirse kullanacağım, ama buna garanti yok, o nun için bana güvenmeyin başınızın çaresine bakın!!

benim dediğimin aynısının tıpkısı smile.gif

şöyle bir örnek vereyim. Kamuran Kamu. dinsiz bir peygamber torunu!! Kabe arabın olsun bize çankaya yeter diyen bir Ehli Beyt. buyrun bakalım, Hz. Şahı rasülün soyundan olma imtiyazından yararlasın bakalım.

Hala akletmezmisiniz ki, soyundan bile olsa Rasülün kimseyi kendi reyiyle kurtarma yetkisi yoktur. hatta Hz. Fatma bile olsa Allah izin vermedikçe elinden bişey gelmeyecektir.

Farz ve vacipleri sadece ehlibeyt yapınca kurtulacak diye bişey yok. bende bunları hakkıyle yerine getirirsem bende kurtulacağım değilmi smile.gif

Ehlibeytin ayrıcalığını inkar etmiyorum çarpıtılmasın lütfen..
İlle Cihad
ALINTI(talebe27 @ Jun 19 2008, 11:57 AM) *

ÇOCUK

Bir işi yapan mı bilir

Dışarıdan burnunu sokan mı?

Benim yaptığım işi benden iyi mi bileceksin?



YETİŞKİN smile.gif

her işi yapan, doğruyu bilseydi, dünyada asla hata olmazdı..

matematik profesörü bile yanlış işlem yapar. en usta şöför bile kaza yapar, en alim bile yanlış içtihat yapar, en takvalı bile yanlış yapar, PEYGAMBER BİLE HATA YAPTI!!!.

siz nasıl bu kadar emin oluyorsunuz kendinizden?

Abdul kadir Geylani Hz. leridemi yanlış yaptı demeyin. O sizin gibi rabıta yapmazdı!!!!
talebe27
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 12:02 PM) *

Farz ve vacipleri sadece ehlibeyt yapınca kurtulacak diye bişey yok. bende bunları hakkıyle yerine getirirsem bende kurtulacağım değilmi smile.gif


Sen öyle zannet

Hz. Fatıma RA ne yapmıştır da Rasulallah SAV böyle demiştir?

Hz. Rasulallah SAV mirac ta cennete gidip bazı sahabelerin mekanını gördüğü halde neden "UMARIM FİLANCA CENNETLİKTİR" demiştir de direkman cennetliktir dememiştir

Allah CC ım sen milletin idrakini aç yarabbi...
talebe27
ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 12:06 PM) *

YETİŞKİN smile.gif


Buyurt gözüm


ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 12:06 PM) *

her işi yapan, doğruyu bilseydi, dünyada asla hata olmazdı..

matematik profesörü bile yanlış işlem yapar. en usta şöför bile kaza yapar, en alim bile yanlış içtihat yapar, en takvalı bile yanlış yapar, PEYGAMBER BİLE HATA YAPTI!!!.

siz nasıl bu kadar emin oluyorsunuz kendinizden?


Bizim yolumuz ashab yolu

Sahabe yolu da ondan biliyorum

Matematik profesörü yanlış yapar tabii ki

Ama o hayatında bir yanlış yaparsa senin gibi dışarıdan burnunu sokan bilgisizcahiller her an hata yapar

ALINTI(İlle Cihad @ Jun 19 2008, 12:06 PM) *

Abdul kadir Geylani Hz. leridemi yanlış yaptı demeyin. O sizin gibi rabıta yapmazdı!!!!


Nerden biliyorsun?
İlle Cihad
Siz nereden biliyorsunuz yaptığını?

ayrıca, Hz. Fatımaya gelen o ikazın sebebini ben söylemiyim, büyüklerime akıl vermek gibi olmasın : yetişkinsiniz nasıl olsa araştırıp bulursunuz..

farz ve vacipleri yerine getirme konusuna verdiğiniz cevap ise içler acısı..

ben nededim, hakkıyle yaparsam kurtulacağım. buna nerden eminim, bizzat kuran müjdeliyor, diyorki bunları yapan, bunlardan uzak duran sonsuz nimetler içindedirler, üzülmeyecekler, onlara korkuda yoktur. işte delilim.

Rasülün bazı ashablarına inşallah bunlarda cennetliktir demesi ise, şöyle yorumlanabilir, başa izahıda yok zaten.

demekki o bahsettiği ashabının bazı noksanları vardı, hatalrı vardı rasülde bunu biliyorsdu, az bir hataları olmasına rağmen cenetlik olduklarını bilemiyordu ve inşallah diyordu!!

ben nededim, hakkıyle yerine getirirsem dedim!!

HAKKIYLE kelimesini es geçtiniz sanırım!!

ayrıca yine kendinizle çeliştiniz, inşallah bunlarda cennetliktir dediğine göre hepsinin cenneti garanti değil, aralarında hatalı olanlarda varmış değilmi???
talebe27
Hz.Fatıma RA Hz. Rasulallah SAV ye en çok benzeyen kişiydi

Ahlakı aynı onun gibiydi

En üstün ahlak üzerineydi

Şimdi böyle olan biris ne yapmış olabilir?

Hiçbirşey

Bu söz ona değil bizedir

Oğlum sana diyorum gelinim sen anla hesabı

Ben bunu anlarım

Haşa ki Hz. Fatıma RA anamızdan dolayı birşey ol