Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: İmam Rabbani Ez-Zahir ismini nasıl yorumluyor?
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ TASAVVUF ]·.
Sayfa: 1, 2, 3
Carud
İmam Rabbani Allah c.c. zahir ismiyle nasil alay ediyor:

Kamil ve herkesi kemale kavuşturan, vilayet derecelerine ulaşmış, nihayeti başlangıca yerleştirmiş olan yolda gidenlerin önderi, Allah-u Teala’nın beğendiği dinin kuvvetlendiricisi.. Şeyhimiz ve imamımız Şeyh Muhammed Baki Nakşibendi ve ahrari (K.S.) hazretlerine kölelerinin en aşağısı olan Ahmet’den en yüksek makama dilekçedir. Kıymetli emirlerinize uyarak bu mektubu yüzümün karasıyla yazıyorum. Dağınık , bozuk olan hallerimi titreyerek arzediyorum. Bu yolda ilerlerken, Allahü Teala’nın ism-i zahirleri o kadar çok tecelli etti ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. Hatta nisa şeklinde, onların organları halinde ayrı ayrı zahir oldu. Bu taifeye o kadar bağlandım ki, nasıl bildireyim, kendimi tutamıyorum. Onların şeklindeki zuhur başka hiçbir şeyde yoktu. Alem-i emrdeki latifelerin halleri ve acaip güzellikler bu şekilde göründüğü kadar başka hiçbir şeyde görülmüyordu. Onların yanında eriyordum. Yanıp kül oluyordum. Bunun gibi her yiyecekte, her içecekte ve her cisimde ayrı ayrı tecelliler oldu.

[Mektubat, Ahmed Faruki Serhendi, Ter.H.Hilmi Işık]

(Not: Nisa ; Kadınlar demektir)
mesdo
ALINTI(Carud @ Apr 4 2008, 06:00 AM) *

İmam Rabbani Allah c.c. zahir ismiyle nasil alay ediyor:

Kamil ve herkesi kemale kavuşturan, vilayet derecelerine ulaşmış, nihayeti başlangıca yerleştirmiş olan yolda gidenlerin önderi, Allah-u Teala’nın beğendiği dinin kuvvetlendiricisi.. Şeyhimiz ve imamımız Şeyh Muhammed Baki Nakşibendi ve ahrari (K.S.) hazretlerine kölelerinin en aşağısı olan Ahmet’den en yüksek makama dilekçedir. Kıymetli emirlerinize uyarak bu mektubu yüzümün karasıyla yazıyorum. Dağınık , bozuk olan hallerimi titreyerek arzediyorum. Bu yolda ilerlerken, Allahü Teala’nın ism-i zahirleri o kadar çok tecelli etti ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. Hatta nisa şeklinde, onların organları halinde ayrı ayrı zahir oldu. Bu taifeye o kadar bağlandım ki, nasıl bildireyim, kendimi tutamıyorum. Onların şeklindeki zuhur başka hiçbir şeyde yoktu. Alem-i emrdeki latifelerin halleri ve acaip güzellikler bu şekilde göründüğü kadar başka hiçbir şeyde görülmüyordu. Onların yanında eriyordum. Yanıp kül oluyordum. Bunun gibi her yiyecekte, her içecekte ve her cisimde ayrı ayrı tecelliler oldu.

[Mektubat, Ahmed Faruki Serhendi, Ter.H.Hilmi Işık]

(Not: Nisa ; Kadınlar demektir)


smile.gif shake2.gif smile.gif
Saltukoğlu
Keşke kitapla ilgili sayfa numarasıda verseydiniz?
nasreddinhoca
En fasid tercümeden en fasid kıyas ile tikad beyan etmek doğru değildir...Kaldı ki mektup şer'î bir delil de değildir...
Nesai
ALINTI(Saltukoğlu @ Apr 4 2008, 11:44 AM) *

Keşke kitapla ilgili sayfa numarasıda verseydiniz?


[Mektubat, Ahmed Faruki Serhendi, Ter.H.Hilmi Işık, Duran Ofset, S.6]
Zemahşeri
Zahiren görünen herşey Allah'ın bir görüntüsüdür teorisine dayanaraktan müellifin kadınlara olan zaafını itiraf ettiği bir mektup. Mesele Allah c.c. ile alay etme değil mesele uslup farklılıdır.
Saltukoğlu
ALINTI(Nesai @ Apr 4 2008, 12:47 PM) *

[Mektubat, Ahmed Faruki Serhendi, Ter.H.Hilmi Işık, Duran Ofset, S.6]


Teşekkür ederim. Nesai kardeş.
Nesai
ALINTI(nasreddinhoca @ Apr 4 2008, 12:34 PM) *

En fasid tercümeden en fasid kıyas ile tikad beyan etmek doğru değildir...Kaldı ki mektup şer'î bir delil de değildir...


Fasit bir tercümemi orasını arapçasından tercüme eder izaha kavuşursunuz. Kaldı ki, farklı bir tevile yöneldirmek mümkün olmasa gerek. Mektubat şeri bir delil olmadığı gibi aslında mektubat Rabbani'nin kendine ait bir delilidir. Bu delilin nazarında Rabbani'nin nasıl bir küfür içerisinde olduğu görmemek veya görmemek istememekte sizin bileceğiniz en kolay karardır.

-Aslında bu sözleri hangi niyetle söylemiştir ?
-Yok öyle dememiştir de böyle demiştir.
-Sen onun ne dediğini nerden bileceksin ?
- Sen onun kadar alim misin?
- Sen kim oluyorsun ?
- Rabbani vahdeti vucud felsefesini kabul etmez.
- vs. vs.

gibi sözlerin söylenmesinede oldukça doydum açıkçası. Bence en makul olanı ''gerçekten öyle'' demek değilmidir ? İbn Arabi'yde bu kafadaydı. Aynı zihniyetin süre gelen filozof ve kelamcı akımı. Eğer bu kişilerin faydaları ''Ben Allahım'' (haşa) demek oalcaksa eğer, o alim ayaklarımın altındadır !




Allah en iyi bilendir.
Saltukoğlu
Yıllar önce bu Hüseyin Hilmi Işık denen laik rejimin kimyager albaylığını yapmış bu adamın, sokaklarda parasız dağıtılan bir kitabına gözüm ilişmişti de, orada şöyle ucuz ve basit bir savunma yapıyordu.

Önceden beri Hazreti Ali muaviye çatışmasında hre zaman neden muaviye Hazreti Aliye isyan etti kılıç çekti diye içimizde bir ukde bulunurdu. Bu bütün müslümanların bu konuyu öğrendiklerinde duyduğu ilk fıtri tepkidir de zaten.

Ancak daa sonra zehirli yürekler bunu saray mollalarının oluşturdukları din anlayışı ile ezmeye büzmeye, değiştirmeye, saptırmaya çalışarak muaviyeyi sahabe diye yutturmaya çalışırlar.

Yine şitke bu adam, kendisi gibi muaviye savunması yaparken şöyle diyordu.

Hazreti Ömer, hilafeti zamanında Emevilerin kabile çokluğu ve fitneci bozuk yapıları sebebiyle, devletten makam almadıkları takdirde devlet için tehlike arzedeceklerini bildiğinden bu fitnelerinin önüne geçmek için muaviyeyi Şama vali yapmış ama takibinide hiç bırakmamıştı.

Hazreti Ömer vali muaviyeyi her türlü istihbaratla takip eder, yanlış yaptığı zaman Medineye çağırır, mektup, elçi gönderir uyarır, sopasını başından eksik etmezdi. Buna rağmen muaviye gizlice ruhunda yapmak istediği bütün bozuklukları haram sınırına vardırıncaya kadar yapmaya çalışırdı.

Hazreti Ömer de bunun zaaflarını ve hilekarlığını bilirdi. Bu yüzden ona Şöyle derdi. Ki bu tarihi bir sözdür.
"Muaviye Arabın Kisrasıdır"

Bununla Hazreti Ömer, bu hilekar adamın ileride İslam Aleminin başına bela olacağını, İslamı ikiye böleceğini, binlerce sahabe ve sahabe çocuklarının kanına saltanat arzusu için gireceğini öngörmüştü. Bu ifadeyi kullanırken ne kadar da isabet etmişti. Muaviye Arabın Kisrasıdır diye.

Kisra demek, islam öncesi İran sultanlarının ünvanıdır ki, saltanata, güce, şehvete, debdebeye, zulme düşkün şahları temsil ediyordu, KİSRA kelimesi. Yani bu kelime ile Hazreti Ömer muaviyeyi tarif ediyor tanıtıyordu.

Hilmi Işık zavallısı ile şöyle bir savunma getirmeye çalışıyordu, bilmiyorum kendisi buna inanıyormuydu acaba?

Hazreti Ömerin muavieyeye KİSRA demesini şöyle yorumluyordu aklınca; Diyor du ki, Hazreti Ömer, muavieyinin süslü püslü askeri ve güzel elbiseler giymesi sebebiyle muaviyeyi övmek için böyle söylemiştir zira Kisralar çok güzel giyinirlerdi.

Buyrun cenaze namazına. Hazreti Ömer öveceği insanı bir müşrik liderine mi bençetir acaba. İman ve İslamdan başka bir övünç kaynağı kabul eder mi Hazreti Ömer acaba. Hili Işık ve avaneleri böyle. Zalim ve kafir hükümetlere bile kıyam edilmez diyende yine aynı malum zevattan başkası değil. Hazreti Rasulullah Mekkenin Zalim ve kafir yöneticilerine niye isyan etti bilemiyoruz tabi.
minibadih
CEM MAKAMI

TEVHİD'İN BU MAKAMI GERÇEKTE MAKAM DEĞİL, BELKİ BİR İSTİĞRAK HALİDİR. BU MAKAM SAHİBİNDE ŞUHUD VE ZEVK SEBEBİYLE HAKK KEMALİYLE ZAHİR VE EŞYA HAKK'IN ZATINDA BATIN OLUR. ANLAŞILACAĞI ÜZERE SUFİ, CEM MAKAMINDA, YANİ AŞK VE VUSLAT HALİNDE GAYR-İ İRADİDİR. BU MAKAMIN EN BELİRGİN ÖZELLİĞİ SEKR(MANEVİ SARHOŞLUKTUR).

ŞEMSEEDDİN SİVASİ HAZRETLERİ BİR ŞİİRİNDE BU DURUMU ŞÖYLE İFADE EDER

"MEST OLANLAR KELAMI KENDİNDEN GELMEZ VELİ
PES ENE-L HAKK NİCE SÖYLER KİŞİ MANSUR(HALLAC) OLMADAN

NİYAZİ MISRİ YUNUS EMRE'NİN
"KAF DAĞINDAN BİR TAŞI ŞÖYLE ATTILAR BANA
ÖYLELİK YOLA DÜŞTÜ ÜZE YAZDI YÜZÜMÜ"

ŞİİRİNİ ŞERH EDERKEN ŞÖYLE DER: "ÜZE YAZDI YÜZÜMÜ DEDİĞİ YANİ; AZ KALDI MURADIMI FEHM EDİP ANLAYALAR VE ÜZERİME SETRİ(GİZLEMESİ) FARZ OLAN İLMİ ONLARA KEŞF EDİP BEYAN ETMİŞ OLAM DİYE KORKTUM. ZİRA RUBUBİYYET SIRRIN KEŞFETMEK KÜFÜRDÜR."
KADI BEYZAVİ DE TEFSİRİNDE MAİDE 5/67 AYETİNİN TEFSİRİNDE ŞÖYLE DER: " ESRAR-I İLAHİYEDEN BAZI SIRLAR VARDIR Kİ İFŞASI HARAMDIR."

SONUÇ OLARAK; ALLAH DOSTLARINA AİT OLAN BAZI SÖZLERİN ZAHİRİNE BAKANLAR ALDANIRLAR. YUNUS EMRE'NİN DEDİĞİ GİBİ BİR TAŞ ATARLAR VE HEMEN KINARLAR. HALBUKİ BUNLAR ESRAR-I İLAHİ OLDUĞUNDAN HERKESİN ANLAYAMAYACAĞI VE SADECE EHİL OLANLARIN ANLAYABİLECEĞİ BİR TARZDA İFADE EDİLİR. BUNA MANTIK'U-TAYR DENİR.

SÖZ SÖZÜ YUNUS EMRE'YE BIRAKALIM

"YUNUS BİR SÖZ SÖYLEMİŞ HİÇ BİR SÖZE BENZEMEZ
ERENLER MECLİSİNDE BÜRÜR MANA YÜZÜNÜ"
nasreddinhoca
ALINTI
Mektubat şeri bir delil olmadığı gibi aslında mektubat Rabbani'nin kendine ait bir delilidir. Bu delilin nazarında Rabbani'nin nasıl bir küfür içerisinde olduğu görmemek veya görmemek istememekte sizin bileceğiniz en kolay karardır.


Mektubatın bu gün çok güzel tercümeleri vardır...
İmam Rabbani, nakşilerin halidilerine nazaran daha nezih biridir, ve tercih edilir...
Mektubat'taki mektup sayısında dahi tam bir ittifak yokken, sorunlu bir kaç mektup metninden yola çıkıp, İmam Rabbani'yi küfür ile itham etmek akl-ı selim'in işi değildir...

Yani şimde ben de üç beş sorunlu hadisten yola çıkarak hadisleri reddetsem sizden pek farkım kalmaz, e bırakın biraz fark olsun...

Gözünün ucuna bazı hadisleri dayasam ne kazanırım...
ya hu aynı mantıkla Peygambere dahi kafir diyeceksiniz...

Nesai
ALINTI(nasreddinhoca @ Apr 5 2008, 02:00 AM) *

Mektubatın bu gün çok güzel tercümeleri vardır...
İmam Rabbani, nakşilerin halidilerine nazaran daha nezih biridir, ve tercih edilir...
Mektubat'taki mektup sayısında dahi tam bir ittifak yokken, sorunlu bir kaç mektup metninden yola çıkıp, İmam Rabbani'yi küfür ile itham etmek akl-ı selim'in işi değildir...

Yani şimde ben de üç beş sorunlu hadisten yola çıkarak hadisleri reddetsem sizden pek farkım kalmaz, e bırakın biraz fark olsun...

Gözünün ucuna bazı hadisleri dayasam ne kazanırım...
ya hu aynı mantıkla Peygambere dahi kafir diyeceksiniz...


Kardeşim o zaman Rabbani'nin sözleri ve diğer ulemanın sözleri için ayrı bir ilim daha oluşturalım. Ayıklamak daha kolay olur. Kaldı ki, günmüze kadar bir çok zahiri ve batıni ilim hasıl olduğu gibi böyle bir iliminde zuhur etmesi bir sorun yaratmasa gerek. Tercümelerden yana sıkıntı var ise eğer yazalım ve görelim.
Bizler mutasavvufların sorunlu lafızlarını sizlere ifade etmeye çalışıyor ve itikadi olarak sapmalarını izah etmeye çalışıyoruz. Ha bu bir değil iki değil. Daha bir çok örneği vermek mümkün ibn Arabi'de olduğu gibi, Celaleddin Rumi'de olduğu gibi vs. vs... Fakat bu gibi sözlerin ne manada söylendiğine, aslında gerçekten nerelere kadar uzandığına hiç dikkat etmeden kötü körüne bir itaat söz konusu. Bende diyorum ki , madem Peygamber sav. ile bu allemeleri kıyas yaptın, Peygamber sav'e bu şekilde itaat etseydin eğer itikadi mevzularda dahi mutasavvıflara böylesine bir itaat mümkün olmamalıydı. AllahRasulu sav şöye buyurmuştur.; ''Senin kendini sena ettiğin gibi, ben Sen'i Sana sena edemem''(Sahihi Buhari) Kime ne oluyor ki bu tip ibareleri kullanmabilme cessaretini kendinde buluyor ? Allah'tan korkmuyorlarmı ?



Gözünü kapayan, kendine karanlık eder.
mesdo
ALINTI(Nesai @ Apr 4 2008, 12:57 PM) *

Fasit bir tercümemi orasını arapçasından tercüme eder izaha kavuşursunuz. Kaldı ki, farklı bir tevile yöneldirmek mümkün olmasa gerek. Mektubat şeri bir delil olmadığı gibi aslında mektubat Rabbani'nin kendine ait bir delilidir. Bu delilin nazarında Rabbani'nin nasıl bir küfür içerisinde olduğu görmemek veya görmemek istememekte sizin bileceğiniz en kolay karardır.

-Aslında bu sözleri hangi niyetle söylemiştir ?
-Yok öyle dememiştir de böyle demiştir.
-Sen onun ne dediğini nerden bileceksin ?
- Sen onun kadar alim misin?
- Sen kim oluyorsun ?
- Rabbani vahdeti vucud felsefesini kabul etmez.
- vs. vs.

gibi sözlerin söylenmesinede oldukça doydum açıkçası
. Bence en makul olanı ''gerçekten öyle'' demek değilmidir ? İbn Arabi'yde bu kafadaydı. Aynı zihniyetin süre gelen filozof ve kelamcı akımı. Eğer bu kişilerin faydaları ''Ben Allahım'' (haşa) demek oalcaksa eğer, o alim ayaklarımın altındadır !
Allah en iyi bilendir.
smile.gif shake2.gif smile.gif
Abd_us_SAMED
arkadaşlar şu İSLAM çerçevesinde toplanılan forumda böyle tarih içinde muallakta kalmış (değişmiş ihtimali olabilen) konuları tartışmaya sunmak hiç iyi değildir bence.İhtimal ki o sunduğunuz deliller değişmiş ve gerçekten o şahsa ait olmayabilir.İftira ile karşıya karşıya gelirsiniz ahirette Allah korusun.Böyle meselelerde "ALLAH BİLİR." demek en doğrusudur.
ahikar
hiçbir şey söylemeyelim diyoruz ama öyle şeyler yazıyosunuz ki pes artık.

imam-ı rabbanilere(ks),mevlana celelettinlere(ks ) ve daha nice hak dostuna (rahman hepsinden razı olsun ) laf edenler.kendini alim zanneden zavallılar.işte sizler ve işte onlar.sizi onlarla başbaşa bırakıyor ve rahmanın katında kurulacak mahkemeye havale ediyoruz.
Nesai
ALINTI(Abd_us_SAMED @ Apr 5 2008, 01:06 PM) *

arkadaşlar şu İSLAM çerçevesinde toplanılan forumda böyle tarih içinde muallakta kalmış (değişmiş ihtimali olabilen) konuları tartışmaya sunmak hiç iyi değildir bence.İhtimal ki o sunduğunuz deliller değişmiş ve gerçekten o şahsa ait olmayabilir.İftira ile karşıya karşıya gelirsiniz ahirette Allah korusun.Böyle meselelerde "ALLAH BİLİR." demek en doğrusudur.


kardeşim tasavvufun ilk zuhur ettiği dönemleri, mutasavvıfların yaşadığı dönemleri ve yazdılkları kitapların tümünü araştır. Bak bakalım tümüyle değişme ihtimali söz konusumu ? tümüyle değişmiş olsa dahi ortada olan olan bir şey kalmamıştır demektir...



Allah en iyi bilendir.
Nesai
ALINTI(minibadih @ Apr 4 2008, 11:02 PM) *


KADI BEYZAVİ DE TEFSİRİNDE MAİDE 5/67 AYETİNİN TEFSİRİNDE ŞÖYLE DER: " ESRAR-I İLAHİYEDEN BAZI SIRLAR VARDIR Kİ İFŞASI HARAMDIR."


Merak ettimde ayet ve hadislerle şunu birde açsanız diyorum. Çünkü maumaliniz olduğu üzere Yunus nice söyler ama boş söz söyler... Kuran'ı tevli mümkün olmayan hallere getirmekte neyin nesidir ? AllahRasulu zaten Kuranı tefsir etmedimi de Kadı Efendi bildiklerini ifşa edemedi ?

“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!..” maide-67

ayeti celile'nin nazarında sana göre Peygamber sav. görevini ifa etmedi. Bu ne iştir ? Müteşabihatta, itaat ettik ve o Rabbimizin katındandır, dedikten sonra daha neyi eşelersiniz ?


ALINTI(minibadih @ Apr 4 2008, 11:02 PM) *

SONUÇ OLARAK; ALLAH DOSTLARINA AİT OLAN BAZI SÖZLERİN ZAHİRİNE BAKANLAR ALDANIRLAR. YUNUS EMRE'NİN DEDİĞİ GİBİ BİR TAŞ ATARLAR VE HEMEN KINARLAR. HALBUKİ BUNLAR ESRAR-I İLAHİ OLDUĞUNDAN HERKESİN ANLAYAMAYACAĞI VE SADECE EHİL OLANLARIN ANLAYABİLECEĞİ BİR TARZDA İFADE EDİLİR. BUNA MANTIK'U-TAYR DENİR.



Yunus'larında balıklarında sözleri bizleri bağlamadığı gibi ne düşündükleride bağlamıyor. Şeriat batına göre hükmetmez hiçbir zaman. Allah cc'ün şeriatı her ve her zaman Zahire hükmeder. Bu her zaman böyledir. Bir kişinin zina işlediğini, hırsızlık yaptığını keşif yoluyla ıspat edemez yada inkar edemezsin. Hal böyleykende itikadi saplamalara vesile olacak fesefi bir takım lafızları dil ile söylemek şeriatın hükmüne nazar eder. misal olarak sen bana sövsen, fakat aslında ben sana sövmedim desen buna kim inanır ?
İsnad her zaman Kuran ve Sünnettir.


Allah en iyi bilendir.


Nesai
ALINTI(ahikar @ Apr 5 2008, 04:28 PM) *

hiçbir şey söylemeyelim diyoruz ama öyle şeyler yazıyosunuz ki pes artık.

imam-ı rabbanilere(ks),mevlana celelettinlere(ks ) ve daha nice hak dostuna (rahman hepsinden razı olsun ) laf edenler.kendini alim zanneden zavallılar.işte sizler ve işte onlar.sizi onlarla başbaşa bırakıyor ve rahmanın katında kurulacak mahkemeye havale ediyoruz.


Kardeşim Rabbani'nin kısa bir kaç örnekle verdik. Celalleddin Rumi içinde bir Şems olayı vardır. Tarih hiç bir zaman gerçekleri inkar etmez biliyoruz. Ayrıca mesneviyi hiç okumadığını düşünüyorum. Mesneviden bir kaç hikayenin derlemesini veriyorum. Sayfa numaraları ve cilt no.ları yazılı. Tavsiyem olur ki, isterseniz bu örnek hikayeleri ailelerinizle okumayı denerseniz daha bir anlaşılır olacaktır. Selametle..


Mesnevi'den Örnekler İndir.
ahikar
güzel kardeşim bırakın artık kendinize göre yorumları.alimleri yorumlamak hele ki tasavvuf büyüklerini yorumlamaya kaklmak çok büyük cesaret ister.inanın sizdeki cesarete şaşırıyoruz.

yorumlarınızla dünyanıza da ahiretinizi de zarar vermeniz bizi üzer.

mevlanayı anlamak için mevlana gibi olmak gerekir.

ne olur vazgeçin artık büyükleri yorumlamaktan.
mesdo
ALINTI(ahikar @ Apr 5 2008, 10:40 PM) *

güzel kardeşim bırakın artık kendinize göre yorumları.alimleri yorumlamak hele ki tasavvuf büyüklerini yorumlamaya kaklmak çok büyük cesaret ister.inanın sizdeki cesarete şaşırıyoruz.

yorumlarınızla dünyanıza da ahiretinizi de zarar vermeniz bizi üzer.

mevlanayı anlamak için mevlana gibi olmak gerekir.

ne olur vazgeçin artık büyükleri yorumlamaktan.


selamu aleyküm ve rahmetullah

kardeş bu tasavvuf denen zıkkım yeni bir DİNMİ angry.gif ?

peygamberide bu kendilerinden geçip halüsülasyon gören bunuda keramet diye anlatan kableri sevgi !!!!!!dolu ancak şirkin içerisinde boğulan kendilerini tenzih eden ilahi makamı kadın cismine sokan kendini allah edinen kullarmı???????????????

hele bir açıklasanız angry.gif


Muhabbat
Tasavvuf yeni bir Din degildir. Tasavvuf terimesini bir cok Ulema kullanmistir. Nefs-i Terbiye ve Muttaki Kullarin gittigi yola verilen isimdir. Bu Yolda Seriat ilmi ile Manevi ilimler ögrenilir. Nefs Terbiye edilir.

Rahman celle celaluhu hazretlerinin buyurdugu gibi :

''O bizden Razi - biz Ondan razi. Ey Mutmain Nefs gir Cennetime'' Tasavvuf Erbabi Nefsini Mutmaine makamina cikarmak icin ugrasmisdir.


Imam Malik , Imam Hanefi , Imam Safii , Hanbali , Imam Suhrawardi , Ibn Kesir , Imam Navavi , Imam Suyuti , Imam Rabbani , Ibn Teymiyye , Ibn Kayyim vs vs. Tasavvufu savunmus, ona dair Risaleler yazmistir.


Islam'in yayilmasinda, türklerin Islam'a girmesinde , Anadoluya Islamin girmesinde, Müslümanlarin iman gücü ile Cihad etmelerine vs vs. Tasavvuf Erbabi destek vermistir.

Tasavvuf kesinlikle ayri bir Din degildir. Bunu söyleyen zaten sapiklikdadir.


Sen, Ben, Ahmed, Mehmed , Ayse, Fatma degil... Ehli Sünnet Ulemasi bu Konu'da neler dediler , neler söylediler , ona bakmak lazim. Ve bu bir gercektir ki Tasavvufu savunmuslardir.

ahikar
kardeş bu tasavvuf denen zıkkım yeni bir DİNMİ ?

peygamberide bu kendilerinden geçip halüsülasyon gören bunuda keramet diye anlatan kableri sevgi !!!!!!dolu ancak şirkin içerisinde boğulan kendilerini tenzih eden ilahi makamı kadın cismine sokan kendini allah edinen kullarmı???????????????

hele bir açıklasanız

[quote]
aleykümselamve rahmetullah

yanılmıyorsam siz tasavvuf ile ilgilenip bırakanlardandınız.siz hiç mi görmediniz tasavvufun ne olduğunu.her gördüğünüzü kendinize göre yorumlayarak düştüğünüz durum belli.yazık tasavvuftan nasiplenemeyenlerdensiniz.

kim dedi size yeni bir dindir diye.dini yaşantının sünneti yaşantının ta kendisidir tasavvuf.


anlamamakta ısrar ediyorsunuz.binlerce insan yolunu şaşırmış günah çıkmazı içinde yürürken sizin eleştirdiğiniz insanlar rahmanı anlattı,resulü anlattı,dini anlattı...dinimizden bihaber iken bizi haberdar ettiler.dini kaidelerin ne kadar önemli olduğunu öğrettiler.kuranı öğrettiler.sevgiyi öğrettiler.rahmanı tanıma yolunda adım atmamıza vesile oldular.saymakla bitiremem size.

tasavvuf nefis terbiyesinin ta kendisi.yaptığımız ibadetlerden tat almamızı sağlayan unsur.

yaşanmış o kadar çok şey varken,sizlerin kalkıp sanki yaşamamışız gibi konuşmanız bize çok komik geliyor.

işi iyice abartıp haddinizi aşıp nice insana vesile olan kişilere laf söylemenizde sizler için üzülmemize neden oluyor.

size tavsiyem önce kendinize bakın.kendi nefsinizi bir hesaba .çekin.hayatınız boyunca kaç kişiye vesile olduğunuza günahlarından tevbe etmelerine vesile olup olamadığınıza bakın.insanlara laf atmadan önce kendinize bakın.

rahman ve resulüyle olmanız duası ile.
nasreddinhoca
ALINTI
kardeş bu tasavvuf denen zıkkım yeni bir DİNMİ


Mesut Kardeşim Ben de Merak ettim...

Tefsir denen zıkkım yeni bir din mi!!!
Hadis denilen zıkkım yeni bir din mi!!!
Fıkıh denilen zıkkım yeni bir din mi!!!
Usul denilen zıkkım yeni bir din mi!!!
Akaid denilen zıkkım yeni bir din mi!!!
Sünnet denilen zıkkım yeni bir din mi!!!

Akif ne güzel diyor:

Türke tasavvuf diye sundular olgun şırayı,
Muttasıl hakikat kusuyor şimdi sıtkı dayı...

Olgun şıraya tasavvuf demişler ise tasavvufun suçu ne...

NOT: BU SÖZLERİM MALUM TARTIŞMALARA NEDEN OLMUŞTUR. DOLAYISIYLA SÖZLERİMİ KISACA ŞERH EDEYİM, YANİ MESUT KARDEŞİM TASAVVUFA ZIKKIM DERSEN, BU ZIKKIM LAFI TÜM ŞER'Î İLİMLERE KADAR GİDER, NİHAYETİNDE SÜNNETE DAHİ ZIKKIM DERSİN, O HALDE TASAVVUF KURAN VE SÜNNETİN ÖZÜ OLAN ZÜHD-İHLAS-TAKVA YAŞANTISININ ADIDIR...
Muhabbat
Ehli Tasavvuf'un yaptigini, basardigini, yüzlerce ve binlerce Zinakari, Asiyi, Hatta Imani tehlikede olani Allah'a ulastirmislari Tasavvufu inkar ve elestirenler bir yapabilsin bakalim...

Abdulkadir Geylanileri, Yunus Emreleri, Fatih Sultan Mehmed Hanlari, Aksemseddinleri, Rufaileri vs. vs. kendi kendine yerden firladi..Subhan'Allah...


TEVHİD
quote]kardeş bu tasavvuf denen zıkkım yeni bir DİNMİ ?[/quote]


Fesübhanallaaah.Kişi bilmediğinin düşmanıdır.Önce ne olduğunu bilelim ondan sonra edep dairesinde açıklamalarda bulunalım inşallah.

Selam ve dua ile
hyr
Fesübhanallaaah.Kişi bilmediğinin düşmanıdır.Önce ne olduğunu bilelim ondan sonra edep dairesinde açıklamalarda bulunalım inşallah.

+++

selametle
-BeRcEsTe-
ALINTI(nasreddinhoca @ Apr 5 2008, 02:00 AM) *

Mektubatın bu gün çok güzel tercümeleri vardır...
İmam Rabbani, nakşilerin halidilerine nazaran daha nezih biridir, ve tercih edilir...
Mektubat'taki mektup sayısında dahi tam bir ittifak yokken, sorunlu bir kaç mektup metninden yola çıkıp, İmam Rabbani'yi küfür ile itham etmek akl-ı selim'in işi değildir...

Yani şimde ben de üç beş sorunlu hadisten yola çıkarak hadisleri reddetsem sizden pek farkım kalmaz, e bırakın biraz fark olsun...

Gözünün ucuna bazı hadisleri dayasam ne kazanırım...
ya hu aynı mantıkla Peygambere dahi kafir diyeceksiniz...

clapping.gif clapping.gif clapping.gif
sükût-u vaveyla
ALINTI(TEVHİD @ Apr 8 2008, 11:04 PM) *

quote]kardeş bu tasavvuf denen zıkkım yeni bir DİNMİ ?
Fesübhanallaaah.Kişi bilmediğinin düşmanıdır.Önce ne olduğunu bilelim ondan sonra edep dairesinde açıklamalarda bulunalım inşallah.

Selam ve dua ile

ya şu tasavvuf neymiş ... blink.gif herkes tutturmuş bir yol ...kimisi okuduklarını çeviriyor ,kimisi bilmeden birilerini alkışlıyor... confused1.gif hani ,imam şafiye ve imam ı azama göre değişir ya (örneğin besmele bahsi,ayet midir değil midr?)tasavvufta böyle bir şey galiba ...
kimisi ibn arabiyi yanlış sayar tasvvuf u korur(nasıl oluyorsa)kimisi de ibn arabinin üstünden tasavvufu korur.

şaşılacak şey doğrusu...bir grup risalenin değiştiğine inanıyor...bir grup değişmediğine... doh.gif

ve kökten 3 elma düşmüş...biri ibn arabiye biri hallacı mansura biride hala gerçekleri göremeyenlere...gerçekleri göremedikleri için mutlu mes ut yaşamışlar...biri gerçekler acıdır deyip uyarsa....
mesdo
BİSMİLLAH

öncelikle tasavvuf nedir onu anlamalı ve ona göre yazmalıyız

mesela ilk olarak tasavvuf ekolünün en önemli şubesi rabıtayı ele alırsak halidi bağdadi'nin risale-i halidiyye isimli kitabını muhakak okumalıyız.

bu kitapta bir bireyin mürşid olarak adlandırılan ve kudsiyyet yüklenen bireye nasıl KUL olunması gerektiği açıkça zikredilmekte.

biz tasavvuf dersi almaya başladığımızda ilk olarak nefsimizin tezkiyyesi için bize riyazet ve mücahede öğretildi.

ardından ise rabıta ve zikr dersi

daha sonrası ise anlatın dahası sürekli anlatılan hatta hz kur'an dan referans alınarak delillendirilmeye çalışılan bir keramet kurumu beynimize kazındı.

bir süre sonra bilinç altımızdaki keramet sahibi şeyh her şeyinizi bilir olarak addedildi.

hatta geçmiş dönemde yaşayan bir şeyhin(şah'ı nakşibendi)geceleri bizi konrole geler yani tayyi zaman tayyi mekan yaparak konrol ettiği ve eğer 3 gece teheccüd nemazını eda etmez isek bir daha gelmediğpi beyan edildi(mahmud ustaosmanoğlu).

hz kur'an ile muhatap olduğumuzda ise bunun tam tersi olduğunu müşahede ettik.

akabinde gizili uluhhiyyet yüklenen bu zat'lara sorular sorduk.
her sorduğumuzda bizi sapıklığa kaymak gibi bir kavramla itham hatta keşf ettiklerini beyan ettiler.

yani tanrılıklarını yıkacak soruları sormak sapıklıktı.
işte imam rabbani onların tanrılarındandır.

vahiyle muhatap olan bizler yine ayetler ile imam rabbani putunu yıktık.
acıları ve kinleri bundandır
sükût-u vaveyla
ALINTI(mesdo @ May 14 2008, 09:55 AM) *

hatta geçmiş dönemde yaşayan bir şeyhin(şah'ı nakşibendi)geceleri bizi konrole geler yani tayyi zaman tayyi mekan yaparak konrol ettiği ve eğer 3 gece teheccüd nemazını eda etmez isek bir daha gelmediğpi beyan edildi(mahmud ustaosmanoğlu).


inanmıyorum bunuda mı yaptılar ohmy.gif ya bu nasıl bir zihniyet...böyle düşününce insanın aklına Allah ne yapıyor sorusu geliyor? ohmy.gif Allah tahtında oturuyor...(haşa)...bazı insanları görevlendirmiş...Allah a rapor veriyorlar...(haşa)...cahiliye devrindeki putlara tapmaktan hiçbir farkı olmayan ...sonra yorumlamaya kalkıncada ...tasavvuf başka bir şey ,pişmek lazım ,herkes anlayamaz...anlaşılacak bir tarafı yok...Allah ı tanıyan Onun özelliklerini bilen herkes ...tek ilah ve rabb olduğunu bilir...

aaa yapma biz biliyoruz...haşa ortağı yok, şirk olur o zaman...şirkinde affı yok...afferin biliyorsunda
hala niye Allah ın gözetleme ,yardım etme ,rızık verme ,terbiye edici ...vs özelliklerini insanlara atfediyorsun?

mesdo
bismillah

sevgili havvanur kardeşim

maalesef bunu yaptılar

bilakis beyan dergisinde ben mahmud hocanın makalesini okudum

bu noktdan sonra sormak istediğimde ise

siz bilmezsiniz onlar üstün insanlardır siz hal'lerinden anlamazsınız dendi

dergi hala evimde isten kardeşlerime makaleyi birebir aktarırım hatta fotokopi hazırlayıp adreslerine gönderirim.

öncede dediğim gibi tasavvufun ilk açılımı insanı cezbediyor.

riyazet (az yemek) mücahede (nefsin istediği yapmayıp istemediği yapmak) ve bu şekil ve usulde ilahi rızaya kavuşmak.

ilk bakışta mantıklı

lakin sonraları çarşıyı pazar yerlerini hanımları bir anlamda hayatı iblisin mekanı olarak lanse etmek

ve bunlardan korunmak için takvanında ötesinde halveti bir hayat yaşamayı teşvik etmek daha sonrasında ise uydurulan tasavvufta uydurulan makamlara erişmek için (mesela gavs kutub) bu makamlarda olduğu iddia edilen beşerleri çok üstün vasıflı ayrımcılıklı görmek.

vel'hasılı anlatılan keramet hikayelerinin kahramanı olmak veya bu kahramanlardan ruhani olarak ders aldığını iddia etmek müridin bilinç altına atılan şirk tohumlarıdır.

mürid şeyhinin rızasını alamaz ise bakın başına neler gelir


bakınız risale-i halidiyye isimli kitapta halidi bağdadi nasıl anlatıyor

Hizmet edebinin amel yönüne gelince:Mürşidin emrettiği şeyi katiyen geciktirmemelidir.Velevki başının kesilmesi bahasına da olsa geciktirmemelidir. O işi geciktirmesinede hiç bir şekilde yalandan sebepler aramamalıdır.Ancak mürşidin emrettiği işi üzerine almış ise helak olacağını bilse bile o işi yerine getirme hususunda uygunsuzluk yapmamalı sözünden dönmemeli,aldığı görevi yerine getirmelidir.Ve üzerine aldığı görevi kendi işleri nefsinin ihtiyaçları üzerine onu mürşidinin hizmetini öne geçirip tercih etmeli ve emirlerini öncelikle yapmalı,mürşidi tarafından kendisine işi filan vakitte yap diye bir vakit belirtip karar verilmiş ise,o vakitten bir an bile geciktirmemelidir.Böyle olduğunda mürşidinin himmet manevi teveccüh ve mededi ruhani yardımı o hizmete yetişip,o yardım ile iş meydana gelir.
mesdo
bismillah

en komik ve içler acısı olanda şudur

mesela mürid bir hata yaptı

şeyhi onu kovdu değlimi

şeyhinin ruhuda o müridi kovar yani şeyhini yetiştirende onu kovar bu silsile bu şekilde geriye doğru asr-ı saadete kadar gider

en sonunda önce hz ebu bekr kovar onun kovduğunu hz nebi s.a.v hz leri kovar

sonrasında ise hz nebi s.a.v hz lerinin kovduğunu hz ALLAH C.C hz leri kovar.

sistem bu şekilde çalışır

burada şeyh ik anahrat rolü üstlenmektedir

yani şeyh müridini kovarsa onu red ederse silsile hz ALLAH C.C HZ lerine kadar ulaşır.

mürşidin rızası haşa hz ALLAH C.C HZ lerinin rızasına EŞ DEĞERDİR

bunu bilakis mahmud hoca dillendirdi aynı zamanda halidi bağdadinin risale-i halidiyye isimli kitabında arabça ve türkçe olarak hala yazmakta

siz buna ne dersiniz kardeşlerim

bakınız sayfa numarası ile beraber aynen aktarıyorum
risale-i halidiyye

sayfa 83

mürşidin kendini red etmesini ALLAH C.C ve resulunun s.a.v etmesi

kabul etmesinide aynı şekilde ALLAH ve resulunun kabul etmesi olduğuna inanmalıdır.

ve yukarıda geçtiği şekilde bir müridi şeyh red ederse şeyhinin şeyhide kabul etmeyip taki resulullaha s.a v

kadar silsiledeki şeyhlerden hiç birinin kabul etmeyeceğini bilmelidir.

mürşidde öyle bir ruhaniyet vardırki bütün hallerde mürşidden ayrılmaz.

hatta ihvanımızdan bazıları mürşidin ruhaniyetinin üzerlerinde hazır ve kendilerine baktığını gördükleri için

uykuda bile ayak uzatmazlar
mesdo
bismillah

sayfa 84

eğer mürid bu hali görmezse görüyor gibi inansın.

çünkü bu inanç gereği edeplendiği için şeyhinin kendisine baktığını gören müridle feyzde eşittirler.

bilakis mürşidin ruhaniyeti mürid CAN çekişirken ve KABİR SUALİ zamanında müridin yanında hazır olur

ve münker ve nekir isimli meleklere cevap vermekte yardım edip teselli verir.

ve şeytan o müridden kaçar uzaklaşır.

çünkü daha önce anlatıldığı gibi ruhaniyet için perde ve madde yoktur.
sükût-u vaveyla
ALINTI(mesdo @ May 14 2008, 01:19 PM) *

mesela mürid bir hata yaptı

şeyhi onu kovdu değlimi

şeyhinin ruhuda o müridi kovar yani şeyhini yetiştirende onu kovar bu silsile bu şekilde geriye doğru asr-ı saadete kadar gider

en sonunda önce hz ebu bekr kovar onun kovduğunu hz nebi s.a.v hz leri kovar

sonrasında ise hz nebi s.a.v hz lerinin kovduğunu hz ALLAH C.C hz leri kovar.

sistem bu şekilde çalışır

burada şeyh ik anahrat rolü üstlenmektedir

yani şeyh müridini kovarsa onu red ederse silsile hz ALLAH C.C HZ lerine kadar ulaşır.

mürşidin rızası haşa hz ALLAH C.C HZ lerinin rızasına EŞ DEĞERDİR

bunu bilakis mahmud hoca dillendirdi aynı zamanda halidi bağdadinin risale-i halidiyye isimli kitabında arabça ve türkçe olarak hala yazmakta

siz buna ne dersiniz kardeşlerim



bende başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum...çok fena çok ...böyle bir müridin gireceği ruhi bunalımları bir düşünelim.yazık insana yazık...Halbuki Allah ne diyor...affederim sen yeterki tevbe et...sen bana bir adım gel,ben sana koşayım.Rahman ve Rahim olan rabbimin bu şekilde tasvir edilmesi beni çok üzdü...

bağışlayan rabbim, kulu sevap kazansın diye elinden gelen(mecazı) herşeyi yaparken...

omuzumuzdaki melekler günahlarımızı günün sonunda yazıyorlar ve önce sevapları yazan melekler kontrol ediyor...
buna rağmen ne demek kovmak ... cray.gif neden hala islamın sevgi dini olduğunu kavrayamıyorlar...

ayrıca benim elimden alınan halidiye risalesinde ise mürşidin gözünden düşmek 7 kat gökten düşmekten daha beterdir...diye yazıyor


"""bizi yaratan bir Allah var bizim herşeyimizi bilen, gören, işiten...eğer birinin bizi izlemesi gerektiğini düşünmemiz ve kendimize çeki düzen vermemiz lazım gelirse (ki lazımdır)buda ALLAH TIR...ötesi var mı daha?"""
a.zade
selamun aleykum
yukarıdaki ve benzeri yazıları okuyunca aklıma hemen bu ayet gelir.

"Allah, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır. (veya pisliği üzerlerine yığar, veya onları pislik kılar) Yunus suresi 100. ayet. (buradaki pislik, şirk pisliğidir. "Şurası kesin ki; müşrikler necistirler." )

herkesin cehenneme gitme hurriyeti vardır. gerçekler apaçık ortada iken hala aklını kullanmayanlara kimsenin yapabileceği bir şey yoktur.

insanın eline bir kez şans verilmiştir. o şansı da (Allahın kitabı elinde olduğu halde) başkalarının peşinde geçirenler, durumlarını uzun uzun düşünmelidirler. o peşlerinde oldukları kişiler apaçık Allahın kitabına muhalif sözler söylüyor veya davranışlarda bulunuyorlar ise hala arkalarında koşmaya ne cesaretle devam ederler anlamıyorum.
Ufuk Alp
ALINTI
insanın eline bir kez şans verilmiştir. o şansı da (Allahın kitabı elinde olduğu halde) başkalarının peşinde geçirenler, durumlarını uzun uzun düşünmelidirler. o peşlerinde oldukları kişiler apaçık Allahın kitabına muhalif sözler söylüyor veya davranışlarda bulunuyorlar ise hala arkalarında koşmaya ne cesaretle devam ederler anlamıyorum.
--------------------


Allahın kitabının peşinde olmak, Allahın kitabını az bilen insanlardan daha iyi bilen ve Allahın kitabını açıklayan Rabbani alimlerin peşinde olmanın gayrısı değildir.

Kuranı yarım yamalak anlamaya çalışıp, daha iyi anlayan birisini takip etmeyen Kuranı terketmiş demektir. Elbette, sizi Kurana götürüyorum diye sapkınlığa götüren şirk önderleri de yok değildir. Bunları takip edenlerin nereye gideceği izahtan varestedir.
a.zade
selamun aleykum
Allah teala Kuranı belli gruplara, alimlere indirmemiştir. ben size indiriyorum siz de insanlara anlatın dememiştir. böyle imtiyazlı bir sınıf ancak yahudiler arasında olur. Allah teala aklı eren herkese hitap etmektedir.

tabii ki ilim sahibi insanlardan istifade edilecek. fakat bu istifade akıldan, düşünmekden, eleştirmekten istifa ederek olmayacak.

Kuran ile sapanlar vardır doğru. fakat bunlar da aklını kullanmayan ve Kuranı bir bütünlük için de okumayanlardır. fakat unutulmamalıdır ki Alimlerin kitaplarıyla sapanların yanında Kuranla sapanların sayısı devede kulak bile değildir.
mesdo
ALINTI(a.zade @ May 14 2008, 03:50 PM) *

selamun aleykum
Allah teala Kuranı belli gruplara, alimlere indirmemiştir. ben size indiriyorum siz de insanlara anlatın dememiştir. böyle imtiyazlı bir sınıf ancak yahudiler arasında olur. Allah teala aklı eren herkese hitap etmektedir.

tabii ki ilim sahibi insanlardan istifade edilecek. fakat bu istifade akıldan, düşünmekden, eleştirmekten istifa ederek olmayacak.

Kuran ile sapanlar vardır doğru. fakat bunlar da aklını kullanmayan ve Kuranı bir bütünlük için de okumayanlardır. fakat unutulmamalıdır ki Alimlerin kitaplarıyla sapanların yanında Kuranla sapanların sayısı devede kulak bile değildir.


bismillah

sevgili a.zade hocam

hoş geldiniz bizi mutlu ettiniz
insanın eline bir kez şans verilmiştir. o şansı da (Allahın kitabı elinde olduğu halde) başkalarının peşinde geçirenler, durumlarını uzun uzun düşünmelidirler. o peşlerinde oldukları kişiler apaçık Allahın kitabına muhalif sözler söylüyor veya davranışlarda bulunuyorlar ise hala arkalarında koşmaya ne cesaretle devam ederler anlamıyorum""

demişsiniz

sadece cahillik kolaycılık ve bedava cennet beklentisi

birazda nefislerinde var olan putist yaklaşım kalıntısı

şovenizmi incelerseniz orada gök tanrısı yer tanrısı güneş tanrısı görürsünüz

tıpkı tasavvufta var olduğu iddia ve beyan edilen kutublar gibi

daha ne diyeyim sevgili hocam


a.zade
selamun aleykum

sevgili mesdo abi

o halde şunu diyebilir miyiz: "yeryüzünün en garantici insanları müşriklerdir."

mesdo
ALINTI(a.zade @ May 14 2008, 04:00 PM) *

selamun aleykum

sevgili mesdo abi

o halde şunu diyebilir miyiz: "yeryüzünün en garantici insanları müşriklerdir."



bismillah

smile.gif smile.gif

bedavacı desek daha iyi olur gibi sevgili hocam

fakat bu bedavaya ne isabet eder bilinmez smile.gif
siriyezdan
selam ya hu
burada tasavvufu eleştiren arkadaşlar bir konuda çok haklı
haklılar ama bunun farkındalarmı onu bilmiyorum
tasavvuf yani islamik felsefe yada (bence doğrusu bu)insanı varlık içinde bir yere oturtmaya çalışan ve bu bağlam da varlığı sorgulayan bu düşünce sistemi çok cetrefilli konuları içinde barındırdığı için, sofi olmak isteyen pek çok kişi maalesef olmadık ters ve çıkmaz yollara düşmüş ve oralarda helak olup bitmişleridir.
tasavvuf basit olmadığı kadar tehlikelidirde.o yüzden ilmi olarakve bunun sonucu islami olarak bilgilerimizin temeli doğru ve sağlam noktalara tam olarak basmalıdır. yoksa mazallah helak olduğumuzu bile anlayamayacak duruma geliriz.
rabbani mevzuna gelirsek
eeee yalanmı canım dedikleri smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif
bursali_91
Yawww (Nesai) arkadaş. Aslın da İslam büyükleri hakkında güzel konuşmanı isterdim ve sana güzel kardeşim demek isterdim ama malesef sen neredeyse bütün Büyük İslam alimlerini kötülüyorsun. Sen hem ne bilirsin ki O büyük zatların ne söylemek istediklerini. Sana diyeceğim bi daha İslam büyüklerine böyle çamur atma..... nono.gif biraz Risalei Kudsiye oku Mektubattan orada çok alıntı var biraz oku arkadaş.....
kutupaneci
Bu forumda yeniyim. ve bu konuyu baştan sona okudum. bir çok forumlarda ve burada tartışılan bir konu.
tasavvufun sonuna yaklaşıldığı kanaatindeyim.
zira tasavvuf ilk zamanlardan beri Kitap’a ve bilgiye ulaşmanın zor olduğu zamanlarda Müslümanlar için bir kurtuluş sanılmış. cehalet, kitap alamayacak kadar fakir olmak, büyüklere geleneksel olarak kayıtsız şartsız saygı ve Arapçayı bilmemek yüzünden dinimiz menfaatperest kişilerin istismarını yaşamıştır. öyle ki, bu kişiler cennetin anahtarlarını vaat ettiklerinden her dönemde çok fazla taraftar bulmuşlardır. oysa ki, taraftarı çok olmak hiçbir zaman doğru yolda olunduğunu ispat etmez.

müşrikler Hz. Peygamberimize; biz eğer yanlış yolda isek Allah bizi bu yolda devam ettirmemiş olurdu. demişlerdir. ve Kabe müşriklerinin de Allah katında aziz olduğuna inandıkları putları vardı. ve bu putlara, Allah'ın isimlerini değiştirip vermişlerdi. bu hususlar Kuran da geçmektedir. fakat ne yazık ki, sofular ilmi ve dini, ruhani liderlerinden kalplerine göndermesini bekledikleri için Allah'ın ayetleriyle pek işleri olmaz!

Devamlı keramet bekleyerek yaşlanan bu kişiler asla bir kerametle karşılaşmış değillerdir. Onlara anlatılan asılsız uydurma rivayetlerle beyinleri yıkanır durur. Yüce Allah, Kuran dışında bir mucizeyi Hz. Peygamberimize dahi vermediği halde, bunlar şeyhlerinden bekler dururlar.
Hint Budizm’inin etkisinde kalmış Hintli şeyhlerin tasavvufa soktuğu yoga da ki meditasyon şu an sofularca rabıta olarak uygulanmaktadır. Nakşilik dışında hiçbir tarikatın uygulamadığı bu bidatın aslen nerden geldiği sofularca anlaşıldıkça Nakşiliğin çöküşü hızlanacaktır.

Artık İnşallah, Müslümanlar internetten hem Kuran’ın meal ve tefsirlerine hem de binlerce alimin kitabına ulaşıp okuyup gerçeklerin farkına vararak, dinlerini şeyh kelamına değil, Allah Kelamına uygun hale dönüştürerek, tasavvuf hanedanlarından kurtulacaklardır.

5/49- Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.
5/50- Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?
10/35- De ki: "Allah'a koştugunuz ortaklarinizdan hakka iletecek olan bir kimse var mi?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"
16/9- Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğruya iletirdi.
18/23- Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!
18/24- Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
6/161- De ki:"Şüphesiz Rabbim beni dogru bir yola, dosdogru bir dine, Hakk'a yönelen İbrahim'in dinine iletti. O, Allah'a ortak koşanlardan degildi."
64/11- Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
10/109- (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
18/54- Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
6/50- De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"
6/51- Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksizin, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşi gelmekten sakinsinlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.
6/61- O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
6/62- Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O'nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.

Tüm müminlerin ebedi kurtuluşu için Allah’a niyaz ediyorum. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
Selman-ı Aydın
ALINTI(kutupaneci @ May 26 2008, 01:39 PM) *

tasavvufun sonuna yaklaşıldığı kanaatindeyim.

Ben tasavvufun birleştirici bir özelliğini göremiyorum, özellikle de bu forumda. Habire birilerinin kafir ilan edildiği bölüm olmaktan öteye gitmiyor pek. Ayrıca tasavvufa meyil etmeden de din yaşanabilir diye düşünüyorum. Sizcede bu mümkün, değil mi?

Neyse birileri beni tekfir etmeden ben sıvışayım burdan.
sükût-u vaveyla
ALINTI(Selman-ı Aydın @ May 26 2008, 10:38 PM) *


Ben tasavvufun birleştirici bir özelliğini göremiyorum, özellikle de bu forumda. Habire birilerinin kafir ilan edildiği bölüm olmaktan öteye gitmiyor pek. Ayrıca tasavvufa meyil etmeden de din yaşanabilir diye düşünüyorum. Sizcede bu mümkün, değil mi?

Neyse birileri beni tekfir etmeden ben sıvışayım burdan.


selma ı aydın kardeşim ... biggrin.gif sonu güzel olmuş...yani komik olmuş...haklısınız...birleştirici bir özelliği yok ...her grup kendi içinde ...vesaire...

a.zade
ALINTI
tasavvufun sonuna yaklaşıldığı kanaatindeyim.


selamun aleykum
sevgili kardeşim tasavvufun sonu asla gelmez. kıyamet kopmadan tasavvuf asla bitmez. çünkü insan var oldukça hak ve batıl hep var olacaktır. ismi belki değişebilir ama içeriği devam eder. Allah şeytana kıyamet gününe kadar mühlet vermiştir. Allahın verdiği mühleti bizim ortadan kaldırmamız imkansızdır. Bize düşen hakkı işitip itaat etmemizdir.
kutupaneci
ALINTI(a.zade @ May 27 2008, 12:18 PM) *

selamun aleykum
sevgili kardeşim tasavvufun sonu asla gelmez. kıyamet kopmadan tasavvuf asla bitmez. çünkü insan var oldukça hak ve batıl hep var olacaktır. ismi belki değişebilir ama içeriği devam eder. Allah şeytana kıyamet gününe kadar mühlet vermiştir. Allahın verdiği mühleti bizim ortadan kaldırmamız imkansızdır. Bize düşen hakkı işitip itaat etmemizdir.

Ve aleykum selam
Ne zamandır din deyince akla tasavvuf geliyor? Hak la batılı ayıra Kuran dır. Tasavvuf o kadar önemli olsaydı önce Hz. Peygamberimiz uygulardı. Oysa O nun kurduğu mescid lailaheilallah diyen herkesin geldiği namaz kılıp sohpet dinlediği yerdi. Toplanma günü de sadece Cuma günüydü. Zikir halkası yoktu. Rabıta (yoga) hiç yoktu. Eğer Hz. Peygamberimizin yolunda iseniz O na uyunuz! Tasavvuf yolunun Hak yolu olduğuna dair Kuran da delililiniz var mı? Oysa Kuran müminleri ayırt etmez.
Bizim amacımız; Allah ın rızasına ulaşmak için yine Allah ın Kuran da emrettiği amelleri işlemektir. Biz Allah ile aramıza asla putlar koymayız. Biz sadece Kuran ile hesaba çekileceğimize inanırız.
6/50- De ki: "Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam." De ki: "Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?"
6/51- Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an'la) uyarıp-korkut; onlar için ondan başka ne veli'leri vardır ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar.

Ayrıca imzandaki videoyu izledim. Hocanız Kuran dan delil getiremeyince en son hadis rivayetleriyle kabir azabını ispat etmeye çalışmış. Boşa zaman kaybı.
Selametle.
talip023

bunu tartışmanız çok anlamsız ne yani kalkıpta imami rabbani gibi bir zat ın sözlerini eleştirmek ne demek yani alıpta iki kitap okumakla müctehitlerin değil yazdıklarını, kelimelerinin anlamlarını eleştirme hakkı bile kazanamazsınız her halde kendinizi müceddit sanıyorsunuz , ,,,,,,,,,,
TEVHİD
ALINTI

Neyse birileri beni tekfir etmeden ben sıvışayım burdan.


Estağfurullah Selman Kardeşim.O nasıl söz.Ben tasavvufu severim.Ama kimseyi tekfir etmem.Bir yere bağlı da değilim.Ama yaradandan dolayı herkesi severim.Her tasavvuf ile uğraşan böyle değil.Daha doğrusu tasavvuf ile gerçek manada ilgilenen değil tekfir etmek, incitmeye dahi kıyamaz.Nefsine bir an mağlup olsa dahi hemen dinkardeşinden helâllik almalıdır inşallah.

Selam ve dua ile
talip023
TARİKAT
Tarikat: Arabca tarik kelimesinin çoğuludur. Tarik yol demektir. Tarikat ise yollar manasına gelmektedir.
Ebu Nasr Serrac Tusi' nin El Luma'a ( İslam Tasavvufu- Prof Dr.H.Kamil YILMAZ) adlı eser inde tarikat şu şekilde anlatılmıştır.
" Fıkhi ve itikadi konularda meydana gelen fırkalara mezheb denildiği gibi tasavvufi eğitimde farklı metodlar uygulayan mekteplere de tarikat denir. Tarikatlar insanlardaki meşreb farklılığından kaynaklanır. Tasavvufta tarikat kavramının kullanılması üçüncü ve dördüncü asırlarda başlar. Ancak bugünkü anlamıyla bir şeyhin (1) etrafında toplanan müridanın (2) tekke (3) ortamında muhtelif usüllerle eğitilmesi anlamına tarikat, Abdulkadir Geylani (KS) ve Ahmed Er Rufai (KS) nin yaşadığı hicri 6. ve miladi 12. asırlarda ortaya çıkmıştır. Tarikatler irşad usüllerine göre genellikle üçlü bir tasnife tabi tutulmuştur: Ahyar, Ebrar ve Şüttar.
Ahyar Tariki: Amel ve ibadete düşkün olanların yoludur. Bu yolun salikleri genellikle farzlar ve nafile ibadetlerle Hakk' ka ulaşmaya çalışmışlardır. Bu yola ruhani yol da denilir. Çünkü bu yolda ruhun nafile ibadetlerle güçlenip nefsi etkisi altına alması esastır.
Ebrar Tariki: Riyazat (4) ve mücahede (5) yoludur. Bu yola nefsani tarikte denilir. Çünkü amaç riyazat ve mücahede ile nefsi zaaga uğratıp onun ruha ram olmasını sağlamaktır. Bu yolun yolcuları Hakk ile muamelede de Halk ile muamelede de sıdk üzredirler. Gönül saflığına ermek için mücahedeyi esas alırlar.
Şüttar Tariki: Aşk ve muhabbet ehlinin yoludur. Bu yola aşk, vecd (6) ve coşku ile girilir. Aşk ile ülfeti olmayan bu tarika süluk (7) edemez. Bu yolun yolcuları Beyazıd (KS) gibi coşkulu, taşkın, Mevlana (KS) gibi aşık insanlardır. "
3-ZİKİR
Bismihi Teala;Zikrin çoğuluna ezkar denilmiştir.
Zikir: Anma, düşünme, hatırlama. Allah (CC)' ı dil ve kalb ile anma. Belli duaları belli zamanlarda, belli sayı ve şekillerde okuma.

İmam Celaleddin Suyuti (Rh.A) Hazretlerinin " Neticetül Fikr fi Cehri bi Zikr " isimli eseri :
Rahman ve Rahim Olan Allah (CC)' ın adı ile başlarız.

Mesele: Zikir, tesbih ve dua beyanındadır. Bunlar belaların definde sadakaya eşit olurmu? onun makamına geçebilir mi?

El-Cevap: Bu hususta açık ayet ve hadisler vardır. Zikrin ve tesbihin sadakadan daha üstün olduğu hakkında da eserler vardır.
Ama zikrin belaların define sebep olması hususunda öyle bir delil vardır ki, ondan şek ve şüphe yoktur.Muayyen zikirler hakkında sayılmayacak kadar çok hadis varid olmuştur. Kim o zikirleri söylerse beladan, şeytandan, her türlü zarardan, zehirden akrep sokmasından ve onu rahatsız edecek her türlü zararlardan korunur.
Eş-Şeyh Muhyiddin en-Nevevi" nin " Kitabul Ezkar " isimli eseri o zikirlerle doludur.
Yine Taberani ve Beyhaki" nin eserleri olan " Kitab-ud Dua " da bu zikirlerle doludur.
Hal böyle iken sözü daha fazla uzatmaya gerek kalmaz.
Hadisi Sahihde gelmiştir ki;
-1-" La Havle vela Kuvvete İlla Billah " zikri, belalardan yetmiş kapıyı kapatır. Bunların en aşağısı " fakirliği ", diğer bir rivayette ise " gamı " giderir.
-2-Sevban (R.A)' den merfu olan hadisi Hakim rivayet etmiş ve onu tashih etmiştir.
" Kaderi hiçbir şey çeviremez, ancak dua çevirebilir. "
Yine Hz.Aişe (R.Anha)' den Hakim rivayet etmiştir. "Dua nazil olan ve olmayan belalara engel olur. Nüzul (inmekte) halinde olan bazı belalarla dua karşılaşır ve onlar birbirini kıyamete kadar geri çevirir."
-3-Ebi Davud ve başkaları İbni Abbas (R.A)' dan merfu' en rivayet ediyorlar.
" Kim istiğfara devam ederse; Cenab-ı Allah (CC) ona gam ve kederden bir esenlik verip, bütün sıkıntılardan kurtulmayı ihsan edip, hesapsız bir rızıkla rızıklandırır".
-4-Suveyd b. Cemil' den Ebi Şeyma rivayet ediyor. Buyurmuş ki;
" Kim ikindi namazından sonra (la İlahe İllallah Lehul Hamdu ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir) zikrini söylerse, o zikir ertesi günün ikindi vaktine kadar sahibine gelecek her türlü bela ve afetlere karşı savaşırlar."
-5-İshak b. Rahaviye, Mesnedinde Tarık ez-Zuhri' den rivayet ediyor. Buyurdu ki; Ebu Bekir Es-Sıddik' e kanatları sağlam bir karga getirildi. Ebu Bekir buyurdu ki; Ben Peygamber (SAV) den işittim buyurdu ki; " Avlanmaz bir av, yaralanmaz bir yaralı veya kesilmez bir kesilmiş ağaç, tesbihlerini azalttıklarından dolayı bu haller başlarına gelir".
Bu hadisi, Ebu eş-Şeyh " Kitalul Azame " isimli eserinde, İbni Avn b.Mehran tarikiyle Hz. Ebu Bekir' den mevkufen rivayet etmiştir.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.