nasreddinhoca
Feb 28 2008, 02:39 AM
Gazali Özel Sayısı
İslami Araştırmalar dergisi son sayısını Gazali (ya da Gazzali)'ye ayırdı.* Çıktığı günden beri özel sayı üzerine bir yazı yazmayı düşünüyordum, kısmet bugüneymiş.
"Neden Gazali?" sorusu, anlamsız kaçacaktır. Gazali etkisi, sonuçları açısından müsbet ya da menfi yönleriyle tartışılmış, fakat onun İslam ümmeti üzerinde bıraktığı derin iz hususunda, herkes ittifak etmiştir.
Denilebilir ki, Gazali'nin genelde Osmanlı, özelde Anadolu coğrafyası üzerindeki etkisi, tüm diğer İslam toprakları üzerindeki etkisinden kat kat fazladır. Katip Çelebi'nin onun İhya'sı hakkında "Eğer İslam hakkındaki bütün kitaplar kaybolsa ve sadece İhya kalsa, bu kitap diğerlerinin boşluğunu doldururdu" gibi abartılı bir hükme varması, bunun bir göstergesidir.
İşte bütün bu nedenlerden dolayı Gazali hakkında değil bir, binlerce özel sayı hazırlansa yeridir. Bir takım noksan ve kusurları olmasına rağmen, İslami Araştırmalar bu açıdan tebrike şayan bir iş yapmıştır. Keşke müsamere diliyle yazılan, içerisinde güya nesnellik adına Kur'an için "Tanrı'nın sözü olarak değerlendirilen bir metin" gibi yakışıksız nitelemeler bulunan makalelerin yerine, daha ciddileri konabilseydi.
Emek mahsulü özel sayıyı okuyup bitirdiğinizde, onca kalın hacmine rağmen, ele aldığı konuların içini doldurmada umulan düzeyi yakalayamadığını müşahade ediyorsunuz. Bunun faturası elbette dergiyi hazırlayanların üzerine yıkılamaz. Katma değerle ve bu ülkenin ilmi mirasıyla alakalı bir husustur bu. Bir de gönül, İslam ilim camiasının tanınmış isimlerinin makalelerini de görmek isterdi. Mesela M. Abid Cabiri, Nakip el-Attas, Hasan Hanefi vd. gibi...
Tabii ki işin zorluklarını teslim etmek gerek. Yukarıda dile getirdiklerim bu zorluğun bir boyutu. Bir de Gazali'yi konuşmanın, hele de bu coğrafyada konuşmanın zorluğu var.
Gazali'den söz ederken belki de en çok ihtiyaç duyulan sözcük "hangi" sözcüğüdür. Evet, "Hangi Gazali?" Karşımızda kelimenin tam anlamıyla ele-avuca sığmaz, bir yerde durmaz, müebbed bir ilim ve fikir yolcusu var. Hocası Cüveyni'nin ellerinde Beyan bilgi sisteminde zirve olmuş, Burhan bilgi sisteminde Aristo'dan Farabi ve İbn Sina'ya kadar bütün bir sistemi önce didik didik etmiş, işine geleni aldıktan sonra sistemin üzerine bir çarpı çekmiş, en sonunda gele gele İrfan bilgi sistemine demirleyip, aradığı hakikatin orada olduğunu söylemiş...
Bu baş döndürücü yolculuk 55 yaş gibi genç denebilecek bir yaşta noktalanmış. Ben, Gazali gibi ömrünü "aramaya" adamış müebbet bir yolcunun bir son durağı olacağını sanmıyorum. Eğer yaşasaydı sanırım o "buldum" dediği noktayı da aşıp yeni ufuklara yelken açacaktı. Nitekim bazıları, onun göğsünde Buhari olduğu halde vefat ettiğini söylerler. Eğer doğruysa bu giderayak yolculuğunun yeni etabına hazırlandığının bir göstergesidir.
İslam aklını "mahsus"tan "makul"e taşımaya, ilk yaratılan olarak gördüğü aklı dengeli bir konuma oturtmaya, mantığı ilimlerin temeline yerleştirmeye çalışan Gazali, kimi zaman eklektizme varacak kadar "sentezci", kimi zaman indirgemeciliğe varacak kadar "analizci", kimi zaman tüm dengeleri alt-üst edecek kadar "dengeci" görünmektedir. Ama her şeyden öte, onun insanı hayran eden yönü, bilgiyi ve aklı varoluşsal bir okumaya tabi tutmasıdır. Onun entelektüel yolculuğunu bana Peygamberimizin şu duasını hatırlatır: "Faydasız bilgiden Sana sığınırım!" Bu yanıyla Gazali, hayatı Allah'tan arındırmaya çalışan seküler akla karşı savaşmış biri olarak nitelendirilse yeridir.
O eleştiriyi hak edenlerdendir. Çünkü çok şey yapmıştır. Eserlerinden birinin adını "denge" (el-İktisad) koyacak kadar denge arayıcısı olan Gazali de, dengesiz ve ölçüsüz yaklaşımların konusu olmaktan kurtulamamıştır. Övgücüler ve sövgücüler, ifrat ve tefrit, aşırı yüceltenler ve aşağılayanlar... Bunların başında indirgemeci aklın mümessili Oryantalistler geliyor. "Peygamber'den sonra yaşamış en büyük müslüman" lafı da onlara ait, "İslam düşüncesini bitiren kişi" lafı da... Onlar da öyle de, bizde farklı mı? Her şey ya "mükemmel"e, ya "berbat"a ayarlı.
Gazali'nin zirve olduğu doğrudur. Fakat kendisinin kullandığı bazı araçları imha ettiği de doğrudur. Fakat "İslam düşüncesini bitiren adam" lafı haddi de maksadı da aşar. Bizce Gazali değil, "Gazalicilik" yapan, onun açtığı eleştirel çığırı sürdürmek yerine, onun gölgesinde yatmayı marifet bilenler suçlanmalıdır.
"İbn Puşt"(!)... Siz bu hakareti duymamış olabilirsiniz. İmam-Hatip Lisesi'nde felsefe dersimize giren hoca, Gazali'nin ardına sığınarak İbn Rüşt için onlarca genç insanın gözlerinin içine baka baka, bu hakareti ederdi. Ben onun Tehafüt'leri okuduğunu hiç sanmıyorum.
Evet mevzi bir örnek, fakat hiç de görmezden gelinecek bir örnek değil. Bizzat yaşadığım bu olumsuz şartlandırmanın etkisiyle yazdıklarını okumadığım, fikirlerini bilmediğim, düşüncelerini anlamadığım islam semasının bazı yıldızlarına, bir zamanlar ben de düşman edilmiştim.
Max Horten Gazali için "İslam düşüncesini bitiren adam" derken yanılıyordu. Gazali de, İbn Sina ve Farabi gibi İslam filozoflarını tekfir ederken, el-İktisad fi'l-İ'tikad'da kendi koyduğu ölçüye aykırı davranıyordu. Çünkü orada tekfirin ölçüsünün akıl değil nakil olduğunu söylüyordu. Bunun anlamı, mutlak inkarı içermiyorsa, yorumdan dolayı kimse tekfir edilemez demekti.
Ve Gazali Özel Sayısı'nın aklıma getirdiği bir soru: Eğer Gazali günümüzde yaşasaydı, İhya-i Ulumi'd-din'i mi yazardı?
Mustafa İslamoğlu
TEVHİD
Feb 28 2008, 03:55 AM
ALINTI
Gazali'nin zirve olduğu doğrudur. Fakat kendisinin kullandığı bazı araçları imha ettiği de doğrudur. Fakat "İslam düşüncesini bitiren adam" lafı haddi de maksadı da aşar. Bizce Gazali değil, "Gazalicilik" yapan, onun açtığı eleştirel çığırı sürdürmek yerine, onun gölgesinde yatmayı marifet bilenler suçlanmalıdır.
Çok doğru.Mustafa Hoca gayet güzel izahlarda bulunmuş.Allah razı olsun.
Selam ve dua ile
Zemahşeri
Feb 29 2008, 11:36 AM
Harika bir yazı. İslam ümmetinin en büyük hatası gazaliye dönüp ibni rüşte sırt çevirmesiydi denebilir. Halbuki iki kutbuda içinde barındırması birbirlerini dengelemesini sağlaması gerekmektedir. İbni rüşte sahip çıkılmalı ama tabiki gazaliye sırt çevirmeden.
asiLDuA
Feb 29 2008, 04:34 PM
imam gazalinin 2 dönemi vardır.Son dönemi ve kitabı tevhid eksenlidir.Bu açıdan alimler bazen kitaplarından faydanırlar.
nasreddinhoca
Mar 1 2008, 11:30 AM
ALINTI
Harika bir yazı. İslam ümmetinin en büyük hatası gazaliye dönüp ibni rüşte sırt çevirmesiydi denebilir. Halbuki iki kutbuda içinde barındırması birbirlerini dengelemesini sağlaması gerekmektedir. İbni rüşte sahip çıkılmalı ama tabiki gazaliye sırt çevirmeden.
Aslına üç kutubdan da faydalanacağımız çok şey var...
İbn Rüşt...
İbn Teymiyye...
İbn Arabi...
TEVHİD
Mar 1 2008, 02:37 PM
ALINTI
İbni rüşte sahip çıkılmalı ama tabiki gazaliye sırt çevirmeden.
Kesinlikle doğru.
Muhiddin İbn-i Arabi de.
Selam ve dua ile
hanci
Aug 23 2008, 06:35 PM
m.i.oglunun gercek yüzünü gösteren bir yazi..
yahudi taktigi ile yüceltip sonra yerden yere vuran sinsice hazirlanmis bir yazi..
gazali 20. yüzyilda olsa ihyayi yazarmiydi diyor. bir insan bu kadar alcalabilir ancak..
gelen yorumlarda hedefini zaten göster miyor mu?
ibni teymiyeyi de okumak lazimmis....
cok yazik..
nasreddinhoca
Aug 23 2008, 06:43 PM
Bu baş döndürücü yolculuk 55 yaş gibi genç denebilecek bir yaşta noktalanmış. Ben, Gazali gibi ömrünü "aramaya" adamış müebbet bir yolcunun bir son durağı olacağını sanmıyorum. Eğer yaşasaydı sanırım o "buldum" dediği noktayı da aşıp yeni ufuklara yelken açacaktı. Nitekim bazıları, onun göğsünde Buhari olduğu halde vefat ettiğini söylerler. Eğer doğruysa bu giderayak yolculuğunun yeni etabına hazırlandığının bir göstergesidir.
İslam aklını "mahsus"tan "makul"e taşımaya, ilk yaratılan olarak gördüğü aklı dengeli bir konuma oturtmaya, mantığı ilimlerin temeline yerleştirmeye çalışan Gazali, kimi zaman eklektizme varacak kadar "sentezci", kimi zaman indirgemeciliğe varacak kadar "analizci", kimi zaman tüm dengeleri alt-üst edecek kadar "dengeci" görünmektedir. Ama her şeyden öte, onun insanı hayran eden yönü, bilgiyi ve aklı varoluşsal bir okumaya tabi tutmasıdır. Onun entelektüel yolculuğunu bana Peygamberimizin şu duasını hatırlatır: "Faydasız bilgiden Sana sığınırım!" Bu yanıyla Gazali, hayatı Allah'tan arındırmaya çalışan seküler akla karşı savaşmış biri olarak nitelendirilse yeridir.
garip_yolcu
Aug 23 2008, 10:21 PM
İmam-ı Gazali
Tam adı Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed
İslam âlimi. Batı dillerinde ismi Algazel'dir.
Künyesi Ebu Hâmid, lakabı Huccet-ül-İslam ve Zeyneddin’dir.
Gazali nisbesiyle meşhurdur.
İmam-ı Gazali, ömrü boyunca gece gündüz devamlı yazmış büyük bir İslam âlimidir. O kadar çok kitap yazdı ki, ömrüne bölününce, bir güne on sekiz sayfa düşmektedir. Eserlerinin sayısının 1000’e ulaştığı, Mevduât-ul-Ulum kitabında bildirilmektedir. Bunlardan 400’ünün isimleri Şeyh Ebu İshak Şirâzi’nin Hazâin kitabında yazılıdır.
Eserleri üstünde Avrupalılar geniş ve uzun süren incelemeler yapmışlardır.
1959’da dört Alman ordinaryüs profesörü, İmam-ı Gazali'nin kitaplarını okuyarak, İslam dinine aşık olmuşlar ve İmam’ın kitaplarını Almancaya çevirerek sonunda müslüman olmuşlardır.
ALINTI
Ve Gazali Özel Sayısı'nın aklıma getirdiği bir soru: Eğer Gazali günümüzde yaşasaydı, İhya-i Ulumi'd-din'i mi yazardı?
Benim anlamakta güçlük çektiğim hatta anlmak da istemediğim şey. Biz müslümanların heleki bunlar alimlerden olursa islam alimlerinden olup bizim gibi düşünemeyenleri acımasızca eleiştirmek.
Günümüz dünyasında eleştirilmeyen bir isalam alimi var mı bilmöiyorum?
bir kısmı üsatad bediüzamanı bir kısmı gazaliyi bir kısmı ıbnı teyımeyı vessaire.
Yani nerdeyse hakkında olumsuz eleşti olmayan yok gibi. Ben üstad Bediüzzamanı da okudum okuyorum. İmamı Rabbanıyi de okumdum. gazalinin ıhyasınıda tamamı olmasa da buyuk bır kısmını okudum ve sımdıde onu okuyorum. ımam Rabbanı dahı kendı mektubatında zamanla değiştiğini ve daha önceden bazı konulardaki kimi bilgi ve yorumundan dolayı kendini eleştiriyor.
Bir kere islam ikliminde yeşermiş ve meyve vermiş bütün herkes de nihayetinde bir insandır. buna en büyük alimlerimizde de dahildir ki insan olan beşerdir ve zaman zman şaşabilir. Ama gene de islam alimleri Peygamber varisleridir. Efendimiz diyor ki eshabım yıldızlar gibidir. Hangisini takip ederseniz doğru yola çıkarsınız. Ama her sahabi cennetle müjdelenmiş de değildir. Misal halit bin velit bir keresinde kadın ya da çocukların kanını dükmüştür ki Peygamber efendimiz "Allahım ben Halitin yaptığı bu işten beriyim demiştir." Aynı halit için Allahın kılıçlarından bir kılıç dediği de rivayet edilmekte.
İslam alimlerimz de öyledir. Onlar bizm için bu gün takip edip örnek alacağımız emsaldeler. bununla birlikte yüce Allah bize akıl ve idrak vermiş. Kendi kelamı olan kuranı da tahrif olmaktan koruyarak her an baş vurcabilecek şekilde tutmuştur. Resulullahın sünneti de öyle. o zaman bıze düşen kim ne demişe de ne der ise de aklı ve marifetimizi kullanarak bunları kuran ve sünnet mihenginde tartmak bize düşer. Zira göz kulak ve kalp ardında gittiği her şeyden sorumludur.
Bana kalırsa islam alimlerini eleştirenlerin onların islam ilimlerine olan katkılarını da göz ardı etmememleri gerekir. yukarıdaki makalenin yazarının acaba gazali kadar islam ümmetine faydası olmuş mudur ki..!
ve kac zaman oldu gazali halen de eserleri ile yaşamaktadır. Acaba diyorum; onun hakkında bu denli yorum yapan bu müslüman öldükten sonra ve uzerinden bu kadar da zman gecse gazalı kadar konuşulacak mı ve eserleri ile insanlara onun kadar rehberlik edebilecek mi?
ilkemir
Sep 11 2008, 01:10 AM
Bakın mektubata ne der Rabbani ,,,
ALINTI
İctihâd hatâsı, fısk, günâh değildir. Hattâ, ayıplamağa bile izn yokdur. Çünki, ictihâdda hatâ edene de, bir sevâb vardır.
Kimileri ise birisi hata yapmıştır deyince illaki o kişinin tekfir edilmesi gerekmiş gibi o kişiyi savunma derdine düşer .
Zaten şeyhine % 100 itaat edilmesi gerektiğine "iman eden" birisine laf anlatmanın imkansızlığı ortada olduğu için .Laf anlatmaya çalışmak olsa olsa havanda su dövmek olur . Daha da kötüsü fitneye sebebiyet verebilir .
Öğrenilenlerin aktarılması yeter .
ALINTI
Yûnus 25
Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir
mahsunkul
Oct 8 2008, 02:35 AM
Eserlerinde geçen hadislerin bir kısmının sahih olmadığına inandığım. büyük islam alimi Gazali. Alalh ondan razı olsun
TEVHİD
Oct 8 2008, 01:35 PM
ALINTI
İslam aklını "mahsus"tan "makul"e taşımaya, ilk yaratılan olarak gördüğü aklı dengeli bir konuma oturtmaya, mantığı ilimlerin temeline yerleştirmeye çalışan Gazali, kimi zaman eklektizme varacak kadar "sentezci", kimi zaman indirgemeciliğe varacak kadar "analizci", kimi zaman tüm dengeleri alt-üst edecek kadar "dengeci" görünmektedir. Ama her şeyden öte, onun insanı hayran eden yönü, bilgiyi ve aklı varoluşsal bir okumaya tabi tutmasıdır. Onun entelektüel yolculuğunu bana Peygamberimizin şu duasını hatırlatır: "Faydasız bilgiden Sana sığınırım!" Bu yanıyla Gazali, hayatı Allah'tan arındırmaya çalışan seküler akla karşı savaşmış biri olarak nitelendirilse yeridir.
İhya-yı Ulumddin adlı eserini çok kez okudum.Ben de Mustafa hoca ile aynı kanaatteyim belirtilen hususlarda.
ALINTI
Ve Gazali Özel Sayısı'nın aklıma getirdiği bir soru: Eğer Gazali günümüzde yaşasaydı, İhya-i Ulumi'd-din'i mi yazardı?
Sanmıyorum.
Selam ve dua ile
Abdulhamit
Oct 8 2008, 03:07 PM
M. İslamoğlu'ndan Tuhaf Sözler
M.İslamoğlu'ndan Tuhaf Sözler