İnsanların özgürlüğü, saygınlığı haysiyeti, mülkü sadece Allah’ın kefalet ve hükmü altında olduğu bir toplum…Kimsenin zan ile tutuklanmadığı, kimsenin evinin duvarına tırmanılmadığı, kimsenin kimseye tecessüs edemediği, kimsenin kanının heder olmadığı, işlenen suçun misliyle ödettirildiği bit toplum… Her ferdin bütün hukukunun sadece yargıcın iradesine, akrabasının arzusuna, yakınının himayesine değil, Allah’ın şeriatının hükmüne bağlı olduğu bir toplum…Eşitlik ile kesin adalet temelleri üzerine oturduğu gibi, şûrâ, yardımlaşma ve nasihat temelleri üzerine kurulan bir toplum…
Nihayet insan toplumları arasında, insanın insana boyun eğmediği bir toplum...Orada hâkim ve mahkûm, idareci ve halk bütün insanlar, sadece Allah’a ve Onun şeriatına boyun eğerler.. Onlar; ister yöneten olsun ister yönetilen; yalnız ve yalnız Allah’ın ve Dininin hükümlerine göre hareket ederler. Hakimler hakimi olan alemlerin Rabbı Cenab-ı Allah’ın huzurunda; gönül huzuru, kalb sükûneti ve bağlılık içerisinde eşit olarak ayakta dururlar.
SeYYiD KuTuB...
( Fi zilali’l-Kur’an – el-Bakara Suresi, 204-207. ayetlerin tefsirinden)