Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Tarikat Dini
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
Sayfa: 1, 2
alpi001
Sevgili arkadaslar;

Allah a götüren yol TEKDIR: KURAN YOLU !..

Allah a Götürme Islevini Baska bir yola verdiginiz zaman ortaya: SEYTAN DINI cikar !..

Tarikatlar Kuran in getirdigi Iman kardesligini Saf disi ederek onun yerine TARIKAT KARDESLIGINI koymuslardir.
Bu Kardeslik:

Kisisel yada gurupsal cikarlara uyarlanmis Siyasal bir birliktelik ifade eder.

BU TEVHIDIN SIRK e dogru YELKEN ACTIRILMASIDIR ! !..

Tarikatlarin Sirk ve SEYTAN kurumuna dönüsmesinin bir göstergeside bu ocaklardaki Tarikat seflerinin:
KURTARICI
SEFAATCI

Allah ile kul arasinda Vasita kabul edilmeleridir.
Bu anlayis tümü ile Müsrik bir anlayistir.
Tarikar sefleri Bu Halleri ile PEYGAMBER in önüne gecmis bulunuyorlar.

tarikat seflerinin MASUM,YANILMAZ kabul edilmeside Bir baska SEYTANCILIK kanitidir.

TARIKATLARDAKI. mürsit e teslimiyet veya:** Fena fis-SEYH ** ( Seyh te FANI olamk ) dedikleri uygulama acik bir SIRK belirtisidir.

Teslimiyetin Allah disinda herhangi bir Kuvvet veya Kisiye yönderilmesi halinde KURAN TEVHIDIN den eser kalmaz.

ALLAH a TESLIMIYET Kuran Imaninin OMURGASIDIR !..
Ne demek MÜRSIT e TESLIMIYET ??

Sadece bu Tabir bile KÜFÜRDÜR !..

Nihayet tarikat sehleri AHIRET hayatinin güvenceleri haline getirilip:

SEYHI OLMAYANIN SEYHI SEYTANDIR ! Küfür Sloganini yaymalari tarikatlari, Muhammed IKBAL in ifadesiyle:

Birer PIRIZM ( seyh e tapicilik ) Kurumuna dönüstürerek ISLAM Disina cikartmistir.

Bu Gün Sunu Tekrarlamak IMAN BORCUMUZDUR :

SEYHI OLANIN SEYHI SEYTANDIR !..

Yani tarih Tarikatlarin iddalarinin tam aksinin dogru oldugunu göstermistir.

Türkiye cografyasinda sergilenen igrenclikler akli basinda her insani Dinden-Imandan Tiksindirecek türden olmustur.
Tarikatcilik perdesi altinda ve Insanlari Allah a Götürmek terannisi ile bir takim adamlar Halka Ayaklarini yikatip kirli suyunu icirebilmis,Cinsiyet organini merasimle öptürüp ** FEYZ BASIYORUM ** diyebilmistir.
Ve Bunlar Ekranlardan Halka izlettirilmistir.

SEYTAN i Bile IGRENDIRECEK pisliklerdir bunlar..

Seytan Bunlari Yalan iftira,haksiz kazanc ( RIBA ) Cinsi sapikliktan tutun Cinayet ve teröre kadar Tüm kötülüklerde kullanmaktadir.

Burda Ibnü'l CEZVI nin ** TELBISU IBLIS ** adli eserine ve tarikatlarin nasil birer SEYTAN a teslimiyet Kurumuna dönüstüklerine bakalim:

Hz. Peygamber döneminde insanlar Imana ve Islam a Nispet edilerek anilirlardir.Öteki ad ve ünvanlari bu tarikat cevreleri sonradan cikardilar. ( sayfa 185 )

Seytan Bunlari aldatarak ilimden uzaklastirdi.Ilim degil IBADET önemlidir diyerek ilim Kandillerini Söndürdü Hepsini karanliklarda birakti.Ilimlerinin yetersizligi yüzünden UYDURMA HADISLERIN baskisi altina girip SAPITTILAR ( Sayfa 188 )

Bunlar icinde EVLIYA denen adamlari Peygamberimizden üstün görenler vardir ( S..191 )

Uydurduklari SÜNNETLERLE halktan da Fikihcilardan da ayrildilar,DIN e eklemeler yaptilar. ( S..200 )


Rabbimiz bize Kalp yolu ile konusuyor diyerek KURAN i disladilar; Tekke ve Zaviyelerinde KURAN okumayi yasakladilar..( S..201 )

Mal ve nimet düsmanligini bir seckinlik haline getirdiler..Bu tutumlari onlari BEDAVA YIYIP ICEN bir guruh haline dönüstürdü.Önceleri karsi olduklari mal ve mülk ün sonralari KULU-KÖLESI durumuna geldiler.Alistiklari BEDAVA rahat onlari Mal-Mülk erbabi önünde diz cökmeye itti..(S..211 )

Seyh elinden HIRKA -TAC giyme törenleri uydurdular Bu Hirka ve taclari Kutsallastirmak icin HADISLER uydurdular...( S.218 )

Din de olamayan bir cok seyi DINLESTIRDILER ..( S.298 )

Yapay VECD gösterileri yaparak RIYAKARLIGIN yayilmasina öncülük ettiler..( S.284 )


Kadinlardann Uzak kalmayi bir seckinlik ve takva olarak ileri sürerken genc oglanlarla beraberlikler kurarak yozlasma ve sefaleti yaygimnlastirdilar..Oglancilik ve benzeri konularda Hadisler bile uydurdular ( S.299-300 )

Ilim karsitligini öylesine ileriye götürdüler ki;
KITAP DÜSMANLIGINI KUTSALLASTIRDILAR..Kitaplari Gömdüler,yaktilar,nehirlere döktüler..Allah ave din e en büyük düsmanligin BILIM DÜSMANLIGI oldugunu anliyamadilar veya sakladilar ( 367-370 )

Tevekkülü Tembellik ve Rizkini ona-buna havale etme anlayisina dönüstürüp Halki saptirdilar..(S.317 )

Ilacla tedaviyi tevekküle ters göstererek bilim ve sagliga IHANET ettiler..( S.324 )

Cumaya Cemaat e Halk arasina katilmamayi bir marifet gibi tanitarak BÖLÜCÜLÜK yaptilar ( 325 )

Evlenmeyi takvaya ibadete aykiri göstererek evlilik kurumunu baltaladilar ( 332 )

Iclerine Dogan vehim ve hayalleri Ilham,batin ilmi.vs. sanarak gercek ilimlere cephe aldilar.Gercek ilimleri Zahir ilmi diye kücümseyip Vehimlerini Ilim diye kabul ettirmek icin HADISLER uydurdular ( 361-363 )

Din i SERIAT-HAKIKAT diye ikiye bölüp Bozgun yarattilar ( 365 )

Melekleri CEBRAIL i görüp konustuklari ondan bilgiler aldiklari yolunda yalanlar uydurarak halki Kandirdilar ( 371 )

Ilimsizligin actigi derin bosluklarini KERAMET adiyla uydurduklari HAYAL ve HALÜSINASYONLARLA kapatmaya calistilar ( 424 )

Din Disi tutumlarina Karsi cikan ilim adamlarini etkisiz kilmak icin onlari:
Ibadetsizlik
Takvasizlik
Imansizlik
Sünnetsizlik
Zindiklik gibi Suclamalarla yipratmaya calistilar;türlü türlü iftiralar yalanlar yaydilar.

Kendilerine destek veren ULEMAYI ise KERAMET sahibi ZATLAR olarak yüceltip ERISILMEZ ve DOKUNULMAZ KISILER Haline getirdiler.( 437-438 )
[color=#000000]
telpako
Aslında güzel konu ama çok az yazılmış daha fazlası da olmalıdır.

Herkes şapkasını önüne koyup iyice okuyup araştırsa daha neler çıkacağı malumdur.

Bu tarikatlardan birtanesi mesela melaimi ler gunahı açıktan işler herkesin gözüne kötü gorunup iyilikleini gizli yaparlar bu ise islama gore cok acık bir tefrit uygulamasıdır. Ama kulağa hoş gelir goze de hitap eder. Herkes bu insanlar cok kotu der o insanlar da buna sevinir ama gizlice ibadet eder ve gizlice iyilik yaparlar. Peki bu din islammı bu adamlar müslüman mı ?
talip023


BU YUKARIDA YAZILI OLANLARI ZEKERİYA BEYAZDAN MI ALDINIZ?*

BÜYÜK Bİ İHTİMALLE DE ÖYLEDİR
mmustafa
TARİKAT-I MUHAMMEDİYE

Tasavvuf, dinin iman ve Tanrı’ya götüren ibadet tarafıdır. Bunun bir adı da Tarikat Tarikat-ı Muhammediyedir. (25)
Rahmetli Profesör Mehmet Ali Ayni (ölümü 1945) “Bizdeki tarikatler’ başlığı ile yazdığı bir yazıda (lkdam 25 Şubat 1337-1921) tarikat için şöyle diyor:

“Müslümanlık hadd-i zatında Allah’ı ve Resulünü tasdikten ibaret olmakla beraber bu tasdik keyfiyyeti bilahere bir muahede ile teyit edilmiştir. Şöyle ki bu mukavele pek muhataralı ve tehlikeli bir günde Müslümanlar ile Nebileri arasında aktolunmuştu. Müslümanlar ogün Resulüllah’ın elini tutarak kendilerinden ayrılmıyacaklarına söz vermişlerdi. İşte onların bu samimi ittihadı (birliği) kendilerini 0 tehlikeden kurtarmıştı. Binaenaleyh bir Müslümanın bugün; özü, sözü ve fiili birbirine uygun ve düzgün, fazilet ve istikamettle muttasıf ve muhabbet ve itimada layık bir zatı bulup onun huzurunda o güne kadar işlemiş olduğu günahlardan tevbe ve nedamet (pişmanlık) ettiğine, yalan söylemeyeceğine, kimsenin malını çalmayacağına, kimseyi öldürmeyeceğine velhasıl her türlü menahiden (yasaklanandan) sakınacağına dair söz vermesi ve bu taahhüdüne Allahı ve Resulüllahı ve (25) Şeriat-ı Ahmediye islam Fıkhı (islam Hukuku)’dır. şeriat ilmi de fıkıh ilmidir. Bu ilim zahiridir. Batıni ilim değildir. ıman ile ilgili bilgiıer batıni ilim’dir. Cüz’ i akıla iman gerçekleıi bilinmez. Akıl kabul eder. Ama çözemez. ıman-itıkad ilmi ve her türlü ibadet “Taflkat-ı Muhammediye dir.

Piran-ı izamdan (tarikat kurmuş olan büyüklerden) birini şahit tutması, o birinci muahedeyi tecdit ve tekit (ilk anlaşmayı yenileme ve pekiştimek) etmekten ibarettir. Işte Şeriatın batını (içi) olan tarikata girmek bu demektir. Yoksa tekkede oturup çorba içmek değildir. Ondan sonra o adamın bütün ef’al ve harekâtı o intisap ettiği (bağlandığı) zatın nezaret ve murakabesine (gözetim ve denetimine) tabi olur. Ben dünyada bundan müessir (etkili) ve bundan nafiz (faydalı) ve feyyaz bir ahlak zabıtası mevcut olacağını zannetmiyorum.

Biat ve zikir hakkında bir örnek de: (26)
...İlim beldesinin kapısı Hz. Ali (K.V.) Şanlı Peygamberin huzurunda Sahabelerle birlikte oturuyordu. Buyurdu ki: “Ya Resülullah! anam, babam Sana feda olsun. Hz. Allah’a vuslat (kavuşma) yolunun en yakını ve kullarına en kolayı ve Allah indinde en faziletlisi ne ise bize bildir’ ricasında bulundu.
• Hz. Resul (s.a.v.), Ya Ali yanaş!.. Dizlerini, dizlerime daya. Gözlerini yum. Benim Vech-i Pâkimi gözlerinin önüne getir. Söylediklerimi tekrarla: ‘Fa’lem ennehu Lâ ilâhe illallah.” Üç defa tekrarladılar. Buyurdular ki; Ya Ali bu zikre devam et!..
Hz. Peygamber (s.a.v.), Mekke’den Medine’ye Hicret ettikleri sırada gizlendikleri mağarada diz çökmüş bir vaziyette gözlerini yumarak Hz. Ebubekir’in kulağına “Tevhid” Kelimesini (Lâ İlâhe illallah) üç defa fısıldamış. Bunun üzerine Hz. Ebubekir’e kulakların duymadığı, gözlerin görmeği.. Hadisinde işaret edilen sırla, keşiflere müyesser olmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün Hz. Ömer’e zikr’e devam etmesini buyururken; “Lâ iIâhe illallah”ın önce ayrı ayrı “Lâ” sını; sonra “ilâhe”sini; sonra da bitişik olarak “illallah”ını üç kere söylemek suretiyle ‘telkin’de bulunmuşlardır.

Yine birgün Hz. Osman’ın eşleri ölünce; Hz. Peygamber (s.a.v.), Osman’ı taziyeye gitmişti. Bir ara O’nu karşısına alarak; “Zihninden dünyaya ait şeyleri çıkar”, buyurduktan sonra, hiçbir ses çıkarmadan “Lâ ilâhe illallah”ı telkin etmişlerdi (vermişlerdi).

26 Âriflerin Menkıbeleri (Menakıbül Ârifin), Çev. Tahsin Yazıcı, MEB Yayınları.S.708-709.İstanbul-1989.C.3 S.405.
Tarikat-ı Muhammediye’nin iki büyük varisi vardır:
a) EhI-i Beyt’inden Hazret-i Ali (k.v.)
B) Ashabından Hazret-l Ebubekir (r.a.) kanalıyla devam etmektedir.
Zira Allah’ın emri olan Ruh; Ruh-u Muhammediyil Azim ölmez. Ölen bedendir. Ampul kırılınca elektriğin görünmez olup, kabloda saklandığı gibi... Beden de ölünce Ruhun-Allah’ın emri olduğundan- Emir Alemine, Melekuta ve Nasut’la Melekut arasındaki Berzah’larda- Kanallar, tüneller gibi- gizlenmesi, çekilmesidir. Zira Ruh, yalnız “insana” üfürülmüştür. Ve Ruh, Nur’dur.
Akıl ve tefekkür, Ruh’tan gelir. Aklı olmayan insan, dik gezen hayvandan başka bir şey sayılmaz. Öyleyse insanı insan yapan akıl sahibi Ruh’tur.

İnsan Akıl’dır, Ruh’tur. Ondan ötesi et, kemik ve kandır. Bunlar, hayvanda da vardır.
Ölen bedende Ruh, artık işlevini yapamayacağından yerine ya da aslına çekilir.
a) Beden, aslı olan toprağa,
B) Ruh da aslı olan Emr’e döner (Emir âlemine).

Bedendeki Can da, hayvandaki Can gibidir. Hücrelerden oluşan biyolojik bir cesettir. Ve su ile diridir. Allah’ın -diri ve fail sıfatlarının yansımalarıdır. Insan bedenindeki can-hayat, Ruh’tan ve onun en büyük belirtisi Akıldan değil; tıpkı bitki ve hayvanlardaki gibi sudan gelmektedir. Ve su, mübarek’tir. Mübarek olduğu âyet le sabittir. Demek ki Hayat Sıfatı, su’da gizlidir. Ama bu, daha zahiri bilgi ile keşfedilememiştir. Suda gizli bir sır var. Suya inorganik diyoruz ama Allah, “herşey su ile Hay-diridir (Zuhruf: 11)” buyuruyor. Ve suyun mübarek olduğunu söylüyor. Belki pozitif ilim bu sırrı da çözer ve suyun yüzde yüz inorganik olmadığını keşfeder.
Keşke bu sır çözülsel.. 0 zaman organizmanın - hayatın da nasıl maddeye geçtiği öğrenilmiş olur. Hayatın – can’ın sırrı çözülür. Aklın da Ruhun bir sıfatı olduğu gibi. Akıl ve Can, madde değildir. Rengin madde olmadığı gibi. Rengin de can ve akıl gibi atomu yoktur.

Öyleyse; renk, akıl ve can madde değildir!..
‘Herşey su ile Hay’dır - Canlıdır”. (27)
Allah’ın emr’i olan Ruh ölmez. Peygamberlerin, Velilerin ki bunların hepsi muttakilerdir. Muttakiler ise mukarrebun ve sabikunlardır ki Allah’a yakın olanlardır.
“Mukarrebun muttakiler Cennetlerde, nehirlerde, Sıdk otağında ve muktedir melikleri(Allah’ın) indindedirler(yakınında-huzurundadırlar).” (Kamer, 55)
Zaten Velayeti, Ruhaniyet-i Muhanımedi’nin Hay olduğunu Yüce Muhammed (s.a.v.)’in Ruhsal veliliğin “diri” olduğunu Ehl-i Sünnet de, Şia da kabul etmiştir. İki taraf da Resulullah’ın -Peygamberlerin, Velilerin ve Salih Müminleıln Ruhlarının berrak, nurlu mukaddes diıiliklerini kabul etmişlerdir. ruh ölmez, ölen bedendir.

Bunların dışındakilerden; Allah, inanmayanlar için:

“ Lâ yemutu fiha vela yahya-Onlar orada ne ölüler, ne de diriler”. (Ta-Ha: 74) buyurup; berrak nurani değil de süfli (düşük, bayağı), hatta şekilleri de insan Suretinden değişmiş olduğu halde murdar bir yarı dirilik, canlılık içinde olduğunu buyurur. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in birçok bölümlerinde açıkça anlatılmıştır. (28)
T arikat-ı Muhammediye, Hazret-i Ali ve Hazret-i Ebubekirin kanalı ile Onlara bağlı bu dünyadaki “Temiz Insanların” Kudsi Ruhları vasıtasıyla devam etmektedir. Ve Ruhla ilgili olduğu için devamını durdurmaya hiçbir maddi güç yoktur.
K onusu; Seyr-i Süluk (Allah’a yolculuk) ve iman gerçeklerine marifet, Onları izah ve lslam’daki her türlü ibadettir. Çünkü ibadetsiz, tezekkürsüz ve tefekkürsüz (ilahi, Muhammedi tefekkür), hizmetsiz Allah’a yaklaşılmaz.
A llah’ın zikri, Peygamberlerin ve büyük zatların sohbeti, İlahi aşkı-sevgii, muhabbeti ve meveddeti açar. Bunların hepsi Mukaddes Peygamberimizi ve Mukaddes Ehl-i Beyt’ini (Onlara sonsuz sevgi saygı) sevmekle olur.
27) “(Allah) her canııyı su ile yaptı” (Nur: 45)
28) Bkz. Bakara: 162, Nısa: 169, Mümin: 16, Beyyine 6

Ehl-i Beyt’l sevmek tarzdır. (29) Allah, hepimize mukaddes ve mutahhar Ehl-i Beyt Efendilerimizi (Hz. Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin) can-ı dilden (gönülden) sevmeyi ve onların yolunda yürümeyi nasip eyleye...
Onların yolu ve mezhebi sadece ve sadece Kitap ve Sünnettir. Tarikat-ı Muhammedi ve Tasavvuf, Kitap ve Sünnetten kaynaklanır. İlahi Mesaj’a dayanır.

Tarikat iman gerçeklerine irfan; başta Kudsi Ruha Rabıta, zikir olmak üzere her türlü ibadettir (Namaz, Oruç, Zekat, sadaka, infak-taam yemek yedirmek Hac ve her türlü hayır iş, amel-i salih).
Ç ünkü Ruh -insan- Rabbına iman ve ibadetle yaklaşır, vasıl olur.
“ Ey mutmein nefis! Rabbıha rücu et (Rabbına dön, geri gel). Radi ve merdi olarak”. (Fecir: 28)
B u Rabıta, Zikir ve Amel-i Salih (Her türlü ibadet)lerle ve Kudsi Ruhun himmet, dua ve ikram ile (ki bunlar, hep Rabbin izni ile olur; (Biiznillah). Salik’in, Tanrı Yolcusu Müdd’in Ruhu tedricen (aşama aşama) Hakka, Arşa yükselir. Kalbi tastiye ve nefsi tezkiye olur.
B u arada Allahü Taala o kalbe ve göğse tecelli eder. Letaif-i Enbiya belirir. Ruh, uruc ettikçe kudsileşir. Nasut’tan, Melekut’a, Ceberut’a, Lahut’a yükselir. Fenafilpir, Fenafllresul, Fenafillah, Bekabillah olur.
V uslatı Zat yapar. Zât-ı Pâk-ı Vücud-u Mutlak’ı bulur. O’nunla özdeşleşir. Buraya kadarı,Seyr-i illallah’tır. Bundan sonra Seyr-i fillah başlar ki; Allah’ta Seyrin sonu yoktur!.. Cemal-ı Mutlak ve Kemal-ı Mutlak’ı, Zât-ı Mutlak’ta temaş eder.

B unları ayrıca yukarıda sözüedilen Letiff-i Enbiya’da, Natıka’da ve kalbin özündeki Sır’da (Hu)da murakabe eder.
“Ölmeden evvel ölür (Nefsi ölür)”.30 Men Arafı öğrenir

29) “İşte Aııah’ın inanan ve iyi işler yapan kullarını mü jdelediği (büyük lütuf budur. De ki (Ya Muhammed): Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak Ehl-i Beyt’ime(akrabalara) sevgi istiyorum”. (Şüra: 23)
30) “Men arafe nefsetıu, fakat arafe Rabbehu”
“ Nefsini bilen, Rabbını bilir”. Hadis’in sırınca ârif olur.
P eygamberlerin hikmetlerini, Sırlarını, Ruh gözüyle görür ve öğrenir. Peygamberlerin sırlarına mahrem; Hikmet ve ilimlerine, Irfanlarına mazhar ve varis olur.
T ek kelime ile ham-çiğ insan iken; Kamil İnsan olur.
B unların işareti de dürüstlük başta olmak üzere Peygamberin “Ahlak-ı Hamidiyesi ve Hz. Şâh’ın (lmam-ı Ali’nin) Adabı ile edeplenmektir.

A llahu Taâlâ hepimize nasip buyura. Edep Ya Hu...


Kâzim YARDIMCI / ADIYAMAN

Yazarın, diğer yazılarını okumak için intrenet sitesini ziyaret edebilirsiniz.
TEVHİD
ALINTI
Bu tarikatlardan birtanesi mesela melaimi ler gunahı açıktan işler herkesin gözüne kötü gorunup iyilikleini gizli yaparlar bu ise islama gore cok acık bir tefrit uygulamasıdır. Ama kulağa hoş gelir goze de hitap eder. Herkes bu insanlar cok kotu der o insanlar da buna sevinir ama gizlice ibadet eder ve gizlice iyilik yaparlar. Peki bu din islammı bu adamlar müslüman mı ?


Ah Telpako kardeşim.Melamiler hakkında belli ki pek bilginiz yok.
Melâmilik sizin anlattığınız gibi değildir.
"Melâmiler kınayanın kınamasından korkmazlar." şeklindeki açıklamanın açılımını bilmeyenler bu şekilde değerlendirmeye tabi tutmaktalar.
Melâmilik bir tarikat değildir.
Birçok kimse bir tarikat olduğunu öne sürmesine rağmen onları tanıdığım için rahatlıkla diyebilirim ki, onların ne tekkesi vardır, ne rabita yaptıran şeyhleri.Ne taçları vardır, ne de postniş ve hırkaları.
Halk içinde halk gibi yer, içer ve yaşarlar.Elleri işte, gözleri ve gönülleri Hak iledir. Kimse onları bilmez ve kendilerini izhar etmezler ve övünmezler.Allah'a emanet olunuz.

Selam ve dua ile
Abd_us_SAMED
Kılavuz'u Kur'an ve sünnet olan her yola eyvallah.
Eğer İslam'a bir aykırılık görüyorsanız bu yoldan ayrılmanız hayırlıdır.
Ama bu aykırılık kesin olmalıdır.Zira sizin aykırı gibi gördüğünüz şeylerin altında çok güzel hikmetler olabilir.
şöyle birşeyler daha ekliyeyim.
insan bir gruba,bir yere bağlı olmazsa nefsiyle başbaşa kalır.
bu grup şu toplandığımız forum da olabilir büyük bir cemaat te.
Ama Sağlam müslümanlarla irtibatı koparmamak gerekir.Bu forum da bu bakımdan bana ve birçok kişiye yardımcı oluyor.
Eğer öğüt alacağınız birileri yoksa nefsinizle başbaşa kaldığınnızda,Allah korusun kayma ihtimali büyüktür.Allah salih kullarını yalnız bırakmaz,kötü bir yola girdiğinde ona uyarılar verir ama düştüğünüz çukur derinse bunları göremeyebilirsiniz.
Allah hepimizi ıslah etsin.
Bir islami gruba,cemaate bağlı olmak çok güzeldir.Hem daha çok hizmet şansı bulursunuz.Hem de nefsinize yenik düşmeden önce tekrar imana gelmek için birçok sebep bulunur etrafınızda.
Allah hepimizi salih müslümanlarla birlikte olmayı nasip etsin İNŞALLAH.
TEVHİD
ALINTI
Allah hepimizi salih müslümanlarla birlikte olmayı nasip etsin İNŞALLAH


Amiin kardeşim.Ecmaiyn inşallah.

Selam ve dua ile
Abdulhamit
Tasavvuf bölümümü yoksa Tasavvuf düsmanlıgı mı?
Abd_us_SAMED
ALINTI(Abdulhamit @ Jun 1 2008, 12:56 AM) *

Tasavvuf bölümümü yoksa Tasavvuf düsmanlıgı mı?


bu bölüm tasavvufu öğretmek ve öğrenmek için açılmıştır.
ama tasavvuf karşıtları da var işte.onlar da merak ettiklerini veya bildiklerini paylaşıyorlar burada
selametle...
talip023


tasavvufa olan düşmanlık cahillikten ileri geliyor kardeşim selammetle ...........!
ayşedeğilaişe
bun yazılanlar ancak "harun yahya" vb. tiplerin kurduğu tarikatlar için söylenebilir..


allah' ı dost edinmiş şahsiyetler için yaptığınız ithamlar tek kelimeyle iğrenç!
sükût-u vaveyla
ALINTI(talip023 @ Jun 1 2008, 02:37 PM) *

tasavvufa olan düşmanlık cahillikten ileri geliyor kardeşim selammetle ...........!

evet cahilim bana şah damarımdan daha yakın olan Allah la arama kimseyi koymadığım için...

evet cahilim sadece Allah tan istediğim için...

evet cahilim önce Allah ı sevdiğim için ...

evet cahilim sizin gibi cahiller oldukça cahilim...

evet cahil olmayı tercih ediyorum...cahillik bu ise...

mmustafa
ALINTI(havvanur @ Jun 8 2008, 10:54 PM) *

evet cahilim bana şah damarımdan daha yakın olan Allah la arama kimseyi koymadığım için...
evet cahilim sadece Allah tan istediğim için...


Cevap :
Yakup (A.S.)’ın oğulları için Allah’tan bağış dilemesi:

“(Yakub’un oğulları) : ‘Ey babamız, bizim için, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz, günah işledik’ dediler’.
“Sizin için Rabbime istiğfar edeceğim, dedi. Şüphesiz 0, çok bağışlayan, esirgeyendir”. (Yusuf: 97,98).
Burada “bizim için istiğfar et” diyen Yakub’un oğulları, babalarını apaçık aracı kılmışlardır. İnsanın, insana aracı olamayacağı iddiası yanlıştır. Demek ki “aracı” vardır.

İşte bir ayet daha :
— Sana diyecekler ki: Bizim için (Allah’tan) mağfiret (bağışlanma) dile... (Fetih: 11)

Sonra başka bir ayet :

— ‘Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiç birşeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, (emredeceğin) iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse, onların biatlarını al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir’. (Mümtehine: 12)

Neden Peygambere biat etmişlerde Allaha direk Biat etmemişler ? Neden direk Allahtan magfiret dilememişlerde Hz. Peygamber günahları için mağfiret dilemiştir. Bu aracılık değilmidir. Hani aracı yoktu..


karuban
"İleyhi Vesileten" "Vesile arayın"

"Külli şey'in sebeba" "Her şey bir sebebe bağlanmıştır"

"Ve kunu meas sadıkin" "Sadıklarla beraber olun"

"Bana uyanların yoluna uy"

"Takvada yardımlaşın"

"Bu din ilmidir, kimden öğrendiğinize dikkat edin"

"Alimlerinize uyun yoksa helak olursunuz"

"Kişi arkadaşının dini üzerindedir"

Gibi emirler, yukarıda açıklanmış Tasavvuf karşıtı görüşlerin çürklüğünü ortaya koymaktadır.

mmustafa'nın, Allah ondan razı olsun, ortaya koyduğu deliller de çok açıktır.

Ama Allah nasip edecek ki göz görebilsin.

-------------------------------------------------------------

Şimdi, yukardaki sözler ya Ayet-i Kerimedir ya Hadis-i Şeriftir.. Bunların kaynağına ulaşanlar sahih olduklarını bilirler. Mesela:

Mersed el-Ganavî'den rivayetle:

“Eğer namazınızın kabul edilmesini istiyorsanız, âlimleriniz size imam olsun. Çünkü onlar sizinle Rabbiniz arasında elçilerinizdir”

(Taberâni'nin Kebîrinden)

Elçi demek aracı demek...

-----------------------------------------------------

Mesela:

Abdurrahman ibni Sa'd (Radıyaliahu Anh) şöyle anlatıyor:

Bir kere Abdullah ibni Ömer'in (Radıyaliahu Anhuma) ayağı uyuştu, o zaman bir adam ona: "En sevdiğin insanı an." dedi.

O da: "Ya Muhammed" deyince bağlardan kurtulmuş gibi rahatladı.

(Buhari, el-Edebü'l- Müfred:438, No:993, Sh.262)

Bu şekilde değişik bir rivayet de İmam Mücahid (Radıyaliahu Anh) vasıtasıyla, İbni Abbas (Radıyaliahu Anhuma) dan nakledilmiştir.

-------------------------------------------------------

İmam Malik Rh.A.:

“Kim tasavvufun öğrettiği ahlâk ve manevi hal ilmiyle yetinip fıkıh öğrenmezse, dinden çıkacak işler yapar, zındık olur. Kim de fıkıhla yetinir, ahlâk ve manevi halleri öğreten tasavvuf ilmini öğrenmezse büyük günahları işler, fasık olur. Her iki ilmi öğrenen kimse gerçek bir müslüman olur.” (Aliyyu’l-Kâri, Şerhu Ayni’l-İlim)

-------------------------------------------------------

Yani itiraz ettiğiniz her konuda Tasavvufun sağlam delilleri vardır. Ama delillerin işe yaraması için açık bir göz, kapanmamış bir vicdan ve mevcut bir insaf gerekir.

Peki neden bu deliller bazı kimselere tesir etmiyor?

Ebul Fadl İbni Kayserani, “Safvetül Tasavvuf” adlı eserinde şöyle cevap veriyor. İbni Kayserani, “Safvetül Tasavvuf” adlı eserini ne için yazdığını açıklarken:

Tasavvuf ehlinin yolunu inkar edenlerin halini uzun uzun düşündüm. Ve anladım ki Sufilerin Tasavvuf yolunu inkar edenler iki gurupta toplanmış.

Birincisi; cahillerdir. Cahile verilecek cevap duadan başka bir şey değildir.

Diğer gurup ise ilim ehli olup da dinin sünnetleri ve adapları hakkında bilgileri az olanlar ve bu bilgileri asıllarını araştırmaya usullerini öğrenmeye ihtiyaç duymayanlardır. Bu gibi yarım alimler, din ilimlerinden Fıkıh ve Kelam'a, rey kıyas ve tefekküre ait bilgileri öğrenmeye ihtiyaç duymama cahilliğini gösterenlerdir.


Selef-i Salihin (Ashab ve sonraki iki nesil) bu ilimleri öğrendiler. Ve kendilerinden sonrakilere bildirdiler. Onlardan da bizlerden öncekiler aldılar. Bunların bütün maksadı, Resulullah Efendimiz’in sünneti, ahlakı, efali (işleri) ve adabı (edepleri) ile Ehl-i Suffa’ya benzemek idi. Şayet Tasavvuf ehlini inkar edenler bunları bilselerdi, onların maksadının Selef-i Salihin’in maksadı olduğunu anlarlar idi. Böylece o mübarek insanlara dil uzatmaktan sakınırlardı.

Ehl-i Tasavvufa dil uzatanların uygunsuz hal ve sözlerini gördükten sonra sufilerin hal hareket ve edeplerine Hadis-i Şerif’lerden, Ayet-i Kerime’lerden delil göstererek bu kitaba yazdık. Bu güne kadar Ehl-i Tasavvuf üzerine, Abdurrahman Sülemi’nin 'Hılyetül Evliya'sı gibi kitaplar yazılmıştır."

------------------------------------------------

Allah cümlemize selamet versin. Cehaletten uzak kılsın.
sükût-u vaveyla
ALINTI(mmustafa @ Jun 9 2008, 12:24 AM) *

Cevap :
Yakup (A.S.)’ın oğulları için Allah’tan bağış dilemesi:

“(Yakub’un oğulları) : ‘Ey babamız, bizim için, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz, günah işledik’ dediler’.
“Sizin için Rabbime istiğfar edeceğim, dedi. Şüphesiz 0, çok bağışlayan, esirgeyendir”. (Yusuf: 97,98).
Burada “bizim için istiğfar et” diyen Yakub’un oğulları, babalarını apaçık aracı kılmışlardır. İnsanın, insana aracı olamayacağı iddiası yanlıştır. Demek ki “aracı” vardır.

İşte bir ayet daha :
— Sana diyecekler ki: Bizim için (Allah’tan) mağfiret (bağışlanma) dile... (Fetih: 11)

Sonra başka bir ayet :

— ‘Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiç birşeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, (emredeceğin) iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse, onların biatlarını al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir’. (Mümtehine: 12)

Neden Peygambere biat etmişlerde Allaha direk Biat etmemişler ? Neden direk Allahtan magfiret dilememişlerde Hz. Peygamber günahları için mağfiret dilemiştir. Bu aracılık değilmidir. Hani aracı yoktu..

ve her işinde ancak Rabbine rağbet et ,Ona sarıl ve Ondan iste...inşirah-8


bırakalım bütün ayetleri FATİHA süresinide mi bilmiyorsunuz...

Ey Rabbimiz!yalnız sana ibadet ve itaatle kulluk eder ve her hal ve ihtiyacımızda ancak senden medet umar/yardım dileriz

sizin bahsettiğiniz tasavvufta ki aracalılk değil kardeşim ...bizler birbirlerimizden dua istemiyor muyuz...evet istiyoruz...

örneğin;yaşanmış bir olayı anlatayım...kooperatif te daire seçimleri yapılırken ...caddeye yakın bir ev çıkmasını isteyen yakınım ...o anda ellerini kaldırıp Allah a dua etmesi gerkirken ...şeyhiyle bağlantı kuruyor...bu mudur ...böyle mi olmalı...
islamkalesi
Heyt yavrum heyt...

Din düşmanları artık villalarında oturmuş keyif edebiliyorlar. Onların yerini forumlarda islamın şerefli kurumlarına saldıran alpi001 isimli vatandaş gibi gönüllüler almışlar...

Bu fikirlerinle siyonist kafirlere hizmet ettiğinizin farkındamısınız? friends.gif





mesdo
bismillah

siz halidiyedeki islamkalesimisiniz

söylem ve uslubunuzdan sizin halidiyedeki islamkalesi olduğunuz gibi bir zan hissettim.

konuya gelince

siyonizme asıl hizmet edenler israliyatı bilerek ve isteyerek islama bulaştıran kökeni pislik olan tasavvuf alimleridir.

işte ilk batın ilmini öğrediğini iddia eden ve bu iddiayı kendilşerine delil alan tasavvuf ehl-i ve pislik ebu hüreyre

aslının ne olduğu belli olmayan lakin salt yalan ve hükümet yalakası olan kediciğin babası sahtekar tevrat alimi eba hureyre.

islama en büyük darbeyi yahudi kabala ve hristiyan aziz ruhbanlığını hind mistik güçlerini islama sokan siz ve sisin sapık tasavvuıf alimleriniz oldunuz.

şimdi hangi hakla hz kur'an ı esas alan müminlere hakaret etmektesiniz
mesdo
ALINTI(islamkalesi @ Jun 9 2008, 10:08 AM) *

Heyt yavrum heyt...

Din düşmanları artık villalarında oturmuş keyif edebiliyorlar. Onların yerini forumlarda islamın şerefli kurumlarına saldıran alpi001 isimli vatandaş gibi gönüllüler almışlar...

Bu fikirlerinle siyonist kafirlere hizmet ettiğinizin farkındamısınız? friends.gif


bismillah

evet burada haklısınız

özellikle MİSTİK GÜÇLERE SAHİP SÜPERMEN MAHMUD HOCA VE YAVERİ PAZARLAMACI CÜBBELİ HOCA 2 MİLYON DOLARLIK VİLLALARDA KEYİF YAPMAKTA


talip023


KARDEŞLER DEDİKODU YAPMAYALIM HAKKIMIZDA HAYIRLI OLAN KENDİ NEFSİMİZLE MUHALEFET HALİNDE OLMAKTIR SELAMETLE..............
seydaKumandan
cidden çok sığ değerlendiriyorsunuz.

hatta bazan sırf şu eleştirileri okuyunca tarikatlerin güzel yollar olduğuna ikna oluyorum..

yüzeysellik tepeden tırnağa hemde...

buraya yazıyorum topici açan kardeş.

ileride anlarsın(bilgin arttıkça yani)

selametle

telpako
Derin bir değerlendirme yap biz de faidelenelim kardeşim.
sükût-u vaveyla
ALINTI(telpako @ Jun 9 2008, 02:03 PM) *

Derin bir değerlendirme yap biz de faidelenelim kardeşim.

good.gif

yüzeysellikmiş...yüzeyselliğin ne olduğunu sizlerle öğrendik...seyda kumandan
ziyaretci
ALINTI(mesdo @ Jun 9 2008, 12:12 PM) *

bismillah

siz halidiyedeki islamkalesimisiniz

söylem ve uslubunuzdan sizin halidiyedeki islamkalesi olduğunuz gibi bir zan hissettim.

konuya gelince

siyonizme asıl hizmet edenler israliyatı bilerek ve isteyerek islama bulaştıran kökeni pislik olan tasavvuf alimleridir.

işte ilk batın ilmini öğrediğini iddia eden ve bu iddiayı kendilşerine delil alan tasavvuf ehl-i ve pislik ebu hüreyre

aslının ne olduğu belli olmayan lakin salt yalan ve hükümet yalakası olan kediciğin babası sahtekar tevrat alimi eba hureyre.

islama en büyük darbeyi yahudi kabala ve hristiyan aziz ruhbanlığını hind mistik güçlerini islama sokan siz ve sisin sapık tasavvuıf alimleriniz oldunuz.

şimdi hangi hakla hz kur'an ı esas alan müminlere hakaret etmektesiniz


cevap yazmak istemiyordum ama haksizligin karsisinda susan dilsiz seytandir....fakat gitgide haddinizi asiyorsunuz dikkat edin,yazdiklarinizin farkindamisiniz simdide sahabe efendilerimize dil uzatiyorsunuz,bu sekilde devam ederseniz yarin Allahin huzurunda bir sürü sahitle hesab vermek zorunda kalacaksiniz,en basta kendi adima ben,uyarilari size iyi niyetli yaklasanlari kaale bile almiyorsunuz,Allahtan korkun onlarca genc insani yoldan saptirmaya hakkiniz yok..Kendinize gelin be kardesim..

o mübarekler sizin ve sizin gibilerine öyle bir sille atacakki,iyi tarafindan olmasini ümit ediyorum vesselam..

ziyaretci
Bu forumda bu tür mesajlara izin veriliyorya pessss...
İlle Cihad
bu forumda ateistlerde söz sahibi!!!!

yorumlar hoşunuza gitmediyse, delilleriyle çürütüp susturursunuz.

deliliniz yoksa, buna neden izin veriliyor demeniz tamamıyle lafı güzaftır...
cah
Selam,

Kuranı Kerimde bütün Peygamberler, elçiler şöyle derler;

"Ben size ulaştırdığım bu ilahi bilgi karşılığında hiçbir ücret talep etmiyorum, ne maddi ne de manevi hiçbir ücret istemiyorum, bana ücretimi Alemlerin Rabbi olan Allahım verir"

Türkiyede ki Misyonerlik faliyetlerinde en fazla göze çarpan şey, ücretsiz incil ve kitaplardır...

Türkiyede ki birkısım cemaat ve tarikatlerin en göze batan işleri ise, Dini kitap ve Din içerikli emtiaların ticaretidir...

Elin Hristiyanı bedava İncil kitap tağıdıyor...

Bizim Cemaatler ise Kuran satarak, ilahi okuyan küçücük çocukların CD lerini satarak ticaret yapıyorlar...

Allahın bir görevli elçileri yani Peygamberler vardır...

Bir de gönüllü elçileri vardır...

Kimki Bilgi karşılığı ücret talep eder, bunun Kurandaki karşılığı Yahudi Hahamlardır...
karuban
mesdonun söylediği kendi sıfatıdır. Resulullah Efendimizin mübarek Ashabını ve Tasavvuf alimleri bu sözlerinden uzaktır.

Konuşun ki sizi görebileyim.
mesdo
bismillah

islam kalesi

her zaman söylediğimi diyorum bizden size karşı asla ve kat' kem laf çıkmaz

daha öncede çıkmadı şimdide çıkmayacak kem kelime sahibinidir der geçeriz

biz delil ile konuşuruz

ebu hureyre ile ilgili çok geniş araştırmalarım var

çok farklı kaynaklardan farklı ağızlarda dinlemelerim var

ebu hureyre denen kişi islama zarar veren bir şahsiyettir

nasaralığı dahası tevhidi bozan pavlosla benzerliği ikiz kardeş gibidir

siz önce pavlosu okuyun sonra ebu hureyreyi okuyun

ne garib değilmi

okuma yazması olmayan daha okumasını bilmediğini iddia eden ebu hureyre tevrat konusunda devrinin tevrat alimleri ile yarışacak kadar tevrata hakim bir şahsiyet.
hatta sahabenin dahi yalancılıkla itham ettiği biğr şahsiyet

ha siz okumazsınız
sizin süpergüçlü şeyhiniz ne derse siz sadece onu söylersiniz
sizin araştırmaya 0okumaya farklı ağızlardan farklı kaynaklardan dinlemeye ihtiyacınız yok
çünkü siz kayırıldığuna iman ettiğiniz canlı putlara inanırsınız

alın size delil

önce okuyun sonra ağzınızı edeb suyu ile temizleyin sonra muhatap olun
bu arada islam kalesi
senin kanser dediğin hastalığımız sevgilden bize hediyedir
o gönlümüzde saklı bir güldür

bismillah

islam kalesi okuman dileği ile

İslam tarihinin en tartışmalı kişisi, en muamma adamı Ebu Hüreyre’dir. Esas adı meçhuldür. Tarihi kaynaklar, adıyla ilgili, yeri - yurduyla ilgili tam otuz tane farklı görüş bildirirler. En Nevevî, bu görüşlerden en sağlamının, adının “Abdullah b. Sahr” olabileceğini ifade eder. (Biz, “Abdurrahman” olarak öğrenmiştik. Biliyorsunuz ki, Araplarda kişinin ismi tek isim olarak söylenmez, soyunu-sopunu bildiren (soyadı yerini tutan) “İbn/oğlu” gibi ifadeler ile söylenir. O nedenle Ebu Hüreyre’nin soyu - sopu meçhuldür. O, sonradan aldığı künyesini “Ebu Hüreyre/Kediciğin babası” künyesiyle kendisini tanıtmıştır. Adını, esas kimliğini kimseye dememiştir. Bizlere, ona “Ebu Hüreyre” künyesini Rasulüllah efendimizin verdiği öğretilirdi. Halbuki tarihi kaynaklarda, bu künyeye nasıl sahip olduğunu kendisinin şöyle anlattığı yer alıyor:
“Ailemin sürüsünü otlatırdım. Küçük bir kedim vardı. Geceleri onu bir ağacın üzerine koyar, gündüzleri de yanıma alıp oynardım. Bu yüzden bana “Ebu Hüreyre/Kedicik Babası” lakabını taktılar.”
Ebu Hüreyre’nin adı mechul olduğu gibi geçmişi de mechuldür. Geçmişine ait tek bilinen kendi ağzından anlattıklarıdır: “Karın tokluğuna başkalarına çalışan, kedisiyle oynayan fakir bir adam” olduğudur. İbn-i Kuteybe, el Meârif adlı eserinde, onun Yemen kabilelerinden, Devs kabilesinden, Ezdî’lerin bir oymağından olduğunu yazar. Hz. Ömer’in onu azarlarken “Seni Devs kabilesine geri gönderirim.” deyişinden de bunun doğru olabileceği anlaşılıyor.
Ebu Hüreyre’nin Medine’ye gelişi:
Hicretin yedinci yılında Rasülüllah efendimiz Hayber gazvesinde iken Medine’ye gelmiştir. (Bazıları Hayber seferinde Müslüman olduğunu yazarlarsa da bu gerçeğe aykırıdır.) Peygamber Efendimiz Hayber seferinden döndüğü sırada o Medinede idi. Hayber ganimetleri Medine’deki sefere çıkmamış fakirlere de verilmişti. O ganimetten Ebu Hüreyre de pay aldı. Fakirliğinden dolayı Eshâb-ı Suffe’ye katıldı. Eshab-ı Suffe’de yer alma ve Rasülüllah ile beraber olma nedeninin sevgi, hidâyet ve ilim olmayıp sırf aç karnını doyurmak olduğunu söylerdi. Konuyla ilgili, İbn-i Hanbel, (Şeyhân’da rivâyetler mevcuttur) Müslim’in bir rivâyetinde şöyle der: “Ben, karın tokluğuna Rasülüllah’a hizmet eden zavallı bir adamdım.”
Kendisi obur biriydi. Zamanlı zamansız Ashabın evine karnını doyurtmak için dalardı. Sahabenin bir çoğu bu yüzden ondan nefret ederdi. Kendini besleyenlere medhiyeler düzerdi. Konu, Buhâri ve Tirmizi’de genişçe yer alır. Rasülüllah efendimiz O’na: “Gittiğin yere sık gitme. Ara sıra ziyaret et, daha çok sevilirsin.” diye nasihat etmiştir. Bu tarz bir nasihat Ebu Hüreyre dışında hiç kimseye yapılmamıştır. Tirmizi’deki şu olay, konuyu daha da açar sanırım: “Cafer b. Ebi Talip onu himaye ederdi. Onu doyururdu. Onun için O, Ca’fer’i sahabenin en faziletlisi olarak anlatırdı. Yani Ca’fer’i Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali’den üstün tutardı.” Bu konuyla ilgili hadis kitaplarında Ebu Hüreyre’nin “Allah Rasülünden sonra kimse Ca’fer b. Ebi Talip gibi ayakkabı giymemiş, deveye binmemiş ve toprağı çiğnememiştir.” dediği yer almaktadır.
Oburluğu yüzünden iyi yemeklerin kokusunu hemen alır, yemek için Muaviye gibi zenginlerin sofrasını seçerdi. Muaviye’nin Mazira yemeği onun çok hoşuna giderdi. Bu nedenle kendisine “Şeyh-ul Mazira” lakabı bile takılmıştı. Maziracılığı ile ilgili hakkında bir çok hicviyeler yazılmıştır. Bediüzzeman el Hemedânî maziracılığı ile ilgili kitabında bir bölüm açmış, uzun uzun konuyu irdeleyip, iğneli sözler söylemiştir.
Mazira yemeği Muaviye’nin pek meşhur bir yemeğidir. Bununla kendisine taraftar toplardı. Lezzet ve şehvet düşkünleri bununla taraftar yapılırdı. Aşağıda dökümanda göreceğiniz gibi mazira karşılığı kendisini satanlardan birisi de Ebu Hüreyre idi. Ze Mahşeri’nin Esas-ül Belağa adlı eserinde, Ebu Nuaym’ın El Hılye adlı eserinde, İbn-i Kesir’de, es-Seâlibî’nin kayıtlarında, bu hususlar ile ilgili Ebu Hüreyre’nin kendi itirafları yer alır.
Ebu Hüreyre’nin biyografisini yazanlar onun şakayı, şakalaşmayı sevdiğini yazarlar. Mervan b. Hakem onu Medine’de kendi yerine bıraktığı zamanlar, başına hurma lifinden bir halka takılı bulunan bir eşeğe biner Medine sokaklarında gezerdi. Sokakta birilerini görünce “ Yoldan çekilin, yoldan çekilin, Emir geliyor!” diye bağırırdı. Bol hadis rivâyetiyle çevrede sempati toplamaya çalışırdı. Ama o kadar çok düşük ve hatalı konuşurdu ki herkes onunla alay ederdi. Ebu Rafi’nin nakillerine göre, çevresinden birisi ona gelip: “Ya Ebâ Hüreyre! Rasülüllah efendimiz benim elbise hakkında bir şey söyledi mi?” diye sorar. O da: “Ebu-l Kâsim şöyle, şöyle .... dedi.” diye bir şeyler uyduruverirdi. Halbuki çevresindekiler onunla dalga geçmekteydiler. Ne yazık ki bu şaklabanlıklar sonradan ciddiye alındı. Ciddi ve doğruymuş gibi Rasülüllaha mal edildi. Hadis-i şerif diye kitaplarda yer aldı.
Rivâyetleri:
Çeşitli kaynaklar Ebu Hüreyre’ye ait 3574 rivâyetin varlığını söylerler. Buhârî bunların 446 sını kitabına almıştır. Onun çok hadis rivâyeti Hz. Ömer’i endişeye düşürmüş, elindeki çubukla sırtına vurarak:
“Ey Eba Hüreyre, fazla hadis rivâyet ediyorsun. Rasülüllah’a yalan isnat etmenden korkuyorum.” demiştir. Bundan bir müddet sonra da, hadis rivâyetine son vermezse kendisini Devs yurduna sürgün edeceğini ihtar etmiştir. (İbn-i Asâkir) Bundan sonra Ömer sağ olduğu müddetçe Ebu Hüreyre hadis rivâyetini durdurmuştur. Ömer öldükten sonra tekrar yine faaliyete geçmiştir. Ara sıra “Ömer ölünceye kadar “Allah rasülü şöyle dedi.” diyemedik. Ömer sağ olsaydı bu hadisleri size rivâyet edebilir miydim? Vallahi, asla. Çünkü o takdirde Ömer’in sopasının sırtımı okşayacağını kesin olarak biliyorum. Ömer, “Kur’ân ile ilgilenin. O, Allah’ın kelamıdır.” derdi” diye yakınırdı.
Ebu Hüreyre, helalı haram, haramı helal yapmadıkça rivâyette bulunmanın bir sakıncasının olmadığını ileri sürerdi. Örnekleri Tehâvî’de mevcuttur.


Ebu Hüreyre Tedlis yapardı:
Tedlis: Ravinin görmediği, dinlemediği, çağdaşı olmasına rağmen hiç karşılaşmadığı birinin adını kullanarak, ondan duymuş gibi hadis rivâyet edilmesidir. Hadis ilminde bunun bir çok türü incelenir. Neticede hepsi mutlak surette kötülenmiştir. Konunun uzmanlarından Şu’be, “Zina yapmam benim için Tedlis yapmamdan daha iyidir.”, “Tedlis yalanın kardeşidir.” derdi. Tüm hadis kitaplarında Ebu Hüreyre’nin tedlis yaptığı belirtilir. Ayrıca “Rasülüllah’tan duyduğu ile Ka’b’dan duyduğunu birbirine karıştıran birisidir” diye tanınır. Ebu Hüreyre itham edilen ilk ravi olma özelliğne sahiptir. Hz. Aişe, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali Ebu Hüreyre’yi yalancılıkla itham etmişlerdir. Bu hususla ilgili Mustafa Sadık Er Rafiî tarafından Ebu Hüreyre hakkında müstekıl bir kitap yazılmış, yalan rivâyetleri tek tek sayılıp, hepsinin analizi yapılmıştır.
Hz. Aişe, duyduğu Ebu Hüreyre’nin bir yalanıyla ilgili haber yollamış, yalan söylememesini ihtar etmiştir. Buna karşı Ebu Hüreyre, “ Ayşe, elinde ayna - tarak, ayna karşısında süslenirken ben Rasülüllah ile beraberdim. Ondan hadis öğreniyordum.” diyerek kendini küstahça savunmaya çalışmıştır. Hz. Aişe işin üstüne gidince “Ben onu Rasülüllah’tan değil, el Fazl b. el Abbas’tan duymuştum.” demiştir. O günlerde ise el Fazl hayatta değildi. ( Hakikatler böyle olmasına rağmen, maalesef, bir çok yerde Hz. Aişe’nin Ebu Hüreyre’yi övdüğü yazılmıştır.)
Hz. Ali Ebu Hüreyre için, “ Dikkat edin, o insanların en yalancısıdır.” derdi. Zübeyr RA. onun rivâyetlerini duyunca “doğru söylemiş veya yalan söylemiş” derdi. Ebu Hüreyre’nin yalan rivâyetlerinin dökümü burada mümkün değil. İmam Ebu Yusuf’un şu anlatımıyla bu meseleyi bağlayalım:
“Ebu Hanife’ye şöyle dedim: Bize Rasülüllah’ın hadisi geliyor ve kıyasımızla çelişiyor. Bunu ne yaparız?” Dedi ki: “ Eğer o hadisi sika raviler aktarmışsa onu alır, re’yi terk ederiz.” Dedim ki: Ebu Bekr ve Ömer Ra’ların rivâyeti hakkında ne dersin?” Dedi ki: “O ikisinden iyisini nereden bulacaksın!” Dedim ki: “Peki Ali ve Osman?” Dedi ki: Aynı şekilde.” Bütün sahabeyi saymaya başladığımı görünce şöyle dedi: “Bazı adamların dışında sahabenin tümü âdildir.” İstisnalardan olarak, Ebu Hüreyre ve Enes b. Malik’i zikretti.”
İbrahim en Nehaî, es Sevrî, Ebu Şâme, Ebu Ca’fer el İskafî, İbn-ül Esir, Âmidi Ebu Hüreyre rivâyetlerinin red edilmesi hususunda ittifak etmişlerdir.

Ebu Hüreyre ile büyük kâhin, haham Ka’b-ül Ahbar ilişkisi:

Hadis bilginleri, hadis kitaplarında “Sahabenin Tabiundan Rivâyeti” veya “ Büyüklerin Küçüklerden Nakli” başlığı altında özel bir konuyu işlerler. Ve bu Bab’da Ebu Hüreyre, Muaviye, Enes ve daha bir çoklarının kâhin Ka’b-ül Ahbar’dan bir çok rivâyette bulunduklarını açıklamışlardır. Bu rivâyetçilerin içinde Ebu Hüreyre, Ka’b’dan en fazla etkilenen kişiydi. Ka’b ince zekasıyla onu uyutmuş, Yahudi hurâfe ve kültürünü, Tevrat cümlelerini, Yahudi mişnâlarını ona yutturmuştur. Ebu Hüreyre’nin biyografisini yazanlardan ez- Zehebî şunu rivâyet eder: Ka’b Ebu Hüreyre hakkında şöyle dermiş: “Okumadığı halde Tevrat’ın muhtevasını Ebu Hüreyre kadar iyi bilen birini daha görmedim.” Ebu Hüreyre okur yazar değildi. Arapça metinleri de okuyamazdı. Peki İbranice olan Tevrat’ı tüm mutevâsıyla nasıl bilebilmekteydi!!! Ebu Hüreyre rivâyetleri incelenince, rivâyetlerin İbranî, İsraîl kökenli hurâfeler olduğu görülür. Ki bunları Ka’b ona empoze edip ona söyletmiştir. “Hadislerde İsrâiliyât” adı altındaki incelemelerde hepsini görebilirsiniz, bulabilirsiniz.
Ebu Hüreyre ve Emeviler:
Bundan evvelki açıklamalarımızda, Ebu Hüreyre’nin Peygamber efendimizin yanında karnını doyurabilmek amacıyla bulunduğunu kendi ifadeleri doğrultusunda zikretmiştik. Rasülüllah, Ebu Bekr ve Ömer dönemlerinden sonra Müslümanlar arasında Emevi-Abbasi sürtüşmeleri dediğimiz gruplaşma günleri yaşandı. O dönemde Ebu Hüreyre tam kendine uygun gruba; Muâviye grubuna yanaştı. Eski aç, çıplak, fakir Ebu Hüreyre burada ipek, atlas urbalara, maziralara, köşklere kavuşturuldu. Lord oldu, baron oldu. Hatta hatta Bisr b. Artae tarafından Medine-i Münevvere’ye vâli bile yapıldı. Mervan b. Hakem de ara sıra Medine’ye niyabeten vali olarak bırakırdı Ebu Hüreyre’yi. Kendisine geniş geniş araziler verildi. El Atik’te bir köşk inşa edilip kendisine teslim edildi. Dahası da var: Yoksul günlerinde yanlarında karın tokluğuna hizmet ettiği Atabe b. Gazvan’ın kızı Büsre bnt. Gazvan ile evlendirildi. Bu evliliği ile ilgili çok seviyesiz, çok terbiyesiz laflar etmiştir. Ki ne insanlığa sığar ne Müslümanlığa. Teferrüat İbn-i Sa’d’da mevcuttur. Dileyen araştırsın.
Peki bütün bu nimetlere Ebu Hüreyre nasıl sahip oldu?
Ebu Hüreyre’nin tek sermayesi, Hz. Ali ve taraftarlarını kötüleyen, eleştiren, Muaviye ve taraftarlarını öven hadisler söylemesidir. Hz. Osman bile onun rivâyetleri karşılığı onbin dirhem ödülle ödüllendirdi. Şöyle ki:
Hz. Osman’ın kuşatma altındaki evine gitmiş Hz. Osman ile görüşmeye izin istedi. Kendisine izin verilince şöyle dedi: “Allah Rasülünü şöyle derken duydum. “ Siz benden sonra fitne ve ayrılıkla karşılaşacaksınız.” Orada bulunanlardan biri: “Bize kimi tavsiye edersin ey Allah’ın Rasülü!” dedi. O zaman Rasülüllah şöyle dedi: “-Osman’a işaret ederek- Size emin kişiyi ve arkadaşlarını tavsiye ederim.”
Hz. Osman Kur’ân nüshalarını çoğalttırdığı zaman Ebu Hüreyre O’na varıp şöyle dedi: “Doğru yaptın ve başardın. Şahit olurum ki, Rasülüllah’ı şöyle derken duydum: “Ümmetimden beni ençok sevenler, benden sonra gelip beni görmedikleri halde iman eden ve asılı kağıttakilerle amel edenlerdir...” Çok geçmeden mushafları teksir ettiğini gördüm.”
İşte bu rivayetler Hz. Osman’ın çok hoşuna gitmiş ve Ebu Hüreyre’ye onbin dirhem verilmesini emretmiştir.
Bunlar, Ebu Hüreyre’nin nasıl bir idare-i maslahatçı olduğunu gösterir.
Muaviye ile ilgili rivayetleri:
“Allah Rasülü Muaviye’ye bir ok verdi ve şöyle dedi: “Bu oku al ve cennette beni bununla karşıla!”
“Allah vahyini üç kişiye emanet etti. Ben, Cebrail ve Muâviye.”
“Eminler üçtür: Cebrail, Ben ve Muaviye.”
Sürekli olarak, toplumda Muaviye’ye destek verip, halkı, Emevi vâlilerine istedikleri zekat ve sadakayı vermeye teşvik ederdi. Onlara küfretmekten, onları kötülemekten sakındırırdı.
Ebu Ca’fer el İskafî, A’meş Ebu Hüreyre’nin Hz. Ali aleyhinde uydurduğu bir çok hadisi zikreder. Bunlardan,
“ Rasülüllah buyurdu ki: Her nebinin bir haremi vardır. Benim haremim Ayr ve Sevr dağları hudunca Medine’dir. Kim burada bir kötülük yaparsa Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun.” Ve ben Allah’ı şahit tutarım ki, Ali orada kötülük yapmıştır.” rivâyeti Muaviye’ye aktarılınca, kendisini mükafatlandırmış ve tazimde bulunarak Medine emirliğini ona vermiştir.
Görüldüğü üzere Ebu Hüreyre artık eski ashab-ı suffe’den biri olan Ebu Hüreyre değildir. O lorddur, barondur.
Ebu Hüreyre’nin Ka’bül Ahbar tesirli İsrâiliyât’a ait rivâyetleri ve Emevi dalkavukluğu içeren rivâyetleri toplandığında ciltlerle kitaplar oluşur.
Evet sayın Çalış!
İşte Ebu Hüreyre bu kişidir. O sahabenin avamından birisidir. Ne Mühacirdir, ne Ensardan biridir ne de bu muhteremlere ihsan ile ( iyi düşünüp iyi davranmakla) uyan birisidir. Şimdiye kadar bize davulun sesi uzaktan hep hoş gelmiştir. O, Müslümanlara zarar vermiş, yüce dinimizin içerisine hurâfelerin girmesine vesile olmuş birisidir. İnşâallah tevbe etmiştir. Dileriz Rabbimiz tevbesini kabul eder.
Bu özellikleri dikkate alındığında Ebu Hüreyre’yi Enfal suresinin 103. âyeti ve de diğer Sahabe-i Kiramı öven âyetler (Hadid suresi 10. Fetih suresi 18, Ali Imran 110) kapsamında almak hem yanlış olur, hem dürüst sahabeye haksızlık olur. Bize de yakışmaz. Siz Tevbe suresinin tamamını okuyunuz Orada Peygamber fendimizin çevresine çöreklenmiş Münafıklardan bahsedilir. Onlar deşifre edilmez; “sen onları bilmezsin biz biliriz.” buyurur Rabbimiz. Kimdir onlar, bilir misiniz? Onlar, bizlerin “Sahabe-i Kiram efendilerimiz ve radıyallahü anhüm” dediklerimizden bazılarıdır. Uyumayalım! ( Bize ilettiğin âyet meallerde birçok eksik ve yanlış vardır. Ama onlar sizin kusurunuz değil. Ben onlara değinmeyeceğim. O kitapların dışında, herhangi bir meal ve tefsirden doğrusunu araştırınız.)
Hadis diye ilettiğiniz ifadelerin ısmarlama olduğunu, uydurma olduğunu izah etmeme gerek yok sanırım. Onların hiçbirisi sahih kitaplarda yoktur. Onlar, birilerini korumak amacıyla uydurtulmuş şeylerdir. Kime kalkan olacağını ise siz ifadelerinizin içinde yapıvermişiniz zaten. (Fetih suresinin 29. âyeti meâli sonrasında) O hadisleri peygamberimiz kimlere demiş. Arkadaşlarına demiş olamaz. Onların hepsi geleceğe yazılmış mektuplar gibi. O dönemlerde bu tip rivayetlerin uydurulması ve uydurtulması Müslümanların lanetine uğramış Ümeyyeoğulları’nın kendilerine duyulan lanet ve nefreti bertaraf edebilmek için başvurdukları sinsi bir yöntem idi. Birilerinin avukatlığına soyunmanın hiç gereği yok. Biz dinimize sahip çıkalım. Dine zarar verenlere değil. Kesinlikle kişileri dinimizden daha değerli bir konuma getirmeyelim.
Alıntıladığınız kitaplar bizde de mevcuttur. İşaret ediverseniz yeterdi. Hem biz de daha geniş, daha çok uydurma rivâyet kolleksiyonu durumunda olanları da var. Her yazılanı doğru sanmayınız! Bizim ifadelerimize gösterdiğiniz refleksi her okuduğunuz kitaba ve her duyduğunuza karşı da gösteriniz. İyi dikkat ediniz. Rasülüllah Sa.’in yüzyirmibin civarında sahabesi vardı. Hangisine uyarsak doğru yolu bulacaksak, söyle hangisine uyalım. Yüzyirmibin mezhep, tarikat ve cemaat mi olalım. Oysa cemaatlerin her biri diğerini tekfir ediyor. Tefrikaya düşmenin nelere mal olduğunu İslam tarihinden tekrar tekrar gözden geçiriniz. Uyacaksak, yalancıya uyacağımıza, yalanla mücadele edenine uysak daha iyi olmaz mı? Yüzyirmibin kişiye uyup perişan olacağımıza birlik olup top yekün Allah’ın ipine sarılıversek ne kaybederiz!
Sayın Çalış! Çok rivâyet sahibi olmak insana üstünlük getirmez. İstersen üstünlüğü tartışılmaz mübarek sahabelerden gelen rivâyetlerin sayısına bir göz atalım:
Hz. Ebu Bekr: Toplam 142 rivâyet. Buhârî bunların sadece 22 sini eserine almıştır.
Hz. Ömer: (İbn-i Hazm’ın tespitlerine göre) elli civarında rivâyet.
Hz. Osman: Buhârî’de dokuz, Müslim’de beş rivâyet.
Hz. Ali: (Süyutî’ye göre) elli sekiz. (İbn-i Hazm’a göre) elli kadar. Buhârî ve Müslim’de bunların yirmi kadarı yer alır.
Hz. Zübeyr: Buhârî’de dokuz, Müslim’de bir rivayet.
Hz. Talha: Buharî’de dört rivayet.
Hz. Ubeyd b. Ka’b: Buhârî’de sekiz rivayet.
Hz. Selman-ı Farisi Buhârî’de dört, Müslim’de üç rivayet.
Bu kadar bilgi size yeter sanırım. Bizim gayemiz ona buna özellikle de muhatabımız olmayan yıllar evvel bu dünyadan ayrılmış, işi artık Allah’a kalmış kişilere sataşmak değildir. Amacımız dinimize - diyanetimize sahip olmaktır. Bulaşmış tozları temizlemek, altını, elması değerine eski değerine ulaştırmaktır. Bu vesile ile size, Sahabe-i Kiramdan Ebu Zer Hazretlerini tanımanızı tavsiye ederim. Tanıyın ki, geceyle gündüzün farkını görün.
Bu açıklamalarımızla tatmin olacağınızı umarım. Yukarıda belirttiğim gibi konuyu çevrenizdeki din ve ilim erbabıyla da müzakere ediniz. Safsata
kitaplara bağlanıp kalmayınız
mesdo


bismillah

sevgili kardeşim smile.gif

islamkalesini mazur görün

kendisi genç ve maalesef hayatın farkında olmayan bir insan bu sebeb ile biz kendisini mazur görmekteyiz

gençliğinin verdiği heyecan ile tehdidin haddini kaçırıyor lakin gözü kara olduğumuzu çok iyi bilir

biz kimsenin bize ettiği hakaretler ile uğraşacakda değiliz

bizim gayemiz sadece hz ALLAH C.C HZ leridir

siz kem kelime duysanızda aynuı ile mukabele etmeyiniz biz bize yakışanı müslüğmana yakışanı yapalım

muhabbet ile kalın
mesdo
bismillah

islamkalesi

bu makaleyi okuyun sizin için bu akşam evimde iseviliği bozan pavlos hakkında bir makale yazacağım

bakalım ebu hureyre ile pavlosun bu benzerliği nereden kaynaklanmakta

dediğim gibi biz delil ile konuşuruz

tarihi kaynaklar ile konuşuruz

bizde hakaret yok küfür yok

ebu hureyreye kinimiz islama soktuğu fitne içindir

şahsına değil fikirlerine düşmanız

bunu böyle bilin
telpako
Bazı kaynaklara baktığımda gördüm ki aslında ebu hureyle diye biri yok sonradan uydurulmuş yada sonradan ortaya çıkmış biri , yada muaviye zamanında ortaya çıkmış kendisini sahabe diye tanıtmış biri olduğu şeklinde geçmektedir. Zaten zayıs isnadlı hadislerin bir çoğu emevilere hiç dokunmayan hadislerin çoğu onun ravisi olduğu hadislerdir.

Kur'ana bakalım doğrular ve yanlışlar orda yazmaktadır. Hadisler eğer Kuran-ı kerim'e aykırı ise ne kadar kuvvetli olursa olsun hiç düşünmeden reddedilmelidir. Yoksa bu dinin ismi islam olamaz.
talebe27
ALINTI(mesdo @ Jun 9 2008, 05:33 PM) *

bismillah

islam kalesi

her zaman söylediğimi diyorum bizden size karşı asla ve kat' kem laf çıkmaz

daha öncede çıkmadı şimdide çıkmayacak kem kelime sahibinidir der geçeriz


Keşke islamkalesi ya da başka birineçıksaydı da bir sahabeye çıkmasaydı



ALINTI(mesdo @ Jun 9 2008, 05:33 PM) *

biz delil ile konuşuruz

ebu hureyre ile ilgili [b]çok geniş araştırmalarım var

çok farklı kaynaklardan farklı ağızlarda dinlemelerim var



Bu çok geniş araşltırmanızı merak ettim

Birde baktım ki bu çok geniş(!) araştırma HANİF DOSTLARmış

Orjinal Yazının linki: http://www.hanifler.com/forum/archive/index.php?t-166.html

Peki kimdir bu hanifdostlar

Bundan bir kaç ay önce Edip Yükselciler den bir arkadaş aniden bir MSN sohbetine çağırdı

Sohbetcilerden birisi de Ceyhun veya Erhun veya benzeri bir isim

Bu kişi ile konuşmaya başladık

Kendisini tanıttığı kişi HANİF DOSTLARIN ADMİNİ

Hah dedim tam geldi

Sizin fikriniz nedir kardeşim dedim

Biz kurana bakarız dedi (Sünnete hadise bakmıyor arkadaş çok alim ya)

Peki dedim namazı nasıl kılıyorsunuz anlatır mısın dedim

Önce Tekbir getiriyormuş

Neden tekbir?

KurandaAllah CCı yücelt diyormuş

Peki neden önce, arada bir yerde olsa olmaz mı?

Cevap yok

Peki nasıl yüceltiyorsunuz Allah CC ı

Allahu Ekber diyerek

NEden?

99 esma var başkası olsaolmaz mı?

Olurmuş...

Peki ben Allahu ekber desem siz Rahman deseniz başkası başka dese olmaz mı

Olur neden olmasın ??? (Vay canına yaw olur diyor)

Peki nerde kaldı birlik beraberlik??

Ya imama uyarsan?

Cevap yok

Peki devam edin kardeşim

Sonra euze besmele ve fatiha sonra bir sure

Neden ?

Cevap yok

SOnra rüku

Neden sonra rüku

Önce secde sonra rüku olsa olmaz mı?

Cevap yok

Peki kaç rekat kılacağız namazı

Sadece 2 rekat

Oh ne güzel müslümanlık

Pekikaç vakit

Sadece 3 vakit

gerisi yok

Bu adamların nasıl namazkıldıklarını merak eden Youtube girsin EdipYükselin namazına baksın

Bildiğiniz komedi

Süleyman Ateş bile köpürdü zavallım

Bu adamlardan mı ilim aldınız geniş(!) araştırma yaptınız???

talebe27
Ashabıma Sövenleri Görünce, ALLAHın Laneti Kötünüz Üzerine Olsun” deyiniz[u][size=5]
“Ashabıma sövenleri, görürseniz, ALLAHın Laneti kötünüz üzerine olsun” deyiniz. (Tirmizi İbn-i Ömerden) (Râmûzul-Ehâdîs, s. 47. no: 622, Ayrıca bk. Hayâtus-Sahâbe II, 560-561).

Bu hadis-i şerifte de sonradan sahabelere seb ve tahkirde bulunacak, onların ayıplarını araştıracak, onları tenkidvâri bir bakışla değerlendirecek, kusurlarını değil de güzelliklerini görmezlikten gelecek, onları dillerine dolayıp haklarında incitici, rahatsız edici, onları küçük düşüren sözler söyleyecek topluluğun veya toplulukların geleceği söylenir (Bk. Sunenu İbn-i Mâce I, 97 (263. hadis)). Kavim kelimesi de manası açısından burada önemlidir. Bu hadis-i şerif aynı zamanda gelecekten haber vermektedir. Sahabelere bu tür bir yaklaşım sergileyen onların mümin gönüllerindeki yerini sarsan veya sarsmaya çalışan mezhepler, cemaatler, fikir grupları, her zaman olagelmiştir. Kelâm kitaplarında bunların geniş dökümleri yapılır.

Zaten Rasulüllah (SAV) bir başka hadis-i şerifinde:
“Bu ümmetin sonu, evveline lanet ettiği zaman...” (Bk. Tefsîrul-Kurânil-Azîm II, 305.) onlar arasında cehaletin yaygınlaştığına parmak basılmaktadır. Bu Kurân ve hadisin kitap ve sünnetin ilkelerinin onlardan uzak olduğuna işaret etmektedir.

Yukarıdaki hadis-i şerifte ashaba lanet edenlerin, şerli kimseler olacakları, kötülükleri açıklanmaktadır. Bunlar; umumen adil, asırların en hayırlıları, iyi çığır açan, islamın tesisinde ilk hizmette bulunan kimseleri, onların iyilikleri yanında pek hafif kalan bazı kusurlarını dillerine doladıkları için, onların kötülükleri açığa çıkmaktadır. Sahabeyi diline dolamak, incitmek ALLAH Velilerine (Bk. Tefsîrul-Kurânil-Azîm II, 305.) çamur atmak demektir. Hele onlara lanette bulunmak (Lanet bir kimsenin ALLAHın rahmetinden uzak olmasını istemektir. Değil sahabelere, hiçbir müslümana yapılmamalıdır. Çünkü müslüman mümin olmakla ALLAHın rahmetine yakındır. Lanet küfür ve nifak üzere ölmüş kafirlere yapılır.) tamamen haddi aşmaktır. Kelam kitaplarında da, ashaba buğzedenlere buğzetmemiz gerektiği tavsiye edilir (Bk. Şerhul-Akîdetit-Tahâviye II, 689 vd. Buğz hubbun (dolu dolu) sevginin zıddıdır. Nefret ve düşmanlıktır. Düşmanlara yapılır. el-Kâmûsul-Muhît IV, 337).

Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage....le&aid=5083

Bu durumda sünnete uyup "ALLAHın Laneti Kötünüz Üzerine Olsun" demek düşer bize de
Köylü
Telpako. Sen Tarikat nedir bilmiyorsun. Televizyon izlemişsin televizyondan konuşuyorsun. Televizyondaki kanalların çoğu din aleyhine yayın yapmakta. Sen bunları göremiyorsun. Nerde Hoca var namaz kılan dini bütün adam var bu kanallar onların aleyhine deliller bulmaya çalışrılar. Mal varlığını araştırırlar. Onların parasının olmasını, zengin olmasını istemezler. Bütün müslümanlar fakir aciz olsun isterler. Ama kendileri eğlenmeye içmeye gittiklerinde lokantadaki şarabları beğenmezler ve bagajından kendisine özel şarab getirten insanlardır bunlar. Sapık bir adam çıkartırlar meydana sonra bu tarikat şeyhidir derler. Sonrada bütün şeyhleri kötülerler. Sende böyle yapıyorsun
Oysaki sen küfr ettiğin suçladığın insanların sayısını dahi bilmiyorsun. Nasıl insanlar bilmiyorsun.Sahte Peygamberde Çıktı Neden Bütün Peygamberleride Yalanlamıyorsun?. Tarikat ilimleri Hz. Ali(r.a) ile Hz.Ebubekir(r.a)'dan gelir. Sen bir şahı Nakşibendi Hazretlerinin, İmam-ı Rabbani Hz. hayatını Seyyid Muhammed Raşit Erol Hz. Hayatını oku küfr ettiğin insanlardan bir kaçını tanı. Allahü Tealanın Dostlarına Harp açana Allahü teala harp açar. Onlar Peygamber Efendimizin Torunlarıdır. Onları sövenler karşısında oturup süküt etmek hiçbir müslümana yakışmaz. Birisi Anana sövse bağırırsın Allahın dostlarına sövülünce susuyorsunuz. Bu insanların dininin sadece dilinde olduğuna inanıyorum. Mevla Eğer beni ateşe atacaksa Senin gibilerle birlikte beni yakmasın. Eğer Mevla beni Cennetine koyarsa senin gibilerin yandığını görmeden Cennete girmeyim inşallah. Ateşin bol olsun.
Köylü
Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri

Babası Gavsi Bilvanisi Seyyid Abdulhakim Hüseyni (k.s.) hazretleri olup Nakşibendi büyüklerindendir.Dedeleri Seyyid Muhammed Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s.) hazretlerinin halifelerindendir. Baba ve dedeleri ilim ve tarikat ehli olan Seyda hazretleri Evladı Resul olup Bilvanis seyyidlerindendir. Hz. Hüseyin (r.a.) soyundan geldiği için de "El-Hüseyni" denilmektedir.

Seyyidlik şeceresi şu şekildedir:
1- Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseyni
2- Seyyid Abdülhakim el-Hüseyni
3- Seyyid Muhammed
4- Seyyid Ma'ruf
S- Seyyid Tahir
6- Şeyh Seyyid Kâl
7- Seyyid Hace Ehu Tâhir
8- Seyyid Said Ebu'l-Hayr
9- Seyyid Ali
10- Seyyid Halil
11- Seyyid Hasan
12- Seyyid Mahmud
l3- Seyyid Ali
l4- Seyyid Taceddin
15- Seyyid Kasım
l6- Seyyid İdris
l7- Seyyid Ca'fer
l8- Seyyid Kasım
l9- Seyyid Kemaleddin
20- Seyyid Ebu Firas
21- Seyyid Fellâh
22- Seyyid Muhammed
23- Seyyid Taceddin
24- Seyyid Ebu Firas
25- Seyyid Maceddin
26- Seyyid Muhammed el-Mağfur Ebu Firas
27- Seyyid Şerafeddin
28- Şeyyid İmam Ali
29- Seyyid İmam Hüseyni (r.a.)

Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol Hazretlerinin Nasihatlerinden

Muhammed Raşid Erol Hazretleri sohbetlerinde tevbe üzerinde sık sık durmuş, günahtan sakınmayı telkin etmiş, günahın en önemli sebeplerden biri olarak da kibiri göstermiştir. Bu konuda söylediklerinden bazıları şöyledir:
Ey cemaat! Bakınız, İslamda tevbe vardır. Kul, veli de olsa kusursuz olmaz. Yalnız, tevbe, kalben olmalıdır. Bir kimse halis bir şekilde tevbe etse, Cenab-ı Hak, o kimsenin geçmiş günahlarını siler. Tevbe, halis olduğu zaman, insan, istikametini düzeltir, yönünü Allaha çevirir, hali güzelleşir, yeni bir hayat yaşamaya başlar, bu yeni hayatını Allah rızası istikametinde devam ettirir ise, bu hal, kulun tevbesinin kabulüne işarettir.
Ey cemaat! Siz küçük günahları hafife almayın. Çünkü küçük günahlar, büyük günahlara sebep olmaktadır.
Sakın kibir üzere olmayın! Cenab-ı Hak, secde etmesini ve bu suretle Hz. Ademin üstünlüğünü kabul etmesini emrettiği halde, şeytan kibrinden dolayı secde etmedi. Malumunuzdur ki, şeytan ibadet ve itaat ehli olmasına rağmen, itirazı neticesinde ilahi huzurdan kovuldu.
Her türlü günah, nefisten ve kibirden çıkar. İnsan, ne zaman acizliğini idrak ederse, o zaman nefsin kibir ve azameti kalmaz. İşte o durumda kişi, kamil bir mümin sıfatıyla hayatını devam ettirir.
Mürşidler, kuvvetli imanlarından ve İlahi tasarruflarından dolayı talebelerinin kalblerini dünya sevgisi ve malayani (boş) şeylerden temizleyip Allaha bağlarlar. Bu da tevbe-i nasuh (kesin tevbe)ile meydana gelir. Tevbe-i nasuh, insanın sıfatını değiştirir. Sıfatın değişmesi demek, haram fiilleri, çirkin sıfatları terk ederek, İslamın meşru dairesine girmek, yani sırat-ı müstakim üzere yaşamaktır.
Muhammed Raşid Erol Hazretleri tevbe etmenin insanı değiştirdiğini, Allaha yakınlaştırdığını söylerken, ölümü düşünmeyi teşvik etmiş ve şöyle belirtmiştir:
İnsana en çok fayda veren şey, ölüm rabıtasıdır; yani ölümü ve sonrasını düşünmektir. Ölüm rabıtası, tul-i emeli (geleceğe dair uzun emelleri) yıkar, ihlas ve yakını doğurur.
Muhammed Raşid Erol Hazretleri, Müslümanların işlerinin yalnızca İslam ahlakını anlatmak olduğunu bir konuşmalarında şöyle belirtmiştir:
Biz siyaset yapmayız. Biz hiç kimseye, şu partiye oy verin, bu partiye verme veya verin demeyiz. Biz Allah yolunda hizmet ediyoruz. Bizim işimiz insanlara İslamı ve insanlığı anlatmaktır. Gelen insanlar arasında her partiden insanlar var. Bizim işimiz o değil, o siyasetçilerin işi.
Ayrıca ilim öğrenmeye çok büyük önem vermiştir. Bir konuşmasında öğrencilerini ilim öğrenmeye şöyle teşvik etmiştir:
Ey Allahın kulları; Bir talebe yetiştirmek, bin kişiyi sofi yapmaktan efdaldir. Hele o talebe vârisül-enbiya (enbiya varisi)olursa! Siz dininizi beldenizde bulunan en büyük, en muttaki alimlerden öğreniniz. Herkesden fetva sormayın. Çünkü memlekette fetva verecek kimse çok azdır. İlimle meşgul olan kimse, dünyada en güzel iş ile meşgul oluyor. İlim olmadığı zaman cehalet olur. Cahilin abidi de, sofisi de hüsrandadır. Allah (c.c.) tüm Allah dostlarından razı olsun.
telpako
ALINTI(Köylü @ Jun 9 2008, 09:52 PM) *

Telpako. Sen Tarikat nedir bilmiyorsun. Televizyon izlemişsin televizyondan konuşuyorsun. Televizyondaki kanalların çoğu din aleyhine yayın yapmakta. Sen bunları göremiyorsun. Nerde Hoca var namaz kılan dini bütün adam var bu kanallar onların aleyhine deliller bulmaya çalışrılar. Mal varlığını araştırırlar. Onların parasının olmasını, zengin olmasını istemezler. Bütün müslümanlar fakir aciz olsun isterler. Ama kendileri eğlenmeye içmeye gittiklerinde lokantadaki şarabları beğenmezler ve bagajından kendisine özel şarab getirten insanlardır bunlar. Sapık bir adam çıkartırlar meydana sonra bu tarikat şeyhidir derler. Sonrada bütün şeyhleri kötülerler. Sende böyle yapıyorsun
Oysaki sen küfr ettiğin suçladığın insanların sayısını dahi bilmiyorsun. Nasıl insanlar bilmiyorsun.Sahte Peygamberde Çıktı Neden Bütün Peygamberleride Yalanlamıyorsun?. Tarikat ilimleri Hz. Ali(r.a) ile Hz.Ebubekir(r.a)'dan gelir. Sen bir şahı Nakşibendi Hazretlerinin, İmam-ı Rabbani Hz. hayatını Seyyid Muhammed Raşit Erol Hz. Hayatını oku küfr ettiğin insanlardan bir kaçını tanı. Allahü Tealanın Dostlarına Harp açana Allahü teala harp açar. Onlar Peygamber Efendimizin Torunlarıdır. Onları sövenler karşısında oturup süküt etmek hiçbir müslümana yakışmaz. Birisi Anana sövse bağırırsın Allahın dostlarına sövülünce susuyorsunuz. Bu insanların dininin sadece dilinde olduğuna inanıyorum. Mevla Eğer beni ateşe atacaksa Senin gibilerle birlikte beni yakmasın. Eğer Mevla beni Cennetine koyarsa senin gibilerin yandığını görmeden Cennete girmeyim inşallah. Ateşin bol olsun.



Arkadaşım ben tarikatlerin de nur cemaatininde içinde kaldım.

açık söyliyeyim senin Allah dostu dediğin insanların bir kötülüğünü görmedim. çok mütevazi insanlar aynı zamanda çok yardımsever insanlar. her zaman güleryüzlü ve misapirverlerler. Mesela adıyaman çok gittim orda kaldım . her gün çorba verirler. sağolsunlar çorbalarını içtim dükkanlarında da alış veriş yaptım. ahırda hayvan gübresi temizledim bunları yaparken zevk aldım. Sonra öğrenci evlerinde kaldım çok mütevazi mükemmel insnalarla tanıştım. Bir çoğu örnek insanlardı

ama araştırınica bu insanların yaşadığı din islam dini mi diye merak ettim. Çünkü olaya eskiden insani açıdna bakıyordum islami açıdan bakmiyordum. Cidden haklısın harika insanlar var peygamber torunları var ama Sen ba bir Peygamber efendimizin hayatına hiç müridi olmuş mu hiç hatmelerde peygambe refendimiz övülmüş mü ona bazı vasıflar yüklenmiş mi ?

çok güzel bir ortam ama sana da tavsiyem içlerinde kalıyosan olaya islami açıdan bakma yoks sende bizim yaşadığımız din mi yoksa o yaşanan mı islam diye çelişkide kalırsın.
Köylü
ALINTI(telpako @ Jun 9 2008, 10:44 PM) *

Arkadaşım ben tarikatlerin de nur cemaatininde içinde kaldım.

açık söyliyeyim senin Allah dostu dediğin insanların bir kötülüğünü görmedim. çok mütevazi insanlar aynı zamanda çok yardımsever insanlar. her zaman güleryüzlü ve misapirverlerler. Mesela adıyaman çok gittim orda kaldım . her gün çorba verirler. sağolsunlar çorbalarını içtim dükkanlarında da alış veriş yaptım. ahırda hayvan gübresi temizledim bunları yaparken zevk aldım. Sonra öğrenci evlerinde kaldım çok mütevazi mükemmel insnalarla tanıştım. Bir çoğu örnek insanlardı

ama araştırınica bu insanların yaşadığı din islam dini mi diye merak ettim. Çünkü olaya eskiden insani açıdna bakıyordum islami açıdan bakmiyordum. Cidden haklısın harika insanlar var peygamber torunları var ama Sen ba bir Peygamber efendimizin hayatına hiç müridi olmuş mu hiç hatmelerde peygambe refendimiz övülmüş mü ona bazı vasıflar yüklenmiş mi ?

çok güzel bir ortam ama sana da tavsiyem içlerinde kalıyosan olaya islami açıdan bakma yoks sende bizim yaşadığımız din mi yoksa o yaşanan mı islam diye çelişkide kalırsın.
Ben seni Allahın dostlarına sövüyorsun sandım. Kızmam bundan sebeptir. Yoksa Sahtekar insanlara bende senin gibi kızıyorum. Her kuruluşta her toplulukta yanlış insanlar vardır. Mühim olan bu kişilerin yaptığı yanlışları onların sahiblerine yüklememektir. Bir misal vermek istiyorum. Bu konudaki en mühim nokta da bu. Ben yanlış, ve kötü hareketlerde bulunuyorsam bu dinimin kötülüğünden, mezhebimin kötülüğünden veya mensub olduğum tarikatın kötülüğünden veya intisab ettiğim mürşidin kötülüğünden değildir. Bu benim kötülüğümdendir. İyi Akşamlar.
telpako
ALINTI(Köylü @ Jun 9 2008, 10:54 PM) *

Ben seni Allahın dostlarına sövüyorsun sandım. Kızmam bundan sebeptir. Yoksa Sahtekar insanlara bende senin gibi kızıyorum. Her kuruluşta her toplulukta yanlış insanlar vardır. Mühim olan bu kişilerin yaptığı yanlışları onların sahiblerine yüklememektir. Bir misal vermek istiyorum. Bu konudaki en mühim nokta da bu. Ben yanlış, ve kötü hareketlerde bulunuyorsam bu dinimin kötülüğünden, mezhebimin kötülüğünden veya mensub olduğum tarikatın kötülüğünden veya intisab ettiğim mürşidin kötülüğünden değildir. Bu benim kötülüğümdendir. İyi Akşamlar.


Ben Allah dostlarına sövmem .Ama Allah dostu kimdir onu da bilemem Şeyh efendi Allah dostu olmayabilir nerden biliyosun onun Allah dostu olduğunu , bu imkansız bir şey ben , allah dostuyum diyen insanara söverim. Malum mu olmuş

Birde bağlı bulunduğun tarikatte , rabıta , hatme esnasında mürşidleri aşırı yüceltmek , şeyhten himmet istemek , şeyhin tasarrufu bulunduğuna inanmak davranışları şirk davranışlarıdır.

Bunların dışındaki işler mesela zikr , yani zikrinbelirli sayılarla olması düzenli çekilmesi olayı he ne kadar Peygamber efenmizin öğretmediği birşey olsa da şirk değildir.

Şirki iyice araştırıp tarikatte öyle bulunmanı tavsiye ederim mükemmel bir insan şirk koşuyor olabilir. İlminle olaya bakarsan görürsün Muhammed Raşit Erol'un dediği gibi önce ilme bak sonra sohbet dinle.
mmustafa
ALINTI(telpako @ Jun 9 2008, 11:02 PM) *

Ben Allah dostlarına sövmem .Ama Allah dostu kimdir onu da bilemem Şeyh efendi Allah dostu olmayabilir nerden biliyosun onun Allah dostu olduğunu , bu imkansız bir şey ben , allah dostuyum diyen insanara söverim. Malum mu olmuş

Birde bağlı bulunduğun tarikatte , rabıta , hatme esnasında mürşidleri aşırı yüceltmek , şeyhten himmet istemek , şeyhin tasarrufu bulunduğuna inanmak davranışları şirk davranışlarıdır.

Bunların dışındaki işler mesela zikr , yani zikrinbelirli sayılarla olması düzenli çekilmesi olayı he ne kadar Peygamber efenmizin öğretmediği birşey olsa da şirk değildir.

Şirki iyice araştırıp tarikatte öyle bulunmanı tavsiye ederim mükemmel bir insan şirk koşuyor olabilir. İlminle olaya bakarsan görürsün Muhammed Raşit Erol'un dediği gibi önce ilme bak sonra sohbet dinle.



Hem Allah dostlarına sövmem diyorsun sonrada onlar kimlerdir bilmem diyorsun. Daha sonrada ben Allah dostuyum diyene söverim diyorsun. Gerçekten çok tuhaf bir insan olduğunuzu, fikirinizin de tutarsız olduğunu söylemek istiyorum.. Basit bir örnekle, hem Terzi vardır diyeceksin, sonra birisi ben Terziyim dediğinde hayır sen terzi değilsin diye adama küfür edeceksin.. Cidden varmı böyle bir vaka, ben ilk defa raslıyorum..

Peki bu insanlara söverken hakaret ederken delilin nedir.? Haşa Kuranı Kerim mi. Yoksa Hz. Muhammed'mi bunu emrediyor. Hep Kurana ve Peygamberimize bağlılığınızı dile getiriyorsunuz peki nasıl oluyorda bu davranışı sergiliyorsunuz? Hani İslamın güzel Ahlak yönü, Hani Hüsn-ü Niyet, hani herkesi nefsinden üstün görme.. Bu sövme ve hakaret eyleminiz İslamın hangi emrine uyuyor. Şeriatta ki yeri nedir? Bana bir delil getirirmisiniz? Getiremezsiniz ama yine soruyu size soralım...

Allahın Velileri ve Evliyaları var mı yok mu?? Sen veli ve evliyayı kabul ediyormusun etmiyormusun... Onu deyiver bana..

Birde şu var, ya sövdüğün, saydığın kişiler gerçektende Allah dostuysa acaba ozaman ne yapacaksın ..Nereye Firar edeceksiniz.. Allah'ın bir dostuna buğz eden, hakaret eden, küfür eden Allaha etmiştir.. Bunun başka bir açıklaması yoktur olamazda.

Şunuda bilmenizi isterim şeyh, evliya veli olan insanların bedeni seninki benimki gibi et ve kandan ibaret. Biz o insanların Ruhuna hürmet ediyoruz. Biz o insanların Ruhuna Rabıta ediyoruz. Tabiki bedene rabıta etmek şirktir. Ama Allahın Kutsal bir Ruhuna Rabıta etmek şirk değildir. Nasıl ki güneşin ışkları, güneşten ayrı değildir Nasıl ki güneş ayrı ışıkları ayrı iki şey değilse, nasıl ki güneşin ışığına yönelmek güneşe yönelmekse Allahın yarattığı ve '' İnsana Ruhumdan üfürdüm - Naklettim'' (Sad 72) dediği Ruhta Allahtan ayrı değildir ve ona yönelmek Allah'a yönelmektir.. Eğer siz Ruhun mahiyetini ve özünü bilmiyorsanız demekki daha yeterince araştırma yapamışsınız. Demek ki Sadece buraya iyi bir ezberle geliyorsunuz smile.gif Himmette dahil herşey Allah'ın izniyle olur.. Allah'ın izin vermediği hiç bir şey olamaz zaten.

Yazdıklarınızı bir an okuyunca Acaba bunları söyleyen bir ateist mi yoksa Müslüman mı diye bir an tereddüt ettim. Allah dostlarını anlamanın yolları var bunu az çok bilmen gerekir. Bu kadar araştıp kendince herşeyi merakınızdan öğrendiğinize göre onuda bizahmet araştırp öğrenebilirdiniz..

Sayın Telpako, size başka bir soru daha soracağım biliyorum çok soru sordum özür, merakımdan soruyorum:
Evliyalar himmet edemez onlardan yardım istenmez dediniz. Peki bir adam Yetiş Ya Muhammed, himmet Ya Muhammed, Şefeat Ya Resulallah derse de şirke girmiş mi oluyor.??

Birde üçbeş şey öğrenmeyle bazılıarı kendilerini sanki Allah'ın avukatı konumunda görüyor. Hemen bir kişiye şirktesin, sen şirk koştun diyerekte dinden afaroz etmeye çalışıyorlar. Peki bu afaroz işleri, şirk damgasını vurmak bu kadar kolay mı.. Aracı kabul etmeyenler herlade bu konuda hem elçilik hemde aracılık yapıyor.. Yaf Bırakında ona Allah karar versin. Siz Allahın yerine karar veremezsiniz..


Selamlar,
telpako
emustafa kardeşim.

Terziye giderim bana elbise dikiyorsa o terzidir. terzi yoktur diyemem bir kişi ben Allah dostuyum derse , veya mütevazilik yapıp demez de yanındakiler der o ses çıkarmazsa onun Allah dostu olduğunu nasıl anlayabileyim.terzi değilki gidip elbise diktireyim. Yada elbise dikerken göreyim. Bunun bir kıstası yok üstelik dışardan gözükse bile asla adamın kalbini bilemezsin. Asla onun Allah dostu olup olmadığını anlayamazsın. Dışarda Allah dostu diye bilinen bir kişinin yaptığı sapıklıklara şahit oldum.


Allah mütevazi erkekleri ve kadınları sever. Bir kişi Allah dostu ise mütevazi olur ve bunu söylemez. Söylerse mütevazi olmaz. kendisini Allah dostluğu makamında görür Allah tealanın mütevazi insanları sevmesi ayet-i kerimedir.

Allah'ın dostları muhakkak var ve bu dostlarının sıfatları kuran-ı kerim'de sayılmış. Onun haricinde şeyh Allah dostu mu değilmi bilemeyiz büyük çoğunluğu değil . hatta bazıları düşman .


ayet-i kerimede ruh hakkında insanlara çok az bilgi verildiği yazmaktadır. Ruhun mahiyetini başka dinlerin kitaplarından mı öğrenmişler acaba ?

Güneş ve ışığı örneğini Hristiyanlar Hz.İsa için kullanıyor dolayısıyla ikisi de birdir ama ikisi de ayrıdır diyorlar. BU çok tehlikeli bir örnek ve tamamen şirk . Bende uzzaya yönelirim uzza bence Allah'ın bir sıfatının ismi sadece o beni Allah'a ulaştırsın diye yaklaşıyorum. Hem asıl yöneldiğim Allah olduğu için şirk koşmuş olmam dersem şirk koşmuş olmazmıyım.

Kutsal ruhta neymiş böyle bir sözü bir müslüman nasıl söyler.

Yetiş ya muhammed demek doğru değildir. Böyle bir örneğe hiçbir hadis kitabında rastlamiyoruz . Üstelik ayet-i kerimelere de tamamen zıt. Diğer şefaat konusunun maiyeti çok farklı ama ben şefaat ( torpille cehennemden kurtulmak ) edilceğine inanmiyorum. Şahitlik edilecektir. peygamberimiz bu ümmet benim ümmetimdir diyecektir iinşallah.


Bİz çok rahatız çünkü tasavvufta değiliz. Sizin bazı davranışlarınıza bakarak rahatlıkla şirktir diyebiliyoruz. Çok rahatız siz ise bir sürü saçma açıklamalar yapiyorsunuz. Ama siz bize şirk koşuyorsunuz diemezsiniz şirkten fersah fersah kaçıyoruz. Çok şükür bizi müslüman olmamakla itham edemezsiniz biz ise konusabiliriz. Oyüzden diyorum tasavvuftan çıkarsan çok çok rahat edersin.


Tasavvuf denen şey öyle basit bir olay değil islamın tamamen dışında ama şu var belki Allah eskiden insanlara tasavvuf benzeri bir gönderdi , insanlar açıoğaldıktan sonra böyle bir dini İslam ile neshetmiş olabilir. Şu anda tasavvufa 800 milyon hindu , 200 milyon budist milyonlarca gnosis , cok sayıda kabbalist , yine sayıları yüzbini bulan khemmet dini mensupları , 20 milyon bahai , inanmaktadır. Eski tarihlerde de isis dini ,mitra dini gibi tasavvufa yakın olan inanışlar vardı. İnancınıza saygılıyım çok derin çok mistik , çok farklı bir inanç sistematiği adeta bir derya insan içine girince kaybolabilir. İslam dinine göre çok karmaşık çok tafsilatlı bir yaşam tarzı , bilmiyorum inşallah şirk koşmamışsınızdır. Ama kesinlikle söylüyorum ki islam inancı içinde tasavvuf diye bir sistematik yoktur. Tasavvuf kesinlikle islamın içinde değil.









meryem_gibi
ALINTI(ayşedeğilaişe @ Jun 8 2008, 08:36 PM) *

bun yazılanlar ancak "harun yahya" vb. tiplerin kurduğu tarikatlar için söylenebilir..
allah' ı dost edinmiş şahsiyetler için yaptığınız ithamlar tek kelimeyle iğrenç!

öncelikle bir kişi hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanızı açıkçası pek anlıyamadım...

Zira, sözkonusu saygıdeğer şahıs islamı anlamaya ve anlatmaya çalışmaktan başkaca bir halde bulunmamış yargılanmış olduğu tüm davalardan aklanmıştır...

Hal böyle iken ''kurmuş olduğu tarikatler'' ifadenizin yerinde olmadığı ve itham dolu olduğu kanısındayım. umuyorum ifadeniz doğrulltusunda beyanım üzerine bir araştırma içerisine girersiniz aksi halde bu yükün altında ezilmeniz muhtemeldir...

Vesselam

Dua ile...
meryem_gibi
ALINTI(mesdo @ Jun 9 2008, 11:15 AM) *

bismillah

evet burada haklısınız

özellikle MİSTİK GÜÇLERE SAHİP SÜPERMEN MAHMUD HOCA VE YAVERİ PAZARLAMACI CÜBBELİ HOCA 2 MİLYON DOLARLIK VİLLALARDA KEYİF YAPMAKTA

saygıdeğer Mahmut hoca efendinin villada oturduğunu söylecek kadar bilgiden ırak biri olduğunuz aşikar zira, kendisi bir apartman dairesinde ikamet etmekte ve oldukça mütavazi bir yaşam sürmektedir ...

görmek isteyenler her şekilde gidebilirler İsmail ağa camii arkasındadır...

Siz ikamet ettiği villanın nerede olduğunu söyleseniz en azından söylediklerinizi bir ölçüsü olsa

vesselam

dua ile...
mesdo
ALINTI(meryem_gibi @ Jun 10 2008, 03:57 AM) *

saygıdeğer Mahmut hoca efendinin villada oturduğunu söylecek kadar bilgiden ırak biri olduğunuz aşikar zira, kendisi bir apartman dairesinde ikamet etmekte ve oldukça mütavazi bir yaşam sürmektedir ...

görmek isteyenler her şekilde gidebilirler İsmail ağa camii arkasındadır...

Siz ikamet ettiği villanın nerede olduğunu söyleseniz en azından söylediklerinizi bir ölçüsü olsa
vesselam

dua ile...


bismillah

tabii kardeşim

beykoz çavuşbaşı köyünde(sadece adı köy acar kentin yanı başında) alınan villayı araştırısanız nerede ikamet ettiğini sizde öğrenirsiniz
mesdo
bismillah

aslında mesele bu değil

mesele islama keskin bir bıçak gibi giren ebu hureyre kaynaklı tasavvuf denen şirk sistemidir.

en basit anlatımı ile söylediği bana öyle bir ilim öğretildiki size açıklasam beni öldürürsünüz.

işte tasavvuf ehl-i bireylerin sarıldıkları ashaba dayandırdıkları delil burada yatmakta.

öncelikle ebu hureyre olsun veya diğer tüm sahabiler olsun eleştiriye açıktırlar.

onlar dokunulamaz veya eleşrtirilemez insanlar değildirler.

insan olma sıfatları nedeni ile eleştirilirler bu gayet doğaldır.

bizde sayın hakkı yılmazın istekuran sitesinde ebu hureyre ile ilgili yazdığı makaleyi defaat ile günlerce okudukrtan sonra ebu hureyre hakkında sahabinin söylemlerini araştırdık.

sayın hakkı yılmaz bir çok noktada haklı olarak sahabinin dahi güven duymadığı hatta yalanları sebebi ile İKAZ ettiği bir insan profili karşımıza çıktı.

şimdi söylemleri ile eylemleri ile salt iki yüzlü ve çıkarcı bir insanı sadece hz nebi s.a.v hz leri gördü diye nasıl övmemi beklersiniz.

keza ortada kabbul ahbar ilişkisi durmakta iken
okuması yazması olmayan ebu hureyrenin tevratta alim olması ve nerede ise tüm rivayetlerinde israiliyatın gölgesinin bulunması manidar değilmi.

mesdo
ALINTI(talebe27 @ Jun 9 2008, 07:38 PM) *

Keşke islamkalesi ya da başka birineçıksaydı da bir sahabeye çıkmasaydı
Bu çok geniş araşltırmanızı merak ettim

Birde baktım ki bu çok geniş(!) araştırma HANİF DOSTLARmış

Orjinal Yazının linki: http://www.hanifler.com/forum/archive/index.php?t-166.html

Peki kimdir bu hanifdostlar

Bundan bir kaç ay önce Edip Yükselciler den bir arkadaş aniden bir MSN sohbetine çağırdı

Sohbetcilerden birisi de Ceyhun veya Erhun veya benzeri bir isim

Bu kişi ile konuşmaya başladık

Kendisini tanıttığı kişi HANİF DOSTLARIN ADMİNİ

Hah dedim tam geldi

Sizin fikriniz nedir kardeşim dedim

Biz kurana bakarız dedi (Sünnete hadise bakmıyor arkadaş çok alim ya)

Peki dedim namazı nasıl kılıyorsunuz anlatır mısın dedim

Önce Tekbir getiriyormuş

Neden tekbir?

KurandaAllah CCı yücelt diyormuş

Peki neden önce, arada bir yerde olsa olmaz mı?

Cevap yok

Peki nasıl yüceltiyorsunuz Allah CC ı

Allahu Ekber diyerek

NEden?

99 esma var başkası olsaolmaz mı?

Olurmuş...

Peki ben Allahu ekber desem siz Rahman deseniz başkası başka dese olmaz mı

Olur neden olmasın ??? (Vay canına yaw olur diyor)

Peki nerde kaldı birlik beraberlik??

Ya imama uyarsan?

Cevap yok

Peki devam edin kardeşim

Sonra euze besmele ve fatiha sonra bir sure

Neden ?

Cevap yok

SOnra rüku

Neden sonra rüku

Önce secde sonra rüku olsa olmaz mı?

Cevap yok

Peki kaç rekat kılacağız namazı

Sadece 2 rekat

Oh ne güzel müslümanlık

Pekikaç vakit

Sadece 3 vakit

gerisi yok

Bu adamların nasıl namazkıldıklarını merak eden Youtube girsin EdipYükselin namazına baksın

Bildiğiniz komedi

Süleyman Ateş bile köpürdü zavallım

Bu adamlardan mı ilim aldınız geniş(!) araştırma yaptınız???


bismillah

biz vahiyle aydınlanmaya çalışan müminleriz

farz olan nemazın açılımını bilakis hz nebi s.a.v hz lerinin nemaz eda ediş şekline bakarak anlarız

asıl sünnet olan farzın hayata aksedilmesini anlar eda ederiz
talebe27
ALINTI(mesdo @ Jun 10 2008, 08:50 AM) *

bismillah

biz vahiyle aydınlanmaya çalışan müminleriz

farz olan nemazın açılımını bilakis hz nebi s.a.v hz lerinin nemaz eda ediş şekline bakarak anlarız

asıl sünnet olan farzın hayata aksedilmesini anlar eda ederiz


Vahiy size gelmedi. Hz. Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vessellem) efendimize geldi

Nerdene deniyor,ne isteniyor o bilir siz değil

Sizin bilmeniz için birinin size açıklaması gerek

En basitinden yukarıda yazdığınız Hakkı yılmazın sitesindekiyazılar

Sizin Ebu Hureyre RA hakkında bilgi sahibi olmanızı hakkı yılmaz mı sağladı?

Hakkı Yılmaz nasıl burada bir çeşit bilgilendirme yapıyorsa Tasavvuf büyükleri ve sahabe efendilerimizde aynını yapıyor

Bir farkla

Birisi Hakka, birisi batıla

Siz o hakkı yılmaza sorun bakalım

Hz. Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vessellem) yanında kalan kişiyi HAŞA bilememiş te Hakkı yılmaz mı bilmiş?

Zaten Rasulüllah (SAV) bir başka hadis-i şerifinde:
“Bu ümmetin sonu, evveline lanet ettiği zaman...” (Bk. Tefsîrul-Kurânil-Azîm II, 305.) onlar arasında cehaletin yaygınlaştığına parmak basılmaktadır. Bu Kurân ve hadisin kitap ve sünnetin ilkelerinin onlardan uzak olduğuna işaret etmektedir.
seydaKumandan
ALINTI(havvanur @ Jun 9 2008, 02:25 PM) *

good.gif

yüzeysellikmiş...yüzeyselliğin ne olduğunu sizlerle öğrendik...seyda kumandan


benden öğrenmene imkan yok zira buraya daha evvel pek bir şey yazıp çizmiş değilim.

zamanım el verdiği miktarca yazmaya çalışıyorum bu nedenle tartışmalara aktif bir şekilde bulaşmak taraftarı değilim.

isterseniz şöyle bir giriş yapayım.

adam topic başlığı olarak ''tarikat dini'' gibi absürt bir cümle seçmiş.

bir defa bu adamın mevzuyu nasıl ve neresinden kavradığnın bariz bir misalidir.

tarikatleri tekfir etme kabiliyetini nasıl ve hangi delillerle elde ediyorsunuz...

bunu bir kere açıklayın

(yorumsuz sadece ayetleri yazarak-yorumsuz diyorum zira ayeti kimin nasıl düşünmesi gerektiğini çarpık bir yönlendirme yorumuyla bulandırmak yanlış olurki, burada en çok yapılan yanlış bu)


daha sonra şuna cevap verin.

bu gün tarikat tekkeleri aynı zamanda ilim tahsil edilen yerler ve bu öğretilen ilmi alan zeki ve takva sahibi insanların devam ettirdiği bir yoldur.

bunca insan aldığı onca ilimin içinde acaba ,

hiçmi şu ''şirk'' kavramı nedir.... gibi bir konuyu tahsil etmediler.

hayrete şayandırki,

şirk mevzusundan başka bir şey bilmeyen,

ameli olarak tuvalette ''dübürünü'' bile şer'i şerife göre nasıl yıkaması gerektiğinden habersiz olan

çeyrek aydın olma marifetinden bile fersah fersah uzak bazı adamcağızlar kalkıyorda,

Kuranı ve sünneti kendilerinden başka anlayan yokmuş gibi davranıyorlar.

ben bunların tüm fikriyatlarını reddediyorum.

benimle tartışmak kabiliyetine sahip olduğuna inanan samimi kimseler buyursunlar....

bu topicte ağır ağır yazışalım.

ama laf kalabalığı yapmadan ...

copy-paste tekniğine müracaat etmeden.

böylece şunların cevabını konuyu hadım etmeden yazacak olanlarınız varsa buyursun yazsın.

tarikatleri tekfir etme kabiliyetini nasıl ve hangi delillerle elde ediyorsunuz...

bunu bir kere açıklayın

(yorumsuz sadece ayetleri yazarak-yorumsuz diyorum zira ayeti kimin nasıl düşünmesi gerektiğini çarpık bir yönlendirme yorumuyla bulandırmak yanlış olurki, burada en çok yapılan yanlış bu)





mesdo
ALINTI(talebe27 @ Jun 10 2008, 10:00 AM) *

Vahiy size gelmedi. Hz. Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vessellem) efendimize geldi

Nerdene deniyor,ne isteniyor o bilir siz değil

Sizin bilmeniz için birinin size açıklaması gerek

En basitinden yukarıda yazdığınız Hakkı yılmazın sitesindekiyazılar

Sizin Ebu Hureyre RA hakkında bilgi sahibi olmanızı hakkı yılmaz mı sağladı?

Hakkı Yılmaz nasıl burada bir çeşit bilgilendirme yapıyorsa Tasavvuf büyükleri ve sahabe efendilerimizde aynını yapıyor

Bir farkla

Birisi Hakka, birisi batıla

Siz o hakkı yılmaza sorun bakalım

Hz. Rasulallah (Sallallahu Aleyhi Vessellem) yanında kalan kişiyi HAŞA bilememiş te Hakkı yılmaz mı bilmiş?

Zaten Rasulüllah (SAV) bir başka hadis-i şerifinde:
“Bu ümmetin sonu, evveline lanet ettiği zaman...” (Bk. Tefsîrul-Kurânil-Azîm II, 305.) onlar arasında cehaletin yaygınlaştığına parmak basılmaktadır. Bu Kurân ve hadisin kitap ve sünnetin ilkelerinin onlardan uzak olduğuna işaret etmektedir.


bismillah

aslında islamdaki bozulmanın en temel noktası belkide bu yargı

vahiy size gelmedi peygambere geldi

peki gönderen kim idi

hangi açamla gönderdi

tebliğ eden bu işe kendisimi karar verdi yoksa gönüllümü oldu yoksa tebliğ peygambere emirmi edildi

sevgili talebe

vahiy direkt olarak kula indirildi

peygamberin şahsında peygamberin İNSAN olma sıfatına binaen peygamberlik yani elçilik kurumu ile tüm insanlığa evrensel olarak bildirildi.

vahiy peygamberin şahsına değil insanlığın insanlık ve kulluk sıfatına indirildi.

sizin söyleminizin vahyin nazarında bir değeri yok

çünkü seçen hz ALLAH C.C HZ LERİ elçisini kendisi seçti seçilen elçi ise kendisi karar vermedi.

bu bağlamda ben çok rahatlıkla vahye iman eden bir kul olarak vahiy bana indi diyebiliyorum

aradaki elçi görevini ifa ettiğinden görevi bitmiştir.

elçi a.s kendisine bildirilen ve evrensel olan kaideleri insanlığa tebliğ etmiş ve hesap gününe göçmüştür.

biz vahyin ışında dahası vahyin sahibi hz ALLAH C.C HZ lerinin nurunun ışında onun rızasını kazanma gayretindeyiz.

bu gayretimizde onun razı olduğu ibadete yönelerek ve onun kendisini nasıl tanıttı ise öyle tanıyarak olmakta.

hz nebi a.s efendimizin islam adına dikkat ile bakınız yaşadığı dönemine aid geleneksel yaşam adına değil evrensel islam adına söylemleri ve eylemleri bizleri vahiy noktasında bağlayıcıdır bizleri ilahi irade karşısında mükellef kılar.

işte bu evrensel islam normlarını evrensel elçi a.s vasıtası ile öğrenir ve uygularız.

ebu hureyre gerçeği tarihsel bir tesbit olmakla beraber islam inancına verdiği zarar sebebi ile konu hem tarihsel hemde dinsel noktada ele alınmalıdır.

mesdo
ALINTI(seydaKumandan @ Jun 10 2008, 11:51 AM) *

benden öğrenmene imkan yok zira buraya daha evvel pek bir şey yazıp çizmiş değilim.

zamanım el verdiği miktarca yazmaya çalışıyorum bu nedenle tartışmalara aktif bir şekilde bulaşmak taraftarı değilim.

isterseniz şöyle bir giriş yapayım.

adam topic başlığı olarak ''tarikat dini'' gibi absürt bir cümle seçmiş.

bir defa bu adamın mevzuyu nasıl ve neresinden kavradığnın bariz bir misalidir.

tarikatleri tekfir etme kabiliyetini nasıl ve hangi delillerle elde ediyorsunuz...

bunu bir kere açıklayın

(yorumsuz sadece ayetleri yazarak-yorumsuz diyorum zira ayeti kimin nasıl düşünmesi gerektiğini çarpık bir yönlendirme yorumuyla bulandırmak yanlış olurki, burada en çok yapılan yanlış bu)


daha sonra şuna cevap verin.

bu gün tarikat tekkeleri aynı zamanda ilim tahsil edilen yerler ve bu öğretilen ilmi alan zeki ve takva sahibi insanların devam ettirdiği bir yoldur.

bunca insan aldığı onca ilimin içinde acaba ,

hiçmi şu ''şirk'' kavramı nedir.... gibi bir konuyu tahsil etmediler.

hayrete şayandırki,

şirk mevzusundan başka bir şey bilmeyen,

ameli olarak tuvalette ''dübürünü'' bile şer'i şerife göre nasıl yıkaması gerektiğinden habersiz olan

çeyrek aydın olma marifetinden bile fersah fersah uzak bazı adamcağızlar kalkıyorda,

Kuranı ve sünneti kendilerinden başka anlayan yokmuş gibi davranıyorlar.

ben bunların tüm fikriyatlarını reddediyorum.

benimle tartışmak kabiliyetine sahip olduğuna inanan samimi kimseler buyursunlar....

bu topicte ağır ağır yazışalım.

ama laf kalabalığı yapmadan ...

copy-paste tekniğine müracaat etmeden.

böylece şunların cevabını konuyu hadım etmeden yazacak olanlarınız varsa buyursun yazsın.

tarikatleri tekfir etme kabiliyetini nasıl ve hangi delillerle elde ediyorsunuz...

bunu bir kere açıklayın

(yorumsuz sadece ayetleri yazarak-yorumsuz diyorum zira ayeti kimin nasıl düşünmesi gerektiğini çarpık bir yönlendirme yorumuyla bulandırmak yanlış olurki, burada en çok yapılan yanlış bu)



bismillah
cevablarınızı alacaksınız kardeşim

lakin önce ucbu bırakın
talebe27
ALINTI(mesdo @ Jun 10 2008, 01:06 PM) *

bismillah

aslında islamdaki bozulmanın en temel noktası belkide bu yargı

vahiy size gelmedi peygambere geldi

peki gönderen kim idi

hangi açamla gönderdi

tebliğ eden bu işe kendisimi karar verdi yoksa gönüllümü oldu yoksa tebliğ peygambere emirmi edildi

sevgili talebe