Kocaman bir bahçe düşünün. Ortasında da bu bahçeyi tamamen dallarıyla örtmüş bir ağaç düşünün. Her bir dalında bir zalim sizin bir işinizi yönetiyor. Ve bu dallarda duran zalimler sizin apaçık düşmanınız. Bu ağacın meyveleri sadece en yukarıda ve bunları da YUKARIDAKİLER yiyebiliyor. Bu ağacın size tek faydası gölge yapması. Yağmuru geçirmiyor. Yani rahmeti engelliyor. Ağacın üstündeki börtü böcek ise sizi sürekli rahatsız etmekte. Gök yüzünü görmek istiyorsunuz izin vermiyor. Bahçenin etrafı da çevrilmiş dışarıda çıkamıyorsunuz. Yukarıdakiler yedikleri meyvelerin kabuklarını size atıyor, sizde bunlar ile yetiniyorsunuz. Size attıkları kabuklardan daha fazlasını hizmet ettim diyerek sizden almaya kalkıyor. Çok nadirde olsa arada bir size birkaç damla yağmur bırakıyor, o da kendi kökleri için elbette. Size hiçbir yardımı olmadığı halde sizden yaşaması için su istiyor!! Buna karşı çıkanlara ise ya yukarıdan büyük bir dal ile vuruyor, yada öldürüyor. Bazı dallarında çıkılabilecek yerler var, ama inancından ve değerlerinden ödün verenler için!! Siz inancınızdan ödün vermiyorsunuz diye sizi oralara çıkarmıyor. Ya inancınızdan vazgeçin gelin çıkın buraya diyor, yada aşağıda kalmaya devam edin diyor. Yukarıdakilerin bazıları da diyor ki, alttakileri yukarıya çıkaracağız buna izin vereceğiz, bize su verin ağacığımız susuz kalmasın ki sizinde isteklerinizi yapalım. Ama bunlarda daha yukarıdakiler tarafından ya susturuluyor yada alaşağı ediliyor.
Şimdi size sorarım, bu ağaca bu şartlarda hala su vermek akıllı insan işimdir!!
not=alıntıdır.
