Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ayasofya'yı Kilise Yapma Girişimi!
Islami Forum - Popüler Forum > GENEL FORUM > .·[ DUYURULAR ]·.
Sayfa: 1, 2
-EBRAR-




Süleyman Arif Emre/Milli Gazete

Gelelim Ayasofya davasına:

Çünkü bu dava, konumuzla doğrudan ilgilidir. 1952 senesinde Türkiye’ye patrik olarak gelen ATENEGORAS, zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dan, Ayasofya’nın kiliseye çevrilmek üzere kendilerine verilmesini istemiş. Bu haberi duyunca çılgına dönen arkadaşım rahmetli OSMAN YÜKSEL (Namıdiğer Serdengeçti) sert bir makale yazarak, AYASOFYA’NIN KİLİSE YAPILMASINA KARŞI ÇIKMIŞTI.

Zamânın devlet ricâli, kim bu küstah diyerek OSMAN YÜKSEL’in aleyhine “Millî mukavemeti kırdığı, Türk Yunan dostluğunu ihlal ettiği” iddiasıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir kamu davası açtırmıştı.

Davanın sevk maddesi, T.C.K.’nın 161’inci maddesidir. Bu maddenin metni, o günkü şekliyle cezayı, idamdan başlatıyordu.

Bu maddeye göre Sanık Osman Yüksel’in, önce garnizon komutanlığı mahkemesinde ilk sorgusu yapılmış, zamânın Millî Savunma Bakanı SEYFİ KURT BEY imzasıyla, Osman aleyhinde dava açılmasına, resmen izin verilmiştir.

Bu işlem çok dikkat çekicidir. Görülüyor ki, ABD’nin nüfûzû, Patrik Atenegoras’ın isteği söz konusu olunca, Bir yazarın idam ettirilmesi için bütün prosedürler zorbalanabiliyor.

Onun için diyoruz ki, yeni Vakıflar Yasası’nın, mahzursuz gibi gözüken hükümleri, emperyalist emellerin tatmini bahis konusu olursa, bizim mahkemelerimiz, millî menfaatlerimize uygun hüküm verse bile, AİHM millî menfaatlerimizi ve Müslüman halkımızı yok farzederek, batılıların lehine kararlar verebilecektir. Demek ki, bizim kimi devlet adamlarımız, icâbında millî menfaatlerimizi görmemezlikten gelebiliyor. AB’ye uyum kanunlarının hükümleri ile yeni Vakıflar Kanunu’nun hükümleri, birlikte mütalaa edilirse verilecek tavizlerle milli menfaat, milli özelliklerimizin ve şahsiyetimizin yerinde yeller esebilir.

(AYASOFYA DAVASI)’nın bütün ayrıntılarını gözler önüne sermemize bu köşe yazısının sütunları müsait değildir. Ancak arkadaşım Osman Yüksel SERDENGEÇTİ, sağlığında bu konuda ayrıntıları ihtiva eden bir kitapçık çıkarmıştır, merak edenler ibret almak için bulup inceleyebilirler. Bu davanın avukatı olarak bendeniz birkaç çarpıcı ayrıntı üzerinde durarak, Ayasofya Yazısı’nın tümünü sizlere sunacağım.

Birinci ayrıntı:

Davaya bakan Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne, davayı takip eden savcı NURİ SÜER’in iddiaları çok enteresandır. Savcı 17/1/1953 tarihli iddianamede: “Muharririn Ayasofya’yı, kilise yapmak isteyenlere cevab verdiği yolundaki müdafaasının, samimi olduğunu kabul etmekte mümkün değildir. “Çünkü ASLINDA KİLİSE OLAN AYASOFYA’NIN evvela cami yapılması, sonra da müze haline konulması idari bir muameleden ibarettir” deniliyor.

Eğer bu mantık geçerliyse, Anadolu’nun tümü de, Malazgirt’ten önce rum diyarı olarak anılıyordu. Savcılık resmen, “Fâtih Sultan Mehmet Hazretleri’nin, halen, fiilen, kanunen ve resmen cami sayılması gereken vakfiyesini hükümsüz saymış oluyor. Bu mantık yürütülürse Malazgirt’ten bu yana ecdadımızın bin seneyi aşkın vatan saydığı yurdumuzun da aslında rum malı olduğu neticesine varılır.” Fatih ile beraber Alpaslan Gazi’nin de hakkı yok farzedilmiş olur.

Halbuki gerek, Cumhuriyet’ten önceki, hükümlere göre, gerekse Medeni Kanunun mer’iye vaz’ı hakkındaki kânûna göre ve gerekse Vakıfla eski mevzuatına göre ve gerekse medeni kanunun, vakıflara mütedair hükümlerine göre, Mazbut ve hayrat vakıflar, kesinlikle vakfedildikleri gaye dışında kullanılamaz. Müktesep haklar ve kurallar bunu emreder. Müze olarak gayesinin değiştirilmesi dahi yersizdir, hükümsüzdür, geçersizdir.

Bugün bu hukuk dışı görüşlere vatanımızda gözü olan Ermeniler, Rumlar ve Pontus Rum devletini ihya etme rüyâsını görenler dört elle sarılıyorlar. Türkiye’yi AB’ye almaya taraftar gözükenlerin de içgüdüsünde de bu mantık yatıyor.

AYASOFYA DAVASI NE oldu derseniz, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi bu davayı red etti. Rahmetli OSMAN YÜKSEL’i berâat ettirdi.

Ankara savcısı HAKKI EGESEL beraat hükmünü temyiz etti. Yargıtay Birinci Ceza Dairesi Beraat hükmünü ONAYLADI.

Yeni Vakıflar Kanunu ile LOZAN MUAHEDESİNİN kazandırdığı hakkı mükteseplerin mesnetlerini ortadan kaldırıyor”, şeklindeki itiraz ve endişelerin üzerinde titizlikle durmak gerek. Zira ortada bir AİHM var. Bu mahkemenin batılıların emperyalist emellerini gerçekleştirmek için, elinden geleni yapacağını hesaba katmak zorundayız.

Ayasofya davası bu tehlikeyi haykıran tarihi bir ibret levhasıdır. Bizimkiler Türk-Yunan dostluğunu zayıflatmak, millî mukavetemizi kırar diye, bir yazarımızın idam edilmesini bile göze alırken, Yunanlılar Batı Trakya’da, Müslüman kardeşlerimize kan kusturuyorlar. Onların bütün müktesep haklarını ve tabii hukuklarını çiğniyorlar. Görülüyor ki uygulama alanında değişen bir şey yok. Uyanık ve titiz olmalıyız diyor, SERDENGEÇTİ’NİN dava konusu yazısını size aynen aktarıyorum:

AYASOFYA

Ey İslâm’ın nûru, Türklüğün gururu Ayasofya. Şerefelerinde fethin, Fâtihi’n şerefi ışıl ışıl yanan muhteşem mâbet... Neden böyle, neden böyle bir hoşsun? Hani minârelerinden göklere yükselen, ta... maveradan gelen ezanlar?..

Ayasofya ses vermiyor. Ayasofya bir hoş, Ayasofya bir hoş, Ayasofya bomboş...

Hani nerde şu muhteşem minberde binlerce erin, binlerce gazinin baş koyduğu şu temiz yerde, şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor? Ayasofya, Ayasofya seni bu hâle koyan kim?.. Seni çırılçıplak soyan kim?

Hani gönüllerden kubbelere, kubbelerden gönüllere, gürül gürül akan, sineler yakan Kur’ân sesleri?..

Kur’ân sesleri dindirilmiş, Müslümanlar sindirilmiş... Allah, Muhammed, Hülafaî Raşidin, bu din ulularının isimleri, kubbelerden yerlere indirilmiş.

Fethin, Fâtih’in mâbedinden kitâbı mübîni, bu ulu dini kaldıran kim?..

Asırlık surların arkasından, köhne bizansı hortlatmak isteyen el kimin eli. Bunu söyleyen kimin dili? Ayasofya’yı puthane yapan hangi delidir?

Elleri kurusun dilleri kurusun, Ayasofya Ayasofya seni bu hale koyan kim? Seni çırılçıplak soyan kim?..

Ayasofya ey muhteşem mabet, merak etme Fâtih’in torunları bütün putları devirip seni camiye çevirecekler. Gözyaşlarıyla abdest alarak secdelere kapanacaklar... Tehlil, tekbir sâdâları yeniden kubbeleri dolduracak... İkinci bir fetih olacak. Ozanlar bunun destanını yazacaklar, ezanlar bunun ilanını yapacaklar. Sessiz ve öksüz minarelerden yükselen tekbir sesleri fezaları yeniden inletecek... Şerefelerin yine Allah’ın ve onun sevgili Peygamberi Hz. Muhammedin şerefine ışıl ışıl yanacak... Bütün dünya Fâtih dirildi sanacak... Bu olacak Ayasofya bu olacak... İkinci bir fetih yeni bir basübadel mevt... Bu muhakkak... Bu günler yakın, belki yarın belki yarından da yakın... OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ
yecüc ve mecüc
ayasofya hiçbir zaman klise olmayacaktır. O hep müze olarak kalacaktır.
Saltukoğlu
ALINTI(yecüc ve mecüc @ Mar 7 2008, 02:42 PM) *

ayasofya hiçbir zaman klise olmayacaktır. O hep müze olarak kalacaktır.


Ayasofya İslamın çok değerli Camisidir. Sırf Ayasofya bile bazılarının müslüman olup olmadığının en zahir ispatıdır. Ayasofyanın olması gereken durumu camidir.

Eğer dense ki çare yok ya müze olacak ya da kilise, o zaman içinde yanlışta olsa hristiyan abitlerin rahiplerin Allaha ibadet edeceği bir kilise olması, ibadetisz kasvetli bir müze olmasından daha iyi olabilir.
yecüc ve mecüc
niye müzeyi kasvetli korkutucu birşey yaptın o müze dediğin yerde senin dinin en değerli tarihi eserleri sergileniyor kötü mü? Onlara neden ses çıkarmıyorsun?? Arkadaşlar Ayasofya'nın ne olduğu zaten belli niye alınganlık gösteriryorsunuz müze olarak kalması 2 tarafın radikallerinide engelliyor işte.
Hem Madem çok önemli ayasofyadan çok daha güzel sultanahmed-süleymaniye-selimiye camileri var bunlar ayasofyayı aşmış binalardır neden illada ayasofyayı klise yapmak istiyorsunuz anlamadım. Nolucak yani cami olunca hristiyanlara-yahudilere birşey mi kanıtlamış olacaksınız?? Eğer birşeyer kanıtlayıp övünmek istiyorsanız ilim alanında bugün onların kat kat üstüne çıkabilirsiniz mesala malum her kullandığımız alet hristiyan-yahudilerin doğru düzgün müslüman icadı yok bence bunları bırakıp bilimde teknolojide hristiyanların-yahudilerin üstüne çıkmamız lazım
Saltukoğlu
Ruhunuz çarpık ya, çarpıtmaya bayılırsınız. Körmüsünüz, biz dedik ki Ayasofya camidir ve cami olmalıdır ve bir müslümanın bundan başka bir düşüncede olması imkansızdır.

Faraza dedik ki, bizim elimzed olmasa, olaya hiç müdahil olamasak, bize deseler ki, Ayasofya asla cami olmayacak ama, kilise mi olsun müze mi diye faraza sorsalar, o zaman deriz ki, madem cami olmayacak, hiç olmasa içinde başka din mensupları Tanrıya ibadetz etsinler diye kilise olsun. Müze olup ibadete kapanmasın değil mi? Çarpılmış yecüc mecüc.
telpako
Bence de ayasofya kilise olmalıdır. Çünkü biz müslümanlara hristiyanların mabetlerini işgal edip onları camiye çevirmek yakışmaz. Biz kendi mescidimizi yaparız . Hem ayasofya kilise olarak inşa edildi bize uymaz. Ben bir müslüman olarak aysofyayı şişman bir bizans mabedini cami olarak görmek istemem. Neyse bukonu hakkında daha once konusmustuk daha fazla konusmaya gerek yok.
Linkinpark
ALINTI(telpako @ Mar 7 2008, 08:36 PM) *

Bence de ayasofya kilise olmalıdır. Çünkü biz müslümanlara hristiyanların mabetlerini işgal edip onları camiye çevirmek yakışmaz. Biz kendi mescidimizi yaparız . Hem ayasofya kilise olarak inşa edildi bize uymaz. Ben bir müslüman olarak aysofyayı şişman bir bizans mabedini cami olarak görmek istemem. Neyse bukonu hakkında daha once konusmustuk daha fazla konusmaya gerek yok.


Ayasofya cami olması gerekir.. Ne diyon sen.. ne kilisesi..

Kim kimin ibadet yerini gaspetmiş.. Çarpıtmayın..
angry.gif
Zemahşeri
ALINTI(rockerr @ Mar 7 2008, 09:32 PM) *

Ayasofya cami olması gerekir.. Ne diyon sen.. ne kilisesi..

Kim kimin ibadet yerini gaspetmiş.. Çarpıtmayın..
angry.gif



Her yeni gelen devlet ve ideolojisi bu büyük ve mükemmel mabedi kendi dinine göre değiştirmiştir. Bu sebeple ayasofya aynı zamanda sisteminde bir sembolüdür. Ayasofyanın camiye dönüştülmesini nasıl sindirmiş isek müzeye çevrilmesini de paşa paşa sindireceğiz. Eğer hayır efendi ayasofya cami kalmalıdır diyor isen ondan önce onu müzeye çeviren ideolojinin değişmesi veya yıkılması gerekmektedir.
-EBRAR-
“Kim bu vakfiyenin bir şartını değiştirir,
fâsid bir te’ville, dalavereyle vakıf hükmünü yürürlükten kast eder ve aslını değiştirir, fürûuna itiraz eder veya bunları yapana yol gösterir ve yardım eder veya kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkar veya sahte evrak düzenleyerek mütevellîlik hakkı gibi şeyler ister, yahut onu kendi hesabına geçirirse haram işlemiş olur, günah kazanır. Allah’ın meleklerin ve bütün insanların ebediyyen lâneti onun üzerine olsun. Azapları hafiflemesin. Kıyâmet gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunu işittikten sonra değiştirirse, günahı değiştirenleredir. Allah işitendir, bilendir. Bu vakfı değiştirmeye, bozmaya girişen kişi ölümü, sekerâtı, kıyâmet sahnelerini ve karanlığını, kabri ve yalnızlığı, münkeri ve heybetini, nekiri ve soracaklarını, âlemlerin Rabbi huzurunda duracakları günü hatırlasın. O gün hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip değildir. O gün bütün işler Allah'a aitttir.”


Bu güzel şehri fetheden ve İslam'ın yaşanabildiği bir toprak parçası olmasına vesile olan o kutlu komutanın bu vakfiyesini görmezden gelmek, hele ki bunu kendini müslümanım diyen kişilerin ağzından duymak utanç verici ve büyük bir nankörlük olarak düşünüyorum.
atilla12
Ayasofya'nın onu yapan hristiyanların elinden alınıp camiye çevrilme sebebi nedir buna bakmak gerekir ilk önce.
Linkinpark
ALINTI(Ümmü_Seleme @ Mar 7 2008, 09:51 PM) *

“Kim bu vakfiyenin bir şartını değiştirir,
fâsid bir te’ville, dalavereyle vakıf hükmünü yürürlükten kast eder ve aslını değiştirir, fürûuna itiraz eder veya bunları yapana yol gösterir ve yardım eder veya kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkar veya sahte evrak düzenleyerek mütevellîlik hakkı gibi şeyler ister, yahut onu kendi hesabına geçirirse haram işlemiş olur, günah kazanır. Allah’ın meleklerin ve bütün insanların ebediyyen lâneti onun üzerine olsun. Azapları hafiflemesin. Kıyâmet gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunu işittikten sonra değiştirirse, günahı değiştirenleredir. Allah işitendir, bilendir. Bu vakfı değiştirmeye, bozmaya girişen kişi ölümü, sekerâtı, kıyâmet sahnelerini ve karanlığını, kabri ve yalnızlığı, münkeri ve heybetini, nekiri ve soracaklarını, âlemlerin Rabbi huzurunda duracakları günü hatırlasın. O gün hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip değildir. O gün bütün işler Allah'a aitttir.”
Bu güzel şehri fetheden ve İslam'ın yaşanabildiği bir toprak parçası olmasına vesile olan o kutlu komutanın bu vakfiyesini görmezden gelmek, hele ki bunu kendini müslümanım diyen kişilerin ağzından duymak utanç verici ve büyük bir nankörlük olarak düşünüyorum.




Evet arkadaşa katılıyorum...

Gayet doğru söylüyor...
-EBRAR-

Hristiyanların haklarına karşı duyarlı olan kardeşlerimizin, ahırlara çevrilen camiilerimiz için de duyarlılık göstermesi temennimizdir.
asiLDuA
İstanbulun fethi ile alakalı olan hadisi muhaddisler sahih olarak ele almışlardır.Fakat şuan istanbul tağutun elinde yani halen fethi bekliyor,

Günümüzün muasır alimleri,İstanbulun tekrar fethedileceğini söylüyorlar.

Çünkü hadis ahir zaman hadisleri başlığında,Ve şuan i stanbul biz müslümanların değildir.

Ben ayasofyayı gezerken,Birşey dikkatimi çekti ümmü seleme ile bayağı bir baktık ona,Tam kıblenin üzerinde kadın tasviri var.Meryem ana tasviri yani hristiyanların hatta resmini dahi çektim ekleyeyim inşallah.

O resmi fatih sadece üzerini kapatmış.Ama bilemiyorum ne kadar doğru orayı camiye çevirmek.Çünkü kesin naslarda Allahın mabedlerinde iddet,Yapımı yani inşası yani temelidir.TEMELİ TAKVA Ü ZERİNE kurulan mescid olması lazımdır.

sonradan camiye çevirmek eylemini biz hiçbir halifede vs göremiyoruz.Fakat Ayasofyayı camiye çevirmek sanırım siyasi bir semboldür zemahşerininde dediği gibi.

En iyisi Allah bilir.Selametle.
serzenis
Bence Ayasofya çoktan yıkılmalıydı...
hatta hala geç değil bence yıkılmalı yerine de mütevazi (İslami) bir mescit yapılmalı..
Ayasofya hiçbirzaman bizim olmadı olmayacakta. Çünkü o başkasına ait yani bizim değil.. Eğer başkasına ait olan bir şey bize verilmedikçe bizim olamaz değil mi?
Yani "gasp" çokta yanlış bir kelime değil bence.
Ayasofya bir "simgedir" ama bizim değil...
Bence yıkılmalı... böyle olmasından daha iyidir.
Şimdi ne?
Ne deve ne kuş....
Bizim camilerimiz kilise yapılsa çok kızarız değil mi?
Siz başkalarının inandıklarına küfretmeyin ki onlar da sizinkilerine küfretmesinler.
Ektiğimizi mi biçiyoruz ne?
Zemahşeri
ALINTI(serzenis @ Mar 25 2008, 12:31 AM) *

Bence Ayasofya çoktan yıkılmalıydı...

Bence yıkılmalı... böyle olmasından daha iyidir.




Yok artık bumu yani çözüm. Moğollardan ne farkımız kalacak. Ayasofya bir rejim sembolüdür. Doğru romanın en büyük mabediydi. Bana kalırsa osmanlınında en ihtişamlı mabedlerinde ilk 3 e girer. Ayasofya ne kadar doğru romanın ise o kadar da osmanlınındır. Osmanlı ona en az doğu roma kadar önem addedmişlerdir. Bu medeni olmanın bir sonucu yıkmak dökmenin de neyin sonucu olduğunu siz söyleyin.
TEVHİD

Her yeni gelen devlet ve ideolojisi bu büyük ve mükemmel mabedi kendi dinine göre değiştirmiştir. Bu sebeple ayasofya aynı zamanda sisteminde bir sembolüdür. Ayasofyanın camiye dönüştülmesini nasıl sindirmiş isek müzeye çevrilmesini de paşa paşa sindireceğiz. Eğer hayır efendi ayasofya cami kalmalıdır diyor isen ondan önce onu müzeye çeviren ideolojinin değişmesi veya yıkılması gerekmektedir

Katılıyorum kardeşime. clapping.gif

Selam ve dua ile
Salahudin
Bir mes'ele varsa nereye goturulecegi belirli iken, tarihi ve mantigi bilgilerle ISLAMI olan bir sorunun cozumune gitmek, ne kadar USULe uygun adim atmak olur, dusunmek lazim ! Imparatorluktan gelme bir sahsin yaptigi Fetih (!) Bu yolda kardeslerinide katlederek, ki bu katletmek Imparatorluk icinde kanunlastirilmis zamanla ! Sonra USUL-u Hadiste mevzu hadis kisminda gorulen ve incelenen bir hadis(!)zorlama yorumlarla Sahihlestirme yoluna gidilmis, Buhari dahi SAHIH-I BUHARI eserine almamis iken, yollar ordan burdan cizilip saglam(!) bir yere baglanilmis... ama siyasi, ama zoraki... wallahu'alem... Simdi Ister cami olsun ister Kilise ! Emin oldugum bir tek sey var, ben orada ASLA NAMAZ KILMAM!
Saltukoğlu
Ah, nereden kaybettiğimizi bir bilsek çözümün başlangıç noktasına geleceğiz. İstanbulun fethi ile ilgili hadis kimine göre sahih olmasa bile, İstanbulun fethi bir İslami fetihtir. Fetheden İslami bir devletin bekası gereği ehli sünnet vel cemaat ulemasının fetvası uyarınca devlete tehlike arzetmesin diye kardeşlerini bebekken bertaraf eden bir padişahtır. Onun bu eylemine katılabilir ya da reddedebilirsiniz ancak, unutulmamalı ki, o zamanan ehli sünnet ulemasının kendisine verdiği bir fetva ile hareket etmiştir. Bu eyleme iyi gözle bakanlar için mesele yok, problem olarak görenlere ise deriz ki, bu bir hata olsa bile, İstanbulun İslam adına fethine bir halel getirmez.
Bu sebeple Ayasofya İslamın Malıdır ve Camisidir. Müslüman halk için de bir İslami semboldür. Buna bigane kalmak bu mukaddes camiyi ya laikçi islam düşmanlarına terkedip müze olmasına, ya da hristiyan islam düşmanlarına bırakıp kilise olmasına göz yummak olur ki, hiç bir hamiyet sahibi müslümanın böyle düşüneceğine ihtimal dahi vermek istemiyoruz.
-EBRAR-

Mekke dönemini incelediğimizde Allah Resulü (s.a.v.)'nün Mekke'yi fethini incelediğimizde görüyoruz ki, sadece Kabe'de putlar yıkılmamış aynı zamanda Mekke'nin dört bir yanındaki putlar yıkılmış ve yıktırılmıştır. Sebebi, İslami bir fetih olması ve şirkin her türlüsünün fethedilen topraklardan atılmasıydı. Bakın! sadece Kabe'de putlar yıkılmıyor, iman eden/etmeyen her yerde putlar yıkılıyor. Amaç, Allah'a şirk koşulmasının ve küfrün kaldırılması yani akide olarak serbest bırakılan insanlar, şirk koşma konusunda böyle bir serbestliğe hakkı olmadığını görüyoruz.

Gelelim İstanbul'un fethine, burada amaç İslam'ı o toprağa hakim kılmak ve Allah'a, Resul(s.a.v.)'üne itaat ise tabiki şirkin yaşandığı mekanları kaldırmak gereklidir. Hristiyanların kiliselerde şirk işlediğini bilerek, Meryem oğlu Mesih'i Rab edinmelerine seyirci olmak, onlara saygı duymak bu durumda haşa!! Allah Resul(s.a.v.)ünden daha mı saygılı olmaktır.

Şuan ki sisteme bakarsak eğer, İslam'ın hakim olduğu bir toplumda yaşamıyoruz elbet. Müze veya kilise olması arasında hiçbir fark yok bence. Gönlümüz tabiki camii olmasından yana ama bunun mümkün olması için işgal edilen gönlümüzün, topraklarımızın fethedilmesi ile ancak mümkündür.

Allah'ın dini ile hükmedilen, egemenliğin, yasama ve yürütmenin O(c.c.)'na has olduğu toprakları Rab'bim görmeyi nasip etsin. Amin....
serzenis
Olay biraz çarpıtıldı ve karıştı...
Ayasofya sadece bir mabet olsaydı yıkılması doğru olmazdı. Çünkü Peygamberin uygulamalarına bakarsak azınlıkların haklarını gözettiği görülüyor ama Ayasofya bir simge idi (ki hala öyle) ve tıpkı Mekkeli müşriklerin simgeleri olan putlar gibi yıkılmalıydı (yineliyorum bence hala yıkılmalı).

ALINTI

İstanbulun fethi ile ilgili hadis kimine göre sahih olmasa bile, İstanbulun fethi bir İslami fetihtir. Fetheden İslami bir devletin bekası gereği ehli sünnet vel cemaat ulemasının fetvası uyarınca devlete tehlike arzetmesin diye kardeşlerini bebekken bertaraf eden bir padişahtır. Onun bu eylemine katılabilir ya da reddedebilirsiniz ancak, unutulmamalı ki, o zamanan ehli sünnet ulemasının kendisine verdiği bir fetva ile hareket etmiştir. Bu eyleme iyi gözle bakanlar için mesele yok, problem olarak görenlere ise deriz ki, bu bir hata olsa bile, İstanbulun İslam adına fethine bir halel getirmez.


İstanbulun fethi ile ilgili hadisin sahih olmadığı görüşündeyim. Kaldı ki sahih olsabile bahsi geçen fatih, Sultan II. Mehmet değil. Çünkü o fetih İslam adına değil egemenlik adına yapılmış bir fetihtir.

Kardeşinin cinayeti mevzuuna gelecek olursak; bu konuda II. Mehmet'i sakın ha savunmayın. Hangi adalet sisteminde suç vukuu bulmadan ceza verilir ki bu cinayet İslam adına yapılsın.. 4 yaşındaki bir bebeğin kime ne zararı vardı... İşin diğer tarafı ise Ulema (!), istedi diye mi çocuk öldürüldü yoksa çocuk öldürülecekti de ulema(!) ona göre mi fetva verdi.. doğrunun ikincisi olduğunu herkes çok iyi biliyor.
Son olarak Osmanlı, bir süper güçtü dünya tarihinin en önemli devletlerinden biriydi ama İslami bir devlet değildi. Sadece Padişah ve halk müslümandı okadar

selamlar...
Saltukoğlu
Bizde bir atasözü vardır, hırsız evden olunca öküz bacadan çıkarmış. Arkadaşlar sizler neler söylüyorsunuz.
Dünya Allahın ve varisi de inanan müstazaflar değil midir?

İslamın nihai hedefi tüm cihana islamın hakim kılınması değil midir? Egemenliği İslam eline geçirdikten sonra, bütün küfri sembolleri ortadan kaldırdıktan sonra iman edip etmeme hürriyeti ile kilise ve havraların varlığına dinde zorlama olmaması sebebiyle cebri dokunmama ilkesi yokmudur?

Bununla birlikte, İslami tebliğe devam edip, cebri ortadan kaldırılmasına müsaade edilmeyen kilise ve havraları islami tebliğle zor kullanmadan eğitim güzel öğüt ve hikmetle ortadan kaldırma ameliyesi yok mudur?

İslam siz madem hristiyansınız öyle kalın size zor kullanmayacağımız gibi eğitim güzel öğüt ve nasihatle de müslüman olmanıza çalışmayacağız diye bir kaidesi var mıdır?

Ayasofya fetihle İslamın eline geçmiş, beşyüzküsür yıldır İslami mabed olmuş ulvi bir mekandır. Nasıl oluyorda kimimiz yıkılmasından kimimiz kilise olmasından dem vuruyor. Bu nasıl bir düşünce ki, haçlı islam düşmanlarının uğruna milyonlar kan akıtarak almak istediği bir islami mekanı siz ellerinizle altın tepsi içerisinde onlara sunmaktasınız. Bu şaşılacak bir şey.
TEVHİD
ALINTI

Mekke dönemini incelediğimizde Allah Resulü (s.a.v.)'nün Mekke'yi fethini incelediğimizde görüyoruz ki, sadece Kabe'de putlar yıkılmamış aynı zamanda Mekke'nin dört bir yanındaki putlar yıkılmış ve yıktırılmıştır. Sebebi, İslami bir fetih olması ve şirkin her türlüsünün fethedilen topraklardan atılmasıydı. Bakın! sadece Kabe'de putlar yıkılmıyor, iman eden/etmeyen her yerde putlar yıkılıyor. Amaç, Allah'a şirk koşulmasının ve küfrün kaldırılması yani akide olarak serbest bırakılan insanlar, şirk koşma konusunda böyle bir serbestliğe hakkı olmadığını görüyoruz.

Gelelim İstanbul'un fethine, burada amaç İslam'ı o toprağa hakim kılmak ve Allah'a, Resul(s.a.v.)'üne itaat ise tabiki şirkin yaşandığı mekanları kaldırmak gereklidir. Hristiyanların kiliselerde şirk işlediğini bilerek, Meryem oğlu Mesih'i Rab edinmelerine seyirci olmak, onlara saygı duymak bu durumda haşa!! Allah Resul(s.a.v.)ünden daha mı saygılı olmaktır.


Ümmü_seleme Kardeşim

Mavi ile belirttiğim azınızın yanlış anlaşılmaya sebep teşkil etmemesi için bazı açıklamalar yapmak lüzumunu hissediyorum.
Resulullah cahiliye döneminde Kabe'deki putları kırdığı doğrudur.Ama o devirde hristiyanlık dinine mensup kişilerin ne ibadetlerine, ne de ibadethanelerine dokunulmamıştır. Sadece kabedeki putları Allah'ın emri ile kırmıştır.

Meryem oğlu Mesih'i Rab edinmelerine seyirci olmak, onlara saygı duymak dediğimiz vakit, her müslümanın kilise ya da havraları yıkması gerekir ki bu da doğru olan bir anlayıi değildir.Resulullah insanlara tebliğ etmekle yükümlüdür.Bu tebliği batıl dine mensup olan herkese yapmıştır.

Selam ve dua ile
yüzdeelliüç1
ALINTI " Bu işlem çok dikkat çekicidir. Görülüyor ki, ABD’nin nüfûzû, Patrik Atenegoras’ın isteği söz konusu olunca, Bir yazarın idam ettirilmesi için bütün prosedürler zorbalanabiliyor. "

bu herzaman öyle olmuyor.menderesin asılması istemeyen ABD o dönemde de bunu açıkça beyan etmişti.asmayın dedi.noldu.abdnin dedigi olmadı.
işte şimdide yapmayın etmeyin diyor eşbaşkanını kaybetmek istemiyor.ama bakacagız nolacak.

yani abd bu ülkede öyle her istedigini yaptıramaz agır olsun bakalım.
Salahudin
QUOTE(Saltukoğlu @ Mar 25 2008, 02:28 AM) *

Ah, nereden kaybettiğimizi bir bilsek çözümün başlangıç noktasına geleceğiz. İstanbulun fethi ile ilgili hadis kimine göre sahih olmasa bile, İstanbulun fethi bir İslami fetihtir. Fetheden İslami bir devletin bekası gereği ehli sünnet vel cemaat ulemasının fetvası uyarınca devlete tehlike arzetmesin diye kardeşlerini bebekken bertaraf eden bir padişahtır. Onun bu eylemine katılabilir ya da reddedebilirsiniz ancak, unutulmamalı ki, o zamanan ehli sünnet ulemasının kendisine verdiği bir fetva ile hareket etmiştir. Bu eyleme iyi gözle bakanlar için mesele yok, problem olarak görenlere ise deriz ki, bu bir hata olsa bile, İstanbulun İslam adına fethine bir halel getirmez.
Bu sebeple Ayasofya İslamın Malıdır ve Camisidir. Müslüman halk için de bir İslami semboldür.
Buna bigane kalmak bu mukaddes camiyi ya laikçi islam düşmanlarına terkedip müze olmasına, ya da hristiyan islam düşmanlarına bırakıp kilise olmasına göz yummak olur ki, hiç bir hamiyet sahibi müslümanın böyle düşüneceğine ihtimal dahi vermek istemiyoruz.



QUOTE(Ümmü_Seleme @ Mar 25 2008, 02:48 AM) *


Mekke dönemini incelediğimizde Allah Resulü (s.a.v.)'nün Mekke'yi fethini incelediğimizde görüyoruz ki, sadece Kabe'de putlar yıkılmamış aynı zamanda Mekke'nin dört bir yanındaki putlar yıkılmış ve yıktırılmıştır. Sebebi, İslami bir fetih olması ve şirkin her türlüsünün fethedilen topraklardan atılmasıydı. Bakın! sadece Kabe'de putlar yıkılmıyor, iman eden/etmeyen her yerde putlar yıkılıyor. Amaç, Allah'a şirk koşulmasının ve küfrün kaldırılması yani akide olarak serbest bırakılan insanlar, şirk koşma konusunda böyle bir serbestliğe hakkı olmadığını görüyoruz.

Gelelim İstanbul'un fethine, burada amaç İslam'ı o toprağa hakim kılmak ve Allah'a, Resul(s.a.v.)'üne itaat ise tabiki şirkin yaşandığı mekanları kaldırmak gereklidir. Hristiyanların kiliselerde şirk işlediğini bilerek, Meryem oğlu Mesih'i Rab edinmelerine seyirci olmak, onlara saygı duymak bu durumda haşa!! Allah Resul(s.a.v.)ünden daha mı saygılı olmaktır.

Şuan ki sisteme bakarsak eğer, İslam'ın hakim olduğu bir toplumda yaşamıyoruz elbet. Müze veya kilise olması arasında hiçbir fark yok bence. Gönlümüz tabiki camii olmasından yana ama bunun mümkün olması için işgal edilen gönlümüzün, topraklarımızın fethedilmesi ile ancak mümkündür.

Allah'ın dini ile hükmedilen, egemenliğin, yasama ve yürütmenin O(c.c.)'na has olduğu toprakları Rab'bim görmeyi nasip etsin. Amin....


Alintilarinizdaki, ozellikle alti cizili kisimlari, bir muvahhid olarak gorup-algiladigim siz kardeslerden isitiyor olmak, beni buyuk bir uzuntuye ve hayal kirikligina sevketti ! Biraz daha dusunup tefekkur (Islami olcu ve kaidelerle) etmenizden baska soyleyecek bir sozum yok sizlere ! Rabbim basiret ve anlayisimizi artirsin insaAllah.
Kaveller
Kabe 'nin durumu farklı idi . Kabe müslümanların kadim mabedi ,harcı tevhid ile yoğrulmuş en baştan beri .Tabiki mekkenin fethinde putlar kırılacaktı eşyanın tabiatı gereği çünkü kabe işgal altındaydı .
Ayasofya aksine hristiyanların mabedi , hz Peygamberin hiçbir zaman gayri müslimlerin mabedlerine dokunduğu vaki değildir hristiyanların kendi ibadethanelerinde ibadet etmesi ancak saygı duyulacak bir durumdur .bu daha ziyade güç gösterisidir ,gövde gösterisidir , dini kaygılar ile yapılmış olsaydı istanbuldaki diğer kiliselerde camiye çevirlirdi .demek ki '' gayri müslimler şirk işlemelerine nasıl tahammül edilir miş'' (!) gibi bir amaç güdülmemiş ki bu da nasıl bir düşünceyse artık . napmalı müslümanlar kendi dinleri gereği ibadet edenleri kesmeli mi ? veya bütün kiliseler havralar acilen cami mi yapılmalı ?
garip...
müslümanlar kendileri için ibadet yeri yapmaya mukdedirlerdir , osmanlı da mukdedirdi buna yaptıda ( Sultanahmet ) diğer yandan mühim olan kişilerin imana gelmesi taş binaların değil .
tüm bu üzüntü osmanlının elden kaçan saltanatınadır , Ayasofya daha çok bunu temsil eder osmanlı saltanatını .Ayasofya benim için hiçbir vakit manevi değeri olan bir mabed olmadı daha ziyade mimarisi ihtişamlı bir kilise o kadar .hatırladığım kadarıyla ilk bu şekilde kubbe ayasofya kilisesi yapılırken geliştirlimiştir hatta ilk denemede denilebilir .
RAzdAR

düşünün ki ist işgal ediliyor ve süleymaniye, sultanahmet gibi gözde camiler kilise veyahut müze yapılıyor ve sizler günün birinde oraları turist vasfın da ziyaret ediyorsunuz.,
hangi haleti ruhiye ile(?)

papa tr'yi ziyaretinde bardakçıoğlu ile sultan ahmed'e oradan da ayasofyayı ziyaret etmişi.
onu ozamanlar en iyi anlayanlardan biri de bendim sanırım. cool.gif
Teşekkürler
<#thank#>
Saltukoğlu
ALINTI
Alintilarinizdaki, ozellikle alti cizili kisimlari, bir muvahhid olarak gorup-algiladigim siz kardeslerden isitiyor olmak, beni buyuk bir uzuntuye ve hayal kirikligina sevketti ! Biraz daha dusunup tefekkur (Islami olcu ve kaidelerle) etmenizden baska soyleyecek bir sozum yok sizlere ! Rabbim basiret ve anlayisimizi artirsin insaAllah.


Biz diyoruz ki, Ayasofya müslümanlar tarafından fethedilmiş, İslama kazandırılmış, beşyüzyıl içerisinde Allaha secde edilmiş İslami bir mabed ve sembol olmuştur. Hatta öyle bir sembol ki, Ayasofyaya mevcut tağuti rejimin yaklaşımı sebebiyle de tağuti rejimin nasıl bir İslam düşmanı olduğunu açıkça simgelemektedir. Tağuti rejim İslama ait bir camiiyi müzeye çevirerek çirkin yüzünü müslüman halka göstermiştir. Şuurlu müslümanlarda tağutu münafık çehresini böyle somut delillerle halka izah etmekte istifade etmektedirler. İslami manada çok istifade edilen bir semboldür Ayasofya.

Pekala, tevhide düşkün muvahhid kardeşlerimizin önerisi nedir acaba? Ayasofyayı ne yapmalıyız. Altın tepside papalara mı sunalım. Kuran kiliselere havralara dokunmayın demiş ya, bir padişahta halt etmiş ve dokunmuş, kiliseyi camiye çevirmiş, o halde tevhidin gereği camiye çevrilmemesi gereken bir kilise olmasıdır Ayasofyanın, haydi Ayasofya, sen ait olduğun yere git, Bartelemeos senin asıl sahibindir, sen bize ait değilsin mi diyelim?
-EBRAR-
Selamun Aleykum,

Kavaller kardeşime açıklama yapma gereği hissediyorum, doğru anlayan ve doğru anlaşılan biri olmak adına...
Düşüncelerimi garip bulunmanız gayet yerinde çünkü anlatmak istediğimi farklı anladığınızı düşünüyorum.


ALINTI
sadece Kabe'de putlar yıkılmamış aynı zamanda Mekke'nin dört bir yanındaki putlar yıkılmış ve yıktırılmıştır. Sebebi, İslami bir fetih olması ve şirkin her türlüsünün fethedilen topraklardan atılmasıydı.


Bakın, bu alıntılamış olduğum yazımda da belirttiğim gibi Ayasofya ile Kabe'nin kıyaslaması dahi yok. Benim üzerinde yoğunlaştığım ve ifade etmek istediğim Kabe'de putlar yıkılırken neden diğer ibadethanelerdeki putlar da Efendimiz(s.a.v.) tarafından yıktırılıyor? Neden Mekke'nin her yerinde putlar kırılıyor? Ben buna dikkat etmenizi istemiştim. İnşaAllah bunun da üzerinde düşünelim. Tabiki de en doğrusunu Allah bilir.

Tevhid abla açıklamalarınız için teşekkür ederim ve düşüncelerinize muhalif olmadığımı bilmenizi isterim.

Salahudin abi samimi ve içten dualarınız için amin, ecmain inşaaAllah...
Salahudin
QUOTE(Saltukoğlu @ Mar 27 2008, 01:17 AM) *

Pekala, tevhide düşkün muvahhid kardeşlerimizin önerisi nedir acaba? Ayasofyayı ne yapmalıyız. Altın tepside papalara mı sunalım. Kuran kiliselere havralara dokunmayın demiş ya, bir padişahta halt etmiş ve dokunmuş, kiliseyi camiye çevirmiş, o halde tevhidin gereği camiye çevrilmemesi gereken bir kilise olmasıdır Ayasofyanın, haydi Ayasofya, sen ait olduğun yere git, Bartelemeos senin asıl sahibindir, sen bize ait değilsin mi diyelim?


Selam Aleykum Ey Tevhid Ehli,
Saltuk kardes, Sadece buradaki mesajinizla degil diger mes'elelerde yazmis olduklarinizlada goruyorumki, ayni hal ve tavir icerisindesiniz. Ben Yazarken mumkun mertebe Emri-bil Ma'aruf - Nehy-i Anil Munker + Hakki ve Sabri tavsiye baglaminda yazmaya gayret ederken, bu size nasil yansiyorki veya nasil bir uslubum varki size farkli yansiyor ve yukarda alintiladigim yazinizdaki gibi, alayvari bir uslup ile alakasiz, yazilanlari okumamis bir fert gibi yazip, mukabele ediyorsunuz !? Rabbim basiretimizi anlayisimizi artirsin, Muvahhid olan kullarinin kalplerini birbirine isindirsin ve cem eylesin, InsaAllah... Donelim tekrar anlasilmayan husua: Alinti yapip altinida cizdim ama belkide okumadiniz yine. Bu ihtimal ile kendim yaziyorum simdi sizin yazdiklarinizi: "Fetheden İslami bir devletin bekası geregi ehli sunnet vel cemaat ulemasinin fetvasi uyarinca devlete tehlike arzetmesin diye kardeslerini bebekken bertaraf eden bir padisahtir. Onun bu eylemine katilabilir ya da reddedebilirsiniz ancak, unutulmamali ki, o zamanan ehli sunnet ulemasinin kendisine verdigi bir fetva ile hareket etmistir. Bu eyleme iyi gozle bakanlar icin mesele yok, problem olarak gorenlere ise deriz ki, bu bir hata olsa bile, İstanbulun İslam adina fethine bir halel getirmez. Bu sebeple Ayasofya İslamin Malidir ve Camisidir. Musluman halk icin de bir İslami semboldur." Demistiniz. Simdi Akleden birer musluman olarak dusundugumuzde, Haksiz yere bir insani oldurmenin hukmu NASLAR ile kesin bir sekilde belirli iken, siz hangi mesned ile "ehli sunnet alimleri" diye ifade ettiginiz beserin hukmunu DAHA ustun vede SON hukummus gibi gorebilirsiniz !? Ki gercekten boyle bir fetva verilmismi-verdirilmismi, yoksa bir hayalmi o kismlara girmiyorum cunku bunlarin onunde dusunulmesi gereken ASIL husus baska... Bu kisim uzerinde evvela biraz tefekkur ediniz sonra okumaya devam edersiniz insaAllah.....................

.........................
.........................

"Guzel goren guzel dusunur....." sozuyle hareket edip de diyorsaniz ki "Bu eyleme iyi gozle bakanlar icin mesele yok, problem olarak gorenlere ise deriz ki, bu bir hata olsa bile, İstanbulun İslam adina fethine bir halel getirmez."
Derizki ince ve hassas bir nokta gozlerden kacmis olmaliki boylesi sozler yazilmis buraya. Yani Guzel goremek icin, GUZEL ISLERIN, SEYLERIN olmasi lazim. Fahsaya bakip, Putlara bakip, Yanlisa bakip.... iyi guzel seyler gormeye calismak, ...... ne yazayim simdi buraya nasil bir tarif yapayim ha!? Artik Siz kendiniz getirin sonunu... Devaminda ise “ bu bir hata olsa bile” diye bir ifadeniz var ki, buda evvelki dusuncenizle celisen bir ifade ! Yani ne soylediginizden emin degilsiniz kardesim, ama her ne soylersenizde mutlak dogru gibi bir noktaya getiriyorsunuz, Ne icin yaziyoruz buraya HAK icin mi? Yoksa Hakli cikmak icinmi? Bu soruyu sormamiz lazim kendi oz nefsimize ! Bu cumlenizin sonunada “Fetih'e bir helal getirmez…” demissiniz. Bizim konumuz Fetihmidir degilmidir degil ! Fetih yapilmistir, buna kim itiraz ediyorki ?! Lutfen biraz daha dikkat...

Son mesajinizdaki, yani alinti olarak bas kisima aldigim mesajinizda ise, "napalim peki, tepsi icerisinde papazlara mi verelim" turunden bir ifadeniz yani bir sorunuz olmus. Sorunuz hangi uslupla olursa olsun size Hakki ve Sabri tavsiye baglaminda sunlari soyleyebilirm: Mevcut sistem ortada bunu siz kendiniz sanirim baska bir baslikta cok guzel ifade etmistiniz. Yani izaha gerek yok. Malum kilisede, tarihi surecide, gecirdigi asamalarida ortada. Benim icin konumumuz itibari ile Ayasofya hic bir mana ifade etmiyor ! Muslumanlarin ne oncelikli nede sonraki bir sorunu simdi. Ne zaman Islami bir sistem mevcut olursa bu ulkede, bu sorun kolayca hallolur, buralarda forumlarda yazip cizmek birazda akintiya kurek cekmek ve zaman israfindan baska birsey olmayacaktir. Sabredelim, azmedelim… ozlenilen-beklenilen sistem olusunca, siz tekrar sorun sorunuzu ister bana ister her hangi bir Muwahhide ! Emin olun ozaman cok net cevaplar alacaksiniz! Tarih icerisinde benim hatirladigim bir tek ornek var bu husus ile alakalI ki o da Hz. Omer ile ve Kudusun fethi ile alakalI. O zaman Kuduste mevcut meshur iki buyuk kilise var, zamanin papazi Omer a.s. ile Kilisede iken namaz vakti giriyor ve papaz bulundugu yerde namaz kilabilecegini soyluyor. Omer a.s. napmisti peki? Hayir ben burada kilamam, Sonra muslumanlar, burayi cami edindigimi sanir, burayi cami yapmak isteyebilirler diyip biraz uzaklasip disarda abasini yere sererek namazini kilmisti. Muslumanlar oraya bir camii insa ettiler sonra adinida, Omerul Hattab Mescidi koydular. Bu tek ornek dahi uzerine dusunulmeye ve bitakim sonuclar cikarmaya yeter de artar bile. Daha Ser’i olarak mescitlerin fikhi hususlarina girmeye, bu hususlarda Kuran’in isaret edebilecegi mes’elelere girmeden hemde…! Islam Tarihini acip bakarsaniz Genis teferruati goreceksiniz... isterseniz tabi.

Cok uzatmanin manasi yok, siz nasil istiyorsaniz dusunun ve oyle inanin. Ben bildiklerimi yazdim az ama cok… Baskasinin yerine tefekkur edebilme diye bir sey olsaydi, ederdim. Ama yapacak baska Bir sey bulamiyorum bu noktadan sonra. Allaha emanet olun, Rabbim basiretimizi, anlayisimizi, ilmimizi ve amelimizi artirsin insaAllah…

QUOTE(Ümmü_Seleme @ Mar 27 2008, 01:59 AM) *

Selamun Aleykum,
Bakın, bu alıntılamış olduğum yazımda da belirttiğim gibi Ayasofya ile Kabe'nin kıyaslaması dahi yok. Benim üzerinde yoğunlaştığım ve ifade etmek istediğim Kabe'de putlar yıkılırken neden diğer ibadethanelerdeki putlar da Efendimiz(s.a.v.) tarafından yıktırılıyor? Neden Mekke'nin her yerinde putlar kırılıyor? Ben buna dikkat etmenizi istemiştim. İnşaAllah bunun da üzerinde düşünelim. Tabiki de en doğrusunu Allah bilir.

Kardes,
Kabenin farkli bir konumda oldugunu butun muslumanlar bilirler, bunda suphe goturecek bir hal yok, yanlisda anlasilmiyor sanirim, InsaAllah. Yanliz sizden yaptigim alintida, tekrar altini cizerek gosterdigim kisima dikkat etmenizi istiyorum. Ve soruyorum simdi. Allah’in Rasulu hangi kilise veya havraya veya benzereyi ibadethanelere girip icerisinde duseltme veya temizlik yapmistir, bana kaynaklariyla yazarmisin? Zira arastirmak, bizzat okumak isterim. Ayasofya ile ilgili yukarda yeterince yazdim kanaatine binaen, burada ayrica yazmak manasiz olacagindan, size yonelttigim soruyla noktaliyorum insaAllah.

Selam Aleykum wa Rahmetullah
-EBRAR-
Wa Aleykum Selam ve Rahmetullah,


Konu tarafımdan açıldığı ve şahsıma yöneltilen sorunuzdan dolayı açıklama yapmak adına yazıyorum.

ALINTI
Kabenin farkli bir konumda oldugunu butun muslumanlar bilirler, bunda suphe goturecek bir hal yok, yanlisda anlasilmiyor sanirim, InsaAllah.


Sizin değil başka bir kardeşimizin yanlış anladığını düşünerek o açıklamayı yaptık. Ortada bir yanlış anlaşılma yoksa, Allah var problem yok inşaAllah...

İhsan Süreyya Sırma'nın Medine Dönemi ve Cihad adlı kitabının Mekke Fethi ile ilgilini kısmını okumanızı tavsiye edebilirim. Kitap isminde inşaAllah hata yapmamışızdır çünkü; çalışıyor olmamızdan dolayı kaynak yanımızda mevcut değil. Aksi bir durum olursa haberdar edebilirim.


Selam ve dua ile...

Kaveller
ALINTI
Tarih icerisinde benim hatirladigim bir tek ornek var bu husus ile alakalI ki o da Hz. Omer ile ve Kudusun fethi ile alakalI. O zaman Kuduste mevcut meshur iki buyuk kilise var, zamanin papazi Omer a.s. ile Kilisede iken namaz vakti giriyor ve papaz bulundugu yerde namaz kilabilecegini soyluyor. Omer a.s. napmisti peki? Hayir ben burada kilamam, Sonra muslumanlar, burayi cami edindigimi sanir, burayi cami yapmak isteyebilirler diyip biraz uzaklasip disarda abasini yere sererek namazini kilmisti. Muslumanlar oraya bir camii insa ettiler sonra adinida, Omerul Hattab Mescidi koydular. Bu tek ornek dahi uzerine dusunulmeye ve bitakim sonuclar cikarmaya yeter de artar bile. Daha Ser’i olarak mescitlerin fikhi hususlarina girmeye, bu hususlarda Kuran’in isaret edebilecegi mes’elelere girmeden hemde…! Islam Tarihini acip bakarsaniz Genis teferruati goreceksiniz... isterseniz tabi.


Salahuddin abi yukarda verdiği örnek ile genel olarak bizim ne demek istediğimizi tafsilatlı biçimde yazmış .

Kabenin içi veya dışı ,konumu itibariyle emsal teşkil etmez ,sanırım genel olarak pekte farklı düşünmüyoruz Ümmü Seleme kardeşim .
atilla12
türban tartışılırken " Size mi kaldı bu işler? her şey bitti sıra buna mı geldi? O kadar sorun varken niye baş örtme şekilleri ile uğraşıyorsunuz" diyen arkadaşların en az onun kadar saçma bir tartışma olan ayasofya cami olsun, yıkılsın, müzel olarak kalsın gibisinden son derece gereksiz lafların söylendiği bu konuda neden birşeyler yazmıyorlar ???
RAzdAR
Kabe işgal altında..
ayasofya olmuş, çokmu.
Salahudin
QUOTE(Ümmü_Seleme @ Mar 29 2008, 07:06 AM) *

İhsan Süreyya Sırma'nın Medine Dönemi ve Cihad adlı kitabının Mekke Fethi ile ilgilini kısmını okumanızı tavsiye edebilirim. Kitap isminde inşaAllah hata yapmamışızdır çünkü; çalışıyor olmamızdan dolayı kaynak yanımızda mevcut değil. Aksi bir durum olursa haberdar edebilirim.
Selam ve dua ile...[/b][/color][/size][/font]


Bende I.S.Sirma'nin kitabi yok, konumum itibari ile bulup okumamda imkansiz kardes. Elimde M.E.Zehra'nin Rasulullahin Hayati isimli eseri mevcut ve oradan Mekkenin fethi kismini okudum tekrar. Kabenin icinde ve disindaki putlar yikiliyor bu dogru. Bazi Sahabeleri gonderip, Lat, Menat ve Uzza ismindeki putlarida yiktiriyor, buda dogru. Fakat "ibadethanelere" musallat olunmuyor. Ibadethane demek, ibadet yapilan yer, ev veya, eve benzer yer gibi... yerlere verilen genel bir isimdir. Mesela Mescit, Kilise, Sinegok (havra), vb kapali ve ibadetin yapildigi yerler... Ama Mekke'deki meshur malum putlar meydanda halka acik yerlerde idi, ve Rasulullah da tapinilan bu sirk oyuncaklarinin kendilerini dahi koruyamayacak bir halde, birer tas parcasi oldugunu gostermek istemisti o zamanki musrik topluma. Yani Putculuk sirkinin hakim oldugu bir topluma gelen Peygamberdi O... Bana oyle geliyorki, bir yerlerde algilama hatasi olmus kardes. Cunku, zamanimiza kadar da, hic bir sekilde gorulmemistir, muslumanlarin Yahudi veya Hristiyanlarin ibadet yerlerini isgal ettikleri veya oralari Mescitlere cevirdikleri. Eger bunu delillendirecek bir kaynak varsa I.S. SIRMA'nin eserinde, lutfen kisada olsa aktarin okuyalim hep beraber, InsaAllah. Yok boyle bisey yazili degilse, ozaman sizinle hemfikir olmus oluruz biizniAllah. Selamele kaliniz kardes, Selam Aleykum wa Rahmetullah.
Saltukoğlu
Selahattin kardeş, sizin mantığınıza göre, Kabe de müşriklerin ibadet hanesi idi. Müşrikler kendilerini Hazreti İbrahime nisbet ediyorlardı. Biz İbrahimin yolundayız diyorlar, Hazreti Rasulullahıda İbrahimin dinini bozmakla suçluyorlardı.
Şimdi muharref yahudilerin kendilerini Hazreti Musaya, muharref hristiyanların kendilerine Hazreti İsaya nisbet etmeleri neticesinde onların kiliselerine dokunulmuyorsa, muharref haniflerinde Kabesine dokunulmaması onlara bırakılmasi gerekmezmiydi.

Hatta Mescidi Aksa daha güzel bir örnektir. Hem yahudilerin, hem hristiyanların hemde Müslümanların hak iddia ettiği bir mabeddir.

Şimdi sizin mantığınıza göre Mescidi Aksa kime bırakılmalıdır. Ki Mescidi Aksayı Hazreti Süleyman İnşa etmiştir.

Sizin bu mantığınızla yüzyıla yakındır mücadele veren filistin islami direnişi anlamını yitirmiyor mu?

İstanbulda bütün kiliseler camiye çevrilmedi. Ayasofya semboldu. Ve fethin karşılığıdır ve camiye çevrilmesi doğrudur.

Mesela müslümanlar İtalyayı fethetseler bütün kiliseler kalabilir ama Vatikanın camiye çevrilmesi gerekir. Çünkü vatikan semboldür. Bu sembolün ayaktakalması demek bozuk hristiyanlığa varlık ve direnç verecektir.
Salahudin
Selam Aleykum ey Tevhid ehli !

Saltuk! durdun durdun, kendince bir acik buldugunu sandin ve yazdin, oylemi? Evvelki mesajda sizin soylemlerinizin (bakis ve kisisel degerlendirmenizin) Ne kadar ISLAM ile bagdasip bagdasmadigini izah etmeye calistim. Sizden yana bir tek kelime ile mukabele edilmezken, simdi kaldiginiz yerden devam edercesine yazmaya devam ediyorsunuz! Bu huy-ahlak guzel degil ! Yazdiginiz mesaja(alinti yapmiyorum cunku kuru kalabalik oluyor, gerekirse az yukarda bakilir) mantik gozuyle bakarsak, yaziniz hemen hemen sinifi gecer. Mantik ve akil ile bakarsak, en az yarisi sinifta kalir. Eger Islam, akil ve mantik gozuyle bakarsak, kulli sinifat kalir !

Son olarak; daha anlasilir bir cumle kurmaya calisayim insaallah. Kufur Istanbulu isgal etti ve camileri kilise veya baska seylere cevirdiler. Bir zaman sonra Muslumanlar Istanbulu geri aldi. Ozaman TEMELI BIZLERE, MUSLUMANLARA AIT OLAN camiler, tekrar camilere, yani evvelki asli islevlerine kavusturulabilir (Kabe gibi, Mescidi Aksa gibi). Ama oradaki bir kilisenin bir havranin istila edilip Cami veya baska bir seye cevrilmesinin DIN bazinda bir DAYANAGI YOKTUR ! Nasil ki, adam oldurmenin Islam seriati dahilinde-hukukunda olmadigi surece cevazi yoksa..! Iste bu hususuda size, bildigim bir tek delil ile Hz. Omer ornegi ile anlatmaya calistim, yani okuyan herkese... Siz ise tutturmussunuz bir sembol mantigi, gittiginiz her ulkede en az bir yeri haksiz istila etmeden bahsederken, bunu DININ TEMELINE otutturmaya calisiyorsunuz!? KAynak: Sadece ama Sadece kuru bir "MANTIK" ! Biliyoruz.........Takdir Allah'in dir.

Benim soylediklerimle Filistin direnisinin ne tur bir bagi olabilir ki? Filistinliler somuruye, zulme ve adaletsizlige karsi ulusal bir mucadele veriyolar. Musluman olmayan Filistinliler bu direnisin icerisinde yer alirken, Musluman olan Filistinliler Yahudilerin yaninda yer almislar, Halen daha Yahudilerle iyi gecinmek isteyen, tonlarca Filistinli var, uzlasmaya calisan... Filistin uzerinde hesabi ve oyun planlari olan cok kardes! Sizin yazdiginiz cumle kitaplarda okunan turden bir cumle sadece... YANI, bu ilgi-alaka bagini, diger soru cumlereinde bir sablaon olarak kullanabiliriz. Burada yazmak cok zaman alir. Ama, biraz beyin cimnastigi ile taslari bir bir yerine oturtabiliriz insaAllah.

Mantigini ve niyetini ve de bilgilerini-yeni bilgilerle yogurarak, gozden gecirirsen, kendine buyuk bir iyilik etmis olacaksin InsaAllah. Kendim cokca yaparim, ve de hep faydasini gordum.

Selam Aleykum wa Rahmetullah
Saltukoğlu
Aleyküm Selam Kardeş,

Diyorsunuz ki, öncesi İslama ait olan yerler. Eğer bu mantıkla yola çıkarsanız, İsra Suresinde bir ayeti kerime yeryüzünün müminler için bir mescid olduğu zikredilir. O halde yeryüzünün her noksatı ezelden bizimdir ve fetihle elegeçirdiğimiz her yeri mescide dönüştürme hakkımız var demektir.

Yok eğer İslamdan kastınız Rasulullahın bi'seti ile başlıyorsa, müşrikler Kabeye de Mescidi Aksaya sahip idiler.

Eğer zaman mekanı bizim ediyorsa buna ayasofyanın yükseldiği toprak dahildir. Yok değil diyorsanız, Kabede ve Mescidi Aksada bile işgaycı konuma düşmüş olmuyormuyuz.

Padişahların yanlışlarını İslama göre yargılayabilmek takdire şayan bir eylemdir ancak, doğrularına da doğru demek gerekmez mi?

Ayasofyanın İslamın eline geçmesinin İslamla çeliştiğini düşünmüyorum. Bu gün ise İslamın mazlumiyetini gösteren bir şiar bir sembol niteliğindedir.

Haçlıların İslamı ortadan kaldırmak, Ayasofyayı tümüyle ele geçirmekten dem vurdukları bir zamanda, Ayasofyayı kendi ellerimizle onlara teslim edecek düşünceler taşımamız bana pek islami gelmiyor muhterem.
-EBRAR-
ALINTI(Salahudin @ Mar 31 2008, 10:14 AM) *

Bende I.S.Sirma'nin kitabi yok, konumum itibari ile bulup okumamda imkansiz kardes. Elimde M.E.Zehra'nin Rasulullahin Hayati isimli eseri mevcut ve oradan Mekkenin fethi kismini okudum tekrar. Kabenin icinde ve disindaki putlar yikiliyor bu dogru. Bazi Sahabeleri gonderip, Lat, Menat ve Uzza ismindeki putlarida yiktiriyor, buda dogru. Fakat "ibadethanelere" musallat olunmuyor. Ibadethane demek, ibadet yapilan yer, ev veya, eve benzer yer gibi... yerlere verilen genel bir isimdir. Mesela Mescit, Kilise, Sinegok (havra), vb kapali ve ibadetin yapildigi yerler... Ama Mekke'deki meshur malum putlar meydanda halka acik yerlerde idi, ve Rasulullah da tapinilan bu sirk oyuncaklarinin kendilerini dahi koruyamayacak bir halde, birer tas parcasi oldugunu gostermek istemisti o zamanki musrik topluma. Yani Putculuk sirkinin hakim oldugu bir topluma gelen Peygamberdi O... Bana oyle geliyorki, bir yerlerde algilama hatasi olmus kardes. Cunku, zamanimiza kadar da, hic bir sekilde gorulmemistir, muslumanlarin Yahudi veya Hristiyanlarin ibadet yerlerini isgal ettikleri veya oralari Mescitlere cevirdikleri. Eger bunu delillendirecek bir kaynak varsa I.S. SIRMA'nin eserinde, lutfen kisada olsa aktarin okuyalim hep beraber, InsaAllah. Yok boyle bisey yazili degilse, ozaman sizinle hemfikir olmus oluruz biizniAllah. Selamele kaliniz kardes, Selam Aleykum wa Rahmetullah.


Selamun Aleykum Salahudin kardeşim,

size verdiğim kaynak ve Zâdü-l Mead ''Resulullah(s.a.v.)'ın Yaşadığı İslam'' eserlerini incelediğimde sizin de dediğiniz gibi diğer putları yıktırmak için sahabelerini gönderiyor, yani buraya hemfikir olduğumuz konuyu aktarmaya gerek görmüyorum. Aksi halde kendi adıma affınıza sığınarak, nete ayırdığım zaman konusunda da bu kadar cömert değilim. Bu putlardan biri Mekke'ye 1 saat uzaklıkta, bir diğer put ise Mekke sınırlarındadır.Bu putların başında koruyucularının mani olmalarına rağmen(çünkü inanıp, ibadet ediyorlar) yıkılıyor. Şimdi siz buranın ibadethane olmadığını söylerken, sizden ricam Mekke Dönemini ve din anlayışını da okumanız. Çünkü; Mekke müşriklerinin din anlayışında bu putlar önemli bir yer tutar. Yani; her işlerinde, güne her başladıklarında yada ticaretten/Mekke dışından geldikten sonra putlarına saygı gösterisinde bulunup, tek tek isimlerini alarak dua ederler. Yani bu tamamen onların din anlayışı olup, Allah'ı inkar ettiklerini söylemeden ve Allah'a inançları oldukları halde yaptıkları bir eylemdir. Peki soruyorum putlarını muhafaza edip, başlarına koruyucu dikdikleri yer ve her gün adet haline getirip uyguladıkları bu hadise onların ibadethaneleri olduğu anlayışını doğurmaz mı? Musallat olmamak kelimesini kullanmışsınız bunu ne manada kullandığınızı bilmiyorum ama ben Resul(s.a.v.)'ün müşriklerin ibadethanelerini mescide çevirdiğine dair bir cümle kullanmadım. İfade etmek istediğim başından beri müşriklerin şirk koşmalarına taviz vermemiş olmasıdır. Mekke'yi fethettikten sonra şehirde tüm putlar yıktırılmıştır, yani inanmayanlara/müslüman olmayanlara evlerinde yada putlara ayrılan bölümlerde atalarından gördükleri bu din anlayışını uygulamaya izin verilmemiştir.

Bir kısır döngü içerisinde yazıp duruyoruz. Kendi adıma sanırım bu son yazım ne anlatmak istediğimin ve ne ifade ettiğimin net olduğunu düşünüyor, sizin de ne demek istediğinizi anlıyorum. Akademisyen değilim ama sağlam kaynaklarla ve işin ehli olan kişilere/akademisyenlere başvurarak düşüncelerimize şekil vermeye çalışıyoruz. Tabiki en doğrusunu Allah(c.c.) bilir.


Selam ve dua ile...
Saltukoğlu
Salahaddin Kardeş Ümmü Seleme kardeşimize ne diyeceksiniz.

Müşrikler kökten yanlıştı, hiristiyanrlar ve yahudiler yüzde seksen yanlış idilerde ondan dolayı mı Rasulullah onların kilise ve havralarına dokunmazken müşriklerin mabetlerini yer ile yeksan etti.
asiLDuA
İstanbul ile alakalı olan hadis sahihtir fakat,istanbul halen fetih beklemektedir.Allahu alem.Bir hocamızın yazdığı yazıdan iktibas edeyim buyrun;

Ebu Hüreyre’den gelen Rumların Amak bölgesine inmesinden önce kıyametin kopmayacağına dair rivayet edilen hadis Müslim’in sahihinde geçmektedir. Ancak bu hadiste Türkler diye bir ifade yoktur. Zannedersem yazar “Bunlar İstanbul’u da fetheder¬ler.” İfadesinden dolayı bu hadisin Türklerle ilgili olduğunu söylemiştir. Ancak Şeyh Ebu Basir bu hadisin 1453 yılında Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle bir ilgisinin olmadığını, zira hadisin devamında zikredilen hadislerin 1453 yılında Fatih tarafından İstanbul’un fethedilmesinden sonra meydana gelmediğini, bu yüzden İstanbul’un yeniden fethedileceğini söylemektedir.
Saltukoğlu
Fetihler farz olan islami cihad çerçevesinde yapılmaktadır. Ayrıca bir yeri fethetmek için hadis olması gerekmez.
Fatihin İstanbulu fethetmesi müslümanlar için mutluluk verici önemli ve harika bir olaydır. Bunu küçümsememek gerekir. O zamanın bütün islam alemi bu vesileyle Fatihi tebrik etmişler, batılı hristiyanlar hüzünlere gark olmuşlardır.
İstanbulun fethi demek hristiyanlığın yarısının imhası demek olmuştur. Ortodoks hristiyanlık islam egemenliği altında olmak durumuna düşmüştür.
O zamanın katoliklerinin papası fatihe; gel hristiyan ol, bütün avrupa devletlerini Osmanlı imparatorluğuna bağlayalım tümüyle bir cihan padişahı ol demiştir, ancak müslüman fatih bu şeytani kelkinlere asla kulak asmamıştır.
Salahudin
Selam Aleykum
Bakin Seleme kardes, anlatmak istediginizi yeteri kadar acik anlattiniz, dogru. Hem fikir olmadigimiz bir husus yok son anlatilan kisimlarda. Saltuk'un, her nekadar inat edip, bu kadar bariz yazmamiza ragmen , hic anlamamis gibi yazmasi, malesef kisir bir donguye sebep oluyor, bunuda gorebiliyorum... Bundan sonra daha da yazmak gerekirmi peki, sanirim hayir. Yani bu hususta da hemfikiriz gibi... YALNIZ; Ilk basta konusulan ve benim de yazma sebebim bu son KISIMDA konustuklarimiz DEGILDI! Temeli ve insaasi Hristiyanlara ait olan, yillarca BIR KILISE OLARAK o dindeki insanlarin ibadet haneleri olan bir mabedin, sonradan bir Mescide cevrilmesi ve bunu ISLAMI olarak gorup piyasaya sunmakti, ASIL SORU ve KONUSULAN ! Mekke donemi ve halk, yasanilan sirk hayati tapinilan putlar, ve o topluma gelen bir peygamberin, topluma acik olan yerlerde sirki kokunden kaziyip berteraf etmesi, hangi kafadan musluman olursa olsun tereddutsuz kabul edecegi hususlardir.... Sorun bir kiliseye veya havraya mudahale edilmesi, icerisindeki yasama mudahale etmek, ve hatta oralara el koyup buralari mescitlere cevirmek !!! Meydanda tapinilan put ve sirk oluyorda, kilise ve havralarda yapilan eylem ve soylemler, veya ibadetleri diyelim, sirk degilmiydi!? Ve halen daha da sirk degilmi!? Peki Neden Allah Rasulu kilise ve havralara, icerisine ve edilen ibadetlere mudahale etmedi, HATTA NEDEN GOZLERINI KORKUTMAK VEYA "SEMBOL" ADINA BIRINI VEYA BIRKACINI MESCITE CEVIRMEDI!!! Ve Omer a.s. Neden Kudusteki meshur olan iki kiliseyi veya en azindan birini, mescide cevirmeyip, tarihin not ettigi ifadeleri kaydetti !?

Konu ne iken, dikkat edin sonlara dogru nereye kaymis. Boyle olursa elbette kisir dongu dogacaktir. Hatta insan, neden bahsettigini dahi unutuyor artik. YANI demek istedigim, ta ilk mesajimdan beri; Bir Mes'ele iyice tetkik edilmeden ve uzerinde tefekkur edilmeden bir sekilde hallolmaya calisilirsa, sonuda saltanat ile yonetilen bir imparatorlugun basindaki adam Halife olarak algilanir ! Kardesini oldurmesine de, "ehli sunnet" delil getirilir Allah'in AYETINE ragmen ! Boylece hersey ISLAMI olur ! Kiliseler "sembol" adina da "simge" adina da olsa camilere cevrilebilir mantigi, Islamin oyleki, olmazsa olmazlarindan olur ! Hatta Yarin Roma feth edilse, Vatikanin da derhal camiye cevrilmesi, tabiri yerindeyse "farz" gibi algilanir olur !!! Kisaca meselenin ozu buydu, ve benim anlatmak istedigimde.

Simdi sizler, Istediginiz gibi dusunmeye devam edin, zira benim soyleyecek tek sozum dahi kalmadi...
Selam Aleykum wa Rahmetullah
TEVHİD
ALINTI
Tevhid abla açıklamalarınız için teşekkür ederim ve düşüncelerinize muhalif olmadığımı bilmenizi isterim.


Biliyorum kardeşim.Ben sadece bir yanlış anlaşılma olmaması için ufak bir düzeltme yaptım.

Selam ve dua ile
-EBRAR-
Selamun Aleykum,

sahabelerden Ebû Ubeyde bin Cerrâh(r.a.)'ın hayatını araştırırken bir sitede bulduğum bu hadiseyi sizlerle paylaşmak istedim. Umarım faydalı olur.


------------------


Şam’ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştur. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesîkalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:


Şam’ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu.


Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevî idi.



Aynı anda kiliseye girdiler



Şehrin diğer tarafından da, Ebû Ubeyde bin Cerrâh hazretlerinin komutasındaki askerler ilerliyordu. Fakat, buradaki halk kendisine karşı koymuyordu. Bunun için rahat bir şekilde kılıç kullanmadan ilerliyorlardı. Tabiî ki, bunun ilk hedefi de, şehrin en büyük kilisesi idi.


Müslümanlar, İslâm şehri olduğunun simgesi olarak, kılıç zoru ile aldıkları şehrin en büyük kilisesini câmiye çevirir, diğer kiliselere dokunmazlardı. İstanbul’un fethinde olduğu gibi.


Bu iki büyük kumandan, aynı anda iki ayrı kapıdan bu kiliseye girdiler. Ve kilisenin ortasında birbirleri ile karşılaştılar.


Bu büyük zaferden dolayı, birbirlerini tebrik için kucaklaştılar. Hâlid bin Velid hazretleri, kilisenin câmiye çevrilmesini istedi. Bu teklife, Hz. Ebû Ubeyde karşı çıktı:


- Yâ Hâlid! Bilmez misin, sulh, barış yolu ile alınan şehrin kiliselerine dokunulmaz!


- Fakat ben kılıç kullanarak buraya geldim.


- Ben ise kılıç kullanmadım, barış yolu ile buraya kadar geldim.


- Peki o zaman ne yapacağız yâ Ebâ Ubeyde?


- Kilisenin yarısı yine kilise olarak kalacak, diğer yarısı câmiye çevrilecek! Çünkü, kilisenin yarısı kılıç zoruyla, diğer yarısı sulh yoluyla alındı.


O meşhur Bizans generallerini karşısında heybetinden titreten Hâlid bin Velid’in, karara en ufak bir şekilde bile tepkisi olmadı. Hattâ, Ebû Ubeyde bin Cerrâh hazretlerine teşekkür etti.


Yarısı câmiye çevrildi


Bu hâdiseden sonra, kilisenin yarısı câmiye çevrildi. Melik bin Mervan zamanına kadar bu böyle devam etti. Mervan kilisenin tamamını câmiye çevirdi. Hıristiyanlar mecburen buna râzı oldular.


Ebû Ubeyde bin Cerrâh hazretleri, sağ iken, Cennet ile müjdelenen on Sahâbîden biridir. “Ümmetin Emîni” lâkabıyla övülen yüce Sahâbînin asıl ismi, Âmir bin Abdullah bin Cerrâh’tır. Bütün gazâlarda bulundu. Çok kahraman idi.


Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.)'in yanında bütün gazâlarda bulundu. Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in şu hadîs-i şerîfleriyle şereflendi:


- Ebû Bekir Cennettedir. Ömer Cennettedir. Osman Cennettedir. Ali Cennettedir. Talha Cennettedir. Zübeyr Cennettedir. Abdurrahman İbni Avf Cennettedir. Sa’d ibni Ebî Vakkâs Cennettedir. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir. Ebû Ubeyde ibnil Cerrâh Cennettedir.


http://www.islampinari.com/news.php?readmore=914
Saltukoğlu
Savaşla, kılıçla alınan memleketler ve o ülkeye ait her şey müslümanların malı olur. Bu Kurandan istinbat yoluyla elde edilen fıkhi hükümdür.
Bu sebeple müslümanların veliyyi emrinin tasaraffunda bir eylemdir. Bu yüzden Fatih diğer kiliselere ilişmezken Ayasofyayı fethin gereği camiye çevirmiştir. Buna mani islami bir hükümde mevzubahis değildir.
Salahudin
Selam Aleykum
Kilise-cami mes'elesine hic girmeyecegim zira yeteri kadar yazildi cizildi. Sadece Ebrar kardesin yaptigi alintiyi merak ettim. Zira ben hic bu sekilde okumadim. Sam'in fethinde veya Ubeyde Bin Cerrah (ra) in hayatinda boyle seylerin vukuu buldugunu. Yazinin teferruatina da girmeyecegim, cunku bir kilisenin yari yariya paylasilmasi, ki dusunun muslumanlar ve hristiyanlar ayni cati altinda oturup ibadet edecekler, ve bunu isteyende, yani bu sartlari hazirlayanda, Meshur bir sahabi olacak !? Bu olsa olsa "diyalogcu zihniyete" iyi bir delil olur ?! Simdi, Ebrar Kardes, Lutfen bu yazinin kaynagini aktarirmisiniz buraya? Bilmiyorsaniz eger, site sorumlularindan ogrenip aktarirmisiniz lutfen? Hata icerisinde olan birisi varsa hatasini telafi eder insaAllah.

Saltuk kardes diyorsunuz ki "Savaşla, kılıçla alınan memleketler ve o ülkeye ait her şey müslümanların malı olur. Bu Kurandan istinbat yoluyla elde edilen fıkhi hükümdür". Yani ifadeleriniz o kadar kesin ve netki. Bu sebepten sizden ricam sadece bu fikhi hukmun detayini aktarmaniz. Artik kilise-milise davam yok benim... "o ulkeye ait hersey" Bu genel ve kapsamli bir ifadedir. Yani Erkek, kadin, coluk, cocuk, araziler, hayvanlar, ve yapilar... yani sizin ifadenizle "her sey". Bu Fikih kitaplarinda aynen boylemi gecmistir, yoksa, bunun olculeri ve belirli cizgileri varmidir. Rica ediyorum Saltuk kardes, bu hususu, alinti yapacaginiz kaynagida belirterek biraz tafsilatli buraya aktarirmisiniz... Lutfen... Selam Aleykum wa Rahmetullah.


Saltukoğlu
ALINTI
İstanbul'daki Kiliselerin Varlığı Fâtih'in
Müsamahasının Eseridir

İslâm devletler hukukunun hükümlerine göre, sulh yolu ile fethedilen ülkelerde mevcut olan ehl-i kitâba ait ma'bedlere asla dokunulmaz; ancak yenilerinin inşaasına da müsaade edilmez. Eskiden beri var olanlar tamir edilebilir. Savaş yoluyla fethedilen topraklarda ise, durum tam tersinedir. Yani İslâm hükümdarı, isterse, başka dinlere ait bütün ma'bedleri yok eder ve gayr-i müslimleri de sürgün edebilir. İşte İstanbul, tamamen savaş yoluyla fetholunmuştur. Ayasofya 'nın ve benzeri bazı kilise lerin camiye çevrilişinin meşrutiyet sebebi zikredilen hükümdür[3].

Bu hüküm, İstanbul çapında tatbik edilseydi, İstanbul'daki bütün kilise ve havraların yıkılması gerekirdi. İstanbul'u Allah 'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultan Mehmed, Ayasofya 'yı cami haline getirdikten sonra, papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. Papa z ve hahamlar heyeti, İstanbul'u savaşla fethettiğini, dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını, bu durumun devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifâde ederler; ancak kendisine, kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yol ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir. Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultan Mehmed, bu isteklerini geri çevirmemiş ve camiye çevrilenlerin dışında kalan kilise ve havralara, hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir.

Günümüze kadar yaşayan kilise ve havraların gerçek sırrının, Fâtih'in din ve vicdan hürriyeti anlayışı olduğunu, Osmanlı Devleti'nin şanlı Şeyhülislâmı Ebussuud Efendi, verdiği bir fetvada vuzuha kavuşturmaktadır Bu fetvanın orijinali aynen şöyledir:

"Merhûm Sultan Muhammed Hân-Aleyh'ir-rahmetü vel'ğuf-rân-hazretleri, Mahmiye-i İstanbul'u ve etrafındaki karyeleri anveten feth eylemiş midir? El-Cevab: Ma'ruf olan anveten fetihdir. Amma kenais-i kadime sulhen fethe delâlet eder. Sene hamsin ve erba'ın ve tis'a-mi'e (945) tarihinde bu husus teftiş olunmuştur. 130 yaşında bir kimesne bulunup Yehud ve Nasara tâifesi el altından Sultan Muhammed Hân ile ittifak edüp Tefrûk'a nusret etmeyecek olub Sultan Muhammed dahi anları seby etmeyüp halleri üzere mukarrer edecek olub bu vechile feth olundu deyu şahadet edüp bu şahadet ile kenâis-i kadîme hali üzere kalmıştır. Ketebehu Ebussuud"[4].

Görülüyor ki, Fâtih Sultan Mehmed'in Sırbistan'da tatbik edeceğini va'd ettiği "Her caminin yanına birer kilise inşasına müsaade" durumu, İstanbul'da da tatbik olunmuştur. Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin biti şiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyet i, Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihriman Sultan Camii'nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek, bu hürriyetin mad-dî delillerinden değil midir? Müslümanların gayr-i müslimler hak-kındaki ulüvv-i cenab ve müsamahasına karşılık, gayr-i müslim devletlerin geçmiş asırlarda, özellikle Endülüs'de; son asırlarda ise Osmanlı hâkimiyetinden çıkan memleketlerde kalan müslüman ahaliye reva gördükleri muâmeleler, tamamen din ve vicdan hürriyetini ihlal ettiğinden, mukayese bile edilemez. İşte fethin huku-kî neticelerinden bir tanesi[5].

[3] Cin, Halil/Akgündüz, Ahmet, Türk Hukuk Tarihi, c. 1, sh. 393 vd.

[4] Ebussuud, Ma'ruzat, İst. Üniv. Kütüphanesi, Türk-çe Yazmalar No: 1798, vrk. 130/a-b.

[5] Osman Nuri, Mecelle -i Umur, 1/217-218


Değerli Salahaddin Kardeşm,

İslam fıkhında bazı hükümler ikame edilmez. Mesela kölelik hükümleri. İslam köleliğin ikamesini anlatmaz, nasıl köle azat edileceğini izah eder.

İslam devletlerinin islam toplumuna uygulayacağı islami hükümler yanında, kafir devletlerle yapacağı anlaşmalar ve mevcut dünya konjonktüründe yerleşmiş evrensel uluslararası kurallar vardır. Müslümanların veliyyi emri bu kurallar çerçevesinde kafir devletlerle anlaşmalar yapabilir ve bu anlaşmayı yaptıktan sonra ona sadık kalması Kurani bir emir olur.

Dünya da evrensel savaş kanunları, savaşla alınan bir yerdeki tasarrufu oranın fatihine bırakmış bunu her ülke de kabul etmiştir. istanbulda savaşla zorla alındığı için aslında fatih bütün rumları oradan kovarak Ayasofyayı yıkmak isteseydi yıkabilirdi de. Halbuki bu gün Ortodoks hristiyanlar fatihe minnet borçludurlar, çünkü Fatih onların kiliselerini yıkıp Ortodoks papazları katoliklere karşı ayakta tutmasaydı, dünya sadece güçlü bir katolik bloktan ibaret hristiyan dünya olacaktı.
Saltukoğlu
Peki Salahattin kardeş benim de size bir sorum olacak. Eğer Allah nasip eder de İslam ülkede hakim olursa, siz Ayasofyayı ne yapmayı düşünüyorsunuz? Ordodoks hristiyanlara vermeyi mi? Bartelemeos sana çok teşekkür edecektir eğer öyle düşünüyorsanız?
Linkinpark
ALINTI(3elmiyah @ Mar 25 2008, 12:04 AM) *

İstanbulun fethi ile alakalı olan hadisi muhaddisler sahih olarak ele almışlardır.Fakat şuan istanbul tağutun elinde yani halen fethi bekliyor,

Günümüzün muasır alimleri,İstanbulun tekrar fethedileceğini söylüyorlar.

Çünkü hadis ahir zaman hadisleri başlığında,Ve şuan i stanbul biz müslümanların değildir.

.



İstanbul kimin elindeymiş kimin?
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.