Ebu Huzeyfe
May 28 2008, 04:46 AM
Hz. Muaviye'nin r.a. sahabi olduğu konusunda ihtilaf yoktur!
Buna rağmen onun münafık olduğunu iddia etmek apaçık bir iftiradır.
Muaviye'nin r.a. Sıffin'de haksız olmsı ve bu ümmetin başında saltanatı bela etmesi ona lanet okumamıza hak vermediği gibi ona rahmet dileme, hayırla yad etme ve dua etme hakkımızı elimizden de almaz.
Peygamberimizin s.a.v. "ashabıma dil uzatmayın!" hadisi sahihliğinde şüphe yoktur. Bu hadisi başta Buhari ve Müslim olmak üzere bir çok muhaddis kitabımda zikretmiştir.
Peygambere a.s. rağmen ashaba dil uzatanın dilinden hayırlı söz umulmaz.
Zaten sahabeye dil uzatanların yazı ve sözlerine bakarsanız, ancak şunu görürsünüz:
Tahkir, itham ve cühelalık!
Sahabeyi ve dolayısıyla peygamberi tahkir eden, Peygamberin a.s. hadislerini, emir ve nehiylerine hiçe sayan, sonra da kalkıp Muaviye'yi r.a. (hatalarını değil, bizzat sahabiliğini) müdafaa edenleri yani Ehl-i Sünneti Hz. Ali r.a. karşıtı ve saltanatçı (statükocu, işbirlikçi ve gelenekçi) ilan eden ve bununla yetinmeyip çok bilmişlik tasalayıp tüm ümmeti cehalet ve geri zekalılıkla suçlayan bir ukalâ ve cühalâ ile zaman kaybetmek bile bir kişiye ziyan olarak yeter!
Yetmez mi?
İlle Cihad
May 28 2008, 06:50 AM
Hiç lafı uzatmaya gerek yok!!
muaviye sahabe idi.
ama ona Hz. demekten haya ederim.
hesabını Allaha verecektir bana değil!! size de değil!!
ayrıca ona Hz. demek ne size bişey kazandırır ne de ona.
aksini düşünelim, Hz. demezsem ne ben bişey kaybederim ne de o!!
durum bundan ibaret...
Ebu Huzeyfe
May 28 2008, 10:01 AM
Yazımızı dikkatli okursanız, kimseye zorla Muaviye'ye r.a. "Hz." deyin demiyoruz ve ima bile etmiyoruz. Ama Peygamber a.s. ve hadisleri hatırına saygı duyun ve dilinizi ondan çekin diyoruz. Sözümüzün özü budur!
Zemahşeri
May 28 2008, 09:57 PM
Ashabın kim olduğu tartışmalı iken muaviye nin ashaptan olup olmadığı hayli hayli tartışmalıdır. Muaviye ashaptandır dayatmasını kabul etmiyoruz lakin ona lanet edip aşırıya gidenleride kabul etmiyoruz. İşin aslı bu meseleleri konuşmanın müslümanlara hiç bir fayda vermediğidir.
İlle Cihad
May 29 2008, 06:16 AM
İşte son söz budur. BUNLARI KONUŞMANIN KİMSEYE FAYDASI OLMAZ!!
Alah razı olsun.
Ebu Huzeyfe
May 29 2008, 01:00 PM
Bazımızın hoşuna gitmeyen meseleleri konuşmadan nasıl anlaşacağız? Anlaşmadan nasıl birleşip vahdeti gerçekleştireceğiz? Vahdet olmadan İslam devleti nasıl kurulacak? İslam devleti kurulmadan İslam nasıl tam yaşanacak?
Gerçek şu ki;
Muaviye'nin r.a. sahabi olması yönünde bir tek ihtilaf bile yoktur. Aksini iddia eden kalbinden değil, midesinden konuşuyor demektir.
Allah, Peygamber, sahabe, sünnet, Kur'an, sünnilik, şiilik vb temel mevzuları çözmeden hiç bir mesele çözülmez!
Selam ve Dua ile...
asiLDuA
May 29 2008, 04:57 PM
Allahu teala kuranında buyurduğu gibi ''Eğer iki müslüman topluluk birbirleriyle savaşırlarsa arasını bulun'' Yani demek oluyorki,İki müslüman topluluğun birbirleriyle savaşması ihtimaldir.
Hariciler ile olansavaşta dahi tekfir yoktu diye biliyorum.Hz muaviye r.a ile olansavaşta dahi tekfir yoktu diyebiliyorum..
Ama eğer o günlerde yaşamış olsaydık elbette ki,Hz Ali r.a ın safında olurduk hiç şüphesiz.Allahu teala En doğrusunu bilendir.''Allah onlardan razıdır,Onlarda Allahtan razı'' ayeti gereğince susmak en iyisidir.Kimlerin Ashab Kimlerin Sahabe olduğunuda ne sizler ne de bizler karar verebiliriz.''Onlar öyle bir ümmeti geldi ve geçti'' Bu yüzden susmak En iyisini Allah bilir demek daha makul gibime geliyor.
RuhulhaK
May 29 2008, 04:59 PM
İmam Şafii'ye göre Hazret-i Muaviye bağidir. (Ammar'ı baği bir taife öldürecek hadisine binaen.)
Tirmizideki hadiste halifelik iddiasında bulunan ikinci kişinin öldürülmesi emredilir.
Nitekim Hasan Basri de Muaviye'nin katlini vacip kılan şartların oluştuğunu söylemiştir.
Sahabe Konusu :
Seyyid Kutub, Hadid suresi 10'u tefsir ederken abdurrahman bin avf ve halid bin velid arasında geçen bir olayı aktarır. Burada Peygamber , velid'e hitaben ashabıma dokunmayın demektedir. Böylelikle rastgele herkesin ashabtan olamayacağı anlaşılır.
Ashabıma Dil Uzatmayın Konusu :
Hazret-i Muaviye'nin bu hadisi ilk ihlal edenlerden biri olduğu söylenebilir. Hutbelerde Hz Ali'ye sövdürdüğü tarihi bir realitedir.
Hadis ve Ayetlerdeki emir ve yasaklardan, sahabe addedilenler muaf olamayacağına göre Hazret-i Muaviye'nin sahabeliği çok su götürür.
Ehl-i Sünnet'e göre Hazret-i Muaviye, işte benim anlattıklarımdır...
Bizler bir gün Hazret-i Muaviye'yi Hazret-i Ömer'le aynı kefeye koymaktan vazgeçtiğimizde umulur ki başka insanlar da Hazret-i Muaviye'ye sövmekten vazgeçebilir...
KAYNAKÇA : Ebu Zehra, Mezhepler Tarihi.
Zemahşeri
May 29 2008, 11:15 PM
ALINTI(RuhulhaK @ May 29 2008, 05:59 PM)

Bizler bir gün Hazret-i Muaviye'yi Hazret-i Ömer'le aynı kefeye koymaktan vazgeçtiğimizde umulur ki başka insanlar da Hazret-i Muaviye'ye sövmekten vazgeçebilir...
İşin özü budur. Teşekkürler ruhulhak. Hz ebubekire de Allah resulunu sadece bir kere görmüş bir bedeviye de sahabe diyen görüşü kabul etmiyoruz. Mesele bundan ibarettir.
Ebu Huzeyfe
May 29 2008, 11:55 PM
ALINTI(RuhulhaK @ May 29 2008, 05:59 PM)

İmam Şafii'ye göre Hazret-i Muaviye bağidir. (Ammar'ı baği bir taife öldürecek hadisine binaen.)
Tirmizideki hadiste halifelik iddiasında bulunan ikinci kişinin öldürülmesi emredilir.
Nitekim Hasan Basri de Muaviye'nin katlini vacip kılan şartların oluştuğunu söylemiştir.
Sahabe Konusu :
Seyyid Kutub, Hadid suresi 10'u tefsir ederken abdurrahman bin avf ve halid bin velid arasında geçen bir olayı aktarır. Burada Peygamber , velid'e hitaben ashabıma dokunmayın demektedir. Böylelikle rastgele herkesin ashabtan olamayacağı anlaşılır.
Ashabıma Dil Uzatmayın Konusu :
Hazret-i Muaviye'nin bu hadisi ilk ihlal edenlerden biri olduğu söylenebilir. Hutbelerde Hz Ali'ye sövdürdüğü tarihi bir realitedir.
Hadis ve Ayetlerdeki emir ve yasaklardan, sahabe addedilenler muaf olamayacağına göre Hazret-i Muaviye'nin sahabeliği çok su götürür.
Ehl-i Sünnet'e göre Hazret-i Muaviye, işte benim anlattıklarımdır...
Bizler bir gün Hazret-i Muaviye'yi Hazret-i Ömer'le aynı kefeye koymaktan vazgeçtiğimizde umulur ki başka insanlar da Hazret-i Muaviye'ye sövmekten vazgeçebilir...
KAYNAKÇA : Ebu Zehra, Mezhepler Tarihi.
Kendi indi görüşlerinizi Ehl-i Sünnetin görüşü diye dayatıp durmaktan vazgeçmenizi öneririm.
Hâlâ iddia ediyoruz;
Ehl-i Sünnet ulemasından Muaviye r.a. için sahabi değildir diyen bir tek delil getirin.
Hodri Meydan!!!
Selam ve Dua ile...
Zemahşeri
May 30 2008, 12:13 AM
ALINTI(Ebu Huzeyfe @ May 30 2008, 12:55 AM)

Kendi indi görüşlerinizi Ehl-i Sünnetin görüşü diye dayatıp durmaktan vazgeçmenizi öneririm.
Hâlâ iddia ediyoruz;
Ehl-i Sünnet ulemasından Muaviye r.a. için sahabi değildir diyen bir tek delil getirin.
Hodri Meydan!!!
Selam ve Dua ile...
Böyle mantıksız bir delil isteme olur mu? Ehli sünnet denene ekolun oluşma şekli itibari ile muaviyenin sahabeden kabul edilmesi ana fikri yatmakta iken siz bir ekolun temelini sarsacak bir iddiayı o ekolun mensuplarından delil getirmemizi istiyorsunuz.
Ehli sünnetin ashap görüşü açıktır. Allah resulunu gören ve iman eden herkez ashaptandır. Bugün şia ve ehli sünnetin ayrı olmasındaki temel mesele zaten bu görüş ayrılılığıdır.Ehli sünnetin nerede ise tamamına göre muaviye ashaptandır bunu böyle kabul etmeyen ehli sünnet olarak kabul edilmiyorki zaten. Siz kalkmış böyle saçma bir delil bekliyorsunuz.
Meselelere mezhep taassubu ile yaklaşıp daha sonrada uzlaşmadan bahsetmek neyin nesidir anlamış değilim. Sonrada "niye konuşmakta fayda olmasın" deyip durun "niye olsunki Allah aşkına"?
Ebu Huzeyfe
May 30 2008, 01:35 AM
ALINTI
Ehli sünnetin ashap görüşü açıktır. Allah resulunu gören ve iman eden herkez ashaptandır.
Yukarıdaki yazıyı dikkatle incelerseniz, mezkur üye tüm indi görüşlerini Ehl-i Sünnete yamamıştır. Lütfen tekrar okuyun. Eğer deseydi ki, "biz şianın görüşü budur", o zaman zaten sorun olmayacaktı.
Ayrıca;
Ben şahsen Şia ile birleşme ve vahdet tezini savunmuyorum. Tam tersine, Şianın vahdette Ehl-i Sünnete uymasını savunuyorum. Ehl-i Sünnet önce vahdet etmeli.
Hem de siz de açıkça itiraf etmişsiniz ki, Ehl-i Sünnetin tamamı Muaviye'nin r.a. sahabi olduğunda müttefiktir. Bu biz sünniler için yeterlidir.
Selam ve Dua ile...
RuhulhaK
May 30 2008, 01:09 PM
ALINTI
Yukarıdaki yazıyı dikkatle incelerseniz, mezkur üye tüm indi görüşlerini Ehl-i Sünnete yamamıştır. Lütfen tekrar okuyun. Eğer deseydi ki, "biz şianın görüşü budur", o zaman zaten sorun olmayacaktı.
Bismillahirrahmanirrahim.
O halde sizi biraz samimiyet testine tabi tutmak gerekiyor. Tek soruluk bir test :
Aşağıdakilerden hangisi şiidir ?
a- Muaviye bağidir diyen İmam Şafii
b- Muaviye'nin katli vaciptir diyen Hasan el Basri
c- İkinci halifenin öldürülmesi emrini aktaran Tirmizi
d- Ashabın özel bir grup olduğunu ispat eden Seyyid Kutub
e- Bunların tarihi delillerinin yer aldığı Mezhepler Tarihi kitabını yazan Muhammed Ebu Zehra
Kendi görüşümüzü Ehl-i sünnete yamamakla bizi itham ettiğinizden ötürü hiçbiri diye bir şık da bulunmamakta. Hadi bakalım.
Bize göre çoktan sınıfta kaldınız ama belki bir ihtimal nefsinizi yenip cehaletinizden kurtulmak için tövbe edersiniz...
Selametle.
Zemahşeri
May 31 2008, 03:39 PM
ALINTI(Ebu Huzeyfe @ May 29 2008, 02:00 PM)

[color=purple][b]Bazımızın hoşuna gitmeyen meseleleri konuşmadan nasıl anlaşacağız? Anlaşmadan nasıl birleşip vahdeti gerçekleştireceğiz? Vahdet olmadan İslam devleti nasıl kurulacak? İslam devleti kurulmadan İslam nasıl tam yaşanacak?
Allah, Peygamber, sahabe, sünnet, Kur'an, sünnilik, şiilik vb temel mevzuları çözmeden hiç bir mesele çözülmez!
ALINTI(Ebu Huzeyfe @ May 30 2008, 02:35 AM)

Ben şahsen Şia ile birleşme ve vahdet tezini savunmuyorum. Tam tersine, Şianın vahdette Ehl-i Sünnete uymasını savunuyorum. Ehl-i Sünnet önce vahdet etmeli.
Bu nasıl bir konuşup anlaşma, anlaşıp birleşme düşüncesi? Biz bu meseleleri konuşmaktan vazgeçmeliyiz derken ne kadar haklı olduğumuzu gösteren bir çelişki değil midir yukarıda aynı kişiye ait yazılan iki yazı. Siz bu mantıkla ne çokda önemsemediğiniz şia ile vahdet kurabilirsiniz nede kendi içerinizde bir birlik kurabilirsiniz.
ayna
May 31 2008, 04:34 PM
hz.ali taraftarlarının hz.osmanı öldürdüğünü düşünen muaviye hz.ali taraftarlarına karşı savaş ilan etmiştir.hakem olayı bu değil midir?
aynı olayda hz.ali ve hz.aişe de ters düşmüştür.
açıkçası peygamberimizi gören ve onun izinde olanlar sahabeyse hz.muaviye için de sahabi denir mi bilmiyorum?hangi amaçla savaştığını yani içini Allah bilir.ama olumsuz birşey de söylemek istemiyorum.doğru olan bir şey var hz.ali suçsuzdur.hatta peygamber efendimiz bu olayı muaviye taraftarı hz.zübeyre ölmeden bahsetmiş hz.ali ile bir savaşa gireceğini ve bu savaşta hatalı olacağını söylemiştir.şimdi şöyle bir şey de var hz.zübeyr de hatalı ama o ashabdan.hz.aişe de hatalı o da ashabdan neden hz.muaviye olmuyor??biraz daha araştırmak gerekiyor bu konuyu
Ebu Huzeyfe
May 31 2008, 05:11 PM
Eğer Hz. Ali'den sonra hilafete Hz. Hasan geçseydi, hilafet saltanata hicri 61 yılında değil, hicri 41 yılında gerçekleşmiş olacaktı. Çünkü Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin Hz. Ali'nin r.anhum özoğulları idi. Ama Allah bu fitne ve belayı Ehl-i Beyt'e nasip etmedi ve onları bundan temizledi. Her ne kadar canlarına mal olmuş olsa bile... Ve bunu cah sevgisi olan Ümeyyeoğullarına bıraktı.
Sonra Ümeyyeoğulları da toptan lanete uğramasın diye içlerinden Ömer b. AbdilAziz'i çıkardı. Ömer b. AbdilAziz'e dilini uzatmış bir tek alim tarihte bulmak mümkün değil. Herkes onun raşid halifelerin izinden gittiğinde hemfikirdir.
Selam ve Dua ile...
TEVHİD
May 31 2008, 07:02 PM
Bunca açıklamaya rağmen kendisine Hz. yakıştırılması yapılmasına şaşırıyorum.
Selam ve dua ile
RuhulhaK
May 31 2008, 07:59 PM
Ebu Huzeyfe ve benzerlerinin içinde bulundukları tutarsızlığın ve bu gibi tartışmalarda ilmi cevaplar verememelerinin temel nedeni Ehl-i Sünnet'i İbn-i Abidin ve Ebu Suud Efendi gibilerinden ibaret zannetmeleridir.
Kişilere endeksli bu anlayış, kur'anda yeni bir din karakteristiği olarak belirtilmiştir (tevbe, 31) , bu yüzden tehlikelidir.
Bize göre Ehl-i Sünnet denilince anlaşılması gerekenler şunlardır :
Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Ebu Davud, Nesei vb hadis kitapları.
Kurtubi, Taberi, İbn-i Kesir, Fahreddin Razi vb. tefsir kitapları.
Suyuti, Zehebi, İbn-i Asakir, Taberi vb. tarih kitapları.
Ehl-i Sünnet alimi diye rütbelendirilen kişilerin bu kaynaklara uygun söylemlerde bulunduklarının garantisi yoktur. Hele de okuma yazma oranının oldukça düşük olduğu dönemler düşünülürse orijinalist, bir başka ifadeyle radikalist tutumun haklılığı ortaya çıkar.
Seyyid Kutub'un Fizilal-il Kur'an tefsiri bizim için en kıymetli ölçülerden biridir. Bu tefsir , Ehl-i Sünnet'in orijinal kaynaklarına dayanarak sahte ehli sünnet yayagaracılarını da susturmaktadır.
Sahabe konusunda da gerekli ispat bu tefsirde bulunmaktadır.
MoqavemaT
May 31 2008, 11:00 PM
İmam-ı Şafii'ye neden Rafizi iftirası atıldığı aşikar değil mi?
Sen bu habis taassubu çok önceden teşhir etmiştin bize!
Abi 
Allah razı olsun!
Sana o kadar geri dön dedik demi! Kayboldun ortalıktan!
Zemahşeri
Jun 1 2008, 11:45 AM
ALINTI(Ebu Huzeyfe @ May 31 2008, 06:11 PM)

Eğer Hz. Ali'den sonra hilafete Hz. Hasan geçseydi, hilafet saltanata hicri 61 yılında değil, hicri 41 yılında gerçekleşmiş olacaktı. Çünkü Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin Hz. Ali'nin r.anhum özoğulları idi. Ama Allah bu fitne ve belayı Ehl-i Beyt'e nasip etmedi ve onları bundan temizledi. Her ne kadar canlarına mal olmuş olsa bile... Ve bunu cah sevgisi olan Ümeyyeoğullarına bıraktı.
Sonra Ümeyyeoğulları da toptan lanete uğramasın diye içlerinden Ömer b. AbdilAziz'i çıkardı. Ömer b. AbdilAziz'e dilini uzatmış bir tek alim tarihte bulmak mümkün değil. Herkes onun raşid halifelerin izinden gittiğinde hemfikirdir.
Selam ve Dua ile...
Ne kadar komik açıklamalar bunlar. Meselemiz hilafetin babadan oğula geçme meselesi değil hilafetin ehil olmayanların eline geçmesidir. Siz diyorsunuz ki hz hasan halife olsaydı fitne ve bela ehli beytin üzerine kalacaktı. Böyle saçma sapan bir yorumu nasıl çıkarttınız?İddianız üzere saltanat rejimi fitne ve bela ise hz davud un yerine yönetime hz süleyman geçmesini ne ile açıklarsınız? Fitne ve bela, rejimde başa geçenlerin ne şekilde geçtiklerinden çok rejimi nasıl yönettikleri ile alakalıdır. Yukarıdaki açıklamanız ile fitne ve bela nın ümeyyeoğullarına kaldığını da itiraf ediyorsunuz. Bunda en büyük pay da fasık oğlunu başa getiren muaviyedir.
Ümeyyeoğullarının toptan lanete uğraması da neyin nesidir? Eğer içlerinde iman sahipleri varsa ki var olduğunu biliyoruz bir kabilenin bazı fasıklar yüzünden lanete uğramasını neye dayanarak söylüyor sunuz? Yani siz diyorsunuzki ümeyyeoğullarına Allah acıdı (hatta düpedüz kayırmadır bu) bu sebeple onlara lanet etmemek için içlerinden adil ve mümin birini başa getirdi. Vallahi siz ümeyyeoğullarına tabi olmuşsunuz da haberiniz yok.
Mesele bir kabilenin yönetmesi veya bir yönetim şekli meselesi değil. Mesele ehil olanın yönetmesi. Bizim ümeyyeoğulları diye bir sınıflandırma bir taraf tutma durumumuz söz konusu olamaz. Biz sadece ehil olmayanları samimi olmayanları eleştiriyoruz. Yoksa bir hz osman'ı sahabe olarak kabul ediyoruz , II. muaviye yi hayırla anıyoruz. Ömer bin abdülazizi hayırla anıyoruz. III. yezidi hayırla anıyoruz. Ümeyyeoğullarından olmaları bizim onlar hakkındaki salih düşüncelerimizi asla etkilemez.
asiLDuA
Jun 1 2008, 12:55 PM
Herşey bitti..Ehli sünnet alimlerinin dahi uzatmadığı konuları cedelleşerek uzatmak bize kaldı..Herşey bitti tabi bi bu kaldıydı..Pess.İki tarafıda kınıyorum.Bu konular ümmete fayda vermez.Sahabelerle uğraşanlar,tağuta laf diyemeyenleri de gördük.Adam sahabelere dil uzattığı kadar TAĞUTA dil uzatmıyor.Yani,Bu tip şeylerden bir müslümanın kaçınması lazım diye düşünüyorum.İster iyi olsun ister kötü.Onun hesabı ALLAHA kalmıştır.Bu tip tartışmalar sıkıntıdan başka bir şey sağlamaz.Sahabelere dil uzatılmasa bu millette böyle konular açmaz.Ben böyle düşünüyorum.
Ebu Huzeyfe
Jun 2 2008, 03:29 AM
Sahabe ile peygamberi karıştıranları tabii mazur görmek lazım. Bilittifak, bu kişiler peygamberlerin bizzat Allah tarafından seçildiğini ama halife veya sahabe için böyle bir durum olmadığını bilmemek ayıp mıdır bilemem.
Bunun yanında;
1. Peygamberlere iman gereği,
2. Sahabeye o Peygambere a.s. saygıdan dolayı dil uzatılmaz.
3. Saltanat babadan oğula geçen yönetim şeklidir.
4. Peygamberlik bir yönetim şekli değildir, keza velilik...
5. Muaviye'nin r.a. sahabi olduğunda ümmetin ittifakı vardır.
6. "Ashabıma dil uzatmayın" hadisinin sahih olduğunda da ittifak vardır.
7. Buna rağmen, Muaviye'ye r.a. dil uzatan ancak Peygambere a.s. saygısızlığını ve kendi derekesini göstermiş olur.
Selam ve Dua ile...
MoqavemaT
Jun 2 2008, 11:01 AM
Saltanat bir yönetim şekli olabilir. Ama hiçbir şekilde meşru değildir.
Yöneticilerin hukuktan üstün olduğu bir yönetim şekli alsa meşru değildir.
Bediüzzeman (r.a.) şöyle söylemektedir:
"İslam dünyaya saltanat ve istibdatı kahretmek için gönderildi."
Keza İmamlarımızın sultanlara, sultalarına, ve saray artğı ulemacıklara karşı tavrı her zaman net olmuştur.
İmam Ali(r.a.) yanindakilere şöyle diyordu:
"Allaha yemin olsun ki
Kendinize yönetici bildikleriniz size kisralar, hirakliuslar gibi davranacaklar, yani sultan olacaklar.
İslamın siyaset temelini yerinden saptırarak, nübüvvet yatağını yerinden saptırarak islamda olmayan bir çığır açacaklar."
İmam Ali bunun mücadelesini veriyordu.
Ve yine diyordu ki yanındakilere:
"Gidiniz o zümre ile savaşınız ki, onlar zorba hükümdarlardır. Onlar zulümleri ile Allah'ın hür kullarını kendilerine kul yapmaya çalışırlar."
İmam Ali(r.a.) neden Sıffine geldiğini çok iyi biliyor, bildiğinide işte böyle ifade ediyor.
Ne diyordu Muaviye Bin Ebu Sufyan ,Taberinin bize aktardığına göre :
"Valahi bu Allah'ın bize bahşettiği bir saltanattır."
Elindeki imkana, güce saltanat olarak bakıyor!
Ve yine İbni Kesir'in el bidayesinden nakille:
Diyordu ki:
"Ben Müslümanların ilk sultanıyım."
Halifeyim demiyor, sultanım diyor.
Hem Kufe de ki hilafet ordusu, hemde Şam ordusu, orada ne işleri olduğunu çok iyi biliyorlardı.
Ya sessiz kalan sahabeler, onlarda biliyorlardı.
İran'ın Fatihi Saad Bin Ebi Vakkas(r.a.) yıllarca sessiz kaldı. Muaviye yönetimi ele geçirdiği zaman Muaviyenin huzuruna çıktığında dedi ki
İbnül Esir'in El Kamilinden nakille:
"Selam sana ey kral, sen kralsın halife değil."
Hz. Ebubekirinde, Hz. Ömerinde, Hz. Osmanında, Hz. Alininde yanına geliyordu, onların yanına geldiğine "selam sana ey emirel müminun" diyordu.
"Ey Allah Resulunun halifesi diye diyordu.
Ama o biliyordu ki halifelilk bitti. Başlayan saltanattır.
Hilafetin başındaki halifedir, saltanatın başındaki ise sultandır!
İşte İmam Alinin mücadelesi, imamet ile saltanat arasındaki mücadele idi.
1- İmamet ile saltanat asla aynı şeyler değildir. İmamet nebevi siyasetin gereği, saltanat ise dünyevi taleplerin gereğidir.
Ne diyordu Hz. Ömer, o hilafet günlerinde. O yüce insan Selam El Farisinin yanında.
Sakalını tutup, iki büklüm olup, ben halifemiyim, sultanmıyım bilemiyorum diye Hz. Ömeri titreten neydi. Çünkü o duymuştu Allah resulunden "islamın siyaseti, hilafet üzerine doğrulur, eğer islam halifeliği esas almazda sultalığı esas alırsa, nebevi siyaset yara alır." Ve Hz. Ömer böyle bişeye sebebiyet vermemek için iki büklüm oluyordu.
İşte aynı hassasiyet İmam Aliyi savaş meydanlarından meydanlarına koşturmuştu.
Şunu burada belirmek gerekir ki: Sıffın asla Cemel gibi bir vakı değildir.
"Cemel adalet-i mahsa ile adalet-i izafiye nin mücadelesi idi."
Bediüüzaman Said Nursi
Yani İmam Ali mutlak adaleti tesis etmek için savaşırken karşısındakiler, izafi bir adaleti, kısmi bir adaleti tahsis etmek için savaşıyorlardı. İki tarafta adaleti tasis etmek için savaşıyordu. Belki bir taraf ictihadda hata etmişti, biride sevap almış ictihadda doğruyu kanaati bulmuştu. Netide itibari ile cemel bir ictihad harbiydi. Ama Sıffin imamet ile saltanatın savaşıydı. Hiçkime bize bu savaşıda ictihad savaşı diye kabul ettiremez, tarihi kayıtlar aksini ispatlayacaktır. Olayların her iki tarafı, hatta tarafsız kalanlar bile tarafların orada neden bulunduğunu çok iyi biliyorlardı.
2- İmametin takipçileri, meşru bir davanın takipçilerdir. Meşru bir davanın taliplileri, meşru bir davanın hedefine ulaşmak için merşu metodlar kullanır.
İmam Aliye teklif edildi:
"Sende onlar gibi, taraftar kazamak için Beytul Malden bütçe ayırsan olmaz mı?"
Dedi ki:
"Meşru bir davanın hedefine varması için, benden gayrimeşru işler yapmamı mı istiyorsunuz?"
O biliyordu ki rabbani bir yolun, rabbani bir metodu olur. Sırat-ı mustaqım gibi düz ve herhangi bir çarpıklığa meydan vermeycek bir yoldur.
3- İmamete gönül veren toplum, itaatkar bir toplumdur. İtaatkar bir toplum köle olan bir toplum değidlir.
"Ey iman edenler, Allaha, resulune ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin" Nisa 59
Biz emir sahiplerine itaat etmek zorundayız.
İtaat etmedik, uhud oldu, sıffin oldu, cemel oldu.
İmameti esas alan bir toplum itaat etmesini bilen bir toplumdur. Ama gözü kapalı değil bizden olan, kendi şahsi ihtiraslarını değil islamın haysiyetini düşünen islamın şerefini düşünen islam için can verecek yiğitler olan emir sahiplerine, onlara itaat en büyük hükümlülüktür.
4- Gün olu da birileride bizi, din adına kandırabilirler. Gün olurda birileride mızrakların ucuna kuran sahifelerini takıp, havaya kaldırıp bizi din namına kandırabilir. Müslümana düşen din namına dahi olsa kandırılmamaktır. Müslüman teyakkuz halindedir, uyanıktır. Ne yaptığını bilir, feraset sahibir. "Korkun müslümanın bakışından, o baktımı Allahın nuru ile bakar" müjdesinin sahibidir.
Başkaları farklı şeyler görsede, müslüman olayların perde arkasınıda görür, ona göre bir siyaset geliştirir.
Bu acı tecrübeler kesinlikle, bizi yeniden bir tarafgilliğe, yersiz bir taassuba dönüştürmemeli. İslam ümmeti 1400 sene ağladı, artık bu ağlamaların bir sonu gelmeli.
Aramızdaki ihtilafları, tefrikaya dönüştürmek için fırsat kollayan düşmana fırsat vermemek için bu olayları yerinde ve doğru biçimde öğrenmek zorundayız.
Ümmetin, maslahatı için, ümmetin vahdeti için, bir olan Allahın etrafında birleşebilmek için her türlü ihtilafı ve bizi tefrikaya düşürecek şeyleri bırakmamız gerekmektedir.
Ebu Huzeyfe
Jun 2 2008, 04:31 PM
ALINTI(RuhulhaK @ May 29 2008, 05:59 PM)

Sahabe Konusu :
Seyyid Kutub, Hadid suresi 10'u tefsir ederken abdurrahman bin avf ve halid bin velid arasında geçen bir olayı aktarır. Burada Peygamber , velid'e hitaben ashabıma dokunmayın demektedir. Böylelikle rastgele herkesin ashabtan olamayacağı anlaşılır.
Merak edip yukarıdaki ibareyi Fi Zilal'den araştırdım. Ancak çok fazla şaşırmadım. Çünkü sanalda sunulan delillerin bir çoğunun yalan ve iftira olduğunu artık yakınen biliyorum. Seyyid Kutub da tefsiri Fi Zilal'de kesinlikle böyle bir şey dememiştir. Bu da sıradan yalan ve iftiralardan birisidir.
Delil içinde ekte Fi Zilal'den Hadid Suresi'nin tamamını sunuyorum. Ayrıca bir link de vererek daha da kolaylaştıralım.
Verilen kaynaklara kimse zahmet edip bakmadığından ve bunu da korsan İslamcılar(!) çok iyi bildiğinden muteber alim ve eserlerinin isimlerini kullanarak İslam'a hizmet(!) ediyorlar.
Bir şehidin kanı ve eseri üzerinden rant sağlamaya çalışanlar utanmalılar!ALTAFSIRNot: Bu forumda sanırım dosya ekleyemiyoruz. Lütfen aşağıdaki linkten eki indirip kendiniz bakın!
EK DOSYA
RuhulhaK
Jun 2 2008, 08:19 PM
Muhterem Ebu Huzeyfe ağabey !
Bu konunun başından beri şahsıma karşı irad ettiğiniz çeşitli iftiraları Allah'a havale ediyorum.
Konunun herkesçe daha sağlıklı anlaşılması açısından da önceki mesajlarımda yazdığım ve Ebu Huzeyfe tarafından yalan olduğu iddia edilen şeylerin doğrudan ispatını takdim ediyorum :
RuhulhaK
Jun 2 2008, 09:04 PM
Bu resim, şahsıma ait olan Fizilal-il Kuran Tefsir kitabından bilgisayara scanner yoluyla aktarılmıştır.
Arapça bilmeyen insanlara arapça siteleri güya kaynak göstermekle bu başlıkta bir türlü vazgeçmediğiniz ahlaksız tutumun üzerini örtebileceğinizi mi sandınız sayın Korsan İslamcı Ebu Huzeyfe...

Böylelikle bizi henüz tanımayanlar varsa bilsin ki buradaki bütün yazdıklarımız % 100 orijinal delillere dayanmaktadır.
Korsanlara dikkat...
RuhulhaK
Jun 2 2008, 09:13 PM
İşte Bu da kitabın künyesi.
RuhulhaK
Jun 2 2008, 09:18 PM
Ayrıca;
Seyyid Kutub'un ehl-i sünnetten olmadığı bahanesiyle Seyyid Kutub'un anlattıklarına inanmayanlar varsa
bu hadisenin geçtiği sahih hadis kitaplarından da deliller getirebiliriz. Direkt olarak Kitaplardan...
Hâlâ akletmeyecek misiniz ?
MoqavemaT
Jun 2 2008, 09:39 PM
Bendeki kopanın aynısı!
RuhulhaK
Jun 2 2008, 09:48 PM
Bağnazlıkta sınır tanımayanlar için ekstra deliller.
Yine Şahsıma Ait Olan Kitap : HAYAT-U SAHABE, M.YUSUF KANDEHLEVİ, cilt 2, s. 578.

Yukarıda bahsi geçen olay şu hadis kitaplarından aktarılmaktadır :
El- Bidaye, c4 S. 313 (İbn-i İshak ve İmam Ahmed'den), Buhari ve Nesai'de Abdurrezzaktan.
Ebu Huzeyfe kendisine burada hiçbir engel oluşturmamamıza rağmen kendi sitesinde atıp tutmaya devam ediyor. Bize cevap vermeyi ise güya zaman kaybı olarak niteliyor. Bu bahaneci tutumu önemsemiyor, insanların konu üzerinde aydınlanmaları için bu atıp tutmalarına (bizce pek bir kıymet-i harbiyesi olmamakla birlikte) cevap vermeye devam ediyor
ve kendisini İslami Forum sitesinde yazdıklarının arkasında durmaya ya da özür dileyip tövbe etmeye davet ediyoruz.
RuhulhaK
Jun 2 2008, 10:53 PM
Cevaplar.
ALINTI
1- Bir kere yazının tamamı mı yoksa bir kısmı mı alıntı belli değil. (Ehl-i Sünnet'e göre Hazret-i Muaviye, işte benim anlattıklarımdır...) kısmı çok fazla açık veriyor
İçerik yönünden cevap vermeye muktedir olamayan herkes gibi Ebu Huzeyfe de mesajımızın yüzey yapısı ile ilgili tereddütler ortaya koymuş. Anlattıklarımdır yerine aktardıklarımdır demiş olalım, ne fark eder ?
Mesajımda herhangi bir alıntı ya da yorum yoktur. Sadece Akl-ı selim sahipleri için güvenilir kaynakların bir derlemesinden ibarettir.
ALINTI
Yazının içinde tutarsızlık söz konusu. Mesela Halid b. Velid'den bahsedilirken birden araya Velid giriyor. Velid b. Muğire'nin hiç bir zaman müslüman olmadığını bilakis en azılı müşriklerden brisi olarak öldüğünü herkes biliyor
Yine aynı manevralar... Mesajımızda Halid bin Velid önce tam adıyla, sonra da kısaca Velid olarak ifade edilmiş. Art niyetli olmayan herkes bunu kolaylıkla anlayabilir. Velid bin Muğire halisünasyonu ile bizim bir alakamız yoktur.
ALINTI
3. İmam Şâfi'ye atfedilen sözün kaynağı nedir? Faraza demiş olsa bile baği olmak sahabi olmaya mani midir?
Kaynak mesajın alt kısmında Muhammed Ebu Zehra'nın Mezhepler Tarihi kitabı olarak belirtilmiştir. Sağdan soldan kopya yazılarla molla geçinmek yerine biraz kitap edinmeniz iyi olabilir. Sahabe konusuna da sonra değineceğim.
Ebu Huzeyfe
Jun 3 2008, 02:10 AM
ALINTI(RuhulhaK @ Jun 2 2008, 10:04 PM)

Bu resim, şahsıma ait olan Fizilal-il Kuran Tefsir kitabından bilgisayara scanner yoluyla aktarılmıştır.
Arapça bilmeyen insanlara arapça siteleri güya kaynak göstermekle bu başlıkta bir türlü vazgeçmediğiniz ahlaksız tutumun üzerini örtebileceğinizi mi sandınız sayın Korsan İslamcı Ebu Huzeyfe...

Böylelikle bizi henüz tanımayanlar varsa bilsin ki buradaki bütün yazdıklarımız % 100 orijinal delillere dayanmaktadır.
Korsanlara dikkat... Abi hitabına binaen devam edelim:
1. Önce kendi yazdıklarınızı dikkate okuyunuz. Sonra bizimkileri dikkatle okuyunuz.
Bizim size hemen cevap yazmamızın nedeni, yazdıklarınızı kaynaklarından araştırmak içindi. Siz de aynısını yapın.
2. Birinci aşamadan sonra şuna dikkat edin:
Alıntıladığınız yazı dipnottur. Yani müellif Seyyid Kutub'a ait değil, bilakis mütercime aittir. Mütercime ait (her kimse) olan bir cümle ve tezi müellife atfetmek sehven ise hata, kasten ise iftiradır. Çünkü Seyyid Kutub bu sözden beridir!
3. Son aşamada sakin bir kafayla yeniden düşünün, taşının ve karar verin. Eğer hâlâ haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, yapacak br şey yok. Yanıldığınızı kabul ediyorsanız, şahsen özür falan istemiyorum.
4. Buna rağmen kalbiniz mutmain değilse, o zaman benim verdiğim orjinal kopyayı bir Arapça bilene tercüme ettirin. Kitabın orjinaline ulaşmak için Sultan Ahmet'te İrşad Kitabevi var. Oradan ya temin edin veya ödünç alın yahut da ilgili kısımları fotokopi çektirin.
Selam ve Dua ile...
Ebu Huzeyfe
Jun 3 2008, 02:17 AM
Diğer cevaplarını sonra okuduğum için onlara şimdilik cevap vermeyeceğim. Çünkü sakin kafayla yazılmış bir cevap içlerinde yok. Hepsi duygusal tepkiler... Onları şahsımıza yönelik saldırı amacı taşıdığı için şimdilik yazılmamış kabul ediyorum.
Ayrıca MisakOnline'da size özel bir reddiye yazmadım. Kuran Nesli foruma bir kardeşin sizin cevaplarını kopyalaması üzerine orada verdğim reddiye ve cevapları MisakOnline'a kopyaladım. Meselenin özünü anlamadan hem şahsıma hem de MisakOnline'a hücum etmeniz ayrıca yadırganacak bir meseledir.
Bu konuda ikna olmazsanız, ilgili kardeş şahitliğini burada yapar. Zira güvendiğimiz ve sevdiğimiz bir kardeşimizdir.
Ayrıca iletinin size ait olduğunu değil, bir yerden kopyalamış olduğunuzu varsayarak cevap yazdım. O ileti size aitse, durum daha da vahim.
Biraz sakinleştikten sonra düşünerek ve insafla yazınız.
Selam ve Dua ile...
RuhulhaK
Jun 3 2008, 07:41 AM
ALINTI
Alıntıladığınız yazı dipnottur. Yani müellif Seyyid Kutub'a ait değil, bilakis mütercime aittir. Mütercime ait (her kimse) olan bir cümle ve tezi müellife atfetmek sehven ise hata, kasten ise iftiradır. Çünkü Seyyid Kutub bu sözden beridir!
Başka kitaplarda dipnotların mütercime ait olması sizin bu dipnotun Seyyid Kutub'a ait olduğunu ısrarla inkâr etmeniz için delil teşkil etmez.
Evet, dipnot tercümana değil, Seyyid Kutub'a aittir.
Bunun iki ispatı vardır.
1- Seyyid Kutub'un konuyla ilgili başka kitaplarında yazmış olduğu düşünceler
2- Aktarmış olduğum kitapta dipnotların Seyyid Kutub'a ait olduğunu ispatlayan aşağıdaki resim :

Seyyid Kutub, dipnotta :"Bu sahne bazı değişikliklerle "Kur'anda Kıyamet Sahneleri" adlı eserimizden alınmıştır" diye yazmaktadır.
Bilindiği üzre Kur'anda Kıyamet Sahneleri adlı kitap Seyyid Kutub'a aittir.
http://www.kitapyurdu.com/kitap/44603/kura...iyametsahneleri
Yeni bahanelerinizi bekliyoruz...
Ebu Huzeyfe
Jun 3 2008, 11:21 AM
Özeline de saatler öncesinde yazdım. Resim bende görüntülenemyor. Tüm belgelerini ebuhuzeyfe@gmail.com veya ebuhuzeyfe@msn.com adresime gönderirseniz memnun olurum.
Selam ile...
MoqavemaT
Jun 3 2008, 10:06 PM
Saygıda duymayacağız, hakarette etmeyeceğiz.
Bazı exiler sahabedir bu konuda ihtilaf yotur diyebilir buna karşı çıkmak boş bir ihtilafı tefrikaya döndürmek olur.
Hakaret etmeyeceğiz çünkü bir çok insan sahabe olduğua dair icrihada uymakta ve bu hakaretler tefrika çıkarmakta.
Saygı duymayacağız, çünkü Muaviye Bin Ebu Süfyana saygı göstermek, saltanata, zulme, heva ve heves sahiplerine, bagilere, bozgunculara saygı göstermek demektir. Zira Muaviyenin ardından bunlardan başka bişey gelmemiştir.
Ona saygu bu zihniyete saygıdır.
3. Ahmet döneminde batıyla anlaşıp, batıdan sapkın fikirler ithal eden, batıdan alemleri, eğlenceleri, sarayları ve bu sefahat zihniyetini ithal devleti Damatlar limited şirketine bölüştüren sadrazam ibrahime saygı göstermek demektir.
Rabbim bana sonsuz itaati bağışla ki, bu dünyada sonsuz isyan içinde olayım. Meşru olmayan bütün yönetimlere ve yöneticilere.
Acaba Hz. Ömerin mescidde iki büklüm ağlaması, Hz Selman El Farisi ile dertlerşmesi bize ne anlatıyor. Acaba kaç tane günaha düşmenin vesvesesi ile bu kadar üzülmüştü.
Evet arkadaş, birilri Muaviyeye Hz dediği sürece birileri mutlaka hakaret edecektir. Bunu değiştiremezsiniz. Tefrika işte!
Ebu Huzeyfe
Jun 4 2008, 09:47 AM
ALINTI(MoqavemaT @ Jun 3 2008, 11:06 PM)

Saygıda duymayacağız, hakarette etmeyeceğiz.
Bazı exiler sahabedir bu konuda ihtilaf yotur diyebilir buna karşı çıkmak boş bir ihtilafı tefrikaya döndürmek olur.
Hakaret etmeyeceğiz çünkü bir çok insan sahabe olduğua dair icrihada uymakta ve bu hakaretler tefrika çıkarmakta.
Saygı duymayacağız, çünkü Muaviye Bin Ebu Süfyana saygı göstermek, saltanata, zulme, heva ve heves sahiplerine, bagilere, bozgunculara saygı göstermek demektir. Zira Muaviyenin ardından bunlardan başka bişey gelmemiştir.
Ona saygu bu zihniyete saygıdır.
3. Ahmet döneminde batıyla anlaşıp, batıdan sapkın fikirler ithal eden, batıdan alemleri, eğlenceleri, sarayları ve bu sefahat zihniyetini ithal devleti Damatlar limited şirketine bölüştüren sadrazam ibrahime saygı göstermek demektir.
Rabbim bana sonsuz itaati bağışla ki, bu dünyada sonsuz isyan içinde olayım. Meşru olmayan bütün yönetimlere ve yöneticilere.
Acaba Hz. Ömerin mescidde iki büklüm ağlaması, Hz Selman El Farisi ile dertlerşmesi bize ne anlatıyor. Acaba kaç tane günaha düşmenin vesvesesi ile bu kadar üzülmüştü.
Evet arkadaş, birileri Muaviyeye Hz dediği sürece birileri mutlaka hakaret edecektir. Bunu değiştiremezsiniz. Tefrika işte!
Kardeş,
Çok talihsiz bir yazı yazmışsın. İnşallah düzeltirsin. Senden daha makul yazı ve yorumlar bekliyoruz inşallah.
Saygı, saygısızlığı gerektirmez, hakareti de... Sen saygı duyuyorsan ben de hakaret ediyorum denmez.
Selam ve Dua ile...
RuhulhaK
Jun 5 2008, 02:46 AM
Bismillah.
Dipnot krizi devam ediyor 
Bu başlığı okuyan arkadaşlarda da farklı Fizilal tefsirleri varsa bize yardımcı olabilirler.
sevde.de sitesindeki değişik bir fizilal tercümesi de bizi haklı çıkarmaktadır.
http://www.sevde.de/Kuran-Tevsiri/Hadid/Hadid07-10.htm
Ebu Huzeyfe, Fizilal'deki dipnotların Seyyid Kutub'a değil mütercime ait olduğunu iddia ediyor.
Yukarıdaki resimde ise Hadid 15 tefsirindeki Dipnotun Seyyid Kutub'a ait olduğu açıkça görülüyor.
Hani dipnotlar mütercime ait olurdu ? Kuranda Kıyamet Sahneleri adlı eser Mütercime mi ait ?
Ayrıca Mütercimlerin (Seyyid Kutub'un bizzat güvenip yayım hakkı tanıdığı isimlerin) tefsir kitabına kendi fikirlerini yerleştirdiği iddiası - kitabın başka hiçbir yerinde bir örneği de bulunmadığına göre- gülünç, saçma ve ahmakça değil midir ? Üstelik Hadid 10 tefsirindeki Dipnot, Seyyid Kutub'un bir cümlesini değil direkt olarak bir hadisi referans alıyor. Mütercimler tefsir kitaplarında hadisleri mi yorumluyor aklınızca ?
Gelelim kitabın orijinalinde olmadığı iddiasına.
Bu, yetersiz insanların tartışmalarda kullandıkları klişe bir bahaneden başka bir şey değildir.
Bize orijinal diye gösterdiğin yazıda hiçbir dipnot yok ki benim kaynak gösterdiğim dipnot da olsun.
Seyyid Kutub bu eseri dipnot kullanmadan mı yazdı ?
Sultan Ahmet'e gidecek durumda olmamamız ve arapça bilmememiz size bol keseden savurma hakkı mı veriyor acaba.
Ek olarak, hadisin zayıf olduğunu iddia etmişsin. Bu benim sorunum değil. Kandehlevi ve Seyyid Kutub bu hadisi kitaplarında kaynak göstermişler mi, evet... Demek ki suçlamaların bu insanlara yöneliktir...
RuhulhaK
Jun 5 2008, 08:25 PM
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Ebu Huzeyfe'nin "orijinal fizilal" adı altındaki sahtekarlığını ortaya çıkarıyoruz inşaallah...
Bizdeki Fizilal Tefsirinin Hadid 10 suresinin dipnotunu tercümanın üzerine yıkmak gibi abeslerle iştigal eden ebu huzeyfe, Hadid 15 suresinin tefsirindeki Dipnotun Seyyid Kutub'a ait olduğunu mecburen kabul etmektedir. Çünkü Seyyid Kutub dipnotta "Kuranda Kıyamet Sahneleri adlı eserimize bakınız" demektedir.
Şimdi bize orijinal fizilal diye güya delil gösterdiği altafsir.com sitesine dönelim.
Bu sitede hiçbir dipnota rastlamadık. Ne Hadid 10 suresindeki dipnota ne de Hadid 15 suresindeki dipnota ne de herhangi bir başka dipnota.
Aşağıdaki resim bu sitedeki Hadid 15 tefsirinin, Bizdeki tercümede dipnotun konulduğu yerini göstermektedir.

Değerli arkadaşlar. Bu ne idüğü belirsiz web sitesi Seyyid Kutub'un dipnotlarını göstermiyorsa bizim suçumuz nedir ?
Sevde.de nin yöneticileri ile yazışmaktayım. Sitelerindeki tefsirin yayınevi ve mütercimlerini öğrendiğimizde kimin yalancı, iftiracı ve korsan olduğu tartışmasız bir şekilde ortaya çıkacaktır Allah'ın izniyle.
Allah alimdir.
lawyer
Jun 5 2008, 08:32 PM
ALINTI(Ebu Huzeyfe @ May 28 2008, 05:46 AM)

Hz. Muaviye'nin r.a. sahabi olduğu konusunda ihtilaf yoktur!
Buna rağmen onun münafık olduğunu iddia etmek apaçık bir iftiradır.
Muaviye'nin r.a. Sıffin'de haksız olmsı ve bu ümmetin başında saltanatı bela etmesi ona lanet okumamıza hak vermediği gibi ona rahmet dileme, hayırla yad etme ve dua etme hakkımızı elimizden de almaz.
Peygamberimizin s.a.v. "ashabıma dil uzatmayın!" hadisi sahihliğinde şüphe yoktur. Bu hadisi başta Buhari ve Müslim olmak üzere bir çok muhaddis kitabımda zikretmiştir.
Peygambere a.s. rağmen ashaba dil uzatanın dilinden hayırlı söz umulmaz.
Zaten sahabeye dil uzatanların yazı ve sözlerine bakarsanız, ancak şunu görürsünüz:
Tahkir, itham ve cühelalık!
Sahabeyi ve dolayısıyla peygamberi tahkir eden, Peygamberin a.s. hadislerini, emir ve nehiylerine hiçe sayan, sonra da kalkıp Muaviye'yi r.a. (hatalarını değil, bizzat sahabiliğini) müdafaa edenleri yani Ehl-i Sünneti Hz. Ali r.a. karşıtı ve saltanatçı (statükocu, işbirlikçi ve gelenekçi) ilan eden ve bununla yetinmeyip çok bilmişlik tasalayıp tüm ümmeti cehalet ve geri zekalılıkla suçlayan bir ukalâ ve cühalâ ile zaman kaybetmek bile bir kişiye ziyan olarak yeter!
Yetmez mi?
peygamber ashabıma dil uzatmayın diyo...muaviye ye degıl...peygamberın kendı oz elıyle ALİ'nin ordusunu hazırlayıp,'ben kımın mevlasıysam,ALİ nın onun mevlasıdır'buyurdugu cenabı ALİye kılıc cekmek ne zamadnan beri ashap sınıfını gırıyo..Tek yol HAK degil mi..eger sen ALİ'ye hak degıl dıyosan ımanından suphe et...yok eger ıkısı de haklı dıyosan allah katında kac tane dogru var ...ali HAKtır digerlerı batıldır....
Ebu Huzeyfe
Jun 6 2008, 04:01 AM
ALINTI(RuhulhaK @ Jun 5 2008, 03:46 AM)

Bismillah.
Dipnot krizi devam ediyor 
Bu başlığı okuyan arkadaşlarda da farklı Fizilal tefsirleri varsa bize yardımcı olabilirler.
sevde.de sitesindeki değişik bir fizilal tercümesi de bizi haklı çıkarmaktadır.
http://www.sevde.de/Kuran-Tevsiri/Hadid/Hadid07-10.htm
Ebu Huzeyfe, Fizilal'deki dipnotların Seyyid Kutub'a değil mütercime ait olduğunu iddia ediyor.
Yukarıdaki resimde ise Hadid 15 tefsirindeki Dipnotun Seyyid Kutub'a ait olduğu açıkça görülüyor.
1. Sakin bir kafayla yazmak için kısmen ara vermiştim. Geldiğimde sayın yöneticinin üslubunu hiç değiştirmediğini gördüm. Özelinden defalarca rica etmeme rağmen. Biz de yeri geldiğinde aynı üslubu kulanacağız.
Ama şimdilik insaflı bir teklifinin neticesini bekleyelim:
Başka tercümelerde aynı dipnotun düşülme ihtimali zayıf. Şayet bu dipnot diğer tercümelerde de varsa o zaman sorun yok demektir.
2. Verdiğiniz son delil de sizi yalanlamaktadır. Çünkü orada da parantez içi kullanılmıştır.
3. Bu arada neden Arapça bir baskısından kontrol etmemekte ısrar ediyorsunuz?
Selam ile...
Ebu Huzeyfe
Jun 6 2008, 04:19 AM
ALINTI(lawyer @ Jun 5 2008, 09:32 PM)

peygamber ashabıma dil uzatmayın diyo...muaviye ye degıl...peygamberın kendı oz elıyle ALİ'nin ordusunu hazırlayıp,'ben kımın mevlasıysam,ALİ nın onun mevlasıdır'buyurdugu cenabı ALİye kılıc cekmek ne zamadnan beri ashap sınıfını gırıyo..Tek yol HAK degil mi..eger sen ALİ'ye hak degıl dıyosan ımanından suphe et...yok eger ıkısı de haklı dıyosan allah katında kac tane dogru var ...ali HAKtır digerlerı batıldır....
Kardeş,
Sen cevap yazmadan önce hem bizim yazdıklarımızı hem de kendi yazdıklarını yeniden sakin bir kafayla oku. Çünkü ne yazdığını bile bilmiyorsun.
Hz. Ali r.a. başlangıçta Hz. Ebu Bekir'e r.a. biat etmedi. Onun dışında tüm sahabe beyat etti. Şimdi tüm sahabe, yanında Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer r.a. batıl da Hz. Ali mi hak?
Dört mezhebin dördü de bazen bir hükümde ayrılır. Mesela imamın arkasında cehri namazda Fatiha okumada Hanefiler mekruh, Şafiiler farz, Malikiler haram ve Hanbeliler cemaat duymuyorsa okumalı der. Sence doğrusu hangisi?
Selam ile...
RuhulhaK
Jun 7 2008, 10:42 PM
ALINTI
2. Verdiğiniz son delil de sizi yalanlamaktadır. Çünkü orada da parantez içi kullanılmıştır.
Hiç de yalanlamamaktadır. Sevde.de sitesinde, kullanılan kelime/cümlelerden anlaşıldığı kadarıyla farklı bir tercüme yer almaktadır. Parantez içinde gösterilmesi de muhtemelen teknik anlamda normal dipnot gösteriminden daha kolay olmasındandır.
ALINTI
3. Bu arada neden Arapça bir baskısından kontrol etmemekte ısrar ediyorsunuz?
Peki siz niçin al tafsir.com un hiçbir dipnotu göstermediğinden, dolayısıyla orada olmayan bir ifadenin Fizilalde de olmadığı anlamına gelmediğinden bahsetmiyorsunuz ?
Arapça bir baskısına ulaşma imkânım yok. Kat'i delillere karşı gösterdiğiniz bahaneci tavırdan ötürü size de bu konuda güvenim yok. Yine de çeşitli yollardan arapça nüshaya ulaşmaya çalışacağım.
ALINTI
Başka tercümelerde aynı dipnotun düşülme ihtimali zayıf. Şayet bu dipnot diğer tercümelerde de varsa o zaman sorun yok demektir
Bir tercümanın dipnotunu başka tercümanların da yazma ihtimali zayıf değil, hiç yoktur. Bu yüzden farklı bir tercüme konuyu aydınlatacaktır.
Sevde.de sitesindeki tercüme gidişat açısından bazı ipuçları vermekte.
Ebu Huzeyfe
Jun 16 2008, 03:42 AM
Bu konuya uzun zamandır cevap gelmemesi ya yoğunluktan dolayı ya da diğer tercümelerin de bizi desteklemiş olmasından dolayı... Bu 2 ihtimal dışında aklıma daha iyi bir ihtimal gelmiyor. Her neyse...
Yaklaşık 10 gün içinde tüm tercümelerini ve arapça baskısını yeniden gözden geçirme şansım olacak. O zaman konuyu daha detaylı ve net delillerle sunma şansımız olacak.
Şimdi sadece şunu belirtip noktalayalım:
Al-Tafsir.Com tek dayanağımız değildi. www.almeshkat.net sitesinden yüklediğimiz Fi Zilal de aynı delili gösteriyordu. Ayrıca Kütüphanemde bulunan Fi Zilal'in Arapçasına 3-4 gün içinde ulaşacağım. (Çünkü Kütüphanem başka bir ülkede). O zaman daha detaylı yazarım.
Selam ve Dua ile...
RuhulhaK
Jun 16 2008, 03:45 PM
Ben size iki farklı Fizilal tercümesi gösterdim. İkisinde de söylediklerim var. Nefsinize yediremeyip işi yokuşa sürmekten başka bir şey yaptığınız yok.
Tartışmayı baltalamayın.
Şimdi diğer konulardaki delilleri sunuyorum.
Hz. Muaviye'nin Hz Ali'ye hutbelerde sövdürdüğüne dair delil istemiştiniz buyrun. Ebu Zehra'nın Mezhepler Tarihi kitabını göstermiştik, görmezden geldiniz. Şuna bakın :
Ebul Ala Mevdudi'nin Hilafet ve Saltanat adlı kitabı. (Mevdudi'yi beğenmeyenler varsa, onlar da Mevdudi'nin kaynak gösterdiği kitaplara baksınlar : taberi, bidaye, ibn. esir vs. )

Aynı sayfada İbn-i Kesir 'in şu cümlelerini de zahmet edip okursanız iyi olur :
"Diyet muamelesinde Muaviye sünneti değiştirdi. Zira sünnete göre muahidin diyeti müslümanınkinin aynıdır. Fakat muaviye bunu yarıya indirdi diğer yarısını kendisi aldı."
Sahabe, sahabeye sövmeyeceğine göre, sünneti en iyi uygulayan kişiler sahabe olduklarına göre Hz. Muaviye'nin sahabeliği daha önce söylediğim gibi çok su götürür...
Ayrıca dinimizislam, zehirli.org ve benzeri sitelerde Mevdudi'ye karşı atıp tutanlar İbn-i Kesir'e niçin bir şey söylemiyorlar. Gerçek yüzleri ortaya çıkmasın diye mi. Evet.
RuhulhaK
Jun 28 2008, 06:16 PM
ALINTI
Şayet bu dipnot diğer tercümelerde de varsa o zaman sorun yok demektir.
ALINTI
Bu konuya uzun zamandır cevap gelmemesi ya yoğunluktan dolayı ya da diğer tercümelerin de bizi desteklemiş olmasından dolayı
Nefislerini ilah edinenler için bir hikayenin sonu daha hüsranla bitiyor.
İşte size farklı bir tercüme ve aynı dipnot (Bir kitabevinden fotokopi çektirdim)
TEVHİD
Jun 29 2008, 10:21 AM
Çok yerinde delillermiş.Allah razı olsun kardeşim.
Selam ve dua ile
RuhulhaK
Jul 1 2008, 03:28 PM
Önce Fizilalde böyle bir şey yok deyip bize iftiralar hakaretler savurdu.
Sonra Fizilal'de olduğunu gördü ve bu sözleri tercümanların üzerine yıkmaya çalıştı.
Bize güya orijinal fizilal diye ne olduğu belirsiz saçmasapan bir word dosyasını delil diye göstermeye kalktı, insanları aldatmaya çalıştı.
10 gün içerisinde diğer tercümelere ulaşacağım dedi, ulaştı ve bizim haklı olduğumuzu gördüğünden hiç sesini çıkarmadı.
Biz farklı bir tercümede aynı sözleri bulunca tartışmasız bir şekilde olay noktalandı ama gelip bir özür bile dilemedi.
İbret almak lazım böylelerine bakıp...
Bak şimdi bak, sitesindeki bir muaviye avukatının yazdığına bak :
ALINTI
Hadi diyelim ki Hz Muaviye ra.. Yetmiş sene Hz Ali'ye sövdürdü (Haşa..) yahu Yetmiş sene söven Ashabın da mı aklı yoktu.. Bu iftiraya ancak gülünür-gülünür
Muaviye'nin sövdürdüğünü yukarıda kanıtladık... Ne oldu şimdi, ashab akılsız mı oldu ? Rastgele herkese ashab denmez diye boşuna söylemiyoruz, işte böyle çelişkilerde boğulmayasınız diye söylüyoruz...
Ebu Huzeyfe'den özür bekliyoruz...
seydaKumandan
Jul 2 2008, 01:16 PM
Ruhulhak,
sen kim oluyorsun ki, Ashabı Kiramı tenkit ediyorsun ?
Faideli Bilgiler Kitabına havale etmeyeceğim bu konuyu...
Senin Seyyid Kutup gibi yazarlara havale ettiğin gibi...
Bu soruma makul bir cevap verirsen sevinirim.
seydaKumandan
Jul 2 2008, 01:38 PM
ALINTI(seydaKumandan @ Jul 2 2008, 02:16 PM)

Ruhulhak,
sen kim oluyorsun ki, Ashabı Kiramı tenkit ediyorsun ?
Tüm mevzunun halledilmesinde ''kilit'' fonksiyona sahip bölüm aslında burası.Yukarıda ruhulhak kardeşimize bir soru sordum.Sanıyorum cevabı bir süre gecikecek gibi..Bu nedenle sorumu muallakta koymamak maksadıyla açıklama yapmam gerekiyor.-Kim oluyorsun ki?Cevab:-Ben de ashab-ı kiramım...cümlesinden başka tanımlamar içermek durumunda.Bu da şu demektir:-Ashabın kendi aralarında olan biten mevzuları seneler sonra tartışıp geçmişte zaten bir çok müslümanın ciddi manada müşkül durumlarda kalmasına neden olan bu konuları şimdilerde ortaya koyup,''tarafçılık'' çıkaran kişiler bilsinler ki, hepsi şu hadisin muhatablarıdırlar :-Fitne uyuyor ,uyandırana Allah lanet etsin.Bir ilave daha,Kim oluyorsunki,sorusunun cevabı nasılki, ashabtan başka birisi manasına gelecek bir cevaba münhasırsa,aynen öylede,bu zatların bir birleri arasında olan bitene ,bizim gibi ''ilk kaynağa uzak'' kişilerin ''kırçın ve futursuzca hatta pervasızca'' olan iştirakleri,kesinlikle ''hatadır''.Ve ''sen kim oluyorsunda.....'' sorusuna muhatab olmayı hak ettiren bir davranıştır.Selametle
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz Gerekmektedir
Buraya Tıklayın.