kırık-rüzgar
Mar 6 2008, 05:02 PM
Ahlakın tekili olan "hulk", insanın bâtınî olan şahsiyetinin zâhirî sûretidir. Aynı zamanda ahlak, hal ve âdetlerden ayrı birşeydir. Şu halde ahlak, zevk demek veyahud zevkten bahseden bir ilim değildir. Bilakis ilm-i ahlak, insanların iç his ve duygularının gizli ve açık amelini tayin eden ve insanı tatbikiyle ebedî saadeta sevkeden, nefsini fenalıklardan sakındıran bir tıbb-ı Rahmânîdir. Öyleyse ahlakın vâzıı, Şâri'-i Hakîm'dir. Bu tıbbı tatbik eden insanlar, halk ve Hakk defterinde bahtiyar ve saîd olurlar.
herkesin kaderi daha önceden biçilmiştir onun belli ahlakıda biz ne deriz mesela Allah çocuğunun ahlakını islam üzerinde sabit tutsun dua ederiz doğuştan da gelen var daha sonradan da gafletten uyanarak ahlakın oluşması mümkündir yani Allah bilir ama kaderimizde bellidir.
TEVHİD
Mar 7 2008, 12:32 AM
Kardeşlerimiz aklakın tanımını yapmışlar.Ben de ahlak konusunda önemli ek bilgiler vereyim inşallah.
AHLÂKI KEMÂLE ERDİRMEK
Allah ahlâkıyla ahlâklanmaktır!
Neticede, Allah ahlâkıyla ahlâklanmak demek, artık, tabiat kökenli davranışların kalmaması demektir.
“ALLAH AHLÂKI”
Allah’ın Esmâ-ül Hüsnâsı’dır!
"Allah ahlâkı ile ahlâklanınız"!
Hadîs-i şerîfini hatırlayalım... Nedir “ALLAH adıyla işaret edilenin ahlâkı”?
Herhangi bir birimin ahlâkı ile Allah adıyla işaret edileni kayıt altına alabilir miyiz?
Elbette ki hayır!
Öyle ise “Allah ahlâkı” nedir?
Allah ahlâkı, muttalî olduğumuz kadarıyla, Allah'ın esmâ-ül hüsnâsıdır!
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMANIN
GERÇEKLEŞMESİ İÇİN İKİ YOL VARDIR
Öyle ise, kendinde mevcut olup, ancak belli programlanma dolayısıyla bir kısmı ortaya çıkabilen, çeşitli mânâların keşfolunması ve dengeli bir biçimde ortaya çıkışı nasıl olacaktır?..
Yani, Allah'ın ahlâkıyla nasıl ahlâklanacaksın?..
Bütün bunları gerçekleşmesi için iki yol vardır:
A - Dıştan içe gidiş.
B - İçten dışa geliş.
Birinci şıkkın gerçekleşmesi nispeten daha kolaydır. Dıştan içe gidiş dediğimiz şeklin gerçekleşmesi, daha önce o hedefe ulaşmış bir kişiyi bulup; onun, senin tabiatına, huylarına, istek ve arzularına ters düşen emirlerine körü körüne sürekli tâbi olarak; yeni bir şekle, tarza, mânâya geçiş yoluyla mümkün olur!..
Daha sonra da bu mânâları kavramaya çalışırsın!..
"ALLAH BOYASIYLA BOYAN." (2-138)
İkinci şıkkın, yani içten dışa gelişin gerçekleşmesi ise bir ölçüde daha zordur. Bunun için geniş tefekkür yeteneğine sahip akla ihtiyaç vardır!.. Ta ki yapılan çalışma ve araştırmalar sonucunda, kendinde mevcut tüm mânâları keşfedebilesin, sonra onlarla boyanabilesin. Böylece Allah'ın boyasıyla boyanmış olasın!..
Allah'ın; önce bilinen tüm isimlerinin mânâlarını, sonra da bilinmeyen sayısız isimlerin mânâlarını kendinde keşfedip, kendini tanıyasın. Zira...
Neyi, niye, nasıl, hangi hedefe yönelik olarak yaptığını bilmeden ortaya koyduğun her hareket "tabiî"dir. Yani, tabiatının gerektirdiği bir biçimde!..
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMA
ALLAH’IN VARLIKLARINA BAKIŞ AÇISIYLA
BAKMAYA ÇALIŞMAKTIR!
Bilincin arınışı dediğimiz, özbilinç olarak kendini tanıyabilme hâline işaret erden bir söz vardır “Allah’ın ahlakıyla ahlâklanın!”... Kâinatı vareden Mutlak varlığın ilmiyle ilim sahibi olmak anlamına kullanılan bir tanımlama..
Allah’ın ahlâkıyla ahlaklanmak demek, Allah’ın varlıklarına bakış açısıyla bakmaya çalışmak demektir.
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAK,
DEĞİŞİK İLÂHİ İSİMLERİ MÂNÂSINI
ÂŞİKÂRE ÇIKARTMAKTIR!
Allah’ı ancak esmâsı kadar tanıyabilmek mümkündür!
Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaktan mânâ; rubûbiyetin meydana getirdiği sendeki rubûbiyet sırlarından, rubûbiyet kemâlinden oluşan, “nefis” adını verdiğin nesnede, ilâhî hükümlerin mânâsını âşikâre çıkartman demektir!
Değişik ilâhî isimlerin mânâsını âşikâre çıkartmak, “Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak” demektir.
Birimsellik duygu, değer yargılarından arınmak; Allah gibi düşünüp, Allah gibi değerlendirmektir!
Olabildiğince Allah’ın esmâsı’nın özelliklerini cem edip, o gözle âlemleri ve içindekileri değerlendirmektir!
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAK
BÜTÜN İLÂHİ İSİMLERİN DENGELİ, ÖLÇÜLÜ,
KONTROLLÜ VE BÜRÜNME HÜKMÜYLE ORTAYA ÇIKIŞINI
SEYRETMEKLE MÜMKÜN OLUR!
Sonsuz sınırsız, niceliksiz ve niteliksiz, kayıtlardan beri, "ALLAH" adıyla bilinenin ahlâkıyla nasıl ahlâklanılır?
OKU”yabilirsen Ümmül Kitabı; “Allah” adıyla işaret edilen’in ahlâkıyla ahlâklanırsın!
Allah ahlâkıyla ahlâklanmak; zâtında ve benliğinde Allah’tan gayrının var olmadığını müşahede etmekle ve ef’âl mertebesinde bütün ilâhî isimlerin dengeli, ölçülü, kontrollü ve bürünme hükmüyle ortaya çıkışını seyretmekle mümkün olur.
“Allah” adıyla işaret edilenin ne olduğu kavranılmadan da, O’nun “ahlâkı” hiç bir şekilde bilinemez!
Bu bilinmediği takdirde ise, kendi kafasında yarattığı tanrısını “Allah” adıyla etiketleyerek; kendi şartlanma, duygu ve değer yargılarıyla tanrısını bezeyerek; onu belli bir ahlâka büründürür… Sonra da onun aynasında kendisini seyrederek, en mükemmele vardığı hayâli içinde kendisini avutarak bu dünyadan ayrılır…
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMA
KİŞİDE ARTIK TABİAT KÖKENLİ DAVRANIŞLARIN
KALMAMASIDIR!
Bütün ilâhi isimleri cem etme!
Allah’ın ahlâkıyla ahlaklanma!…
İslâm’ın temel manâsıdır bu!
Nitekim, “İslâm Dini, kemâli ahlâk için gelmiştir” deniyor. Ahlâkı tamamlamak için…
İbadet adı altında yapılan çalışmalar ise, Kulluk kapsamında değil, yeme-içmenin insana yararı gibi değerlendirilmek zorundadır...
Bu çalışmalar, yâni, zikir, namaz, oruç, bilinçli yapılmak suretiyle beyni geliştireceği için, kendini Vareden’le arandaki perdeleri kaldırır...
Denizdeki bir bardak suyun, kendini kızdırarak camı çatlatıp-kırıp denizle bütünleşmesi misâlinde olduğu gibi! Yâni, ana konu; sen bardaktaki su olarak; denizle bütünleşmeni engelleyen camı yani beşeri değer yargıları ve şartlanmalarını kırarak “ALLAH” ahlâkıyla ahlâklanırsın ki; böylece denizle bütünleşmenin yolu açılır...
Neticede, Allah ahlâkıyla ahlâklanmak demek, artık, tabiat kökenli davranışların kalmaması demektir.
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAYA BAŞLAYAN,
“MUTMAİNNE NEFS”TİR VE
VELİSİ “ALLAH”TIR!
Duyguların ve tabiatın hükmü altında iken, velîsi; “Rabbı” idi. Kendi terkibini meydana getiren isimlerdi!
Halbuki şimdi velîsi Allah oldu!
Velisinin Allah olması, Allah ahlâkıyla ahlâklanmaya başlaması demektir!
İşte böylece Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaya başladığı andan itibaren “mutmainne nefs” olur. Yâni Allah’ın varlığına itminan hâsıl olmuş, Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaya başlamıştır.
(Soru: Allah'ın ahlâkı ile ahlâklanmak haddini bilmek olabilir mi ?..)
Hayır!...
“DİN”= “SİSTEM” GİBİ KELİMELER,
BİZİM ALTYAPIMIZA GÖRE VERİLEN İSİMLERDİR!
BİZE DÜŞEN,
BU SİSTEM’İN ÇALIŞMA MANTIĞINI ALGILAYABİLMEK
YANİ “ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAK”TIR!
ESAS OLAN , O’nun varlığı dışında VARSAYDIĞIN BENLİĞİNİN, GERÇEKTE hiçbir zaman VAROLMADIĞINI İLİM YOLLU KAVRAMAK ve gereğini hissedip YAŞAMAKTIR!
"Allah" adıyla işaret edileni bilmeyenler; "O"nun yarattığı isimlerle "O"nu tanımaya çalışanlar; Kurân’ı kelimelerine bakarak anlamaya çalışanlar; nereden bilsin "Allah" adıyla işaret edilenin "Ahlâk"ını!!!
“Allah” kelimesi nasıl bir işaret kelimesi ise... Dikkatlerimizin işaret edilene yönlenmesi isteniyorsa... “DİN”, “sistem” gibi kelimeler de, hep işaret amacıyla kullanılan, birer isim kelimeleri; ve bizim altyapımıza göre verilen isimler...
Burada önemli olan, bunların kelimesel varlıkları değil, işaret ettikleri anlamlar...
Var olan bir şey var... Buna ne isim verirseniz verin!
Var olan O şey, sayısız oluşumların hem kaynağı-hem de kendisi!
Ve O, herşeyi kendi mantığı düzeni içinde oluşturuyor!
Bizde de, bunu anlamayı âşikâr edince, biz buna “Sistem” veya “Düzen” gibi adlar takıyoruz... Takan ise, gene kendisi!
Şimdi bizim, O şeyi, tam olarak algılamamız, tümüyle olanak dışı!
Resim ressamı içeremez; ressamın dilediği özelliklerini yansıtabilir ancak!
Dolayısıyla, bizim bunu anladıktan sonra, yapacağımız tek bir iş kalır....
O şeyin çalışma mantığını algılayabilmek!
Yâni kendi harddiskindeki virüslü veya dar kapasiteli kapsamdan kurtulup, ana merkezin NETWORKüne bağlı olarak PC'ni kullanabilmek!
Buna da benim anladığım kadarıyla, din dilinde “ALLAH”ın ahlâkıyla ahlâklanmak” denmiş...
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMADIKÇA
ALLAH’I TANIYAMAZSIN!
Önce senin, “benliğin” dediğimiz şey nedir?..
Ahmed’in; daha doğrusu bu isimle işaret edilen müsemmanın, belli bir terkibi var... A isminden %23, B isminden %2, C isminden %7, D isminden %18 ve bu gibi… Böylece çeşitli mânâların terkip hükmüyle bir bedende çıkışına Ahmed demişiz.. Bu terkibin başka bir târifi de, belli huylar ve tabiatlardır!...Yani Ahmed’in huyu budur, şunu yapar; Atasay’ın tabiatı budur, şöyle yer, içer, uyur gibi sıraladığımız özellikler, bu terkiplerin fiil mertebesinde ortaya çıkışıdır.
Yani huy ve tabiat dediğimiz özellikler bu terkibin mânâsının fiil mertebesinde ortaya çıkışından başka bir şey değildir.
Senin kendini, hakikatınla tanıyabilmen için, zâtının tekliği yönünden harekete geçmen gerekir... Zira, sadece tekliğini bilip, mânâları kendinde bulamaman, senin ancak, hayâlini kendine TANRI seçmiş olduğunu gösterir. Bu huylarını, Allah’ın ahlâkı ile genişletmedikçe; yani sen “Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmadıkça”, Allah’ı tanıyamazsın!..Tanıdığını iddia ediyorsan, bu tanıdığın ancak belli ölçülerle kayıtlı bir ilâh olur. Allah’ın bir yönü olur!...
Hz.Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ne diyor:
“Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanınız!...”
Tevhid esasındaki görüşe göre, sendeki ahlâk, Allah’ın ahlâkı değil mi?...Evet, ama o sendeki ahlâk, senin terkibiyetin dolayısıyla oluşmuş bir ahlâk!..Yani, sınırsız ve ölçüsüz mâhiyetleri ve asliyeti itibariyle Allah’ın ahlâkı olan o husus; Ahmed ismi altında, terkip hükmüyle müşahede edildiği zaman, tamamen ölçülü, sınırlı, kayıtlı bir hâl alır ki, bu hâliyle görünüşü itibariyle, Allah’ın ahlâkı olduğu iddia edilemez artık!..
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMANIN SONUCU
SİSTEM VE SİSTEM İÇİNDEKİLERİ
DEĞERLENDİRMEYE BAŞLAMAKTIR!
Önce, "ALLAH ismiyle işaret edilen; kâinat içre kâinatlar yaratanı anlayabilmem için, beyin kapasitemi bilgilerim doğrultusunda, gereken çalışmaları ortaya koyarak genişletmem gerek; ki, önce "ALLAH adıyla işaret edilen’in ne olduğunu farkedeyim...
Sonra da buna dayanarak "ALLAH RASÛLLÜĞÜ"nün ne olduğunu farkedeyim...
Sonra da "Allah ahlâkıyla ahlâklanmış" olarak SİSTEMİ ve SİSTEM İÇİNDEKİLERİ değerlendirmeye başlayayım!
Bu bilgileri, ilmimin zekâtı ve sadakası olarak dağıtıyorum insanlara! Ki yerine misli misli gelsin!
Ne verirsem ne yoldan, biliyorum ki, SİSTEM gereği onun misli gelecek bana aynı türden ve aynı yoldan!
ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAKTAN
DAHA DA ZOR OLAN…
Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak fevkalâde zordur. Bundan da daha zor olanı, beşerin arasında gereklerine uyarak yaşayabilmektir.
KURÂN AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAK
Kur’ân okunduğu zaman sistem ve düzen farkedilir ki, bu da “Allah Ahlâkı”nın farkedilmesi sonucunu getirir…
“Kur’ân ‘ı “OKU”mak demek, alıp eline sadece satırları okumak demek değildir!.
O cümlelerde, sûrelerde, âyetlerde işaret edilen mânâları kavramak,hissetmek ve gerektiği şekilde yaşamak demektir... Kendinde bu mânâları bulacaksın; bulduğun zaman Kurân‘ın ahlâkıyla ahlâklanmış olacaksın!.
“Kur’ân böyle diyor ben böyle yapayım demekle”, oluşmaz Kurân‘ın ahlâkıyla ahlâklanmak...
“Kurân‘ın ahlâkıyla ahlâklanmak” demek, Kur’ânda ifade edilenleri kendi özünde bulabilmek; ve kendini o âyetlerde işaret edilen boyutlarda bulabilmek; hissetmek ve yaşamakla mümkün olur.
ŞERİAT HÜKÜMLERİNE UYDUĞUMUZ NİSBETTE
AHLÂK AHLÂKIYLA AHLÂKLANMIŞ OLURUZ
“Şeriatın hükümleri” dediğimiz hükümler, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını bildirir. Bu emirler ve yasaklar, kişinin terkibiyet hükmünün ortadan kalkması için birer vesîledir.
Asgari ölçüleriyle ele alırsak, bu emirlere ve yasaklara uyulması ruhta, ”cennet“ dediğimiz hâli oluşturur. Eğer üst sınırı ile ele alırsak, o takdirde kişinin terkib bağını yok eder, kişinin varlığını kaldırır!. Terkib ortadan kalkar ve böylece de “Allah’a vâsıl olma”denilen hâl meydana gelir.
Allah’a vâsıl olduğun zaman, ilâhi isimlerin mânâları sende, Allah’ın dilediği şekilde âşikâre çıkar ve böylece de sen Allah’a vâsıl olmanın yaşamına geçmiş olursun.
Netice olarak demek ki beşerin ebedi saadeti denen şey; beşer hükmü altında var olan terkib kayıtlarının kalkarak; Allah’ı tanıma, bilme, ”Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanma” denen şeyin gerçekleşmesi ve böylece bütün ilâhi isimlerin mânâlarının o mahalden aşikâre çıkabilecek hâle dönüşmesidir!.
Eğer bu böyle olmayıp da, sen Hakk’ın ne olduğunu bilmene rağmen, hâlâ terkîbî kayıtlarla tabiatın hükmüyle, alışkanlıklarınla yaşıyorsan, bu yaşamının neticesinde de senin için bir azâb sözkonusudur!.Ancak bu azâb, cehenneme mü’minlerin uğraması şeklinde anlatılan azâbtır!
Yâni, sen, şimdi burada kopamadığın alışkanlıklarından, şartlanmalarından, kayıtlarından, cehennemde uzun bir süre kalarak kopmak zorunluluğuna gireceksin!. Bu durumda bağlarından kopma azâbını yaşama durumu senin için mukadder olur!.
Demek ki biz, “şeriat” dediğimiz ilâhi hükümler bütününe uyduğumuz zaman, ”terkibi kayıtlardan” kısmen çıkmış ve o nisbette “Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmış” oluruz!.
Aksi takdirde terkîbî kayıtlardan doğan fiiller, netice olarak kişinin cehennemini meydana getirir!.
Kişi, terkib olmaktan doğan fiillerle yaşar ve bunun neticesinde de cehenneme gider!. Bu da şeriata uymamanın neticesi olmuş olur!.
AHLÂK AHLÂKIYLA AHLÂKLANMAK İÇİN
HERŞEYİNİZİ VERİN!
Allah ahlâkıyla ahlâklanmak için sahip olduğunuz ne varsa verin!.
Dünyalığınızı verin; ahretliğinizi verin!.
Yaksa da, yana yana verin!
TÜM BEŞERİ DÜŞÜNCE, KAVRAM VE DEĞER
YARGILARINDAN MÜNEZZEH OLAN “
ALLAH” İSMİYLE İŞARET EDİLENİN AHLÂKINI
FARK ETMEYE ÇALIŞIN!
“ALLAH” her şeyden ve beşeri kavramdan münezzeh!.
Hiç bir şekilde kayıt kavramı düşünülemeyen, sınırlanmayan!.
Tüm beşer kavram ve değer yargılarından âri!.
Ne ana-babası var ne de çocuğu!.
Kendi ellerinizle üretip, şekillendirip tapındığınız, sonra da âfiyetle yanlışlarını eleştirdiğiniz tanrınızın ahlâkı ile mi ahlâklanacaksınız?
Beşeri düşünce, kavram ve değer yargılarından münezzeh, “Allah” adıyla işaret edilenin ne olduğunu fark etmeye çalışıp, olabildiğince “O”nun ahlâkıyla mı ahlâklanacaksınız!
AHLÂK BOZUKLUKLARIN SEBEBİ NEDİR?
“Ahlâk” diye adlandırdığımız; ve bozukluğunda kişinin veya toplumun çıkarları aleyhine bir takım olaylar çıkmasına sebep olan davranışların temel sebebi dahi beyin olmaktadır...
Ahlâk bozuklukları hâlinde, madde dünyasında tespit edilen hallerin sebebi; bu özelliklerin “insan”da “bedene” geçmesini sağlayan beynin, ilgili bölümlerinde yeterli hücre gruplarının gerekli bağlantıya sahip olamayışı, düzenli bir şekilde çalışamayışıdır... Ki bu durumda da “insan”ın perisperi (ruhu hayvani) adıyla ifade etmeye çalıştığımız bir takım ışınlardan meydana gelmiş yapısının, beynin bu hücre grupları arasındaki tıkanıklıkları açması, yahut da iletişim kurulmamış bağlar arasında gene elektrik akımıyla bu iletişimin sağlanmasıyla düzelmektedir.
İNSAN, AHLÂKİ DAVRANIŞLARDAN
NİÇİN SORUMLUDUR?
İnsanın, ölümünden sonra, dinî akîdelere göre, dünyada ortaya koymuş olduğu olumsuz ahlâkî davranışlarından sorumlu olması da, o ahlâkın kendi yaradılışında olmayıp, beyninden ileri gelmesi sebebiyle, “insan”ın beyindeki o düzensizlikleri düzenlemeye çalışmamasındandır...
Selam ve dua ile