Ebu Muhammed el-Makdisi
Yazının Tamamını Bilgisayarınıza İndirmek İçin Buraya Tıklayınız
15-Şevval-1416 h. (5/3/1996m.) tarihinde meclisteki “Halk Özgürlüğü Komisyonu” başkanı Zeyb Abdullah hapishaneyi ziyaret etti. Bu hükümetin güven oyu almasından sadece bir gün sonraydı. Mahkumlar onu istek, rica ve evrak yağmuruna tuttular. Ancak o maalesef İslami dava ile ilgili tutuklu bulunan birkaç kişiden başkasını kabul etmedi. Gezisinin ardından hapishaneden ayrılmadan önce (Allah’ın lûtfu ile) onunla hapishane idaresi önünde karşılaştım. Aramızda şöyle bir konuşma geçti. Ona dedim ki:
- Biz başkaları gibi senden herhangi bir şey istemek için gelmedik. Ya da hapishane idaresinden, davranışlarından şikayetçi olmak vs. için gelmedik. Çünkü zaten “Kızıl Haç” ve diğer heyetler bu iş için sürekli geliyorlar. Onlara da hiç bir şey söylemiyoruz, şikayette bulunmuyoruz. Allah bizim Mevlamızdır. Bizi O gözetir. Bizi bu hapishaneden ne siz, ne bir başkası, ne de efendileriniz çıkarmayacaktır. Ancak Allah bunu dilediği zaman herkese inat sadece onun iradesi ile çıkacağız. Biz, sana Allah’ı hatırlatmak ve ona davet etmek için geldik. Biz hiç şüphesiz biliyoruz ki sen buraya bizi düşündüğün için geldin ve eğer bizi bu hapishaneden çıkarmak senin elinde olsaydı çıkarırdın.”
- Vallahi öyle…
Bunun üzerine güvenlik görevlilerini ve subayları işaret ederek ona şöyle dedim:
- Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a andolsun ki; biz de seni ve bu insanları düşünüyoruz. Biz, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen bu hükümetin sizi koyduğu bu hapishaneden çıkarmak istiyoruz. Yani parlamentoya katılmak suretiyle kendinizi hapsettiğiniz o hapishaneden. Çünkü cehennem hapishanesinin yanında bizim içinde bulunduğumuz hapishanenin lafı bile olmaz.
“Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık.” (17, İsra/8)
Yani sizi şirk ve onun karanlığındaki hapishaneden İslam’ın nuru ve refahına çıkarmak istiyoruz.
- Sen bana selam vermeyenlerdensin değil mi?
- Evet sana selam vermiyorum. Çünkü sen; teşri (kanun koyma) noktasında yönetime katılıyorsun. Beşeri kanunlara bağlı kalacağına dair yemin ediyorsun ve dün Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen bir hükümete güven oyu verdin.
- Parlamentoda kanun koyma noktasında şunu söylemek isterim. Bu kanunların bir kısmı şeriate muhaliftir bir kısmı ise şeraitle mutabıktır. İşte biz şeriate muhalif olan kanunları reddediyoruz, şeriate muvafık olan kanunları ise kabul ediyoruz.
- Bu söylediğiniz sözün cevabı oldukça uzundur. Ne olursa olsun kanunlarınız anayasaya uygun olmak zorunda değil mi?. Karşı çıkışınız da ancak anayasa çerçevesinde olabilir. Size bu konuyu ve bu anayasanın küfür anayasası olduğunu ayrıntıları ile açıklayan bir kitap hediye etmek istiyoruz. Onu dikkatlice ve iyice düşünerek okumanızı rica ederim. Güvenlik güçlerine de bir nüsha vereceğim. Allah’tan hem kendimiz hem de sizin için hidayet diliyorum.
- Allah’dan bize ve size hidayet etmesini diliyorum. Umarım en kısa zamanda Allah sizi hürriyetinize kavuşturur ve bu konuları dışarıda etraflıca görüşür, tartışırız.
- “Benim için bu sorun değil. Allah’ın sevdiği ve razı olduğu herkesi hidayete ulaştırmasını diliyorum.”
Suvaka Hapishanesi /Ürdün 1416h.
***
- Biz başkaları gibi senden herhangi bir şey istemek için gelmedik. Ya da hapishane idaresinden, davranışlarından şikayetçi olmak vs. için gelmedik. Çünkü zaten “Kızıl Haç” ve diğer heyetler bu iş için sürekli geliyorlar. Onlara da hiç bir şey söylemiyoruz, şikayette bulunmuyoruz. Allah bizim Mevlamızdır. Bizi O gözetir. Bizi bu hapishaneden ne siz, ne bir başkası, ne de efendileriniz çıkarmayacaktır. Ancak Allah bunu dilediği zaman herkese inat sadece onun iradesi ile çıkacağız. Biz, sana Allah’ı hatırlatmak ve ona davet etmek için geldik. Biz hiç şüphesiz biliyoruz ki sen buraya bizi düşündüğün için geldin ve eğer bizi bu hapishaneden çıkarmak senin elinde olsaydı çıkarırdın.”
- Vallahi öyle…
Bunun üzerine güvenlik görevlilerini ve subayları işaret ederek ona şöyle dedim:
- Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a andolsun ki; biz de seni ve bu insanları düşünüyoruz. Biz, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen bu hükümetin sizi koyduğu bu hapishaneden çıkarmak istiyoruz. Yani parlamentoya katılmak suretiyle kendinizi hapsettiğiniz o hapishaneden. Çünkü cehennem hapishanesinin yanında bizim içinde bulunduğumuz hapishanenin lafı bile olmaz.
“Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık.” (17, İsra/8)
Yani sizi şirk ve onun karanlığındaki hapishaneden İslam’ın nuru ve refahına çıkarmak istiyoruz.
- Sen bana selam vermeyenlerdensin değil mi?
- Evet sana selam vermiyorum. Çünkü sen; teşri (kanun koyma) noktasında yönetime katılıyorsun. Beşeri kanunlara bağlı kalacağına dair yemin ediyorsun ve dün Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen bir hükümete güven oyu verdin.
- Parlamentoda kanun koyma noktasında şunu söylemek isterim. Bu kanunların bir kısmı şeriate muhaliftir bir kısmı ise şeraitle mutabıktır. İşte biz şeriate muhalif olan kanunları reddediyoruz, şeriate muvafık olan kanunları ise kabul ediyoruz.
- Bu söylediğiniz sözün cevabı oldukça uzundur. Ne olursa olsun kanunlarınız anayasaya uygun olmak zorunda değil mi?. Karşı çıkışınız da ancak anayasa çerçevesinde olabilir. Size bu konuyu ve bu anayasanın küfür anayasası olduğunu ayrıntıları ile açıklayan bir kitap hediye etmek istiyoruz. Onu dikkatlice ve iyice düşünerek okumanızı rica ederim. Güvenlik güçlerine de bir nüsha vereceğim. Allah’tan hem kendimiz hem de sizin için hidayet diliyorum.
- Allah’dan bize ve size hidayet etmesini diliyorum. Umarım en kısa zamanda Allah sizi hürriyetinize kavuşturur ve bu konuları dışarıda etraflıca görüşür, tartışırız.
- “Benim için bu sorun değil. Allah’ın sevdiği ve razı olduğu herkesi hidayete ulaştırmasını diliyorum.”
Suvaka Hapishanesi /Ürdün 1416h.
***
Mütercim Tercüme; Şehadet Yayınları.
