MUTLAKA MESAJIMI EN SONUNA KADAR OKUYUNUZ.ÇÜNKÜ KURAN-I KERİM'İN ALLAH KELAMI OLDUĞUNU ŞİMDİYE KADAR HİÇ DUYMADIĞINIZ BİLİMSEL DELİLLERLE ORTAYA KOYMAKTADIR.
KONUNUN ÖZETİ:1)KURAN'DA EVRENİN 6 GÜNDE(DEVİRDE)YARATILDIĞINDAN BAHSEDİLİR VE BİR SUREDE DE (MEARİC 4.AYET)EVRENDEKİ DEĞİŞİMLER İÇİN( Kİ AYETTE EVRENDEKİ BİR YER DEĞİŞTİRMEDEN YANİ MELEKLERİN EVRENİN KATMANLARINI GEÇEREK, MİKTARI ELLİBİN YIL OLAN BİRGÜNDE ALLAH KATINA ULAŞMASINDAN SÖZEDİYOR) KOZMİK BİR ÖLÇÜ VERİLİR;50 BİN YIL=1 GÜN(DEVİR).ASTRONOMİ BİLİMİ DE BÜYÜK PATLAMA TEORİSİNE GÖRE PATLAMADAN 300 BİN YIL SONRA EVRENİN YAPITAŞLARI OLAN ATOMLARIN OLUŞTUĞUNU SÖYLÜYOR.50 BİN YILDAN OLUŞAN 6 GÜN(DEVİR) 300 BİN YIL YAPAR.2)KURAN'DA YERKÜRENİN 2 GÜNDE YARATILDIĞINDAN SÖZEDİLİR.BİLİM İSE DÜNYAMIZIN BİR GAZ VE TOZ BULUTU HALİNDEYKEN,BÜZÜLME EVRESİNE GEÇİP KENDİ İÇİNE ÇÖKEREK YOĞUNLAŞMASI VE BUGÜNKÜ BİLDİĞİMİZ ANLAMIYLA BİR GÖKCİSMİ HALİNİ ALMASININ 100 BİN YIL SÜRMÜŞ OLACAĞINI KEŞFEDİYOR.KURANDA BAHSEDİLEN 50 BİN YILDAN OLUŞAN 2 GÜN(DEVİR)100 BİN YIL EDER.3)KURAN'DA DÜNYADAKİ TALEP EDEBİLECEK CANLILAR İÇİN 4 GÜNDE GIDALARIN TAKDİR EDİLDİĞİNDEN BAHSEDİLİR.BU DÖRT GÜN DE HERBİRİ 50 BİN YILDAN 200 BİN YILA TEKABÜL EDER.ASTRONOMİ BİLİMİ DE DÜNYAMIZIN YÜZMİLYONLARCA YIL ÖNCE GALAKSİMİZDEKİ BİR MOLEKÜL BULUTUNUN İÇİNDEN GEÇTİĞİ VE BU GEÇİŞİN 200 BİN YIL SÜRDÜĞÜ BULGUSUNA ULAŞIYOR.Kİ BU GEÇİŞTEN ÖNCE DÜNYADA CANLILARIN ÇEŞİTLENMESİ VE ONLARIN DEVAMLILIĞI İÇİN GEREKLİ OLAN GIDALARIN OLUŞUMUNU SAĞLAMAYA YETERLİ MOLEKÜL ZENGİNLİĞİ YOKTUR.MÜMİN SURESİ 13.AYETTEKİ ''SİZİN İÇİN GÖKTEN RIZIK İNDİREN O'DUR'' SÖZÜ DE ASLINDA BU OLAYI İFADE EDER.4)KURAN'DA EVRENİN 6 GÜNDE YARATILMASIYLA İLGİLİ ŞÖYLE BİR SÖZ GEÇER: ARŞI SU ÜZERİNDE İKEN...6 GÜNDE YARATTI.BURADA MEALLERDE SU OLARAK ÇEVRİLEN 'MAİ'KELİMESİ ASLINDA SU RENGİNDE YANİ SAYDAM ANLAMINA GELİR.ASTRONOMİ BİLİMİ DE EVRENİ 300 BİN YIL (6 GÜN) SONUNDA IŞIĞI GEÇİRGEN HALE GELİP SAYDAMLAŞTIĞINI KEŞFEDİYOR. BÜTÜN BUNLAR BİRER ŞANSLI TESADÜFMÜDÜR?
AŞAĞIDAKİ YAZIMDA, ÖZETLEDİĞİM BU KONULARIN AYRINTILARINI VE BİLİMSEL KAYNAKLARDAN YAPTIĞIM ALINTILARLA KANITLARINI BULACAKSINIZ.BULGULARIMIN HİÇ BİRİ BİR ŞİFREYE YA DA ZORLAMA YORUMA GEREK KALMADAN GAYET AÇIK KURAN AYETLERİNE DAYANDIĞINI GÖRECEKSİNİZ.ASLINDA BENİM ŞANSIM,ÇOK AZ SAYIDA ASTRONOMİ UZMANININ BİLEBİLECEĞİ BİLGİLERLE,BUNLARLA İLGİLİ KURAN AYETLERİNİ SADECE BİR ARAYA GETİRMEK OLMUŞTUR.BEN YALNIZCA TESADÜFEN KEŞFETTİĞİM BU BİLGİLERİN TÜM İNSANLIĞA ULAŞMASINI İSTİYORUM. BU YÜZDEN FİKİRLERİME YAZILARINIZDA YER VERİRSENİZ ÇOK SEVİNİRİM.YAZIM İLE İLGİLİ YORUMLARINIZI E-MAİL İLE BİLDİRMENİZİ RİCA EDERİM.
(BU BULGULARDAN SADECE EVRENİN 6 GÜNDE YARATILMASI İLE EVRENDEKİ MADDENİN 300,000 YILDA OLUŞMASI ARASINDA BAĞLANTI KURULMASI,2003 YILINDA ''ISLAMICPERSPECTİVE'' ADLI YABANCI KAYNAKLI İNTERNET SİTESİNDE DE BELİRTİLMİŞTİR.[www.islamicperspectives.com/OriginOfUniverse.htm - 15k -] BEN BU SİTEDEKİ YAZIYI BEN YAZIMI HAZIRLADIKTAN SONRA GÖRDÜM VE AYRICA BİLGİLERİNİZE SUNMA GEREĞİ DUYDUM.
BİLİMİN IŞIĞINDA
EVRENİN VE DÜNYANIN OLUŞUMUYLA İLGİLİ BİLİNMEYEN KUR'AN MUCİZELERİ
Evrenimizin oluşumunu açıklayan bilimsel kaynaklardan bazı alıntılar yaparak konuya girmek daha yerinde olacaktır.
Big Bang ya da Büyük Patlama, evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce çok yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan bir bilimsel teoridir.
1)Büyük patlamadan sonra evren radyasyondan yayılan çok sıcak gazla dolmuştur. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti: Önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. Büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °K'ye(2726,85 santigrad) düşünce bu parçacıklar birleştiler ve atomlar oluştu.
2)Yaygın bilimsel görüşe göre Big Bang ' den sonra, henüz madde oluşmamışken, patlamanın ortaya çıkardığı ışın parçacıkları serbest elektronlarla etrafa yayılıyordu. Tahminlere göre patlamadan yaklaşık 300.000 yıl sonra bu elektronların bir araya gelmesiyle madde oluştu.
Evrenin ısısı sonraki 10 dakika içinde, 10 milyar dereceye düşüyor. Bu sürede çekirdeksel kuvvetlerin etkisiyle iki Nötron ile iki Proton birleşip ilk atom çekirdeği olan Helyum çekirdeğini oluşturuyor.
Bu ilk dakikalardan sonra evren artık bayağı soğumuştur. Bunun sonucu çekirdeksel kuvvetlerin etkinliği bitiyor. Evrenin o sıradaki bileşimi %75 Hidrojen, %25 Helyum çekirdeğinden oluşuyor. Sonraki 300.000 yıl boyunca hiçbir değişim meydana gelmiyor..
Bu süre sonunda sıcaklık 3.000 derecenin altına düşünce, elektromanyetik kuvvet sahneye çıkıyor. Elektronları mevcut çekirdeklerin çevresinde yörüngeye sokarak ilk Hidrojen ve Helyum atomlarını yaratıyor. Böylece serbest elektronların ortadan çekilmeye başlaması evreni saydamlaştırıyor.
3)Büyük patlamadan 10 dakika sonra
İlk atom çekirdekleri olan Hidrojen ve Helyum çekirdeği oluşur:
1 proton + 1 Nötron = Hidrojen çekirdeği (evrenin %75’i)
2 Proton + 2 Nötron = Helyum çekirdeği (evrenin %25’
300.000 yıl boyunca dinlenme dönemi
(sıcaklık 3.000 derecenin altına düşer)
Elektromanyetik kuvvetler devreye girer,
elektronlar çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilir
ilk Hidrojen ve Helyum Atomları oluşur
Evren saydamlaştığı için, Fotonlar serbestçe yayılmaya başlar
4) Büyük Patlamanın hemen ardından, Evren, atomların oluşabilmesi için fazla sıcaktı, ilk atomlar, Evrenin ortaya çıkışından yaklaşık 300 bin yıl sonra meydana gelmeye başladı.
5) Bu büyük patlamadan 300,000 yıl sonra yani bundan aşağı yukarı 13,5 milyar yıl önce evrenin ilk görülebilir halinin fotografı çekildi. 1992 yılında NASA’nın COBE uydusunun çektiği bu fotoğrafın astrofizikçilerin hesaplarına tam uyumlu olduğu gözüktü.
Şimdi bu bilgiler ışığında Kur'an-ı Kerim'de evrenin oluşumuyla ilgili hangi işaretler bulunduğuna geçebiliriz.
1)Dikkat ederseniz ilk atomların ve dolayısıyla maddenin oluşum sürecinde belli bir süre göze çarpıyor:''300,000 yıl''.Büyük patlamadan 300,000 yıl sonra elektromanyetik kuvvetlerin devreye girmesiyle elektronların çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilerek atomların yani maddenin oluştuğu bu konuyla ilgili benim incelediğim bilimsel kaynakların tümünde vurgulanmıştır.Peki bu 300,000 yıl ile ilgili Kur'an da ne gibi bir işaret vardır?
Bunun açıklamasını yapabilmek için ilk önce şu ayetlere dikkat çekmek gerekir. Furkân Suresi 59.ayet Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden (ona hükmeden) Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.
Me’âric Suresi 4.ayet: Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
Kuran-ı Kerim'deki toplam yedi ayette evrenin yaratılmasıyla ilgili belli bir süreden sözediliyor: ''altı gün''
Mearic suresi 4.ayette ise bize zamanın akışı ile ilgili kozmik bir ölçü veriliyor:1 gün=50,000 yıl .Kur'anda Allah katında bir günün insanlar için ''bin yıl'' gibi olduğuna dair ayetler de vardır.Fakat bu ayetlerde zamanın izafiliği ve Allah için zamanın akışının farkını vurgulamak için bizim de günlük dilde kullandığımız ''binyıl'' gibi genel bir örnekseme kullanılıyor.Ayrıca içinde ''binyıl''ın geçtiği bu ayetlerde ''sizin sayageldiklerinizden''ya da ''sizin saymakta olduğunuz yıllardan'' denilerek de özel bir duruma dikkat çekiliyor.Çünkü onların sayageldiği yıllar Kameri takvime göre saydıkları yıllardır.Kur'anın indirildiği zamanlarda kullanılan Kameri takvime göre bir yılın süresi Miladi takvime göre 11 gün eksiktir ve Miladi takvime göre de farklı zaman dilimlerini ifade eder.Bu durum Miladi takvim dışındaki diğer takvim sistemleri (Çin ve Maya takvimleri gibi) için de geçerlidir.Hatta o zamanlar kullanılan Miladi takvim bile gerçekte tam olarak Dünyanın Güneş çevresindeki dönüş süresini karşılamaz.Bu yüzden ellibin yılın geçtiği Mearic 4.ayette ise ''sizin sayageldiklerinizden'' sözü ''özellikle'' kullanılmıyor.Bilimin keşfetmiş olduğu,evrenin yani maddenin oluşumuyla ilgili hesaplanan sürede (300,000 yıl) Ay'ın hareketleri değil, Dünya'nın Güneş çevresindeki dönüş süresi birim (1 yıl) olarak alınmıştır.Kuran'daki 50,000 yıllık sürede de zaman dilimi olarak sayılagelen ve süresi bilinen yıllardan değil,o zamanlar için farazi sayılacak bir sürenin yani Dünya'nın Güneş çevresindeki dönüş süresinin esas alındığını görürüz ve diğer takvim sistemlerine göre yapılacak hesaplamalar bugün keşfedilmiş olan 300,000 yıl sonucuna götürmez.Ellibin yıldan oluşan birgün için de ''sizin sayageldiklerinizden'' denseydi bu ellibin yıl Miladi Takvime göre daha az bir zamanı ifade edeceği için 300,000 yıldan çıkarak beklediğimiz sonucu yani 6 günü bulamazdık. ''Miktar olarak ''sözüyle miktar aynı zamanda ''ölçü'' anlamına da geldiği için belli bir ölçüye ve dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresine dikkat çekiliyor.Bu açıklamalarımda neden ‘’binyıl’’ geçen ayetlerin değil ‘’ellibin ‘’yılın geçtiği Mearic Suresi 4. ayetin esas alınması gerektiğini anlatmaya çalıştım.
Şimdi basit bir matematik hesabıyla Kuran'da birçok kez bahsi geçen ''6 günde yaratmanın'' sırrını çözebiliriz; 300,000 yıl /50,000 yıl=6 gün
Kur'anda kozmik bir ölçü olarak 1 Gün=50,000 yıl süresinin gösterildiğinin çok az bilindiğini sandığım bir kanıtı daha vardır.Astronomi ile ilgili incelediğim bir kaynakta aynen şöyle bir bölüm okudum:''Güneş sisteminin oluşumu şu basamaklardan oluşmaktadır:Yıldızlarası gaz ve/veya tozdan oluşan bir bulut kendi çekimsel gücü sonucunda içeriye doğru büzülmeye başlıyor. Bu büzülmeyi başlatan olay bu bulutun yakınında meydana gelen bir Süpernova patlaması sonucu ortaya çıkan şok dalgaları ile gerçekleşebilir.Bulut çökmeye başladıktan sonra bulut ısınır ve merkezi bölgeye basınç uygular. Tozun buharlaşmasını sağlayacak kadar bir ısınma meydana gelebilir. Bu ilk büzülme evresinin ''100,000 yıl'' kadar süreceği düşünülmektedir'' Bu bilgiler ışığında bir de Kur'andaki şu ayetlere bakalım:(Elmalılı Hamdi Yazır meali)Fussilet Suresi 9.ayet: De ki: Gerçekten siz, ''yeri iki günde yaratanı'' inkar edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir.Fussilet suresi 11. Ayet: ‘’Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin dedi. Her ikisi de: İsteyerek geldik dediler.’’ 12 ayet:''Böylece Allah onları ''iki günde'' yedi gök olmak üzere ''yerine koydu''. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.'' Görüldüğü gibi bilimsel kaynakta yıldızlararası gaz ve/veya tozdan oluşan bulut'' şeklinde tanımlanan şey ayette ''duman halinde bulunan gök olarak tasvir edilmiştir. Daha önce saydamlaşmış halde bulunan evrende daha sonra bazı yerlerde yoğunlaşma olarak, güneş sistemi gibi yıldız sistemlerini oluşturacak olan gaz ve toz bulutları oluşmuştur.Sonra da bu gaz ve toz bulutları büzülerek güneş sisteminin ilk şekillerini oluşturmuştur. Bu büzülmeler yerin ve yedi kat göğün ayette belirtildiği gibi ''yerine konduğu'', uzayda yerlerinin belirlenerek oluştuğu durumu ifade ediyor. Uzayda asılı duran toz bulutlarından yıldızlar ve gezegenler gibi gökcisimleri oluşuyor. Daha uzayda yerküre diye bir şey yokken bu olay sonucunda yeryuvarlağı kendini gösteriyor ve bir gökcismi halini alıyor.Dikkati çekmesi gereken asıl şey ayette iki gün olarak belirtilen sürenin,bilimsel kaynaklarda büzülmenin oluştuğu süreç için 100,000 yıl olarak verilmesidir. Sonuç olarak 2 günX50,000 yıl=100,000 yılı veriyor. Ayrıca Fussilet Suresi 9. ayette de ''yerin de iki günde ''yaratıldığından bahsediliyor.Bu konuda başka bir kaynaktaki alıntıdan bahsetmem gerekir:’’ Dünyanın oluşumu;5-6milyar yıl önce yıldızlar arası toz bulutlarından oluşmuş dünya, oluşumunun ilk evrelerinde gevşek bir yapı göstermiştir. Dünyanın büyüklüğü bugünkünden daha fazla idi... artan yoğunlukla bu büyük küre gittikçe büzülmeye ve küçülmeye başladı...büyüyen basınç ile kütle konglomeraları halinde bulunan radyoaktif elementler parçalandı ve sıcaklık yükseldi.. Bu ısınma iç tarafın akıcı bir hal almasına ve maddelerin ağırlıklarına göre içten dışa doğru dizilmesine neden oldu... Böylece nikel ve demir gibi ağır metaller merkeze, hafif metaller ve bileşikler ise kabuk şeklinde dışa yığıldı...(100 bin yıl sürdüğü düşünülüyor)’’Görüldüğü üzere hem güneş sistemi hem yerkürenin oluşumu için aynı süre yani 100,000 yıl tahmin ediliyor. Tabi bu bunların aynı anda yaratıldığı anlamına gelmiyor.Oluşma sürelerinin aynı süreye denk geldiği anlaşılmalıdır.Diğer bir bilimsel kaynakta ise şöyle bir bölüm vardır:’’ Yer’in oluşumu ile Samanyolu’nun oluşumu,aynı esaslara ve büyük bir ihitimalle de aynı zaman dilimine rastlanmaktadır.Bu konudaki ilk teori ünlü Franız gök bilimci Laplace (Laplaş;1749-1827) tarafından 1796 yılında ileri sürülmüştür.Teori’i ilme,Nebula kuramı diye geçmiştir.’’Güneş sistemi gibi gökcisimlerinin gaz ve toz bulutundan yoğunlaşıp büzülerek oluştuğu 2 günX50,000 yıl=100,000 yıl süresi dünyamızın da güneş sistemine dahil bir gökcismi olduğunu düşünürsek, ikisi içinde aynı sürenin verilmesi de aynı şekilde mucizevi bir durumdur.Kaynakta büzülmeyi başlatan olay olarak Süpernova patlamasının şok dalgaları gösteriliyor.Fakat bu Süpernovalar oluşmadan önceki durumu açıklayamaz yani mutlaka bir yerde Allah'ın kudretinin devreye girdiğini gösterir. Mearic 4.ayetin sonunda ''bunu bir bilene sor'' denilerek 50,00 yıl ile ilgili olarak bu mucizevi sırrın anlaşılabilmesi için çok özel bilgilere sahip olunması yani evrenin ilk anından itibaren 300,000 yıl sonrasıyla ilgili bilgilere ulaşılabilmesi gerektiğine işaret ediliyor sanki.Ayrıca, sonuç olarak, Kuran'da hem yerkürenin hem de göklerin (tabii buna Güneş sistemimiz de dahildir) oluşum süreci için 50,000 yıldan oluşan iki günün belirtilmesi;bilimin de hem yerküre hem de Güneş sisteminin oluşması için 100,000 yılı vermesi mucizeyi açıkça ortaya koymaktadır.
Bu konuda üzerinde durulması gereken bir olay daha var.Altı günde yaratmanın geçtiği hiçbir ayette yıldızlar,dünya ve aydan bahsedilse bile,bunlar altı günde yaratmanın içine dahil edilmez.Hep ''yer ve gökler ve de bu ikisi arasındakiler''şeklinde genel olarak maddeyi tasvir edecek şekilde bir tarif yapılır.Çünkü bu 300,000 yıllık süreç içinde henüz yıldız,galaksi ve gezegen gibi gök cisimleri oluşmamıştır.Bunların temel yapı taşları olan atomlar yani henüz şekil almamış olan madde oluşmaya başlamıştır.Zaten altı günde yaratmanın geçtiği ayetlerin birinde örneğin yıldızların ya da dünyanın da bu altı günde yaratıldığından bahsetseydi bu bir çelişki oluştururdu. Yer ve gökler ve ikisi arasındakiler sözüyle genel olarak maddenin tümünü kapsayan yani yerde ve gökte gördüğümüz bütün maddelerin temel yapı taşı olan atomların yaratıldığı kastedilerek böyle bir tanımlama yapılıyor.Yaratılan bu ilk evrendeki hidrojen ve helyum atomları daha sonra oluşacak olan yıldızlardaki çok yüksek sıcaklıklarda oluşan reaksiyonlar sonucunda diğer elementleri oluşturacaktır.Hatta burada ''ikisi arasındakiler''sözüyle, astrofizikçilerin ''karanlık madde'' olarak tanımladıkları, galaksileri oluşturan yıldızların uzaya dağılmalarını önlediği iddia edilen madde benzeri varlığın da kastedildiği düşünülebilir.(Milyarlarca yıldızdan oluşan galaksiler çok büyük hızla sarmal bir şekilde dönerler.Bunun oluşturduğu merkez kaç kuvveti,galaksiyi oluşturan yıldızların toplam kütlesinden çok daha fazladır.Bu yüzden gök bilimciler galaksilerin uzaya dağılmalarını önleyen,bilinen maddenin dışında madde benzeri bir varlığın olması gerektiğini savunuyorlar.Bu varlığı da kesin olarak tanımlayamadıkları için ''karanlık madde'' olarak isimlendirirler.)Henüz galaksiler yoktur ama karanlık madde vardır.Tam olarak madde özelliği göstermedikleri için ''arada kalan''bir formdur.Aynı zamanda bu daha sonra tüm gökcisimlerinin arasındaki boşlukları da dolduracağı için ''yer ve gökler arasındakiler''şeklindeki tasvirin de yerinde olduğunu gösterir.Fussilet suresi 12. ayette''en yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk'' derken en yakın gök olarak, yıldızlarını görebildiğimiz Samanyolu galaksimiz, onun uzaya dağılıp yokolmasını önleyen ve koruyan olarak da az önce sözünü ettiğim karanlık madde yani ''yer ve gökler arasındakiler'' kastediliyor olmalı.
2) Hûd Suresi 7.ayet '' O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.''
Bu ayette ''Arşı su üzerinde iken''seklinde dikkat çekici ve ilginç bir söz var.Burada sözü geçen ''su'' nedir? Yukarıda anlattıklarımızın ışığında 300,000 yıllık süreç içinde su molekülü henüz oluşmamıştır ve de o kadar yüksek sıcaklıkta bildiğimiz sıvı şekliyle su var olamaz denilebilir.İşte tam bu anda yukarıda da bahsettiğim bilimsel bulgulardan olan ''evrenin saydamlaşması'' olayı ile ayette bahsi geçen ''su'' arasında ister istemez bir çağrışım meydana geliyor.Daha sonra yaptığım araştırmalar sonucunda ise ayetin Arapçasında ''su'' anlamına gelen ''ma'' kelimesİnin değil ''su renginde'' anlamına gelen ''mai' kelimesi kullanıldığını belirledim.Ayette geçen ''Arşı su üzerinde iken'' sözü evrenin 300,000 yıllık dönem sonunda saydamlaştığı yani ışığı geçirgen bir hale geldiği gerçeğine mi işaret ediyor?.Arş kelimesiyle evrenden daha yüksek bir mertebe kastediliyor ve o zamanki saydamlaşan evrene yukarıdan bakan kişi onu suya bakan kişinin gördüğü saydamlıkta görecektir.
Bugüne kadar bu ayetteki ''ma-i''kelimesi doğrudan su olarak anlaşılmış,gerçek anlamı olan ''ma-i'' yani ''su renginde olan'' veya ''su gibi olan'' anlamı göz ardı edildiği ve meallerde de bu şekilde yazıldığı için inananlar için bile anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir durum ortaya çıkarmıştır.İnançsızlar için ise Kurana ve onun kaynağı olan Allah'a olan inanca karşı bir koz olarak değerlendirilmiştir. Ama ayetin başındaki '' O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için'' sözü sanki bu duruma işaret ediyormuş gibi duruyor. Bu konuda üzerinde durulması gereken başka bir ayet daha vardır. Enbiyâ Suresi 30.ayet : '' İnkar edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı? Bu ayetteki su kelimesi de aslında ma-i şeklin de geçiyor.''Su renginde'' ''su gibi olan'' anlamı katıyor ve saydamlaşan evren kastediliyor.Ayetin başında göklerle yer bitişik iken ayrıldığı sözü ile Büyük Patlamanın (Bing Bang) kastedildiği zaten bilinen bir Kuran mucizesidir.Burada Büyük Patlamadan bahsedilmesinin hemen ardından her canlının sudan yaratıldığı belirtilmesi patlamadan sonra saydamlaşan evrenin kastedildiği anlamına gelir.Fakat ''her canlı şeyi sudan yarattık'' sözü bugüne kadar yanlış değerlendirilmiştir.Her canlı şeyin bildiğimiz anlamıyla sudan yaratıldığı anlamı çıkarılmıştır.''Sadece sudan canlılık ortaya çıkamaz'' diye bazı kesimlerden itirazlar da gelmiştir.Aslında bu ayette saydam şekilde görülen evrenin içerdiği maddelere dikkatinizi çekmek gerekir.O dönemde evrende yaklaşık olarak yüzde 75 Hidrojen ve yüzde 25 Helyum atomu bulunmaktadır.Canlılığın oluşması için gerekli olan iki temel unsur olan su ve karbon,bu karışımın içerisinde zaten bulunmaktadır.Şöyle ki ;üç helyum çekirdeği birleşerek karbon atomunu,dört helyum çekirdeği ise birleşip oksijen atomunu oluşturur.(Tabi bunların oluşumunu sağlayacak kimyasal tepkimeler daha sonra yıldızların verdiği yüksek ısıyla meydana gelebilecektir) Bu durumda su renginde saydam olan evrenin içerdiği maddelerin içinde hidrojen ve oksijenden dolayı su molekülünün (H20) temel parçalarının ve de karbonun bulunduğunu görüyoruz.Canlıların yapısında yaklaşık yüzde 18 oranında karbon,yüzde 80 oranında da su bulunduğu bugün bilinen bir gerçektir.Evrenin oluşmaya başlamasında yani büyük patlamadan 300,000 yıl sonra oluşan ve saydamlaşan evrenin içerdiği maddelerin canlılığın temel yapı taşlarını içerdiğini ve ayetin buna dikkat çektiğini anlayabiliriz.
3)Evrenimizin oluşumunu açıklayan Büyük Patlama (Big Bang) teorisinin en önemli kanıtı olan ve büyük patlamadan bugüne kadar geldiği savunulan ''kozmik fon radyasyonu'' denen bir olay keşfedilmişti.Bu keşiften bahseden bir kaynakta şöyle bir yorum vardır.
'' Fakat bu keşif ortaya çözülmesi gereken bir de bilmece çıkardı. Fon radyasyonu, büyük patlamadan 300.000 yil sonra gazın son derece homojen olduğunu göstermektedir. Gazın içinde büyük topaklar ve delikler olsaydı, bunlar radyasyonun gökyüzündeki dağılımında sıcak ve soğuk bölgeler olarak gözükecekti. Öte yandan bugün çok topaklıdır. Kümeler, ince uzun gruplar halinde toplanan galaksiler ve bunların aralarında boşluklar vardı. Bu büyük yapıların orijinal gazin içindeki topaklardan çıkmış olması gerekmektedir. Tıpkı sütün topaklanarak peynire dönüşmesi gibi''
Şimdi burada, daha sonra oluşacak olan galaksilerin ön şekilleri olan topaklanmaların sıcak gazın için de var olmaları gerektiğine fakat 300,000 bin yıllık süreç içinde son derece homojen bir yapıda olduğu ve de bunun sebebinin anlaşılamadığına dikkat çekiliyor.Sanki sonradan belirli bir müdahele olmuş gibidir.Burada Kur'an daki şu ayet akla geliyor. Yûnus Suresi 3.ayet ''Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır.''
4)Yukarıdaki alıntı yaptığım kaynaklarda bahsettiğim 300,000 yıllık dönem evrendeki değişimler için bir ''dinlenme dönemi'' olarak nitelendiriliyor.
''300.000 yıl boyunca dinlenme dönemi
(sıcaklık 3.000 derecenin altına düşer)
Elektromanyetik kuvvetler devreye girer,
elektronlar çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilir
ilk Hidrojen ve Helyum Atomları oluşur''
'' Bu ilk dakikalardan sonra evren artık bayağı soğumuştur. Bunun sonucu çekirdeksel kuvvetlerin etkinliği bitiyor. Evrenin o sıradaki bileşimi %75 Hidrojen, %25 Helyum çekirdeğinden oluşuyor. Sonraki 300.000 yıl boyunca hiçbir değişim meydana gelmiyor.''
Yani bu 300,000 yıllık süreç içinde evren soğumaya bırakılmış ve bu sürecin son bölümünde yeterince soğuyunca da elektromanyetik kuvvetler devreye girerek kendiliğinden elektronlar çekirdeklerin etrafına dizilip atomları oluşturmuştur.Şimdi bu konudaki ''dinlenme dönemi''ve elektronların kendiliğinden çekirdeğin etrafına dizilmeleri gibi nitelendirmeler şu ayeti anımsatıyor:Kâf Suresi 38.ayet: Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. ''Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.'' Yorumu tamamen size kalmış.
5)Kuran’da sembolik olarak sözedilen bir günün ellibin yıla eşit olduğuna ilişkin olarak ilginç bulabileceğiniz bir tahminimden sözetmek istiyorum;
Bir alıntı:
‘’UZAYDA ŞEKER
Bilim adamları yıldızlar arası bir moleküler bulutta sofra şekerinin moleküler kuzeni olan glikolaldehit’ i keşfettiler
Karbon, oksijen ve azottan oluşmuş, sekiz atomlu bir molekül olan glikolaldehit diğer moleküllerle birleşerek riboz ve glikoz gibi daha karmaşık şekerleri oluşturabilir. Riboz, RNA ve DNA gibi nükleik asitlein temel yapıtaşıdır, glikoz ise en basit şeker monomerlerinden biridir. Glikolaldehit, metil format ve asetik asitle aynı atomları içerir fakat değişik dizilişte. Metil format ve asetik asit de daha önce yıldızlar arası toz bulutlarında bulunmuşlardı. Bilim adamlarına göre glikolaldehit basitçe sofra şekerinin moleküler kuzenidir.
Şeker molekülü, galaksimizin merkezine yakın, bizden 26 000 ışık yılı uzakta (bir ışık yılı ışığın bir yılda katettiği yoldur ve yaklaşık olarak 36 trilyon kilometreye eşittir) çok büyük boyutlardaki gaz ve toz bulutunda tespit edildi. Bu toz bulutları- ki çoğu zaman birkaç ışık yılı büyüklüğündedirler- yeni yıldızların oluşumu için temel madde kaynaklarıdır. Fakat Dünya’ ya kıyasla çok daha seyrek olan bu bulutlar, milyonlarca yıl süren karmaşık kimyasal reaksiyonların meydana geldiği bölgelerdir. Bu tür bulutlarda şimidye kadar 120’ ye yakın farklı molekül keşfedildi. Bu moleküllerin çoğunluğu küçük sayıda atom içerirler.’’
‘’Basit bir şeker (veya monosakkarit) olan glukoz (veya glikoz veya glükoz) yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glukoz fotosentezin ana ürünlerinden biridir ve hücresel solunum onunla başlar.’’
Yukarıda ki alıntıda yıldızlararası molekül bulutlarında canlılar için en temel gıda olan şeker türevlerinden biri olan Glikolaldehit bulunduğunun keşfinden ve şimdiye kadar 120’ye yakın molekülün bu bulutlarda varolduğunun bilindiğinden söz ediliyor.Bu moleküller canlıların temel yapı taşlarını oluşturan ya da gıda maddelerinin temelini oluşturan moleküllerdir.
Başka bir alıntı ise şöyle:
‘’Dev hidrojen gazı bulutları Dünya çevresine gelirse, kitlesel yokoluşlara ve 200 milyon yıl sürebilecek kartopu buzlanmalarına yol açabilecek. Dünya için bir başka tehlike de, Samanyolunun sarmal kollarında kümelenmiş yoğun hidrojen gazı bulutlarıdır. Colorado Üniversitesinden Alex Pavlov ve meslektaşları dev moleküler bulut adıyla bilinen bu tür bir bulutla karşılaşmanın kitlesel yok oluşlara yol açabileceğine, bu durumda kartopu buzlanmanın bile söz konusu olabileceğine inanıyorlar. Atmosferik bir iklim modelinden yola çıkan Pavlov ve arkadaşları en yoğun bulutların Dünya atmosferini tozla doldurabilecek güçte olduğunu, güneş ışığını engelleyerek gezegeni bir buzul çağına sürükleyebileceğini ortaya koydular. Atmosfer genelde güneş rüzgarlarının yarattığı baskıyla kozmik tozlardan korunur. Ancak Pavlov yoğunluğu yüksek bir bulutun bu rüzgarın etkisini yok edebileceğine ve gezegenimizin böylesi bir bulutun içinden geçmesi için gerekli olan 200,000 yıllık süre boyunca iklimin hızla soğuyacağına inanıyor.
‘’Gelişmiş Uzay Bilimleri Merkezinden John Lindsay aydan alınan toprak örneklerinin Dünyanın moleküler bulutlar arasından geçtiği görüşünü desteklediğine inanıyor.’’
‘’ İlk başlarda dünyanın hidrojen, su buharı, amonyak, metan ve hidrojen sülfitten oluştuğu düşünülüyor. Laboratuvarda böyle bir gaz karışımına dışardan enerji verildiğinde bir süre sonra kahverengi bir bulamaç elde ediliyor.’’
Yukarıdaki alıntıda ise Pavlov adlı gökbilimcinin dünyamızın geçirdiği buzul çağlarını araştırırken, bu soğumaların, dünyanın Samanyolu galaksimizin sarmal kollarının arasında bulunan yukarıdaki alıntıda da bahsettiğim dev molekül bulutunun içinden geçmesi bu geçiş sırasında atmosferin tozla dolup güneş ışığını geçirememesinden kaynaklandığından bahsediliyor ‘Yukarıdaki paragrafta da belirtildiği gibi dünyada ilk başlarda hidrojen,su buharı,amonyak,metan ve hidrojen sülfit molekülleri var.Sadece bunlardan canlılığın çeşitlenmesi ve gıda maddelerinin oluşabilmesi mümkün görünmüyor. Sonuç olarak dünyamız bu bahsi geçen dev molekül bulutunun içinden geçmiştir ve bugün dünyamızdaki gıda maddelerini oluşturan moleküllerin çok büyük bir bölümünü bu buluttan almıştır.Dünya kendi çevresinde dönerek bu gıda denizi diyebileceğimiz bulutun içinden geçtiği için de her tarafına eşit olarak dağılmıştır.Ayrıca bu moleküller donduğu için bir çeşit dondurulmuş gıda özelliğini aldığını da söyleyebiliriz.
Burada asıl dikkatinizi çekmek istediğim konu bu dev molekül bulutundan geçişin’’ 200,000 yıl’ sürmesidir. Fussilet suresi 10.ayet:’’ O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam ‘dört günde’ isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti’’ Tahmin edeceğiniz üzere 4 gün x 50,000 yıl=200,000 yıl
Ne büyük ‘tesadüf’ değil mi’? Ama mucize tesadüfler bununla da bitmiyor.Bir de şu bilgiye dikkatinizi çekmek istiyorum;
“Dünya genellikle kozmik ışınlardan manyetik alanı sayesinde korunuyor. Ancak manyetik alanın çok daha güçsüz olduğu tersinme dönemiyle bulutun geçtiği dönemin çakışması durumunda kozmik ışınlar içeriye akabilir. Pavlov manyetik alanda her 200,000 yılda bir tersinme olduğuna ve bulutla çarpışması sonucunda yaşanan etkinin bir milyon yıl kadar sürdüğüne dikkat çekiyor ve bu mantıktan yola çıkarak çoğu çarpışmaların en az bir tersinme dönemine denk düştüğü sonucuna varıyor.’’
Yukarıdaki alıntıda dünyanın moleküler bulutun içinden geçmesi için gerekli olan 200,000 yıllık sürenin yanı sıra, yerkürenin manyetik kutuplarında her 200,000 yılda bir tersinme (kuzey manyetik kutbuyla güney manyetik kutbunun yer değiştirmesi) olduğundan söz ediliyor.Kozmik ışınların,ancak, manyetik alanın daha güçsüz olduğu tersinme dönemiyle molekül bulutundan geçilen dönemin çakışması durumunda içeriye yani yerküreye akabileceği üzerinde duruluyor.Tabi burada kozmik ışınlardan bahsediliyor fakat kozmik moleküllerin de (bunlar gıdaların hammaddesini oluşturan moleküllerdir) yerküreye akışı için manyetik kalkan görevi gören manyetik alanın zayıflamış olması gerekir.İşte bu yüzden yerkürenin molekül bulutuna girişiyle,dünyanın manyetik alanındaki tersinmenin aynı ana denk gelip çakışması gerekiyor.Yüce Allah’ın Kur’an da neden (Fussilet Suresi 10.ayet)’’ tam dört günde’’ diyerek zamanlamayı vurguladığını tahmin ettiniz değil mi?
Son olarak, dikkatimi çeken başka bir konudan bahsetmek istiyorum.Yukarıda ki <<Uzayda Şeker>>başlıklı alıntı yaptığım yazıda şöyle bir cümle geçiyor: “Bu şeker molekülünün yeni yıldızların oluştuğu bir gaz bulutunda bulunması, hayatın oluşumunda rol oynayan öncü kimyasal moleküllerinin böyle bulutlarda bulunması, gezegenlerin yıldızlar çevresinde oluşmadan çok önce oluştukları anlamına gelir” diyor NASA’ nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’ nde çalışan Jan Hollis.’’ Yani bu açıklamadan gezegenimiz olan dünyanın da Güneşten ve de galaksimizdeki diğer yıldızlardan önce oluşmuş olması gerektiği sonucunu da çıkarabiliriz.Kuran’da Fussilet suresi 9,10,11 ve 12. Ayetlerde de ilk önce yerkürenin yaratılmasından bahsedilmesinin ardından “sonra duman halinde olan göğe yöneldi’’ denilerek, galaksimizdeki diğer yıldızların dünyamızdan sonra oluştuğu görüşüyle paralellik gösterdiğine de dikkatinizi çekmek isterim.
Sonuç olarak anlatmak istediğimin özü, ALLAH kelamı olan Kuran-ı Kerim’de Kehf
Suresinin ilk iki ayetinde şöyle dile getiriliyor;
1. Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab 'ı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
2. Onu dosdoğru (bir Kitab)olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları)uyarmak ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelemek için.
Ayrıca Kehf Suresinde öyle bir ayet vardır ki,sanki günümüzde de bir izdüşüm oluşturmaktadır.
12.ayet:’’ Sonra da iki guruptan hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.’’
Burada bahsedilen gruplardan biri evrenin oluşumuyla ilgili olarak bilim adamlarının bilimsel çalışmalar sonucu ulaştıkları sonuç (yani 300,000 yıl),diğer grup ise Kuran ayetlerinden yola çıkılarak ulaşılabilecek sonuçtur.
VE ŞİMDİ HANGİSİNİN SÜREYİ DAHA İYİ HESAP ETTİĞİNİ GÖRELİM DİYE
UYANDIRILDIK…
NOT:YUKARIDA OKUDUĞUNUZ İDDİALAR KARŞISINDA,BİLİMİN VERİLERİNDEN BAŞKA BİR OLGUYA DEĞER VERİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEYEN BAZI KİŞİLERİN,KURAN-I KERİM DEKİ BU MUCİZELERİN BİLİMSEL VERİLERLE DE DESTEKLENDİĞİNİ GÖRÜNCE , BU SEFER DE SÖZKONUSU VERİLERİN GÜVENİLİR OLMAYABİLECEĞİNDEN SÖZEDECEKLERİNİ TAHMİN EDİYORUM…AYRICA YUKARIDA SÖZÜNÜ ETTİĞİM 300,000 YIL,100,000 YIL VE 200,000 YILLIK SÜRELERİN NET VE KESİN DEĞERLERİ DEĞİL YAKLAŞIK TAHMİNİ DEĞERLERİ İFADE ETTİĞİ DE İDDİA EDİLEBİLİR.FAKAT YÜCE ALLAH DA ZATEN KURANDA BU SÜRELERİ 50,000 YILLIK GÜNLERDEN OLUŞAN ALTI GÜN,İKİ GÜN VE DÖRT GÜN ŞEKLİNDE,YAKLAŞIK DEĞERLERİ DE İÇEREBİLECEK BİÇİMDE BELİRTMİŞTİR.PEK TABİKİ YÜCE ALLAH’IN TAM OLARAK 300,000 YIL ,100,000 YIL VE 200,000 YILDA YARATMAYA DA GÜCÜNÜN YETECEĞİ SÜPHESİZDİR…
YUKARIDAKİ YAZIMDA GEÇEN BİLİMSEL KAYNAKLARDAN YAPTIĞIM ALINTILAR TAMAMEN İNTERNET ORTAMINDAN ALINMIŞTIR.İNTERNET ARAMA MOTORUNA BU ALINTILARIN BİR KISMI YAZILARAK ARAMA YAPILMASI HALİNDE KOLAYLIKLA BU KAYNAKLARA ULAŞILABİLİR.
YUKARIDAKİ YAZIMDA TEMEL ALDIĞIM BİLGİLERDE YA DA YORUMLARIMDA ORTAYA ÇIKABİLECEK YANLIŞLIKLAR YALNIZCA BU BİLGİLERİN YANLIŞLIĞINI YA DA BU BİLGİLERİ VEYA KURAN AYETLERİNİ YORUMLAMA ŞEKLİMİN YANLIŞLIĞINI GÖSTERİR.ASLA ALLAH KELAMI OLAN KURAN-I KERİM’DEKİ BİLGİLERİN YANLIŞ OLDUĞU ŞEKLİNDE YORUMLANMAMALIDIR.YUKARIDA ANLATTIKLARIM ŞAHSİ DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞLERİMDEN İBARETTİR. ŞÜPHESİZ Kİ, HERŞEYİN DOĞRUSUNU ANCAK YÜCE ALLAH BİLİR.
E-Mail: mehtap.tarik@hotmail.com
AVUKAT
TARIK TAŞPINAR
1972-TARSUS DOĞUMLU
YAZIMA BAZI KONULARDA EKLEME YAPMAK İSTİYORUM.
1-NEDEN ‘BİNYIL’IN GEÇTİĞİ BİRGÜNLERİN DEĞİL DE ELLİBİN YILIN GEÇTİĞİ AYETİN ESAS ALINMASI GEREKTİĞİ HUSUSUNDA ŞÖYLE BİR AÇIKLAMA DA GETİRİLEBİLİR: BİN YILIN GEÇTİĞİ AYETLERDE DAHA ÖNCE DE DEĞİNDİĞİM GİBİ ‘’SİZİN SAYAGELDİKLERİNİZDEN’’ YA DA ‘SİZİN SAYMAKTA OLDUKLARINIZDAN’ SIFATLERI KULLANILDIĞI İÇİN ,BU YILLAR ,KURANIN MUHATABI OLAN TOPLUMA VE O TOPLUMUN KULLANDIĞI TAKVİM SİSTEMİNE GÖRE DEĞİŞECEĞİ İÇİN YANİ ZAMANA VE YERE GÖRE DEĞİŞKEN BİR ZAMAN DİLİMİNİ İFADE EDECEĞİNDEN DOLAYI KURAN’DA SEMBOLİK GÜNLER OLAN ‘ALTI GÜN’,İKİ GÜN VE DÖRT GÜNÜN HESABINDA ÖLÇÜ OLARAK ALINAMAZLAR.AKSİ TAKTİRDE YAPILACAK HESAPLAMALARDA ZAMANA VE YERE VE DE TOPLUMA GÖRE FAKLI BİR EVRENİN VE YERKÜRENİN YARATILMA YADA GIDALARIN TAKDİR EDİLMESİ SÜRESİ ORTAYA ÇIKACAKTIR.
2.DÖRT GÜNDE GIDALARIN TAKDİR EDİLMESİYLE İLGİLİ OLARAK ŞU AÇIKLAMAYI DA YAPMA GEREĞİ DUYUYORUM:DÖRT GÜN YANİ 200,000 YILDA MOLEKÜL BULUTUNUN İÇİNDEN DÜNYANIN GEÇMESİ İLE BİRLİKTE DÜNYADA CANLILIĞIN ÇEŞİTLENMESİ VE MİKTARI VE AYNI ZAMANDA BU CANLILARIN BESLENEBİLECEĞİ GIDALARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE MİKTARININ ARTMASI İÇİN YETERLİ BİR MOLEKÜL ZENGİNLİĞİ OLUŞMUŞTUR.VE BU ZENGİNLİK BİYOLOJİ VE JEOLOJİ BİLİMİNDE 545 MİLYON YIL ÖNCE OLDUĞU KABUL EDİLEN ‘KAMBRİYEN PATLAMASI’DENİLEN OLAYIN SEBEBİNİ OLUŞTURMUŞ OLABİLİR.KAMBRİYEN PATLAMASI:BİTKİ VE HAYVAN ÇEŞİTLERİNİN ANİ VE HIZLI BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKMASI SONUCUNU DOĞURMUŞTUR.YÜCE ALLAH ÖNCE MOLEKÜL ZENGİNLİĞİNİ SAĞLAYARAK CANLIRIN TEMEL YAPI TAŞLARINI VE GIDALARINI TAKDİR ETMİŞ ,SONRA DA ONLARI N DEVAMLILIĞINI SAĞLAYACAK ŞEKİLDE BİTKİ VE HAYVANLARI DİĞER CANLI TÜRLERİNİ YARATMIŞTIR. AYRICA KURAN-I KERİM'DE MÜ'MİN SURESİ 13. AYETTEKİ ''Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.'' ''SİZİN İÇİN GÖKTEN RIZIK İNDİREN O'DUR'' SÖZÜNÜN GERÇEK ANLAMINA DA ULAŞMIŞ OLURUZ.
3-NASA'NIN KOZMİK FON RADYASYONUNU ARAŞTIRMAK ÜZERE UZAYA GÖNDERDİĞİ (1989) COBE UYDUSUNUN ULAŞTIĞI VERİLER DE BÜYÜK PATLAMA (BİG BANG)DAN 300,000 YIL SONRA İLK IŞIĞIN EVRENDE YAYILMAYA BAŞLADIĞI YANİ ATOMLARIN, DOLAYISIYLA DA MADDENİN BÜTÜN YAPI TAŞLARININ OLUŞUP ATOMLARA DÖNÜŞMEYE BAŞLADIĞINI DOĞRULAMAKTADIR.2001 YILINDA YİNE NASA TARAFINDA UZAYA GÖNDERİLEN WMAP UYDUSU DA BÜYÜK PATLAMADAN 379,000 YIL SONRA EVRENİN %4 ÜNÜN VE DE 380 ,000 YIL SONRA EVRENİN %12 SİNİN ATOMLARA DÖNÜŞMÜŞ OLDUĞUNU GÖSTEREN VERİLER ALINMIŞTIR.BU VERİLER NASA'NIN RESMİ İNTERNET SİTESİNDE COBE VE WMAP UYDULARIYLA İLGİLİ BÖLÜMLERDE YAYINLANMAKTADIR.BU VERİLER DE EVRENİN BAŞLANGICINDAN İTİBAREN 300,000 YIL İÇİNDE YANİ KURAN DAKİ ŞEKLİYLE 6 GÜNDE MADDENİN TÜM PARÇACIKLARININ OLUŞTUĞUNU DOĞRULAMAKTADIR.
AVUKAT
TARIK TAŞPINAR
