Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:34 AM
İran savunma sanayi uzmanları, füze sistemlerini geliştirerek ülke savunması güçünü arttırdılar. Nitekim yapılan yenilikler uyarınca, füzelerin tahrip güçü ve kat ettiği mesafe arttırılıp, senkronize ve seri atış süresi azaltılmıştır. İranlı uzmanlar bu füzelere 1400 küçük bomba içeren yeni başlıklar geliştirip monte etmiş bulunuyorlar. Şahap füzelerinin bu başlıkları askeri hedef üzerine geniş çaplı bir bomba yağdırıyor ve düşmanın askeri tesisatını, askeri güçlerini, donanmalarını, garnizonlarını ve yığınaklarını imha ediyor.
Uzmanların belirttiklerine göre, bu başlıkların imha çapı ve nokta vuruşu tamamen ayarlanabilecek niteliktedir. Şahap füzelerinin menzili 2000 km dir ve hedeflere tam isabet güçüne sahiptir. İran füzelerinin elektronik savaş aygıtları ve komuta-kontrol sistemi “tamamen” İranlı bilgin ve uzmanlarca geliştirilip dizayn edilmiştir. İran füzelerinin elektronik sistemi sonucu hedefin özellikleri belirlenir ve başlıklar hedef üzerine kilitlenir. Eğer füze rotasından bile saparsa, komuta-kontrol merkezi harekete geçip, rotayı yeniden belirleyip, düzenler. Eğer atılan füze belirlenen rotadan saparsa, ve yeniden rotası düzenlenemezse, havada imha mekanizması otomatik olarak devreye girer ve yanlış hedefler vurulmaz. Şahap füzelerinin diğer bir yeni özelliği, atış açısının değişken olmasıdır. Yani füzenin atış açısı sıfır noktada ve yer yüzüne paralel rotada hedefe doğru ilerleyebilmesidir. Bu tür bir dizayn sonuçu, füzelerin atışa hazırlık süresi düşüyor ve atış sırasında yer değişimleri imkanı artıyor. Böylece, kısa aralıklarla bir çok füzenin atışı yapılabiliyor. İslam Devrimi Muhafızları Ordusunun Büyük Peygamber-2 askeri tatbikatının özelliklerinden biride çeşitli çap ve kaslardaki füzelerin aynı anda belirlenen hedeflere doğru atılıp, yönlendirilmesidir. İşte bu askeri kabiliyet İranlı uzmanların yüksek ilmi ve teknolojik kabiliyetlerini gözler önüne seriyor. İran füzeleri sıvı ve katı yakıtlarla çalıştırılmaktadır. Bazı füzelerde sıvı yakıt ve bazısında katı yakıt veya bu iki yakıtın karışımı kullanılmaktadır. Bu yakıtlarda İranlı uzmanlarca geliştirilmiştir. İran’ın füze rampaları da füze teknolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü füze atışında kusursuz rampaların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu füze rampaları da bizzat İranlı bilgin ve uzmanlarca dizayn ve imal edilmiştir. İslam Devrimi Muhafızlar Ordusunun geliştirip kullandığı füzeler radara yakalanmayan ve birkaç hedefi anında vuran füzelerdir. İran’ın etkin füzelerinden biri de su altı füzesidir.
*İran radara yakalanmayan hava savunma füzelerini de geliştirmiş bulunuyor.
Büyük Peygamber-2 askeri tatbikatında denenen bazı savunma füzeleri şunlardır;
Su altı hızlı füze. Bu füze yüzer bir araç’a monte edilen sistem tarafından fırlatılıyor. İran’ın etkin füzelerinden biri de su altı füzesidir. Bu füze yüzer hedeflere doğru saniyede 100 metre bir mesafe kat edip, tekne ve savaş gemileri ve deniz altılarını imha etmektedir. Bunun benzeri yabancı ülkelerin füzeleriyse sadece saniyede 25 metre bir hızla yüzer hedeflere doğru ilerlemektedir. İran savunma sanayisinin geliştirdiği bir modern bir ejder de Hürmüz Boğazında denendi. Bu deniz altı füzesi, gemiler ve deniz altılarını imha edecek güçtedir. Bu füzeler Fars körfezi ve Umman denizindeki saldırgan düşman donanmalarını hedef alıp imha edecek yüksek teknolojiyle donanmıştır.
İran’ın geliştirdiği diğer modern füze, omuz üstü hava savunma Misak tipi füzesidir. Bu füze ısıya duyarlı, çok hızlı bir füze olup, helikopterlere karşı etkin bir şekilde kullanılır. Bu füze, kara ve deniz bütün hareket halindeki taşıt ve araçlar üzerinde monte edilip düşmanın hava araçlarına karşı kullanılır.
İran‘ın geliştirdiği diğer bir füze radara yakalanmayan deniz ve sahil hedeflerini imha edebilen Kevser tip füzedir. Bu füze orta menzilli bir füze olup, 5×25 veya 500 metrelik RİTS hedeflerine kilitlenir. Bu füze kontrol fair FTS sistemiyle donatılmıştır ve her türlü elektronik savaş aygıtına karşı koyacak niteliktedir.
Şahap-3 Balistik füzesiyse yüzlerce km mesafeyi dikey rotada kat ettikten sonra, hedefe doğru yatay rotada ilerleme kabiliyetine de sahiptir.
İran Resmi Kaynakları -malumat.com
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:42 AM
İran Asya ülkeleri arasında bilimsel gelişmişlikte beşinci sırada yer alıyor irna.com/tr/news/line-113/key-21113/" >IRNA.Tahran.28.02.2008
irna.com/tr/news/line-113/key-37320/" >Kültürel. Bilimsel Gelişme.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Bilimler ve Teknoloji Yardımcısı Sadık Vaizzade İran’ın Asya ülkeleri arasında bilimsel gelişmişlik açısından beşinci ve teknoloji alanında altıncı sırada yer aldığını açıkladı.
Vaizzade II. Nano teknolojisi en iyileri festivalinde yaptığı açıklamada, İran’ın nano teknoloji alanında elde ettiği gelişmeler karşısında İran’ın sıralamalarda daha üst düzeyde yer almasını beklediklerini ve İran’ın altı yıl içinde Asya ülkeleri arasında teknoloji sıralamasında dördüncü yere ulaşmasının beklendiğini belirtti.
Vaizzade İran’ın 200 yıllık geri kalmşılığı telafi etmek için çok büyük çaba harcadığını ve sıralamada bir üst sıraya ulaşmanın oldukça çalışma istediğini hatırlatarak, bir diğer açıdan İran’ın Farsça’yı bilim dili haline getirmeye çalıştığını ve bu yönde İslami Devrim Liderinin direktiflerinin ortada olduğunu ve Farsça’nın bilim dili olması için çalışmalar yapıldığını belirtti.
Vaizzade bugün dünyanın en karmaşık bilimsel konularının Farsça beyan edilebildiğini ama Farsça’nın uluslar arası bir dil olması için önemli adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Vaizzade nano teknoloji atlasının da bir an önce hazırlanması gerektiğinin de altını çizdi.
2012-01
---> Kültürel.Bilimsel Gelişme.İRNA
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:44 AM
Fadlullah: İran Bilimiyle de İslam Dünyasının Gururu
09 Şubat 2008
Lübnan’ın tanınmış alimlerinden Allame Seyyid Hüseyin Fadlullah, İran’ın Uzay Araştırmaları gibi merkezlerinin teknolojik ve bilimsel gelişmesinin İslam dünyasının övüncü olduğunu söyledi. Fadlullah İran’ın Lübnan büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani ile görşmesinde İran’ın bilimsel gelişmesinin İslam ülkelerinin bilimsel alanlarda da ekonomik gelişme sağlamak amacıyla başkalarına bağımlılıktan kurtulabileceğini gösterdiğini belirtti. Fadlullah ABD’nin İran’ın bu edinimleri karşısındaki olumsuz tutumuna değinerek, ABD’nin İran barışçıl nükleer faaliyetlerine muhalefet ettiği gibi İran’ın bilimsel ve sanayi
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:46 AM
İslam inkılabı, İslami kültür ve medeniyetin ihyası
Hazırlayan grup: Tehran –Center for Information Services of Islamic Culture and Relations Organization Kayıt tarihi: 9/21/2007 4:44:00 PM
Hicaz yarım adasında İslam dininin zuhuru ile en mükemmel ve en son semavi dinin tebliği de tamamlanmış oldu. Bu inanç büyük ve parlak bir medeniyetin de temelini attı. İslam medeniyeti asırlarca dünya bilimi ve kültürünün bayraktarlığını yaptı. Bu muhteşem medeniyetin şekillenme sebebi, İslam dininin bilim öğrenmeye vurgu yapmasıydı. Başta Kuran'ı Kerim ve hadis-i şerifler olmak üzere tüm İslami kaynaklar Müslümanları bilim öğrenmeye, varlığı düşünmeye ve bilginlere saygı göstermeye teşvik eden öğretilerle doludur. Böyle bir atmosferde İslam dininin yayılmasıyla birlikte kısa sürede medeniyet ve kültür de büyük ilerleme kaydetti. Bu medeniyet beşiğinde büyük düşünürler ortaya çıkarak insanlığa büyük hizmetler sundu.
Hicri kameri 3. ila 7. yüz yıllarda İslam dünyasına bakıldığında eğitim merkezleri alanında büyük ilerleme kat ettiği gözleniyor. Üniversitelerin yanı sıra camiler de bilim odakları olarak faaliyet yürütüyordu. Öte yandan kütüphanelerin ve diğer araştırma merkezlerinin yaygınlaşması da Müslümanların bilim ve marifet alanlarında ilerlemelerine neden oldu. Böylece Müslüman bilginler diğer uygarlıkların kaynaklarından yararlanırken bu kaynakların gelişmesine katkı sağladı ve tıp, astronomi, matematik, fizik, felsefe, mantık, edebiyat, tarih ve coğrafya bilimlerinde büyük gelişme kat etti. Tabi bilim edinmek sadece bilginler arasında değil, sıradan insanlar arasında da büyük ilgi görüyordu. Çünkü İslam peygamberi (sav) bilim öğrenmenin tüm Müslümanlara farz olduğunu belirtmişti.
Ancak İslam medeniyeti bazı nedenlerden ötürü çökmeye yüz tuttu. 5. yüz yılın sonlarından itibaren haçlı orduları Beytulmukaddes'i ele geçirme bahanesiyle İslam topraklarına yönelik saldırıya geçti ve iki asır boyunca İslam dünyasının önemli bir kısmına büyük bir savaş dayattı. Bu savaş henüz bitmişken 7. yüz yılın başlarında Moğollar İslam dünyasının doğusundan saldırıya geçti. Bu savaş da telafisi güç olan hasarlara neden oldu. Bu arada İslam devletleri arasındaki ihtilaflar da İslam medeniyetinin iktidarını zedeledi ve Müslümanlar yavaş yavaş bilim edinme şevkini kaybetti. Tabi haçlı savaşları sırasında ve bilimin doğudan batıya akışında batı ülkeleri İslam medeniyetinde gelişen bilimlerle tanıştı ve bu tanışma batının daha sonraki ilerlemesinin temelini oluşturdu.
Bu dönemde bilimsel Rönesans dönemini yaşayan Avrupa, maalesef bilimsel ilerlemesini Müslümanlar başta olmak üzere diğer milletleri sömürme yolunda kullanmaya başladı. Bunun dışında Müslümanlar arasında inzivaya çekilme psikolojisi yaygınlaştı ve böylece İslam dünyası bilim ve kültürde öncülüğünü kaybetti.
Buna karşın uzun süren bir durgunluk döneminin ardından İslam medeniyetinin yeniden ihya edilmesi doğrultusunda bazı hareketlilikler göze çarpıyor. Bu hareketliliğin başlangıç noktası olarak İran'da gerçekleşen İslam inkılabını adres gösterebiliriz. İran inkılabı İslam değerlerine göre şekillendi ve bir kez daha bu büyük dinin öğretilerini gündeme getirdi. Öyle ki şimdi inkılabın zaferi üzerinden geçen 28 yılın ardından İslami medeniyet ve kültürün geliştiğine tanık oluyoruz. Gerçekte İslam medeniyetini diğer medeniyetlerden ayırt eden özellik, bu medeniyetin temel direk olarak zengin İslam öğretilerine dayanmasıdır. Nitekim İslam dini dinamik bir inanç olup insanları bilim edinmeye teşvik eder ve öz itibarıyla kültür ve medeniyet yaratan bir inançtır. Şimdi de islamiyetin yeniden canlanma sürecinde aynı aydınlık ve parlaklığa tanık olmaktayız.
İslam medeniyetinin dini içeriğinden kaynaklanan belirgin özelliği manevi ve ruhani özelliğidir. Semavi bir din olan İslam insanları maneviyata ve Allah'a inanmaya davet eder. Bu yüzden bu inançtan yükselen medeniyet de manevi ve insani özellik taşır. Bu medeniyette insanlar ahlaka davet edilir, bu yüzden batının bu günkü medeniyetinin aksine İslam topraklarında büyüyen bilim adamları yıkıcı kitle imha silahları üretme peşinde olamaz veya toplumda ahlaki fesadı yaygınlaştıracak şeyler üretemez. Hükümetler de toplumun bilimsel kalkınması için plan yapmak ve insanlar için sağlıklı ortam yaratmak zorundadır.
Bir medeniyetin üstünlüğünün belirtisi toplumda huzur ve güvenliği sağlamasıdır. Tabi bu güvenlik iktidar ve izzete dayalı olmalıdır. İslam toplumunda ihtilaflardan uzak durmak kalıcı huzur ve güvenliğe vesile olur, böylece medeniyeti oluşturan kurumların şekillenme imkanı hazırlanmış olur. İran İslam inkılabı da sürekli Müslümanların vahdetini vurgulamış ve böyle bir vahdetin de İslam dünyasında huzur ve güvenliğin temin edilmesine katkı sağlayacağını savunmuştur. Öte yandan İslam inkılabı ilkelerine göre İslam ülkeleri arasındaki işbirliği İslam medeniyetinin gelişmesine katkı sağlar. Böylece İslami uyanışın yaygınlaşması ve Müslümanlar arasında işbirliğinin gelişmesi ile İslam medeniyeti bir kez daha dünya genelinde bilim ve kültür öncülüğü konumunu ele geçirebilir.
Kuşkusuz her medeniyet filizlenip gelişmesi için uzun bir zamana ihtiyacı vardır. Buna karşın şimdiden İslam dünyasının bazı yörelerinde bu gelişmenin izlerine rastlamak mümkün. İran buna en iyi örneklerden biridir. Bu ülke çeşitli bilimsel ve teknolojik alanlarda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Tüm bu gelişmeler hür yaşayıp bağımsız olmak isteyen İran tarafından Amerika'nın çeşitli baskı ve komplolarına karşın elde edilmiştir. Son olarak İranlı bilim adamları AIDS hastalığına karşı yeni bir ilaç üretmeyi başarmış, ayrıca felç hastalar için yeni bir ümit ışığı olan teknikler geliştirmiştir.
İranlı bilim adamlarının bir başka başarısı kök hücre üretimidir. İranlı bilim adamları bu sayede kopyalanmış koyun üretmeyi başarmıştır.
İran'ın barış amaçlı nükleer teknolojideki başarısı da İranlı uzmanlar sayesinde elde edilmiştir. Tabi tüm bu gelişmeler İslam medeniyetinin ihya edilmesini istemeyen batılı devletlerin sabotajları ve komplolarına karşın elde edildiği belirtilmelidir. Söz konusu batılı devletler türlü türlü oyunlara başvurmak ve hatta İslam dünyasında ihtilafları körüklemek pahasına İslam medeniyetinin yeniden doğuşunu engellemeye çalışıyor.
Uzmanlara göre İslam inkılabı ve İslami uyanış süreci Hz. Mehdi (sa)'ın evrensel kıyamı için uygun bir zemin oluşturabilir. O hazret dünyaya eşitlik ve adaleti yaymak ve İslami bilim, kültür ve değerleri yerleştirmek için gelecektir. Bu yüzden İslam medeniyetinin gerçek boyutları ancak Hz. Mehdi (sa) zuhur ettikten sonra ortaya çıkacak ve bilim ve kültür doruğa ulaşacaktır. İnşaallah.
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:50 AM
irna.ir/tr/news/line-113/key-21113/" >İRNA.Tahran.27.12.2007
irna.ir/tr/news/line-113/key-37320/" >Kültürel. El-ezher. Laricani. Tantavi.
Mısır El-Ezher Camisi Şeyhi Muhammed Tantavi İran İslam Cumhuriyetinin bilimsel ve nükleer konularda ilerlemesi ve gelişmesinin İslam dünyasının gelişmesi ayrıca İslam dünyasının övüncü olduğunu söyledi.
Şeyh Tantavi Kahire’de İslami Devrim Liderinin İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Temsilcisi Ali Laricani ile görüşmesinde, Müslümanlar arasında ortak noktaların güçlendirilmesi ve mezhepler arasında yakılaşma ve ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Şeyh Tantavi İslam mezhepleri arasında usulü ayrılıkların bulunmadığını, ayrıntı ve küçük meselelerde mezhepler arası görüş ayrılıkları olduğunu hatırlatarak, İslam düşmanları ve bazı cahil zümrelerin bu tür küçük ihtilafları körüklediğini belirtti.
Laricani de bölge ve İslam dünyasında yaşanan gelişmeleri tahlil ederek, Irak’ta yaşanan ihtilafların mezhebi kökleri bulunmadığını, Sünni-Şii ihtilafı olmadığını sadece siyasi kaynaklı ihtilaflar olduğunu ve Müslümanların zayıflaması için İslam düşmanları tarafından bu ihtilafların körüklendiğini söyledi.
Laricani İran’ın her zaman Müslümanların izzeti ve İslam birliğinin oluşması için çaba harcadığını ve politikalarının esasını bu düşüncelerin oluşturduğunu hatırlatarak, İran’ın her zaman diğer İslam mezhepleriyle işbirliği ve yakınlaşmaya hazır olduğunu, El-Ezher’in bu doğrultuda önemli rolü bulunduğunu vurguladı.
---> Kültürel.El-ezher.Laricani.Tantavi.
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:53 AM
Çok değil, henüz 29 yıl önce büyük bir halk devrimiyle saltanat rejiminin yıkılıp yerine cumhuriyet kurulan İran’ın teknolojik alandaki başarıları bilinen soru konusunda kafaları karıştırıyor: Bilim ve din ilişkisi çelişki mi, yoksa ahenk üzerine mi kurulu?
Son zamanlarda Türkiye’de başörtüsü yasağının üniversitelerde kaldırılması girişimiyle bir kez daha gündeme gelen “bilim-din ilişkisi”, bir din devleti olan İran örneğine bakıldığında klişeleri sarsan uygulamalarla karşımıza çıkıyor.
Sanılanın aksine İran, dini bir cumhuriyet olmasına rağmen nükleer teknolojide nükleer kulübe katılacak düzeye geldi. Uzaya kendi füzesiyle yine kendi yaptığı uyduyu göndermeye hazırlanan İran, uzay araştırmalarıyla artık uzay kulübüne de katıldığını ilan etti. Uzaya insanlı gidiş için hazırlıklara başlandığı bilgisi geliyor.
İran’daki bilimsel gelişmeler, konunun dini inançlarla değil siyasi iradeyle ilişkilendirilmesinin daha doğru olacağı kanaatini destekliyor.
Bu fikri destekleyen en önemli gelişmelerden biri de genetik kopyalama çalışmaları. Batı dünyasında bile etkili ahlak tartışmasının konusu olmayı sürdüren klonlama, İran’da önemli ilerlemeler kaydedilmiş bir alan.
BBC’nin Türkçe internet sitesindeki yoruma göre İran'da bilimin en tartışmalı alanlarından birisi olan klonlama konusunda önemli ilerlemeler kaydediliyor.
Yorum şöyle:
Klonlama üzerine İran'daki kurallar Batı'dakilerden farklı.
İran'ın en güzel kentlerinden İsfahan'ın dışında tozlu bir tarlada, yorgun görünüşlü bir çoban bir koyun sürüsünü güdüyor.
Ancak sürüdeki hayvanlarından birisi son derece sıradışı...
Royana isimli sıradan görünümlü, kahverengi, kıvırcık tüylü koç aslında İran biliminin en gururlandığı eserlerinden biri...
Royana, İran İslam Cumhuriyeti'nde, hatta tüm Orta Doğu'da klonlama, yani genetik kopyalama sonucu dünyaya gelen ilk hayvan.
Dolayısıyla başkalarından daha farklı muamele görmesi şaşırtıcı değil.
Royana'ya adını veren Royan Araştırma Enstitüsünden Dr. Murtaza Hüseyni, beni klonlama araştırmaları yapılan laboratuvarlarda gezdirdi.
İsfahan'da eskiden ev olan bir binadaki enstitütünün çalışmaları bu günlerde ineklere odaklanıyor.
Genetik yapıları değiştirilen ineklerin sütünden bir gün insanların kullanacağı ucuz ilaçlar üretilmesi hedefleniyor.
Buradaki çalışmalar sadece hayvanlarla da sınırlı değil.
Enstitünün binlerce kadının çocuk sahibi olmasını sağlayan geniş bir embriyoloji ve kısırlık tedavisi birimi de var.
Etik sorunlar
Peki kendilerini liberal demokrasiler olarak gören Batı ülkelerinde bile büyük tartışmalar koparan genetik araştırmalarının getirdiği etik sorunlara İslam Cumhuriyeti'nde nasıl çözümler sunuluyor?
Birimin başındaki Cambridge Üniversitesi mezunu doktor Muhammed Hüseyin Nasır, İran'daki kuralların Batı'dan farklı olduğunu, ancak bunların daha sıkı oldukları anlamına gelmediğini söylüyor.
Nasır, "Örneğin, ülkemizde, İran'da bir kadın yumurta bağışında bulunacaksa, taraf durumundaki erkeğin geçici olarak evlendiği eşi, ya da ikinci eşi olmalı... Bu da işleri biraz karmaşık hale getiriyor. Çünkü herhangi bir kişiden yumurta alamıyoruz." diyor.
Enstitünün faaliyetlerini düzenleyen etik komisyonunda Müslüman din adamları, etkili bir rol oynuyorlar.
Bu din adamlarından Hüccet-ül-islam Mehradi'ye Kuran'ın ilkelerini modern bilim konularında hüküm vermek için nasıl kullandıklarını sordum.
Mehradi, İslam'da insan ve insanlık için zararlı olan her şeyin yasaklandığını, insan ve insanlık onuru için faydalı şeylere ise izin olduğunu söyledi.
Dr Muhamed Nasır da, İran'ın bilim konusundaki adımlarının, Batı'da farklı algılandığı kanısında.
Nasır, "Batı'da üstü örtülü bir propaganda yapılıyor. Böylece insanlar bazı ülkelerde bazı şeylerin olmadığını düşünüyorlar. Bizim çalışmalarımızı, verilerimizi, bilimsel yazılarımızı görünce şaşırıyorlar. Ama şimdi dünyanın çeşitli yerlerindeki bilimadamları artık çalışmalarımızı biliyor." diyor.
Bilimin dini inançlara aykırı, hatta bilimin amacının dinin dogmalarını çöpe göndermek olduğunu savunan bilim adamlarının hala bulunabildiği Türkiye için İran’daki durumu anlamak kolay olmayabilir. Fakat Avrupa aydınlanması içinde dinadamlarının veya dindar bilim adamlarının oynadığı rolü açıklıkla ortaya koyan bilim tarihine aşina olanlar İran örneğine bu gözle bakıyor.
7.2.2008 11:07:09 PM.www.fikritakip.
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 07:55 AM
İslam İnkılabı Sürecindeki İmar Ve Kalkınma
İslam inkılabının mesajı Müslümanların yabancı güçlerden bağımsız olması ve hürriyet talep olmasıdır. Bu ilkelerden hareketle İran milletinin büyük devriminin 29. yıldönümünde İran İslam Cumhuriyeti ilmi, siyasi, ekonomik, içtimai ve teknik ve askeri alanlarda büyük gelişmeler kazanmıştır.
İran'da İslam inkılabı Şubat 1979 tarihinde İslam öğretileri doğrultusunda gerçekleştirildi. İslam inkılabının zaferinden sonra İran yetkilileri halkın da katkısıyla ülkenin kültürel, ilim ve teknoloji, eğitim ve öğrenim, iktisadi ve toplumsal, güvenlik ve askeri alanda büyük kalkınma ve gelişme sürecini başlattılar. Çünkü İslam en yeni ve mükemmel din olarak toplumun bilim, ahlak ve teknoloji üzerine gelişmesini, sosyal refah ve adaletin sağlanmasını istiyor.
Bu konuda İslam’ın iki temel ilkesi söz konusudur:
Bunlardan biri, Müslümanların gayri Müslimlere muhtaç olmaması, ikincisiyse, öz güvenle Allah'a tevekkül ederek, onarım ve kalkınma yolunda hareket etmektir.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'in Nisa suresinin 141. ayetinde Müslümanların bağımsız olması gerektiğini vurgulayıp şöyle buyuruyor:
"Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez".
Bu ayeti kerime uyarınca İslam toplumunun siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri açıdan Müslimlerin sultasına imkan sağlanmamalıdır. İslam'ın bu öğretisi, Müslümanları tam bağımsızlık ve istiklale kavuşturmanın itici gücü sayılıyor. Çünkü İslam'da yabancı ve gayri Müslimlerin Müslümanlar üzerinde sulta kurması haram sayılır.
İslam inkılabının mesajı da Müslümanların yabancı güçlerden bağımsız olması ve hürriyet talep olmasıdır. Bu ilkelerden hareketle İran milletinin büyük devriminin 29. yıldönümünde İran İslam Cumhuriyeti ilmi, siyasi, ekonomik, içtimai ve teknik ve askeri alanlarda büyük gelişmeler kazanmıştır.
İslam inkılabının zaferinin ilk günlerinden itibaren İran'da ekonomik bağımsızlık gereği gündemdeydi. Çünkü Pehlevi rejiminin hatalı politikaları sonucu İran aşırı derecede batıya ve özellikle Amerika'ya bağımlı hale geldi. İslam inkılabının zaferinden sonra ise batılı emperyalist güçler, zulüm ve sömürgeciliğe karşı savaş açan İran milletine karşı can alıcı ambargolar uyguladılar. Bu nedenle İran tarım ve kendine yeterlilik kazanmak için büyük ilmi faaliyetler başlattı. İran'ın ilim ve teknolojik gelişim alanındaki çalışmaları, dayatılan 8 yıllık savaş sürecince de devam etti. İranlı ziraatçılar ve tarım sektöründe çalışanlar stratejik besin kaynağı olan Buğday üretiminde yeterliliğe kavuştular. Nitekim geçen sene İran bazı ülkelere buğday ihraç etti. İran diğer tarım ürünleri konusundaki modern ve mekanize üretim metotlarını geliştirip, ihracata dönük zırai mahsullerin üretim miktarını arttırdı.
Pehlevi rejiminden artakalan ekonomik sorunlardan biri, İran ekonomisinin aşırı derecede petrol ihracat gelirlerine bağımlı olmasıydı. Bu ekonomik zaaf yavaş yavaş giderilmektedir. Nitekim İran'ın hicri şemsi 1386-cari yıldaki bütçesinde petrol gelirlerine bağımlılık orana % 50'nin altına düştü. Buna karşılık son yıllarda petrol dışı mamullerin ihracat hacmi ve elde edilen gelir artmıştır. Resmi rakamlara göre, İran'ın hicri şemsi 1358 yılındaki petrol dışı mamüllerin ihracat hacmi % 47 oranında arttı ve elde edilen gelir 16 milyar dolara ulaştı. Bu nedenle İran ekonomisi, petrol fiyatı dalgalanmaları karşısında daha az etkilenmiş oldu. İran ayrıca, petrol rezervlerini daha bilimsel ve verimli bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Nitekim İran petro kimya ürünlerinin üretim hacmini arttırdı. Bu bağlamda cari yıl sonunda İran'ın petro kimya mamullerinin üretim hacmi 30 tona ulaşacaktır. Bu miktar üç yıl sonra yani İran İslam Cumhuriyetinin 4. beş yıllık kalkınma planının sonunda 58 milyon tona ulaşacaktır.
İran otomotiv sanayide de gelişim göstermiştir. Nitekim İran'ın özel arabaları ve kamyonları Suriye, Türkmenistan, Afganistan, Azerbaycan Cumhuriyeti, Venezüella ve diğer ülkelere ihraç ediliyor. Bazı ülkelerdeyse İranlı mühendislerin yardımıyla otomotiv sanayi fabrikaları kuruluyor. İran hicri şemsi 1385 yılında 350 milyon dolar tutarında 30 bini aşkın araba ihraç etti. İslam inkılabı sonrası İran'da kara yol yapımı, demir yolları, metro gibi taşımacılık şebekelerinin yapımı hızlandırıldı. İran'da yollar ve demir yolları onarılıp, uzunlukları arttırıldı. İran'da çok sayıda otoban, metro, büyük köprüler yapılıp kentleşme süreci modernize edildi.
Amerika tehdit ve ambargolarına rağmen, yabancı şirketlerin İran'daki yatırım miktarı artıyor. Amerika'nın uyarılarına rağmen İran'ın petrol sektöründeki yabancı şirketlerin yatırımı %9 oranında arttı. İran petrol ve doğalgaz sektöründeki arama, çıkarma ve ihracat çalışmaları devam ediyor. Nitekim petrol bakanının 2 Şubat günü yaptığı açıklamada 11 trilyon fut küplük yeni bir doğal gaz yatağının keşfedildiğini söyledi.
Rusya'dan sonra ikinci büyük doğalgaz birikimine sahip olan İran, bu konuda çeşitli ülkelerle anlaşmalar imzaladı. Nitekim İran doğalgaz yataklarını geliştirmek için Avusturya ile 50 milyar dolar ve Malezya ile 16 milyar dolar tutarında anlaşma imzaladı. İran İslam inkılabının önemli sloganlarından biri, eşitlik ve sosyal adaleti sağlamak ve yoksullukla mücadele etmektir. İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri ekonomik gelişmeyle birlikte dar gelirli kesimin gelir düzeyini yükseltmeye çalışıyorlar. Dr. Ahmedinejad hükümeti, İslam inkılabının adalettalep mesajını gerçekleştirmeye çalışıyor. Nitekim cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu, İran'ın bütün yerleşim bölgelerindeki halkın hayat şartları ve istekleriyle doğrudan tanışabilmek için, cumhurbaşkanlığının ilk iki yılında 30 ili ziyaret edip, ikinci tur, ziyaretlerine başladı. Bundan amaç, hazırlanıp, onaylanan ilk dönemki refah ve kalkınma planlarının uygulanış seviyesini denetlemektir.
Hükümet ayrıca, dar gelirli kesimlere devlet şirketlerinin hisselerini "adalet hisseleri" programı çerçevesinde devretmektedir. Yapılan bu satış bedeli, hisse senetlerinin karları üzerine geri ödenmektedir.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'in Enfal suresinin 60. ayetinde şöyle buyuruyor:
"Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip, Allah'ın bildiği diğerlerini korkutup, caydırınız. Kur'an-ı Kerim'in diğer ayetlerinde de Müslümanların saldırgan güçlere karşı askeri hazırlık yapmaları gereği vurgulanıyor.
İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri de İslam inkılabının öğretileri doğrultusunda, düşmanların muhtemel saldırılarına karşı fikri ve teknolojik yetenek ve kabiliyetlerini gerçekleştirmiş bulunuyorlar. Basçı cinayetkar Saddam ordusunun 8 yıllık saldırıları ve Amerika'nın İran'ı açıkça tehdit etmesi gereğinden hareketle İran silahlı kuvvetleri, savunma sanayisini geliştirip, yüksek teknolojik askeri teçhizatla donatılmıştır.
İslam inkılabının zaferi sonrası askeri ve savunma sanayi alanında ambargoya uğrayan İran, bilgin ve uzmanların katkısıyla en modern savunma teçhizatını üretmektedir. İran karadan karaya, kara-hava, hava-hava, kara-deniz ve su altı füzeler ve torpidolar geliştirmiştir. Bu füzelerin menzili ve nokta vuruş gücünü arttırma ve etki alanı genişletme gibi özelliklerinin daha bir geliştirilmesi çalışmaları devam ediyor. İranlı bilginler ayrıca, savaş uçakları ve taarruz helikopterleri yapımında başarılı oldular. İran değişik modelde pilotlu ve pilotsuz savaş uçakları imal etmektedir.
İran kara kuvvetleri, sanayi kolları, tank, zırhlı personel taşıyıcı, top ve personel silahları üretmektedir. İranlı uzmanlar, deniz altı, savaş gemileri, hücum botları, hızlı tekneler ve deniz kuvvetlerine diğer askeri malzemeler imal etmektedir. İran'ın savunma sanayisi, yüksek kaliteli ve maliyeti düşük silahlar üretmektedir. İran halihazırda 57 ülkeye silah ihracatı yapmaktadır.
İran İslam inkılabı, Müslüman İran milleti için bir çok getiri ve başarı getiren bir inkılap olmuştur. Bu inkılap bağımsızlık, bilimsel ilerleme ve kendi kendine yeterlilik gibi değerleri İran milletine sunmuş ve bu milleti ecnebilere kültürel, siyasi ve iktisadi bağımlılığını ortadan kaldırma ve iktisadi adalet, bilimsel ve teknolojik kalkınmaya kavuşma yolunda ilerlemeleri için teşvik etmiştir. Söyleşimizin ilk bölümünde İslami İran’ın İslam inkılabı sayesinde iktisadi ve savunma alanlarında elde ettiği bazı başarılara değinmiştik. Şimdi son yıllarda İran’ın bilimsel ve eğitim alanlarındaki başarılarından söz etmek istiyoruz sizlere. Birlikte dinleyelim.
İslam dini bilim öğrenmeye ve başkalarına öğretmeye çok kez vurgu yapan bir inançtır. İslam dininde bir çok ayet ve hadiste Müslümanlar, her yaşta ve her yerde ve her zaman bilim öğrenmeye tavsiye edilmiştir. Bu değerli tavsiye İslami İran’da da büyük ilgi gören bir tavsiyedir, öyle ki ilk etapta eğitim hakkı okullardan üniversitelere kadar bütün herkese temin edilmeye çalışılmıştır.
Bu konuda İran İslam cumhuriyeti anayasasının 30. maddesinde şu ifade yer alıyor: Hükümet orta öğretimin sonuna kadar tüm millete bedava eğitim imkanlarını sağlamalı ve yüksek öğretim imkanları da ülke kendi kendine yetecek dereceye ulaşıncaya dek bedava olarak yaygınlaştırmalıdır.
İran İslam inkılabının zafere kavuştuğu ilk günden itibaren İran’da okuma yazma seferberliği başladı ve İslam cumhuriyeti nizamının kurucusu imam Humeyni (ra)’in emri üzerine ‘okuma yazma hareketi’ kurumu kuruldu. Söz konusu kurumun etkin ve sürekli çabaları sonucu İran’da okuma yazma bilmeyenlerin oranı büyük ölçüde düştü ve inkılaptan önce %50’lerde seyreden bu oran %10’ların altına indi.
Okuma yazma hareketi kurumunun İslami İran toplumunda sürdürdüğü cahillikle mücadelesi başta UNESCO olmak üzere uluslar arası kurum ve kuruluşların takdirini topladı. Öte yandan İslam inkılabını takip eden yıllarda İran’da eğitim seviyesi nitelik ve nicelik bakımından sürekli gelişme kaydetti. Her yıl İran’ın çeşitli yörelerinde çok sayıda yeni okullar açılırken eğitim alanında faaliyet yürüten yetkililer de ders müfredatının içeriğini en son bilimsel bulgular ve en yeni eğitim teknikleri ile güncelleştirmeye çalışıyor.
İran üniversiteleri de İslam inkılabından sonra büyük değişimler yaşadı. Nüfus artışı ve üniversite öğrenci adaylarının sayısının artmasına karşın şu anda İran yüksek eğitim kurumları yıllık 1.2 milyon öğrenci kapasitesine sahip bulunuyor. Bu alanda dikkat çeken bir başka konu, İran İslam cumhuriyetinin kadın haklarına saygı ilkesi ve be kesimi yüksek eğitim almaları için teşvik etme politikası çerçevesinde üniversitelerin giriş sınavını kazanan adayların %60’ının kız öğrencilerden oluşmasıdır.
Öte yandan İranlı araştırmacıların dünyanın en muteber dergilerinde yayınladıkları makale sayısı da her geçen gün artmakta, bu endeks ise ülkenin bilimsel kalkınmasının hızını yansıtmaktadır. Bu arada bazı batılı dergilerin bilimsel tarafsızlık iddialarına karşın İranlı bilim adamları ve araştırmacılarının makalelerini yayınlamadığını da unutmamak gerekir.
İranlı bilim adamları da son yıllarda göz kamaştıran başarılara imza attılar. Dünyanın en üstün ve en kompleks dört teknolojisinden biri olan nano teknoloji uzun yıllardır İranlı bilginlerin ilgi odağında bulunuyor. Bu teknolojiden yararlanmak suretiyle hatta vücudun bazı hücrelerinde ve moleküllerinde bir takım değişiklikler yaratarak fonksiyonlarını ilerletmek ve geliştirmek mümkün. Nano teknolojiden tıp, veterinerlik, tarım, sanayi ve bir çok alanda yararlanılıyor. Hali hazırda İran, nano teknoloji alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor ve bu teknolojinin yardımı ile bir takım ürünler ürettiği ifade ediliyor.
İran’ın bir başka bilimsel onur kaynağı ise kök hücre çalışmalarıdır. Son yıllarda İranlı bilim adamları bu hücrelerden çeşitli hastalıkların tedavisinde yararlanmış ve bu yolda büyük başarılara imza atmıştır. Kök hücreleri insan vücudunda bulunan hücreleri üretebiliyor. İranlı bilginler kök hücrelerinden yararlanarak tedavisi zor olan ve bazen mümkün olmayan hastalıkları tedavi ediyor. Nitekim körlük gibi bazı hastalıklar kök hücre yöntemi ile tedavi edilmiş bulunuyor. Ancak bu alanda elde edilen en önemli başarı, kök hücre tekniğinin yardımı ile koyun kopyalamaktır. Bu yöntemin başarılı olması üzerinden yaklaşık bir yıl geçiyor. Bu başarı, İran İslam cumhuriyetinin başta kök hücre teknolojisi olmak üzere tıp alanında büyük bir ilerleme kaydettiğini gösteriyor.
Amerika’nın CNN TV kanalı İran’ın kök hücre alanındaki ilerlemesi hakkında hazırladığı raporda Royan araştırma merkezinin faaliyetlerine değinerek şu ifadelere yer veriyor: Dünyanın cenin kök hücreleri üzerinde araştırma yapan en gelişmiş merkezlerinden biri, Royan araştırma merkezidir. Bu merkezde bilim alabildiğine ilerliyor.
CNN ayrıca İran’ın bilimsel gelişmelerinin sebebinin, İran’ın bir bütün olarak bilim meraklısı olduğunu vurguluyor.
Kuşkusuz İran İslam cumhuriyetinin kök hücre üzerindeki ilerlemeleri bu ülkenin tıp alanında elde ettiği başarılardan sadece biridir. Uluslar arası dergilerde ve internet sitelerinde yayınlanan tıbbi makalelerin sayısı, İran’ın tıp alanındaki seçkin konumunu en iyi şekilde gösteriyor. Öyle ki sadece geçen yılda İran bu alanda 4 bin makale yayınladı.
İranlı bilim adamlarının tıp alanındaki bir başka önemli başarısı, insan vücudunun savunma sisteminin direncini AIDS hastalığı karşısında arttıran IMOD adlı bir ilacın üretilmesidir. Dünyanın önde gelen bilimsel merkezlerinin onayladığı IMOD, hastaların AIDS karşısındaki direncini yükselterek daha uzun ömürlü yaşamasını sağlıyor. Bu yılın şubat ayının 3. gününde de İranlı bilim adamları yeni bir ilacın tanıtımını yaptılar. Anji-pars adı ile tanıtılan bu merhem, şeker hastalığı sonucu ortaya çıkan ve bazen hastanın ayağının kesilmesine neden olan yaraların tedavisinde kullanılıyor.
Öte yandan İranlı hekimler beyin, sinir sistemi, kalp, göz ve diğer organlarla ilgili oldukça karmaşık ameliyatları gerçekleştirerek İran milletine sağlık armağan ediyor. İran şu anda Orta Doğu bölgesinde tıp alanında birinci sırada yer alırken kök hücre gibi bazı önemli alanlarda da dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri sayılıyor.
İranlı bilginlerin uzun yıllar süren çalışma ve çabalarının sonucu olan bir başka bilimsel başarı ise, İran’ın barışçı nükleer teknolojideki başarısıdır.
İran İslam cumhuriyeti bu alandaki başarıyı, batılı devletlerin İran’a yönelik ağır siyasi ve iktisadi baskı ve tehditleri altında elde etti. Çünkü bilindiği üzere batılı devletler gelişmiş teknolojileri kendi tekellerinde tutmaya çalışıyor. Kendileri bizzat nükleer teknolojiden yararlanarak kitle imha silahları üreten veya Amerika gibi nükleer silahları bizzat kullanan batılı devletler başkalarının da onlar gibi aynı amacı taşıdığını düşünüyor. Oysa İran İslam cumhuriyeti UAEA denetçilerinin gözetimi altında nükleer faaliyetlerini yürüterek bu teknolojiden sadece barışçı amaçlar uğruna yararlanmak istediğini ispat etmiş bulunuyor.
İran’ın nükleer teknolojiden en önemli yararlanma alanı, nükleer santralleri için yakıt üretmektir. İran nükleer santrallerin inşa edilmesi için geniş bir programı izliyor ve bu santrallerin yakıtı başkalarından bağımsız olarak üretmeye çalışıyor. Geçen nisan ayında cumhurbaşkanı Ahmedinejad İran İslam cumhuriyetinin nükleer yakıtı sanayi ölçekte üretme aşamasına geçtiğini duyurdu. Bu açıklama İran’ın nükleer yakıt sirkülasyonunu tam olarak gerçekleştirmeyi başarmasından sonra yapıldı ve şimdiye dek de batının tüm ambargolarına karşın bu alanda kayda değer ilerlemelerin kaydedildiği gözleniyor.
İranlı araştırmacılar şimdiye dek nükleer teknoloji ve radyoaktif maddelerden vatandaşların refahı doğrultusunda çeşitli alanlarda yararlandı. Günümüzde radyo-ilaçlar bu teknolojiden yararlanılarak imal ediliyor. Bu ilaçlar bazı hastalıkların tedavisini büyük katkı sağlıyor. Öte yandan radyoaktif maddelerden bazı hastalıkların teşhisi için yararlanılıyor.
Nükleer maddelerin diğer barışçı kullanım alanları ise tarım, hayvancılık ve diğer tıbbi alanlardır
İranlı bilim adamları İslam dininin tealimi ve İslam inkılabının öğretileri sayesinde bilim ve teknolojide yeni ufukları keşfetmekte öncü olmaya devam ediyor. Uzaya fırlatılan füze rampaları, uydu taşıyabilen Sefir adlı füzenin imalatı ve 4 şubat tarihinde uzaya fırlatılan araştırma roketi, dünya kamuoyunun takdirle karşıladığı İran’ın diğer bilimsel ve teknolojik başarılarıdır. Kuşkusuz tüm bu başarılar İslam inkılabı sayesinde gerçekleşiyor ve İran milleti Allah’a olan imanı ve İslam inkılabı rehberinin tedbirleri ile izlediği yola devam ediyor.
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 08:05 AM
Bütün bunlar İran İslam İnkılabının maddi kazanımlarıdır. Ki bunların hiç birisi olmasa bile İranın İslam ahkamını yürürlüğe sokması ona sevgimiz için yeterli olmalıdır. Ki müminler müminden ve mazlumdan yana olmalı değiller midir.
Bütün bunlara karşılık, münafıkların Rasulullah zamanında müminleri korkutmak için, bakın kafirler ve müşrikler şu kadar asker, şu kadar teçhizat ile tümden üstünüze gelip sizi yok edecekler, halbuki siz sayı ve techizatça onlar kadar değilsiniz demeleri gibi günümüzün münafıklarınında dünya müslümanlarını amerika ile korkutmaları aynı mantıktan başka bir şey değildir.
İranın bu teknolojileri Allahın nimetidir. Ki bu teknojiler olsa da olmasa biz bizi amerika ile korkutmaya çalışan münafık cahil ve fafillere diyoruz ki, Fe Kul Hasbiyellahu Lailahe İlla Huve Tevekkeltü ve Huve Rabbül Arşıl Azim.
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 11:07 AM
İran, yerli yapımı ilk uzaya uydu gönderme sistemini başarıyla denedi.
İranlı bilim adamlarınca 10 yıllık bir çalışma sonucunda yapıldığı bildirilen roket, İran'ın ilk uzay üssü olduğu belirtilen bir alandan fırlatıldı. Roketin fırlatılma anı devlet televizyonunundan da canlı olarak yayınlandı.
İran'ın yerli yapımı ilk uydusunu da uzaya taşıyacak sistemin nerede denendiğine ilişkin şu ana kadar açıklama yapılmadı. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, roket fırlatılmadan önce yaptığı konuşmada, otoriter güçlerin hakimiyetinden kurtulmak için dünyanın en gelişmiş teknolojisine sahip olmak gerektiğini söyledi.
''İlerlemek için uzayda da aktif ve etkili bir şekilde bulunmalıyız'' diyen Ahmedinejad, şunları kaydetti: ''Bugün, uzay bilimi alanına da ilk adımımızı, çok sağlam, dikkatli ve bilinçli bir şekilde attık. Bir uydunun yapılması ve fırlatılması çok büyük ve önemli bir kazanç. Bir milletin gururla yaşaması için uzayda bulunması şart.''
İran, ''Omid'' (Ümit) adlı ilk yerel araştırma uydusunu da mart 2009'da yörüngesine yerleştirmeyi planlıyor. Ahmedinejad, teknoloji alanındaki gelişmeleri genellikle 1979 İslam devriminin yıl dönümünden önceki günlerde açıklıyor.
Sağlık Bakanı Kamran Bakıri Lenkerani de dün, şeker hastalarının ayaklarında çıkan yaraların tedavisinde kullanılacak yeni bir bitkisel ilaç geliştirdiklerini açıklamıştı. İran, İslam devriminin 29. yıl dönümünü 11 şubatta kutlayacak. Ahmedinejed, geçen yıl da devrimin yıl dönümünde İran halkına ''güzel bir haber'' vereceğini ifade etmiş ve kutlamalar sırasındaki konuşmasında ''AIDS'e çare bulduklarını'' söylemişti. Kaynak: İRNA
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 12:35 PM
Nükleer teknolojinin elde edilmesi Siyonistleri ve Batı’yı şaşkına çevirdi
10 Mart 2008 Asya, Dünya, Haberler, İran
İslami Devrim Liderinin Suriye Temsilcisi Ayetullah Mucteba Huseyni İran İslam Cumhuriyetinin nükleer bilim ve teknolojiye ulaşmasının uluslararası Siyonizm ve Batı dünyasını şaşkına çevirdiğini söyledi.Huseyni Suriye’nin başkenti Şam’da İran barışçıl nükleer programı konulu konferansta yaptığı açıklamada, İran’ın yerli insan kaynakları ve gücüne dayanarak nükleer teknolojiyi elde ettiğini belirtti. Huseyni açıklamasında İran’ın nükleer enerjiyi hiçbir şekilde askeri amaçlı kullanma programı ve hedefi bulunmadığını zira İslam dininin atom bombası ve kitle imha silahları yapımına izin vermediğini ve bu doğrultuda İslami Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin kesin görüşleri bulunduğunu vurguladı. Huseyni İslam’da başkalarına taarruz ve
Saltukoğlu
Apr 4 2008, 03:47 PM
Zahidi: İran dünyada bilim üretiminde önde ülkeler arasına girdi
İRNA.Tahran.16.12.2007
Kültürel.Zahidi.Bilim.İran.
İran İslam Cumhuriyeti Bilimler, Teknoloji ve Araştırma Bakanı Muhammed Mehdi Zahidi İran’ın dünyada bilim üretiminde önde gelen ülkeler arasına girdiğini ve son edinilen bilgiler ışığında İran’ın bilim üreten ilk 30 ülke arasında yer aldığını açıkladı.
Zahidi konuyla ilgili yaptığı açıklamada, İran’ın bazı bilim dallarında sırasının çok daha yukarılarda olduğunu, özellikle matematik alanında İranlı matematikçilerin dünyada 11. sırada yer aldığını belirtti.
İran’ın dünyada mekanikte 11, polimerde 13, kimyada 19, kimya mühendisliğinde 22. sırada yer aldığına değinen Zahidi, İran’ın sosyal bilimlerde makalelerinin de ISC’de yer alması halinde ünyada bilim üreten ülkeler arasında konumunun daha da yukarılara tırmanacağını, İran’da gelecek yıl araştırma makalelerinde % 60-70’lik bir artışın yaşanacağını ve İran’ın dünyada bilim üreten ülkeler arasında konumunun daha da yükseleceğini vurguladı.
Zahidi İran’da her eyaletin en azından bir bilim ve teknoloji parkına sahip olması yönünde kanunun onaylandığını, İran’da 19 eyalet bulunduğunu ve bu eyaletlerde kurulacak bilim-teknoloji parklarının üretilecek bilim ve teknoloji projelerini ürüne dönüştürmek için önemli bir imkan sağlayacağını söyledi.
Zahidi son iki yılda İran’da 100 yeni buluşun kayıt altına alındığını, ayrıca son dönemde uzay bilimleri alanında önemli adımlar atıldığını hatırlattı.
---> Kültürel.Zahidi.Bilim.İran.
RAzdAR
Apr 4 2008, 11:42 PM
saltukoğlu kardeş bu kıymetli yazılardan dolayı size teşekkür ediyoruz.
umarım kardeşlerimiz bu değerli bilgileri titizlikle okuyarak meseleye daha iyi vakıf olurlar.(inş.)
abd,israil ve onların yerli işbirlikçilerinin iran hakkında oluşturduğu bilgi kirliliğini,iyi tahlil edip yalan bilgilere itibar edilmemesi gerektiği, islam cumhuriyetinin gücünün farkında olan abd'nin öyle kolay kolay irana saldırmadığı ve saldıramayacağını idrak ederiz.
iran islam cumhuriyeti tüm dünya müslümanları için yegane hami ve emniyet güvencesi olduğu hakikatı tüm islam düşmanları tarafından bilinirken malesef bizim kimi müslüman kardeşlerimizin bu hakikati görmemek için adeta elleri ile gözlerini kapatmaya çalışmalarınıda anlamak 'ta zorluk çekiyoruz.
Allah hikmet ve ferasetle görmeyi nasip etsin..