Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: "İslam Cumhuriyeti" üzerine..
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ NURDAN DAMLALAR ]·.
Dildade.NET
İslam Cumhuriyeti” Üzerine... Üstad Said-i Nursî Hazretlerinden İktibaslar..


".. Orada benden sordular ki: "Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?"

Ben de dedim: "Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu (İslam Cumhuriyeti fikrini savunduğumu) elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası (özetle) şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine (Cumhuriyetçiliklerine) hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim."

Sonra dediler: "Sen Selef-i Salihîne (geçmiş salihlere) muhalefet ediyor (aykırı davranıyor)sun."

Cevaben diyordum: "Hulefâ-i Râşidîn (dört halife), her biri hem halife, hem reis-i cumhur (cumhurbaşkanı) idi. Sıddîk-ı Ekber (Hz. Ali r.a), Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat (bu Cumhuriyetten kasıt) mânâsız isim ve resim (şekil-görüntü) değil, belki hakikat-i adaleti (gerçek adaleti) ve hürriyet-i şer'iyeyi (şeriat hürriyetlerini) taşıyan mânây-ı dindar cumhuriyetin reisleri (İslam Cumhuriyeti’nin başkanları) idiler."

İşte, ey müddeiumumî (savcı) ve mahkeme âzâları.

Elli seneden beri bende bulunan bir fikrin aksiyle beni itham ediyorsunuz (suçluyorsunuz). Eğer (İslam Cumhuriyeti’ni değil de) lâik cumhuriyet (hakkındaki fikrimi) soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı (laik kelimesinden), bîtaraf (tarafsız) kalmak, yani hürriyet-i vicdan (vicdan özgürlüğü) düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere (kıt akıllılara) ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim (anlarım). On senedir (şimdi yirmi sene oluyor) ki hayat-ı siyasiye (siyasetten) ve içtimaiyeden çekilmişim. (Bu yüzden) Hükümet-i cumhuriye ne hal kesb ettiğini (Cumhuriyet hükümetinin geçekte ne hal aldığını) bilmiyorum. El'iyâzü billâh (Allah korusun), eğer dinsizlik hesabına imanına ve âhiretine çalışanları(n aleyhine ve onları) mes'ul edecek (sorumlu tutacak-yargılayacak) kanunları yapan ve kabul eden bir dehşetli şekle girmişse, bunu size bilâperva (korkusuzca) ilân ve ihtar ederim (bildiririm) ki, bin canım olsa, imana ve âhiretime feda etmeye hazırım. Ne yaparsanız yapınız, benim son sözüm "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir." (Âl-i İmrân; 173) olarak, siz beni idam ve ağır ceza ile zulmen (haksız) mahkûm etmenize mukabil (karşılık) derim:

Ben Risale-i Nur'un keşf-i kat'îsiyle, idam olmuyorum. Belki terhis edilip nur âlemine ve saadet âlemine gidiyorum. Ve sizi, ey dalâlet (sapıklık) hesabına bizi ezen bedbahtlar, idam-ı ebedî ile ve daimî haps-i münferitle (Cehennem’e) mahkûm bildiğimden ve gördüğümden, tamamıyla intikamımı sizden alarak kemâl-i rahat-ı kalble (huzur ve sükunet içinde) teslim-i ruh etmeye hazırım.." [1]



Evet; Üstad Hazretleri, halkın kendi kendini yönetmesi gerektiğini (cumhuriyeti) savunmuştur.. Ama İslamî hükümlerle.. Kısacası “İslam Cumhuriyeti” [2] fikrini beyan etmiştir.. Ve, gelecekte “İslam Cumhuriyetleri” kurulacağını [3] söylemiş ve sınırları ayrı ama özde bir olan bu İslam Ülkelerinin bir birlik oluşturacağını müjdelemiştir.. Şöyle ki;



".. Arap taifeleri, Cemahir-i Müttefika-i Amerika (Amerika Birleşik Devletleri) gibi en ulvî bir vaziyete girmeye (Birleşik İslam Devletleri halini almaya), esarette kalan hâkimiyet-i İslâmiyeyi eski zaman gibi küre-i arzın nısfında (yeryüzünün yarısında), belki ekserisinde (daha fazlasında) tesisine muvaffak olmanızı rahmet-i İlâhiyeden kuvvetle bekliyoruz. Bir kıyamet çabuk kopmazsa, inşaallah nesl-i âti (gelecek nesil) görecek.

Sakın kardeşlerim, tevehhüm, tahayyül etmeyiniz (sanmayınız) ki, ben su sözlerimle siyasetle iştigal için (politikayla uğraşma) himmetinizi tahrik ediyorum. Hâşâ! Hakikat-i İslâmiye bütün siyâsâtın fevkindedir (üstündedir). Bütün siyasetler ona (İslam’a) hizmetkâr (hizmetçi) olabilir. Hiçbir siyasetin haddi değil ki, İslâmiyeti kendine âlet etsin.." [4]



Kezâ;

".. Aziz, sıddık kardeşlerim,

Ruh-u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşaallah, âlem-i İslâmın da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin (Birleşik İslam Cumhuriyetleri’nin) kudsî kanun-u esasiyelerinin (anayasalarının) menbaı (kaynağı) olan Kur'ân-ı Hakîm, istikbale (geleceğe) tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler (işaretler) var.." [5]




--------------------

Dipnotlar;

[1] Mevkuf Said Nursî - On İkinci Şua - s.992

[2] Yeryüzünde şu an İslam Cumhuriyeti yönetimini sadece İran benimsemiştir. 1979, İslam Devrimi ardından bu yönetime geçilmiştir. İnşaAllah çoğalır bu ülkeler.

[3] "..Hâsıl-ı kelâm: Biz Kur'ân şakirtleri olan Müslümanlar, burhana (delillere) tâbi oluyoruz, akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-i imaniyeye (iman hakikatlerine) giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları (fertleri) gibi ruhbanları (din adamlarını) taklit için burhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde (gelecekte), elbette burhan-ı aklîye istinat eden ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur'ân hükmedecek. Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine (nurlandırmasına) mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü. (Hicrî) Yetmiş birde (Miladî 1949) fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra (1979-1989) fecr-i sâdık çıkacak.." (Hutbe-i Şâmiye - s.1963) şeklinde Üstad, İslam İnkılabını müjdelemiştir..

[4] Hutbe-i Şâmiye - s.1970

[5] Emirdağ Lâhikası (2) - Mektup No: 67 - s.1841


alıntı; http://kumail.blogcu.com/8425871/
Saltukoğlu
Çok güzel tespitler ve biz de bunlara katılıyoruz.
nasreddinhoca
İslam Cumhuriyetler Birliği...
Saltanattan daha insaflı...
İmam Şamil
Allah razı olsun kardeşim ne güzel bir çalışma...
Lakin Hocamız'ın 'laiklik' hakkındaki açık yorumu nedir acaba?
Ayrıca laikliğin hükmü nedir?
Şeriat farz mıdır hak mıdır?Şu mana da yani; şeriat müslüman için bir farz mıdır -yani şeri hükümlerle yönetilmek- yoksa o, günümüzde müslümanın elinden alınmış bir hak mıdır?
Mesela şer'i hükmün dışında bir hükümle yargılanan müslüman o hükme razı ise o kişinin durumu nedir?Özellikle Nasreddinhoca'mdan bütün bu sorularıma yanıt bekliyorum...

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Allah razı olsun kardeşim ne güzel bir çalışma...
Lakin Hocamız'ın 'laiklik' hakkındaki açık yorumu nedir acaba?


Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılığı değil, din ve devlet işlerinin düzenlenmesidir. Bunun nasıl düzenlendiğine bakmak lazım, mesela Türkiye'de laiklik bizantizm'dir, devletin dini tahhakküm altına alması. Laiklik diyanetin özerkliğini esas alırken, Türkiye'de devlet dini diyanete bırakacak kadar aptal değildir...Türkiye laik olmayan layık bir ülkedir...

ALINTI
Ayrıca laikliğin hükmü nedir?


Saltanatın hükmü ne ise o...

ALINTI
Şeriat farz mıdır hak mıdır?Şu mana da yani; şeriat müslüman için bir farz mıdır -yani şeri hükümlerle yönetilmek- yoksa o, günümüzde müslümanın elinden alınmış bir hak mıdır?


Müslümanın elinden alınmadı, müslüman teslim etti...


ALINTI
Mesela şer'i hükmün dışında bir hükümle yargılanan müslüman o hükme razı ise o kişinin durumu nedir?Özellikle Nasreddinhoca'mdan bütün bu sorularıma yanıt bekliyorum...


Ya şer'î bir hüküm ile yargılanırsınız, ya da şerr bir hüküm ile yargılanırsınız, bu ise bir müessese ile mümkündür...ya şer'î ya da şerr müessese, bunun dışında başka bir hal yoktur...efendim, biz şöyle ederiz, böyle yaparız filan gülünç şeyler...

O kişi razı ise rızasının ilmine bakılır cahil ise mazurdur, biliyor da razı oluyorsa mazur değildir günahkardır, taammüden razı ise küfürdedir...



İmam Şamil
Hocam Allah razı olsun güzel cevaplar...

O zaman ben de şu soruyu sorayım: Saltanatın hükmü nedir?Tağut mudur Hakk mıdır?Aynı soru laiklik için de geçerlidir.Ayrıca bir müslüman için şeriatla yönetilmesi farz mıdır?Son soru da şudur T.C tağut mudur?
Evet ve hayırsa neden?

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Saltanatın hükmü nedir?Tağut mudur Hakk mıdır?


Tağuttur...

ALINTI
Aynı soru laiklik için de geçerlidir.


laiklik de tağuttur...

ALINTI
Ayrıca bir müslüman için şeriatla yönetilmesi farz mıdır?


hayır farz değildir...yönetimin şartları bireysel değil toplumsaldır...

ALINTI
Son soru da şudur T.C tağut mudur?
Evet ve hayırsa neden?


Tağuttur...Neden mi? tağuti bir düzenin vasıflarını taşımaktadır da ondan...

Sorularınızın devamı var sanırım... smile.gif

İmam Şamil
Allah razı olsun hocam;

Lakin kafama bir kaç husus takılmıştır.Saltanat mevzuu tağutsa Osmanlı'da tağuttur.Ve tağut hükümdarlar kafirdir.Hz.Peygamber(s.a.v) İstanbul'u fetheden komutanı 'ne güzel' diye vasıflandırmıştır.Bu durum da -haşa- Hz.Pergamber(s.a.v) kafiri mi övmektedir?Çünkü sizin tanımınızla Cennet Mekan Fatih Sultan da bir tağuttur, dolayısıyla -haşa- bir kafirdir.
Bence tağut meselesinde biraz yanlış hüküm vermekteyiz.Tağuta isyan ve inkar nedir biraz daha titiz olmamız gereken mevzular arasındadır.

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Lakin kafama bir kaç husus takılmıştır.Saltanat mevzuu tağutsa Osmanlı'da tağuttur.


Ben osmanlı tağuttur demedim...saltanat rejimi bizzat tağuttur dedim...burada hedefim saltanattır, osmanlı geldi geçti...

ALINTI
Ve tağut hükümdarlar kafirdir.


Fasid bir kıyas, kafir filan değildir, saltanat rejiminin müslüman hükümdarları...

ALINTI
Hz.Peygamber(s.a.v) İstanbul'u fetheden komutanı 'ne güzel' diye vasıflandırmıştır.


Eğer rivayet uydurma değilse...

ALINTI
Bu durum da -haşa- Hz.Pergamber(s.a.v) kafiri mi övmektedir?


yine fasid bir kıyas...haber ahad, akide değil, kıyas olmaz...Velevki övdü, övülen saltanat tağutu değil belki o tağutun adil mü'min bir hükümdarıdır...

ALINTI
Çünkü sizin tanımınızla Cennet Mekan Fatih Sultan da bir tağuttur, dolayısıyla -haşa- bir kafirdir.


Öncelikle benim tanımım gayet açıktır, saltanat rejimi bir tağuttur, vahiyden hiç bir nasibi yoktur, malum adamın uydurmasıdır...saltanat rejimi tağuttur diye o tağuttan adil bir mü'min geçmeyecek diye bir kayıt var mı, ben henüz göremedim...malum yezid gitti, sonraları Ömer Bin Abdülaziz geldi...

ALINTI
Bence tağut meselesinde biraz yanlış hüküm vermekteyiz.Tağuta isyan ve inkar nedir biraz daha titiz olmamız gereken mevzular arasındadır.


Ben hüküm vermedim, bir gerçeği dile getirdim...

münazara edelim inşallah...

İmam Şamil
Allah razı olsun kardeşim,

Tağuti hükümlerle hükmeden nasıl mümin olabilir?Yani tağut küfürdür ve küfrü icra eden kafirdir.Osmanlı da saltanattı ve saltanat tağuttur ve tağut ise apaçık bir şirktir.Burada bir çelişki doğmuyor mu?
O zaman biz işe tağut nedir diye mi başlayalım?Tağutu icra edenin hükmü nedir mesela?

Selametle...
MoqavemaT
Kardeşim tağut meselesi bir kalıp değildir...

Bak şimdi...
Saltanat isnana o yetkiyi veriri.

Yani saltanatta hükümran olanın eline tağut olma yetikiside, Allahın emrine uyma yetkiside vardır.

Tğaut olmak isteyen tağut olur.

Adil olmak isteyen adil olur..
Nitekim Osmanlı Padişahları özellikle Gaziyan dönemlerinde meşru yöneticiler olmuşlardır, adaletle Allahın hükmüne muhalefet etmeden hüküm vermişlerdir.

Fakat zamanda fars ve selçuklu saraylarının ulema artıkları Osmanlıya önce sarayı soktu sonrada sarayı bozdu....

Yani Osmanlıda tağutlaşan padişahlarda oldu adil olanlarıda...

Onlar bir ümmetiler geldiler ve geçtiler...
Saltukoğlu
Tağut kavramı, boyutları çok geniş. Alınan soluk bile Allahın razı olduğu şekilde olmasın şeklinde alınırsa buda bir tağutluktur.

Bununla birlikte, tağutun kamil şekli, egemenliği, hükmü elinde bulunduran toplumlara yön veren, Allahın hükümlerine alternatif hüküm belirleyip insanları buna göre yargılayan organize güçlerdir ki, Kuran, Allahın hükmünü bırakıp tağutla mı muhakeme olunmak isterler diye tağutun en kamil şeklinin ne olduğunu izah ediyor.

Osmanlı padişahları İttihadi İslam kardeşin de dediği gibi, saltanat islami bir kaide olmasa bile, sultan olup İslama en uygun tarzda yaşayarak müttaki müslüman olanlar da olabilmiş, topluma egemen kanunlar islam hukuku olsa bile ferdi tağutluklar yapan padişahlar da olabilmiştir.

Ancak ferdi tağutluklarda bulunabilen padişahların cürmü bile, Allahın hükümlerini iptal edip, onları istemeyi yasak kılıp, Allahın hükümlerine savaş açan kamil tağuti rejimlein cürümleri kadar olmamıştır, olamazda.

Osmanlı idareyi yürütme şekli saltanat olsa bile devletin üzerinde oturduğu omurga islam ve islam hukuku olmuştur. Sırf saltanata bakılarak Allah düşmanı tağuti rejimlerle kıyaslanamaz.
İmam Şamil
Eyvallah kardeş;

Bu açıklamalara bakarak şu çıkarımda bulunabiliriz o zaman: Saltanat tağut olduğu halde o düzen içinde İslam akaidine yakın hükümlerle hükmeden hükümdar tağut olmuyorsa; Cumhuriyet,Demokrasi,Laiklik veya ne olursa olsun.Bu düzenler içinde olup tıpkı saltanat düzeni içinde olup adil davranarak tağut olmayan hükümdar gibi bugün de bir hükümdar tağut olmayabilir.Öyleyse her demokrasiyle başa gelen tağut değildir.Şayet o düzen içinde İslam aleyhtarlığı yapıyorsa ancak o zaman tağuttur.

Bu sefer de şu soru ilişti aklıma.Madem sistem olarak saltanat bir tağuti sistemse ona her müslümanın isyan etmesi gerekmez mi?Yani bu düzeni yıkmayıp o düzenle hükmeden bir hükümdar o düzeni desteklediği için zaten tağuta rıza göstermiş ve kafir olmuş olmuyor mu?Yani tağuti sistemle hükmeden tağut olmaz mı?Allah Bakara suresi 256. ayetinde bize imandan önce tağutu inkarı şart koşmuyor mu?Bunu yapmayanın imanı nasıl olur?Tağuti sistemi inkar etmeyip onunla hükmeden nasıl mümin olabilir?

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Tağuti hükümlerle hükmeden nasıl mümin olabilir?


Bir müslümanın günah da işleyebileceği ile...

ALINTI
Yani tağut küfürdür ve küfrü icra eden kafirdir.


her tağut kafir değildir,...

ALINTI
Osmanlı da saltanattı ve saltanat tağuttur ve tağut ise apaçık bir şirktir.Burada bir çelişki doğmuyor mu?


Hiç bir çelişki yok...Tağut kavramını bu kadar daraltmak sanırım çözüm olmaz...

ALINTI
O zaman biz işe tağut nedir diye mi başlayalım?Tağutu icra edenin hükmü nedir mesela?


Evet, tağut nedir???
Tağutu icra edenin hükmü ile saltanatı icra edenin hükmü, evet zor bir mesele, işin cılkı çıkar sonra...

ALINTI
Bu sefer de şu soru ilişti aklıma.Madem sistem olarak saltanat bir tağuti sistemse ona her müslümanın isyan etmesi gerekmez mi?


Hayır, gerekmez...Edene de bir şey lazım gelmez...imam zeyd isyan etti, şehit oldu...

Yani bu düzeni yıkmayıp o düzenle hükmeden bir hükümdar o düzeni desteklediği için zaten tağuta rıza göstermiş ve kafir olmuş olmuyor mu?

hayır, olmuyor...

ALINTI
Yani tağuti sistemle hükmeden tağut olmaz mı?


Tağuti bir sistem de hakk ile hükmediyor mu ya da adaletle...

ALINTI
Allah Bakara suresi 256. ayetinde bize imandan önce tağutu inkarı şart koşmuyor mu?


bu bir parça, bütün de ise önce iman gelir, sonra redd...

ALINTI
Bunu yapmayanın imanı nasıl olur?


Niyet...

ALINTI
Tağuti sistemi inkar etmeyip onunla hükmeden nasıl mümin olabilir?


günah...


Hamd kendisine mahsus olan Allah'ın adıyla başlar, Nebisine salatu selam eylerim..! Bundan Sonra:

Hakim, Sufyan b. Uyeyne, Hişam b. Huceyr El’Mekki, Tavus kanalıyla İbn-i Abbas’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Bu sizin bildiğiniz kişiyi İslam milletinden çıkaran bir küfür değildir.”

“Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.” (Maide Suresi: 5/44)

“Bu küfrün dışında bir küfürdür.”

Hakim, bu rivayetin Buhari ve Müslim’in sıhhat şartlarına göre sahih olduğunu, ancak İmam Buhari ve Müslim’in bu rivayeti tahriç etmediklerini söylemektedir.

Zehebi de Sahih dedi...


Mâide Sûresi, 44. ayette geçen; "Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir" ayetini nasıl anlamalıyız?

İslamın sosyal hayata bakan yönlerini yanlış değerlendiren bazı kişiler, o yüce dinin bir kısım hüküm ve meselelerine sathi olarak baktıklarından hataya düşmekten kendilerini alamıyorlar. Açmış oldukları bu yanlış çığıra başkalarını da sürüklediklerinden hata genişliyor, neticede zihinlerin karışmasına sebep oluyorlar. İşte bu meselelerden birisi de "Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir"(l) Mealindeki ayet-i kerimeden çıkarılan hükümdür. Bu ayetin mealinden hareket edenler, İlahi hükümleri tatbik etmeyen kişilerin "kafir" olduklarını, dolayısıyla bunların Müslüman sayılmayacağını söylemektedirler. Gariptir ki, bu ayet-i kerime İslamın ilk yıllarında da tartışmaya konu teşkil etmiş, Hariciye ve İbadiye gibi sapık mezhepler, günah işleyen Müslümanları küfürle itham etmişlerdir. Hatta Hariciler bu ayete dayanarak "Hakem Hadisesinden" dolayı Hz. Ali'yi tekfir etme cüretini bile göstermişlerdir. Halbuki ümmetin cumhuru, imam ve müçtehidleri, onların bu iddialarını çürütmüş ve bir Müslümanın günah işlemesiyle kafir olmayacağını açıklamışlardır.(2)

Bu ayetin tefsirinde Camiu'l Beyan isimli 30 ciltlik tefsirin müellifi İmam Cerir et-Taberi, ayette geçen "küfr"ün islamdan çıkma manasında değil, Allah'ın nimetini inkar, yani nankörlük manasında" olduğunu ve bid'at ehli olan İbadiye grubunun bu ayeti,yönetimi elinde bulunduranların küfrüne delil gösterdiklerini izah eder ve ibni Abbas'tan (r.a.) şöyle bir rivayette bulunur: "Kasden inkar ederek Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kafirlerdir. Kabul ettiği halde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur."

Nitekim, hemen bundan sonraki ayetlerde Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenlerin zalim ve fasıklar olduğuna dikkat çekilmektedir.Aynı rivayeti İbni Abbas'tan (r.a.) İmam Nesefi de nakletmektedir. İmam Fahrüddin Razi de 32 ciltlik Tefsir-i Kebir isimli eserinde bu ayetin tefsirini yapmakta, Haricilerin bu husustaki görüşlerinin yanlış olduğuna işaret ederek şöyle demektedir: "Bir kimse Allah'ın hükümleriyle hükmetmezse dahi, kalbiyle o hükümlerin doğruluğuna inanırsa kafir olmaz. Zira küfür, hak olan hükümleri kalbiyle inkar ve lisanıyla reddetmektir . Fasık, kalbiyle tasdik ettiği için mü'mindir. İmanla beraber Allah'ın hükümlerinin aksi ile hüküm vermek diğer günahlar kabilindendir. En doğru olan görüş budur." (3)

Kadı Beyzavi ise Allah'ın hükümlerini inkar edip onlara hakaret edenlerin kafir olacaklarım açıklamaktadır. (4) İbni Kesir, bu ayetin Yahudiler hakkında nazil olduğunu ifade ederken,(5) Osmanlı devletinin şeyhül islamlarından olan Ebu's-Suud Efendi, ayette geçen hükmetmemeyi inkar manasında almakta ve "Allah'ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkar eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar" demektedir.(6) Diğer çağdaş müfessirler de, ayette geçen "hükmetmeyenler" ifadesinin, "inkar edenler," yani "tasdik etmeyenler" manasına geldiğini söylemektedirler. Konyalı Vehbi Efendi, "Eğer ayetten maksat bu olmasa Kur'an'ın hilafında birşey irtikap edenlerin (işleyenlerin) kafir olmaları lazım gelirdi. Halbuki, hak olduğuna imanla beraber hilafını irtikap küfür değildir ve olamaz" der. "Çünkü, bilumum günahlar Kur'an'ın hilafıdır. Günahtan hali (hiç günahı olmayan) bir fert tasavvur olunamaz. Eğer her günahı irtikap eden kafir olsa, alemde mü'min bulunmamak gerektir."(7) Vehbi Efendi, Ebu's-Suud Efendiye ve Fethul Beyan'a atıfta bulunarak, "Allah'ın inzal ettiği ahkamla [Allah'ın indirdiği hükümlerle> hükmetmemek" hususunda, "istihfaf veya istihlal veya inkar tarıklariyle [bu hükümleri küçük görmek yahut helal saymak veya inkar etmek suretiyle)hilafında hükmün (İlahi hükümlerin aksine hüküm vermenin) küfür olduğunu, ancak bu ahkamın (Allah'ın indirdiği hükümlerin) hak olduğunu tasdik ve ikrarla beraber hilafında hükmün küfür olmadığını belirtir.(8)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ayetteki "hükmetmeme"nin, "Onun hakimiyetini tanımamak" durumunda küfre gireceğine işaret eder.(9) Ömer Nasuhi Bilmen de şu izahı getirir: "Bir kimse hükm-ü İlahiyi kalben kabul etmez, onu bile bile lisanen inkar ederse o takdirde kafir olur. Fakat onu kalben tasdik ettiği halde terk eylerse kafir olmaz, günahkar olur." (10) Bilmen, büyük İslam alimi İkrime'den de şu iktibası yapar: "Her kim Allah Teala'nın hükmettiği ile, onu bilerek inkar ettiği halde hükmetmezse kafir olur. Fakat her kim onu ikrar ettiği halde onunla hükmetmezse, o fasıktir, zalimdir, yoksa kafir değildir." (11)

Görüldüğü gibi, bütün müfessirler ayetin tefsirinde görüş birliği içindedir. Hepsi, bir kimse Allah'ın hükümlerini inkar etmediği, onlara hakarette bulunmadığı müddetçe kafir olmayacağı görüşündedir. Nitekim, Bediüzzaman da Münazarat isimli eserinde, bazı kimselerin Kanun-u Esasiyi ve hürriyetin ilanından dolayı idarecileri tekfir ettiklerini belirtmekte ve onların "Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler" ifadesinin "Allah'ın hükmünü tasdik etmeyenler" manasında olduğunu bilmediklerini beyan etmektedir.(12)

O halde, mü'min olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat görüşüne sımsıkı sarılmamız, bid'at ehline iltifat etmememiz gerekir. Büyük imam ve müçtehidlerin tefsir ve izahlarına dikkat edip onlardan istifade etmemiz şarttır. Her hususta olduğu gibi, tekfir meselesinde de bu imamların görüşlerini esas almalıyız. İmam Suyuti'nin "Tekfire yeltenmek, kendini beğenen cahil kişilerin işidir" ikazını da unutmamalıyız.(13)

Kaynaklar
1. Maide Sûresi, 44.
2. et-Tefsirû'l-Kebir
3. et-Tefsirü'l-Kebir, 12:6
4. Tefsir-i Beydavi, 2:295
5. İbni Kesir, 2:61.
6. Tefsir-i Ebu's-Suûd, 3:42.
7. Hülasatü'l-Beyan,3:1231.
8. A g. e.
9. Hak Dini Kur'an Dili, 3:1690.
10. Kur'an-ı Kerimin Türkçe MeaH Alisi ve Tefsiri, 2:772.
11. A. g. e.
12. Münazarat, s. 69.
13. İ'cazü'l-Kur'an, 3:5/7.


İmam Şamil
Sen bir tanesin hocam...
Allah razı olsun.

Selametle...
İmam Şamil
Peki bir de şunu sorayım: Tağutun ordusunda bulunan biri müslüman ise ölünce şehit olur mu?

Selametle...
nasreddinhoca
ALINTI
Peki bir de şunu sorayım: Tağutun ordusunda bulunan biri müslüman ise ölünce şehit olur mu?


Şehit şahitlik demektir...
Herkes şahitliğinin şehididir...

Yaygın yanlış doğrudan ehvendir diye hoş olmayan bir kaide var, ama boş değil... smile.gif
xorient
esselam

ALINTI

O halde, mü'min olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat görüşüne sımsıkı sarılmamız, bid'at ehline iltifat etmememiz gerekir. Büyük imam ve müçtehidlerin tefsir ve izahlarına dikkat edip onlardan istifade etmemiz şarttır. Her hususta olduğu gibi, tekfir meselesinde de bu imamların görüşlerini esas almalıyız. İmam Suyuti'nin "Tekfire yeltenmek, kendini beğenen cahil kişilerin işidir" ikazını da unutmamalıyız.(13)



şimdi olmadı hoca nasrettin şimdi olmadı


demek birde ehli sünnet vel cemaat buyuklerinin içtihadlarıan sarılmayan kafir biggrin.gif
yazdıklarından o cıkıyor

ayet apacık ortada eğip bukmeye zorlamaya tevil etmeye musade bırakmayacak kaadr da net ustelik


onca tevilş ile ayetin nesh durumuna geldiğini fark ettinizmi acaba


iman edenler allah yuolunda savasır inkar edenler tağut yolunda'


(diyen gitti) bakalım bu nasıl eğip bukulecek biggrin.gif


Saltukoğlu
ALINTI(İbni Türk @ Apr 6 2008, 01:18 PM) *

Peki bir de şunu sorayım: Tağutun ordusunda bulunan biri müslüman ise ölünce şehit olur mu?

Selametle...


Tağut emrindeki askeri kendi hedefleri için kullanmaktadır. Bu yüzden istihdam etmektedir. Tağutun hedeflerini gerçekleştirmek için görevde olan müslüman değil ne olursa olsun, tağutun hedeflerinin sadece kurbanı olur. Başka bir şey de olmaz. Böyle bir sorunun sorulması bile abestir.
İlle Cihad
Bence soruda bir abeslik yok saltukoğlu kardeşim. T.C Tağuttur denildi. o halde T.C. Askeri şehit olurmu? bence güzel bir soru.

Gerçi cevabından şehit olmayacaklarını söylemek istediğini anladım. yani T.C. Askeri şehit değil diyosunuz yanlışmı anlıyorum.
Saltukoğlu
ALINTI
ALINTI

O halde, mü'min olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat görüşüne sımsıkı sarılmamız, bid'at ehline iltifat etmememiz gerekir. Büyük imam ve müçtehidlerin tefsir ve izahlarına dikkat edip onlardan istifade etmemiz şarttır. Her hususta olduğu gibi, tekfir meselesinde de bu imamların görüşlerini esas almalıyız. İmam Suyuti'nin "Tekfire yeltenmek, kendini beğenen cahil kişilerin işidir" ikazını da unutmamalıyız.(13)


Nasreddin Hoca, çok çelişkili fikirleri bir arada nasıl kafanızda barındırabiliyorsunuz bir anlam verebilmiş değilim.

Eğer bidat kelime ve kavramlarda da geçerli ise doğal olarak geçerlidir, Kuran ve Sünnet iman edenleri mümin ve müslüman olarak tavsif etmektedir. Ehli Sünnet vel Cemaat kavramı ne Kuranda ne de sünnette vardır. Tabii olarak ehli sünnet vel cemaat kavramı da bidattir. Kendisi bidat iken başkasını nasıl bidatle suçlar anlaşılır gibi değildir.

Bir de, sabık İslam kültürünü olduğu gibi kabulden öte, sahihliğini tespit ederek kabul etmek ancak bu kabulle yetinmeyip günümüzün şartlarına islami çözümler bulmak üzere geçmişi aşmak gerekir. Bu her Kuranı bağdaş kurup önüne alan insanın yapabileceği bir şey olmasa bile, günümüzün salim akıl ve ilim sahiplerinin üstlenmesi gereken önemli bir konudur. Her konuda geçmişin imamları ile yetinmek İslamı donuklaştırır, ki eğer geçmiş önemli ise Rasulullahtan daha önemli bir geçmiş yoktur. Madem geçmiş imamlar Rasulullah zamanında olmayan meselelere çözüm getirmişlerse, bu günkü ulemada geçmişin alimlerinin bu güne ait çözümlerini değil, kendileri Kuran ve Sünneti esas ittihaz ederek günün sorunlarına çare bulmaları gerekmektedir.

Geçmişte yaşanan mezhep kavgaları İslam ve Müslümanlar için en büyük talihsizliktir. Bir defa İslama mezhepsel açıdan bakmak islamı sınırlamaktır. Ve müslümanlar arasında bölücülükten başka bir neticesi de olmaz. Üstünlüğün ölçüsü takva ise mezhebi bir üstünlük ölçüsü olarak algılamak islama uygun değildir.

Bu konuda yine Hüseyin Hilmi Işıkın çarpık zihniyeti şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu. Onlara göre türkiyede yaşayan değil mezhep müslüman olup olmadığını bile bilmeyen, herhalde müslümanım diyenler ehli sünnet oldukları için her türlü günahkarlığa bulaşsalar bile bidat ehli olmadıkları için ehli sünnet oldukları için cenneti hak ediyorlarmış ama, eğer bir insan ehli sünnet vel cemaat değilse cihad etse bile cehenneme gidecekmiş. Bu ne kardeşim, ne ayet ne de hadis, neye göre bir düşünceye sahip olabiliyorlar anlaşılır gibi değil.
İmam Şamil
ALINTI
Tağut emrindeki askeri kendi hedefleri için kullanmaktadır. Bu yüzden istihdam etmektedir. Tağutun hedeflerini gerçekleştirmek için görevde olan müslüman değil ne olursa olsun, tağutun hedeflerinin sadece kurbanı olur. Başka bir şey de olmaz. Böyle bir sorunun sorulması bile abestir


Saltuk kardeş Allah seni ve küstahlığını affetsin.Zira ben aklıma takılan ve sizin yalan-yanlış yazılarınızdan dolayı aklımı karıştıran bir mevzuuda soru sormuş bulunuyorum.Nasreddin kardeş bu konu da tam açıklayıcı ve doyurucu cevaplar vermese de en makul ve yakın cevapları onun verdiği muhakkaktır.
Tağutu icra edenlere kafir deyip ardından yok tağut olsada adil olursa mümin olur gibi çelişkili ve alakasız ifadeler size aittir.Halbuki Nasreddin kardeş tağutu icra edenin iki halinin olduğunu birinin fasık diğerinin kafir olduğunu bunun sair amellerde de aynıyla mümkün olduğunu apaçık şekilde anlatmıştır.Sizin tağut görüşünüze göre ashabtan,ulemaya sizin hayallerinizin dahi alamayacağı enginlikteki bir çok insan kafirdir.Eyüp El-Ensari(r.a),Şeyh Şamil,Ömer Muhtar gibi şahıslar sizin tanımlarınızla bir nevi kafirdirler ve şehit değil tağut uğruna ölüp giden ve hayatları heba olan insanlardır.
Ben Nasreddin Hoca'dan sorumun tam karşılığını vermesi dileğiyle sorumu tekrarlamak istiyorum.
Tağut'un ordusunda olup onun yaptığı herhangi bir savaşta ölen şehit midir?Buradaki şehitlikten maksadım Kur'an da haber verilen 'onlar ölü değildir,katmızda Rab'leri tarafından rızıklandırlmaktadırlar.'(Kelime kelime değil ama mana olarak böyle) ayetiyle belirtilen şehitliktir.Siz benim 'şehitlik' derken hangi mana ile söylediğim anladınız zaten.Şimdi bu sorumun cevabı nedir acaba söyleyebilir misiniz?

Selametle...
TEVHİD
ALINTI
Tağut'un ordusunda olup onun yaptığı herhangi bir savaşta ölen şehit midir?Buradaki şehitlikten maksadım Kur'an da haber verilen 'onlar ölü değildir,katmızda Rab'leri tarafından rızıklandırlmaktadırlar.'(Kelime kelime değil ama mana olarak böyle) ayetiyle belirtilen şehitliktir.Siz benim 'şehitlik' derken hangi mana ile söylediğim anladınız zaten.Şimdi bu sorumun cevabı nedir acaba söyleyebilir misiniz?

Selametle...


Güzel bir soru.
Cevabını tefekkür ederken "İnne meal amali binniaht." ayetini unutmayalım inşallah.
Anlamı:"Ameller niyetlere göredir."
İnsanın hangi niyetle amel ettiğini bilmek gerek.
Savaşa giden bir askerin hangi amaçla, nereye gittiğini bilmesi yanısıra; emir altında olduğunu da değerlendirme içerisine almak gerekmekte.Bu sebeple de herhangi bir insanın ameline bakarak hüküm vermenin hiçbir şekilde doğru olmadığını düşünmekteyim.Kaldı ki tek hüküm sahibinin Allah olduğunu bilmekteyiz. Bizlerin vazifesi sadece doğru ve yanlışları atırdedebilmektir ama bireysel bazda değerlendirme yapmadan inşallah.

Selam ve dua ile
İlle Cihad
Ülke yönetimi tağutta olsa, tağutun emrinde de olsa, vatanının birlik ve beraberliğini korumak adına, halkının can güvenliğini sağlamak adına, mal ve ırz güvenliği için savaşıp ölen bir asker, tağut rejime rağmen şehit olurmu ?

gerçekten uzmanlık gerektiren bir soru. değildir demekte kolay değil, şehittir demekte kolay değil açıkçası.

En doğrusunu Allah c.c. bilir.
nasreddinhoca
ALINTI
Şorient: şimdi olmadı hoca nasrettin şimdi olmadı
demek birde ehli sünnet vel cemaat buyuklerinin içtihadlarıan sarılmayan kafir
yazdıklarından o cıkıyor


Bak güzel kardeşim, copy-paste yaptığım bir metin var ortada, metne dip not düşmediysem bunun vebali bana ait, İbn Türk kardeşim ile yaptığımız münazara da faydalansın diye foruma yapıştırdım...

Şimdi gelelim çıkardığın hükme, eğer okuduğunu anlamıyorsan, bir daha benim yazdığım yazılara şerh düşmeye kalkma...Copy-paste edilen makale tekfirin yanlışlığını ortaya koyarken, nereden çıktı birilerinin kafir olduğu, hadi ordan bak alıntıladığın yeri tekrar oku:

O halde, mü'min olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat görüşüne sımsıkı sarılmamız, bid'at ehline iltifat etmememiz gerekir. Büyük imam ve müçtehidlerin tefsir ve izahlarına dikkat edip onlardan istifade etmemiz şarttır. Her hususta olduğu gibi, tekfir meselesinde de bu imamların görüşlerini esas almalıyız. İmam Suyuti'nin "Tekfire yeltenmek, kendini beğenen cahil kişilerin işidir" ikazını da unutmamalıyız.(13)

DEDİM YA OKUDUĞUNU ANLAMIYORSAN SUS...


ALINTI
ayet apacık ortada eğip bukmeye zorlamaya tevil etmeye musade bırakmayacak kaadr da net ustelik
onca tevilş ile ayetin nesh durumuna geldiğini fark ettinizmi acaba
iman edenler allah yuolunda savasır inkar edenler tağut yolunda'
(diyen gitti) bakalım bu nasıl eğip bukulecek


OKUDUĞUNU ANALMAKTAN ACİZ BİRİNE CEVAP YAZAMAM, METNİ TEFAKKUH EDİN, SONRA KONUŞALIM...

SALTUKOĞLU KARDEŞİM ALINTI YAPTIĞIN PASAJI BİRAZ DAHA TEFAKKUH ET İYİ GELİR...O COPY-PASTE METNİDİR, ACELEYE GELMİŞTİR, DİP NOT DÜŞÜLMEMİŞTİR, İBN TÜRK İLE YAPILAN MÜNAZARA İSTİKAMETİNDE PAYLAŞILMIŞTIR, OKUSUN DİYE YAPIŞTIRILMIŞTIR...KONUNUN TEKFİR BAĞLAMINDA OLDUĞUNU DÜŞÜNMENİZİ DE AYRICA ÖNERİRİM...BENİ TANIYAN ŞİARIMI BİLİR:

BEN MÜSLÜMANIM, MÜSLÜMANLARDANIM; MÜSLÜMANLARDA BENDENDİR...

ALINTI
Madem geçmiş imamlar Rasulullah zamanında olmayan meselelere çözüm getirmişlerse, bu günkü ulemada geçmişin alimlerinin bu güne ait çözümlerini değil, kendileri Kuran ve Sünneti esas ittihaz ederek günün sorunlarına çare bulmaları gerekmektedir.


Ah saltukoğlu ah...geçmiş alimlerin bu güne ait çözümleri ha, bravo, bu güne ait ise bu günkü ulemaya ne hacet!!! Elbette, kuran ve sünnet eksenli içtihada her zaman açığım ve destekledim...


ALINTI
Tağut'un ordusunda olup onun yaptığı herhangi bir savaşta ölen şehit midir?Buradaki şehitlikten maksadım Kur'an da haber verilen 'onlar ölü değildir,katmızda Rab'leri tarafından rızıklandırlmaktadırlar.'(Kelime kelime değil ama mana olarak böyle) ayetiyle belirtilen şehitliktir.Siz benim 'şehitlik' derken hangi mana ile söylediğim anladınız zaten.Şimdi bu sorumun cevabı nedir acaba söyleyebilir misiniz?


Size açık ve net bir cevap vermiştim...
Meseleye vakıf olacağınızı ümit etmiştim...
Daha açık bir şekilde ifade edeyim, fıkıhtan yoksun bir adam yıllar önce şehit demezdi...ama yıllar önce ki kullandığı şehitlik kavramını, bu gün tağuti bir orduda ölenler için içerik olarak kullanmasa da kelime olarak kullanır, herkes şahit olduğunun şehididir...
Kuran'daki şehitlik ile ilgili örnek verdiğiniz ayete gelince, Allahu A'lem...
O kadar derin bir istidlal yeteneğine sahip değilim işin açığı...
Allah'ın ölü değildir diyerek taltif ettiği şehidler için, mezardan tasarrufta bulunur gibi bir anlam çıkaracak kadar ilme ermedik henüz!!!
Daha açık bir örnek vereyim, Güney Doğu'da PKK ile çarpışırken şehid olan anadolu evlatlarının niyetleri Allah'a aittir, çapulculara değil...
İmam Şamil
Suraan,Tevhid ve Nasreddin kardeş hepnize selam olsun ve Allah sizden razı olsun.Tavhid kardeşimin açıklaması gayet güzel ve kafamdaki soru işaretlerini giderdi.Nasreddin kardeş de çok güzel bir noktayı 'niyeti' güzel bir şekilde açıklamış.
Yani aslında tağutun emriyle dahi hareket etmiş olsa eğer bir müslüman Allah rızası için savaşıyor ve cihad ediyorsa ve bu amel ve niyet üzere ölüyorsa şehittir.
Aslında Suraan kardeşimizin cevabı da burada gizli olsa gerek.
Niyet herşey niyet!!!

Selametle...
MoqavemaT
Şehitlik hususunda şu var.

O askerler TC nin askeri olupta öldükleri için şehit olmazlar.

Eğer müslüman iseler, akideleri temiz ise, niyetleri temiz ise, assabiyet için değil islam için savaşıyorlarsa, Allahu Alem şehid olabilirler.


Aradaki farkı şu şekilde algılayın.

TC askeri nato görevi ile Afganistana gitse orada mücahidler ile çatışmaya girse ölse hükümleri nedir.

Yani burada da niyetleri temizdir diyebilecekmisiniz.

Elbette diyemeyiz, orada böyle bir çatışmada ölseler şehid olmamakla kalmıyacaklar, zulmedenlerden olacaklardır.

Aradaki fark budur.

Tağutu düzende yapılan her hizmet tağuta itaat değildir. Bunu ayırmak gerekir Yaptıklarını islamın ve müslümanların maslahatı için mi yoksa tağutun maslahatı içinmi.

Sen tağut devlette asker olsan ama yeri ve zamanı denk geldiğinde islam ve müslümanalri çin ölmüşsen şehid olabilirsin...

Ama tağutun maslahatını gözetecekbir işte istersen cami imamı ol farketmez.



En doğrusunu Allah(c.c.) bilir...
TEVHİD
ALINTI
Daha açık bir örnek vereyim, Güney Doğu'da PKK ile çarpışırken şehid olan anadolu evlatlarının niyetleri Allah'a aittir, çapulculara değil...


Doğru.Ötesi Allah adına hüküm vermek olur.



ALINTI
Niyet herşey niyet!!!


Kesinlikle.Ve niyetleri ancak Allah bilir.Bizler zahire göre hüküm vermekten her daim kaçınmalıyız. Nerede okuduğumu şimdi hatırlayamadım ama hıoşuma giden bir sözü yazayım: "Kimse Allahçılık oynamasın."

Selam ve dua ile
TEVHİD
ALINTI
Tağutu düzende yapılan her hizmet tağuta itaat değildir. Bunu ayırmak gerekir Yaptıklarını islamın ve müslümanların maslahatı için mi yoksa tağutun maslahatı içinmi.


Bu da doğru bir ifade.Ama işin zor yanı neyi niçin yaptığmızı samimi olarak önce kendi nefsimize soracağız.Öyle fıkhi mevzular var ki gerçekten yapılması doğru olanı seçmek zor oluyor.Böyle zamanlarda ise herzamankinden daha fazla duaya ihtiyaç duymaktayız.Öyle değil mi?

Selam ve dua ile
Teşekkürler
<#thank#>
Saltukoğlu
Ameller niyetlere göredir hadisinde unutulan bir yön vardır. Amel İslama göre Allah için yapılan şeklini islamın belirlediği bir eylemdir. Şeklen İslama uygun olsa bile özünde Allah için yapılmamışsa faydası yoktur batıldır demektir.

Bir kişi riyakarlık için namaz kılabilir, bunu biz şeklen namaz kılıyor olarak algılayabiliriz ancak eğer kalbinde riya için kılıyorsa o namazın ona bir hayrı yoktur. Üstelik günahkarlıktır.

Yani İslamda Amelinde Niyetinde İslamın emrettiği şekilde olması şarttır. Tağuti rejimlerin kendilerini ayakta tutmaları için kullandığı insanların eylemlerini onların iyi niyetleri bile hayra çeviremez. Mesela örnekte verilmiş. Afganistanda amerikan askerleri ile birlikte amerikaya karşı çarpışan müslümanlara kurşun sıkacaksın, müslümanı öldüreceksin, amerikaya kar sağlayacaksın, sonra da niyetin iyi olacak ha. Bu kadar komiklik olur mu?
İmam Şamil
ALINTI
Yani İslamda Amelinde Niyetinde İslamın emrettiği şekilde olması şarttır. Tağuti rejimlerin kendilerini ayakta tutmaları için kullandığı insanların eylemlerini onların iyi niyetleri bile hayra çeviremez. Mesela örnekte verilmiş. Afganistanda amerikan askerleri ile birlikte amerikaya karşı çarpışan müslümanlara kurşun sıkacaksın, müslümanı öldüreceksin, amerikaya kar sağlayacaksın, sonra da niyetin iyi olacak ha. Bu kadar komiklik olur mu?


Kardeş sen yazıları okumuyor musun yoksa bilerek mi yapıyorsun?
Alıntı yaptığın arkadaş orada iki örnek, müsbet ve menfi iki örnek vermiştir.Zaten menfi olanını hepimiz anladık.Sadece onu baz alıp hepsine aynı ithamda bulunmak yanlıştır.Kaldı ki siz değil misiniz tağutu icra ettiği halde adilse yok müslüman olur,yok tağuttur ama kafir değildir diyen.Yani gerçekten ne dediğniz belli değil!!!
Tağutu icra eden niyetine göre müslüman oluyor onun emrindeki kafir!!!
İlginç ve mantıksız bir yaklaşım.
Saltuk kardeş bilyorsan yaz,bilmiyorsan sus!!!
Merak ettiğim bir kaç husus var onda da aklımı bulandırma.Ve senden ricam benim sorduğum sorulara cevap verme!!!
Çünkü çok komikler...

Selametle...
Saltukoğlu
Yazıları kimin okumadığı belli oluyor, benim diye söylediklerinle benim hiç bir alakam yok, istersen mesajları bir daha oku olur mu?
İmam Şamil
Olur...

Selametle...
xorient
esselam

doğuda ölenlere şehid öldurenlere azi deme cüreti hiç bir muslumanda olamaz.

bu tamamen islam dısı siyesetlerin carpışmasıdır confused1.gif

'iman edenler allah tolunda savasır inkar edenler tağut yolunda'
İmam Şamil
Xoerient kardeş doğru söylüyorsun da senin açıklaman işin biraz genel kısmı.
Nasreddin Hoca'nın açıklamalarını okursan çok yerinde ve isabetli.Bir de diğer arkadaşların.
Tağutun ordusunda savaşıp ölenlerin arasında şehitlerde vardır.Çanakkale'de olduğu gibi ya da Eyyüp El-Ensari Hazretleri'nde olduğu gibi.
Saltukoğlu
ALINTI(İbni Türk @ Apr 7 2008, 04:54 PM) *

Saltuk kardeş Allah seni ve küstahlığını affetsin.Zira ben aklıma takılan ve sizin yalan-yanlış yazılarınızdan dolayı aklımı karıştıran bir mevzuuda soru sormuş bulunuyorum.Nasreddin kardeş bu konu da tam açıklayıcı ve doyurucu cevaplar vermese de en makul ve yakın cevapları onun verdiği muhakkaktır.
Tağutu icra edenlere kafir deyip ardından yok tağut olsada adil olursa mümin olur gibi çelişkili ve alakasız ifadeler size aittir.Halbuki Nasreddin kardeş tağutu icra edenin iki halinin olduğunu birinin fasık diğerinin kafir olduğunu bunun sair amellerde de aynıyla mümkün olduğunu apaçık şekilde anlatmıştır.Sizin tağut görüşünüze göre ashabtan,ulemaya sizin hayallerinizin dahi alamayacağı enginlikteki bir çok insan kafirdir.Eyüp El-Ensari(r.a),Şeyh Şamil,Ömer Muhtar gibi şahıslar sizin tanımlarınızla bir nevi kafirdirler ve şehit değil tağut uğruna ölüp giden ve hayatları heba olan insanlardır.
Ben Nasreddin Hoca'dan sorumun tam karşılığını vermesi dileğiyle sorumu tekrarlamak istiyorum.
Tağut'un ordusunda olup onun yaptığı herhangi bir savaşta ölen şehit midir?Buradaki şehitlikten maksadım Kur'an da haber verilen 'onlar ölü değildir,katmızda Rab'leri tarafından rızıklandırlmaktadırlar.'(Kelime kelime değil ama mana olarak böyle) ayetiyle belirtilen şehitliktir.Siz benim 'şehitlik' derken hangi mana ile söylediğim anladınız zaten.Şimdi bu sorumun cevabı nedir acaba söyleyebilir misiniz?

Selametle...


İslam ahkamı devlet düzleminde Osmanlıdan sonra ortadan kaldırıldı. Yani kamil anlamda devlet düzeyinde tağutluk Osmanlıdan sonra başladı.

Osmanlı ve öncesindeki bütün islam ve türk devletlerinin toplumsal kanunları şeriati islamiye idi. Buna Abbasiler ve Hiç sevmediğimiz emeviler dahil.

Galiba burada münafıklarla kafirler karıştırılmaktadır. Çünkü batılı felsefeleri yaşam tarzı yapıp islam ahkamını istemeyi bile suç sayan batıcı yönetimler tağut ve kafir olurken, Osmanlı ve öncesindeki bütün islam devletleri aksayan yönleri ile birlikte hiç bir zaman tağut değil belki nakıs birer islam devleti oldular.

İşte tam bu meyanda, yönetim şeklinin batı kanunları olduğu ve islamı yasaklamış olan bir sistemde, o topraklarda yaşayan bir müslüman yöneticilik düzeyine ulaşıp bir yönetime geldiğinde, yönetim tağut olduğu halde o kişi sırf o yönetimde bulunuyor diye tağut olmaz, belki elindeki imkanları İslamınlehine kulanarak süreci olumluya çevirebilir ve o kişiye kafir denmez.

Ama yönetim İslamıde olsa, bir kişi nifak perdesi altında müslüman gözüküp müslümanların idaresini eline alabilir, bu kişiyede elbette tağut diyebiliriz. Örnek ise Yezittir. Mesela Yezit, bir İslam devletinin reisi iken tağut idi, ama örneğin Tayyip Erdoğan islami olmayan bir yönetimin başbakanı olduğu halde tağut değildir, çünkü uyguladığı kanunları inanarak uygulamamaktadır. Bilmem anlatabildim mi?
İmam Şamil
Arkadaş benim öğrenmek istediğim şudur senden:
Tağutu icra eden kafir midir?

Selametle...
Saltukoğlu
ALINTI(İbni Türk @ Apr 11 2008, 02:15 PM) *

Arkadaş benim öğrenmek istediğim şudur senden:
Tağutu icra eden kafir midir?

Selametle...


Tağutu icra eden tağuta inanarak icra ediyorsa kafirdir. İnanmayarak ediyorsa durumuna göre değişir. Eğer tağutu icra konumunda iken müslüman olmuşta o konumunu islam için faydalı olmaya kullanıyorsa mümindir. Ashabı Kehfin yönetim müşavirleri gibi. Yok eğer tağuta inanmasa da icrasında islama bir faydası da yoksa, makam ve mevkı hırsı ile orada bulunuyorsa büyük günahkardır, yine kafir değildir. Bunlarda tağuti rejimlerde yönetimde bulunan müslümanlardır örnek. Siz neyin peşindesiniz anlamış değilim.
İmam Şamil
Yahu icra eden durumuna göre müslüman oluyor da ordusunda ki adam neden şehit olmuyor,fasık olarak ölüyor.Neyse kardeş daha açıklama yapmana gerek yok ben anlayacağımı anladım.Yine de sağol.

Selametle...
Saltukoğlu
ALINTI(İbni Türk @ Apr 11 2008, 03:35 PM) *

Yahu icra eden durumuna göre müslüman oluyor da ordusunda ki adam neden şehit olmuyor,fasık olarak ölüyor.Neyse kardeş daha açıklama yapmana gerek yok ben anlayacağımı anladım.Yine de sağol.

Selametle...


Ordusundaki adam da müslüman olabilir ama şehid olamaz. Çünkü tağutun hedeflerini gerçekleştirmek için yapılan hareketin neticesi şehadet değildir. Üstelik tağutun ordusunda olmanın farklı konumları var. Tağutun ordusunda olursun ama islama ve müslümana zarar vermeyecek bir konumda olabilirsin. Ama tağutun askeri konumunda olup islama savaş açmış vaziyette olurda bir de müslümanlara kurşun sıkarsan ne olursun biliyormusun, şehit ha.

Müslüman olup Mekkede kalıp Rasulullahla hicret etmeyip Bedirde müslüman oldukları halde müslümanlara karşı çarpışmaya getirilip birde müslümanlara kılıç çeken bedbaht müslümanları hatırlıyormusunuz, Kuran bizzat bu konuda haber veriyor. Bunlar nefislerine zulmetmişler olarak cehenneme gidecek kimseler olarak anılmaktadır haberiniz var mı?

Şehid olmak o kadar kolay mı? Adam Rasulullahın ordusunda bulunuyor, ona bile şehadet nasip olmayabiliyorda, tağutun askeri olup onun emrinde kurşun sıkmakla nasıl şehid olunuyormuş?
xorient
ALINTI(İbni Türk @ Apr 11 2008, 02:15 PM) *

Arkadaş benim öğrenmek istediğim şudur senden:
Tağutu icra eden kafir midir?

Selametle...



esselam

komsusu açken tok yatan muslmanmıdır ? sad.gif benzer bir durum

batındakini allah bilir.
tağutu icra eden kafirdir zahiren bu böyledir ve değerlendirme isteniyorsa zahire bakmak durumundayız







xorient

esselam

komsusu açken tok yatan muslmanmıdır ? sad.gif benzer bir durum

batındakini allah bilir.
tağutu icra eden kafirdir zahiren bu böyledir ve değerlendirme isteniyorsa zahire bakmak durumundayız

hoca nasrettin copy paste ni okudum tekrar.


Mâide Sûresi, 44. ayette geçen; "Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir" ayetini nasıl anlamalıyız?

İslamın sosyal hayata bakan yönlerini yanlış değerlendiren bazı kişiler, o yüce dinin bir kısım hüküm ve meselelerine sathi olarak baktıklarından hataya düşmekten kendilerini alamıyorlar. Açmış oldukları bu yanlış çığıra başkalarını da sürüklediklerinden hata genişliyor, diye başlıyor ve ne yazıkkı apacık mustahkem bir ayeti eğip bukmeye başlıyor

bu benim kanaatim ismimde hoca allame sıfatı yok lakin olmasıda gerekmiyor.

sözume ravi eklemek zorundada değilim

anlamadığımı siz söyluyorunuz.pekala anlasılıyor ne olduğu smile.gif

gelelim ayetimize sosyal hayata yön veren kanun nizam ve emirleri verenler allah ın bizlere irad ettiği kitabı referans almazlarsa kafirdirler fasıktırlar zalımdirler (günde bilmem kaç vakitte namaz kılsınlar hatta)

allah kafirleri zalimleri fasıkları doğru yola iletmez bu kavramlar oyuncak değil.


ha unutmadan laiklik diyaneti hiç bir şekilde kaale almaz zira laiklik sosyal hayata yon veren kanunların allah dan alınıp başkalarına verilmesidir bir başka değişle laiklik küfürdür.

biz isse la ilahe illallah diyoruz.








nasreddinhoca
ALINTI
hoca nasrettin copy paste ni okudum tekrar.


nasreddinhoca, nasreddinhoca, nasreddinhoca... smile.gif

ALINTI
kafirdirler fasıktırlar zalımdirler (günde bilmem kaç vakitte namaz kılsınlar hatta)


hadi ordan tekfirci...!!!
xorient
ALINTI(nasreddinhoca @ Apr 16 2008, 04:23 PM) *

nasreddinhoca, nasreddinhoca, nasreddinhoca... smile.gif
hadi ordan tekfirci...!!!

esselam
birebirde söylemekten hicab edeceğiniz kelimeleri sanalda yazabiliyorsunuz bu islam ahlakından bir parca değildir

esefle kınıyorum


size selam sadece selam
MoqavemaT
Arkadaşlar o kadar okudum, daha neyi tartıştığınızı anlayamadım...

Birbirinizi tenkit edeceğiinize

Vehim'i ve İrşad' maddeler halinde yazsanız bizde anlasak...

Kimin ne dediği belli değil uşaklar!
nasreddinhoca
ALINTI
esselam
birebirde söylemekten hicab edeceğiniz kelimeleri sanalda yazabiliyorsunuz bu islam ahlakından bir parca değildir
esefle kınıyorum
size selam sadece selam


Ya hu tekfir eden sensin...
Hicab edilecek bir şey yok...
Tekfirci dedim, yanlış mı dedim, siz bana ondan haber verin...
Bu sözler size ait değil mi: "kafirdirler fasıktırlar zalımdirler (günde bilmem kaç vakitte namaz kılsınlar hatta)"
Ben de sizi esefle kınıyorum...
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.