Sürgün yüreğin ilk azatlıklarıdır bu cümleler... Serseri, avare bir ruhun kırık dökükleridir bu cümleler...(okunmaya)
Bu kelamlar aşka dair, hüzne dair gurbet soluğunda yazılmaktadır. Söze, kelama dururken dallarım hüznüm yoldaş olacak sizlere. Mutluluğu avuçlarınıza koyamayacağım. Mutluluğu cümlelerimde arayacak olanlar daha bu satırlarda terk ediversin sahifelerimi. Rica ederim... Zira toprağımda acıdan bol bir malzeme acıdan başka mahsul yoktur. Toprak kokan nefesimden umuda dair iki cümle neredeyse bulunmaz. Umut çok uzaklardadır. Adını sanını bilmediğim nefeslerin ağızlarında nutuk çekmektedir. Ama her nedense semtime uğramaz. Uğrasa da gözlerim görmez; ellerim uzanmaz.
Her ne kadar yeni şeyler söylemek zamanı, yeni sözcükleri cümlelere
dökmeli, yeni sevdalara mersiye yazmalı diye başladıysam da sayfaya olmadı
işte beceremedim. Sürgün yaşamaktan kurtulmaya niyetlendiysem de olmadı. Ruhum yine acılarda. Yine gurbette. Yine yazılmış bir mahpusluğa. Oynamakta rolünü hiç utanmadan sıkılmadan. İki kelamın belini kıralım dediğim dostlarım yok etrafımda. Terk-i diyar eylemişim.
"Ne denir ki alıp başını giden bir insana? Ya da ne anlatılır? Hangi paylaşılmışlık şerefine neyin bahsi önemlidir ki? Geçmiş ve hayallerle oluşan masum bir hikâyenin tantanası kaplamışken soğuk odamı; ne diyebilirim ki sana hoşçakaldan başka" demiş biri; ben "alıp başını giden bedenden gayrı ruhun yürek acısıdır. Zira toprak kokan nefese acı yaraşır belki de. Acı içimde. Acı ruhumda, acı her yerde. Acım hükümsüzdür" demişim; düşmüşüm yollara...
Gitmelere meraklı ruhum kavi bir şamar yemiş gitme isteğinin yüzüne. Pişman olmuşum neye yarar; kime ne anlatılır? Hangi pişmanlığın kıvranışlarından söz edilir? Ardımda yarım bıraktıklarıma belki hiç tamamlayamayacaklarıma nasıl eski benle döneceğim? Baktığım gözlerim eski benin gözleri olmayacak. Dillerim aynı kelamları konuşmayacak. Deli eden sükûnetim ona bir bütün olamayacak. Evet diyemeyeceğim belki. Belki susacağım. Susuşlarım daha çok susuşlara varacak. Gideceğim susuşa varacak. Gelişlerim pişmanlığa uzanacak. Ve ben hep susmaya yar olacağım...
Hoyrat ellerimle avuçladığım istikbalim yaralanacak yine. Ellerime bir hayat verilmiş; oradan oraya sürüklenmekten yorgun düşmüş. Evet, hiç bir ziynet takınamamış, hiç bir ideale adım atamamış bir hilkat garibesiyim ben. Ve bana aittir bütün yazdıklarım; çizemediğim tasvirlilerim. Ve bana aittir bu sayfa. Umut vaat etmiyorum size. Hayalinizi okşamıyorum. Yaralı tebessümümle hayata bakıyorum. Eğer bir de bu gözle yanaşayım diyorsanız hayatın kıyısına buyurun gelin ben buradayım...
alıntı