Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Vele Zİkrullahİ Ekber
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
talip023



En büyük zikir ALLAH'ın kendini, zât-i Ahadiyyetini zikrettiği zikirdir.
Durmadan kâinat tesbihat hâlindedir.
İnsan da bu tesbîhata devamlı olarak (hücreler, bütün organların mikroskopik kısımlariyte birlikte) kalb ile devam etmektedir.
Bütün mahlükat canlı cansız herşey tesbih hâlindedir dedik...
Atomlardan tutun da bütün vücud hücrelerinde devam eden bu tesbihatı kalb hissettiği zaman HAKK’ın zikri o zaman cesedde ortaya çıkar.
“ALLAH'ın” demiyoruz “Hakk’ın”…
Bu kelimeleri anlamak en güç meseledir.
Bundan dolayı Mansur:
“Enel Hakk!” diye bağırdı.
“Enallah!” demedi.
“Ben ALLAH'ım!” zâten kimse söyleyemez.
Söylediklerim kuru lâf değildir.
Mansur'u anlayamadılar.
Katline ferman verdiler...
ALLAH da bu sırrı söylemesin diye ona katlolmak nasib etti.
Başa gelecek her türlü belânın altında bir hayır vardır.
Bunu unutmayınız.
Ben söylemiyorum.
Resûlü Ekrem söylüyor.
Bunu milyonda bir fark eder.
İnsan belâların altındaki hayrı tefrik edemedi mi isyana, küfre kadar sürüklenir…

Bir zaman toprak üstünde iken şimdi toprak altında olanlardan, toprak üstünde iken yaptıklarından bahsetme.
Onları rahmetle an!..
Şimdi toprak altında iken ne yaptıklarından biliyorsan bana onlardan bir ip ucu ver.
Ona göre hareket edeyim…

Bütün bu tesbihat ve zikirlerin hepsinde hedef ALLAH'tır.
Zikredici ALLAH'tır.
Bütün zikirlerde söylenen kelimeler, lâfızlar âlettir.
Bunlara hulûs ile devamla, kalbde târifi mümkün olmayan bir hâlet hasıl olur.
İşte asıl zikir “O” dur.
Dikkat et “budur” demiyoruz.
Söylenecek kelimeleri âlet olarak kullanarak kalbin harekâtına girmek lâzımdır.
O zaman kalb bilinmeyen bir intizama girer.
Senin haberin olmayan zikre, haberli habersiz girmektir.

Âyet-i kerîme “ve” ile başlar.
“Ve le zikrullahu ekber”in mânâsı :
“Yâ Habibim! O zikir var ya ALLAH'ın zikri, en büyük zikir odur.”
Yoktan yaratılan kâinattaki intizam, idrak hududunun dışında bile durmadan tesbih hâlinde atomuyla protonuyla işlemektedir.
Yıldızlar döner, gece gündüz olur.
Birbirlerinin etrafında dönerler.
Mütemadiyen bu tesbihat devam eder ki bu ALLAH'ın güçlerinin “Hakk” olarak ALLAH'ı zikretmesidir.
Senin kalbin de bu tesbihat içinde durmadan doğuştan son gününe kadar çalışmaktadır.
Bu senin ALLAH'a en yakın olmak hasebiyle ALLAH'ın zikrine iştirak etmeni sağlar.
O zaman “Hakk” dan ALLAH'ın zikrine girmiş olursun.
Erirsin, ya Mansur gibi bağırır kafan vurulur veyahut denizdeki bir damla gibi denizle bir olursun.

Ne söylemiş Resûlü Ekrem ona bak!
O ne yaptı ise onu yap!
ALLAH Kur’ânda ne söylemişse onları kendi malın gibi bil!
O zaman bütün mürşidlerin, büyüklerin, gelmiş geçmiş velîlerin isimleri saymakla bitmez.
Dedikleri ve öğrettikleri şeylere bu yukarıda anlatılan şekilde girmeye çalış!
“Ölmeden evvel ölün!” hadîsinin derin mânâsı da budur.
Dünya yüzünde iken Ahad’da eriyin!
O'nun yarattığı kâinatın en kıymetli mahlûku olduğunuzu bilin!
Bu kelime, lâfız ve sözlerin gizli ve açık birçok yolları vardır!
Kuru lâflar üzerinde kalma!
Kendini örseleme!
En basit en aciz bir kulun söyleyeceği ve anlatacağı:
“Ve le zikrullahu Ekber” in mânâsı budur!..

Tesbihat : (Tesbih. C.) Cenab-ı Hakk'ı (C.C.) sıfatına lâyık ifadelerle yâdetmeler.

Hulus : Hâlislik. Saflık. * Samimiyet. Hâlis dostluk. İçden davranmak. Her hayırlı işi ve ameli Allah rızâsını niyet ederek yapmak.

Hâlet : Suret. Hâl. Keyfiyet.

Âlet : Bir işte veya bir san'atta kullanılan vasıta. Bir makinayı vücuda getiren ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. * Sebeb, vesile, vesâit. * Edevat. Avadanlık.

İntizam : Tertib, düzen, düzgünlak ve nizam üzere olmak.

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“...vele zıkrullahu ekber... : (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.
ALLAH'ı anmak elbette (ibâdetlerin) en büyüğüdür. ALLAH yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut 29/45)

Mütemadiyen : Devamlı surette.


talip023
“Ütlü ma uhiye ileyke minel kitabi ve ekimis salah innes salate tenha anil fahşai vel münker ve lezikrullahi ekber vallahü ya'lemü ma tasneun : (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. ALLAH'ı anmak elbette (ibâdetlerin) en büyüğüdür. ALLAH yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut 29/45)
mmustafa
“Ve le zikrullahu ekber”
“Ve le zikrullahu ekber”
“Ve le zikrullahu ekber”

( Amin )
talip023
"Yedi gök, dünya ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder. Onu övgü ile zikir ve tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. O çok yumuşak ve bağışlayıcıdır."
( İsra Suresi, 44 ).
talip023


TASAVVUF EHLİNİN VUSLAT YOLCULUĞUNDA EN ÖN ARACI HAKKI ZİKİRDİR VE TASAVVUF EHLİNİN ORTAK ARACIDIR HAKKIN NURUNU TECELLİ ETTİREN KALPTEKİ LATAİFLERİN NURANİ KIVILCIMLARIN ANA NEDENİDİR ÖYLEKİ KİŞİ ZİKİR EDE EDE HAKKIN İSMİNİ ANAN ANA KALBİNDE YARADAN RABBİLALEMİNİN AŞKI CANLANIR DÜNYAİLE ARASI AÇILIR HAK İLE VUCUDU NURANİYETŞEVKİ İLE YANAR
talip023


KİŞİ BİR SÜRE ZİKİR EDE EDE O ZİKİR O KİŞİYE ÖYLE TATLI OLURKİ KİŞİ ARTIK ZİKİRDRN ALDIĞI TADI DÜNYADAN ALMAMAYA BAŞLAR VE DÜNYADAN YÜZ ÇEVİRME SAFHALARI BAŞLAR ,DAHA SONRA BENLİK KAYBI OLAMAYA BAŞLAR VARLIK OLARAK TEK HEDEF SEÇİLMEYE YARADANIN TEK VARLIK GÖRÜŞÜ BAŞLAR ÖYLEKİ KİŞİ YARADANDAN BAŞKASINI GÖREMEMEYE BAŞLAR VE ALLAH AC HAZRETLERİNE YAKINLIĞI BAŞLAR KİŞİ AŞK İNİLTİLERİ İLE HAKKI ZİKİR EDER YÜREĞİ YANAR MAŞUKA VARMAK İÇİN KENDİNİ YER BİTİRİR ONUN ZİKRİ İLE GÖNÜL HAK HAK DEMEYE BAŞLAR ALLAHAC HAZRETLERİNİN NURLARI İLE NURLANIR KİŞİ KEMALAT YOLUNDA İLERLERKEN ALLAH AC HAZRETLERİNDEN KENDİSİNE RAHMET BAĞIŞLANIR BU MADDİ DE OLABİLİR MANEVİDE KİŞİ BİR ÇIK MUCİZELERLE KARŞILAŞIR ALLAH AC HAZRETLERİNİN RAHMETİNE NAİL OLA OLA HAKKA VASIL OLUR
talip023


YER VE GÖK ALLAH AC HAZRETLERİNİ ZİKİR EDERKEN BENİADEM ALLAH AC HZ ZİKİR ETMEKTEN MAHRUM KALIYOR EY RABBİM SEN UYANDIR EY RABBİM SEN UYANDIR ....!
talip023



SİZLERİ ALLAHI ZİKRETMEKTEN ALI KOYAN NEDİR ? RABBİNİZ SİZİ YARATMIŞ NOKSANSIZ OLARAK , ŞÜKRÜNÜZÜ ONA YÜZÜNÜZÜ DÖNEREK ÖDEYEMEZSİNİZ , DAİMİ RABBİNİZLE BERABER OLARAK RABBİNİZİ ZİKREDİN
nasreddinhoca
İSLAMA GÖRE -TOPLU ZİKİR YAPMANIN HÜKMÜ:

(Bu yazı yorumsuz olarak bir hadis kitabından alıntılanmıştır. Yorumu okuyuculara aittir)

"Omer bin Yahya dedesinden nakletmiştir:

Sabah namazından önce Abdullah b. Mes'ud (ra)un kapısında oturuyorduk. Evinden çıkınca beraberce mescide doğru yürüyecektik. Ebu Musa El-Eş'ari (ra) yanımıza geldi: "Abdullah daha dışarı çıkmadı mı?" diye bize sordu. "Hayır" dedik. O da bizimle birlikte beklemeye başladı. Derken Abdullah b. Mes'ud (ra) evinden çıktı. Hepimiz kalkıp etrafını sardık. Ebu Musa O'na dedi ki: "Ey Abdullah, az önce mescitte garibime giden bir olay gördüm. Fakat, bereket versin ki, hayırlı bir iş olarak görünüyordu. Abdullah "Neydi o iş" diye sordu. Ebu Musa (ra): "Beklersen sen de görürsün" dedi. Sonra şöyle anlattı. "Mescitte halka halinde oturmuş topluluklar gördüm. Her halkanın başında bir adam elinde çakıl taşları olduğu halde komut veriyordu. "Yüz defa tekbir". Topluluk bu komutu aldıktan sonra yüz defa tekbir getiriyordu. Sonra aynı adam: "Yüz defa la ilahe illallah deyin" diyordu. Topluluk gereğini yerine getiriyordu. Sonra yine aynı adam "Yüz defa Sübhanallah deyin" diye komut veriyordu. Ve topluluk yine emre uyuyor ve yüz defa Sübhanallah diyordu. Abdullah b. Mes'ud (ra) "Sen onlara hiç bir şey söylemedin mi?" diye sordu. Ebu Musa (ra) "hayır, hiç bir şey söylemedim ve senin görüşünü almak istedim" dedi. Abdullah b. Mes'ud (ra): "Sen onlara: Siz o çakıl taşları ile günahlarınızı sayın, ben de size bu işin hayrınızı eksiltmeyeceğine garanti vereyim, diyemedin mi?" dedi.

Sonra Abdullah b. Mes'ud (ra) mescide yürüdü. Biz de birlikte gittik. Mescide gelince bu halkalardan birine rastladı. Tepelerine dikildi. "Nedir, sizin şu yaptığınız iş?" dedi. Onlar ise: "Ey Abdullah, bunlar çakıl taşlarıdır. Biz bunlarla tekbir, tehlil ve tesbihlerimizi sayıyoruz." dediler. Abdullah b. Mes'ud (ra): "Siz o taşlarla günahlarınızı sayın, ben de size hayrınızın eksilmeyeceğine dair garanti vereyim. Ey Muhammed'in ümmeti, helakiniz ne kadar da hızla yaklaşıyor. Hem de sizin aranıza bu kadar sahabe varken, Rasulallah (SAV)in kefeni henüz nemlenmemişken, yemek tabağı henüz kırılmamışken... Beni kudretiyle saran Allah (cc) adına söyleyin ki, "Siz Muhammed (SAV) ümmetinden daha mı fazla hidayette olan bir ümmetsiniz?... Yoksa, siz dalalet (sapıklık) kapısını açanlar mısınız? Onlar: "Ey Abdullah, Allah (cc)’a yemin ederiz ki, bizim hayır işlemekten başka hiç bir niyetimiz yoktur" dediler. Abdullah: "Nice hayır uman insanlar vardır ki asla umdukları hayrı bulamamışlardır. Rasulallah (SAV) "Kuran okuyan fakat okudukları kalplerine işlemeyen" bir topluluk tarif etmişti; Yemin ederim ki sanki o tarife uyanların çoğunluğu sizin aranızda dedi.
Sonra onlardan yüz çevirip oradan ayrıldı.

Amr. b. Seleme diyor ki: “Nehravan olayında bu adamların çoğunluğunu Haricilerle beraber bize saldırırken gördük”

Kaynak: İmam-ı Darimi, Es-sünen cild: 1 Sahife: 79-80
Mukaddime'de Bab: 73 Rivayet No: 204


talip023
ALLAHI ZİKRETMEK EN BÜYÜK İBADETTİR ALLAH NE YAPTIĞINIZI BİLİR , ALLAH KALPLERDE OLANLARDAN HABERDARDIR
talip023
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:
- Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”
- Hayır, vallahi seni görmediler.
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”
- Cennet istiyorlar.
- “Cenneti görmüşler mi?”
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”
- Cehennemden sığınıyorlar.
- “Peki cehennemi gördüler mi?”
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.
- “Ya görseler ne yaparlardı?”
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”
Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359
Müslim’in bir rivayeti şöyledir:
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):
- “Benden ne istiyorlar?”
- Cennetini istiyorlar.
- “Cennetimi gördüler mi?”
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”
- Senden güvence isterlerdi.
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”
- Cehenneminden yâ Rabbi.
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”
- Hayır, görmediler.
- “Ya görseler ne yaparlardı?”
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.
Bunun üzerine melekler:
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”

Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129
talip023



KALPLER ANCAK ALLAH AC HZ ZİKRİYLE TATMİN OLUR , ZİKİİR EDENİN YÜZÜ GÜZEL OLUR .NURLU OLUR

İNSANLARIN YÜZLERİNDEKİ NURA DİKKAT EDİNİZ
talip023
اَلَّذينَ امَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّهِ اَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
"Onlar o zatlardır ki, Allah'ın zikriyle kalpleri mutmâin olduğu halde imân etmişlerdir. Haberiniz olsun ki, Allah'ın zikriyle kalpler mutmâin olur." [3]
İlle Cihad
Peki ben evimde kendi başıma, Allahı zikretsem, o güzel isimlerini saysam. dileğim kadar, dilediğim sayıda!

bu zikir olmazmı?

İllede bir efendinin bana şukadar zikir çek demesimi lazım..

yanlız başına Allahı zikredersem olmazmı?

eğer olursa, ozaman efendinin emrine bakmaya ne gerek var. o bana 100 çek dedi, ben 10 çektim, ne olacak, beni redmi edecek, o reddedince Allahtamı reddedecek?
talip023




CİHAT KARDEŞ SEN SERBESTSİN , KİMSE SENİ BU KADAR ZİKİR ÇEK DİYE ZORLAMIYOR TASAVVUFTA İBADETİN SONU YOKTUR GÜCÜN YETENE KADAR RABBİNİ ZİKRET BİRİ SANA BİŞİ SÖYLEDİMİ BANA SÖYLERSİN
İlle Cihad
e ozaman neden şeyhi düşünmem gerekli, madem benim yanlız zikrimde oluyorsa, neden rabıta yapayım ki?
talip023



SENİN YAPMANA GEREK YOK ZATEN SEN EVLİYULLAHI İNKAR EDİYORSUN
İlle Cihad
ben evliyaullahı inkar ettiğim falan yok. Allahın veli kullarına saygımız sonsuzdur.

fakat o evliyaullahı ilahi sıfatlarla yüceltmeye karşıyım.

o beni affetmese bile Allahın affedeceğini umarım.
onun affetmediğini (niye affetmez, yada benim ona ne borcum var onuda anlamadım) Allahında affetmeyeceğini inkar ederim. hepsi budur.

Yoksa evliyaullaha laf ettiğim yok. fakat kendini avliya olarak tanıtıp, kendisine bu tip itaat edilmesini emredeninde evliya olduğuna inanmam.
Abd_us_SAMED
Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. yes.gif
talip023



evliyullah nasıl o mertebelere geldi ? şeyh abdulkadir geylani ks hz hayatını hiç okudun mu ? nasıl bir hayatları var . ne haller görmüşler ? şimdi ben sana şöyle söyleyim 40 gün çileye gir , 40 gün boyunca rabbini an bakalım ne haller tasavvur edecek, ne haller göreceksin
talip023



TASAVVUF RABBE ULAŞMIŞ İNSANLARDAN ALINIR ,KİŞİYE MANEVİ HALLER TASAVVUR EDİNCE ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKEBİLİR, ZİRA ŞEYTANIN TUZAĞI ÇOKTUR AMA BU YOLCULUKTA REHBER GEREKLİDİR , KILAVUZ GÖRÜNEN KÖY İÇİN İSTENMEZ , AMA DAHA ÖNCA BİLMEDİĞİN YOLUN EŞKİYALARI ÇOK OLUR SELAMETLE..............
talip023



- bilirmisin rahip Barsisa tam 70 yıl ihlas içinde Allaha ibadet etmişti.öyle ki hangi hastaya dua etse o kimse şifa buluyordu.ama ben onun peşini hiç bırakmadım sonunda zina etti ve ardindan cinayet işledi ve kafirlerden oldu.
-yalan bendendir ve ben yalan söylüyenlerin ilkiyim. yalan söyleyen kimse benim dostumdur.Kim Allah adını söylüyerek yalan yere yemin ederse işte o benim sevgilimdir.
- gıybet benim en cok keyif aldıgım şeydir.




(ŞEYTANIN HİLELERİ)
talip023



Allah-u Teâlâ diğer bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyurmaktadır:

“Velilerimden birisine düşmanlık eden kimseye ben harp ilân ederim.

Kulumu bana en çok yaklaştıran şey, farz kıldığım ibâdetleri yapmasıdır. Nâfile ibadetlerle de bana o kadar yaklaşır ki, nihayet ben o kulumu severim.

Sevince de artık onun duyan kulağı olurum, o benimle işitir.

Gören gözü olurum, o benimle görür.

Eli olurum, o benimle dokunur.

Ayağı olurum, o benimle yürür.

(Kalbi olurum, o benimle anlar. Söyleyen dili olurum, o benimle konuşur.)

Ne dilerse onu yerine getiririm.

Herhangi bir şeyden bana sığınırsa ben onu muhafaza ederim.” (Buhârî. Tecrid-i sarîh: 2042)

Onlar Allah-u Teâlâ’nın has kulları olduğu için: “Bu benimdir, ona dokunmayın, ona dokunursanız bana dokunmuş olursunuz.” buyuruyor.

Allah-u Teâlâ onları muhafaza eder, onları kendi hallerine bırakmaz.
talip023


RABBİNİ SABAH AKŞAM AN , KALBİNE ALLAHIN ZİKRİ İŞLESİN BİR SÜRE SONRA UYKUDA DAHİ RABBİNİ ANDIĞINI FARKEDECEKSİN KALBİNDE DÜNYALIĞI KALDIR SADECE RABBİNİ ANMAKLA MEŞGUL OL BİR SÜRE SONRA ÜZERİNDEKİ NURUN KOKUSUNU ALACAKSIN SELAMETLE..........
5. Barut Hakkı
"Talip" Hocam,

Konu ile ilgili galiba açıklanması gereken bir husus var.

"Vele Zikrullahi Ekber" mealini "Allah'ı Zikretmek En Büyük İbadettir" şeklinde değil de "Namaz En Büyük İbadettir" şeklinde düzeltmemiz gerekiyor.

Buradaki "Zikir" ibaresi "Namaz" olarak tefsir ediliyor. Zaten ayetin tamamı okunduğunda evveli "Namaz" ile ilgili.

Bu açıklamayı suistimale sebebiyet vermemek noktasında yapmakta fayda var.

Zira bir aklı evvel çıkıp da : "Ben her gün en büyük ibadet olan zikri filanca kez yapıyorum, namaz kılmasam da olur" mantığını bu ayet ile delillendirmeye çalışabilir.

Tabi kainatta imandan sonra en büyük hakikat olma makamının sahibi ve ulemanın belki de ittifakla kılmayan kafirdir diye kanaat getirip lakin zikrini ifade etmeye dillerinin varmadığı "Namaz" ı tahkir etmiş oluruz.

Hem Feraiz'in en büyüğü hem de Şeair'in en büyüğü olmaklığı noktasında en büyük ibadet olduğunu ısrarla ifade edelim inşaALLAH-u Tebareke ve Teala.

Fi emanillah-i Tebareke ve Teala.
talip023


BENCE FARKEDEN BİŞEY YOK ÇÜNKÜ ALLAH AC HAZRETLERİNİ ZİKRETMENİN BİR ÇOK YOLU VAR VE BUNLARA NAMAZDA DAHİL . MESELA KİŞİ TEFEKKÜR ETTİĞİ ZAMANDA RABBİNİ ZİKRETMİŞ OLUR, MESELA KİŞİ RABBİNİN EMİRLERİNİ YAPARAKTA ASLINDA RABBİNİ ANMIŞ OLUR . EN BÜYÜK İBADET KAVRAMINDA İSE ALLAH AC HZ DAHA İYİ BİLİR SELAMETLE................
TEVHİD
Kur'an'da "Namaz" sözcüğü geçmemektedir.
"Salat" kullanılmaktadır ve "Salat" kelimesi birçok manayı ihtiva etmektedir.
Bu sebeple de hem namazlarımızı kılalım hem de her daim zikredelim inşallah.
Zikir konusunda Allah'ın Kur'an'da belirttiği şekil de makbuldür, Allah dostlarının tecrübeleriyle ve müşahede ettiği haliyle tavsiye ettiği zikir de makbuldür.
Hiç farketmez kardeşlerim.Biz Allah diyelim her daim inşallah.Her an onun huzurunda olduğumuzu bilelim inşallah.
Herkes nasibince ve anlayışınca zikretsin.Hiç önemli değil.Yeter ki zikir ipine sıkı sıkı sarılalım inşallah.

Selam ve dua ile
talebe27
3 çeşit zikir vardır

1. si Dille yapılan zikir (tarikata yeni girenlerin yaptığı zikir)

2. sikalple yapılan zikir (dille yapılan zikrin bir ilerisi, kalbin kendiliğinden istek dışı zikretmesi)

3. sü beden zikri

Tarikatlarda istenen zikir 3. sü yani beden zikridir

Her yaptığın işi Allah CC için yapmak

Allah CC için gitmek

Allah CC için gelmek

Allah CC için almak

Allah CC için vermek

Allah CC için sevmek

Allah CC için buğzetmek

Her işinde, her anında Allah CC ile beraber olmak
(Tasavvuftaki fenafillah hali heralde)

Bu zikri elde etmenin yolu dil zikri ile başlayıp çokça zikrederek önce kalp zikrine sonra beden zikrine nail olmak

Sizce hangi zikir isteniyor olabilir?
talip023



ZİKİR BİR İBADETTİR BUNDA BİR ŞÜPHE YOKTUR , NAMAZDA BİR ZİKİRDİR BUNDADA BİR ŞÜPHE YOKTUR , ALLAH KATINDA CEMAATLE İBADET FERDİ İBADETTEN DAHA MAKBUL OLDUĞUNUDA BİLİRİZ BU DURUMDA CEMATLE ZİKİR FERDİ OLARAK YAPILANDAN DAHA EFTALDİR DİYEBİLİRİZ SELAMETLE...........
TEVHİD
ALINTI
Sizce hangi zikir isteniyor olabilir?


Üçü de.

Selam ve dua ile
talebe27
ALINTI(TEVHİD @ Jun 21 2008, 11:19 PM) *

Üçü de.

Selam ve dua ile


Doğru cevap

Ama eksik cevap

şöyle ki

Hiçbirşey bir anda olmamış

Mesela

Kainat bir anda yaratılmamış

Kuran bir anda inmemiş

Emirler bir anda verilmemiş

Aşama aşama olmuş hepsi

O Zaman zikrin de böyle olması lazım

Aşama aşama

Zikre yeni başlayan için dil zikri

Biraz ilerisi için dil ve kalp zikri

en üstteki için de Dil, kalp ve beden zikri

Şeyhül Ekber KS ın demek istediği de bu heralde

Dille başla

Kalple devam et

Bedenle zikre ulaş

TEVHİD
ALINTI
Şeyhül Ekber KS ın demek istediği de bu heralde

Dille başla

Kalple devam et

Bedenle zikre ulaş


Dille başlayıp kalp ile devam etme hususu birarada olmaktadır.Kalp istemez ise dil zikretmez, dil zikrediyorsa kalbe tabidir.
Yani ikisi de birbirini bütünleyici mahiyettedir.
Beden zikrine gelince bu ikisinin izdivacının tezahürüdür.
Bazı insanlar için (zakir ise), "Sende bazı değişiklikler var iyiye doğru" tarzında sözler sarfederiz. Çünki dil ile kalp Hakkı zikrettiği için kişinin hallerindeki değişikliğin farkına varması dışarıdan bakanlar kadar kolay olmuyor.Çünki kişi gayri ihtiyari olarak muhabbetullah sayesinde birçok çıkık taraflarını düzeltmiş oluyor.Aslında işin hakikati ne biliyor musunuz? Düzelten kendisi değil.
Nafile ibadetle yaklaşan kulun tutan eli, yürüyen ayağı, işiten kulağı, konuşan dili olandan tecelli eden bir durum sözkonusudur.
Allah'a emanet olunuz.

Selam ve dua ile
talebe27
ALINTI(TEVHİD @ Jun 21 2008, 11:53 PM) *

Dille başlayıp kalp ile devam etme hususu birarada olmaktadır.Kalp istemez ise dil zikretmez, dil zikrediyorsa kalbe tabidir.
Yani ikisi de birbirini bütünleyici mahiyettedir.
Beden zikrine gelince bu ikisinin izdivacının tezahürüdür.
Bazı insanlar için (zakir ise), "Sende bazı değişiklikler var iyiye doğru" tarzında sözler sarfederiz. Çünki dil ile kalp Hakkı zikrettiği için kişinin hallerindeki değişikliğin farkına varması dışarıdan bakanlar kadar kolay olmuyor.Çünki kişi gayri ihtiyari olarak muhabbetullah sayesinde birçok çıkık taraflarını düzeltmiş oluyor.Aslında işin hakikati ne biliyor musunuz? Düzelten kendisi değil.
Nafile ibadetle yaklaşan kulun tutan eli, yürüyen ayağı, işiten kulağı, konuşan dili olandan tecelli eden bir durum sözkonusudur.
Allah'a emanet olunuz.

Selam ve dua ile


Burada kalp zikrinden kadıt kalbin zikretmeyi istemesi değil

İnsan istemese zaten yapmaz

Kalp zikri başka

Anlatılmak istenen Kalbin istek dışında zikretmesi

zikretmeyi istemesi değil




TEVHİD
ALINTI
Burada kalp zikrinden kadıt kalbin zikretmeyi istemesi değil

İnsan istemese zaten yapmaz

Kalp zikri başka

Anlatılmak istenen Kalbin istek dışında zikretmesi

zikretmeyi istemesi değil


Letaifleri kastediyorsunuz.
"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." hükmünce izdivaç olduğunu kasdetmiştim.Neyse.

Selam ve dua ile
talebe27
ALINTI(TEVHİD @ Jun 22 2008, 12:05 AM) *

Letaifleri kastediyorsunuz.
"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." hükmünce izdivaç olduğunu kasdetmiştim.Neyse.

Selam ve dua ile


Valla ablacığım büyükler der ki

Tasavvuf hal ilmidir, söz ilmi değil

Şimdi kalp zikrinin ne olduğunu biliyorum dersem yalan olur çünkü o yerde değilim

Fakat anladığım kadarıyla

HALK İÇİNDE HAKLA olmak gibi birşey heralde

TEVHİD
ALINTI
HALK İÇİNDE HAKLA olmak gibi birşey heralde


Kesinlikle doğru.Bu durumda zikirsiz asla olmaz.İllâ nafile ibadet gerekmekte.Hem de her türlü dini vecibeyi Allah'tan yakin haricinde her türlü karşılıksız yapabilmek hüneri olmalıdır.Bu da nasip işidir ya neyse...

Selam ve dua ile
seyhan
Allah adının konuşulduğu ortama huzur geliyor biggrin.gif
TEVHİD
ALINTI
Allah adının konuşulduğu ortama huzur geliyor


Katılıyorum kardeşime.
Nasıl gelmesin ki kardeşim.
Günlük hayatta birine "Eşek" diye hitap etseniz hemen size kızar.
Bir "Eşek" ifadesi bile insana etki eder de Allah sözcüğü nasıl etki etmez?
Öyle değil mi? shiny.gif

Selam ve dua ile
talip023
ALLAH AC HAZRETLERİ BENİM ADIMI BİR CEMAATTE ZİKREDENİ, BEN ONUN ADINI O CEMAATTEN DAHA HAYIRLI BİR CEMAATTE ANDIRIRIM DİYOR SELAMETLE............
talebe27
ALINTI(TEVHİD @ Jun 22 2008, 12:30 AM) *

Kesinlikle doğru.Bu durumda zikirsiz asla olmaz.İllâ nafile ibadet gerekmekte.Hem de her türlü dini vecibeyi Allah'tan yakin haricinde her türlü karşılıksız yapabilmek hüneri olmalıdır.Bu da nasip işidir ya neyse...

Selam ve dua ile

Bu arada aklıma geldi

EFDALÜZ ZİKRULLAH FA'LEM ENNEHU LA İLAHE İLLALLAH

Bu da hadisle sabittir

talip023
"Yedi gök, dünya ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder. Onu övgü ile zikir ve tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. O çok yumuşak ve bağışlayıcıdır."
( İsra Suresi, 44 ).
mmustafa
ALINTI(talip023 @ Sep 7 2008, 01:22 AM) *

"Yedi gök, dünya ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder. Onu övgü ile zikir ve tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. O çok yumuşak ve bağışlayıcıdır."
( İsra Suresi, 44 ).



ALLAHU AZİMÜŞŞANI ZİKRETMEKLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER:

1-..İlim beldesinin kapısı Hz. Ali (K.V.) Şanlı Peygamberin huzurunda Sahabelerle birlikte oturuyordu. Buyurdu ki: “Ye Resülullah! anam, babam Sana feda olsun. Hz. Allah’a vuslat (kavuşma) yolunun en yakını ve kullarına en kolayı ve Allah indinde en faziletlisi ne ise bize bildir’ ricasında bulundu.
Hz. Resul (s.a.v.) , Ya Ali yanaş! .. Dizlerini, dizlerime daya. Gözlerini yum. Benim Vech-i Pâkimi gözlerinin önüne getir. Söylediklerimi tekrarla: “Fa’lem ennehu Lâ ilâhe illallah.” Üç defa tekrarladılar. Buyurdular ki; Ya Ali bu zikre devam et! ..
Hz. Peygamber (s.a.v.) , Mekke’den Medine’ye Hicret ettikleri sırada gizlendikleri mağarada diz çökmüş bir vaziyette gözlerini yumarak Hz. Ebubekir’in kulağına “Tevhid” Kelimesini (Lâ İlâhe illallah) üç defa fısıldamış. Bunun üzerine Hz. Ebubekir’e kulakların duymadığı, gözlerin görmediği.. Hadisinde işaret edilen sırla, keşiflere müyesser olmuştur.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün Hz. Ömer’e zikr’e devam etmesini buyururken; “Lâ iIâhe illallah”ın önce ayrı ayrı “Lâ” sını; sonra “İlâhe”sini; sonra da bitişik olarak “İllallah”ını üç kere söylemek suretiyle ‘telkin’de bulunmuşlardır.
Yine birgün Hz. Osman’ın eşleri ölünce; Hz. Peygamber (s.a.v.) , Osman’ı taziyeye gitmişti. Bir ara O’nu karşısına alarak; “Zihninden dünyaya ait şeyleri çıkar”, buyurduktan sonra, hiçbir ses çıkarmadan “Lâ ilâhe illallah”ı telkin etmişlerdi (vermişlerdi) . (1)


2- “Efdeli zikri Lâ İlâhe illallah – Zikrin faziletlisi (erdemlisi) Lâ ilâhe illallah’tır”. (2)

3- “Bir anlık tefekkür, bir yıllık ibadetten hayırlıdır”. “Bir anlık tefekkür, yetmiş yıl ibadetten hayırlıdır”. “Bir anlık tefekkür, bin yıl ibadetten hayırlıdır”.(3)

4- “Zikirlerin en değerlisi, Ben ve Benden önce gelen Nebilerin yaptığı ‘Lâ İlâhe illallah’tır”.(4)

5- Hâkim, “Müstedrek” adlı eserinde Evs’ten rivayet eder: Evs söylüyor ve Ubadet İbn-i Sâmid hazır olmakla onu tasdik ediyordu. Dedi ki: Huzur-u Resulullah’da bulunuyorduk. Buyurdular ki: “İçinizde garib, yani Ehl-i Kitap’tan kimse var mı? .. “Yoktur, Ya Resulallah! dedik. Kapıyı kapatmamızı emrettiler ve ellerinizi kaldırın, “Lâ İlâhe illallah” deyiniz buyurdular.

Bir saat kadar ellerimizi kaldırdık ve “Tevhid”i zikrettik. Sonra “Elhamdülillah! Ya Rab! Sen, Beni bu Kelime ile ba’settin ve Onu emrettin ve Onunla Cennet’i vaad buyurdun. Senin vaadinde hulf (sözünde durmamak) olmaz…” Sonradan bize dönerek: “Mübeşşer (mutlu) olunuz! Hz. Allah, sizi mağfur kıldı (bağışladı) ” buyurdular.(5)

6- Ashaptan Hanzala (r.a.) Hz. Resulullah (a.s.v.) ’a gelerek: “Hanzala münafık oldu! Çünkü Senin yanında bulunduğumuzda bize Cenneti ve Cehennemi hatırlatıyorsun. O esnada onları gözle görür gibi oluyoruz. Senin yanından çıktığımızda ise hanım, çoluk çocuk ve geçim işleriyle meşgul oluyoruz. Bu sebeple çok şeyi unutuyoruz”, deyince Resulullah (a.s.v.) :
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, eğer siz Benim yanımda bulunduğunuzda elde ettiğiniz hali muhafaza edip zikre devam edebilseydiniz, Melekler sizinle yataklarınızda ve yollarınızda musafaha ederdi. Fakat Ya Hanzala! Bazen öyle, bazen böyle olur”, buyurdu ve bunu üç defa tekrar etti.(6)

7- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar: “ İman, yetmiş küsur şubedir. En faziletlisi “Lâ İlâhe illallah”, en alt derecesi yoldaki bir eziyeti kaldırmaktır. Hayâ da İmandan bir şubedir”. (7)

8- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar: “Yakîni öğreniniz! ” (8)

9- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v) buyururlar: “Yakîn, tamamıyla İmandır! ” (9)

10- Cenab-ı Resulullah (a.s.v.) buyururlar: “Allah’tan başka hiçbir İlâh olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet edinceye, Namazı kılıp Zekatı verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıklarında canlarını ve mallarını Benden korumuş olurlar. Ancak İslâm’ın hakkı olarak alınan kısımları hariç”. (10)

11- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar: “Bazen Kalbimde bir bulanıklık ve örtülü olma hali hisseder, hemen Allah’a yetmiş defa (bir başka rivayette yüz defa) tövbe ve istiğfar ederim”. (11)

12- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar:

“Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan aklından geçmeyen şeyler vardır”. (12)

13- Cenab-ı Resulullah (a.s.v.) buyururlar:

“Günahtan tövbe eden, günahsız kimse gibidir! ”. (13)

14- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar:

“(İlmi ile amel eden) Âlimler, Peygamberlerin; (Sabreden) Yoksullar-Fukara, Ermişlerin Varisleridir”. (14)

15- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar:

“Allah Taalâ’nın yollarda gezen ve Ehl-i Zikri arayan Melekleri vardır. Allah’ı zikreden bir cemaat buldukları zaman birbirlerine; aradığınız buradadır, geliniz derler”. (15)

16- Cenab-ı Resulullah (a.s.v.) buyururlar:

“Allah’ı zikretmek için toplanan bir Cemaatı Melekler kuşatır, Onları Rahmet kaplar. Üzerlerine Sekinet ve Vakar iner. Cenab-ı Hak da Onları katında bulunan Meleklere metheder”.(16)

17- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar:

“Allah, Allah diyen biri bulundukça Kıyamet kopmaz”. (17)

18- Cenab-ı Resulullah (a.s.v.) buyururlar:

“Sözlerim Şeriat, Davranışlarım Tarikat, Halim Hakikattır”. (18)

19- Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) buyururlar:

“Dostları arasındaki Şeyh, Ümmeti arasındaki Peygamber gibidir”. (19)

20- İbn-i Ömer (r.a.) ’den; Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman, otlayın (nasibinizi alın) ”. Ashab sordu: “Ya Resulallah, Cennet bahçeleri nedir? Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu:

“(Onlar) Zikir halkalarıdır; çünkü Allah’ın gezip dolaşan Melekleri vardır, Onlar Zikir halkalarını ararlar. Bu Zikir halkalarına geldikleri zaman, Onları kuşatırlar”. (20)

21- Ebu Said el Hudri ve Ebu Hureyre (r.a.) ’den: Resulullah (a.s.v.) ’ın şöyle buyurduğuna şahid olmuşlardır:

“Allah’ı Zikretmek için oturan bir toplumu muhakkak ki Melekler çevreler ve Rahmet Onları kaplar; Üzerlerine Huzur iner ve Allah Tealâ Bunları, Kendi Katında olanlara (Meleklere…) anlatıp över”. (21)

22- Ebu Hureyre’den; Resulullah (a.s.v.) şöyle buyurdular:

“Müferridûn öne geçmişlerdir”. Sahabiler dediler ki, Müferridûn kimlerdir Ya Resulallah? .. Resulallah(a.s.v.) “Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlardır”, buyurdular. (22)

23- Ömer ibni’l Hattab (r.a.) ’den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim okumasını âdet edindiği Zikrini yahut Ondan bir kısmını (geceleyin yerine getirmeyip) uyur da sonra onu, sabah Namazı ile öğle Namazı arasında okursa, geceleyin onu okumuş (Zikretmiş) gibi kendisine sevap yazılır”. (23)

24- Cenab-ı Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Rabbını zikreden kimse ile O’nu zikretmeyenin durumu, ölü ile diri gibidir! ”. (24)

25- Muhacirlerden Sahabiye Yüseyre Hanım’dan rivayet edildiğine göre, “Peygamber (a.s.v.) kadınlara Tekbir, Takdis, Tesbih ve Tehlil getirip bunları gözetmeyi (ihmal etmemeyi) ve parmak uçları ile saymalarını (böylece Zikir sayılarını doldurmalarını) emretmiştir. Çünkü parmaklar ve (bütün iş organları) yapılanlardan sorumludurlar ve yapılan işleri haber vermek için konuşturulurlar”, buyurdu. (25)

26- Sahabi Abdullah b. Büsr’den rivayet edilmiştir:

“Bir adam dedi ki: Ya Resulallah! İslâm’ın hükümleri bana çok gelmektedir; bana bir şey bildir de, ben ona bağlanayım, tutunayım; dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.v.) Ona şöyle buyurdu: “Dilin devamlı Allah Teâlâ’yı Zikirden ıslak kalsın! ”. (26)

27- Ebu Said el Hudri’den rivayet edlmiştir:

“Resulullah (s.a.v.) ’e soruldu: Kıyamet Gününde, Allah Taalâ Katında derece bakımından en faziletli ibadet hangisidir? Hz. Peygamber (s.a.v.) :

‘Allah’ı çok Zikredenlerdir’, buyurdu. Ben dedim ki:

Ya Resulallah! Aziz ve Yüce olan Allah yolunda savaşan gaziden de mi (daha üstündürler) ? .. Peygamber (s.a.v.) :

“Eğer gazi, kılıcı ile kılıcı kırılıncaya ve kanla bulaşıncaya kadar kafirlere ve müşriklere kılcı ile vuraydı, Allah’ı Zikredenler yine Ondan daha faziletli olurdu”, buyurdular. (27)

28- Ebu Derdâ (r.a.) ’dan rivayet edildiğine göre; demiştir ki, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Melikiniz (Rabbınız) Katında amellerinizin en hayırlı ve en verimlisini, derecelerin en yükseğini, altın ve gümüş harcayıp yedirmenizden size daha hayırlısını, düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan size daha hayırlısını bildireyim mi? ” (Ashab) :

Evet, dediler. Peygamber (s.a.v.) buyurdular:

“Allah Taalâ’yı Zikretmektir! ”

29- Ebu Musa (r.a.) anlatıyor: Resulullah (a.s.v.) buyurdular ki:

“İçerisinde Allah Zikredilen evlerin misali ile içerisinde Allah zikredilmeyen evlerin misali; diri ile ölünün misali gibidir”. (29)

--------

(1) Âriflerin menkıberleri (Menakib-ül Ârifin) , Cev. Tahsin Yazıcı, MEB yayınları. S.708-709, C.3, S.405.
(2) Cabir (r.a.) ’den; Tirmizi, Riyazü’s Salihin, Diy.İşl.Bşk. Yayın., 1976, C.3, S.39.; İbn Mâce, Sünen, C. 2, S. 1249.
(3) Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylani, S.33, Çev. A. Akçiçek, Bahar Yayın., 1968-İstanbul
(4) Aynı Eser, S. 65.
(5) Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C. 3, Tarikat Maddesi, MEB Yayınları.
(6) Müslim, Tövbe, 12; Tirmizi, Kıyame, 59 (Hadis No: 2514)
(7) Müslim, İman, 57-58; Buhari, İman, 3; Ebu Davud, Sünnet, 14; Nesai, İman, 16; Ahmed, Müsned, 2, 414,442; İbn Mâce, Mukaddime, 9.
(8) Ebu Nuaym, Hilye, 6, 95; Ali el Muttaki, Kenzu’l Ummal, 3, 438 (Hadis no:7337) , Zebidi, İthafu’s Sâde, 1, 409.
(9) Beyhaki, Kitabü’z Zühd, 361 (No:984) : Ebu Nuaym, Hilye, 5, 24; Taberani, el-Mu’cemu’l Kebir, 9, 107; Hâkim, Müstedrek, 2, 442.
(10) Müslim, İman, 24-26; Tirmizi, İman, 1; Nesai, Chad,1; İbn Mâce, Fiten,1; Buhari, İman, 17, İ’tisam, 28.
(11) Müslim, Zikir, 41; Ebu Davud, Vitr, 26.
(12) Buhari, Bedu’l Halk, B.8; Tevhid, B. 35; Müslim, İman, 312, Cennet, 5-6.
(13) İbn Mâce, Zühd,30; Taberani, el Mu’cemu’l Kebir, 10, 50; Beyhaki, Şuabu’l İman, 5, 439; Acluni, Keşfü’l Hafa, 1, 296.
(14) Buhari, İlim, 10; Ebu Davud, İlim, 1; İbn Mâce, Mukaddime, 17; Tirmizi, İlim, 19; Acluni, Keşfu’l Hafa, 2, 64.
(15) İbn Hanbel, C.2, S. 359.
(16) Müslim, Zikir, 38-39; Tirmizi, Kur’an, 10.
(17) Müslim, İman, 66.
(18) Acluni, C.2, S. 4.
(19) Suyuti, el-Leali, 1, 154; Acluni, C.2, S. 17.
(20) El Ezkâr, Nevevi, terc. A.Fikri Yavuz, S.42.
(21) Müslim, Tirmizi.
(22) Müslim, Tirmizi.
(23) Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Muvatta.
(24) El Ezkâr, Nevevi, Buhari.
(25) Buhari ve Müslim.
(26) El Ezkâr, Nevevi, Tirmizi.
(27) El Ezkâr, Nevevi; Tirmizi.
(28) Nevevi, Tirmizi, İbn-i Mâce, Hâkim, El Müstedrek.
(29) Buhari, Daavât, 66; Müslim, Salatü’l Müsafirin, 211 (799) .

cahide
Selamin aleyküm

Eyvallah................................

selametle..
talip023
ALLAH AC HAZRETLERİ BİZLERİ ZİKRİNDEN ALI KOYMASIN BİZLERİ ONU DAİMİ ÇOK ZİKREDENLER ARASINDA HAŞRETSİN ZİKRE GAFİL KALANLARIDA ALLAH AC HAZRETLERİ UYANDIRSIN SELAMETLE

mmustafa
Ebu Hureyre (r.a) ’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) Buyurdu ki :

“Size amellerinizin en hayırlısı, Allah nezdinde (sevap bakımından) en çok ve en temiz olan, derecelerinizi yükselten ve sizin için altın ve gümüşü infak etmekten ve harp meydanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp (İ’lâ-i Kelimetu’llah uğrunda) onların boyunlarını vurmanızdan daha hayırlı amelleri haber vereyim mi? Diye sordu.Ashab: -Evet ya Resulâ’llah, dediler. Resul-i Muhterem (s.a.v.): “ Allah’ı zikretmektir.” Buyurdu.
(Riyaz-üs Salihin C-3 S-41 - H-1470)
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.