NAMAZDAN SONRA TOPLUCA YAPILAN TESBİHAT
Bismillahiteala.
Bir olay meydana geldi:
Endülüs’te bir cami imamı, insanların namazlardan sonra dua etme adetini terk etti. Pek çok ülkede bu adet yaygındı. İmam namazdan sonra selam verince insanlar için dua eder, orada bulunanlar da amin derlerdi. Bunu terk eden imam , bu terk edişini Resulullah’ın (s.a.v.) ve ondan sonra gelen imamların böyle bir şeyi yapmayışına dayandırdığını iddia etti. Alimlerin kendi kitaplarında seleften ve fıkıhçılardan naklettiklerine göre ne Resulullah (s.a.v.) ne de ondan sonra gelen imamlar böyle bir şey yapmamışlardır. (O böyle iddia ediyordu)
Resulullah’ın (s.a.v.) böyle bir şey yapmadığı açıktır. Çünkü onun farz ve nafile namazlardan sonraki hali şu iki şey arasında cereyan ederdi: Ya Allah’ı zikrederdi ki, bu örfte bu dua değildir ve cemaatin bunda bir payı yoktur. Cemaat sadece namaz dışındaki zikirlerde olduğu gibi onun söylediğinin aynısını veya benzerini söylerdi.
Peygamberimizden rivayet edilen namazdan sonraki duaların hepsinin insanlarla birlikte değil, sadece kendi kendine dualar bağlamında zikredildiğini iyi düşünün. Duayı bu şekilde yapmak bu günkü insanlar için de bir hüccettir. Ancak şöyle denilebilir: mesela yağmur duası hutbesinde olduğu gibi bazı yerlerde insanların da duaya iştirak etmeleri gereği ortaya çıkabilir. Bu itiraza karşılık şöyle denilir: O tür yerlerde hazır bulunanlarla birlikte açıktan dua etmek bir zorunluluktur, her namazdan sonra böyle bir zorunluluğun olduğu nereden çıkartılıyor?
Sonra biz deriz ki: Alimler namazdan sonra yapılan dua ve zikir gibi şeyler hakkında bunların sünnet ve vacip değil, müstehap olduğunu söylerler. Bu iki şeyin delilidir. Birincisi: Bu duaları Hz. Peygamber devamlı yapmamıştır. İkincisi: Hz. Peygamber bu duaları sesli yapmamıştır ve öğretme amaçlı yerlerin dışında açıktan söylememiştir. Eğer devamlı yapsaydı ve devamlı açıktan söyleseydi bu bir sünnet olurdu ve alimlerin bunun sünnet olmadığını söylemeleri caiz olmazdı. Çünkü alimlerin dediğine göre sünnetin özelliği devamlılığı ve insanların toplu oldukları yerlerde açıktan eda edilmesidir.
Her zaman toplu dua yapmak Resulullah (s.a.v.)’in yaptığı bir iş değildir. Kavli ve takriri sünnetinde böyle bir şey yoktur.
Buhari’nin Ümmü Seleme’den rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) namazdan sonra selam verince çok az bir süre beklerdi.
Müslim’in Hz. Aişe’den yaptığı rivayette ise şöyle geçer: Resulullah (s.a.v.) selam verdikten sonra : “Allahumme ente’s-selâmu ve minke’s-selam tebârekte yâ ze’l celâlive’l ikram” diyecek kadar otururdu.
Resulullah’dan sonra gelen imamların yani halifelerin bu konudaki uygulamalarına gelince, sahih kitapların dışında fıkıhçılar Enes (r.a.) hadisinden şunu naklettiler: Enes dedi ki: Ben Hz. Peygamberin arkasında namaz kıldım; o selam verdiği zaman ayağa kalkardı. Hz. Ebu Bekir’in arkasında da namaz kıldım; o selam verdiğinde sanki kızgın bir taş üzerindeymiş gibi yerinden fırlardı.
İbn Yunus es-Sıkılli, ibn Vehb’den, o da Harice’den rivayet ettiğine göre o, imamların selam verdikten sonra oturmalarını ayıplardı ve şöyle derdi: imamlar aynı anda selam verirler ve ayağa kalkarlar. İbn Ömer dedi ki: İmamın selam verdikten sonra yerinde oturması bidattir.
İbn Mes’ud (r.a.) şöyle dedi: İmamın kızgın bir taşın üzerinde oturması kendisi için bundan daha hayırlıdır.
Fıkıhçılar selam verdikten sonra ayağa kalkmakta acele etmeyi namazın faziletinden saydılar. Selamdan sonra orada oturmanın kibirlenmeye ve cemaate tepeden bakmaya yol açabileceği yorumunu yaptılar.
Allah en iyi bilendir.
